Türkiye’nin En İtibarlı Üç Markası

Türkiye İtibar Endeksi 2012 sonuçlarına göre, Türkiye’nin en itibarlı üç markası belli oldu

Türkiye İtibar Endeksi 2012 sonuçlarına göre, Türkiye’nin en itibarlı üç markası Koç Holding, Sabancı Holding ve Ülker oldu

İtibar Atölyesi adına İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin akademik denetiminde uluslararası araştırma şirketi XSIGHTS tarafından alkolsüz içecek, bilişim, otomotiv, tekstil, bankacılık, gıda, ilaç, turizm, beyaz eşya, elektronik eşya, sigorta ve ulaşım sektörleri özelinde gerçekleştirilen Türkiye İtibar Endeksi 2012 Sonuçları, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sütlüce Kampüsü’nde düzenlenen basın toplantısında açıklandı.

Türkiye İtibar Endeksi 2012 sonuçlarına göre, Koç Holding yüzde 20,Sabancı Holding yüzde 18,1 ve Ülker yüzde 6,7 ile Türkiye’nin en itibarlı üç markası oldu. Bu şirketleri, yüzde 5,9 ile Arçelik, yüzde 4,5 ile Turkcell, yüzde 2,7 ile Coca Cola, yüzde 2,4 ile Ağaoğlu, yüzde 1,7 ile Doğan Holding ve THY, yüzde 1,6 ile Eti ve Vestel ve yüzde 1,5 ile Doğuş Holding izledi.

Toplantıda konuşan İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazım Ekren, geçen yıldan bu yana genel itibar endeksinin 78,3’ten 77,1’e düştüğünü gözlemlediklerini belirterek, “Bu düşüş, ‘Türkiye’nin En İtibarlı Şirketi’ genelinde anlamlı bir düşüş olmamakla birlikte, sektörler bazında endeks puanı farklılıklar sergiliyor” dedi.

Ekren, üniversitenin akademik desteği ve denetimiyle gerçekleştirilen Türkiye İtibar Endeksi çalışmasında ikinci yılı da tamamladıklarını belirterek, endeks çalışmamalarının, hem akademi dünyası, hem de özel sektör için önemli olduğunu, bu konuda üzerlerine düşeni yapmak için çalışmalara devam edeceklerini kaydetti.

Türkiye’nin En İtibarlı Şirketi genelinde anlamlı bir düşüş olduğunu vurgulayan Ekren, şöyle konuştu:

“Sektörler bazında endeks puanı farklılıklar sergiliyor. Bu yılki çalışma, alkolsüz içecek, gıda, beyaz eşya gibi sektörlerde endeks puanının artarken, tekstil ve hazır giyim sektörünün itibar puanının aynı kaldığını, elektronik eşya sektörünün puanının ise düştüğü ortaya çıkıyor. Bu yıl endekse ilk defa dahil edilen ilaç, ulaşım, bilişim ve turizm sektörlerini yakından izleme olanağı veren endeks çalışmamız, bu sektörlerde de itibar konusunda lider olan şirketleri ortaya koyuyor. Algı faktörlerini ele aldığımızda ‘dürüst ve şeffaflığın’, geçen yıl olduğu gibi, kamuoyu nezdinde en önemli kriter olarak ortaya çıkması da itibara giden yolda şeffaf davranmanın değerinin altını bir kere daha çiziyor.”

“Endeks, iletişim ve pazarlama profesyonellerine yön verecek”

XSIGHTS Araştırma Yönetim Kurulu Başkanı Çiğdem Penn de şirketlerin Türkiye İtibar Endeksi raporundan bu yıl da çok faydalanacaklarını belirterek, “Öncelikle ‘Şirketiniz itibar radarına girmiş mi, sektörünüzdeki sıranız kaç, sizi en itibarlı şirket olarak algılayan kişiler Türkiye’nin neresinde, rakiplerinize göre neredesiniz, sektörünüzde hangi algı faktörleri fark yaratacak gibi hep merak ettiğimiz soruları, sponsorsuz, tarafsız, akademik olarak kontrol edilmiş bir araştırmaya dayanarak bulacaksınız. Türkiye İtibar Endeksi raporunu tüm iletişim ve pazarlama profesyonelleri çok ilginç ve faydalı bulacak” diye konuştu.

İtibar Atölyesi Başkanı Ertan Acar da Türkiye İtibar Endeksi’nin sonuçlarının şeffaflığı, her türlü müdahale ve yönlendirmeye kapalı bir biçimde gerçekleştirilmesinin teminatının İstanbul Ticaret Üniversitesi ve üniversitenin İstatistik Bölümü olduğunu söyledi.

Acar, Türkiye’nin gerek bölgesinde gerekse dünya çapında etkin bir rol üstlenmesiyle kurumsal itibar yönetimi konusunun iletişim dünyasının en önemli gündem maddelerinden biri haline geldiğini kaydetti.

İstanbul Ticaret Üniversitesi bünyesinde kurulan İtibar Derecelendirme Uygulama ve Araştırmalar Merkezi Müdürü Ferhan Benli ise itibar yönetiminin stratejik önemine dikkati çekerek, “İlk defa Türkiye’de üniversitemizde kurumsallaştırılan bir itibar ölçüm merkezinin kurumsal itibarin ölçülebilinir ve yönetilebilinir bir stratejik parametre konumuna getirilmesinden gurur duyuyoruz” dedi.

Kaynak: http://www.ekofinans.com/turkiyenin-en-itibarli-uc-markasi-h25565.html611x395_sabanci_4f8d3962c89b6

Ziraat Türkiye Kupası İletişim Kampanyasıyla Ekranlarda

Happy People Project’in hazırladığı ve futbolun bir oyundan daha fazlası olduğunu anlatan Ziraat Türkiye Kupası iletişim kampanyası yayınlanmaya başladı. Reklam filminde bir zamanlar hep birlikte keyif aldığımız, mucizelerine, çıkarsız dostluklarına, birleştirici etkisine hep beraber tanıklık ettiğimiz futbolun geldiği nokta sorgulanıyor; futbolu endüstrisini oluşturan ögelere bu konudaki sorumlulukları hatırlatılıyor. Yaratıcı fikri ve başarılı prodüksiyonu ile kısa zamanda geniş kitlelerin beğenisini kazanan film, alışılagelmiş futbol sponsorluğu işlerinden çok farklı stratejisi ile Türk futbolunun sorunlarını tartışmaya açarak ezber bozuyor.

Kampanya Künyesi:
Reklamveren: ZİRAAT BANKASI
Ziraat Bankası Reklam Yetkilisi: Ali Kırbaş
Reklam Ajansı: HAPPY PEOPLE PROJECT
Yaratıcı Ekip: YAŞAR AKBAŞ, ATİLLA KARABAY, SELÇUK AKYÜZ, ÇAĞLAR BEY, MESUT UĞURLU, EFE KAPTANOĞLU, ALİCAN KILIÇOĞLU
Marka Ekibi: ORÇUN ONURAL, BAŞAK TETİK, ÇİĞDEM GELENER, SİNEM TUNCER
Stratejik Planlama Ekibi: EMEL GÖKER, N. ÖZLEM AKBAŞ
Yapimevi: 2012 PRODUCTION
Yonetmen: ÖZER FEYZİOGLU
Yapımcı: EZEL DOMANİÇ
Görüntü Yönetmeni: TOLGA KUTLAR
POST PRODUKSİYON: SİNEFEKT
POST PRODUKSİYON SUPERVİZORÜ: OZGUR YİĞİT
MUZİK: JİNGLE HOUSE
Medya Ajansı: Mediavest

Kaynak: http://www.medyaloji.net/haber/ziraat_turkiye_kupasi_iletisim_kampanyasiyla_ekranlarda.htm44046_b

Sabancı Holding’ten 2 Milyar Dolar Yatırım

Sabancı Holding CEO’su Zafer Kurtul, geçen yıl büyüme, karlılık ve hisse performansı olarak başarılı neticeler aldıklarını ve Sabancı Holding’in piyasa değerinin 12 milyar doları aştığını söyledi. Kurtul, geçen sene 1.6 milyar dolar olarak gerçekleşen yatırım tutarlarının bu yıl 2 milyar doların üzerinde olmasını hedeflediklerini açıkladı.

Sabancı Topluluğu’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Topluluğun, şirket ve çalışanların başarılarını ödüllendirmek için bu yıl dördüncüsünü düzenlediği Sabancı Altın Yaka Ödülleri’nde büyük ödül Teknosa’nın oldu. Sabancı Center’da düzenlenen tören, Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, CEO’su Zafer Kurtul, İnsan Kaynakları Grup Başkanı Neriman Ülsever, Topluluk yöneticileri ve çalışanların katılımıyla gerçekleştirildi. Sunuculuğunu ünlü şovmen Beyaz’ın üstlendiği törene, Sabancı Topluluğu’nun çeşitli şirketlerinden yaklaşık 600 çalışan katıldı. Törende, Sabancı Altın Yaka Ödülleri, 6 farklı kategoride sahiplerini buldu. Sabancı Altın Yaka Ödülleri’nde büyük ödül olan Değer Yaratan kategorisinde Teknosa birincilik alırken, Pazar Odaklılık’ta Brisa, İnsana Yatırım’da Akçansa ödülün sahibi oldu. Birey ya da ekiplerin yarıştığı kategorilerde ise Verimlilik’te Sasa, İnovasyon’da Kordsa Global, Sinerji’de ise bireysel alt kategoride Enerjisa, kurumsal alt kategoride Akçansa, Çimsa ve Kordsa Global ödüle layık görüldü.

 

“KENDİ ‘OSCAR’IMIZI YAPARIZ DEDİK”

 

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, törenin açılışında yaptığı konuşmada, Sabancı Topluluğu olarak ödül almaya alışmış bir grup olduklarını söyledi. Bunu gururla söylediğini dile getiren Sabancı, şöyle devam etti:

“2008 yılında dünyada büyük bir kriz oldu. 2009 yılına geldiğimizde (bu krizle mücadelenin bir yolu olmalı) diye düşündük. Tekrar silkelenmeliyiz, yeni bir hamle, yeni bir heyecan bulmalıyız fikri vardı. Ama biz Sabancı olarak öyle bir boyuta geldik ki, arkadaşlarımın birikimleri ve yönetim anlayışları ile biz kendi ödülümüzü, kendi ‘Oscar’ımızı yaparız dedik. Arkadaşlarım katkı vererek, tasarımını, denetimini, her türlü sürecini hazırladılar. Kendi işlerinin dışında bu işe emek harcıyorlar. Bu ödül Sabancı Topluluğu’nun kendi ödülüdür. Birlikte daha iyiyi ararken, daha mükemmeli ararken, bu arada en iyileri seçmeye çalışıyoruz. Sabancı Altın Yaka Ödülleri’nin Toplulukta yarattığı heyecanın sebebi, arkadaşlarımın işlerini sevmeleri, daha iyiyi istemeleri, başarıyı sevmeleridir. Biz Sabancı Holding’de bu yüzden başarılı oluyoruz.”

“HEP BERABER KAZANIYORUZ, TÜRKİYE KAZANIYOR”132515

Sabancı, ödüllerin işin bir sonucu ve mükafatı olduğunu, kendilerinin bir yolculuk yaptığını ve bu yolculuğun bir istasyonu olmadığını söyledi. Bir yerlerde yavaşlayıp ödül verdiklerini ancak yolculuğun devam ettiğini dile getiren Sabancı, “Bu uzun ve başarılı bir yolculuk. Ama sonunda kaybedenimiz yok. Hep beraber kazanıyoruz, Türkiye kazanıyor” dedi.

“SABANCI HOLDİNG’İN PİYASA DEĞERİ 12 MİLYAR DOLARI AŞTI”

Sabancı Holding CEO’su Zafer Kurtul, törende yaptığı konuşmada, geçen yıl sonuçlarının çok iyi olduğunu belirterek, “Hem büyüme, hem karlılık hem de hisse performansı olarak başarılı neticeler aldık. Sabancı Holding hisse senedi fiyatı 2012 yılında yüzde 80 yükselerek IMKB-30’un çok üzerinde bir performans gösterdi. Sabancı Holding piyasa değeri 12 milyar doları aştı. Bu artışın temel nedeni Sabancı Holding iştiraklerinin başarılı performansıdır” diye konuştu. Sabancı Holding’in yatırım anlamında yoğun bir yıl yaşadığını anlatan Zafer Kurtul, geçen sene 1.6 milyar dolar yatırım yaptıklarını, bu sene ise 2 milyar doların üzerinde yatırım yapacaklarını söyledi.

Kaynak: http://www.isinsani.com/sirket-haberleri/2899-sabanci-holdingten-2-milyar-dolar-yatirim.html

Yabancı Markalar Türkiye’ye Akın Etti

Son yıllarda marka başvurusuyla Avrupa’nın zirvesinde yer alan Türkiye’ye yabancıların ilgisi artmaya devam ediyor

Son yıllarda marka başvurusuyla Avrupa’nın zirvesinde yer alan Türkiye’ye yabancıların ilgisi artmaya devam ediyor. Yılın ilk çeyreğinde yurt dışından Türkiye’ye yapılan başvurular sonucunda tescillenen marka sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 216,7 artarak 5 bin 114 oldu.

Sınai mülkiyet alanında son dönemde önemli atılım gerçekleştiren ülkelerin başında yer alan Türkiye’de markalarını koruma altına almak isteyen yerli ve yabancı çok sayıda kişi ve şirket, ocak-mart döneminde TPE’nin kapısını çaldı.

Enstitü, yılın ilk çeyreğinde 20 bin 742’si Türkiye’den, 5 bin 114’ü yurt dışından gerçekleştirilen başvurularla toplam 25 bin 856 markanın tescilini yaptı. Yurt dışına ilişkin tescil rakamı geçen yılın aynı döneminde bin 615’ti.

Marka tescillerinin, TPE’ye başvuran ülkelere göre dağılımına bakıldığında ise ilk sırada Almanya yer aldı. TPE, söz konusu dönemde Almanya’nın 941 markasını tescil ederken, bu ülkeyi 901 tescille ABD izledi. İsviçre’nin 449, Fransa’nın 399, İtalya’nın 355, Çin’in ise 305 marka başvurusu tescille sonuçlandı.

-“Marka değerleri, tüm aktiflerinden daha büyük”

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, günümüz iş dünyasında işletmelerin sahip oldukları en önemli varlıkların başında sınai mülkiyet haklarının geldiğini söyledi.

Dünyadaki bazı şirketlerin sadece marka değerlerinin, diğer tüm aktiflerinin toplamından daha büyük bir rakama ulaştığına dikkati çeken Ergün, Samsung ve Apple gibi “dünyanın en büyük bilişim firmaları” arasında son dönemde yaşanan “patent savaşları”nın da bu alandaki rekabetin boyutlarını gözler önüne serdiğini ifade etti.

Ergün, günümüzde fikri ürünlerden elde edilen lisans gelirlerinin yıllık 250 milyar dolar gibi muazzam bir seviyeye ulaştığını bildirdi.

-“Yabancıların ilgisi her geçen gün artıyor”

Ülke ekonomilerini de yakından ilgilendiren bu konuda Türkiye’nin son yıllarda önemli performans gösterdiğinin altını çizen Ergün, şunları kaydetti:
“2012 yılında Türkiye, Avrupa’da marka başvurularında birinci, tasarım başvurularında ikinci, patent başvurularında ise sekizinci sırada yer aldı. Marka başvurularında Avrupa’nın zirvesinde yer alan Türkiye’ye yabancıların ilgisi de her geçen gün artıyor. Yurt dışından Türkiye’ye yapılan başvurular sonucunda tescillenen marka sayısı 2012’nin Ocak-Mart döneminde bin 615 iken, söz konusu rakam yüzde 216 oranında artışla bu yılın aynı döneminde 5 bin 114’e çıktı.”

-Hedef nitelikli marka oluşturma

Ergün, marka başvurularında nicelik olarak hedeflediği seviyelere yaklaşan Türkiye’nin, artık nitelikli markalar oluşturmaya odaklandığını ifade ederek, şöyle devam etti:
“Dünya çapında tanınan 10 küresel marka oluşturmak da 2023 hedeflerinin arasında yer alıyor. Şu an TBMM’de ilgili komisyonun gündeminde olan Sınai Mülkiyet Hakları Kanun Tasarısı da bu hedefi gerçekleştirmek adına önemli düzenlemeler içeriyor. Tasarıyla üniversitelerin de patent sahibi olabilmesi mümkün hale geliyor. İncelemesiz patent uygulamasını kaldırılırken, faydalı model başvurularına da araştırma raporu koşulu getiriliyor. Alınan sınai mülkiyet haklarının korunması açısından da çok daha disiplinli bir süreç başlıyor. Taklit ürünlere 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası olacak, ayrıca yakalanan taklit ürünlere el konulacak. Patent, tasarım ve coğrafi işaret ihlaline 1 milyon lira para cezası verilebilecek.”

Kaynak: http://www.bloomberght.com/haberler/haber/1346557-yabanci-markalar-turkiyeye-akin-etti1346557_1a

IFFA Fuarı, Sektörü Buluşturuyor

Üç yılda bir düzenlenen ve et işleme endüstrisinin dünyadaki en önemli fuarı olarak kabuI edilen IFFA Uluslararası Et İşleme Teknolojileri Fuarı, 4-9 Mayıs günleri arasında Almanya’nın Frankfurt kentinde düzenlenecek.

Et tesisi yatırımcıların merakla beklediği 3 yılda bir düzenlenen ve et işleme endüstrisinin dünyadaki en önemli fuarı olarak kabuI edilen IFFA Uluslararası Et İşleme Teknolojileri Fuarı, 4-9 Mayıs günleri arasında Almanya’nın Frankfurt kentinde düzenlenecek. Fuarda et ürünlerinin bütün işlem sürecini kapsayan kesim, pişirme, etiketleme ve paketleme makineleri, tartı aletleri, saklama-soğutma, taşıma, kasap gereçleri, mağaza ekipmanları ve depolama sistemleri sergileniyor.

Kasapların, et üretici ve işleyicilerin, son teknoloji ürünlerini görebileceği, yeni pazarlama ve satış stratejilerini öğrenebileceği ve farklı ülkelerden meslektaşlarıyla uzmanlıklarını paylaşabileceği bir buluşma platformu olan IFFA Fuarı’na Korozo, Cemsan, Effessa, Yeşilada ve Üçge-DRS firmaları başta olmak üzere toplam 50 ülkeden 953 firma katılıyor.

Kaynak: http://www.perakende.org/fuarlar/iffa-fuari-sektoru-bulusturuyor-1342792202h.html23075

Motive eden rakamlar

CEO’ları motive eden ve yatırım iştahlarını artıran rakamlar…

indir (3)Geçtiğimiz mart ayında yayınladığımız CEO anketi de ortaya koymuştu. Katılan 172 CEO’dan yüzde 68’i, “iyimser” olduğunu açıklamıştı. Küresel ekonomideki belirsizlikler, Euro bölgesindeki sorunlar, komşularla yaşanan sıkıntılar bile bu iyimserliği gölgeleyememişti. Türk iş dünyasının bu yüksek motivasyonun ve yatırım iştahının arkasında ise “rakamlar” var. Kimini genç nüfus heyecanlandırıyor, kimi Türkiye’nin 2023 hedeflerinden umutlanıyor, kimi ise Facebook kullanıcı sayısından motive oluyor. İşte CEO’ları motive eden ve yatırım iştahlarını artıran rakamlar… Kişi başına düşen gelirin 11 bin dolara yaklaşması, birçok işadamını yeni yatırımlar için yüreklendiriyor. Çünkü gelirin artması, harcamanın da artması demek. Nüfusun yarısının 30 yaş altında olması ise hem yerli hem yabancı yatırımcının iştahını artıran çok önemli bir gösterge. Üstelik sektör bağımsız olarak. Sektör bazında baktığımızda ise 110 sayısı, otomotivciler için son derece kritik. Çünkü 110, Türkiye’de 1.000    kişiye düşen otomotiv sayısını ifade ediyor. Bu rakam, gelişmiş ekonomilerde 450’yi buluyor. Dolayısıyla otomotivdeki oyuncular için en az 4 kat daha büyüyebilecek bir pazar söz konusu. Bireysel emeklilik şirketleri, 2025’te toplam Türkiye nüfusunun yüzde 69’unun 15-64 yaş arası çalışabilir nüfus olacağını öngörerek umutlanıyor. Teknoloji pazarındaki oyuncuları heyecanlandıran ise tabii ki internet ve PC penetrasyonunun düzeyi… Tabii bir de işadamlarını, CEO’ları umutlandıran rakamlar var… Örneğin, Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil, onun için en motive edici rakamın “19 milyon” olduğunu belirtiyor. Nedir bu 19 milyon? Türkiye’de halen bankacılık hizmetlerinden yararlanamayan kişi sayısı. TAV CEO’su Sani Şener, uçuş eğilimini gösteren 1,75’i, Kiğılı CEO’su Hilal Suerdem ise markaların sepet değeri olan 70 TL’yi “heyecanlandıran rakam” olarak paylaşıyor.
Tabloyu görmek için görsele tıklayın.
ttm1
“19 MİLYON “BANKASIZ”
“Nüfusumuzun yarısı 50 yaşın altında. Evlerin yüzde 65’inde internete erişim bulunuyor. Cep telefonu sahipliği ise yüzde 90. Bunlar çok çarpıcı veriler” diyen Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil, bu rakamları paylaşırken heyecanını gizlemiyor. Gerek Akbank’a gerekse sektöre ilişkin etkileyici bulduğu diğer rakamları ise şöyle paylaşıyor: “Ülkemizde halen bankacılık hizmetlerinden yararlanamayan yaklaşık 19 milyon kişi bulunuyor. Toplam hane halkı borçluluğunun milli gelire oranı, yüzde 17 gibi düşük bir seviyede. Konut kredilerinin, yatırım fonlarının ve bireysel emeklilik fonlarının milli gelire oranı ise sırasıyla yüzde 6, yüzde 2,3 ve yüzde 1,1 gibi düşük seviyelerde.

http://www.capital.com.tr/motive-eden-rakamlar-haberler/25505.aspx

Krizde büyüdük, hedef 3 milyar dolar

Yıldırım Holding Genel Müdürü Yüksel Yıldırım, yeni dönemde nereye yol aldıklarını anlattı.

indir (2)50 yıl önce kurulan Yıldırım Holding, asıl büyümesini son 10 yılda yaşadı. Krizlere nakitle girmesi, krzz14-296grubun büyümede dönüm noktası oldu. Her, krizde fırsat avına çıkarak yurtiçinde ve yurtdışında çok sayıda alım gerçekleştirdi. Üstelik bunları da hep minimum borçluluk ve yüksek kârlılıkla yaptı. Bugün 900 milyon dolarlık ciroya sahip olan Yıldırım, büyümede hız kesmek niyetinde değil. Şu anda Avrupa ve Amerika’da satın almalar açısından önceki yıllardan çok daha fazla fırsat olduğunu belirten Yıldırım Holding Genel Müdürü YÜKSEL YILDIRIM, “Yurtdışında 4 tane daha satın alma ile uğraşıyoruz. 2013 sonunda ciromuz 1 milyar doların üzerine çıkar. 5 yıl içinde de 3 milyar doları aşarız” diyor. Adının önünde birçok unvan var. “Bay kömür”, “Bay krom”, “Limanların efendisi” bunlardan birkaçı… Onun bu unvanları almasının nedeni, kömürde yurtdışında pazar yapıcı bir konumda olması, yüksek karbonlu ferro kromda kapasitede dünyanın ikinci büyük tesisini yönetmesi ve uluslararası gemicilik sektöründe söz sahibi olması. Sözünü ettiğimiz kişi Yüksel Yıldırım. Yıldırım Holding’in genel müdürlük koltuğunda oturan Yıldırım, yönetimdeki üç kardeşten ortancası. Her ne kadar grupta kaptan köşkünde oturmasa da onun koltuğunun özel bir yeri var. Çünkü son 10 yılda grubun hızlı büyüyerek özellikle yurtdışı piyasalarda ön plana çıkmasının öncüsü o. Onun 2003 yılında başlattığı “fırsat avı” atağıyla 2003 yılında 200 milyon dolarlık ciroya sahip olan Yıldırım Holding, 2012’de 900 milyon dolarlık bir hacme ulaştı. Üstelik bunu yaparken hep minimum borçluluk ve yüksek kârlılıkla, yol aldı. Krizlerde “kriz masası” oluşturmak yerine “fırsat masası” oluşturan, belli sektörlerde odaklı yatırımlar yapan, özelleştirmelerde kimsenin inanmadığı şirketleri alıp onlarla değer yaratarak büyümenin kritik adımlarını atan Yıldırım Holding, bugün de aynı stratejiyle büyümesine önemli bir ivme kazandırmak niyetinde. Avrupa ve Amerika’da şu anda 3 yıl öncesinden daha çok fırsat olduğunu düşünen Yüksel Yıldırım, “2013 ve 2014, çok büyük şirket satın almalarının ve birleşmelerinin olduğu bir dönem olacak. Şu an yurtdışında maden ve krom ağırlıklı olarak 4 tane daha satın alma ile uğraşıyoruz” diyor. 2013 sonunda cirosunu 1 milyar doların üzerine çıkarmaya niyetli olan Yıldırım, “5 yıl içinde de 3 milyar doları aşarız” diyor. Yıldırım Holding Genel Müdürü Yüksel Yıldırım, nasıl 900 milyon dolarlık bir grup olduklarının hikayesini ve yeni dönemde nereye yol aldıklarını şöyle anlattı:

Capital: Kaç sektörde kaç şirket ve çalışanla faaliyet gösteriyorsunuz?
– Şirket sayısı biraz karışık. Ana sektörlerimiz madencilik, metal, gübre, denizcilik, limancılık ve inşaat. Çalışan sayımız son dönemde 6 bini geçti. Bugün toplam 13 ülkede ofisimiz var. 2011 yılında yaklaşık 900 milyon dolarlık ciro elde ettik.

http://www.capital.com.tr/krizde-buyuduk-hedef-3-milyar-dolar-haberler/25670.aspx

Japon devinin dönüş hazırlığı

Honda Türkiye Genel Müdürü Hideto Yamasaki, sorularımızı yanıtladı.
indir (1)

Honda, Türkiye’de çok kan kaybetti. Bugün eski günlere dönmeye hazırlanan şirketin en önemli hedefi, pazar payını artırmak. Son 10 yılda dizel pazarına giremedikleri için kan kaybettiklerini açıklayan Honda Türkiye Genel Müdürü HİDETO YAMASAKİ, 2013’te yeni dizel ve LPG’ye uyumlu motorlara sahip modellerle arayı kapatacaklarını düşünüyor. Ayrıca şirket, yerel ürün oranını yüzde 60’a çıkarmak için de çalışıyor. “2015’te ise yüzde 4-5 pazar payımız olur diye tahmin ediyorum” diyen yönetici, yeni model üretimi için de sürekli fırsatlara baktıklarını söylüyor. Dünyanın en büyük 8 otomotiv devi arasında bulunan Honda, Türkiye’de istediği hedefleri bir türlü yakalayamadı, Gebze’de Rusya pazarına ihracat fırsatını da düşünerek 50 bin üretim kapasiteli fabrika yatırımı yapan Honda, bugün 25 bin üretimi ancak gerçekleştiriyor. 10 yıl öncesinde Türk iç pazarında yüzde 8’e yakın paya sahip şirket, 2012 yılında sadece yüzde 2,1 pay alabildi. Honda Türkiye Genel Müdürü Hideto Yamasaki, hem iç pazar hem ihracat anlamında Türkiye’ye halen inandıklarını açıklıyor. Öyle ki Yamasaki’nin bu yıl için özellikle iç pazarda oldukça iddialı hedefleri var. Ajandasında üç ana başlık olduğunu söyleyen Yamasaki, Türkiye’den aldıkları ürün sayısını artırmak istediklerini ve daha yerel olmak için iş süreçleri oluşturduklarını anlatıyor. Üçüncü olarak da pazar paylarını artırmak için çalıştıklarını söylüyor. LPG’li ve dizel araçlarla bu

honda14-296

çıkışı gerçekleştireceklerini söyleyen yönetici, yeni modelleri de piyasaya sunmak

 

için hazırlandıklarını aktarıyor. Honda Türkiye Genel Müdürü Hideto Yamasaki, kan kaybettikleri pazarda eski güçlerini kazanmak için stratejilerini, Türk iç pazarına ve ihracata dair hedeflerini şöyle anlattı:


Capital: 
Honda’nın iç pazardaki payı, 2003’te yüzde 7,8’di, Oysa 2012 verilerine göre payınız yüzde 2,1’e kadar geriledi, Bu düşüşün nedeni nedir?
– Türkiye pazarına girdiğimizde, en gözde markalardan biriydik, Diğer otomobil üreticileri Türkiye pazarına bu
kadar odaklanmış değildi, Özellikle de global otomotiv üreticileri, 10 yıl önce Türkiye’de üretim konusunda bu kadar heyecanlı değildi. Bu dönemde Türk pazarının ihtiyaçlarını, pazarın içinden görebilmenin avantajlarını yaşıyorduk. Ayrıca bu dönemde pazarda, tüketici tarafından beğenilen çok çeşitli otomobil modellerimizle yer alıyorduk. Bugün ise Türkiye’de ürettiğimiz modele odaklanıyoruz. Honda Civic’in sedan modelinin pazarlamasını ön plana alıyoruz. Tabii diğer modellerimizi de ihraç ediyoruz. Ama geçen 10 yılda Türkiye’nin emisyon standartları konusunda aldığı sıkı önlemlere uyan çok fazla modelimiz olmadı. Bu sıkıntıyı özelikle dizel tarafında yaşadık. Dizel pazarına bu nedenle giremedik.

http://www.capital.com.tr/japon-devinin-donus-hazirligi-haberler/25671.aspx

Yatırım kralları

Son 10 yılda ekonomideki gelişmeler ile Türk iş dünyası adeta yatırım atağına geçti.
indir

Son 10 yılda ekonomide, Türkiye’de yeni bir döneme girildi. Cumhuriyet tarihinin en büyük özelleştirmelerinin devreye alınması, Türk şirketlerinin yurtdışındaki fırsatları değerlendirmeye başlaması önemli gelişmelerdi. Bunlara global krizde likiditenin Türkiye’ye yönelmesi ve düşük faiz politikaları eklenince Türk iş dünyası adeta yatırım atağına geçti. Koç Holding’in patronu Mustafa Koç son 10 yılda 20,7 milyar TL’lik, Akfen Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın 17,2 milyar TL’lik, Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu da 10,9 milyar TL’lik yatırıma imza attı. Koç Holding’in patronu Mustafa Koç 2012, yatırımlarımız açısından rekorlara imza attığımız bir yıl olacak” tahminini yapmıştı. Koç’un dediği gibi Türkiye’nin en büyük holdingi geçen yılı 6,5 milyar TL’lik dev yatırımla kapattı. Aslında Koç, yönetim kurulu başkanlığını devraldığı 2003 yılından bu yana Koç Holding’de yatırımlara hız veren bir performans ortaya koydu. Grup, Mustafa Koç’un öncülüğünde, başta otomotiv ve enerji olmak üzere 10 yılda toplam 20,7 milyar TL’lik yatırıma imza attı. Üstelik bu yatırımlar arasında grubun yaptığı şirket satın alımları yok. Sadece Mustafa Koç değil, son 10 yılda Türkiye’de birçok işadamı Türkiye ekonomisinden aldığı güçle tarihinin en önemli yatırım hamlesini gerçekleştirdi. Bunu kimi zaman ortaklıklarla kimi zaman tek başlarına yaptılar. Yatırımlar konusunda en iştahlı patronlar arasında Ahmet Zorlu, Haindi Akın, Ferit Şahenk ve Tuncay Özilhan ön plana çıkıyor, Özelleştirme ihalelerinde yer alarak dikkat çeken Akfen Holding’in patronu Hamdi Akın ve Zorlu Holding’in yönetim kurulu başkanı Ahmet Zorlu, son 10 yılda sırasıyla 17,2 ve 10,9 milyar TL’lik yatırımı hayata geçirdi. Son birkaç yıldır çeşitli sektörlerdeki satın alma atağıyla ön planda olan Doğuş Grubu patronu Ferit Şahenk ise 10 yılda 7,2 milyar TL’nin üzerinde yaptığı yatırımla dikkat çekti.
Tabloları görmek için görsellere tıklayın.
ytr2k ytr4kytr2k

ytr5kytrr3k

http://www.capital.com.tr/yatirim-krallari-haberler/25668.aspx

Merkez Bankası Bir Devri Kapattı

Merkez Bankası Başkanı para politikalarını ve büyüme hedeflerini anlattı. Faiz koridoru devrini kapattı.

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, bundan sonra konuşulması gereken aracın kısa vadeli tarafta politika faizi olduğunu söyledi.

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı yılın ikinci enflasyon raporunu açıkladı.

Başçı bundan sonra konuşulması gereken aracın kısa vadeli faizler tarafında politika faizi olacağını söyledi.

KÜRESEL RİSKLERİ YÖNETMEK İÇİN MAKRO TEDBİRLER 

Başçı, MB politikalarında ana fikirin küresel düşük faiz ortamına uyum sağlamak ve küresel riskleri yönetmek için makro ihtiyati tedbirler almak olduğunu belirtti.

Bundan sonra enflasyona dair yukarı yönlü risklerin daha az olacağına inandıklar

ını ifade eden Başçı, “Enflasyona dair yukarı yönlü riskler bundan sonra daha az olacak kanaatindeyiz.  Aşırı risklerle ilgili tedbirler aldığımızı, bunların yeterli olduğunu düşünüyorum” dedi.

Açıklamalarda öne çıkan diğer başlıklar şöyle;

-Kredilerde yüzde 15 referans bir değer;katı bir sınır değil, esnetilebilir.

-Yatırım ve ihracat kredilerinde olası farklılaşma için BDDK başkanının açıklamalarını izlemek gerektiğine işaret etti.

-Küresel gelişmeler politikalarımız üzerinde önemli rol oynamaya devam ediyor; risk iştahı ve sermaye akımları oynak seyre devam ediyor.

-Sermaye akımlarındaki oynaklığın finansal istikrar ve fiyat istikrarı üzerindeki etkilerini sınırlamayı hedefliyoruz.

ESNEK VE ÇOK ARAÇLI BİR PARA POLİTİKASI 

-Mevcut küresel konjonktürde esnek ve çok araçlı bir para politikasına sahip olmamız önemli.

-Temel enflasyon göstergelerinin beklediğimizden daha yüksek gerçekleşmesi nedeniyle enflasyon tahminlerimizin başlangıç noktasını sınırlı ölçüde yukarı yönlü güncelledik; bu güncellemenin yılsonu enflasyon tahmini üzerindeki etkisi yaklaşık 0.2 puan artırıcı yönde oldu.

-Faizlerin düşük makro ihtiyati tedbirlerin sürdüğü çerçeveyi esas aldık.

-Enflasyon 2013 sonunda orta noktası yüzde 5.3 olmak üzere yüzde 4.1-yüzde 6.5

aralığında bekleniyor.

-Enflasyon 2014 sonunda orta noktası yüzde 4.9 olmak üzere yüzde 3.1-yüzde 6.7 aralığında bekleniyor.

ENFLASYON YÜZDE 5’TE İSTİKRAR KAZANACAĞIZ 

-Orta vadede enflasyonun yüzde 5’te istikrar kazanacağını öngörüyoruz.

-Nisan ayında enflasyonda belirgin düşüş göreceğiz.

-İkinci çeyrekte ekonomik toparlanma devam edecek.

-Toplam talebin enflasyon üzerindeki etkisinde bir önceki rapora göre önemli değişim olmadı.

-108 dolar olan petrol fiyatları 2013 ortalamasını aşağı yönlü revize ettik.

-Petrol fiyat varsayımını 103 dolara indirdik, gıda enflasyonunu yüzde 7 olarak koruduk.

-Yıl sonunda enflasyonun yüzde 5.3 olmasını, çekirdek enflasyon göstergelerinin ılımlı seyrini korumasını bekliyoruz.

-Türkiye’deki yerleşiklerin yurtdışı varlıkları telaffuz edilen kadar yüksek değil. Fakat görmediğimiz kısımları da var.Çünkü bazı ülkeler bunu raporlamıyor. Eğer yurtiçine getirilirde bunu net hata noksanda görürüz diye düşünüyorum. Onunla itlata veya ithalatın finansmanı yapılırsa başka hikaye. Mevduatta da kullanılabilir. Ona arkadaşlar bakabilir.

BÜYÜME GEÇEN YILA GÖRE DAHA GÜVENLİ OLACAK 

-Bu yıl büyümenin geçen yıla göre daha yüksek olacağını güvenli şekilde söyleyebiliriz.

-TÜİK’in ithalat/ihracatta yapacağı revizyonlar genel resmi çok değiştirmez.

Kaynak: http://www.internethaber.com/ekonomi-haberleri-3.htmf

mb