Okutur: Yeni Corolla’dan 40 Bin Satmayı Hedefliyoruz

Toyota Türkiye Pazarlama ve Satış A.Ş Kurumsal İlişkiler Direktörü Selim Okutur, bu yıl 40 bin adedin üzerinde satış hedeflediklerini söyledi.

 

Toyota Türkiye Pazarlama ve Satış A.Ş Kurumsal İlişkiler Direktörü Selim Okutur, bu yıl büyük gayretler sonucu yeniden Sakarya‘da üretilen yeni Corolla’nın satışa başlamasıyla birlikte, yeni bir rekora imza atmayı ve 40 bin adedin üzerinde satış hedeflediklerini söyledi.

Toyota, yenilenen modellerini görücüye çıkardı. ‘Yenilenen Yüzüyle Toyota TürkiyeTuru’ kapsamında, Toyota‘nın yeni dizayn anlayışını yansıtan Yeni Corolla, Verso, Auris, Avensis, RAV4, GT86 ve Yaris Hybrid modelleri Sakarya bayiinde tanıtıldı. Tanıtım toplantısına Toyota Türkiye Pazarlama ve Satış A.Ş Kurumsal İlişkiler Direktörü Selim Okutur katıldı.

Okutur, Sakarya‘da bulunan fabrika başta olmak üzere en ileri düzeyde teknolojiyi kullanarak üstün otomobiller üreten Toyota‘nın, tüm grup şirketleriyle 2012 yılında satışlarını yüzde 22 artışla dünya genelinde 9 milyon 750 bin adede ulaştığını belirterek, “Dünya lideri olarak bir rekora imza attı. Buradan aldığımız pozitif enerji ileToyota‘nın 2013 yılında 10 milyonun üzerinde üretim hedefi var.” dedi.

Türkiye’de ise 2013 yılını bir geçiş yılı olarak gördüklerini belirten Okutur, bu yıl büyük gayretler sonucu yeniden Sakarya‘da üretilen yeni Corolla’nın satışa başlamasıyla birlikte yeni bir rekora imza atmayı ve 40 bin adedin üzerinde satış gerçekleştirmeyi hedeflediklerini kaydetti. Orta vadede hedeflerinin, yeni modellerin tüm yıl satış ile gerçek performanslarını göstereceği 2014 ve 2015 yıllarına odaklandıklarını vurgulayan Okutur, “Uzun vadede hedefimiz ise 2020 yılında Türkiye‘de lider otomobil markası olmaktır.” diye konuştu.

2012 yılından bu yana hizmet veren Toyota Plaza Sandıkçı, bin 270 metrekaresi servis, 940 metrekaresi showroom olan 3 bin metrekaresi kapalı ve 9 bin metrekaresi açık olmak üzere, toplam 10 bin 500 metrekarelik kullanım alanına sahip. Toyota‘nınTürkiye‘deki ilklerinden olan 3S plaza konsepti yani satış, servis ve yedek parça servisi ve 32 uzman personel ile hizmet veren Sakarya Toyota Plaza Sandıkçı Genel Müdürü Harun Sandıkçı da toplantıda yaptığı konuşmada şunları söyledi:

Sakarya olarak, Toyota‘nın Türkiye‘de 1994 yılında yaptığı yatırımın kentimize neler kattığının bilincindeyiz. Ekonomik canlılıktan istihdama kadar pek çok alanda bunu yaşıyoruz. 1994’te ilk yerli üretim başlamıştı, Temmuz 2013’ten itibaren de Yeni Corolla yeniden Sakarya‘da üretilmeye başlandı ve hemen ardından Türkiye‘de satışa sunuldu. Yerlilik oranı çok yüksek bir otomobil olan Yeni Corolla’ya ilgi her geçen gün sürekli artıyor. Bu modelimiz, satışlarımızda lokomotif model olma yolunda hızla ilerliyor.”

Sandıkçı, Toyota‘nın, müşteri memnuniyeti konusunda hassasiyetini de dile getirerek, “KalDer ‘Müşteri Memnuniyeti Endeksi’ araştırmasında binek otomobil kategorisinde tüm rakiplerimizi geride bıraktık. KalDer araştırmasında, üst üste 5’inci kez listenin birinci sırasında yer almayı başaran ilk ve tek otomobil markası olduk. Bu ödüller, marka olarak hep Bir Adım önde gitmek için bizleri motive ediyor.” diye konuştu.

 

 

1733ed57ac

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak: http://www.haberler.com/okutur-yeni-corolla-dan-40-bin-satmayi-4987170-haberi/

HRM Expo 2013’te Türkiye’yi PERYÖN Anlatacak

PERYÖN, Türkiye’nin “Ortak Ülke” seçildiği Avrupa’nın en büyük insan kaynakları yönetimi fuarı HRM Expo 2013’ün “Ortak Ülke Destekçisi” oldu.

 

Avrupa’nın en Büyük İnsan Kaynakları Yönetimi Fuarı HRM Expo 2013’te Türkiye‘yi PERYÖN anlatacak

Türkiye İnsan Yönetimi Derneği (PERYÖN), Türkiye‘nin “Ortak Ülke” seçildiğiAvrupa‘nın en büyük insan kaynakları yönetimi fuarı HRM Expo 2013’ün “Ortak Ülke Destekçisi” oldu. Almanya‘nın Köln kentinde 17-19 Eylül arasında düzenlenecek olan fuarda, PERYÖN Başkanı Yiğit Oğuz Duman ana konuşmacı olarak yer alacak ve “Gelişen Türkiye‘de Fırsatlar ve Tehditler: Değişen İK Kuralları” başlıklı bir konuşma yapacak

Türkiye İnsan Yönetimi Derneği (PERYÖN), Türkiye‘nin “Ortak Ülke” seçildiğiAvrupa‘nın en büyük insan kaynakları yönetimi fuarı Human Resources Management Expo 2013’ün (HRM Expo 2013) “Ortak Ülke Destekçisi” oldu. Almanya‘nın Köln kentinde 17-19 Eylül arasında düzenlenecek olan HRM Expo 2013’e geçen yıl 654 firma, 14 binin üzerinde ziyaretçi katılmış, 200’ün üzerinde oturum gerçekleştirilmişti.

HRM Expo 2013’te; insan kaynakları hizmetleri, insan kaynakları yazılım ve bilişim teknolojileri, eğitim ve danışmanlık ve profesyonel koçluk ve eğitim alanında faaliyet gösteren firmalar ürün ve hizmetlerini tanıtacaklar.

HRM Expo 2013’te Türkiye öne çıkarılacak

Türkiye’nin “Ortak Ülke” (Partner Country), PERYÖN’ün “Ortak Ülke Destekçisi” (Partner Country Supporter) olduğu HRM Expo 2013, Türkiye ağırlıklı olarak düzenleniyor ve özel bir salon Türkiye‘den gelecek katılımcılara ayrılıyor. Bütün fuar pazarlama etkinliklerinde Türkiye öne çıkarılarak Türk katılımcılara ek tanıtım yapma olanağı sağlanıyor. PERYÖN üyeleri fuara ücretsiz girme olanağına da sahip olacak.

PERYÖN Başkanı Yiğit Oğuz Duman fuarın ilk gününde, “Gelişen Türkiye‘de Fırsatlar ve Tehditler: Değişen İK Kuralları” başlıklı bir konuşma yapacak. Alman şirketlerinde gittikçe artan oranda Türk kökenli çalışan olması nedeniyle bu durumun özel bir İK yönetimini gerektirdiğini vurgulayan Yiğit Oğuz Duman şöyle konuştu:

“Türk toplumunun yaklaşık yüzde 50’si 40 yaşın altında. Türk ekonomisi hızla değişiyor ve yetenekli insanlara olan ihtiyaç ve talep büyük. Her gün yeni bir firma piyasaya çıkıyor, kalifiye çalışanlar arıyor. Almanya‘da Türkçe konuşan çalışanı bulunan çok sayıda Türk kökenli şirket faaliyet gösteriyor. Bunun yanında genç, iyi eğitim görmüş, iki dil bilen, Almanya‘da yaşayan Türk yetişkinler, Türkiye‘ye göç ediyor. HRM Expo 2013, insan yönetimi alanında iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi ve bilgi alışverişi için iyi bir fırsat olacak.”

“Türk girişimcileri HRM Expo 2013’e bekliyoruz”

HRM Expo organizasyonunu üstlenen spring Messe Management GmbH yöneticisi Natascha Hoffner’in verdiği bilgilere göre Türkiye‘de 4 bin 800 Alman şirketi veya Alman yatırımcısı faaliyet gösterirken, Almanya genelinde ise 75 bin Türk kökenli girişimci ve 370 bin kişi istihdam ediliyor. Türk girişimcilerini HRM Expo’ya davet eden Natascha Hoffner, “Türkiye ve Almanya uzun, ortak bir tarihe ve Almanya‘da yaşayan 3 milyonun üzerindeki Türk kökenli insan nedeniyle karşılıklı kültürel bilgi ve yakınlığa sahip. Türkiye kaynaklı ürün ve hizmetler yüksek kalitede ve uygun fiyatla Almanya‘da sunulabiliyor. Türkiye‘de insan kaynakları yönetimi ürünlerinin çeşitliliği ve kalitesi ile birlikte bu ürünlere giderek artan talep ve ilgiyi gözlemliyoruz. Yönetim sektöründe bilgi alışverişini desteklemek, uluslararası alanda iş bağlantıları kurmak ve yeni pazarlar sayesinde büyümek isteyen Türk girişimcileri HR Expo’ya bekliyoruz” diyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak : http://www.haberler.com/hrm-expo-2013-te-turkiye-yi-peryon-anlatacak-4991914-haberi/

‘MADE IN USA’ geri dönüyor

Gelişmekte olan ülkelerin gelişmesi ve dünyada petrol fiyatlarının yükselmesiyle, 1980’lerden beri Amerika’yı terk eden üreticiler, ülkeye geri dönüyor.

Amerikan ekonomisi krizle boğuşmaya devam ediyor. Temmuz ayında istihdam artışında görülen yavaşlama birkaç aydır devam eden olumlu gelişmeleri gölgede bıraktı. Ancak Amerikan ekonomisinde geri planda önemli bir başka gelişme yaşanıyor: Amerikan üretimi geri dönüyor. Geçen üç yıl içinde Amerika, üstelik de krizin ortasında üretim istihdamını tüm gelişmiş ülkelerden daha fazla artırmayı başardı. Bu sürede ülkede 500 bin üretim istihdamı yaratıldı. On yıllardır ilk kez fabrikaların sayısında artış görüldü. Amerikalı işçiler, ülkenin üretimdeki kaçınılmaz düşüşünü tersine çevirerek, tüm dünyanın kullanmak isteyeceği mallar üretmeye başladı.

AMERİKA’YA DÖNÜŞ

Yalnızca bu yıl içinde, Çin’de devasa üretim alanlarına sahip olmasıyla tanınan Apple, MAC bilgisayarlarından birinin üretimini Amerika’ya taşıdı. Airbus ise JetBlue’nun yeni jetlerini Alabama’da üretmeye karar verdi. Geçmişte 70 bin işi yurt dışına kaçıran Kuzey Carolina’nın mobilya endüstrisinde de bir hareketlenme var. Ashley Furniture buraya 80 milyon dolarlık yatırım yapıyor. Uzmanlara göre tüm bunlar tesadüf değil; küresel ekonomi yeniden şekilleniyor. Kaya gazı ve petrolü sayesinde Amerikan fabrikaları ucuz enerjiye ulaşırken, Amerika dışındaki üreticiler küresel petrol fiyatlarındaki yükselişle mücadele etmek durumunda. Bu da Çin’de işgücünden yapılan tasarrufun, nakliye sırasında eriyip gitmesi anlamına geliyor. Üstelik Çin ve Hindistan gibi ucuz işgücünün bulunduğu ekonomiler de zamanla gelişip tüketim ekonomisine dönüşürken, işçi ücretleri hızla artıyor. ABD’de ise sendikalar her geçen yıl işverenlere ödünler veriyor.

FABRİKALAR DEĞİŞTİ

Ancak bugün Amerikan fabrikaları her işçinin bir vida sıktığı gürültülü yerler değil. Teknoloji, yapılan işleri de, işçilerin profillerini de değiştirdi. Yeni üretimhanelerde işçilerden en az iki yıllık teknik okul derecesi bekleniyor. Bazı uzmanlar, çok geçmeden fabrikaların işçilerinden dört yıllık üniversite bitirmelerini isteyeceklerini söylüyor. Bu durumun politikacılar kadar eğitimciler tarafından da doğru anlaşılması, Amerikan üretiminin geleceği bakımından önem taşıyor. Aslında üretim, ekonomi için göründüğünden çok daha önemli. Üretim işleri toplam istihdamın yüzde 9’unu yaratsa da, üretim, özel sektörün Ar-Ge yatırımlarının yüzde 67’sini, verimlilik artışının yüzde 30’unu temsil ediyor. Her 1 dolarlık üretim faaliyeti, ekonomiye 1,48 dolar olarak geri dönüyor.

3D BASKI DEVRİMİ

ABD’de yeni bir teknolojinin, ülkedeki üretimin tüm çehresini değiştirebileceği yorumları yapılıyor. 3 boyutlu baskı, bu teknik genellikle amatörler için plastik gereçler yaratmak için kullanılacakmış gibi görünse de, ExOne Corp gibi firmalarda işin ölçeği değişiyor. ExOne’ın çalışanları 400 bin dolara satılacak 3-D baskı makineleri üretmek için çalışıyor. Bu makineler çok ince bir tabaka paslanmaz çelik ya da porselen tozu ile sıvı bağlayıcıyı bir araya getirerek yedek parçalar üretiyor. Teknoloji, geleneksel yöntemlerle üretimi çok pahalıya çıkabilecek tasarımları bile ucuza mal edebiliyor. Üretimdeki artışın arkasında uygulanan politikalar da var. Virginia’daki gelişmiş Üretim Merkezi, şirketlerin araştırmaları ileri teknoloji ürünlerine dönüştürmelerine yardımcı oluyor. Kuzey Carolina’da bölge kolejleri Siemens gibi şirketlerle ortaklığa gidiyor. Obama, bu tür girişimlerin ülke çapında yaygınlaşması için çağrı yapıyor; üretimde vergi indirimleri, işçilerin eğitimine destek ve Ar-Ge için önerilerde bulunuyor. Örneğin, federal destek gören araştırma merkezleri kuruluyor. Almanya’nın Çin gibi ülkeler karşısında rekabet gücünü ve işçi ücretlerini korumasını sağlayan Fraunhofer Enstitülerini örnek alan ve 3D baskının gelişimi için çalışan Ohio’daki “National Additive Manufacturing Innovation Institute”, 30 milyon dolar federal destekle üreticileri, üniversiteleri ve teknokratları bir araya getiriyor.

AMERİKALILAR DA REKABETÇİ

3D Baskı gibi yeni teknolojilerin yanı sıra, ABD’de üretimin geleceği başka nedenlerle de umut doğuruyor. Amerikalı işçiler sanıldığından daha rekabetçi. Çünkü Çin ve Hindistan gibi ülkelerle ABD arasındaki işçi maliyeti uçurumu, kaçınılmaz olarak kapanmaya başladı. Gelişmekte olan ülkeler zenginleştikçe işçi ücretleri artıyor. Çin, işçi ücretlerini yılda yüzde 13 artırıyor. Avrupa ülkelerinde ise üretim giderleri zaten ABD’den yüzde 15-20 daha pahalı. Rolls-Royce ve Volkswagen gibi şirketlerin Amerika’da genişlemesinin nedeni de bu. Amerikalı işçiler hala Çinli işçilerden 7 kat daha pahalı, ama şirketler artık hesabı yalnızca saatlik işçi ücreti üzerinden yapmıyor. İşgücünün esnekliği ve verimi, fabrikaların müşteriye yakınlığı, devletin sübvansiyonları da önem taşıyor. Tüm bunlara dünyada yükselen petrol fiyatları da eklendiğinde, Amerika’da üretmek için önemli argümanlar ortaya çıkıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak:http://ekonomi.milliyet.com.tr/-made-in-usa-geri-donuyor/ekonomi/detay/1756356/default.htm?utm_source=f5haber&utm_medium=f5haber&utm_campaign=milliyet

 

Türkiye’deki akıllı telefon pazarı büyüme oranı dünyayı solladı

IDC’nin (Worldwide Mobile Phone Tracker) araştırmaları akıllı telefon pazarındaki ciddi büyümeyi işaret ediyor. IDC’nin 25 Temmuz 2013 tarihinde yayınladığı rapor, 2012’nin 2. çeyreğinde tüm dünyada 156 milyon adet olarak gerçekleşen akıllı telefon satışlarının; bu yılın aynı döneminde 237.9 milyona çıkarak yüzde 52.3 oranında arttığını gösterdi. Toplam mobil telefon satış oranlarının yaklaşık 9 katına denk gelen bu büyüme sonrası, mobil telefon pazarının yüzde 55’ini akıllı telefonlar oluşturdu. IDC’nin açıkladığı raporu değerlendiren Avea Mobil Bağlantı Direktörü Baran Yurdagül, mobilite de dünyadaki değişimin nabzını tutan Avea’nın ise 2013 2.çeyrekte akıllı telefon penetrasyonunu yüzde 30 oranına çıkartarak, bu yarışın kazananı olduğunu söyledi. Yurdagül, Avea’nın her 3 müşterisinden birinin akıllı telefon kullandığını da kaydetti. Avea Mobil Bağlantı Direktörü Baran Yurdagül, gelişen teknoloji ve yaygınlaşan mobil internet kullanımıyla birlikte akıllı telefonların tüketici tercihlerini tamamen farklılaştırdığını; bunun da sonucu olarak akıllı telefonların artık günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldiğini söyledi. IDC’nin 25 Temmuz 2013 tarihinde yayınladığı raporu bu kapsamda değerlendiren Baran Yurdagül, raporun akıllı telefon pazarındaki ciddi büyümeyi işaret ettiğini belirtti ve ekledi: “Rapor, 2012’nin 2. çeyreğinde tüm dünyada 407 milyon adet mobil telefon satıldığını; bu rakamın bu yılın aynı döneminde yüzde 6’lık bir artış göstererek 432 milyon adede ulaştığı gösterdi. 2012’nin 2. çeyreğinde 156 milyon olan akıllı telefon satışı ise, bu yılın aynı döneminde 237.9 milyona çıkarak tam %52.3 oranında bir artış gösterdi. Mobil telefon artışının 9 katı bir büyümeye denk gelen artış oranı sonrası akıllı telefonlar, 2013 yılı 1. yarıyılı sonunda mobil telefon pazarının yaklaşık yüzde 55’ini oluşturmaya başladı” dedi.

Her 3 Avea müşterisinden biri, akıllı telefon kullanıcısı 
Türkiye pazarıyla ilgili de bir değerlendirme yapan Yurdagül; ”Türkiye’deki akıllı telefon satışlarındaki artış yüzde 88. Operatör münhasır kanallarındaki büyüme oranı ise yüzde 85 olarak gerçekleşti. Yani Türkiye’de akıllı telefondaki büyüme oranı; dünyadaki büyüme oranının da üstünde. 2016 yılında satılan akıllı telefon adedinin ise tüm dünyada 1 milyarı geçeceği tahmin ediliyor”  dedi. Akıllı telefonlara artan bu ilgiyi karşılamak üzere Avea olarak gerek kendi markalı cihazları, gerekse de diğer iş ortaklarından sağlanan cihazlara yatırım yapmaya devam ettiklerini söyleyen Yurdagül; bu yatırımların geri dönüşünü hem mobil internet gelirlerinde hem de akıllı telefon penetrasyonundaki ciddi artışlarla aldıklarını ifde etti. Avea’nın ‘Akıllı’ olmayı da oynamayı da sevdiğini dile getiren Yurdagül, akıllı cihaz penetrasyonda Avea’nın elde ettiği sonuçlar hakkındaysa şunları söyledi: “Gerçekleştirdiğimiz Sade, Ekonomik ve Çeşitli tarife ve kampanyalarımızla ‘Akıllara’ hitap ettik ve bunun sonucunda da 2013 yılı 2. çeyrekte akıllı cihaz sahiplik oranını yüzde 30’a yükselttik. Bu yarışın kazananı olduk çünkü, Türkiye’de mobil bağlantıyı uçtan uca bir organizasyonla yönetmeye ilk biz başladık. Mobil Bağlantı Direktörlüğü altında bütün aksiyonlarımızı birleştirdik ve mobil bağlantıyı oluşturan; içerik, erişim ve terminal katmanlarını bir arada yönetirken; bunu en iyi ve avantajlı tariflerle de birleştirdik.  Bunun karşlığını da akıllı cihazlarda yüzde 30 penetrasyon oranıyla aldık. Yani neredeyse her 3 Avea müşterisinden biri, artık akıllı telefon kullanıyor. Ayrıca mobil internet gelirlerimizi de geçtiğimiz yılın aynı çeyreğine göre yüzde 43 oranında arttırdık. Akıllı telefonlara olan bu ilgiyi en doğru cihaz, uygulama ve çözümlerle karşılamak adına çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz.”

Alkollü içki ambalajında mesajınız var!

Sigaradan sonra alkollü içki ambalajlarında da yeni dönem başladı. Bundan böyle içki şişesinin veya ambalajının üzerinde 18 yaş, araç kullanımı ve hamilelere yönelik uyarı işaretleri ile ‘Alkol dostunuz değildir’ yazılı mesaj yer alacak.

Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu (TAPDK), alkollü içki ambalajları üzerine konulacak uyarı mesajlarını belirledi. Söz konusu içkilerin ambalajları üzerinde artık 18 yaş, araba kullanımı ve hamilelere ilişkin işaretli uyarılar ile ‘Alkol dostunuz değildir’ yazılı uyarı mesajı yer alacak.Alkollü içki ambalajları bugünden itibaren 10 ay içinde tebliğ hükümlerine uygun hale getirilecek. Tebliğ hükümlerine uygun olmayanlar, bu tarihten itibaren piyasaya arz edilemeyecek. TAPDK’nın, Alkollü İçki Ambalajları Üzerine Konulacak Uyarı Mesajlarıyla İlgili Tebliği, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenlemeler özetle şöyle:-Piyasaya arzına izin verilen alkollü içkilerin tabanı hariç iç ve dış ambalajlarında, belirlenen 3 adet grafik uyarı mesajı ve bir adet yazılı uyarı mesajı birlikte kullanılacak. Uyarı mesajı taşımayan alkollü içkiler, iç piyasaya arz edilemeyecek ve satılamayacak. Uyarı mesajları, herhangi bir şekilde saklanamayacak, kapatılamayacak veya kesilemeyecek.-Bandrol, pul ve benzeri ilaveler üzerine yazılamayacak. Uyarılar, sabit ve silinemez olarak basılmayacak. Rakam metni koyu, diğer kısımlar ilk harf büyük devamı küçük harflerle ve normal cümle şeklinde yazılacak.

70’lik içkiye 10 punto yazı

-Mesajlar doğrudan ambalaj üzerine, doğrudan ambalaj üzerine uygulanan çıkartmaların üzerine veya etiket üzerine uygulanacak, ambalaj üzerinde kolayca görülebilecek bir yere, açıkça okunabilecek ve beyaz üzerine siyah yazı olacak şekilde yerleştirilecek.

-Uyarı mesajlarının yazı karakteri ‘Helvetica’ olacak. Mesajlar normal, tek satır ve standart karakter aralıklarıyla yazılacak.

-İçkilerin üzerinde yer alacak uyarı mesajlarının yazı karakterlerinin büyüklüğü ise dış ambalaja uygulanacak uyarı mesajları 14 puntodan küçük olacak. 100 cl’den daha büyük ambalaj hacmine sahip ürünler için 12 puntodan küçük, 70-100 cl arası ambalaj hacmine sahip ürünler için 10 puntodan küçük olacak. Şişe küçüldükçe uyarı mesajı da küçülecek.

18 yaş altındakiler üretimde istihdam edilemeyecek

Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu (TAPDK), alkollü içkilerin ticaretine ilişkin usul ve esaslarda değişikliğe gitti. Buna göre, 18 yaşını doldurmamış kişiler, alkollü içkilerin üretiminde, pazarlanmasında, satışında ve açık sunumunda istihdam edilemeyecek. Bu kişileri çalıştıranlar, 11 Haziran 2014’e kadar bu kişileri çalıştırmaya devam edebilecek. Yasal düzenlemeler uyarınca gerçekleştirilen eğitim amaçlı çalışmalar ise bu hükmün dışında olacak. Alkollü içkilerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti, alkolsüz içki ve sair ürünlerde; alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti de alkollü içkilerde kullanılamayacak. İhraç edilecek alkollü içkiler için ise bu hüküm aranmayacak.

 

 

 

 

 

 

 

Kredi kartıyla bunu yapan yandı!

Kredi kartı ile alışveriş yapılmış gibi göstererek vatandaşa nakit verip karşılığında komisyon alan kuyumcu ve beyaz eşya satıcıları artık tefeci muamelesi görecek.

Yargıtay, aynı gün hiçbir satış yapmamasına rağmen POS cihazı üzerinden satış gerçekleştirilmiş gibi yapılan işlemde alınan komisyonla kredi kartının ait olduğu bankanın aldığı komisyonun karşılaştırılması gerektiğini, eğer fark varsa burada tefecilik suçunun oluştuğunu belirtti. Olay, Bolu’da bir vatandaşın kuyumcu hakkında dava açmasıyla başladı. Kuyumculuk yapan sanığın POS cihazı tefeciliği yaptığı iddiasıyla yargılaması Bolu 2.Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapıldı.

Star’ın haberine göre mahkeme, sanığın beraatine karar verdi. Karara yapılan itirazı görüşen Yargıtay 5.Ceza Dairesi, yerel mahkeme kararını oybirliğiyle bozdu. Dairenin bozma gerekçesinde kuyumcu olan sanığın işyerinde herhangi bir alışveriş yapılmadığı halde, yapılmış gibi gösterildiğini belirtti. Kararda, ‘Alışveriş yapılmış gibi kendilerine para ihtiyacı nedeniyle başvuran kişilere ait kredi kartlarıyla POS cihazı aracılığıyla işlem yapıp, gerçek olmayan bu alışveriş tutarından belli bir komisyon kesintisi yapıldığı’na dikkat çekti.

KAZANÇ AMACI VAR

Yargıtay “Bu nedenle bankaya komisyon ödememeleri veya kredi kartı sahiplerinden aldıkları komisyon miktarından az ödemeleri halinde, eylemlerin kazanç elde etmek maksadıyla başkasına ödünç para verme niteliğinde olduğu kabul edilmelidir” dedi. Yargıtay, yerel mahkemeden sanıklara ait pos cihazlarının ait oldukları bankalara veya Bankalararası Kart Merkezi’ne başvurularak suç tarihinde yapılan işlemlerin talep edilmesini istedi. Yargıtay, “Pos cihazlarından yapılan alışverişler karşılığında komisyon ödeyip ödemedikleri ve ödemişlerse miktarları sorulup gerektiğinde bilirkişiden ek rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulsun” dedi.

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak:http://www.internethaber.com/kredi-kartiyla-bunu-yapan-yandi-569479h.htm

 

Apple’dan Samsung’a darbe!

Karar ITC’den çıktı

ABD Uluslararası Ticaret Komisyonu (ICT), Güney Koreli Samsung’un, ABD’li elektronik üreticisi Apple’a ait patentleri ihlal ettiği gerekçesiyle bazı ürünlerinin ithal edilmesini yasakladı. ICT’den çıkan karar kapsamında, Samsung’un bazı ürünlerinde Apple teknolojisi yasa dışı olarak kullandığı belirtildi. Karar sonrasında hangi ürünlere yönelik nasıl bir yasak geleceği henüz belirlenmedi. Apple’ı temsil eden Washington merkezli hukuk şirketi WilmerHale avukatı William Lee, “Apple, devrimsel bir cihaz geliştirmek için 5 yılda 5 milyar dolar harcadı. Samsung ise ‘Biz bunu kolayca kopyalarız’ dedi. Ürünü piyasaya sunmak için 3 ay harcadı” ifadesini kullandı. Samsung’un avukatı Kathleen Sullivan ise bir patent ihlali söz konusu ise finansal zararı karşılayacak tazminatın daha uygun olacağını belirtti.

Hyundai i10’un yeni yüzü ortaya çıktı

Hyundai İzmit fabrikasında üretilip, çoğunluğu Avrupa pazarlarına satılacak i10, ilk kez yüzünü gösterdi.

Hyundai’nin İzmit’te üretip 30’dan fazla ülkeye satacağı i10’un yeni yüzü ortaya çıktı. Satış fiyatı belli değil ama beklenti 28 bin TL civarında olması yönünde

Eylül sonunda satışına başlanacak yeni model ile birlikte Hyundai’nin toplam ihracatı 3 milyar TL’ye yükselecek. Hyundai’nin geçtiğimiz yıl başlattığı 1,1 milyar TL’den fazla tutardaki yatırımı tamamlandı.

Küçük sınıfta yer alacak yeni i10 modelinin üretimiyle birlikte Hyundai Assan İzmit Fabrikası’nın yıllık üretim kapasitesi 200 bin adedin üzerine çıkıyor. Büyük çoğunluğu Avrupa pazarlarında satılacak i10, ilk kez önümüzdeki ay düzenlenecek Frankfurt Otomobil Fuarı’nda resmi olarak tanıtıldıktan sonra satışa sunulacak. Yeni i10, Avrupa ülkelerinin de dahil olduğu 30’dan fazla ülkeye ihraç edilecek.

İKİ MOTOR SEÇENEĞİ BULUNUYOR
Hyundai i10 küçük otomobil sınıfında yer almasına rağmen, boyutlarına bakıldığı zaman bir üst sınıf modellerle rekabet edebilecek bir model. Ilk etapta 1.0 lt ve 1.2 lt benzinli olmak üzere iki motor seçeneğinin sunulacağı otomobilin fiyatı henüz açıklanmadı. Ancak, 28 bin TL’den başlayan fiyatlarla satılması bekleniyor.

 

 

 

 

 

 

Kaynak:http://www.internethaber.com/hyundai-i10un-yeni-yuzu-ortaya-cikti-568611h.htm

 

 

Banka kredisi alırken dikkat!

Kredi faizlerini doğrudan yükselterek tepki çekmek istemeyen bankalar dosya, ipotek ve ekspertiz ücretlerini yükseltti.

Böylece 120 ay vadede 100 bin liralık kredinin maliyeti 7 bin 200 lira arttı.

Bankalar Merkez Bankası’nın faizleri yukarıya çekmesiyle birlikte harekete geçti. Özellikle bireysel kredilerde pazarı daraltmak istemeyen bankaların yöntemi ise görünmeyen ama yıllık maliyete etki eden masraf kalemlerini artırmak oldu. Bu yılın nisan ayında yüzde 10,99 olan yıllık maliyet oranı ortalama yüzde 11,95’e çıktı. Yıllık maliyetlerin artmasına karşın aylık faizlerin birçok bankada yüzde 0,70 ile yüzde 0,93 seviyelerinde olduğu gözleniyor.

Cepten çıkan para arttı

Yıllık maliyet oranlarının yükselmesi kredi kullanan kişilerin cebinden çıkacak para miktarını da artırıyor. Yıllık maliyet oranı ortalama yüzde 10.99 olan ve aylık faiz oranı piyasa ortalamasında bulunan bir bankadan 120 ay vadede 100 bin lira kredi kullanan bir kişi, vade sonunda 162 bin 677 lira ödeme gerçekleştiriyor. Yıllık maliyet oranlarının ortalama yüzde 11,95’e çıkması durumunda ise cepten çıkan para 7 bin 200 lira artarak 169 bin 936 liraya yükseliyor.

6 bin 500 lira dosya masrafı

Yıllık maliyet oranını artıran kalemler arasında ipotek, dosya masrafı, ekspertiz ve sigorta gibi kalemler yer alıyor. Bu kalemler bankadan bankaya değişkenlik gösteriyor. Dosya masrafları 2 bin liradan başlıyor ve 6 bin 800 liraya kadar çıkıyor. Ekspertiz ücretleri ise 200 lira ile 700 lira arasında bulunuyor. İpotek bedeli de önemli bir masraf kalemi olarak karşımıza çıkıyor.

Burada da en düşük masraf 200 lira olarak karşımıza çıkıyor. Ancak uzmanlar aylık faiz oranları ile yıllık maliyet oranlarının birbirinden çok da ayrı tutulmaması gerektiğini söylüyor. Aylık faiz oranlarının piyasanın çok altında olduğu bir bankada yıllık maliyet oranlarının yüksek olmasına karşın toplam ödemenin düşük kalabileceğine işaret ediliyor.

9 banka kredi faizini artırdı

Merkez Bankası’nın faizleri artırması ve bundan sonraki dönemde gerekirse faiz artışına devam edebileceği sinyali vermesi bankaların kredi faizlerine de yansıdı. Temmuz ayında bazı bankalar faiz oranlarını yükseltti. Bankaların faiz oranlarındaki artış ile birlikte yüzde 0,65-80 seviyelerinde olan konut kredi faizleri 120 ay vadede yüzde 1’e dayandı. Akbank, Yapı Kredi, DDMortgage, Denizbank, Şekerbank, Türkiye Finans, Garanti Bankası, Kuveyttürk ve INGBank faiz artıran bankalar arasında yer aldı.

Kalem kalem artışı görmek zor

Tüketicilerin kredi karşılaştırması yaparken sadece faiz oranına odaklandığına dikkat çeken ekonomist Hikmet Baydar, “Kredi alınacak banka tercihinde, faiz oranlarının yanı sıra komisyon, istihbarat, dosya masrafı ekspertiz ücreti ve sigorta primleri gibi maliyetler göz önünde bulundurulmalı” bilgisini verdi.

1 haftada 1.1 milyarlık konut aldık

Aylık faizlerin ve yıllık maliyet oranlarının arttığı temmuz ayında kullandırılan konut kredisi tutarı 4 milyar 12 milyon liraya çıktı. Faizler daha da yükselmeden ev almak isteyen kişiler bankaların kapısını çaldı. Ay başında 99 milyar 33 milyon lira olan kredi hacmi 12 Temmuz 2013’te 101 milyar 752 bine, 19 Temmuz’da 102 milyar 170 milyon liraya, 26 Temmuz 2013’te 103 milyar 312 milyon liraya ulaştı. Böylece 1 hafta içinde bankalardan konut almak için çekilen rakam 1 milyar 142 milyon lira oldu.

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak:http://www.internethaber.com/banka-kredisi-alirken-dikkat-567547h.htm

 

Haberleşmede şeffaf fatura dönemi başlıyor

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, “Haberleşme sektöründe şeffaf fatura dönemi başlıyor” dedi.
Bakan Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Elektronik Haberleşme Sektöründe Fatura Usul ve Esaslar Taslağı”nın, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından hazırlanarak kamuoyu görüşüne açıldığını kaydetti.

Faturalı hat kullanan GSM aboneleri ile sabit hat ve internet hattı kullanan abonelere gönderilen 60 milyonun üzerinde faturanın bu esaslara göre düzenleneceğini belirten Yıldırım, “Tüketicilerin mağdur olmasına yol açan, kısıtlı ve anlaşılmayan faturaların yerini alacak bu faturalar ile tüketici haklarının korunmasını ve mağduriyetlerin önüne geçilmesini amaçlıyoruz” diye konuştu.

Renk körleri de okuyabilecek

Bakan Yıldırım, yeni faturalarda tüketicilerin ihtiyaç duyduğu tüm bilgilerin şeffaf bir şekilde yer alacağını bildirdi. Faturalarda renk körlüğü olan insanların da okuyabileceği şekilde karşıt renkler kullanılacağını kaydeden Bakan Yıldırım, şunları kaydetti:

“Faturalar basit, sade bir şekilde düzenlenecek ve okunabilir olacak. Faturada yer alan tarifeler/ücretler, herhangi bir tereddüde yol açmayacak açıklıkta ve ücret kalemleri ayırt edilebilir olacak.

Faturada tarife/paket detayları bulunacak, satın alınan paketlere/ek hizmetlere ilişkin ücretler, paketlerin/ek hizmetlerin kullanılabileceği tarih aralıkları, indirim/iade var ise bunların gerekçeleri, taahhüt bulunması halinde başlangıç ve bitiş tarihleri, taahhüt verildiği durumlarda aboneliğin feshi halinde uygulanacak. Cezai ücret ve/veya cayma bedelleri ile bunların hesaplanmasına ilişkin açık ve net bilgiler yer alacak.”

Faturalarda hangi bilgiler yer alacak?

Yeni çalışmanın, tüketici haklarını koruyan en kapsamlı düzenlemelerden bir tanesi olduğuna dikkati çeken Yıldırım, düzenleme uyarınca ayrıntılı faturanın içeriğinde neler olacağını şöyle anlattı:

‘”Aranan her numara ve numaranın ait olduğu işletmeci adı, işletmeci adı bilinmiyorsa ‘diğer operatör’ ifadesi kullanılacak. Aramanın yapıldığı tarih ve saat, her bir arama için arama süresi ve arama ücreti verilecek. Faturada toplam arama sayısı ve toplam konuşma süresi yer alacak.

Eğer uluslararası dolaşımda gelen çağrılar varsa, ücretlendirme olması durumunda her bir gelen çağrının yapıldığı tarih ve saat, arama/aranma süresi ve ücreti belirtilecek.

Uluslararası dolaşımda ve yurtdışına doğru yapılan çağrılarda aranan numaranın yanında aranan ülkeye ilişkin ülke adı gibi açıklayıcı bilgi ile uluslararası dolaşımda aramanın başlatıldığı ülke bilgisinin de yer alması zorunlu hale geliyor.

Haberleşme ücretlerinde, ses görüşmeleri, SMS, internet gibi toplam kullanımın özetini gösterir bir tablo yer alacak. Ayrıca mobil telefon aboneliklerinde ücretlendirmenin farklı olması durumunda şebeke içi, şebeke dışı, uluslararası gibi ve sabit telefon aboneliklerinde ücretlendirmenin farklı olması durumunda da şebeke içi, şebeke dışı, şehir içi, şehirlerarası, uluslararası gibi yararlanılan her bir hizmetin ayrı ayrı alt kalemlerinin dağılımını gösterir grafik bulunacak.

İnternet üzerinden fatura ve ayrıntılı faturaların abonelere gösterilmesi durumda kullanım detayı / ayrıntılı fatura bilgilerinin tüketiciler tarafından hesaplama yapabilecekleri şekilde ses, SMS, veri, yurtdışı ve yurtiçi roaming görüşmeleri gibi bilgiler de sunulacak.”

 

 

 

 

 

 

Kaynak:http://www.cnnturk.com/2013/ekonomi/genel/08/04/haberlesmede.seffaf.fatura.donemi.basliyor/718297.0/index.html