Türkiye’nin en hızlı büyüyen şirketleri

AllWorld Network ile TOBB’un öncülüğünde ve TEPAV’ın desteğiyle Türkiye’nin en hızlı büyüyen şirketlerine küresel ölçekte dikkat çekmek için yürütülen “Türkiye 100 Projesi”nin kazananları açıklandı.En hızlı büyüyen şirketi, Reysaş Teknoloji oldu.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’ndan (TEPAV) yapılan açıklamaya göre, AllWorld Network’ün öncülüğünde Türkiye’nin en hızlı büyüyen şirketlerine küresel ölçekte dikkati çekmek için yürütülen “Türkiye 100 Projesi”nin sonuçları belli oldu.

Buna göre, 2010-2012 döneminde satış gelirlerini yüzde 7 bin 400’ün üzerinde artıran Reysaş Teknoloji Depolama ve Taşımacılık AŞ, Türkiye 100 Projesi’nde birincisi oldu. Söz konusu dönemde satış gelirlerini yüzde 2 bin 242 artıran Alco İçecek ve Tük. Mal San. Tic. Ltd. Şti ikinci, yüzde 1856 artıran Cici Çikolata AŞ ise üçüncü sırada yer aldı. İlk 10’daki diğer şirketler ise İntermey, Sakarya Vagon, Teknokon Makina, Elma Sepeti, Mensace Mermer, Nurmet Çelik, Elginsan Narenciye şeklinde sıralandı.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Anadolu’nun her tarafında doğru fırsatları gören, inovasyon yapan ve istihdam sağlayan binlerce girişimci olduğunu belirterek, Türkiye 100 Projesi ile girişimci şirketleri görünür hale getirdiklerini kaydetti.

Hisarcıklıoğlu, Harvard Üniversitesi işbirliği ile bu projeyi yürüttüklerini ifade ederek, “Bu yıl ikincisini yaptığımız Türkiye 100 Projesi, başarılı girişimcilerimizin sadece Türkiye’de değil dünyada da önünü açacak. Bu şirketleri uluslararası yatırımcılarla ve müşterilerle biraraya getirerek büyümelerine katkı sunacağız. Unutmayalım ki büyüyen her şirket Türkiye’nin geleceğine yatırımdır” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin en hızlı büyüyen 100 şirketinin bilançoları üzerinde yapılan analizlere ve yöneticileriyle gerçekleştirilen görüşme sonuçlarına göre Türkiye 100 şirketlerini kuran kişilerin şirketleri kurduklarındaki ortalama yaşları 31 iken, şu anki yaş ortalaması 41.

Türkiye 100 şirketleri, satış gelirlerini, 2010-2012 döneminde ortalama yüzde 371 arttırdı. Listedeki 100 şirketin toplam cirosu, 2010 yılında 2,2 milyar TL’den, 2012 yılında 6,1 milyar TL’ye ulaştı.

Türkiye 100 şirketlerinin toplam çalışan sayısı 2010-2012 döneminde yüzde 95 arttı. Listedeki şirketlerde çalışanların sayısı 2010 yılında 11 bin 486’dan 2012 yılında 22 bin 472’ye çıktı. Türkiye 100 şirketleri söz konusu dönemde 10 bin 986 yeni iş sağladı.

Türkiye 100 şirketlerinin yüzde 41’i makine üretimi, bulut bilişim ve elektronik ticaret gibi teknoloji yoğun sektörlerde, diğerleri tarım, inşaat ve geleneksel sayılabilecek imalat sanayi alt sektörlerinde faaliyet gösteriyor.

Türkiye 100 şirketlerinin kurucuları mevcut şirketleriyle yetinmeyip yeni şirketler kuruyor. Şirketlerin sahiplerinin yüzde 83’ü önümüzdeki bir yılda en az 1 yeni şirket kuracaklarını belirtiyor.

Türkiye 100 girişimcilerinin yüzde 45’i şirketlerinin daha da büyümesinin önündeki en büyük engelin nitelikli işgücü bulmakta yaşanan sıkıntılar olduğunu ifade ediyor.

TÜRKİYE 100, 26 İLDEN ÇIKTI

Türkiye’nin en hızlı büyüyen 100 şirketinin 29’u İstanbul’da, 17’si Ankara’da, 9’u İzmir’de, 8’i Kocaeli’de bulunuyor. Gaziantep ve Adana’da 4’er, Mersin, Manisa ve Bursa’da 3’er, Hatay, Eskişehir ve Kahramanmaraş’ta 2’şer şirket yer alıyor. Listede şirketi bulunan diğer iller Uşak, Balıkesir, Çanakkale, Sivas, Çorum, Erzincan, Yozgat, Kayseri, Sakarya, Samsun, Karaman, Batman, Osmaniye ve Antalya’dan oluşuyor.

Listede yer alan ilk 10 şirket şöyle:

Firma adı Sektör Büyüme oranı (2010-2012)(Yüzde) Satış geliri(Dolar) Çalışan sayısı (2012) Şehir
Reysaş Teknoloji Depolama Taşımacılık ve Tic. A.Ş. Bilgisayar yazılımı, bilgi ve iletişim teknolojileri, lojistik ve tedarik yönetimi 7417 10-20 Milyon 25 Ankara
Alco İçecek ve Tük. Mal San. Tic. Ltd. Şti. Gıda ve içecek maddeleri üretimi 2242 20-50 Milyon 11 İzmir
Cici Çikolata A.Ş. Gıda ve içecek maddeleri üretimi 1856 20-50 Milyon 500 İstanbul
İntermey İmalat Uluslararası Ticaret A.Ş. Gıda ve içecek maddeleri üretimi 1795 20-50 Milyon 263 Ankara
Sakarya Vagon Sanayi A.Ş. Ulaşım araçları üretimi 1559 5-10 Milyon 54 Sakarya
Teknokon Makina İmalat ve Montaj A.Ş. İnşaat, makine 1372 20-50 Milyon 252 Kocaeli
Elma Sepeti Bilgisayar Yazılım İthalat İhracat Eğitim Servis ve Reklamcılık Ticaret A.Ş. Elektronik ticaret 1040 5-10 Milyon 31 Ankara
Mensace Mermer Madencilik Taşımacılık San.ve Tic. A.Ş. Madencilik 732 5-10 Milyon 149 Kayseri
Nurmet Çelik San. ve Tic. A.Ş. Demir-çelik üretimi 669 50-100 Milyon 83 Hatay
Elginsan Narenciye Depo. Gıda Pls. Amb.Ürn. Loj. Serv. San. Tic. Ltd. Şti. Gıda ve içecek maddeleri üretimi 619 20-50 Milyon 177

 

 

 

 

 

 

 

 

 

kaynak

Türkiye’nin dizi ve program ihracatı


Türkiye’nin dizi ve program ihracatı bu yıl yüzde 15-20 artışla 175 milyon dolara koşuyor. Mısır ve Dubai’de dizi yayınlarına ara verilmesi ihracatçıları 2014 için kaygılandırıyor.

 


 Türkiye, dizi ihracatında yıldan yıla rekor kırıyor. Geçen yıl 75 ülkeye 150 milyon dolarlık dizi ihracatı yapan Türkiye’de, bu yıl rakamın ihraç edilen programlarla birlikte yüzde 15-20 artışla 175 milyon dolara ulaşması bekleniyor.

ABD haricindeki ülkeler arasında dünya dizi sektöründe liderliğe oynayan Türkiye’de, son yıllarda büyük ivme kazanan sektörün cirosu 300 milyon dolar üzeri hacme ulaştı. Dizi ihracatındaki artışa karşın, en büyük alıcı konumundaki Ortadoğu’daki bazı ülkelerde yaşanan sıkıntıların, 2014’te ihracat gelirini düşürebileceği belirtiliyor. İhraç edilen dizi ile ilgili anlaşmaların yılın başında yapılması dolayısıyla 2013’te önemli bir düşüş yaşanması beklenmese de, Mısır’da tamamen, yine Mısır’daki olaylar nedeniyle Dubai’de ise devlet kanallarında Türk dizilerin yayınının durdurulması ihracatçıları 2014 için endişelendiriyor. Söz konusu ülkelerde bazı kanalların yayınları durdurmasının devamı halinde rekabetin olmayacağı, bunun da satışların sürmesine karşın düşen rekabet nedeniyle ihracat gelirlerinde azalmaya sebep olacağı belirtiliyor.

Güney Amerika yeni hedef pazar

Dizi ihracatının en önemli alıcılarından Dubai’nin, yıl sonunda yayınlara tekrar başlayacağı ifade edilirken, Ortadoğu pazarındaki düşüşe karşın Rusya ve Ukrayna pazarlarında ise önemli artış kaydedildi. ABD, Çin, İtalya, Pakistan, Litvanya, Estonya, Letonya ve bazı Uzakdoğu ülkeleri Türk dizilerinin son dönemdeki yeni alıcıları olurken, Güney Amerika, Almanya ve İspanya da girilmesi beklenen pazarları oluşturuyor.

Calinos Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Fırat Gülgen, dizi film ihracatında anlaşmaların her yılın başında imzalandığını ve geçerliliğini sürdürdüğünü, bu yüzden bazı Ortadoğu ülkelerinde yaşanan sıkıntıların dizi ihracatının bu yılki performansını etkilemediğini ifade etti. Gülgen, Türk dizilerinin Mısır’da talimatla tamamen, Dubai’de ise devlet kanallarında durdurulduğunu belirterek, yayınlamama durumunun önümüzdeki yıl da devam etmesi halinde dizi ihracatı gelirlerinin 2014’de azalma göstereceğini kaydetti. Üretilen dizilerin bir yıl sonra satılabildiğini anımsatan Gülgen, “Geçen yıldan devam eden dizilerin satışında bir sorun yok. Dizi ihracatı yüzde 65-70’i Ortadoğu’ya yapılıyor. Sıkıntıların devam etmeyeceği yönünde beklentimiz var” diye konuştu.

Global Agency CEO’su İzzet Pinto da, dizi ve program ihracatının bu yıl yüzde 15-20 artışla 175 milyon dolara ulaşacağını belirterek, “Daha fazla olması bekleniyordu. Mısır olayları yaşanmasaydı ihracattaki artış yüzde 30-35 olurdu” dedi. En büyük müşteri olan Dubai’nin son 2-3 aydır alımları durdurduğunu, yıl sonu alımlara tekrar başlayacağının ifade edildiğini aktaran Pinto, bu emirlikte en çok “Muhteşem Yüzyıl”, “Aşk ve Ceza”, “Binbir Gece”, “Yaprak Dökümü” ve “İffet”in, yeni pazarlardan Rusya’da ise yine “Binbir Gece”, “Aşk ve Ceza” ile “Dila Hanım”ın izlendiğini anlattı. Pinto, 2014 sonu, 2015 başında Borsa İstanbul’a açılmayı planladıklarını belirtti.

Gelirler azalır fiyatlar düşebilir

Calinos Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Fırat Gülgen, Calinos’un ihracat yaptığı ülke sayısının 61’i geçtiğine işaret ederken, Mısır ve Dubai’de yaşanan sorunlara karşın, diğer Körfez ülkelerinde yayınların devam ettiğini hatırlattı. Gülgen, “Bazı kanalların yayınları durduğu için önümüzdeki dönemde rekabet eskisi kadar olmayabilir. Eskiden 10 liraya satılan ürün, önümüzdeki yıl aynı ülkeye rekabet olmayacağı için 5 liraya satılır. O anlamda satışlar devam eder ama gelirler düşer. Rekabet düştüğü için de fiyatlar biraz daha gerileyebilecek” şeklinde konuştu.

“Muhteşem Yüzyıl” ile ABD ve Çin pazarına girildi

Global Agency CEO’su İzzet Pinto, mevcut ihracat pazarlarından Balkanlar’ın yanı sıra “Muhteşem Yüzyıl” ile ABD ve şu anda  yarışmaların popüler olduğu Çin pazarına girildiğini, İtalya pazarında da yer almaya başladıklarını ifade ederek, “Gelecek yılın pazarları ise Almanya ve İspanya olacak. Güney Amerika da yakında girilebilecek pazarlardan” dedi. Ortadoğu pazarında kaybedilen payın Rusya ve Ukrayna ile telafi edilmeye çalışıldığını belirten Pinto, amaçlarının Asya pazarına girmek, ancak Asya’nın kapalı bir pazar olduğunu söyledi.

Dizi ihracatında 2023 hedefi 1 milyar dolar

2005-2011 yılları arasında 76 ülkeye 35 bin 675 saatlik dizi ve program ihracatı yapıldı. Geçen yıl 150 milyon dolar olan rakamın 2023’te 1 milyar doları bulması planlanıyor. Türkiye, son 5 yılda Fransa’yı da geçerek yerli film pazarının en yüksek olduğu Avrupa ülkesi konumuna ulaştı.

 

 

 

 

 

 

Cari açıkta bu yıl dünyada ilk 5’e gireceğiz

IMF projeksiyonlarına göre; ülkeler içinde cari açık sıralamasında Türkiye, bu yıl üç basamak birden yükselerek, 5’inci sıraya; 2014’te de bir basamak daha çıkarak 4’üncülüğe yerleşecek.

 

Türkiye, ülkeler içinde cari açık tutarına göre sıralamada, bu yıl üç basamak birden çıkarak, 5’inci sıraya; 2014’te de bir basamak daha çıkarak 4’üncülüğe yükselecek.

2011 yılında 75 milyar dolarla, ABD’nin ardından en fazla cari işlemler açığı veren ülke olan Türkiye, 2012’de ekonomiyi soğutma önlemleriyle açığın 50 milyar doların altına çekilmesiyle 8’inci sıraya kaymıştı. IMF’nin, ekim ayı itibariyle güncellediği Dünya Ekonomik Görünüm veri tabanında yer alan Türkiye’ye ilişkin cari açık projeksiyonları, Hükümetin Orta Vadeli Program’da (OVP) yer alan öngörülerine göre daha olumsuz bir tablo sergiliyor. Hükümetin OVP’de bu yıl için 58.8 milyar dolar olarak beklediği cari açık IMF tarafından 60.7 milyar dolar olarak öngörülüyor. Hükümetin 55.5 milyar dolarlık açık öngördüğü 2014 yılına ilişkin IMF tahmini 61.5 milyar dolar düzeyinde bulunuyor. OVP’de 2015 ve 2016 yılları için aynı tutarda olmak üzere 55 milyar dolarlık cari açık tahmini yer alırken, IMF projeksiyonlarında Türkiye’nin 2015 yılında 69.7 ve 2016 yılında ise 80 milyar dolar cari açık vereceği öngörülüyor.

OVP’ye göre bu yıl milli gelirin yüzde 7.1’i düzeyinde gerçekleşecek cari açık, gelecek yıl GSYH’nin yüzde 6.4’üne, 2015’te yüzde 5.9’una, 2016 yılında yüzde 5.5’ine inecek. IMF’ye göre ise Türkiye bu yılın tümünde milli gelirin yüzde 7.4’ü, gelecek yıl yüzde 7.2’si, 2015’de yüzde 7.4’ü ve 20162da yüzde 7.7’si kadar cari açık verecek.

IMF projeksiyonlarında, 2012 yılında GSYH’ye göre dünyanın en büyük 17’nci ekonomisi olan Türkiye’nin 2013 yılında da bu sırayı koruyacağı öngörülürken, cari açığa göre sıralamada ise 8’incilikten 5’inciliğe yükselmesi bekleniyor.  2014’te Türkiye’nin milli gelire göre sıralamada ilk kez 16’ncı sıraya yükselirken, cari açık tutarında da bir basamak çıkarak 4’üncü ülke konumuna geleceği öngörülüyor.

ABD cari açık şampiyonu

2013 itibariyle 187 ülkeden 133’ü, gelecek yıl da 135’inin cari açık vermesi bekleniyor. Bu yıl cari açık tutarında 451.5 milyar dolarla birinci sırada yer alacak ABD’yi, 77.6 milyar dolarla Hindistan, 74 milyar dolarla Brezilya, 69.1 milyar dolarla İngiltere ve 60.7 milyar dolarla Türkiye’nin izlemesi bekleniyor.

Bu yıl cari işlemler fazlası verecek 54 ülke içinde açık ara birinci olan Çin’in bu yılki fazlası ise 224 milyar dolar düzeyinde tahmin ediliyor. Projeksiyonlara göre bu yıl cari işlemler fazlasında Çin’i 214.6 milyar dolarla Almanya, 138.9 milyar dolarla Suudi Arabistan, 87 milyar dolarla Hollanda, 72.1 milyar dolarla Kuveyt izleyecek.

Dünya ticaretinde ABD aleyhine, Çin lehine yaşanan süreçte 2014 itibariyle ABD’nin cari açığının 489 milyar dolara, Çin’in fazlasının ise 258 milyar dolara ulaşması bekleniyor. IMF projeksiyonlarına göre 2014 yılı itibariyle cari açık büyüklüğünde ABD’yi 68.6 milyar dolarla Brezilya, 66.1 milyar dolarla Hindistan, 61.5 milyar dolarla Türkiye, 60.1 milyar dolarla Türkiye izleyecek.

2014 itibariyle cari işlemler fazlası veren ülkeler içinde ise Çin’in ardından 214.4 milyar dolarla Almanya, 132 milyar dolarla Suudi Arabistan, 91.5 milyar dolarla Hollanda ve 91 milyar dolarla Japonya’nın izlemesi bekleniyor.

 

Suriye’de stoklar tükendi Türk TIR’ları mal yetiştiremiyor

Suriye’de üretim çöktü. Suriye, yiyecek, içecek ve diğer temel ihtiyaçlarını Türkiye’den karşılıyor. İhracattaki artış nakliyeye yansıdı, 6 ayda yüzde 300’lük artışla 23 bin 600 Türk TIR’ı Suriye’ye mal taşıdı.

 

Suriye’de üretim altyapısı çökünce iç savaşın başladığı dönemde dibe vuran ihracat, artan ihtiyaçlar yüzünden yeniden tırmanışa geçti. Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin açıklamasına göre eylül ayında Suriye’ye ihracatta yüzde 140 artış oldu. Güneydoğu İhracatçılar Birliği (GAİB) Başkanı Abdulkadir Çıkmaz da basına yaptığı açıklamada, şu ana kadar en yüksek 220 milyon dolarlık ihracatın gerçekleştirildiği Suriye’ye, geçen 9 ayda 240 milyon doların üstünde ihracat yapıldığını ifade etmişti. İhracattaki bu artış, kriz başlangıcında büyük sıkıntıya giren nakliyeciye de nefes aldırdı. Türk TIR’larının çıkış sayısında da patlama oldu. Bu yılın ilk altı ayında TIR çıkışları, geçen yıl ilk altı aya göre yüzde 296 arttı. 2012’nin toplamında Suriye’ye gitmek üzere çıkış yapan TIR sayısı 13 bin 819’du. Bu ayın altı ayında ise geçen yılın toplam rakamı ikiye katlandı, 23 bin 600 Türk TIR’ı Suriye’ye mal taşıdı.

Teslimat tampon bölgede

Taşımalardaki bu artış özellikle Suriye’deki iç savaşın ardından büyük sıkıntı yaşayan Hataylı nakliyecilere ilaç oldu ancak, sektörün 2010 yılında zirve yaparak TIR çıkışlarını 100 binlere çıkardığı günlere dönmesi şimdilik çok zor görünüyor.

Suriye tarafında devlet kontrolü yok. Alıcı, Türk üreticiyle bağlantı kuruyor. Nakliyeci iki ülkenin sınırı arasındaki tampon bölgeye gidiyor. Parayı peşin alıp yükünü Suriyeli TIR’lara aktarıyor. Sınırı geçtiği için taşıma resmi ihracat sayılıyor. Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Genel sekreteri Ali Çiçekli, yüklerin büyük kısmının vakıflardan, derneklerden ve çeşitli yerlerden yapılan gıda yardımları olduğunu söyledi. Suriye’deki mevcut stokların tükenmesinin Türkiye’den yapılan ithalatı da artırdığını belirten Çiçekli, “Daha önce bir nebze de olsa bir şeyler bulabiliyorlardı. Şimdi kalmadı. Aynı zamanda dışarıdan gelen çok sayıda savaşçı var. 20-25 bin kişi. Yiyeceği, içeceği, giyimi genellikle dışarıdan ithalatla temin ediliyor. Türkiye’den alım yüksek. Suriye’ye giden bu malları da Türk nakliyecileri taşıyor” diye konuştu.

Tarla ekilmiyor, üretim yok

Taşımalarda artış olmasına rağmen bu taşımaların savaş öncesi dönemle kıyaslamayacağını dile getiren Çiçekli, şöyle konuştu: “Bölge nakliyecisi için büyük rahatlık getirdi diyemeyiz. Çünkü iç taşıma gibi bir yerde. Kapıya kadar getiriyorlar. Suriye içlerine gitmiyorlar. Eskiden navlun 2 bin dolardı mesela, oradan ucuz yakıt da alıyordu. Şimdi 1000- 1500 liraya kapıya kadar götürüyor. İstanbul’dan, Mersin’den Kilis’e gitmiş gibi oluyor. Ancak sınırı geçtiği için ihracat sayılıyor. Sonuçta Türkiye’deki bir mal başka bir ülkeye gidiyor. Türk devletin kayıtlarında da ihracat olarak geçiyor. Suriye tarafında hiç bir devlet kontrolü yok. Ancak buradaki ticaret, araçların giriş çıkışı Suriyeli muhaliflerin kontrolünde. Cilvegözü ve Öncüpınar’dan çıkış oluyor..”

Hatay merkezli Zaimoğlu Nakliyat’ın Yönetim Kurulu Başkanı Hamit Şanverdi de Suriye’deki tüccarların Türkiye’deki üreticilerden ihtiyaca çimento, bisküvi, diğer yiyecek ve içecekler, patates, çocuk bezi gibi mal alımlarını son aylarda artırdığını belirtti. “Bizim Hatay’daki bazı arkadaşlarımız aracı olarak bu malları tedarik ediyor. Biz de nakliyeciler olarak taşıma işini yapıyoruz” diyen Şanverdi, tampon bölgeye Suriye plakalı araçlara mal aktarımı yapmak için gelen TIR’ların İstanbul, Ankara, Niğde gibi Türkiye’nin farklı şehirlerinden geldiğini aktardı. Suriye’de üretimin çökmesine yönelik ise Şanverdi, “Suriye’de çiftçi artık tarlasını, bahçesini ekemiyor. Fabrikalarını çalıştıramıyor. Bu nedenle şu anda Suriye’de üretim sıfır. Bütün ihtiyaçlarını şu an Türkiye’den sağlıyorlar” dedi.

‘Nakliyeciye nefes aldırdı’

Suriye ile gerginlik sonucu çıkışlar durma noktasına gelmiş, nakliyeciler de büyük sıkıntıya girmişti. Hamit Şanverdi, Suriye’ye giriş ücreti ödemedikleri için tek masraflarının yakıt olduğunu belirterek,  “Şimdi taşımalarımızın Cilvegözü’nde bir masrafı yok. Suriye içlerine gidilmediği için geçiş ücreti yok. Nakliyecinin sadece yakıt masrafı var. Bir araç ayda 4-5 sefer yapıyor. Bu da eskiden Katar gibi ülkelere yaptığımız seferlerden kazandığımız parayla aynı hesaba geliyor. O nedenle son aylardaki bu artış nakliyecilere nefes aldırdı diyebiliriz” şeklinde konuştu. Mısır’a yönelik Ro-Ro hatlarında dönem dönem yaşanan kayıpların da Suriye’ye artan bu taşımalarla biraz telafi olduğunu ifade eden Şanverdi, şöyle devam etti: “Ağırlıklı olarak Hataylı nakliyeciler bu işi yapıyor. Eskiden Suriye plakalı araç geliyordu, Suudi plakalı araç geliyordu, Irak plakalı araçlar boş gelip yük alıyordu. Ama onlar artık gelemiyor. Sadece Türk plakalı araçlar bu işi yapıyor. Ben mesela nakliyeciyim. Bir fabrikadan 18 araç benden talep ettiler. 18 aracı bulamıyorum. Çünkü bütün araçlarım çalışıyor.”

Ödemeler sınırda peşin yapılıyor

Türk TIR’ları Suriye’ye kadar gidiyor, tampon bölge de Suriyeli TIR’lar tarafından alınıyor. UND Yüksek İstişare Kurulu Üyesi ve BKM Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Edip Bakımcı bu malzemelerin ağırlıklı olarak yardım malzemeleri olduğunu ancak ticari malların da ülkeye gittiğini anlattı. Tüm bu ticaret muhaliflerin kontrolünde gidiyor. Bakımcı, “Suriye ile yapılan resmi bir iş değil. Ben, muhaliflerin malları alarak karaborsada sattıklarını düşünüyorum. Paralar peşin ödeniyor” dedi. Peki ya vergi? Bakımcı, taşımacıların Suriye’nin içine girmediği için ekstra bir vergi de ödemediğini söyledi ve yaşananları şöyle anlattı: “Suriye kapısına gelmeden iki kapı arasındaki tampon bölgede teslimat, aktarma yapılıyor. Savaş ortamı olduğu için ithalatçıların da vergi ödediğini sanmıyorum.” Suriye’de yaşanan iç savaşın özellikle Hataylı nakliye cilere ağır darbe vurduğunu hatırlatan Bakımcı, “Transit taşımalarımızda çok azalma oldu. Birçok Hataylı nakliye firması kapandı. Sektör Suriye’den dolayı büyük kayıp yaşadı” dedi. Bu sıkıntıların ardından sektörde son aylarda başlayan canlanma Bakımcı’nın da odağında. “Sektöre bir hareketlilik geldi” diyen Edip Bakımcı, burada kurların da etkisi olduğunu şu sözlerle anlattı: “Suriye’de dolarla alışveriş yapıyor. Eskiden 1 dolar olan şey 80 cente düştü. Kurların yükselmesi de ihracatı etkiledi. Hem diğer ülkeler hem de Suriye ile olan ihracat için söylüyorum. Fiyatlar daha ucuz gelmeye başladı.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak

İSMMMO’nun “90 Yılda Türkiye Ekonomisi” Raporu

29 Ekim 2013’te Cumhuriyet’in kuruluşunun 90. yılını kutlayan Türkiye, geçen yıllarda dünyanın 17. büyük ekonomisi olmayı başarırken, özellikle zenginleşme yolunda sınıfta kaldı.

İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nın “90 Yılda Türkiye Ekonomisi” adlı raporuna göre, Türkiye modernleşti, büyüdü, sanayileşti, yaşam süresi uzadı, okuryazar oldu, gelir ve harcaması arttı ama bir türlü borçlarından kurtulup zenginleşemedi.

“90 yılda yokluk içinden 74 milyonluk sanayileşmiş bir ülke yaratıldı” tespitine yer verilen raporda başarılanlar ve başarılamayanlar tek tek sıralanırken, ekonomik ve sosyal gelişme düzeyini yansıtan bazı göstergeler açısından Türkiye’nin “zengin ve orta gelir grubundaki ülkelerin gerisinde kaldığı” değerlendirmesinde bulunuldu.

Raporu yorumlayan İSMMMO Başkanı Yahya Arıkan, 90 yılda hep birlikte çalışarak bir değer yaratıldığını belirterek, “Önümüzdeki 20-30 yıllık süreçte dünyada yaşanacak yeni büyüme dalgasında, çevresel ‘sürdürülebilirliği’ esas alan teknolojilerin, insanların yaşamını değiştirecek makineler arası iletişimi sağlayacak ağ teknolojilerinin, nanoteknoloji ve biyoteknolojinin etkili olacağı yönünde güçlü işaretler bulunuyor. Bu teknolojilerde söz sahibi olabilirsek Türkiye’nin orta gelir grubundan sıyrılarak zenginler kulübüne girebilmesi mümkün” diye konuştu.

Arıkan, teknolojilerin gelişiminin teşvik edilmesi, Ar-Ge’ye yapılan harcamaların GSMH’nin yüzde 2’nin üzerine, hatta yüzde 3’lere yükseltilmesi ve eğitim sisteminin araştırmacı ve girişimci bireyleri teşvik etmesinin önemine dikkat çekerek şöyle konuştu:

“Önümüzdeki 10 yıllık dönemde iç tasarruf oranının yüzde 15’lerden yüzde 25-30 bandına çekilmesi, büyümenin daha yüksek oranda iç kaynakla finanse edilerek ortalama yüzde 7-8 bandında sürdürülebilir bir trendin tutturulması hedeflenmeli. Ancak bu planlamayla Cumhuriyet’in 100’üncü yılına dünya sıralamasında en az bir basamak atlayarak 16’ncı büyük ekonomi olarak girebilmemiz mümkün olur”

Neler başarıldı

“90 Yılda Türkiye Ekonomisi” raporuna göre, Cumhuriyetin en büyük başarıları, ekonomi, ticaret, gelir artışı, ulaşım, sağlık ve eğitim alanlarında gerçekleşti. Son derece fakir bir tarım ülkesinden 90 yılda, sanayinin çok değişik alanlarında yatırım ve üretim yapabilen, girişimci, kalifiye insan gücü üretme potansiyeline sahip, eğitim ve sağlık hizmetlerine yaygın olarak erişilebilen bir toplum yaratıldı.

Nüfus çoğaldı, yaşam  süresi uzadı

Rapora göre, cumhuriyet ilan edildiğinde Türkiye’nin nüfusu tahminen 12,5 milyon kişi civarındaydı. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren salgın hastalıklara karşı yürütülen politikalar, anne-bebek sağlığında yaşanan gelişmeler, sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve benzeri çalışmalarla, doğum oranları düşmesine rağmen ülke nüfusu 90 yılda 6 katına yükseldi.

Cumhuriyetin ilk yıllarında doğumda beklenen yaşam süresi kadınlarda yalnızca 36, erkeklerde ise 35’ti. 90 yıllık dönemde yaşam süresi iki katından fazla artarak erkeklerde 72’ye kadınlarda 77’ye ulaştı.
Sağlıkta ilerleme

Nüfus artışındaki en büyük etken rapordaki verilere göre, sağlık hizmetlerindeki gelişme oldu. En önemli rolü ise sağlık personeli üstlendi. Cumhuriyetin ilk yıllarında sayıları yüzlerle ifade edilebilen doktor, eczacı gibi sağlık personeli sayısı ise 90 yılda yüz binlerle ifade edilir hale geldi.

Cumhuriyetin ilan edildiği yıl sağlık görevlisi olarak Türkiye’de yalnızca 344 hekim ve 60 eczacı bulunuyordu. Hekim başına düşen nüfus 36 bin 508 kişi, eczacı başına düşen nüfus ise 209 bin 316 kişiydi. 90 yılın sonunda Türkiye’de sağlığı korumak için 126 binden fazla doktor, 21 binden fazla diş hekimi, 125 bine yakın hemşire ve 26 binden fazla eczacı çalışıyor.

Milli gelir arttı

Rapora göre milli gelir 90 yılda hatırı sayılır ölçüde arttı. 2012 sonu fiyatlarıyla ülkenin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası 90 yılda tam 54 kat büyüdü. Kişi başına milli gelire bakıldığında ise daha çarpıcı bir artış söz konusu. Ülke nüfusu 90 yılda altıya katlanırken kişi başına gelir düzeyi de 10 kata çıktı. 2012 sonunda kişi başına yıllık ortalama 19 bin TL olan gelir, 1923’te bugünkü fiyatlarla yılda yalnızca 2 bin lira düzeyindeydi.

Sanayileşme tam gaz

Ekonomik alandaki başarının bir diğer göstergesi de milli geliri oluşturan faaliyet kollarının bileşimindeki köklü değişim oldu. Cumhuriyet ilan edildiğinde Türkiye bir tarım ülkesiydi. Milli gelirin yüzde 43,1’i tarım kesiminden, yüzde 46,6’sı hizmetlerden elde edilirken yalnızca yüzde 10,6’lık bölüm sanayi üretimiyle sağlanabiliyordu. 90 yıllık süreçte milli gelir 54 kat artarken sanayi üretiminin milli gelirdeki payı yüzde 33’e yükseldi, tarımın payı ise yüzde 10’un altına geriledi. Hizmet sektörü de büyüme ve çeşitlenmesiyle yüzde 57’lik paya sahip oldu. Böylece Türkiye tam bir sanayi ülkesi görünümüne kavuştu.

Eğitimde başarı alt yapımı yatırımları iyi

90 yıllık Cumhuriyet’in en önemli başarılarından biri eğitim alanında yaşandı. Okul, öğretmen ve öğrenci sayıları önemli oranda arttı. Göze çarpan asıl başarı ise, 90 yılda öğrenim kurumlarındaki kadın ve erkek öğrenci sayılarının neredeyse eşitlenebilmesi oldu. Cumhuriyet’in ilk öğrenim yılında ilkokul öğrencilerinin yalnızca yüzde 18’i kadınlardan oluşurken bugün aynı oran yüzde 48,7 düzeyinde.

Rapora göre, okuryazarlık oranındaki artış da çarpıcı. 1935’te nüfusun yalnızca beşte biri okuryazar iken 2010 verilerine göre Türkiye’deki okuryazarlık oranı yüzde 94 düzeyinde.

1923’te 18 bin kilometrenin biraz üzerindeki karayolu uzunluğu ise 2011’de 368 bin kilometreye kadar yükselirken bir kilometre karayoluna düşen ülke yüzölçümü 43 kilometrekareden 2,13 kilometrekareye kadar geriledi.

Ancak karayollarındaki gelişme, demiryolu ağıyla dengeli bir şekilde yürütülemedi. 1923’te 3 bin 756 km olan demiryolu ağı 2011 yılı sonunda 10 bin kilometreye bile ulaştırılamadı.

 

Neler başarılamadı?

“90 Yılda Türkiye Ekonomisi” raporuna göre, 90 yılda ekonominin gelişmesine ve ülkenin zengin ülkeler düzeyine yükselmesini engelleyen bazı sorunlar bir türlü aşılamadı. İhracat ithalata bağımlılıktan kurtulamazken dış ticaret dengesi sürekli açık verdi. Ülke kalkınması için gereken sermaye birikimi ise bir türlü sağlanamadı, büyüme hep dış tasarrufların ödünç alınmasıyla gerçekleştirildi.

Rapora göre, ihracat-ithalat bağımlılığı ve cari açık sorununun bir türlü aşılamamasının en önemli nedenlerinden biri ülkede bağımsız teknoloji üretiminin bir türlü başarılamaması. 90 yıl boyunca Ar-Ge yatırımlarının milli gelirden aldığı pay bir türlü yükseltilemedi ve Türkiye teknoloji üreterek ihraç eden bir ülke konumuna gelemedi. Benzer şekilde Türkiye’deki ortalama eğitim yılının bir türlü uzatılamaması da yeterli sayıda girişimci, araştırmacı ve nitelikli işgücünün ortaya çıkamamasında önemli rol oynadı. Bu etkenle dış ticaret hep ekside kaldı.

İç tasarruf az , büyüme düşük, borç çok

Rapora göre, sürdürülebilir bir kalkınmanın en önemli koşullarından biri olan iç tasarruf oranının GSYH’nin yüzde 25’i ve daha üzerine yükseltilememesi, ülkenin kalkınması açısından önemli bir engel yarattı.

Cumhuriyetin ilk yıllarında yüz milyon dolarlar düzeyinde gerçekleşen cari açık 2010 sonrasında yıllık 40 milyar dolar düzeyinin üstüne çıktı. Yüksek cari açık ise dış borç stokunda sürekli artışa neden oldu. Dış borç yükü kamudan özel sektöre aktarılsa da GSMH’nin yüzde 40’ından aşağılara çekilemedi. 2012 sonu itibariyle ise Türkiye’nin dış borç stoku 337 milyar dolar düzeyine ulaştı.

90 yıl boyunca birbirini izleyen ekonomik ve siyasi krizler ise ekonomik büyümeyi sınırlandırdı. Dönemler itibariyle bakıldığında ortalama yıllık büyüme yüzde 5’ler düzeyinde gerçekleşirken, darbeler, ekonomik krizler ve savaşlarla dolu 90 yıllık tarihin ortalama yıllık büyümesi yüzde 4,49 düzeyinde kaldı. Bu büyüme performansı da Türkiye’yi 90 yılda orta düzeyde gelir sahibi, orta düzeyde sanayileşmiş bir ülke haline getirdi.

Dünya liginde gerideyiz

Rapora göre, ekonomik ve sosyal gelişme düzeyi diğer ülkelerle karşılaştırıldığında, Türkiye bazı açılardan zengin ve orta gelir grubundaki ülkelerin gerisinde kaldı.
34 OECD ülkesi arasında Türkiye kaçıncı?

Doğumda yaşam beklentisi    34.
Ortalama okullaşma yılı    34.
Kişi başına satın alma gücü    33.
Küresel rekabet gücü    28.
Toplumsal cinsiyet eşitsizliği    33.

Birleşmiş Milletler’in ölçü olarak aldığı “insani gelişme endeksi” ve bu endeksin bileşeni olan bazı göstergelere bakıldığında Türkiye 2012 sonunda OECD üyesi ülkeler ve BRIC ülkeleri arasındaki sıralamada insani gelişme göstergeleri açısından sonlarda yer buldu.

 

Kaynak 

Cumhuriyet Bayramı için görkemli tören

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamaya göre, Cumhuriyet Bayramı’nın 90. yılı benzersiz ve görkemli bir törenle kutlanacak.

İstanbul Boğazı’nda havai fişek, ışık ve ses gösterileri ile kutlamalar, bayram coşkusuna yakışır görsel bir şölene dönüştürülecek.

Boğaziçi Köprüsü ve Kız Kulesi arasındaki alanda yapılacak gösteriler, saat 19:30’da ışık gösterisiyle başlayacak. Büyük havai fişek gösterisi ise Ortaköy Meydanı’ndan saat 19:45’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş tarafından başlatılacak.

Gösterilerde, 16 ayrı noktadan 20 tonluk, 48 bini aşan sayıda havai fişek atışı yapılacak, her biri 8 bin watt enerji veren 150 “skytracer” kullanılacak. En büyüğünün ağırlığı 10 kilogramın üzerinde olan havai fişekler, İstanbul Boğazı’nda 250 metreye kadar yükselecek. Boğaziçi Köprüsü üzerinde 60 ateşleme sistemi yer alacak ve bin metre uzunluğunda ateş şelalesi oluşturulacak.

Gösterinin müziği Fahir Atakoğlu tarafından organizasyona özel olarak bestelendi. Gösterinin koreografisi de besteye göre yapıldı. Gösteriler, canlı yayında Power FM 100 frekansından yayınlanacak ve organizasyon müziği eşliğinde seyredilecek. Organizasyon öncesi ve sırasında, 30’u yurt dışından olmak üzere toplam 300 kişilik ekip görev yapacak.

Gösteriler için Anadolu Yakası’nda Üsküdar Kuzguncuk sahili, Üsküdar Paşalimanı sahili, Üsküdar Beşiktaş – Kabataş motor iskelesi yanındaki park, Üsküdar Şemsi Paşa sahili Radar mevkisi ve Üsküdar Çamlıca İBB Sosyal Tesisleri Bahçesi ile Avrupa Yakası’nda Beşiktaş Ortaköy sahili, Beşiktaş Barbaros Hayrettin Paşa Meydanı, Beşiktaş Dolmabahçe Çay Bahçesi, Beyoğlu Kabataş sahili, Beyoğlu Fındıklı Parkı, Eminönü Üsküdar – Kadıköy iskeleleri arasına ses sistemi kurulacak.

Gösteriler, Anadolu Yakası’nda; Üsküdar Kuzguncuk Parkı, Paşalimanı Parkı, Üsküdar İskele ve Salacak sahilinden, Avrupa Yakası’nda; Ortaköy, Beşiktaş ve Dolmabahçe sahilinden izlenebilecek.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak

“Kaçak Ürün Alma, Kapıma Kilit Vurma”


TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, kaçak ürün sorununun; çaydan akaryakıta, sigaradan alkole pek çok sektöre yayılmış durumda olduğunu vurgulayarak, perakendeci esnaflarla birlikte “Kaçak Ürün Alma, Kapıma Kilit Vurma” kampanyasını başlattıklarını açıkladı.

Kaçak ürüne ‘savaş açan’ Tesk Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Kaçak Ürün Alma, Kapıma Kilit Vurma” kampanyası başlatıyor. Palandöken konuyla ilgili yaptığı açıklamada, kaçak ürün sorununun; çaydan akaryakıta, sigaradan alkole pek çok sektöre yayılmış durumda olduğunu ve Türkiye’nin kanayan yaralarından biri haline geldiğine dikkat çekerek şunları kaydetti:

“Konunun en büyük mağdurları ise kazancından olan dürüst esnafımızla birlikte, vergi kaybına uğrayan devletimiz ve ‘ucuz ürün alayım’ derken, ne olduğu belli olmayan ürünleri satın alarak hem sağlığını, hem parasını riske atan vatandaşlarımız olmaktadır. 2 milyonu aşkın esnaf ve sanatkârın temsilcisi konumundaki Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) olarak, bu soruna karşı yurt çapında perakendeci esnafımız ile birlikte bir ilki gerçekleştiriyor; ‘Kaçak Ürün Alma, Kapıma Kilit Vurma’ kampanyasını başlatıyoruz.”

Kampanyanın ayrıntıları 30 Ekim Çarşamba günü, TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken’in katılımı ile gerçekleştirilecek basın toplantısı ile ilk kez kamuoyuna duyurulacak.

kaynak

AVM’ler kent merkezlerinin dışına çıkarılacak

Gümrük ve Ticaret Bakan Yardımcısı Fatih Metin, “AVM” diye tabir edilen alışveriş merkezlerinin illerin ticari planlarına uygun alanlara taşınacağını söyledi.

Bolu Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz’ı ziyareti sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Metin, uzun dönemden beri esnaf kesimi ve ticaret erbabının beklediği, “AVM Yasası” diye tabir edilen Perakende Sektörünün Düzenlenmesi Hakkındaki Kanun Tasarısı’nı ilgililerin görüşüne açtıklarını hatırlattı.

Tasarının bakanlığın internet sitesinde bulunduğunu, ilgililerin görüşlerini beklediklerini anlatan Metin, taleplere göre şekil verileceğini ve Bakanlar Kuruluna arz edileceğini vurguladı.

“Tasarı, Bakanlar Kurulunda da son şekli verilerek Meclise sevk edilecek” diyen Metin, “Bu, uzun dönemdir beklenti içinde olunan bir alandı. Bu konuda çalışmalar devam ediyor” ifadesini kullandı.

“Her ilde stratejik ticari plan yapılacak” diyen Metin, “Valiler başkanlığında belediyelerden, sivil toplum kuruluşlarından ve ticaret adamlarından komisyon oluşturulacak. Bu komisyon, illerdeki imar planları gibi stratejik ticari plan yapacak. Yani bir caddede kaç berber olması lazım,  kaç değişik alanda iş yeri olacak, bunları araştıracak. Raporlar doğrultusunda çalışmalar şekillenecek” şeklinde konuştu.

Metin, AVM’lerin kent merkezlerinin dışına çıkarılacağına dikkati çekerek, “Netice itibarıyla mevcut yapı da bu yönde. İllerde ‘AVM’ diye tabir edilen yerler ticari plan dahilinde uygun alanlara taşınacak. Birçok yerde bu doygunluk olduğu için valiler başkanlığında oluşturulan komisyon kararıyla il dışına çıkarılacaktır. Bundan sonra 400 metrekareden daha büyük ticari  alanların kent dışına yapılması konusunda zorunluluk olacak” ifadesini kullandı.

Esnafın plana uyması karşılığında teşvik sisteminden yararlanacağını aktaran Metin, “Yani esnaf ticari plana uygun yerde iş yeri açarsa çeşitli teşvik ve desteklerden yararlanabilecek. Ticari plana uymayan bir yapıda açılırsa iş yeri o desteklerden yararlanamayacak” diye konuştu.

 

 

 

 

 

 Kaynak

9 ayda 900 bin kişi “ev”lendi


İstanbul’da 174 bin 835 konut satılırken, bu rakam Başkent Ankara’da 105 bin 272 olarak gerçekleşti.

 Türkiye genelinde bu yılın 9 ayında yaklaşık 900 bin konut konut satıldı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden derlenilen bilgilere göre, 2013 yılının 9 ayında konut satışları bakımından İstanbul ve Ankara, diğer illere büyük fark attı.

Söz konusu dönemde Türkiye’nin nüfusu en fazla olan kenti İstanbul’da 174 bin 835 konut satılırken, bu rakam Başkent Ankara’da 105 bin 272 olarak gerçekleşti. Türkiye’nin nüfusu en yüksek üçüncü ili olan İzmir’de ise aynı dönemde 54 bin 719 konut satıldı, Adana ve Mersin’de de toplam 40 bin 471 konut yeni sahibini buldu.

Bu dönemde en az konut satışı yapılan iller ise toplam 913 ile Hakkari, Ardahan, Bayburt, Bingöl ve Şırnak olurken, Muş, Gümüşhane, Iğdır ve Bitlis’te toplam 2 bin 253 konut satıldı.

9 ayda 900 bine yakın konut satıldı

Türkiye genelinde 2013 yılının 3. çeyreğinde 293 bin 318 konut satıldı. Bu yılın 9 aylık konut satışları incelendiğinde ise en fazla konut satışına 2. çeyrekte ulaşıldığı görüldü.

Birçok yeni konut projesinin hayata geçmesiyle hareketlenen sektörde, ilk çeyrekte toplam 273 bin 826 konut satışı gerçekleştirilirken, söz konusu satış 2. çeyrekte 295 bin 10 olarak gerçekleşti. Böylelikle, Türkiye genelinde yılın 9 ayında toplam 862 bin 154 konut satışı yapılmış oldu.

Konut satışları, 3. çeyrekte 2. çeyreğe göre İstanbul’da yüzde 13 düştü. Aynı dönemde satışlar Ankara’da yüzde 5, İzmir’de yüzde 6 civarında azalış gösterdi.

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak

Kandil Barajı elektrik üretimine başlıyor

Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinden doğan, 509 kilometrelik yolculuğunun ardından Akdeniz’e dökülen Ceyhan Nehri üzerinde 4 enerji üretim tesisi bulunuyor. 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı İzin Heyeti Başkanı Kemal Alakuş, Kandil Barajı’ndaki incelemelerinde yaptığı bilgilendirmede, tesis için son testleri yaptıklarını söyledi.

EnerjiSA’nın yaptığı hidroelektrik santralinin son kabulünü yapmak üzere heyet olarak tesise geldiklerini belirten Alakuş, şunları kaydetti:

“Tesis son aşamaya gelmiş durumda. Bir haftadır inceleme yapıyoruz. Tesis için gerekli son testlerimizi yaptık. Diğer ilgili kurumdan arkadaşlarda burada. Bununla beraber testleri yaptıktan sonra tesisimizi işletmeye açacağız.”

Ceyhan’ın “bereketli” bir nehir olduğunu dile getiren Alakuş, Çukurova’yı besleyen ve bölgeye de hizmet verdiğini belirtti.

Bu bereketin mühendislik bilgileri ile enerjiye dönüştüğü noktada olduklarını aktaran Alakuş, “Tesisimizin son kontrollerini yaptıktan sonra ülkemize, memleketimize kazandırmış olacağız. Türkiye’de özel sektör eliyle enerji yatırımları çok ciddi bir ivme kazandı. EnerjiSA yetkilileri bu projeyi çok kısa sürede tamamlamayı başardılar” ifadelerini kullandı.

EnerjiSA Proje Müdürü Erdem Çörekçioğlu da Kandil Barajı’nda yılda 539 milyon KW/h enerji üretimi yapılacağını bildirdi.

Projede sona geldiklerini kaydeden Çörekçioğlu, şunları söyledi:

“Kandil Barajı, Ceyhan Nehri zerindeki dördüncü projemiz. İlk üç projemiz üretime başladı. Kandil Barajı da kısa süre içerisinde üretime başlayacak. Bu bölgenin su depolamadaki en büyük projelerinden bir tanesidir. EnerjiSA’nın toplam da 2015 yılına kadar 5 bin megavat kurulu güç hedefi var. O hedefe ulaşmada burası önemli bir kilometre taşı olacaktır” dedi.

Barajda en pik dönemde ortalama bin 500 işçinin çalıştığını aktaran Çörekçioğlu, sosyal sorumluluk projelerine de önem verdiklerini belirterek, “Burada yöre halkından yüzde 40 oranında faydalandık. O anlamda da önemli bir katkısı olduğunu düşünüyoruz. Bölgede 46 kilometre yol yaptık. Türkiye’de özel sektör tarafından yapılan ilk yeniden yerleşim bölgesini yaptık. Bu anlamda hem sosyal açıdan, hem de ülke ekonomisine katkı açısından önemli bir projeyi gerçekleştirip bitirdiğimizi düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

Çörekçioğlu, Kandil Barajı tamamlandığında yıllık 539 milyon KW/h elektrik enerjisi üreteceğini sözlerine ekledi.

Bu arada, bir hafta önce başlayan test ve kontrol denemelerine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, DSİ, TEİAŞ, MTA, EÜAŞ, TEDAŞ ve EnerjiSA yetkilileri katıldı.

 

 

 

 

 

 

Kaynak