MEGA SİS Mİ, PEGA”SİS” Mİ?

5 Ocak 2014 günü, Pegasus havayolları tarihine PEGASİS olarak kaydedilmeli. Çünkü sıradan bir doğa olayı, koskoca bir havayolu firmasının  halkla ilişkiler ve kriz yönetimi tarihine sisli bir sayfa olarak iz bıraktı.

Elbette yağmur,fırtına, sis gibi hava olayları, sel ve deprem gibi felaketler havayolları firmalarını zor durumda bırakabilir, çoğu kez bu büyük nedenlere (force majeur) boyun eğmekten başka yapacak birşey kalmaz. Yolcular bu durumu olgunlukla karşılar ve kendi yolculuk planlarını revize ederler.

Yakın tarihte de bu tür doğa olayları nedeniyle günlerce hava alanlarında mahsur kalan yolcuların sıkıntıları hafızalarda çok taze. Yoğun kar yağışı, buzlanma, yanardağ patlamaları ve hatta  grevler nedeniyle binlerce yolcunun sıkıntısı günlerce haber bültenlerinde ilk sırada yer aldı.

Bu doğal durumların bırakın sıkça yaşanma olasılığını, bir defa yaşanması için bile olsa havayolları firmalarının kriz yönetimi konusunda strateji geliştirmeleri gereği ise gün gibi açık. Pegasus’un Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Ali SDSCN0183abancı da bir ropörtajında bu konuya değinmiş:

“Hayatta ummadığın anda neler olabileceğini gördüğün için önlemini farklı alıyorsun. Bir Ürdün seyahatinde büyükelçimiz bana zırhlı araç göndermiş. Şoföre “Hayırdır bir sorun mu var” dedim. O da “Yok Ali Bey ama sıkıntının bir defa olması yeterli” dedi. Anladın mı adamın verdiği dersi?”, diyerek[1].

Havayolları firmaları yolcularına güvenli bir uçuş kadar kriz drumlarında azami konforu sağlama sorumluluğnu üstlenmek durumunda. Bu konuda yolcuyla imzalanan sözleşmeler kadar, uluslararası havacılık kuralları ve oluşan gelenekler de geçerli.

Kurumsallaşmış ve sektördeki rekabet koşullarını sadece karlılık düzleminde değil, müşteri sadakati ile de sağlamayı başarmış olan firmalar.Pegasus havayolları ise sadece düşük maliyetli ve çıplak bilet satan bir firma olarak konumlandırma yapmak istiyorsa diyecek sözümüz yok. Uzun ömürler dileriz!

5 Ocak’ta yaşananlar sisli bir sayfa oluşturmakla kalmayacak türden. Neler olmuş yakından bakalım:

  • Saat 19′ da sis nedeniyle THY, Sun Express, Onur Air tarafından iptal edilen İstanbul -İzmir seferleri Pegasus tarafından iptal edilmiyor; yolcuların ısrarlı soruları seferin yapılacağı şeklinde cevaplanıyor. (Sefer iptal etmeme inadı nedir, nedeni anlaşılamamıştır)
  • Saat 21’e yaklaşırken gecikme anonsu yapılıyor. Sonra aynı anonsa daha ileri bir saat için tazeleniyor. Sonra kapı değiştiriliyor. Saat 22.30 da yolcular uçağa alınıyor. THY’nin iptal ettiği seferin nasıl yapılacağı yolcuları tedirgin ediyor.
  • Yolcular kemerleri bağlı olarak 50 dakika uçakta oturuyor. Hiçbir bilgi verilmezken yolcular huzursuz olup soru sormaya başlıyor. Pegasus Hava Yolları Genel Müdür Yardımcısı da olduğu öğrenilen Kaptan Pilot, önce hava raporu beklediklerini; ardından  görüş alanının azaldığını uçusun yapılamayacağını bildirip yolcuların körükten geri giderek tekrar salona alınacağını bildiriyor.
  • Uçağa alınırken “hoşgeldiniz” bile denmeyen ve asık  suratla karşılanan yolcular inerken de muhatap alınmıyor.(daha sonra anlaşılıyor ki bu uçuş ekibi iptal edilen başka bir seferin dinlenmeden İzmir seferine yönlendirilen yorgun ekibi)
  • Bekleme salonundaki eski yerlerine dönen yolcular gerginlik yaşıyor, sorularla muhatap arıyor. “Diğer havayollarının gördüğü sisi Pegasus kaptanı 6 saat sonra mı görmüş ?, uçuş iptal edilecek mi?, neden yetkili bulamıyoruz?” Genç Pegasus personeli birbiriyle tutarlı olamayan cevaplar veriyor.
  • Personelin müşteri hizmetleri telefonuna yönlendirdiği yolcular, başvurmak için 800’lü numarayı soruyor. Personel cevap veriyor:“bilmiyorum”
  • Bu arada anonslardan Trabzon, Antakya, Mardin gibi diğer seferlerin de gecikme anonsları yapılıyor ve yolcular gergin.Her kapı önünde bie  iki Pegasus görevlisi var. Hepsi genç ve yaptıkları açıklamalar ikna edici değil. Yolcular gruplar halinde görevlilerle tartışma yaşıyor.
  • Hava açılınca mutlaka seferin yapılacağı söylenerek yolcuların beklemesi isteniyor. Tepkiler artınca hava raporu beklendiği bildiriliyor. Yarım saat daha kazanılıyor. Nihayet uçusun iptal edildiği ilan ediliyor.
  • Bu arada dış hat bağlantılı uçuş yapan yolculara konaklama olanağı sağlanacağı, bu hakkın iç hat yolcular için geçerli olmadığı, isteyen yolcuların biletlerini iade edebileceği, isteyenlerin sabah uçuşlarıyla bilet değişikliği yapabileceği, sabah uçuşlarında çok sayıda yer bulunduğu söyleniyor.
  • İstanbulda oturan bazı yolcular biletlerinden vaz geçip evlerine dönüyor.
  • Özellikle yurtdışı bağlantılı olan yolcular uzun süredir yorgun olduklarından konaklama için sabırsızlanıyor.
  • Konaklama için belli bir otelle anlaşmaları bulunmadığını, mail yoluyla otellerde boş yer aranacağını , bu nedenle beklemek gerektiğini bildiriyor yetkililer.
  • Yolcular aşağı salona alınarak kapıya yakın bir yerde bekletilirken Miracle Residence’a ait bir otobüs konaklama için yolcuları almaya geliyor. Kimlerin gideceğine dair havayollarına ait bir liste bulunmadığından yolcular kendi aralarında bir kağıda isim yazıp yetkililere veriyor.
  • Bu listeler görevliler tarafından tek tek ve tekrar tekrar isim sorularak salonda ve otobüsün içinde temize çekiliyor. Bir okul gezisinde sınıf temsilcisinin kontrolüne benziyor bu amatör çalışma. Salonda, kapıda ve otobüsün içinde, “siz nerden geldiniz, nereye gideceksiniz” soruları tekrarlanıyor.
  • Konaklama için özel eşyalarına ihtiyaç duyan yolcular bavullarına ulaşmak istiyor. Az önce uçmayı bekledikleri uçaktan boşaltıldığını öğrendikleri bagajlarını bulmak için ters trafikle salonlar arasında koşuşturarak bagajlarını bulmaya çalışıyorlar.
  • Bu arada otele ait otobüs hareket ediyor.Yolcular bagajlarını bulduklarında otobüsün gitmiş olduğunu fark ediyor.
  • Görevlilere ulaşmak, bilgi almak, ilgi görmek gerçek bir iletişim becerisini gerektiriyor.
  • En sık duyulan vaad “otelinize gidin, biz size SMS ile ek sefer bilgisi yollayacagız, siz gelip uçacaksınız”.
  • Otele vasıl olabilenler şanslı yolculardan daha şanslı olanları konaklama olanağı buluyor. Çift olarak yolculuk yapanlar bu yolcular. Tek seyahat edenlere “uygunsuz bir teklif”te bulunuyor. Adını bile bilmediği başka bir yolcu ile geceyi geçirmesi gerektiği bildiriliyor. Pagasusun otel ile anlaşmasının bu şekilde olması nedeniyle yapılabilecek birşey olmadığını söyleyen resepsiyon görevlisine, bu durumda kalan dört yolcudan biri, tek kişilik oda farkı ödeme teklifi yaptığında “otelde boş yer kalmadığı” söyleniyor.
  • Otel lobisinde bekleyen yolculara bir çay bile ikram edilmiyor. Yolcular otel fiyatlarıyla lobideki bardan su, çay vs satın alarak sakinleşmeye çalışıyorlar.
  • Tekrar havaalanına gidecek olan bir minibüsle havaalanına dönmeyi tercih eden şanssız yolcular görüş mesafesini 20 metreye indiren yoğun sisin aslında kendileri kadar Pegasus için de geleceğe uzanan bir sis olduğunu düşünmeye başlıyorlar.
  • Buraya kadar okuyabildiyseniz sabrınız için tebrikler ve teşekkürler.Ancak olay yeni başlıyor.
  • Havalanına dönen yolcular Pegasus bilet gişesi önündeki mahşeri kalablık nedeniyle biletlerini başka bir uçuşla değiştiremiyorlar. İnternet üzerinden değişiklik yapılamıyor. Çünkü internet erişimi çöknüş durumda.Çağrı merkezi cevap vermiyor.Görevliler bunalmış durumda.
  • Bir yolcunun 13 yaşındaki oğlu kayıp. Devamlı anons yapılıyor. Baba perişan.
  • Gişeler önünde kavga çıkıyor, camlar kırılıyor, sağlık görevlileri müdahale ediyor.Nedeni biletlerini iade etmek isteyen çok sayıda insana rutin ekibiyle cevap vermeye çalışan ve talebi karşılamayan gişe görevlileri önünde oluşan uzun can sıkıcı kuyruklar.
  • Almanya uçuşları ve Diyarbakır, Antakya, Kayseri, Mardin gibi İstanbula uzak illerin yolcuları seferlerin de az sayıda olması nedeniyle daha çok mağduriyet yaşıyor.
  • Genç görevliler bunalmış yüz ifadeleriyle sadece yolcu isteklerini geçici bir süre için püskürtmeye çabalıyor. Yoğun bir informel iletişim var. Tüm yolcular birbirinden bilgi alıp hızla çevresine yayıyor.Bu arada taş zeminde sere serpe uyumaya çalışan yolcular perişan.
  • Pegasus görevlileri hala ek sefer yapılacagını söyeleyerek yolcuları oyalıyor. Bilet ofisinden informel bir bilgi alınıyor: Bir görevli diğerine seslenirken duyulan ses “ek sefer imkansız” diyor. Oysa yolculara hala hep beklemeleri söyleniyor, saat sabah 5 iken.Gün ağarırken  sisin kalktığını gören yolcular, uçuş anonslarını suyunca seviniyor. Ancak gişeler önündeki kalabalık devam ediyor.En can yakan kısmı da o söz verilen ek seferlerin konmaması, bu arada ek seferle hakkının saklı kalacağını zanneden yolcuların tarfeli seferlere yönlendirilmesi; tarifeli sabah seferleri dolduğu için yolcuların ortada kalması.Açıkça yetkililerin verdiği hiçbir sözün yerine gelmediğinin görüldüğü an bu an.
  • Bu arada 2 yıldır Pegasus hava Yollarında çakıştığını belirten ve saat 21’den beri çözüm için çabalayan A.Ç. isimli personelle yapılan görüşmede bir itiraf duyuluyor. “Biz böyle durumlar için eğitim almadık, ne yapacağımızı bilmiyoruz doğrusu”.
  • Ek sefer koymanın mümkün olmayacagı, tarifeli seferlerde yer bulunursa bilet değişimi yapabileceği bildirilen yolculardan, şu anda yer bulunamayacağı için  akşama kadar alanda beklemeleri isteniyor.
  • Yabancı yolculara yeterli açıklama yapılamadığı görülüyor. Yetersiz yabancı dil bilgisi nedeniyle personelin görevlerini diğer yolcular üstleniyor. Yabancı bir yolcu geldiğinde hızla alandan uzaklaşan görevlilerin hali gerçekten üzücü.
  • 24 saattir yolda olan bir yolcu daha fazla dayanamayıp bir taksiye atlıyor ve otobüsle İzmir’e dönmeye çalışıyor. Dilinde bir şarkı:”Elveda PegaSİS”

İşletmeciliğin rutinde kolay , krizde zor olduğunu bilen bu satırların yazarı yolcu, yol boyunca düşünüyor.

Tutarlı ve yetkili ağızdan yapılacak bir açıklama yapmak,

Yolcularına saygılı ve sahiplenici olmak,

“Sis bizim suçumuz değil” demeyi bilen ancak bu kargaşayı yönetemediğini kabul etmeyen göevlilere halkla ilişkiler kavramını öğretmek,

Kriz durumunda ne yapacağını bilmeyen ve bu konuda eğitim almadıklarını itiraf eden personeline eğitim vermek, bu kadar zor mu?

Suyu, sandviçi onbin metre yüksekte para bozarak satma becerisi kazandırılmış personel elbette krizde nasıl davranacağını da öğrenebilirdi.Hepsinin çaresizlik içinde koşuşturası ve kimseyi memnun edememeiş olması ayrıca üzücü.

Sadece “low cost” prensibi bir firmayı ne kadar ayakta tutar diye derin düşüncelere sevk ediyor insanı . Sayın Ali Sabancı’nın Ürdün büyükelçisinin proaktif yaklaşımından ders almamış olduğunu düşündürüyor bu durum.

25 milyon dolar baba parası batırdığını söyleyen Sayın Sabancı’nın Pegasus’u da batırmaması dileğinde bulunuyorum. Çünkü müşterisine değer ve önem vermeyen her firmanın para kazansa bile sevilmeyen bir marka olma riski  açıkça görünüyor.

“Sıkıntının bir defa olması” yeterli- miydi? Sanırım Pegasus için değil. Çünkü pek ders alınmış gibi görünmüyor. Değişik yollardan iletilen şikayet mesajlarına bir telefonla cevap verilip özür dilenmiş bile değil.

Tebrikler Pegasis.Harikasınız.



[1] http://ekonomi.haberturk.com/makro-ekonomi/haber/753329-25-milyon-dolar-baba-parasi-batirdim

Coca Cola saltanatı yıkılıyor mu?

En değerli markalar listesinde liderliği kaptıranCoca Cola‘nın, İspanya‘daki 11 fabrikasından dördünü kapatacağı açıklandı.

İspanya‘da ‘ERE’ adı verilen yasadan yararlanarak dün sendikalara bir teklif sunanCoca Cola maliyet azaltıcı program kapsamında  Iberian Partners’in, Asturias, Palma de Mallorca, Alicante ve Madrid’deki fabrikalarını kapatmayı öngören bir plan açıkladığı belirtildi.

İŞTEN ÇIKARMA VE NAKİLLER OLACAK
SkyNews’in haberine göre, Coca Cola‘nın maliyet azaltma planı 1250 işçiyi etkileyecek. Kapatılacak fabrikalardan 750 işçinin çıkarılması ve 500 kadar işçinin de İspanya‘da Sevilla, Barcelona gibi diğer fabrikalara nakli öngörülüyor. Coca Cola İspanya‘daki 11 fabrikasında toplam 4 bin 270 işçi çalıştırıyor.

13 YIL SONRA ZİRVEYİ KAPTIRMIŞTI
Interbrand’in 2013 yılı için hazırladığı dünyanın en değerli 100 markası listesinde Apple, Coca-Cola’yı geçmeyi başarmıştı. Apple’ın marka değeri yüzde 28 yükselerek 98.3 milyar dolara çıkarken, Coca-Cola Co. ise 13 yıl sonra zirveden inerek 79.2 milyar dolarla 3. sıraya düşmüştü.

 

 

 

 

kaynak

Coca-Cola’yı sarsan skandal

Coca-Cola’nın merkezinden içinde şirkete ait gizli belgelerin olup olmadığı merak konusu olan bir laptop çalındı. Binlerce çalışana ait kişisel bilgilerin yer aldığı bu gizemli bilgisayar için savcılığa başvuruldu.

Haberlere göre ABD’nin içecek deviCoca-Cola gizemli bir hırsızlık olayıyla sarsılıyor.Muhtar Kent’in yönetimindeki şirket cuma günü çalışanlara gönderdiği bilgi notuyla Atlanta’daki merkezlerinden bir dizi laptop bilgisayar çalındığını duyurdu. Coca-Cola insan kaynakları bölümünün kullanımındaki bu bilgisayarlarda 74 bin çalışanın şahsi bilgileri bulunuyor.

Şirket bu bilgisayarlarda çalışanların isimlerinin, adreslerinin ve Sosyal Güvenlik numaralarının yanı sıra maaş ve etnisite bilgilerinin de bulunduğunu belirtti. Laptoplarda şirkete ait gizli belgelerin olup olmadığı merak konusu oldu.

BİLGİLER KULLANILDI MI?

Coca-Cola sözcüsü Ann More bilgisayarların, bunları imha etmekten sorumlu eski bir çalışan tarafından çalındığını söyledi. Şirket 10 Aralık’ta bilgisayarları geri aldıktan sonra özel bir ekip gece gündüz süren hummalı bir çalışmaya girişti. Bilgisayarlarda hangi bilgilerin yer aldığı ve bunların kullanılıp kullanılmadığı araştırıldı. Cuma günü hırsızlık olayı çalışanlara haber verildi.

Coca-Cola, çalınan şahsi bilgilerin kullanıldığına dair bir işaret olmadığını özellikle belirtti. Ancak yine de ABD ve Kanada’daki çalışanlarını etkileyen olayla ilgili özür diledi. Çalışanlara bir yıl süreyle kimlik hırsızlığından korunma programı hediye edileceği açıklandı.

BAŞKA NE ÇALINDI?

Gizemli hırsızlık yargıya da intikal etti. Ancak, şirketin hırsızlıktan nasıl haberdar olduğu, bilgisayarları nasıl geri aldığı ve hangi bilgilerin çalındığı belirsizliğini koruyor. Coca-Cola’da en son 2006 yılında bir yönetici asistanı, gizli belgeler ve yeni bir içecek örneğini çalarak rakibi Pepsi’ye satmaya çalışmıştı.
Pepsi’nin teklifi Coca-Cola’ya haber vermesinin ardından bu üç kişi Federal Soruşturma Bürosu tarafından gizli bir operasyonla yakalanarak tutuklanmıştı.

 

 

 

 

kaynak

Turkcell Global Bilgi 2013 yılında yüzde 40 büyüdü

Turkcell Global Bilgi, 2013 yılında yüzde 40 büyürken, 20 milyon liralık yatırım gerçekleştirdi.

Turkcell açıklamasına göre, Turkcell Global Bilgi, son bir yıl içerisinde yurt içinde Sivas, Siirt, Trabzon ve Şanlıurfa lokasyonları, yurt dışında ise Rusya ofisi ile yaptığı toplam 20 milyon lira yatırımla yüzde 40’lık büyüme kaydetti.

Turkcell Global Bilgi, 2014 büyüme hedefini ise yüzde 30 olarak belirledi.

Turkcell Global Bilgi gerçekleştirdiği iş birlikleri neticesinde 7’si bakanlık olmak üzere 11 kamu kuruluşunun 12 farklı projesinde vatandaşa hizmet sunuyor. 2013’te, 2012 yılına oranla yüzde 40’lık bir artışla yaklaşık 34 milyon vatandaşa hizmet veren Turkcell Global Bilgi, 83 milyon dakika üretim gerçekleştirdi.

Sektörde bankalara dış kaynak hizmeti sunan ilk 3 firma arasında yer alan Turkcell Global Bilgi, müşteri sayısını 6’ya çıkararak, 2013 yılında finans sektöründe yüzde 110’luk bir büyüme gerçekleştirdi. Turkcell Global Bilgi, geçen yıl özel sektörde portföyüne yeni müşteriler yüzde 50’lik büyüme kaydetti.

2008 senesinde Ukrayna’da faaliyete aldığı çağrı merkeziyle Türkiye’nin yurt dışında hizmet veren ilk ve halen tek çağrı merkezi olan Turkcell Global Bilgi, Ukrayna ve Belarus’ta toplam 5 lokasyonla çalışmalarını yürüterek, Ukrayna’nın en hızlı büyüyen dış kaynak çağrı merkezi oldu ve ikinci sıraya yerleşti.

Turkcell Global Bilgi, 2013’te Rusya’da hizmete giren satış ofisiyle de Rusya’nın telekom, finans ve medya sektörlerinin önde gelen firmalarına hizmet vermeye başladı.

Bir yıl içerisinde Rusya dış kaynak çağrı merkezi pazarındaki en büyük ilk 10 çağrı merkezi arasına giren şirket, Rusya’ya hizmet verdiği lokasyonlarda büyüyerek kapasitesini daha da artırmayı hedefliyor.Turkcell Global Bilgi, 2014’te yurt dışı hizmetleri için 2 milyon dolarlık yatırım gerçekleştirecek.

2010 yılında 1 milyon ses tanıma kaydı olan şirket, bugün 10 milyonu aşkın ses tanıma kaydı ile “dünyanın en hızlı ve en büyük ses tanıma çözümü”nü Turkcell abonelerine sunuyor. Turkcell Global Bilgi, kimlik doğrulama sürecini ortalama 20 saniye kısaltan “Ses Tanıma” teknolojisiyle bugüne kadar 10 milyon Turkcell abonesi tarafından 40 milyondan fazla kullanıldı.

Şirket, aboneler için teyit ve kimlik doğrulaması gerektiren konularda, anne kızlık soyadı ya da son fatura tutarı gibi ek sorulara gerek kalmadan yönlendirme sağlayarak, ortalama teyit süresini ortalama 5 saniyeye indiriyor.

Şu an toplam 12 bin çalışanla çalışmalarını yürüten Turkcell Global Bilgi, 2014’te 2500 kişiye daha istihdam sağlayacak.

Açıklamada görüşlerine yer verilen  Turkcell Global Bilgi Genel Müdürü Bahadır Pekkan, Turkcell Global Bilgi olarak başarılarının sırrının şirketi kurumsal müşterilerinin ana iş hedeflerine ortak bir şirket olarak konumlandırmaları olduğunu belirtti.

Teknolojik altyapı ve 15 yıllık müşteri deneyimi tecrübesiyle kurumsal müşterilerin kendi işlerine daha iyi odaklanmasını sağladıklarını ve müşteri adına iş yükünü ve kalite sorumluluğunu üstlendiklerini ifade eden Pekkan, müşterilerin ana hedeflerini ve ihtiyaçlarını, verecekleri hizmeti kurgularken kullanmanın kendileri için çok kritik olduğunu bildirdi.

Pekkan, 2013 yılının geleceğe yatırım yapma konusunda önemli adımlar attıkları bir yıl olduğunu belirterek, kamu, finans ve özel sektörden 15 yeni kurum ve firmayı müşteri portföylerine ekleyip hizmet ağını genişlettiklerini dile getirdi.

Son kullanıcıların iletişim kurmak istedikleri kanal tercihi ve müşterin hedeflerini göz önünde bulundurarak en doğru kanallar üzerinden amaca en uygun  hizmetleri sunduklarını aktaran Pekkan, teknoloji altyapıları ve yazılımları ile hizmet vermeyi sürdürürken, müşterilerin telefon dışında diğer tüm hizmet kanalları ile entegre ettikleri IVR, e-posta, internet sitesi, mobil uygulama, sosyal medya gibi kanallardan da kusursuz ve kesintisiz hizmet almasını sağladıklarını vurguladı.

Pekkan, yaptıkları tüm bu çalışmalar neticesinde müşterilerden aldıkları olumlu geri dönüşlerin ve uluslararası arenada kazandıkları ödüllerin  şirketin en büyük motivasyon kaynağı olduğunu kaydetti.

Turkcell Global Bilgi olarak 2014 yılında da kurumsal müşterilerinin iş hedeflerine ortak olmaya devam edeceklerini ifade eden Pekkan 2014 yılında sektördeki liderliklerini yeni müşterilerle ve gerek yurt içinde gerekse yurt dışında yapacakları yatırımlarla büyüyerek sürdürmeyi hedeflediklerini belirtti.

Pekkan, 2013 yılında kamu ve finans sektöründe gerçekleştirdikleri başarıyı devam ettirerek;  yüz yüze kanallar, kalite değerlendirme çözümleri, finans sektörüne yönelik tahsilat ve satış gibi çağrı merkezi dışındaki potansiyel alanlardaki fırsatları da değerlendireceklerini dile getirdi.

 

 

 

 

kaynak

Türk Telekom’dan müşterilerine 2013 yılında 20 milyon liralık indirim

Türk Telekom açıklamasında, 2013 yılında Türk Telekom’un gerçekleştirdiği marka iş birlikleriyle market, hazır giyim, mobilya, ev eşyası, bankacılık ve turizm gibi 23 farklı sektörde düzenlediği 62 indirim kampanyasıyla müşterilerine toplam 20 milyon lira indirim imkanı sağladığı belirtildi.

Türk Telekom’un önceki yıllarda başlattığı kampanyayı 2013 yılında Şok, Tepe Home, Ulusoy/Varan, FLO, YKM, KFC, Morhipo, Jolly Tur, Tekin Acar Kozmetik, Garanti Bankası, TEB, Altınyıldız, Soyak İnşaat gibi lider markalarla sürdürdüğü kaydedildi.

Türk Telekom’un Soyak İnşaat işbirliğiyle başlattığı kampanyayla; 21 Türk Telekom müşterisinin İstanbul Halkalı Soyak Evostar, İzmir Soyak Siesta ve Soyak Mavişehir Optimus evlerinde 13 bin 500 liraya varan indirimlerle ev sahibi olma imkanına sahip olduğu bildirilen açıklamada, sektördeki lider bankalarla yapılan iş birliklerinden yararlanan 5 bin Türk Telekom müşterisinin ise piyasa koşullarına göre çok daha rekabetçi faiz oranları ile ihtiyaç ve konut kredisi kullandığı ifade edildi.

Açıklamaya göre, 2013’ün eylül ve kasım dönemlerinde Türk Telekom tüm bireysel müşterilerinin fatura zarflarına ilk kez indirim kuponu ekledi. Türk Telekomlular bu kuponlarla Şok ve P&G market alışverişlerinde yüzde 30’a varan indirimlerle alışveriş yaptı. Türk Telekom, 2013 yılının Babalar Günü’nde ise müşterilerini Tekin Acar’dan yüzde 50’ye varan indirimle buluşturdu.

Türk Telekom’un aralık ayında, mobilya ve aksesuar mağazacılığı alanında  Tepe Home ile yaptığı yüzde 50’ye varan indirime ek olarak yüzde 15’e varan ekstra indirim kampanyası ile Türk Telekom müşterileri indirimli fiyatlarla yeni yıl hediyesi aldı. Türk Telekom müşterileri 2013’te ayrıca Altınyıldız markalı tüm erkek koleksiyonlarında indirimli tek fiyat kampanyasından da yararlandı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Türk Telekom Bireysel Müşteri Başkanı Ali Yılmaz, sektörünün lideri konumundaki markalarla yaptıkları iş birliklerinin önceki yıllarda olduğu gibi 2013 yılında da müşterilerin büyük bir ilgisi ile karşılaştığını belirtti.

Türk Telekom olarak, müşterilerin yaşamlarına daha fazla değer katmak amacıyla farklı ihtiyaçlara yönelik ayrıcalıklı markalar ile yaptıkları iş birliklerini de sunarak kalıcı ve uzun süreli bir müşteri mutluluğu yaratmayı hedeflediklerini ifade eden Yılmaz, bu vizyon doğrultusunda ilerideki dönemde de müşterilere daha üstün hizmet ve ayrıcalıklar sunabilmek için işbirliği platformunu geliştirerek devam ettireceklerini kaydetti.

 

 

 

 

kaynak

 

İnternette rekabet ve seçenek artacak

Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Elvan, “BTK kararıyla Türk Telekom’un İSS’lere toptan seviyede sunduğu DSL tarife yapısı, bu yıl haziran ayından itibaren değiştirilecek” dedi.

Elvan, yaptığı açıklamada, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) kararı doğrultusunda yeni uygulamanın devreye gireceğini, böylece  internet kullanıcılarının daha çok seçenekli tarifelerle, daha ucuz internet kullanma imkanı elde edeceklerini söyledi.

Kararla DSL internet tarife yapısının değiştirileceğini, abonelere daha fazla seçenek sunulacağını ve daha uygun fiyatlarla internete erişim imkanı sağlanacağını vurgulayan Elvan, kararla Türk Telekom’unİnternet Servis Sağlayıcılarına (İSS) toptan seviyede sunduğu DSL tarife yapısının bu yıl haziran ayından itibaren geçerli olacak şekilde değiştirileceğini söyledi.

BTK kararı uyarınca İSS’lerin tarife belirleme serbestliği artacağı için abonelerin talep ve ihtiyaçlarına uygun tarife seçeneklerinin çoğalması ve bununinternet abonelik ücretlerine de olumlu bir şekilde yansımasının beklendiğine işaret eden Elvan, şu anda uygulanan tarife yapısında, İSS’ler tarafından abonelere sunulan tarife paketlerine ilişkin hız ve kota gibi şartların Türk Telekom tarafından belirlendiğini, İSS’lerin Türk Telekom’dan aldıkları DSL paketlerinin şartlarında herhangi bir farklılaştırma yapamadan abonelerine hizmet verdiklerini anlattı.

Bakan Elvan, yeni uygulamanın internetin yaygınlaşması açısından da önem taşıdığını belirterek, şunları kaydetti:

“Maliyet esaslı onaylanan toptan tarife yapısına geçişten sonra İSS’ler, Türk Telekom’dan uygulama şartları belirlenmiş paketler yerine, toptan internet kapasitesi satın alacak ve almış oldukları kapasiteyi kendi belirleyecekleri şartlar çerçevesinde abonelerine satabilecek. Düzenlemeyle İSS’lerin tarife belirleme serbestileri daha da artacağı için abonelerin ihtiyaçlarıyla uyumlu tarife paketleri oluşturulabilecek ve İSS’ler arasındaki rekabet de artacak. Bu uygulamayla internet aboneleri için daha makul ücretler karşılığında daha fazla seçenek sunulmasını amaçlıyoruz.”

kaynak

e-Vize’ye başvuru yağdı

Sınır kapıları ve havaalanlarındaki kuyrukların önüne geçilmesi için hayata geçirilen e-Vize’ye geçen yıl 833 bin 599 başvuru yapıldı.

 

Sınır kapıları ve havaalanlarındaki kuyrukların önüne geçilmesi için hayata geçirilen e-Vize’ye ilgi büyük. Uygulamanın hizmete girdiği nisan 2013’te ilk başlarda haftada sadece 2 bine yakın e-Vize verilirken, artık günde ortalama 2 bin 609 e-Vize verilebiliyor.

Böylece turistik ve ticari amaçlı seyahatler için geçen yıl uygulamaya konulan e-Vize’ye 2013 yılında yapılan başvuru sayısı 833 bin 599 oldu.

En çok vize düzenlenen ülkeler Irak, İngiltere, ABD, Norveç ve Hollanda olarak sıralandı. Aynı dönemde e-Vize kapsamında toplanan vize harcı ise 10 milyon 717 bin 700 dolar olarak gerçekleşti.

 

 

 

 

kaynak

Pardon “Değerli Müşterim” mi Dediler?

Pardon “Değerli Müşterim” mi Dediler?

Paramı emanet ettiğim bankamı sevmiyorum. GSM operatörümden haz ettiğim, doğalgaz tedarikçimden elektrik, TV yayın platformumdan keyif aldığım da söylenemez.  Zira, müşteri olarak değer gördüğüme inanmıyorum.  Oysa hayatımızdaki markalar bulduğu her fırsatta “değerlisin” diyor.  Misal internette binlerce markaya ait değerli müşterimiz sayfası var.  Elimi uzatsam telefonuma, ulaşırım markama.  Ama…

İşte sevgi de nefret de bu ama’da saklı.  Elimi uzattığım telefonda; on beş dakika telesekreterin istediği tuşlara bastıktan sonra uzunca süre hatta bekliyorum.  Zira markam başka bir değerli müşterisi ile konuşuyor.  Çok da zevkim olmayan bir müzikle başbaşayım.  Markamın vakti benimkinden değerli.  Unutmadan söyleyeyim.  Bir ara tuşlamada geç kalıp hattan düşüyorum. Yeni baştan başlıyorum. “Ya bu sürece annem-babam girmek zorunda kalsaydı?  Tuşlamaya yetişemezlerdi” düşüncesi geçiyor zihnimden ışık hızıyla. Sonra aklıma geliyor, değerli babam, markanın ayağına gidiyor böylesi hallerde.

Zaman en değerli şey denir ya, o değerli şeyden hatırı sayılır bir harcama yaptıktan sonra, bana değerli olduğumu hissettirmesini beklediğim çalışan ile konuşmaya başlıyorum. Güler yüzlü personelin gülüşünü telefonun öbür ucunda hissediyorum.  Şahane!  Güler yüzlü personel, “Haklısınız! Evet! Sizi anlıyorum” diyor sürekli, ama ilgili kimse o değilmiş, yetkisi yokmuş, sistemde kayıt bulamıyormuş, başka bir numarayı aramam gerekirmiş…  Haklıyım, güler yüzlü personel beni anlıyor! Harika.  Ama sorunum çözülmüyor.  Öfkem daha da artıyor.  Tüm bu lafları bir başka güler yüzlü personele tekrarlayasım yok.

Sorunum ne mi? Adres değişikliği yaptım ve bunu bildirdiğim günlerde benimle ilgilenen bir başka güler yüzlü ancak işitme kaybı olması hayli muhtemel kardeşim adresimi yanlış almış.  Ondan sonraki tanışım güleryüzlü kardeş nedenini hiç anlayamadığım bir şekilde düzeltmeyi yapmamış.  Tek istediğim hatanın düzeltilmesi.

Bozulan sinirlerimi, kaybettiğim yarım günümü, ekstrelerim elime geçmediği için yüklendiğim faizlerimi alıp gidesim geliyor bir başka markaya, da öfkeliyim. Bilgisayarımın bile soğumaya ihtiyacı oluyor zaman zaman.  Benim neden olmasın?

Değerliyim,  ama  “Değerli müşterimiz, değerini abartma” diyor ya güler yüzlü eleman,  şiddetli bir haksızlık duygusundaydım.  İnternetten arayıp tarayıp, genel müdür yardımcısının faks bağlantısını buluyorum.  Beyefendinin kankisi olmadığım için e-mail yazacak değildim.  Bir mektup yazıp, genel müdür yardımcısına faks olarak gönderiyorum.  Yanıt gelmiyor haliyle.  Koskoca markanın genel müdür yardımcısı her öfkelenen haklı müşterisine yanıt mı verecek? Değerli müşteri! Haddini bil!

Değerli olduğumu söyleyen bir başka kurumun hizmetini de her gün kullanıyorum.  Öyle değerliyim ki bir dolu seçenek sunuyorlar bana.  Ama itiraf ediyorum kafam karışıyor, hangisi benim için en akıllıca seçenek? Bilmiyorum.  Misal, telefonumla hem gece hem gündüz konuşurum, şehir içi-dışı, ülkelerarası, hafta sonu-hafta başı, kademe kademe uzaklıkta ülkelerarası konuşurum.  İnternete girerim, mesaj atarım, fotoğraf gönderirim.  Telefonum olmadan asla! Ama öyle ince hesaplamalar yapmışlar ki dakikası dakikasına, mesajı mesajına, gb’si gb’sine.   Lakin hala net değilim hesaplı tarifem konusunda. Net olan kimseyle de karşılaşmadım.   Birileri böylesi karmaşık tarifeler yaratan, ödeme seçenekleri sunan markalara “ortalama müşteri” kavramını anlatmalı.  Belki onlar da bize seçeneklerle kafası karışmış müşterilerin bıraktığı muhteşem kar oranını açıklarlar.

Öyle özel durumlar vardır ki değerli olduğumuzu gerçekten hissetmemiz şarttır.  Sağlığımız söz konusu olduğunda ötesi yok zaten.  Hastanın ultrason çekilebilmesi için su içmesini sağlamak yerine 450 liralık serum bağlamak, ambulans hizmet bedeli olarak 1400 lira talep etmek, buna hazırlıklı olmayan ailenin elinden altınların almak herkesin başına gelebilecek şeyler değil elbette.  Ama yaşanmış örnekler. Hepimizin yaşadığı daha yaygın, basit tirikler de yok değil.  Belirli bir laboratuvardan tahlil yaptırmaya yönlendirildiğimiz deneyimler yaşamış, yönlendirilen kurum dışında yapılan tahlilleri dikkate almayan hekimlere siz de rastlamışızdır… İnanması zor, ama, değerli müşterileriz…

İşte bu yüzdendir ki her kim bana “değerli müşterim” dese az biraz irkilirim ben.  Pazarlama alanında çalışan bir bilimci olarak irkilirim üstelik.  Lakin bildiğim tek şey var, samimi olmayan bireyler, şirketler, işletmeler, kurumlar kaybetmeye mahkumdur.  Hangi “değerli müşteri” kaybettiği bir oyunu ikinci kez oynar ki?  Eskiden, rekabetin böylesine güçlü olmadığı günlerdeymiş “yenilen pehlivanın güreşe doymazlığı”.

İşletmeleri ne işgörenleri, ne tedarikçileri ne de borç kaynakları, önce memnun edemedikleri müşterileri terk eder…

 

Gülfidan Barış

gbaris@anadolu.edu.tr

Razer’dan lego gibi bilgisayar

Razer iki yıldır üzerinde çalıştığı kullanıcı dostu, sessiz ve kolayca modifiye edilebilir projeleri hakkında eteğindeki taşları CES’te döktü!

Project Christine adını verdikleri proje ile ciddi oyunculardan tutun da büyükannenize kadar herkesin sistem özelliklerini değiştirebileceği bir bilgisayar yaratmak isteyen Razer yenilikçi tutumuyla yüzümüzü güldürdü.

Dışarıdan bakınca çok katlı bir ranzayı andıran Christine’in katlarına istediğiniz modülü yatırmakta tamamen serbest olacaksınız! Dahili sıvı soğutma ve gürültü engelleme teknolojisiyle gelen İşlemci, Grafik İşlemci, Harddisk ve diğer modüllerin rahatça değiştirilebilir olması hem kendi ihtiyacınıza göre bilgisayarınızı modifiye etmenizi sağlarken hem de teknolojik çöpü de bir nebze azaltacak gibi duruyor.

Ürünün çıkış tarihiyle ilgili kesin bir tarih söylemeyen firma yetkilileri, bütün sürecin Christine hakkında alınacak tepkilere göre ilerleyeceğini ekledi. 2012 yılında da öncelikle basına “Project Fiona” adıyla sundukları oyun tabletleri nam-ı diğer Razer Edge‘de de benzer bir yol izleyen San Dieogolu şirket bakalım bu sene de Hardcore Oyuncuların yüzünü güldürecek mi?

razer-christine-bg-02-verge-super-wide-640x360

kaynak

Engellilere tarife müjdesi

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Elvan, engelli tüketicilerin iletişim hizmetlerinden daha uygun fiyatlarla yararlanabilmeleri amacıyla yeni bir düzenleme yapıldığını bildirdi.

 

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, engellilerin cep telefonu, sabit telefon ve internet hizmetlerinden avantajlı yararlanmaları amacıyla başta avantajlı yararlanmaları amacıyla başta engellilere yönelik faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlarla bir yılı aşkın süredir çalışmalar yapıldığını hatırlattı.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun (BTK) bu çalışmalarda gündeme getirilen öneriler doğrultusunda yeni bir karar aldığını ifade eden Bakan Elvan, “Haberleşme hakkı, uluslararası sözleşmelerde ve Anayasa’mızda temel bir hak olarak düzenlenmektedir. Engelli vatandaşlarımızın da bu haktan en iyi şekilde faydalanması için gerekli düzenlemelerin yapılması büyük önem taşıyor. ‘Engelsiz erişim’ hedefi doğrultusunda yeni adımlar atarak  konuşma, işitme veya görme engeli olan vatandaşlarımıza hayatı kolaylaştırmak için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz” diye konuştu.

Engellilerin iletişim hizmetlerine uygun tarifeler üzerinden daha kolay bir şekilde erişmesi için daha önce de bazı kararların alındığını ve indirimler yapıldığını dile getiren Elvan, işletmecilere getirilen yeni yükümlülüklerin 1 Nisan 2014 tarihinden itibaren yürürlüğe gireceğini belirtti.

“Engelliler haberleşme hizmetlerinde engellere takılmayacak”

Bakan Elvan, BTK’nın kararıyla cep telefonu ve sabit telefon işletmecileri ile internet servis sağlayıcılarına getirilen yükümlülükleri şöyle sıraladı:

“Yeni alınan kararlar doğrultusunda işletmeciler,  engelli tüketicilere yönelik makul ölçüde ekonomik avantajlar ihtiva eden tarife ve kampanyalar sunacak. Cep telefonu operatörleriengelli aboneler için ‘Sesli Konum Bilgisi’ hizmetini ücretsiz verecekler. Engelli cep telefonu abonesinin konum bilgisi talep etmesi halinde başka bir telefon numarasına da ücretsiz iletilecek.

Bunun yanı sıra engelli aboneler için ses hizmetinden bağımsız olarak sadece veri (data) paketi hizmeti sunulacak. Engellilere yönelik olarak sunulan tüm hizmetler internet sayfası üzerinde tek başlık altında toplanarak engelli tüketicilerin bilgiye erişimleri kolaylaştırılacak.

200 binin üzerinde abonesi olan işletmeciler internet sitelerini engelli abonelerin yararlanabileceği şekilde yeniden düzenleyecek. Bu yılın Nisan ve Ekim aylarında işletmeler engellilere yönelik sundukları hizmetlerin yer aldığı internet sayfasının adresini tüm abonelerine SMS olarak gönderecekler.

Engelliler haberleşme hizmetlerinde engellere takılmayacak.”

 

 

 

 

 

Kaynak