Burger King, Tim Hortons’u Resmen Aldı

Burger King’in Tim Hortons’u satın alımı anlaşması resmen açıklandı.

ABD’nin en büyük ikinci hamburger zinciri Burger King‘in, Kanada’lı kahve ve donuts satıcısı Tim Hortons Inc.’i satın aldığına ilişkin resmi açıklama yapıldı.

Şirketlerden yapılan açıklamaya göre, satın almanın büyüklüğü 12,5 milyar dolar olarak açıklandı.

DÜNYANIN EN BÜYÜK 3’ÜNCÜ ZİNCİRİ OLDU

Burger King, Kanadalı kahve ve donuts satıcısı Tim Hortons Inc. ile birleşince dünyanın üçüncü en büyük fast-food zinciri haline gelecek.

Birleşme sonrası oluşan yeni şirketin 100 ülkede 18 bin restoranı olacak.

kaynak

Nakit Avans Mı, Banka Kredisi Mi?

Nakit avans çekmek, bazı durumlarda ihtiyaç kredisi kullanmaktan daha avantajlı olabiliyor.

İhtiyacınız olan nakit parayı bankadan temin etmek istediğinizde karşınıza iki seçenek çıkıyor. Bunlardan biri kredi kartınızdan çekeceğiniz nakit avansken diğer ihtiyaç kredisi. Peki nakit ihtiyacınızı karşılamak için kredi çekmek mi mantıklı, yoksa nakit avans mı?

Hesapkurdu analistlerinden Ekin Özçelik sizin bu iki seçeneğin arasındaki farkları şu şekilde anlattı:

NAKİT AVANSLA İLGİLİ ÖNYARGI VAR

Yüksek faiz oranlarından dolayı nakit avans çekmek ile ilgili herkesin bir ön yargısı bulunuyor. Bu ön yargının yıkılması için çalışmalarda bulunan bankalar da taksitli nakit avans seçeneğini geliştirdi. Ancak bu yeni ürün acaba tüketicinin işine ne kadar yarıyor?

İhtiyaç kredisi ve nakit avansı karşılaştırırken belli başlıkları ele almak gerekir. Bunlar verilen faiz oranı, geri ödeme planı, sunulan vade uzunluğu ve tabi ki ihtiyaç nedeni.

FAİZ ORANI AÇISINDA

Nakit avansın faiz oranları ihtiyaç kredisi faiz oranlarından oldukça yüksektir. Verilen faiz oranı, avans geri ödemesinin yapılmadığı her gün işler ve ödeyeceğiniz tutar katlanır. Üstelik bu faize ek olarak kullanılan rakama göre belli bir oranda kullandırım ücreti de eklenmektedir. Unutmayın bu kullandırım ücreti her şart altında tüketiciden alınmaktadır.

ÖDEME PLANI VE VADE AÇISINDAN

İhtiyaç kredisi yeni yönetmeliklerle birlikte sadece 36 ay vade uzunluğunda kullanılabilinen bir kredi türü olsa da nakit avans ile karşılaştırıldığında daha avantajlıdır. Çünkü nakit avans çekerken maksimum 9 taksit yapılabilmektedir. Taksitli nakit avans denen bu sistem, bankanın kullanıcısını kaçırmamak istemesindendir.

KULLANIM MİKTARI AÇISINDAN

İhtiyaç kredisinde dilediğiniz miktarda kredi çekebilecekken nakit avans kullanımında sadece kredi kartı limitinizin esnekliği sizi kurtarabilir. Kredi kartındaki limit aynı zamanda sizin kullanacağınız nakit avansın miktarını da belirlemektedir. O yüzden bu açıdan bakıldığında da ihtiyaç kredisi çekmek daha mantıklı gözüküyor.

Ancak nakit avans sisteminin hiç mi kolaylık sağladığı, avantajlı olduğu zamanlar yok diye soracak olursanız şöyle cevaplayabiliriz:

-Kısa vadeli veya düşük tutarlı nakit ihtiyaçlarınız için rahatlıkla kullanabilirsiniz.

-Nakit avans çekmek için bankayla görüşmenize gerek yok. Bir ATM’den işlemini hemen gerçekleştirebilirsiniz.

-Banka ile birebir bir işlem yapmadığınızdan KKB kontrolü, kredibilite gibi kavramlarla zaman kaybetmezsiniz.

kaynak

Akaryakıtta tavan fiyat sinyali

EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, akaryakıt dağıtım şirketlerinin kar marjı için önceden belirlenen tavan fiyata uymaması halinde müdahale edileceğini belirtti.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, akaryakıt dağıtım şirketlerinin kar marjı için daha önce belirlenen tavan fiyata uymaması halinde müdahale edileceğinin sinyalini verdi.

Akaryakıtta tavan fiyat uygulamalarına ilişkin açıklamalarda bulunan EPDK Başkanı Yılmaz, “Şu anda elimizdeki rakamlara göre akaryakıt kâr marjları 43-46 kuruş arasında değişiyor. Bunun sağlıklı bir kâr marjı olduğunu düşünmüyoruz” dedi.

‘DAĞITIM ŞİRKETLERİNE MÜDAHALE EDEBİLİRİZ’
Daha önce kurul toplantılarında akaryakıtta dağıtım şirketleri için kâr marjını 37 kuruş olarak tespit ettiklerini belirten Yılmaz, “Dağıtım şirketlerinin bu fiyatları bir sinyal olarak alması gerekiyor. Bu dikkate alınmazsa bu hususta çalışma başlatmak durumda kalırız. Elbette taban fiyatı sinyalini vermek durumundayız” ifadesini kullandı.

Ucuz akaryakıt tüketimi konusunda tüketicilere uyarılarda bulunan Yılmaz, “Lisanlı akaryakıt bayilerinden hangisi ucuz ise oradan akaryakıt almalılar. Çünkü 1 kuruş ucuz akaryakıtın maliyeti 250 milyon TL civarında. Tüketicilerin 1-2 kuruş diyerek bu meblağları küçümsememesi lazım” diye konuştu.

Yılmaz, Türkiye’de 2005 yılından itibaren serbest piyasa uygulamasının söz konusu olduğunu hatırlatarak, şöyle devam etti:

“5011 sayılı kanunun 10. maddesindeki fiyat oluşumuna ilişkin EPDK, tavan ve taban fiyat uygulaması yetkisine sahip. Piyasada ‘EPDK sadece tavan fiyat uyguluyor’ diye yanlış bir algı var. EPDK’nın taban fiyat uygulama yetkisi de bulunuyor. Yani rekabeti engelleyici bir durum oluşursa fiyatlarda bizim buna müdahale yetkimiz var. Biz de 2005’den bu yana iki kez bu yetkiyi kullandık.”

‘PETROL FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞ TÜRKİYE’Yİ ETKİLEMEZ’
Son dönemde düşüş gösteren brent petrol fiyatlarına da değinen Yılmaz, “Türkiye’deki akaryakıt fiyatlarının oluşumuyla brent petrol fiyatı arasında doğrudan kısa süreli bir ilişki kurmak çok doğru değil” değerlendirmesinde bulundu.

Dünya petrol fiyatlarındaki düşüşün, Türkiye’yedeki akaryakıt fiyatlarına kısa sürede etki etmeyeceğini dile getiren Yılmaz şunları kaydetti:

“Bir hafta on gün gibi kısa bir sürede brent petroldeki düşüşün akaryakıt fiyatlarına doğrudan hemen yansımasını beklemek çok doğru değil. Akaryakıt fiyatlarını oluşmunda başka enstrümanlar da devreye girer. Bunların da dikkate alınması lazım. Akaryakıt fiyatının oluşumunda döviz fiyatlarının etkisi çok önemli. Uluslarası akaryakıt fiyatlarının oluşumunda en önemli etkenlerden biri arz talep dengesi. Brent petroldeki kısa süreli iniş çıkışların fiyatları doğrudan etkilemediğini görüyoruz. Fiyatı arz ve talep dengesi oluşturuyor. Maalesef piyasada, tüketicide yanlış bir algılama söz konusu. Kısa sürede böyle bir yansıma söz konusu değil. Çünkü akaryakıt fiyatının oluşumunda döviz fiyatlarının etkisi çok önemli.”

kaynak

Trabzon’un Adını Pek Duymamış

Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği Ekonomi Müsteşarı James J. Turner, bir dizi görüşmelerde bulunmak üzere Trabzon’a geldi.

Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği Ekonomi Müsteşarı James J. Turner, bir dizi görüşmelerde bulunmak üzere Trabzon‘a geldi.

Trabzon Ticaret Ve Sanayi Odası‘nı ziyaret eden ABD‘nin Ekonomi Müsteşarı Turner, burada yaptığı açıklamada ilk kez Trabzon‘a geldiğini söyledi.Afganistan‘dan ABD malzemelerinin çekilmesi konusunda Trabzon‘un kullanılıp kullanılmayacağı konusu sorulan Müsteşar Turner, Trabzon üzerinden mi yoksaİncirlikMersin limanı üzerinden malzemelerin taşınmasının havayolu karayolu tercihinin belirleyeceğini dile getirdi. Turner, “Trabzon adını net duymadım. Ama ilgili arkadaşlarımı Trabzon‘un avantajları konuda bilgilendireceğim” dedi. Turner,”Eğer hava yolu tercih edilecek olursa İncirlik veya Adana artı Mersinüzerinden taşıma yapılacaktır. Eğer karayolu üzerinden yapılacak ise açıkçası ben yine aynı yol olabilir veyahut Trabzon üzerinden olabilir ama çok net bir şekilde duymadım bunu Trabzon üzerinden. Alport Liman İşletmesi’nden Muzaffer Bey Trabzon‘un bayağı bir savunucusu oldu. Trabzon‘un ne kadar artısı olabileceğini bize anlattı. Çok büyük bir destekçi olduğunu size de söylemek istiyorum. Tam olarak bilmemekle beraber, Trabzon mu Güney mi tercih edilecek, emin olun ki ben Trabzon‘dan döndüğüm zaman Ankara‘ya elçilikteki bu konu ile ilgilenen arkadaşlarım ile bu konuyu paylaşıyor olacağım” şeklinde konuştu.

DOĞUYU GÖRMEK İÇİN İLK Trabzon‘A GELDİ

Trabzon‘dan Erzurum‘a geçmeyi planladıklarını kaydeden ABD Büyükelçiliği Ekonomi Müsteşarı James J. Turner, “Daha doğrusu Türkiye‘nin daha doğusunu görmeyi hedefliyoruz. Türkiye‘yi daha iyi anlayabilmek çerçevesinde bu seyahati gerçekleştiriyoruz. ve Trabzon‘un çok önemli bir şehir olduğunu bildiğimiz içinde buradan başlıyoruz. Ziyaretimin üç ana hedefi var. Birincisi burayı öğrenmek istiyoruz. Buradaki ilgi alanları nedir? Güçlü yönleriniz nedir? Gelecekteki ekonomik gelişmenizi nasıl düşünüyorsunuz? İkinci hedefimiz ise fırsatları tespit etmek, yani Türkiye ve Amerikan şirketleri arasındaki işbirliği fırsatları tespit etmeye çalışmak. Üçüncü hedefimiz ise Türkiye Amerikan ilişkilerini sizlere anlatmak” ifadelerini kullandı.

ABD Büyükelçiliği Ekonomi Müsteşarı Turner, Transatlantik Ticaret ve Yatırım Antlaşması’nın ABD ve Avrupa ülkeleri arasındaki ticarete yeni bir boyut kazandıracağını ifade ederek, şunları söyledi:

“Bu minvalde geçen yıl başlayan görüşmeler ümit ediyoruz 2-5 yıl arasında sonuçlanır. Ama şu anda çok başındayız. Türkiye‘de müzakerelere dahil olma talebinde bulundu. KanadaMeksika ve Güney Kore‘de bu müzakerelere katılma talebinde bulundu. Ama bu seviyede ABD diğer ülkelerin müzakerelere katılmasını istemiyor. Çünkü çok karışık bir durum var ortada ve başarılamaması da söz konusu olarak düşünülmektedir. Ancak Türkiye‘ye müzakereler ile ilgili olarak ayrı bir bilgilendirme yapılıyor. Türk hükümeti Ab ve ABD arasında neler konuşulduğunu öğreniyor. Buna göre kendisinin alacağı yolu belirleyebilir.Türkiye‘nin müzakerelere dahil olma yolu Ab‘ye dahil olması halinde mümkündür.”

“TRANS ATLANTİK TİCARET ANTLAŞMASI İÇİNDE TÜRKİYE DE OLMALIDIR”

Trabzon Ticaret Ve Sanayi Odası Başkanı M. Suat Hacısalihoğlu da yaptığı açıklamalarda Türkiye‘deki sermayenin önemli bir miktarda yabancıların eline geçtiğini, yabancıların en büyük karlarının Türkiye‘den aldığını söyledi. Hacısalihoğlu, “Gerek sınırlarımız içerisinde gerekse çevremizdeki komşu ülkeler Kafkaslar, Karadeniz Havzası, Rusya, Türki Cumhuriyetleri, Orta Doğu ve HattaÇin ile ticaret yapma kapasitesi yabancı firmalar ile daha fazladır. Kar yapma oranı yüksektir. Bu nedenle ABD‘nin Türkiye‘ye daha fazla sahip çıkması, desteklemesini istiyoruz. Ab‘de olduğu gibi ABD‘nin de bekletmesi halinde fayda olmayacaktır. Bugün gençlerimiz ABD‘de eğitim görüyorlar. ABD teknolojinin bu bölgeye aktarılarak bu coğrafyada daha fazla işbirliği sağlanabilir. Bu nedenle Transatlantik antlaşmasının dışında kalmak istemiyoruz. En kısa zamanda içinde olmak istiyoruz” dedi.

Trabzon ekonomisi hakkında da bilgiler veren TTSO Başkanı M.Suat Hacısalihoğlu, bir milyar 160 milyon TL ihracat gerçekleştirildiğini, şehrin yılda 20 milyar TL civarında bir ekonomiye sahip olduğunu, 4 sanayi bölgesinin kurulduğunu, sanayinin 18 bin çalışan ile sürekli geliştiğini aktardı. Hacısalihoğlu, her yıl ABD‘nin Miami kentinde düzenlenen kurvaziyer fuarına katılan Trabzon‘a iki yıl önce 20 kurvaziyer gemisi gelirken, bu yıl bu rakamın 40’a ulaşmasının hedeflendiğini vurguladı.

kaynak

Kredi Kuruluşları Hatalı Davrandı’

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları, Avrupa’daki borç krizinin baş sorumlusu oldukları suçlamasıyla karşı karşıya. İsviçre’deki St. Gallen Üniversitesi’nin ekonomi profesörlerinden Manfred Gärtner, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarını eleştirirken sözünü sakınmıyor.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları, Avrupa‘daki borç krizinin baş sorumlusu oldukları suçlamasıyla karşı karşıya. İsviçre’deki St. Gallen Üniversitesi’nin ekonomi profesörlerinden Manfred Gärtner, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarını eleştirirken sözünü sakınmıyor. Gärtner, S&P’nin yapıcı bir diyaloga hazır olmadığını, temel ekonomik konseptleri anlamadığını ve ‘yalanları’ yaydığını iddia ediyor. Prof. Gärtner 2012 yılında meslektaşı Björn Griesbach ile birlikte üç büyük kredi derecelendirme kuruluşu olan Standard&Poors, Moodys ve Fitsch’e yönelik ağır suçlamaların yer aldığı bir araştırma yayımladı. Araştırmaya göre, İrlanda ve Yunanistan gibi ülkelere Malikrizin ardından verilen düşük notlar, bu ülkelerin gerçekte hak ettikleri notların çok daha altında. Manfred Gärtner, “Araştırmada, Euro Bölgesi’ndeki çok sayıda ülkenin 2009-2012 yılları arasında kredi notları düşürülürken aşırıya kaçıldığı sonucuna vardık. Bu, eleştirilerimizin temelini oluşturdu, zaman içerisinde diğer araştırma ekipleri de benzer sonuçlara vardı. Oldukça sağlam bir sonuç” diyor.

Yunanistan‘a haksızlık edildi’

Prof. Gärtner’e göre, Mali krizin ardından Yunanistan‘ın hak ettiği bir-iki notluk bir düşürme iken, kredi derecelendirme kuruluşları hızlı bir şekilde ülkenin notunu ıskarta seviyesine indirdi. Gärtner, bunun sonucu olarak faizlerin yüzde 20 gibi ekonomik açıdan iyi durumdaki Almanya ve İsviçre gibi ülkeleri bile zorlayacak bir seviyeye çıktığına dikkat çekiyor: “Tehlike, bir süre sonra bu öngörülerin doğrulanmasında. Bir ülkenin kredi notunun haksız, hatalı bir şekilde düşürülmesi o ülkeye piyasalarda duyulan güvenin zedelenmesine ve kredibilitesini kaybetmesine yol açabilir. Bu da piyasada talep edilen faizlerin çok yüksek bir seviyeye ulaşmasına neden olabilir. Bu sarmal da aslında ekonomik ve Mali durumdan güçlü bir ülkenin iflası ile sonuçlanabilir. Bu yüzden, kredi notlarının arka planını iyi incelemek gerekiyor.”

Standard&Poors’un Yönetim Kurulu Başkanı Moritz Kraemer, söz konusu iddialara ‘Wirtschafts Woche’ adlı ekonomi dergisi için kaleme aldığı makalede yanıt vermişti. Kraemer, kredi notlarının bir süre sonra doğrulanan öngörüler olmadığını dile getirmiş ve Prof. Gaertner’e ‘sebep-sonuç ilişkisini korelasyonla karıştırma’ eleştirisinde bulunmuştu.

Ekonomi profesörü Manfred Gärtner ise kredi derecelendirme kuruluşlarının,Avrupa borç krizindeki rolleri hakkında konuşmaya ‘ne istekli ne de kabiliyetli’ olduğunu öne sürüyor. Gärtner, siyasetin de bu konuda çok uzun bir süre atıl kaldığı kanısında. Avrupa ülkelerinin ekonomilerinin yeniden canlanma işaretleri vermeye başlamasının ardından, kredi derecelendirme kuruluşlarının gücünü kırmaya yönelik çabaların yeniden azaldığı yorumunu yapan uzman, ülkelerin ‘kredibilitelerinin’ ‘bir tek harfe indirgenmesinin’ ciddi bir uygulama olmadığını söylüyor.

kaynak

6 ayda 3 bin 868 yeni milyoner

Hesabında 1 milyon lira ve üzeri parası olan mudilerin parası 500 milyon liraya dayanırken, son 6 ayda 3 bin 868 kişi daha milyoner oldu.

 Hesabında 1 milyon lira ve üzeri parası olan mudilerin banka hesaplarındaki parası 500 milyon liraya dayandı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerinden yapılan derlemeye göre, 2014 haziran sonu itibariyle Türkiye’de hesabında 1 milyon lira ve üzeri parası olan 70 bin 714 mudi bulunuyor.

Bu mudilerin banka hesaplarındaki meblağ ise 455 milyar 730 milyon 840 bin liraya denk geliyor. Böylece milyonerlerin bankadaki parası 500 milyar liraya dayandı.

Türkiye’de sıfır bakiyeli hesaplar hariç banka hesap sayısı haziran sonu itibariyle 56 milyon 653 bin 651 oldu. Bu rakam 2013 aralık sonunda 58 milyon 230 bin 977 idi. Buna göre 6 aylık süre zarfında 1 milyon 577 bin 326 hesap ya kapandı ya da hesaptaki paralar çekildi.

Haziran sonu itibariyle bankalardaki 56 milyondan fazla hesabın 53 milyon 713 bin 463’ünü hesabında 10 bin liraya kadar bakiye bulunan mudiler, 4 milyon 28 bin 388’ini 10 bin ile 50 bin lira olanlar, 1 milyon 697 bin 209’unu 50 bin ile 250 bin lira olanlar, 308 bin 797’sini 250 bin ile 1 milyon lirası olanlar, 70 bin 714’ünü de 1 milyon lira ve üzeri olanlar oluşturuyor.

Hesabında 1 milyon lira ve üzeri bulunan mudi sayısı haziran 2014 itibariyle 70 bin 714’e çıktı. Bu rakam 2013 aralık itibariyle 66 bin 846 bin idi. Buna göre ilk yarıda milyoner sayısı 3 bin 868 kişi daha artmış oldu.

Tüm mudilerin bankalardaki bakiyesi ise 1 trilyon liraya yaklaştı. 56 milyondan fazla mudinin hesabında toplam 922 milyar 578 milyon 760 bin lira bulunuyor.

Milyonerlerin hesabında olan meblağ ise 455 milyar 730 milyon 840 bin lira olarak gerçekleşti. Böylece bankalarda bulunan toplam mevduatın neredeyse yarısı milyonerlere ait durumda.

kaynak

Dev Banka, Kara Para Aklamakla Suçlanıyor

 

Dünyanın dev bankalarından Standard Chartered yazılımlarındaki hatalardan dolayı gelecek günlerde yığınla veriyi inceleyecek.

Bankanın anti kara para aklama yazılım standartlarında meydana gelen hata sebebiyle çok sayıda kara para aklama işlemine onay verdiği şüphesi ortaya çıktı.

Bu durum sonucu bankaya ABD’li otoritelerden milyonlarca ceza gelebilir. ABDFinansal Hizmetler Departmanı DFS Standard Charter’a işlemlerini denetlemesi için süre verdi.

HARIL HARIL İŞLEM DENETLİYORLAR

Bu süre içinde geçmiş işlemleri inceleyecek olan bankayı 100 milyon dolardan fazla ceza da bekliyor.

Bankanın yazılım hataları ilk kez 2012’de ortaya çıkmıştı.

kaynak

Türk Lirası’nın Zayıflaması Bekleniyor

 

Morgan Stanley Küresel Kur Stratejisi Başkanı Hans Redeker, TL’nin zayıflayacağını söyledi.

Redeker, “Bol küresel likidite ortamında cari açığınızın yüksek olması pek de önemli değil belki. Ama jeopolitik riskle piyasalarda oynaklığın arttığı bir ortamda Amerikan ekonomisi güçleniyor. Bu da uluslararası borçlanma maliyetlerinin artacağı anlamına gelir. Bu durumdan yüksek getirili enstrümanlar etkilenir. Dolayısıyla Türk Lirası da satış baskısı görebilir ve zayıflar.” dedi.

kaynak

iPhone 5S ve iPhone 5C’nin satışları hayal kırıklığı yaşatıyor!

Dünyanın en büyük GSM Operatörü China Mobile tarafından satışa sunulan yeni nesil iPhone’lara ilgi beklendiği gibi değil!

Apple ile dünyanın en büyük GSM Operatörü China Mobile tarafından yeni nesil iPhone 5S ve iPhone 5C’yi Çin’de geçtiğimiz 17 Ocak’ta satışa sunmuştu. Bu tarihten beri toplamda 752 milyon üyesi bulunan China Mobile 1 milyon adet iPhone satılı gerçekletirdiğinin bilgisini bizlere sunmuştu. Bu rakam ise Apple’ın kesinlikle beklediği bir rakam değildi. Satış öncesi Tim Cook 19 milyon adet iPhone satışı beklediklerini belirtmiş ve açıkçası 750 milyon abonesi olan bir GSM Opertörünün de 19 milyonun altında satış yapabileceği bizler tarafından bile kesin gözüyle baklılmıştı.

China Mobile tarafından yapılan satış rakamı açıklamasında ise küçük bir dipnot bulunmakta. Firma yaptırdığı araştırma ile kullanıclarının daha büyük ekranlı bir iPhone istediklerini ortaya koyuyor. Tüm dünyanın daha büyük ekranlı bir iPhone beklediğini düşünürsek Apple iPhone 6’da beklentileri karşılayabilirse büyük satış rakamlarına ulaşacaktır. Oppo, Xiaomi, Huawei, ZTE, Gionee gibi markaların yaptığı uçuk kaçık telefonlar ile yarışması çok zor olan iPhone 5S’in beklenen başarıdan çok uzakta olduğunu belirtmeliyiz.

kaynak

Çin: İmalat sektöründe büyüme sürüyor

Çin imalat sektöründeki ekonomik büyüme Temmuz ayında son iki yılın en yüksek rakamına ulaştı.

İstatistik bürosunun verilerine göre Haziran ayında yüzde 51 olan Satın Alma Yöneticisi Endeksi (PMI), Temmuz ayında yüzde 51,7’ye yükseldi. PMI, sanayi üretiminin durumunu gösteren en önemli ölçüm olarak kabul ediliyor. Bu endeksin 50’nin üzerinde olması büyüme anlamına geliyor. İstatistik bürosu verileri elde ederken genellikle büyük ölçekli fabrikaların üretim faaliyetlerini dikkate alıyor.

HSBC’nin geçen ay yaptığı PMI araştırması ise yüzde 52’lik bir büyümenin gerçekleştiğini gösterdi. Bu rakam Çin için son bir buçuk yılda en yüksek büyüme oranı demek. HSBC araştırmasını ülkedeki küçük ölçekli fabrikaların üretim faaliyetlerini inceleyerek ele alıyor.

Büyümeye devam mı?

İstatistik bürosu tarafından yayımlan PMI endeksi bir dizi olumlu verinin son halkasını oluşturuyor. Çin, bir yıl önceki Nisan-Haziran çeyreğine kıyasla ekonomide yüzde 7,5’lik bir büyüme yaşandığını belirtmişti. Bu bir önceki üç aylık çeyreğe kıyasla ise yüzde 7,4 büyümeye denk geliyor. Diğer veriler de son haftalarda üretim faaliyetlerinde, sabit varlık yatırımlarında ve perakende satışlarda sıçrama yaşandığını gösteriyor. Bu umut verici rakamlar Çin yönetiminin ekonomik büyümeyi güçlendirmek için attığı bir dizi adımı izliyor. Söz konusu adımlar küçük şirketler için vergi indirimi ve ülke genelinde demir yolu yapımına hız verilmesini içeriyor. Ayrıca Merkez Bankası tarım ve küçük ölçekli işletmelere kredi veren bankalara verdiği para miktarını artırdı. Bunu bir anlamda, bankaların munzam karşılık oranlarını düşürerek yaptı. Merkez Bankası, bankaları cesaretlendirici adımlar atarak ihratcatçılara teşvik verilmesini sağlayacaklarını da belirtti.

KAYNAK