İhracat mı İhracat Pazarlaması mı?

İhracat mı İhracat Pazarlaması mı?

Türk işletmelerinin dünya pazarlarında faaliyette bulunmaya başlamaları yakın bir geçmişe dayanmaktadır. Globalleşme iç pazarda sıkışıp kalan firmalarmızın dışa açılmalarında önemli bir itici güç olmuştur. Süreçte yakın pazarları hedefleyerek öncelikle Avrupa pazarına yönelen firmalar son yıllarda ortaya çıkan ekonomik krizle birlikte yeni pazarlara yönelmektedirler. Ancak mevcut ürün kompoziszyonu ve stratejiler ile belirlenen hedeflere ulaşmak zor görünmektedir. Zira Avrupa ve A.B.D ekonomilerindeki krizler nedeniyle Afrika, Ortadoğu ve Orta Asya Cumhuriyetleri pazarlarına yönelen firmalarımız bu pazarlarda ciddi rakiplerle mücadele etmek zorunda kalacaklardır.

Türk ekonomisinin büyümesine ciddi destek sağlayan ihracatın artarak devam etmesi ve belirlenen iddialı hedeflere ulaşabilmesi için yapısal önlemlerin alınması zorunludur. Cari açığın önemli kaynaklarından birisi olan yatırım ve ara malı ithalatının ikamesi olabilecek yerli ürünlerin üretilmesi, yüksek enerji maliyetlerinin yol açtığı maliyet artışlarına çözüm bulunması gibi önlemler öncelikli olarak alınmalıdr. Bu önlemler kısa ve orta vadede hızlıca sonuç verebilir. Ancak ihracat artışını sürdürülebilir hale getirmek için yapısal önlemlerle birlikte yürütülmesi gereken bir başka çalışma da “pazarlama kültürü”nün oluşturulmasıdır. Bunun için de bütün firmalarımızın pazarlamayı yeniden keşfetmeleri gerekmektedir. Bu kapsamda dikkate alınması gereken temel unsurlar şu şekilde sıralanabilir;

Ihracat ile ihracat Pazarlaması farklı kavramlardır; Firmaların en çok düştükleri yanlış iharcat ile ihracat pazarlamasını karıştırmaktır. İhracat basit bir süreçtir. Dünya ticaret hacmine bakldığında her ülkenin birbiriyle alışveriş yaptığı görülür. Kısa bir çalışmayla elinzdeki ürünlere hemen bir pazar bulmanız mümkündür. Ancak o pazarlarda kalıcı olmak, sürekli siparişler olmak, o pazardan pay almak, sattığınız ürünlerin parasını zamanında tahsil etmek için ve para kazanmak için pazarlamaya ihtiyaç vardır. Ayrıca zamanla o pazarda karşınıza çıkabilecek rakiplerle baş edebilmek için de pazarlamayı bilmek ve bütün pazarlama yönetimi süreçlerini başarıyla yönetmek gerekir. Bunun için ilk adım pazarlama araştırmasıdır. Kulaktan dolma bilgilere dayanarak, basit bir internet araştırmasıyla yola çıkmak istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Iyi bir pazarlama araştırması sadece ürünleriniz için uygun pazarların hangisi olacağını söylemez. Ek olarak o pazarlara hangi yöntemlerle girmeniz, ürünlerinizde, fiyatlarınızda, pazarlama iletişimi çalışmalarında ve dağıtım uygulamalarında ne gibi düzenlemelere gitmeniz gerektiğini de söyler.

Ölçek ekonomisi her zaman üstünlük sağlamaz; Dış pazarlara açılmada en büyük engellerden birisi fiyat rekabetidir. Gidilen pazarlarda hem yerel hem de küresel rakiplerle mücadele etme gerekecektir. Bilinen en kolay rekabet aracı da fiyattır. Fiyatların aşağı çekilmesiyle rakiplere üstünlük sağlanabilir. Ancak fiyatların aşağı çekilmesi kolay bir yöntem olsa da akılcı değildir. İhracat pazarlaması maliyetli bir süreçtir. Başka bir pazarda faaliyette bulunmanın güçlüklerine ayrıca pazarlama araştırması, pazarlama iletişimi, depolama, stoklama ve lojistik maliyetleri eklenince rekabet avantajı yakalamak giderek zorlaşmaktadır. Bu noktada ölçek ekonomisi devreye girer. Aynı üründen ne kadar çok üretirseniz birim başı sabit maliyetleriniz düşeceğinden fiyatları aşağı çekmeniz kolaylaşır. Ancak çok fazla üretim üretim maliyetlerini aşağı çekse de çok fazla satmak için bu kez operasyonel maliyetlerin artışı söz konusu olacaktır. Ayrıca satıştan kaynaklanabilecek riskleri de unutmamak gerekir. Bu nedenle ölçek ekonomisi aramak yerine katma değeri daha yüksek ürünler üretmeye yönelmek daha doğru bir yöntem olacaktır.

 

Teklifinizin içeriğini zenginleştirin; Çok sayıda firmanın rekabet ettiği pazarlarda sunulan ürünlerin somut bölümleri birbirine çok fazla benzemektedir. Benzemeyenler de kısa zamanda taklit edildiğinden ürünler üzerinden rekabet etmek giderek zorlaşmaktadır. Bu nedenle özellikle ihracat pazarlarında farklılık yaratabilmek için ürünün soyut taraflarını da gözden geçirmek gerekir. Daha geniş bir çerçevede pazara sunduğunuz ürün değil teklif olarak ele alınmalıdır. Sizin teklifinizin içeriği ne kadar zengin ve tüketicinin beklentilerine ne ölçüde cevap verebiliyorsa o kadar rekabetsel üstünlüğe sahip olursunuz. Başka bir ifadeyle ürününüzü üretir ve satarken hemen her aşamada ona bir katma değer eklemenin yolunu bulmak gerekir. O nedenle kullandığınız hammaddeden, imalat süreçlerine, ambalajdan, etiketlere, depolama koşulllarından, satış sonrası hizmetlere dek her bir süreci ayrı ayrı değerlendirip ürünü zenginleştirmek gerekir. Ürün ne kadar zengin olursa talep o denli yüksek ve sürekli olacaktır.

Pazarları bölme, hedefleme ve konumlandırma; Başlangıçta bütün ihracatçılar herkesin gittiği, moda olan ve devlet büyüklerinin siyasi ilişkilerine dayalı olarak işaret ettikleri pazarlara yönelirler. Ancak o pazarların ürünlerimiz için doğru bir pazar olup olmadığı deneme yanılma yöntemiyle belirlenecek bir çalışma değildir. Bunun yerine sunduğunuz ürün veya hizmetler hangi pazarın ihtiyaçlarına cevap veriyorsa ve o pazarlar da bizim için uygun pazarlarsa orada yer almak gerekir. Bunun için de başlangıçta bir bölme çalışması yapmak gerekir. Bütün pazar içinden bizim servis verebileceğimiz ve kârlı olan pazarlara gitmek uzun vadede karşılaşabilecek sorunların da öüne geçecektir. Seçilen pazarlarda hedefleme yaparak var olan kaynakları en etkili bir şekilde kullanmak ikinci aşamadır. Hedefleme firmaların sahip oldukları finansal kaynakları, yönetim yetenekleri ve pazarlama becerilerini doğru kullanmalarına yardımcı olur. Son aşamada seçlien pazarda konumlanmak gerekir. Konumlanma hedef pazardaki tüketicinin beyninde yer kapmak ve yerleşmek demektir. Kurumsal ya da bireysel müşterilerin daha sonraki satın almalarda da hatırlayabilmeleri için onlara yardımcı olacak ipuçları vermelisiniz. Ürünün fiyatından bağımsız, kalitesi, dayanıklılığı, garantisi, satış sonrası hizmetleri, ambalajı, etiketi, tasarımı, rengi. Kokusu, dokusu ve benzeri bir çok özelliği işaretleri yaratılabilir. Pazarları bu bakış açısıyla incelemek her şirket için yeni fırsatları oluşmasını sağlar. Girilmez denilen pazarlara girilir, satılmaz denilen ürünler bu yolla kolaylıkla satılabilir. Son zamanlarda az da olsa Çin pazarına ürün satmaya çalışan Türk firmalarının varlığı bu düşünceyi destekler. Çin pazarının da ihtiyaç duyduğu ancak Çin’de üretilmeyen ürünleri o pazara götüren şirketlerin başarı şansı yüksektir. Bunu sağlamak için pazarlama araştırmasından başlayan bir sürecin izlenmesi gerekir. Pahalı bir süreç olduğu söylense bile günümüzde özellikle kalitatif pazarlama araştırma yöntemleri daha kısa sürede ve daha düşük maliyetlere pazar bilgisi sağlamanıza yardımcı olabilir. İyi pazarlama yöneticilerinin gözlemleri bile bazen işe yarayabilir. Bu noktada pazarları sürekli izlemek ve toplanan bilgilerle yeni pazarlama tekliflerini oluşturmak gerekir

 

Mutlaka bir markanız olmalı; Günümüz firmalarının önünde iki temel seçenek vardır. Ya kendi markalarını yaratıp pazarda var olmayı deneyecekler ya da güçlü markaların imalathanesi gibi çalışacaklar. Pazarlarda var olan markalara baktığımızda ne gibi avantajlara sahip olduklarını kolaylıkla görebiliriz. Iyi bir marka için her pazarda çok büyük fırsatlar vardır. Mevcut markaya yeni ürünler ekleyebilirler, yeni ürün hatları oluşturabilirler ya da yeni pazarlara kolaylıkla gidebilirler. İkinci grup firmalar ise güçlü markların düşük fiyatlı tedarikçisi olduklarından imalathane görevini yüklenirler. Günün birinde farklı bir firma daha düşük maliyetle üretmeyi başararısa müşterilerini kolaylıka kaybederler. Ülkemizde tekstil sektöründe çok sayıda firma bu süreçten geçerek pazardan çekilmek zorunda kaldı. Marka yaratma yoluna başvuran az sayıda firma ise pazarda varlığını sürdürmeyi başardı. Marka yaratmak avantajlı olsa da marka yaratmak öyle kolay bir iş değildir. Devlet tarafından verilen onca teşviğe ragmen uzun yıllardan beri dünya pazarlarını tutmayı başaran markalar yaratmak konusunda çok fazla mesafe kat edilmiş değildir. Marka yaratma sadece seçilen bir marka isminin iletişimin yapmaktan ibaret görüldüğünden çoğu firma bu konularda biraz para harcayarak marka yaratabileceklerini düşünmektedrir. Oysa marka firmanın bütün süreçleriyle ilgili bir kavramdır. Basit bir isim olmaktan çok içinde firmanın adı, misyonu, vizyonu, temsil ettiği değerler, müşterisiyle iletişimi, müşterisine vaad ettikleri ve müşterisine yaşattığı deneyimlerin toplamıdır. Güçlü markaların müşterilerine yaşattıkları deneyimler hep olumlu hikayelerden oluşur. Ihracatçı ile ihracat pazarlamacısı arasındaki en belirgin fark da marka konusunda ortaya çıkmaktadır. Ülkemizden ihracat yapan firmaların sayısı ellibini aşmış durumdadır. Elli binden fazla ihracatçı yurt dışı pazarlarda ürünlerine müşteri bulabilirken bunların arasında markasını pazarlayanların sayısı çok azdır. Özellikle tüketici pazarlarında başka bir ifadeyle markaların gerçek savaş alanında yer alan Türk markasının sayısı iki elin parmaklarını geçmez.

56256

Boydak: Hedefimiz 2023’te Dünyanın İlk 3 Mobilya Üreticisi Arasına Girmek

Boydak Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mustafa Boydak, “En büyük hedefimiz 2023 yılında dünyanın ilk 3 mobilya üreticisi arasında yerimizi almak.

Boydak Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mustafa Boydak, “En büyük hedefimiz 2023 yılında dünyanın ilk 3 mobilya üreticisi arasında yerimizi almak. Bu büyük hedef doğrultusunda ilerlemeye devam ediyoruz.” dedi.

İstikbal, Samsun’daki 10’uncu mağazasını Bafra’da açtı. Toplam 5 bin 700 metrekare mağaza alanıyla hizmet verecek olan mağazanın açılışına katılan Boydak, burada yaptığı konuşmada, “İstikbal markamızla bugün Türkiye’de 850 mağazayla hizmet veriyoruz. Bu yıl 30 mağaza açma hedefiyle yola çıktık ve bu yolu yarıladık. En büyük hedefimiz ise 2023 yılında dünyanın ilk 3 mobilya üreticisi arasında yerimizi almak. Bu büyük hedef doğrultusunda ilerlemeye devam ediyoruz.” dedi.

Açılışını gerçekleştirdikleri Bafra mağazasınin Samsun ve ilçelerindeki 10’uncu mağaza olduğunu aktaran Boydak, şöyle devam etti: “7 milyon TL yatırım ile kurulan İstikbal mağazamızda herkesin keyifli bir şekilde alışveriş yapmasını ve ev konforunu alışveriş esnasında da yaşamasını amaç edindik. İstikbal kalitesini bilen ve seven Samsun halkına bundan sonra Bafra’dan da hizmet vereceğiz. Hayırlı olsun.”

Mustafa Boydak ayrıca bu yılsonuna kadar İstanbulAnkaraİzmirBursaUşak,ManisaKahramanmaraşAğrı başta olmak üzere birçok il merkezinde ve ilçelerde yeni mağazalar açacaklarının altını çizdi. İstikbal markasıyla her zaman lider ve Moda da öncü olduklarını, mobilya sektörüne yön verdiklerini de vurgulayan Boydak, ürün yelpazesini her yıl yenilemenin yanında geçen yıl İstikbal’in yüzünü de yenilediklerini belirterek, “Geçen yıl hayata geçirdiğimiz revizyonla İstikbal’in estetik, ergonomi ve erişilebilirlik özelliklerini logomuza taşıdık. Değişimle birlikte tüm dünyada yenilemelerimiz devam ediyor.” diye konuştu.

kaynak