AB’den Türkiye’ye dev kaynak

AB_tr_en_colorTürkiye, AB’den “katılım öncesi” yardımlar almaya devam ediyor.

Türkiye ile Avrupa Komisyonu arasında katılım öncesi yardımın ikinci dönemine yönelik imzalanan çerçeve anlaşma kapsamında Türkiye’ye 2014-2020 döneminde 4,5 Milyar avro kaynak sağlanacak.

Avrupa Birliği (AB) Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Türkiye ile AB arasında tesis edilen mali işbirliği kapsamında Türkiye’nin faydalandığı Katılım Öncesi Yardım Aracı’nın (IPA) 2014-2020 yıllarından oluşan ikinci döneminde Türkiye’ye sağlanacak 4,5 milyar avroluk hibenin kullanımına ilişkin anlaşma imzalandı.

Açıklamada, IPA 2 çerçevesinde AB’nin Türkiye’ye yapacağı mali yardımın uygulanmasına ilişkin anlaşmayı, AB Bakanlığı Müsteşarı ve Ulusal IPA Koordinatörü Büyükelçi Rauf Engin Soysal’ın imzaladığı bildirildi.

Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle, 2007 yılından bu yana IPA çerçevesinde Türkiye’nin faydalandığı yardımların kullanımına 2014
-2020 döneminde de devam edilecek.

Türkiye’ye tahsis edilen 4,5 milyar avro kaynak, Avrupa Birliği’ne katılım sürecinde çevre, rekabetçilik ve yenilikçilik, ulaştırma, istihdam, sosyal politika ve insan kaynaklarının geliştirilmesi, enerji, içişleri, yargı ve temel haklar, sivil toplum ile tarım ve kırsal kalkınma alanlarında yer alan program ve projelerin finansmanında kullanılacak.

Kaynak

Hasta odaklı uzman eczacılar yetiştirilecek!

Hasta odaklı uzmanlık eğitimi alan eczacıların yetiştirilmesine yönelik kanun teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi

Hasta odaklı uzmanlık eğitimi alan eczacıların yetiştirilmesine yönelik Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi,TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.

TBMM Genel Kurulu’nda, İstanbul’da Tahkim Merkezi kurulmasına dair tasarının görüşmeleri yarım bırakılarak, uzman eczacı yetiştirilmesine teklifin görüşmelerine geçildi.

Kabul edilen kanuna göre, eczacılığın herhangi bir uzmanlık dalında uzman olmak ve unvanı ilan edebilmek için Sağlık Bakanlığı’nca kabul ve ilan edilen Türkiye eğitim kurumlarınca verilmiş veya yabancı memleketlerin eğitim kurumlarından biri tarafından tasdik edilmiş ve Sağlık Bakanlığı’nca tescil olunmuş bir uzmanlık belgesini haiz olunacak.

Eczacılıkta uzmanlık eğitimlerine, merkezi olarak yapılacak “eczacılıkta uzmanlık sınavı” ile girilecek.

Uzmanlık dallarının eğitim müfredatları ve bu müfredatlara göre uzmanlık dallarının temel uygulama alanları ile görev ve yetkilerinin çerçevesi “Eczacılıkta Uzmanlık Kurulu” tarafından belirlenecek.

Kanunla, 56 kadro ihdas ediliyor.

Teklifin yasalaşmasının ardından TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut, birleşimi 11 Kasım Salı günü saat 15.00’de toplanmak üzere kapattı.

26

Kaynak

 

Zam yağmuru

TÜRKİYE İstatistik Kurumu’nun ekim ayı Yurtiçi Üretici Fiyat Endeksi’ni açıklamasıyla vergi, harç ve cezaların 2015’te ne kadar zamlanacağı belli oldu. Yüzde 10.11 çıkan 12 aylık Yİ-ÜFE’ye göre en düşük otomobil vergisi 591 liraya, sigara içme cezası 100.2 liraya yükselecek

2015 yılından itibaren vergi, cezalar, harçlar yüzde 10.11 ile çift haneli zamlanacak. Geçen yıl yüzde 3.93 olan “yeniden değerleme” oranının, ekim ayı enflasyonunun açıklanması ile yüzde 10.11 olacağı netleşti. Buna göre 1-3 yaş grubunda 1300 silindir hacmindeki otomobiller için ödenecek motorlu taşıt vergisi 537 liradan 591 liraya çıkacak. Kırmızı ışıkta geçenlerin ödeyeceği ceza 189 lira, hız sınırını yüzde 30’a kadar aşanlar 189 lira, yüzde 30’dan fazla aşanlar 392 lira ceza ödeyecekler. Pasaport harcı ise 96.10 liradan 105.82 liraya çıkacak. Kapalı alanda sigara içmenin cezası da 91 liradan 100.2 liraya yükselecek.

EN DÜŞÜK OTOMOBİL VERGİSİ

Her yıl vergi, ceza ve harçların bir sonraki yıl ne kadar zamlanacağı kasım ayında belli oluyor. Kasım ayında ekim ayı itibariyle 12 aylık Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) artışı belirleniyor. Dün de Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) rakamları ile artış oranı belli oldu. 1 Ocak 2015 tarihinden itibaren vergi ve cezalar çift haneli zamlanacak. 2015 yılında en düşük motorlu taşıtlar vergisi 591 lira olacak. Yine 1-3 yaş grubunda motor silindir hacmi 1301-1600 cm3 arasındaki otomobillerin vergisi de 860 liradan 946 liraya çıkacak.
Silindir hacmi 1300 cm3’ün altında olup 4-6 yıl yaş aralığındaki otomobillerin vergisi 375 liradan 412 liraya, 7-11 yaş arasındakilerin 210 liradan 231 liraya, 12-15 yaşındakilerin 159 liradan 175 liraya çıkacak. 1301-1600 cm3 arasında olup 4-6 yaş arasında olanların vergisi 644 liradan 709 liraya, 7-11 yaş arasındaki otomobillerin vergisi 375 liradan 412 liraya, 12-15 yaşındaki otomobillerin vergisi de 265 liradan 291 liraya çıkacak.

İÇKİ CEZASI 33.5 BİN LİRA

Yeniden değerleme oranı ile cezalar da artacak. Kapalı mekanda sigara içmenin cezası 91 lira. Yüzde 10.11 artışla birlikte kapalı mekanda sigara içenler 100.2 lira ceza ile karşı karşıya kalacaklar. Yine içki cezaları yeniden değerleme oranında artacak. Gece 22’den sabah 6’ya kadar olan saatlerde içki satanlara verilecek en düşük ceza 30 bin 454 liradan 33 bin 529 liraya çıkacak. Harçlardaki artışla birlikte bir yıllık pasaport harcı 140.50 liradan 154.70 liraya çıkacak. B sınıfı sürücü belgesi harcı da 381.75 lira olacak.

Emlak vergisi ne olacak?

YENİDEN değerleme oranı ile 2015 yılından itibaren uygulanacak emlak vergisi de artacak. Bakanlar Kurulu’nun emlak vergisini yüzde 50 indirimli uygulama yetkisi olduğu gibi arttırarak uygulama yetkisi de bulunuyor.

 

26591876

 

kaynak

Mobilya ve İlaç Verimlilik Şampiyonu

Verimlilik 17 sektörde artarken 7 sektörde azalıyor. Bilgisayar ve tekstildeki düşüş dikkat çekiyor

 

Cumhuriyet’in kuruluşunun 91’inci yıldönümü kutlanırken, Türkiye 2023 hedeflerini tartışıyor. Her sektörde ne kadar yol alınması gerektiği, ihracatın, üretimin ne kadar artması, ne kadar yatırım gerektiği konuşuluyor. İşin bir başka tarafı da verimlilik… Bu konuda da önemli yollar katedildi, verimlilik arttı. Ancak daha yapılacak çok şey olduğu da görülüyor. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlı Verimlilik Genel Müdürlüğü’nün son 10 yılı kapsayan verileri, aynı zamanda ‘verimli’ üretim yapan bir Cumhuriyet için özellikle bazı sektörlerde verimlilik konusunun özel ilgi istediğini gösteriyor. Verimlilik Genel Müdürlüğü’nün ölçümleri, ilaç sanayiinde, mobilyada, mobilya hariç ağaç ürünlerinde, elektrik, gaz ve iklimlendirmede yüzde 50’nin üzerinde verimlilik artışı olduğunu ortaya koyuyor. 7 sektörde kayıp var. Bilgisayar ve tekstilin olumsuz hali dikkat çekici.

Teknoloji yoğun sektörlerden “bilgisayar, elektronik ve optik ürünleri imalatı” ile “kok kömürü, rafine edilmiş petrol ürünleri” sektöründeki verimlilik kaybı yüzde 30’un üzerinde. Tekstil, deri ile diğer ulaşım araçları üretiminde de 10 yıl aralığa rağmen 2005’e kıyasla sırasıyla yüzde 8.1’le yüzde 14 oranında düşüş dikkat çekiyor.

2010 yılını 100 kabul eden ve 2005 yılına kadar geriye giden verimlilik rakamlarının 2014/2. çeyrek sonuçları sektörlerde son 10 yılda verimlilikte neler olduğunu ortaya koyuyor. Toplam sanayide 2005 – 2014/2. çeyrek arasında yüzde 18.4 verimlilik artışı olmuş. 2005 – 2014 döneminde, “çalışan kişi başına üretimi” baz alan rakamlara göre imalat sanayiinin 24 kolundan 17’sinde artış, 7’sinde düşüş var.

Genel müdürlüğün sonuçlarla ilgili değerlendirmesine göre, 2005 – 2014/2. çeyrek arasını kapsayan dönemde imalat sanayiini oluşturan 24 bölümden ‘kok kömürü ve rafine edilmiş petrol ürünleri imalatı’, ‘bilgisayarların, elektronik ve optik ürünlerin imalatı’, ve ‘tekstil ürünlerinin imalatı’ sektörlerinde verimlilik düşme eğiliminde. En yüksek verimlilik artış eğilimi yıllık ortalama yüzde 10.1 ile ağaç, ağaç ürünleri ve mantar ürünleri imalatı (mobilya hariç); saz, saman ve benzeri malzemelerden örülerek yapılan eşyaların imalatında.

Trend değişimleri de incelendi 

“Sanayi kısımları” içinde ‘elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı’ yüzde 5.96 ile en yüksek yıllık ortalama verimlilik büyümesine sahip. En düşük yıllık ortalama verimlilik büyümesi ise yüzde 1.81’le madencilikte. “Ana Sanayi Grupları” içinde ise en yüksek verimlilik artışı yıllık ortalama yüzde 4.28’le ‘dayanıklı tüketim mallarında. Dayanıklı tüketim mallarına ilişkin 2010 =100 temel yıllı çalışan kişi başına üretim endeksi 105.01 değerine ulaşmış durumda.
Çalışan kişi başına üretim endeksinde, orijinal seriden mevsimsel ve diğer etkilerin çıkarılmasıyla elde edilen trend değişimlerine göre ara malı ve sermaye malı üretiminde iş gücü verimliği, küresel krizden oldukça etkilendi. Dayanıklı tüketim malı üretimi ile dayanıksız tüketim malı üretiminde trend eğilimleri, küresel kriz dönemi de dahil, istikrarlı şekilde artıyor. Kömür ve linyit çıkartılması, ham petrol ve doğalgaz çıkarımı, kok kömürü ve rafine edilmiş petrol ürünleri imalatı, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme sistemi üretim ve dağıtımı, suyun toplanması, arıtılması ve dağıtılması faaliyetlerinden oluşan enerji ana sanayi grubunda belirgin ve istikrarlı bir biçimde artan verimlilik trendi 2012 yılından itibaren azalma eğilimine girdi.

2005 – 2014/2. çeyrek arasında; dayanıklı ve dayanıksız tüketim malı üretimine ait iş gücü verimliliği yıllık ortalama trend büyümeleri sırasıyla yüzde 3.21 ve yüzde 2.41 olarak gerçekleşti. Enerji ana sanayi grubunda ise iş gücü verimliliği trendinin yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 4.48 olarak gerçekleşti. Küresel kriz döneminden etkilenen ara malı üretimi ile sermaye malı üretimi sanayi gruplarının verimlilik trendleri ise dalgalı seyrediyor.

Bir önceki döneme göre düşüş var 

2010=100 endeksli olarak hesaplanan çalışan kişi başına üretim endeksi, 2014 yılı II. döneminde, 2013 yılı II. dönemine göre yüzde 1.28 azalarak 102.82 değerine geriledi. Çalışan kişi başına üretim endeksi, bir önceki döneme göre ise (2014 yılı I. dönemine göre) yüzde 5.42 arttı. Çalışılan saat başına üretim endeksi 2014 yılı II. döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0.49 artarak 106.26 değerini alırken, bir önceki döneme göre yüzde 5.41 artış yaşandı.

İmalat sanayiinde çalışan kişi başına üretim endeksi bir önceki döneme göre yüzde 5.42 artarken, mevsimsel etkilerden arındırılmış çalışan kişi başına üretim endeksi bir önceki döneme göre yüzde 2.09 azaldı. Bu rakamlar mevsimsel etkilerden arındırılmamış verimlilik endeksinin bir önceki döneme göre değişiminin pozitif yönde olduğunu, mevsimsel etkiler giderildiğinde ise çalışan kişi başına üretim endeksindeki değişimin negatif yönde olduğunu gösteriyor.

kaynak:http://www.dunya.com/mobilya-ve-ilac-verimlilik-sampiyonu-243024h.htm

verimlilik

Küresel israfın faturası 750 milyar dolar!

Küresel ekonomi yaşanan israflar yüzünden her yıl 750 milyar dolarlık bir fatura ile karşı karşıya. Gıda üretiminden tüketimine kadarki süreçte yaşanan israf, ekonomilerin sırtında kambur olmaya devam ediyor

Dünyada her geçen gün nüfus artıyor, ekilebilir tarım arazileri hızla azalıyor ve insanoğlu doğal kaynaklarını yarını düşünmeden tüketiyor.

Tasarrufun önemi ve gerekliliğinin her gün arttığı bir ortamda insanoğlu maalesef israfa dur diyemiyor.

Bunda olumsuz tüketim alışkanlıklarının etkisi de hakim, bilinçsiz üretim ve pazarlama süreci de.

31 Ekim Dünya Tasarruf Günü.

Biz de tasarrufun önemine dikkat çekilen bu tarih yaklaşırken tarımsal açıdan insanoğlununisraf boyutuna yeniden dikkat çekmenin faydalı olduğunu düşünüyoruz.

Aslında paylaşacağımız veriler herkesin bildiği rakamlar ancak farkındalık yaratmak adına bu tablo üzerinde tekrar tekrar düşünmekte yarar var.

– Üretilen her 3 gıdadan birisi çöpe gidiyor –

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ile Birleşmiş Milletler Gıda ve TarımÖrgütü’nün (FAO) ‘2014 Tarım Görünüm Raporu’nda küresel israf ekonomisine yönelik çarpıcı rakamlar ve tespitler var.

OECD ve FAO’nun derlediği verilere göre dünyada tüketim için üretilen her 3 gıdadan biri yenmeden çöpe gidiyor.

Her yıl 1.3 milyar ton gıda israf ediliyor. Bunun yarısı bile 900 bin aç insanı doyurmaya yetiyor.

Kuraklığı, su kıtlığı gibi riskleri konuştuğumuz böyle bir dönemde dünyada kullanılan suyun dörtte biri hiç tüketilmeyen bu gıdaların üretiminde kullanılıyor.

Bu israfın toplam yıllık maliyeti ise yaklaşık 750 milyar Dolar’ı buluyor. Yani her yıl neredeyse, 800 milyar Dolar civarındaki Türkiye’nin gayri safi milli hasılası kadar bir rakam çöpe gidiyor.

Adil gıda paylaşımının olmadığı dünyada rakamlar dehşet verici.

İşte size birkaç örnek:

ABD’de üretilen gıdaların yüzde 40’ı hiç yenmiyor.  Avrupa’da her yıl 100 milyon ton yemek çöpe atılıyor.

En çok israf edilen gıdalar ise Asya’da tahıl, Latin Amerika’nın zengin bölgelerinde ise et olarak öne çıkıyor.

– Dünyada 842 milyon insan yetersiz besleniyor –

Ve tüm bu israfa karşın dünyada yaklaşık 842 milyon insan kronik olarak yetersiz besleniyor. Her gün 5 yaşın altındaki 20 bin çocuk açlık ya da yetersiz beslenme sonucu hayatını kaybediyor. Oysa verilere göre, tüm insanlığa yetecek kadar gıda kaynağına sahibiz.

Öte yandan dünyada yaklaşık 1,4 milyar insan aşırı kilo problemiyle karşı karşıya. Rapora göre, bu insanların üçte biri obez, koroner kalp rahatsızlığı ve şeker hastalığı riski taşıyor.

Aslında mevcut sorun, üretimden ziyade tüketim alışkanlıklarımızı sorgulamamız gerektiğine işaret ediyor.

Sürdürülebilir kalkınma, yoksulluğun azaltılması, gıda güvencesinin sağlanması için doğal kaynakları akıllı biçimde kullanmak ve israf bir kenara, tasarruf etmek zorundayız.

Aslında bu bir bilinç meselesi. Sorun sadece gıda kaynaklı tüketim alışkanlıkları da değil. İnsanoğlunun yaşam tarzını ve alışkanlıklarını sorgulaması gerekiyor. Daha fazla üretim mi yoksa bilinçli tüketim mi? Beslenme alışkanlıklarının değiştiği bir dünyada aslında tüketimihtiyaçtan çok israfla artıyor.

– Sebze ve meyve ürünlerinde israf oranı %44 –

Gelin resmi rakamlara göz atmaya devam edelim…

FAO’nun rakamlarına göre her yıl ekilen tahıl ürünlerinin yüzde 72’si tüketilirken  yüzde 28’siisraf ediliyor.

İsraf edilen söz konusu gıdalar arasında yüzde 44 ile meyve ve sebzeler önemli bir paya sahip.

Balık ürünlerinde israf oranı yüzde 35 seviyelerinde iken ette bu oran yüzde 21 civarında. Süt ve süt ürünlerinde ise israf oranı yüzde 16 olarak dikkat çekiyor.

indir

 

Peki bu israf nasıl oluşuyor?

Hangi aşamalarda insanoğlu israf ediyor?

Son tüketici tarafındaki israf ve kayıp kadar, tarım sektöründe hasat öncesi, hasat sırası ve hasat sonrasında yaşanan ürün kayıpları da dikkat çekici boyutta.

FAO’dan yapılan açıklamaya göre, gelişmekte olan ülkelerde israfa çoğunlukla kötü hasat yöntemleri sebep oluyor. Burada tarımsal üretimdeki arz-talep dengesizliği de önemli bir etken. Plansız ve talebin çok üzerinde gerçekleştirilen üretim de ürünlerin para etmemesi sonucu elde kalarak israfa neden oluyor.

Gıdaların sağlıklı koşul ve ortamda saklanamaması ve tarladan sofraya kadarki süreçte nakliye tarafında yaşanan olumsuz koşullar da gıdaların bozulması ve israfında etkili.

Gelişmiş ülkelerde ise son tüketiciler gıdaya gereken değeri vermemesi sebebiyle israf yaşanıyor.

Gıda israfı, gereksiz karbon gazı salınımına yol açarken, fazla su tüketilmesi ve biyolojik çeşitliliğin azalmasına da sebep oluyor.

– Harcanan fazla su 9 milyon insanın günlük su ihtiyacına denk –

Çevresel etkiler israf edilen gıdalar üzerinde çok önemli bir etkiye sahip. Bitkileri sularken, harcanan fazla su 9 milyon insanın günlük su ihtiyacını karşılayabilecek seviyede.

İsraftan kaynaklanan kaybın tam anlamıyla önüne geçmek mümkün olmasa da, sebeplerine göre önlemler alınarak azaltılması mümkün.

FAO tarafından yapılan araştırmalar, 2050’de 9 milyar olması beklenen dünya nüfusunun beslenebilmesi için bugün üretilen gıda miktarının yüzde 60 artırılması gerekeceğini öngörüyor. Dünya nüfusundaki hızlı artış, gıda güvenliği, su ve diğer doğal kaynakların sürdürülebilirliği açısından büyük tehdit oluştururken üretim ve tüketim tarafında israfın rolü ve etkisi daha ön plana çıkıyor.

Özetin özeti, israf, küresel gıda güvenliğini tehdit eden bir risk olarak karşımızda duruyor. Bu yüzden israfın nedeni ve sonuçları kadar çözüm yollarını konuşmanın zamanı geldi de geçiyor bile.

Tasarruf etmenin ilk adımı israfı önlemekten geçiyor.

Kaynak

Boydak: Hedefimiz 2023’te Dünyanın İlk 3 Mobilya Üreticisi Arasına Girmek

Boydak Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mustafa Boydak, “En büyük hedefimiz 2023 yılında dünyanın ilk 3 mobilya üreticisi arasında yerimizi almak.

Boydak Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mustafa Boydak, “En büyük hedefimiz 2023 yılında dünyanın ilk 3 mobilya üreticisi arasında yerimizi almak. Bu büyük hedef doğrultusunda ilerlemeye devam ediyoruz.” dedi.

İstikbal, Samsun’daki 10’uncu mağazasını Bafra’da açtı. Toplam 5 bin 700 metrekare mağaza alanıyla hizmet verecek olan mağazanın açılışına katılan Boydak, burada yaptığı konuşmada, “İstikbal markamızla bugün Türkiye’de 850 mağazayla hizmet veriyoruz. Bu yıl 30 mağaza açma hedefiyle yola çıktık ve bu yolu yarıladık. En büyük hedefimiz ise 2023 yılında dünyanın ilk 3 mobilya üreticisi arasında yerimizi almak. Bu büyük hedef doğrultusunda ilerlemeye devam ediyoruz.” dedi.

Açılışını gerçekleştirdikleri Bafra mağazasınin Samsun ve ilçelerindeki 10’uncu mağaza olduğunu aktaran Boydak, şöyle devam etti: “7 milyon TL yatırım ile kurulan İstikbal mağazamızda herkesin keyifli bir şekilde alışveriş yapmasını ve ev konforunu alışveriş esnasında da yaşamasını amaç edindik. İstikbal kalitesini bilen ve seven Samsun halkına bundan sonra Bafra’dan da hizmet vereceğiz. Hayırlı olsun.”

Mustafa Boydak ayrıca bu yılsonuna kadar İstanbulAnkaraİzmirBursaUşak,ManisaKahramanmaraşAğrı başta olmak üzere birçok il merkezinde ve ilçelerde yeni mağazalar açacaklarının altını çizdi. İstikbal markasıyla her zaman lider ve Moda da öncü olduklarını, mobilya sektörüne yön verdiklerini de vurgulayan Boydak, ürün yelpazesini her yıl yenilemenin yanında geçen yıl İstikbal’in yüzünü de yenilediklerini belirterek, “Geçen yıl hayata geçirdiğimiz revizyonla İstikbal’in estetik, ergonomi ve erişilebilirlik özelliklerini logomuza taşıdık. Değişimle birlikte tüm dünyada yenilemelerimiz devam ediyor.” diye konuştu.

kaynak

Burger King, Tim Hortons’u Resmen Aldı

Burger King’in Tim Hortons’u satın alımı anlaşması resmen açıklandı.

ABD’nin en büyük ikinci hamburger zinciri Burger King‘in, Kanada’lı kahve ve donuts satıcısı Tim Hortons Inc.’i satın aldığına ilişkin resmi açıklama yapıldı.

Şirketlerden yapılan açıklamaya göre, satın almanın büyüklüğü 12,5 milyar dolar olarak açıklandı.

DÜNYANIN EN BÜYÜK 3’ÜNCÜ ZİNCİRİ OLDU

Burger King, Kanadalı kahve ve donuts satıcısı Tim Hortons Inc. ile birleşince dünyanın üçüncü en büyük fast-food zinciri haline gelecek.

Birleşme sonrası oluşan yeni şirketin 100 ülkede 18 bin restoranı olacak.

kaynak

Nakit Avans Mı, Banka Kredisi Mi?

Nakit avans çekmek, bazı durumlarda ihtiyaç kredisi kullanmaktan daha avantajlı olabiliyor.

İhtiyacınız olan nakit parayı bankadan temin etmek istediğinizde karşınıza iki seçenek çıkıyor. Bunlardan biri kredi kartınızdan çekeceğiniz nakit avansken diğer ihtiyaç kredisi. Peki nakit ihtiyacınızı karşılamak için kredi çekmek mi mantıklı, yoksa nakit avans mı?

Hesapkurdu analistlerinden Ekin Özçelik sizin bu iki seçeneğin arasındaki farkları şu şekilde anlattı:

NAKİT AVANSLA İLGİLİ ÖNYARGI VAR

Yüksek faiz oranlarından dolayı nakit avans çekmek ile ilgili herkesin bir ön yargısı bulunuyor. Bu ön yargının yıkılması için çalışmalarda bulunan bankalar da taksitli nakit avans seçeneğini geliştirdi. Ancak bu yeni ürün acaba tüketicinin işine ne kadar yarıyor?

İhtiyaç kredisi ve nakit avansı karşılaştırırken belli başlıkları ele almak gerekir. Bunlar verilen faiz oranı, geri ödeme planı, sunulan vade uzunluğu ve tabi ki ihtiyaç nedeni.

FAİZ ORANI AÇISINDA

Nakit avansın faiz oranları ihtiyaç kredisi faiz oranlarından oldukça yüksektir. Verilen faiz oranı, avans geri ödemesinin yapılmadığı her gün işler ve ödeyeceğiniz tutar katlanır. Üstelik bu faize ek olarak kullanılan rakama göre belli bir oranda kullandırım ücreti de eklenmektedir. Unutmayın bu kullandırım ücreti her şart altında tüketiciden alınmaktadır.

ÖDEME PLANI VE VADE AÇISINDAN

İhtiyaç kredisi yeni yönetmeliklerle birlikte sadece 36 ay vade uzunluğunda kullanılabilinen bir kredi türü olsa da nakit avans ile karşılaştırıldığında daha avantajlıdır. Çünkü nakit avans çekerken maksimum 9 taksit yapılabilmektedir. Taksitli nakit avans denen bu sistem, bankanın kullanıcısını kaçırmamak istemesindendir.

KULLANIM MİKTARI AÇISINDAN

İhtiyaç kredisinde dilediğiniz miktarda kredi çekebilecekken nakit avans kullanımında sadece kredi kartı limitinizin esnekliği sizi kurtarabilir. Kredi kartındaki limit aynı zamanda sizin kullanacağınız nakit avansın miktarını da belirlemektedir. O yüzden bu açıdan bakıldığında da ihtiyaç kredisi çekmek daha mantıklı gözüküyor.

Ancak nakit avans sisteminin hiç mi kolaylık sağladığı, avantajlı olduğu zamanlar yok diye soracak olursanız şöyle cevaplayabiliriz:

-Kısa vadeli veya düşük tutarlı nakit ihtiyaçlarınız için rahatlıkla kullanabilirsiniz.

-Nakit avans çekmek için bankayla görüşmenize gerek yok. Bir ATM’den işlemini hemen gerçekleştirebilirsiniz.

-Banka ile birebir bir işlem yapmadığınızdan KKB kontrolü, kredibilite gibi kavramlarla zaman kaybetmezsiniz.

kaynak

Akaryakıtta tavan fiyat sinyali

EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, akaryakıt dağıtım şirketlerinin kar marjı için önceden belirlenen tavan fiyata uymaması halinde müdahale edileceğini belirtti.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, akaryakıt dağıtım şirketlerinin kar marjı için daha önce belirlenen tavan fiyata uymaması halinde müdahale edileceğinin sinyalini verdi.

Akaryakıtta tavan fiyat uygulamalarına ilişkin açıklamalarda bulunan EPDK Başkanı Yılmaz, “Şu anda elimizdeki rakamlara göre akaryakıt kâr marjları 43-46 kuruş arasında değişiyor. Bunun sağlıklı bir kâr marjı olduğunu düşünmüyoruz” dedi.

‘DAĞITIM ŞİRKETLERİNE MÜDAHALE EDEBİLİRİZ’
Daha önce kurul toplantılarında akaryakıtta dağıtım şirketleri için kâr marjını 37 kuruş olarak tespit ettiklerini belirten Yılmaz, “Dağıtım şirketlerinin bu fiyatları bir sinyal olarak alması gerekiyor. Bu dikkate alınmazsa bu hususta çalışma başlatmak durumda kalırız. Elbette taban fiyatı sinyalini vermek durumundayız” ifadesini kullandı.

Ucuz akaryakıt tüketimi konusunda tüketicilere uyarılarda bulunan Yılmaz, “Lisanlı akaryakıt bayilerinden hangisi ucuz ise oradan akaryakıt almalılar. Çünkü 1 kuruş ucuz akaryakıtın maliyeti 250 milyon TL civarında. Tüketicilerin 1-2 kuruş diyerek bu meblağları küçümsememesi lazım” diye konuştu.

Yılmaz, Türkiye’de 2005 yılından itibaren serbest piyasa uygulamasının söz konusu olduğunu hatırlatarak, şöyle devam etti:

“5011 sayılı kanunun 10. maddesindeki fiyat oluşumuna ilişkin EPDK, tavan ve taban fiyat uygulaması yetkisine sahip. Piyasada ‘EPDK sadece tavan fiyat uyguluyor’ diye yanlış bir algı var. EPDK’nın taban fiyat uygulama yetkisi de bulunuyor. Yani rekabeti engelleyici bir durum oluşursa fiyatlarda bizim buna müdahale yetkimiz var. Biz de 2005’den bu yana iki kez bu yetkiyi kullandık.”

‘PETROL FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞ TÜRKİYE’Yİ ETKİLEMEZ’
Son dönemde düşüş gösteren brent petrol fiyatlarına da değinen Yılmaz, “Türkiye’deki akaryakıt fiyatlarının oluşumuyla brent petrol fiyatı arasında doğrudan kısa süreli bir ilişki kurmak çok doğru değil” değerlendirmesinde bulundu.

Dünya petrol fiyatlarındaki düşüşün, Türkiye’yedeki akaryakıt fiyatlarına kısa sürede etki etmeyeceğini dile getiren Yılmaz şunları kaydetti:

“Bir hafta on gün gibi kısa bir sürede brent petroldeki düşüşün akaryakıt fiyatlarına doğrudan hemen yansımasını beklemek çok doğru değil. Akaryakıt fiyatlarını oluşmunda başka enstrümanlar da devreye girer. Bunların da dikkate alınması lazım. Akaryakıt fiyatının oluşumunda döviz fiyatlarının etkisi çok önemli. Uluslarası akaryakıt fiyatlarının oluşumunda en önemli etkenlerden biri arz talep dengesi. Brent petroldeki kısa süreli iniş çıkışların fiyatları doğrudan etkilemediğini görüyoruz. Fiyatı arz ve talep dengesi oluşturuyor. Maalesef piyasada, tüketicide yanlış bir algılama söz konusu. Kısa sürede böyle bir yansıma söz konusu değil. Çünkü akaryakıt fiyatının oluşumunda döviz fiyatlarının etkisi çok önemli.”

kaynak

Trabzon’un Adını Pek Duymamış

Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği Ekonomi Müsteşarı James J. Turner, bir dizi görüşmelerde bulunmak üzere Trabzon’a geldi.

Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği Ekonomi Müsteşarı James J. Turner, bir dizi görüşmelerde bulunmak üzere Trabzon‘a geldi.

Trabzon Ticaret Ve Sanayi Odası‘nı ziyaret eden ABD‘nin Ekonomi Müsteşarı Turner, burada yaptığı açıklamada ilk kez Trabzon‘a geldiğini söyledi.Afganistan‘dan ABD malzemelerinin çekilmesi konusunda Trabzon‘un kullanılıp kullanılmayacağı konusu sorulan Müsteşar Turner, Trabzon üzerinden mi yoksaİncirlikMersin limanı üzerinden malzemelerin taşınmasının havayolu karayolu tercihinin belirleyeceğini dile getirdi. Turner, “Trabzon adını net duymadım. Ama ilgili arkadaşlarımı Trabzon‘un avantajları konuda bilgilendireceğim” dedi. Turner,”Eğer hava yolu tercih edilecek olursa İncirlik veya Adana artı Mersinüzerinden taşıma yapılacaktır. Eğer karayolu üzerinden yapılacak ise açıkçası ben yine aynı yol olabilir veyahut Trabzon üzerinden olabilir ama çok net bir şekilde duymadım bunu Trabzon üzerinden. Alport Liman İşletmesi’nden Muzaffer Bey Trabzon‘un bayağı bir savunucusu oldu. Trabzon‘un ne kadar artısı olabileceğini bize anlattı. Çok büyük bir destekçi olduğunu size de söylemek istiyorum. Tam olarak bilmemekle beraber, Trabzon mu Güney mi tercih edilecek, emin olun ki ben Trabzon‘dan döndüğüm zaman Ankara‘ya elçilikteki bu konu ile ilgilenen arkadaşlarım ile bu konuyu paylaşıyor olacağım” şeklinde konuştu.

DOĞUYU GÖRMEK İÇİN İLK Trabzon‘A GELDİ

Trabzon‘dan Erzurum‘a geçmeyi planladıklarını kaydeden ABD Büyükelçiliği Ekonomi Müsteşarı James J. Turner, “Daha doğrusu Türkiye‘nin daha doğusunu görmeyi hedefliyoruz. Türkiye‘yi daha iyi anlayabilmek çerçevesinde bu seyahati gerçekleştiriyoruz. ve Trabzon‘un çok önemli bir şehir olduğunu bildiğimiz içinde buradan başlıyoruz. Ziyaretimin üç ana hedefi var. Birincisi burayı öğrenmek istiyoruz. Buradaki ilgi alanları nedir? Güçlü yönleriniz nedir? Gelecekteki ekonomik gelişmenizi nasıl düşünüyorsunuz? İkinci hedefimiz ise fırsatları tespit etmek, yani Türkiye ve Amerikan şirketleri arasındaki işbirliği fırsatları tespit etmeye çalışmak. Üçüncü hedefimiz ise Türkiye Amerikan ilişkilerini sizlere anlatmak” ifadelerini kullandı.

ABD Büyükelçiliği Ekonomi Müsteşarı Turner, Transatlantik Ticaret ve Yatırım Antlaşması’nın ABD ve Avrupa ülkeleri arasındaki ticarete yeni bir boyut kazandıracağını ifade ederek, şunları söyledi:

“Bu minvalde geçen yıl başlayan görüşmeler ümit ediyoruz 2-5 yıl arasında sonuçlanır. Ama şu anda çok başındayız. Türkiye‘de müzakerelere dahil olma talebinde bulundu. KanadaMeksika ve Güney Kore‘de bu müzakerelere katılma talebinde bulundu. Ama bu seviyede ABD diğer ülkelerin müzakerelere katılmasını istemiyor. Çünkü çok karışık bir durum var ortada ve başarılamaması da söz konusu olarak düşünülmektedir. Ancak Türkiye‘ye müzakereler ile ilgili olarak ayrı bir bilgilendirme yapılıyor. Türk hükümeti Ab ve ABD arasında neler konuşulduğunu öğreniyor. Buna göre kendisinin alacağı yolu belirleyebilir.Türkiye‘nin müzakerelere dahil olma yolu Ab‘ye dahil olması halinde mümkündür.”

“TRANS ATLANTİK TİCARET ANTLAŞMASI İÇİNDE TÜRKİYE DE OLMALIDIR”

Trabzon Ticaret Ve Sanayi Odası Başkanı M. Suat Hacısalihoğlu da yaptığı açıklamalarda Türkiye‘deki sermayenin önemli bir miktarda yabancıların eline geçtiğini, yabancıların en büyük karlarının Türkiye‘den aldığını söyledi. Hacısalihoğlu, “Gerek sınırlarımız içerisinde gerekse çevremizdeki komşu ülkeler Kafkaslar, Karadeniz Havzası, Rusya, Türki Cumhuriyetleri, Orta Doğu ve HattaÇin ile ticaret yapma kapasitesi yabancı firmalar ile daha fazladır. Kar yapma oranı yüksektir. Bu nedenle ABD‘nin Türkiye‘ye daha fazla sahip çıkması, desteklemesini istiyoruz. Ab‘de olduğu gibi ABD‘nin de bekletmesi halinde fayda olmayacaktır. Bugün gençlerimiz ABD‘de eğitim görüyorlar. ABD teknolojinin bu bölgeye aktarılarak bu coğrafyada daha fazla işbirliği sağlanabilir. Bu nedenle Transatlantik antlaşmasının dışında kalmak istemiyoruz. En kısa zamanda içinde olmak istiyoruz” dedi.

Trabzon ekonomisi hakkında da bilgiler veren TTSO Başkanı M.Suat Hacısalihoğlu, bir milyar 160 milyon TL ihracat gerçekleştirildiğini, şehrin yılda 20 milyar TL civarında bir ekonomiye sahip olduğunu, 4 sanayi bölgesinin kurulduğunu, sanayinin 18 bin çalışan ile sürekli geliştiğini aktardı. Hacısalihoğlu, her yıl ABD‘nin Miami kentinde düzenlenen kurvaziyer fuarına katılan Trabzon‘a iki yıl önce 20 kurvaziyer gemisi gelirken, bu yıl bu rakamın 40’a ulaşmasının hedeflendiğini vurguladı.

kaynak