AVM PAZARI YENİ BİR KRİZE YOL AÇAR MI?

 

2015 yılında ükemizin 60 ilinde AVM açılmış olacağı tahmin ediliyor.

Bir dönem-90’lar- ”kaseti olmayana kız verilmez” esprisi yapılırdı. Müzik sektörü endüstriye dayalı hale gelmeye başladığında, yazılımlar yardımıyla ses kaydı ve müzik üretimi kolaylaşmıştı.Müzik kasedi üretimi kolaylaştığından aaaa diyebilen herkese album yapılabiliyordu.Kısa sürede piyasada “uydu sesler” çoğaldı ve bu espri doğdu.

Şimdi benzer bir durum AVM ler için geçerli. Her ilde AVM açılması adeta bir moda ve yarış. AVM si olmayan şehre kız vermeyecekler neredeyse.

Bugün toplamda 350’ye ulaşan AVM lerin 110 kadarı İstanbul’da.Oysa daha 2005 yılında toplam sayı İstanbul’dakiler kadardı. 2010 yılında AVM sayısı 260’ı buldu. Ankaradakilerin sayısı 40’a,İzmirdekilerin 20’ye yaklaşmakta.

Okul ve hastane inşaat hızıyla karşılaştırıldığında daha kompleks olmasına karşın AVM’lerin neredeyse ışık hızıyla bitirildiği gözlenmekte. AVM’ler İthal markaların Türkiye pazarına girişleri ve perakendecilerin nakit akışı sağlamaları bakımından hayli hareketli bir ortam.

Önceleri tüketiciler tarafından meraktan gezilen AVM ler giderek aynı yerleşim planları, aynı markalar, aynı mağaza tasarımları bakımından ilginç olma özelliğini kaybediyor.Çok büyük bir yatırım değilse, tematik farklılıklar içermiyorsa bir AVM’ni diğerinden ayırdedici özellik bulmak zorlaşıyor. Üstelik yanyana konumlanan bir çoğu, AVM Caddesi veya AVM-İSTAN yakıştırmasıyla  rekabeti de zorlaştırmakta.

AMPD Perakende Endeksi Nisan 2012 verilerine gore, 2012 yılının ilk dört ayında metrekare artışının 2011 yılındaki oranlara göre daha yüksek seviyelerde seyrettiği görülmekte, gıdada metrekare artışının mağaza sayısı artışından geride seyretmesi küçük metrekareli mağaza formatlarının yükselişe geçtiğine işaret etmektedir. Gıdanın tersine, hazırgiyim perakendesinin de mağaza ölçülerini büyütme eğilimine girdiği görülmektedir.

Bugün her AVM içinde kendi markasını ve mağazasını görmek isteyen, bunu bir prestij algısıyla yöneten yatırımcıların, bu çarkın geriye dönmeyeceğini hesaplamamış olmaları mümkün değil diye düşünmek istiyor insan.  Türkiey pazarında kısa sure kalıp çekilen uluslararası birkaç markanın vizyonu ise tartışma konusu. Pazara giriş stratejisinde mi hata aramalı, yoksa erken koku almalarını takdir mi etmeli?

Hızlı büyümenin hazımsızlık yaratma olasılığı malum. Özkaynakları ile büyümeyen yatırımcılar için  yakın gelecekte durgunluk göstermesi mümkün olan perakende piyasaları daha büyük risk demek. Banka kredileriyle büyüyen markalar ise yeni bir krizin erken sinyallerini vermiyordur dileriz. Malum, hazımsızlık varsa bu gaz bir yerden çıkacaktır. Umarız büyük bir gaz değildir.

Yayınlayan

Babacan

Dokuz Eylül Üniversitesi'nde pazarlama profesörü.Teknoparklar konusundaki ilk Türkçe kitabın yazarı.Ayrıca Nedir Bu Reklam?,Pazarlama Mevzuatı kitaplarının yazarı, İlkeler ve İŞlevlerle İşletme kitabının editörü. www.muazzezbabacan.com info@muazzezbabacan.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir