AB’den Türkiye’ye dev kaynak

AB_tr_en_colorTürkiye, AB’den “katılım öncesi” yardımlar almaya devam ediyor.

Türkiye ile Avrupa Komisyonu arasında katılım öncesi yardımın ikinci dönemine yönelik imzalanan çerçeve anlaşma kapsamında Türkiye’ye 2014-2020 döneminde 4,5 Milyar avro kaynak sağlanacak.

Avrupa Birliği (AB) Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Türkiye ile AB arasında tesis edilen mali işbirliği kapsamında Türkiye’nin faydalandığı Katılım Öncesi Yardım Aracı’nın (IPA) 2014-2020 yıllarından oluşan ikinci döneminde Türkiye’ye sağlanacak 4,5 milyar avroluk hibenin kullanımına ilişkin anlaşma imzalandı.

Açıklamada, IPA 2 çerçevesinde AB’nin Türkiye’ye yapacağı mali yardımın uygulanmasına ilişkin anlaşmayı, AB Bakanlığı Müsteşarı ve Ulusal IPA Koordinatörü Büyükelçi Rauf Engin Soysal’ın imzaladığı bildirildi.

Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle, 2007 yılından bu yana IPA çerçevesinde Türkiye’nin faydalandığı yardımların kullanımına 2014
-2020 döneminde de devam edilecek.

Türkiye’ye tahsis edilen 4,5 milyar avro kaynak, Avrupa Birliği’ne katılım sürecinde çevre, rekabetçilik ve yenilikçilik, ulaştırma, istihdam, sosyal politika ve insan kaynaklarının geliştirilmesi, enerji, içişleri, yargı ve temel haklar, sivil toplum ile tarım ve kırsal kalkınma alanlarında yer alan program ve projelerin finansmanında kullanılacak.

Kaynak

AB’nin Enerjisi Türklerden Sorulacak

Rusya’nın inşa etmeyi planladığı Güney Akım projesi tehlikeye girdi. Avrupa Birliği’nin artık tek umudu TANAP’ın ev sahibi Türkiye.
Rusya ve Ukrayna arasındaki gerginlik sürerken, Avrupa Birliği (Ab) üyesi ülkelerin neredeyse tamamı doğalgaz ve petrol ihtiyacının yüzde 100’ünüRusya’dan karşılıyor. Rusya’nın vanaları kapatması demek bu ülkelerdeki ekonomik aktiviteyi durduracağı gibi insani olarak da bu ülkelere büyük zarar verecek.İşte bu yüzden Ab dikkatli adımlar atmak zorunda.

AVRUPA’DA İŞLER DEĞİŞTİ

Ab’nin, enerji güvenliği kapsamında uygulamaya almaya hazırlandığı projelerden biri de Güney Akım’dı. Karadeniz’in altından geçerekUkrayna’yı by-pass edecek boru hattı için gerekli onayı alan Ruslar inşaata önümüzdeki ay başlamayı planlıyordu. Fakat Avrupa’da işler değişti…

AVRUPA’NIN TEK UMUDU TANAP OLACAK

Son olarak Avrupa’da siyasi gelişmelerin boru hattı görüşmelerini olumsuz etkilediği belirtiliyor. Avrupa Komisyonu’nun Enerjiden Sorumlu Üyesi Günther Oettinger, “Gazprom’a ayrıcalık tanımak önceliklerim arasında değil” ifadesini kullandı. Rusya ve Ukrayra arasındaki gerginliğin Avrupa’ya yansımaması için geliştirilen bu projenin tehlikeye girmesiyle birlikteAvrupa’nın tek umudu TANAP olacak.

TÜRKİYE ENERJİDE BÖLGENİN KALBİ OLACAK

Projenin neredeyse tamamı Türk topraklarından geçeceği için Türkiyeenerjide bölgenin kalbi olacak. Hem boru hattından kendisi için gerekli gazı alacak hem de transit ücretle kasasını dolduracak.

Rusya ve Ukrayna arasındaki gerginlik sürerken, Avrupa Birliği (Ab) üyesi ülkelerin neredeyse tamamı doğalgaz ve petrol ihtiyacının yüzde 100’ünüRusya‘dan karşılıyor. Rusya‘nın vanaları kapatması demek bu ülkelerdeki ekonomik aktiviteyi durduracağı gibi insani olarak da bu ülkelere büyük zarar verecek.İşte bu yüzden Ab dikkatli adımlar atmak zorunda.

AVRUPA’DA İŞLER DEĞİŞTİ

Ab‘nin, enerji güvenliği kapsamında uygulamaya almaya hazırlandığı projelerden biri de Güney Akım’dı. Karadeniz‘in altından geçerekUkrayna‘yı by-pass edecek boru hattı için gerekli onayı alan Ruslar inşaata önümüzdeki ay başlamayı planlıyordu. Fakat Avrupa‘da işler değişti…

AVRUPA’NIN TEK UMUDU TANAP OLACAK

Son olarak Avrupa‘da siyasi gelişmelerin boru hattı görüşmelerini olumsuz etkilediği belirtiliyor. Avrupa Komisyonu’nun Enerjiden Sorumlu Üyesi Günther Oettinger, “Gazprom’a ayrıcalık tanımak önceliklerim arasında değil” ifadesini kullandı. Rusya ve Ukrayra arasındaki gerginliğin Avrupa‘ya yansımaması için geliştirilen bu projenin tehlikeye girmesiyle birlikteAvrupa‘nın tek umudu TANAP olacak.

TÜRKİYE ENERJİDE BÖLGENİN KALBİ OLACAK

Projenin neredeyse tamamı Türk topraklarından geçeceği için Türkiyeenerjide bölgenin kalbi olacak. Hem boru hattından kendisi için gerekli gazı alacak hem de transit ücretle kasasını dolduracak.

İLK GAZ 2018’DE AKACAK

TANAP, 2018 yılından itibaren başlangıçta yıllık 16 milyar metreküp gaz taşımaya başlayacak. Türkiye hattan 6 milyar metreküplük doğalgazı aldıktan sonra kalan 10 milyar metreküp Avrupa’ya iletilecek. Hattın ikinci etabı tamamlandığında 31 milyar metreküplük yıllık kapasiteye ulaşması bekleniyor Türkiye bölümünün yaklaşık 1,830 km olması beklenen TANAP boru hattı 20 ilden geçecek.

KUZEY Irak’TAN DA MÜJDE YAKIN

TANAP, Türkiye için tarihi bir proje. Fakat Türkiye’nin enerji alanındaki önemini ortaya koyan diğer bir gelişme de Kuzey Irak’ta yaşanıyor. KuzeyIrak petrolünün Ceyhan üzerinden dünyaya açılması konusunda artık Erbil ve Bağdat arasındaki görüşmelerde sona gelindi.

Kaynak

 

2.8 milyar euroluk köpük

Son 10 yılda 11 kez vergi artışına gidilen bira, her yıl devletin kasasına 2 milyar euro gelir, ekonomide de 874 milyon euroluk katma değer yarattı. Bira ve Malt Üreticileri Derneği adına Ernst Young Türkiye tarafından hazırlanan ‘Bira Sektörünün Türkiye Ekonomisine Katkısı’ konulu araştırmaya göre, devletin biranın üretim ve satışından elde ettiği gelir 2009’da 1 milyar 267 milyon euro iken, 2012’de bu rakam 2 milyar 63 milyon euroya çıktı. Bir başka deyişle 2009-2012 yılları arasında yüzde 62’lik artış yaşandı.

Aynı dönemde bira satışıyla yaratılan ekonomik katma değerdeki büyüme yüzde 14’le sınırlı kaldı. 2009’da 763 milyon euroluk büyüklük, 2012’de 874 milyon euroya çıktı. Araştırmaya göre, bira üretimi 2012’de yüzde 7.1 artarak 11 milyon hektolitreye yükseldi. İç tüketim de yüzde 8.4 büyüyerek 9.9 milyon hektolitreye çıktı. Ancak tüketim Avrupa ortalamasının gerisinde kaldı. 2012’de Türkiye’de kişi başı yıllık bira tüketimi 13.2 litre olarak gerçekleşti. AB’de bu oran 72.2 litre seviyesinde. Raporun bir diğer dikkat çekici noktası, biranın Türkiye’deki ÖTV oranları nedeniyle AB ortalamasının çok üzerinde vergilendirilmesi. Türkiye, Finlandiya’nın ardından Avrupa’nın en yüksek ikinci ÖTV vergisini uygulayan ülkesi unvanını aldı.

Son 10 yıllık dönemde 11 defa artırılan biranın ÖTV’si, kişi başı GSMH tutarı benzer seviyelerde olan ülkelerin ortalamasından 7 kat ve Avrupa’dan 3 kat daha yüksek hale geldi.

Türkiye büyümede Avrupa’nın zirvesinde

Yılın 3. çeyreğinde yüzde 4,4 büyüyen Türkiye, Avrupa Birliğine üye 28 ülkenin büyüme oranından daha iyi performans ortaya koydu.

 

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı rakamlara göre Türkiye yüzde 4,4’lük büyüme oranıyla Avrupa Birliği (AB) üyesi 28 ülkenin tamamından daha iyi performans ortaya koydu.

AA muhabirinin TÜİK ve Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerinden derlediği bilgilere göre 2013 yılı üçüncü çeyrek büyüme rakamları itibarıyla, yıllık bazda Avro Bölgesi ekonomisi yüzde 0,4 küçülürken, AB ekonomisi ise yüzde 0,1 oranında büyüme gösterdi.

Bir önceki çeyreğe göre de Avro Bölgesi’nde Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) yüzde 0,1, AB’de yüzde 0,2 oranında büyüdü. Verilere göre Türkiye yüzde 4,4’lük oranla Avro Bölgesi ve AB üyesi bütün ülkelerden daha yüksek bir büyümeyi yakaladı.

Söz konusu dönemde yıllık bazda Avro Bölgesi’nin en büyük ekonomileri Almanya yüzde 0,6, İngiltere yüzde 1,5, Fransa yüzde 0,2 büyürken, İspanya yüzde 1,1, İtalya ise yüzde 1,9 oranında daraldı.

Romanya büyüdü, Kıbrıs küçüldü

AB üyesi ülkelerde 2013 yılı üçüncü çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre en çok büyüyen ekonomiler yüzde 4,1 ile Romanya, yüzde 3,9 ile Letonya, olurken, diğer hiçbir AB üyesi Türkiye’den daha yüksek bir büyümeyi yakalayamadı.

AB’nin bu yılın üçüncü çeyreğinde yıllık bazda en fazla daralan ekonomisi ise yüzde 5,7 ile Kıbrıs Rum kesimi oldu. Bu ülkeyi yüzde 3 oranında küçülmeyle Yunanistan takip etti.

Türkiye dünya devlerine fark attı 

Türkiye ekonomisi yılın üçüncü çeyreğindeki yüzde 4,4’lük büyümesiyle dünyanın önde gelen ekonomilerini de kıskandırdı. Söz konusu dönemde dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD yüzde 1,6 büyürken, Japonya ekonomisindeki büyüme oranı ise yüzde 2,6 oldu.

Eurostat ve TÜİK verilerine göre, bu yılın üçüncü çeyrek GSYH büyüme rakamları:

Türkiye 4,4
Romanya 4,1
Letonya 3,9
Malta* 3,3
Japonya 2,6
Lüksemburg* 2,4
Litvanya 2,3
Norveç 1,9
İsviçre 1,9
İzlanda* 1,9
Polonya 1,7
Macaristan 1,6
ABD 1,6
İngiltere 1,5
Bulgaristan 0,7
Slovakya 0,7
Almanya 0,6
Estonya 0,6
Danimarka 0,5
Belçika 0,4
İsveç 0,3
Fransa 0,2
Avusturya 0,2
AB (28) 0,1
Finlandiya -0,2
Avro Bölgesi -0,4
Hırvatistan -0,6
Hollanda -0,8
Portekiz -1
İspanya -1,1
İrlanda* -1,1
Slovenya -1,3
Çek Cumhuriyeti -1,6
İtalya -1,9
Yunanistan -3
Kıbrıs Rum kesimi -5,7

 

(*) : Yılın ikinci çeyrek verisi

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak

Uçaklarda 3G ve 4G’ye izin

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, yolcuların uçaklarda 3G ve 4G teknolojisinden yararlanmalarına izin verdi.

Yolculardan gelen yoğun talep göz önünde bulundurularak alınan karar sayesinde, uçuş esnasındainternet hizmetlerinden faydalanmak, elektronik posta göndermek, sosyal ağlarda dolaşmak ve mesaj göndermek daha kolay hale gelecek.

Komisyon, 3G ve 4G teknolojilerinin kullanılmasına uçağın üç bin metre yüksekliğin üzerinde bulunduğu durumlarda izin verdi. Bu teknolojiler aracılığıyla yolculara sunulabilecek hizmetlerin seçimi ise havayolu şirketlerine bırakıldı. İlgili sektörlerde yer alan şirketlerin araştırmalarına göre, yolcular uçuş sırasında telefon görüşmesi yapmaktan çok, SMS ve elektronik posta göndermeyi tercih ediyor.

Yolcularına bu hizmetleri sunmak isteyen havayolu şirketleri, uçaklarına gelişmiş mobil iletişim sistemi yerleştirmek ya da eski sistemleri güncelleştirmek durumunda kalacak.

Komisyon’dan yapılan açıklamada, 3G ve 4G bağlantılarının uydu aracılığıyla gerçekleştirileceği ve gücünün sınırlı tutulacağı belirtildi.

AB kuralları gereği, 2008’den bu yana uçaklarda sadece 2G teknolojisine dayanan hizmetlerden yararlanılmasına izin veriliyordu.

AB Komisyonu’nun aldığı karar, Avrupa Havacılık Güvenliği Ajansı’nın (EASA), kişisel elektronik cihazların kullanımına yönelik kısıtlamaları azaltmaya yönelik adımının hemen sonrasında gündeme gelmesiyle dikkati çekiyor.

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak

Moova’ya iki dalda ödül

Türkiye’nin en kaliteli sütü olma hedefiyle raflarda yerini alan Moova, iki dalda “Üstün Lezzet Ödülü”nün sahibi oldu

Uluslararası Tat ve Kalite Enstitüsü’nün (International Taste & Quality Institude – iTQi) 1995 yılından bu yana her yıl düzenlediği lezzet ve kalite ödülleri nihayet Brüksel’de sahiplerini buldu. Peynir ve süt dalında tam yağlı süt ve Gouda peyniri ile yarışmaya katılan ve her iki dalda da Üstün Lezzet Ödülü’nü kazanan Moova ödülünü AB’nin başkenti olan Brüksel’de aldı.

Uluslararası Lezzet ve Kalite Enstitüsü tarafından her yıl düzenlenen Superior Taste Award (Üstün Lezzet Ödülü) 120 ünlü Şef ve İçecek Uzmanından oluşan jüri ile tüketicilere yönelik gıda ve içecek ürünlerini bulundukları kategori içinde kendi özelliklerine değerlendiriyor.

Dünyaca ünlü gurmelerin kör testler sonucu belirlediği markalar arasına  giren Moova  sahip olduğu Superior Taste Award ödülüyle birlikte ürün ambalajlarında iTQi yıldızını 3 yıl boyunca kullanma hakkını da elde etti.

 

 

 

 

Kaynak : http://www.perakende.org/gida/moovaya-iki-dalda-odul-1342792666h.html

Ülker İçim Süt AB yolunda

Avrupa Birliği’ne süt ihracatı izni alan Ak Gıda ilk sevkiyatını Lüleburgaz Fabrikası’ndan Yunanistan’a gerçekleştirdi

Türkiye ve komşu coğrafyaların en büyük süt işleme kapasitesine sahip olan Ak Gıda, Avrupa Birliği’ne süt ve süt ürünleri ihracat iznini aldıktan sonra ilk sevkiyatını Yunanistan’a gerçekleştirdi. Lüleburgaz fabrikasından Almanya’ya gerçekleşecek sevkiyat için de hazırlıklar sürüyor. 2009 yılında açılan 500 ton günlük süt işleme kapasitesine sahip ve Trakya Bölgesi’nden süt toplayan Lüleburgaz fabrikasından Ülker İçim sütleri yola çıktı.

Avrupa Birliği (AB) ülkelerine süt ve süt ürünleri ihracatı yapma izni alan şirketler arasında yer almaktan büyük mutluluk duyduklarını belirten Yıldız Holding Gıda ve İçecek Grubu Başkanı Mehmet Tütüncü “İlk sevkiyatımızı Yunanistan’a 27 Mayıs’ta gerçekleştirdik. Amacımız Avrupa’da hedef olarak belirlediğimiz ülkelere süt ürünleri ihracatımızı çeşitlendirerek devam ettirmek. Almanya da ihracat gerçekleştireceğimiz ikinci ülke olacak. Ticaretin devamlılığını sağlamak istiyoruz” dedi.

 

 

 

 

 

 

Kaynak:http://www.perakende.org/gida/haberler/ulker-icim-sut-ab-yolunda-1342792612h.html

 

‘Silah sanayiinde üretimin önündeki engeller kalkmalı’

Silah Kanunu’nun açık, net ve anlaşılır olması gerektiğini söyleyen Eryürek, bazı silah üretimindeki engellerin de kaldırılması gerektiğini vurguladı.

Sivil amaca yönelik yapılan düzenlemeler sonucu oluşturulan ve alt komisyonda görüşülmeye başlanan Silah Kanunu Tasarısı’na iş adamlarından destekle birlikte öneriler de geldi. Farklı tarihlerde çıkarılan 4 yasanın birleştirilerek tek yasa haline getirilmesi esas alındığından Silah Kanunu’nun açık, net ve anlaşılır olması gerektiğini söyleyen Silah Sanayicileri ve İşadamları Derneği Başkan Yardımcısı Cemil Eryürek, ayrıca bazı silah üretimindeki engellerin kaldırılması gerektiğini vurguladı. Yasakların kalkmasıyla silah sanayisindeki üretimin ve ihracatın artacağına dikkat çeken Eryürek, “Türkiye silah sanayisinde ihracat 1 milyar doları buldu. Yasayla engellenen bazı silah ve av tüfeği yasaklarının kaldırılması ve denetimli üretimi ile birlikte bu rakam daha da artacaktır. Gelişmiş ülkelerle rekabet edebilmemiz için bu çok önemli” dedi.

4 yasa tek çatı altında birleştirildi

Eryürek, Silah Kanunu Tasarı’sının silah sektöründe yaşanan ihtiyaçlardan dolayı yapıldığını ifade etti. Bu tasarıda 4 yasanın birleştirilerek tek yasa haline getirilmesi esas alınarak yola çıkıldığını belirten Eryürek, “Çağdaş, ihtiyaçlara cevap verebilen, AB normlarına uygun bir yasa hazırlığı var” dedi. Ancak taslakta bazı eksiklikler olduğunu ve dernek olarak bu eksikliklerle ilgili çekincelerinin olduğunu dile getiren Eryürek, her bir yasanın ayrı ayrı tanımlanarak bir çatı altında toplanmasını ve karmaşaya yol açmamasını hedeflediklerini aktararak, “Çünkü yasada ilgili maddenin alt bendinin 1, 2, 3 fıkrasında yer alan tabanca veya silahlar dediğinizde 6136 sayılı Kanunu kastediyorsunuz, 5 ve 6’ıncı fıkralar dediğinizde yivsiz tüfekleri kastediyorsunuz. İkisi birbirinden çok farklı, onun için net bir şekilde ayrıştırılmalı. Bu hem ülkemizin hem sanayicilerin hem de kullananların hayrına olacaktır. Cezai bir durumda da yargılama sırasında hukukçuların hata yapmamasını engellemek üzere dizayn edilmesini talep ediyoruz. Alt komisyon başkanı ve üyelerine görüşlerimizi bildirdik ve olumlu yaklaştılar. Bakanlık yetkililerinin de aynı hassasiyetle yaklaşmasını umuyoruz. Yasadaki tanımların açık, net ve anlaşılır olmasını istiyoruz. Vatandaş da rahat kavrayabilmeli, hukukçumuz da zaman kaybetmeden sonuca ulaşabilmeli” şeklinde konuştu.

Ceza ve kısıtlamalar AB normlarında olmalı 

Hazırlanan yasada rahatsız oldukları konulardan bir diğerinin ise cezai ve kısıtlayıcı bölümler oluğunu kaydeden Eryürek, “1996-97 yılında pompalı ve yarı otomatik tüfekler, çeşitli gerekçelerle ağır koşullarla donatılmış 6136 sayılı Yasa kapsamındaki tüfeklerle aynı kategoride yer verilmiş, ancak o günkü girişimlerimiz ve Dışişleri Bakanlığı aracılığı ile komşu ülkelerdeki ve AB ülkelerindeki uygulamaları getirterek bunun yanlış olduğunu anlatarak yasaklanmasını önlemiştik. O dönemlerde bu çalışmayı yaparken önümüzde bir hedefimiz vardı. Türk polisinin beline Türk sanayicilerinin ürettiği tabancayı takmak, askerin omzuna da tüfeğini asmak. Birincisini başardık, ikincisini de omzuna asmak üzereyiz” dedi. Polisin beline, askerin omzuna Türk markası O dönemde bu şiarla yola çıkarak yasaklamanın önüne geçtiklerini anlatan Eryürek, yasağın kalkmasıyla o dönemde ithalatçı iken bugün üretici durumuna geçtiklerini vurguladı. Eryürek, Türk silah sanayisinin 50 bin civarında yurtiçinde silah satışı yaptığını dile getirirken, yaklaşık 300-350 bin av tüfeğinin, başta ABD olmak üzere Almanya, Fransa, İskandinav ülkeleri gibi gelişmiş ülkelere ve Güney Amerika ile Arap ülkelerine ihraç yaptıklarını kaydetti.

1 milyar dolarlık ihracat hedefini yakaladık 

Eryürek, “Böylece savunma sanayi ürünleri ile birlikte 1 milyar dolarlık ihracat hedefini yakalamış çok büyük bir sektör ortaya çıktı. Yasa kucaklayıcı olmalı, kayıt altına almayı hedeflemeli. Kayıt içine aldığınızda çok daha rahat denetleyebilirsiniz. Bu yasa çıktıktan sonra silah sanayi boyutları büyüyen bir Türkiye, milli geliri gelişmiş ülkeler seviyesine gelmiş bir Türkiye ile buluşmak çok uzak değil” açıklamasında bulundu.

Yurt dışında hak ettiğimiz payı alamıyoruz 

Yurtdışında düzenlenen av tüfekleri ve gereçleri fuarlarında Türk sanayicilerinin sadece av tüfeği, ses tabancası, havalı tüfek ve tabanca ürünlerini sergilediklerini ifade eden Eryürek, gelişmiş ülkelerin sanayicilerinin ise yaklaşık 150 çeşit emtia ile fuarda yer aldıklarına dikkat çekti. Eryürek, Türk sanayicilerinin 4 çeşitle kısıtlı olarak fuara katılması nedeniyle diğer firmalarla rekabet edemediklerini söylerken, “Bu nedenle Türkiye’deki üretimin özellikle 6136 sayılı Yasa kapsamındaki yivli tüfek üretiminin serbest bırakılarak ama kayıt altında denetlenebilir bir halde olması gerekiyor. Çeşitlenmiş bir sanayi ile uluslararası arenada yasalar nedeniyle eli kolu bağlı olmayan, rakipleriyle rahatça mücadele edebilen bir silah sanayi olsun istiyoruz. Teknolojiyi kullanarak uluslararası gelişmiş şirketlerin yaptığı ürünleri biz de üretebilmek istiyoruz” dedi.

 

 

 

 

Kaynak : http://www.istekobi.com.tr/kobi-bilgi-merkezi/haberler/silah-sanayiinde-uretimin-onundeki-engeller-kalkmali-h20223.aspx

KOBİ Kümelenme Projesi UR-GE ile 81 ile yayılacak

Ekonomi Bakanlığı tarafından 2011’de başlatılan ‘KOBİ İşbirliği ve Kümelenme Projesi’, ağustosta tamamlanıyor.

Türkiye’nin 10 yılda en rekabetçi 10 ülkeden biri olma hedefine ulaşma doğrultusunda Ekonomi Bakanlığı tarafından 2011’de başlatılan ‘KOBİ İşbirliği ve Kümelenme Projesi’, ağustosta tamamlanıyor. AB ve Türkiye fonları ile finanse edilen 5 milyon euroluk projeye ilişkin bilgi veren yetkililer, proje kapsamında Çorum, Gaziantep, Kahramanmaraş, Samsun ve Trabzon’dan oluşan 5 pilot ilde öne çıkan sektörlerin tespit edildiğini, belirlenen sektörlerde küme geliştirme çalışmalarının gerçekleştirildiğini bildirdi. Bu kapsamda, Çorum’da tarım ve gıda işleme makineleri, Gaziantep’te ayakkabıcılık, Kahramanmaraş’ta metal mutfak ürünleri, Samsun’da medikal ürünler ve Trabzon’da gemi inşası sektörlerinde kümelerin kurulduğu kaydedildi.

Bu kümelenmeler aracılığıyla, KOBİ’ler arası işbirliğinin artırılması, firmaların verimlilik ve katma değer artışlarının sağlanması, teknolojiye erişimlerinin kolaylaştırılması, uluslararası pazarlara giriş ve rekabet edebilirlik kapasitelerinin geliştirilmesine yönelik faaliyetlerin gerçekleştirildi.

Ekonomi Bakanlığı’nın; proje ve kümelenme yaklaşımını esas alan yerel dinamiklerin harekete geçirilmesi amacıyla Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ’in yayımladığını hatırlatan yetkililer, UR-GE ile firmaların işbirliği kuruluşları önderliğinde ortak ihtiyaç analizi, ortak öğrenme, ortak pazarlama gibi ihracata yönelik eylem ve faaliyetlerinin desteklendiği belirtti.

KOBİ İşbirliği ve Kümelenme Projesi ile UR-GE’nin birbirini tamamladığına dikkat çeken yetkililer, “Bunun sebebi, ikisinin de ortak hedefe sahip olması” dedi.

2 bin firmaya destek 

UR-GE’de ihtiyaç analizi, eğitim, danışmanlık ve yurt dışı pazarlama faaliyetleri desteklenirken, proje yönetimi için istihdam edilen kişinin giderlerinin yüzde 75’i karşılanıyor. 2013 itibariyle URGE desteğinden 116 proje ile 76 işbirliği kuruluşu aracılığıyla 2 bin 102 firma faydalandı.

KOBİ İşbirliği ve Kümelenme Projesi ile UR-GE’nin birbirine hizmet ettiği vurgulanırken, şu değerlendirmeler yapıldı: “İkisi de Türkiye için başarı hikayeleri yaratıyor. Kümelenme projesi Ağustos’ta bitiyor ama artık öğrendiklerimizi aksiyona çevirebileceğimiz bir aracımız var. Bu aracımız da UR-GE. 5 pilot ilde uygulanan projemizden öğrendiklerimizi URGE ile 81 ile yayacağız. KOBİ İşbirliği ve Kümelenme Projesi’nin felsefesi, Ekonomi Bakanlığı’nın URGE desteği ile gelişerek tüm ülkede devam edecek” denildi.

 

 

 

 

 

Kaynak : http://www.istekobi.com.tr/kobi-bilgi-merkezi/haberler/kobi-kumelenme-projesi-ur-ge-ile-81-ile-yayilacak-h20207.aspx

Yüksek düzeyli çalışma komitesi kurulacak

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, “ABD ile Türkiye arasındaki ticareti serbestleştirmek için ‘yüksek düzeyli çalışma komitesi’ kurulmasında anlaştık” dedi.

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, yaptığı yazılı açıklamada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Barack Obama arasında sağlanan mutabakat çerçevesinde, ABD ile Türkiye arasında Yüksek Düzeyli Çalışma Komitesi’nin kurulacağını belirtti.

Komitenin, ABD ile AB arasındaki Transatlantik Ticaret ve Yatırım İşbirliği Anlaşması’nın, AB’yle Gümrük Birliği Anlaşması bulunması dolayısıyla Türkiye üzerinde etkilerini değerlendirmek, ABD ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkilerin daha da derinleştirilmesi ve ticaretin serbestleştirilmesi amacına yönelik çalışacağına değinen Çağlayan, komiteye, Türkiye tarafında Ekonomi Bakanlığı’nın, ABD tarafında ise Başkan Obama’ya bağlı USTR-ABD Ticaret Temsilciliği’nin önderlik edeceğini bildirdi.

Kaynak: http://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/180708–yuksek-duzeyli-calisma-komitesi-kurulacak