Avrupa’ya yerli ‘oksijen’

Vodafone Türkiye çatısı altında Ar-Ge faaliyetlerini sürdüren ‘Oksijen’, Silikon Vadisi’ndeki Kuluçka Merkezi ’ndeki Vodafone xone ile geliştirdiği servisleri ihraç ediyor. Barselona’da düzenlenen Mobil Dünya Kongresi’nde Vodafone Türkiye’nin paylaştığı bilgilere göre Oksijen’in geliştirdiği mobil servislerden ‘MyXone’ İspanya’da, ‘DriveXone’ ve ‘FindXone’ İtalya’da ‘Mobil Araç Seçme Servisi’ (MAS) ise İngiltere’de kullanılmaya başlandı. Şirketin geliştirdiği ‘MyXone’ sanal kişisel asistan olarak kullanıcıların ilgi alanlarına yönelik içerik sağlıyor.

Kaynak

Mucidin vergisi devletten

Maliye Bakanlığı, Ar-Ge yapan, yazılım geliştirenlerin ortaya koydukları buluşları satması, kiralaması, devretmesi durumlarında KDV almayacak.

 

Maliye Bakanlığı, Ar-Ge yaparak veya yazılım geliştirerek ortaya konan buluşların satılması, kiralanması, devredilmesi durumlarında KDV almayacak. Buradan elde edilen kazançların yarısı ise Kurumlar Vergisi’nden istisna edilecek.

Bakanlık, Ar-Ge’ye ve yüksek katma değerli ürünlerin önemli girdilerinden olan yazılım faaliyetlerine desteklerini sürdürüyor.

Geçtiğimiz günlerde cari açıkla mücadele için atılacak 3 somut adımı açıklayan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bunlardan birinin Ar-Ge merkezlerinin desteklenmesine ilişkin olduğunu bildirmişti.

Bu kapsamda, desteklenmesi uygun görülen Ar-Ge merkezleri için “50 tam zaman eşdeğer Ar-Ge personeli” istihdam etme şartını, yapılacak düzenleme ile sektörel ihtiyaca göre 30’a kadar indirme ve sektörler itibarıyla farklılaştırma yapma konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verileceğini belirten Şimşek, bu sayede Ar-Ge merkezi kurulmasının teşvik edilmiş olacağını ve Türkiye’nin bir Ar-Ge üssü haline gelmesine katkı sağlanacağını ifade etmişti.

Bakan Şimşek, söz konusu faaliyetlere desteklerinin süreceğini belirterek, Ar-Ge ve yazılım faaliyetleri yürütenlere bir müjde daha verdi.

 “Patent ve ticarileştirme hususlarında ilerleme ihtiyacı devam ediyor” 

Konuya ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulunan Şimşek, küresel ekonomide işletmelerin Ar-Ge ve yenilik yoluyla teknolojik bilgi üretmesinin önemini vurguladı. Şimşek, ürün kalitesi ve standartlar yükseltilerek üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve ekonominin uluslararası düzeyde rekabet edebilir bir yapıya kavuşturulmasının da oldukça önemli olduğuna dikkati çekti.

Bu kapsamda, üretim ve ihracatın yüksek katma değerli bir yapıya kavuşması gerektiğinin altını çizen Şimşek, ülkedeki Ar-Ge harcamalarının son 10 yılda önemli oranda arttığını söyledi.

Bakan Mehmet Şimşek, buna karşın patent ve ticarileştirme hususlarında ilerleme ihtiyacının devam ettiğini belirterek, bunu sağlamak için de hükümet olarak çeşitli tedbirler aldıklarını ifade etti.

 Ar-Ge ve yazılım geliştirmeyi desteklemek için bir adım daha 

Bakanlık olarak, Ar-Ge’ye ve yazılıma büyük önem verdiklerini ve geçtiğimiz günlerde bu faaliyetleri desteklemek için bir adım attıklarını hatırlatan Şimşek, şunları kaydetti:

“Şimdi bir düzenlemeyi daha hayata geçirmek üzereyiz. Bununla cari açığımızı azaltmak, yüksek katma değer oluşturmak için Ar-Ge yapan, yazılım üretenlere bir destek daha vereceğiz. Söz konusu faaliyetler neticesinde ortaya çıkan buluşların satılması, kiralanması, devredilmesi durumlarında KDV alınmayacak. Buradan elde edilen kazançların yarısı ise Kurumlar Vergisi’nden istisna edilecek. Bunun yanı sıra, söz konusu buluşların seri üretime tabi tutularak pazarlanmaları halinde elde edilen kazançların da yüzde 50’si yine aynı istisnaya tabi tutulacak.”

“Teknoloji yatırımı ve transferi yapılması daha fazla teşvik edilecek”

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bu düzenleme ile Türkiye’de teknoloji yatırımı ve transferi yapılmasının daha fazla teşvik edileceğini, Türkiye’nin katma değer zincirinde daha yukarı seviyelere çıkmasının sağlanacağını söyledi.

Şimşek, “Söz konusu düzenleme ile ayrıca, Türkiye’nin uluslararası rekabetçiliğinin arttırılmasına ve ithalat bağımlılığı yüksek olan, ileri bilgi ve teknoloji gerektiren ürünlerin üretiminin ve ihracatının artırılması ile de cari işlemler dengesine olumlu katkı sağlanmış olacak” diye konuştu.

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak

Menemen Çömlekleri Amerika ve Almanya Yolcusu

400 bin ürün çeşidi ve 2 bin 200 mağazası ile Amerika’nın en büyük yapı market zinciri olan Home Depot ve Almanya’da bin 350 mağazası bulunan TEDi, Menemen Çömlekçiler Derneği ile temasa geçerek, mağazalarında Menemen çömleğini satmak istediklerini belirtti.


Home Depot ve Tedi firmalarından gelen talep üzerine görüşmelerin sürdüğünü bildiren Menemen Çömlekçiler Derneği Başkanı Ertan Saruhan, talebin karşılanması için şu anki altyapının ve kapasitenin yetersiz olduğunu belirtti. Gelen talebin karşılanabildiği takdirde Menemen’de büyük bir istihdam ve döviz girdisi sağlanabileceğini belirten Ertan Saruhan, Çömlekçilik Sanayi Bölgesi ve buna bağlı alt birimler olan Kil Maden Ocağı, Çömlekçilik Eğitim Merkezi, NC Makine üretim tesisleri, AR-GE ve İnovasyon birimleri, LNG pişirme fırınları, Tekonopark, tasarım merkezleri gibi departmanlarının kurulduğu takdirde gelen ihracat taleplerini karşılayabileceğini ve bu birimlerin oluşturulmasının acil bir ihtiyaç olduğunu ifade etti.

“MENEMEN, SERAMİK VE ÇÖMLEK ÜSSÜ OLMALI”

Saruhan sözlerini şöyle sürdürdü: “Zaman kaybedilmeden sektörün organizasyon ile yeniden yapılanabilmesi için kısa vadede öncelikle yerel yönetimdeki tüm aktörlerin konuyu ele alması, orta ve uzun vadede ise üniversiteler başta olmak üzere, Ekonomi ve Kalkınma Bakanlığı ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın destek vermesi gerekiyor. 2009 yılında yaşanan global ekonomik kriz nedeniyle Avrupa’daki birçok işletme, üretim maliyetlerindeki ve özellikle işçilik maliyetlerindeki yükseklik nedeniyle üretimlerini dış ülkelere kaydırmaya başladı. Bu kapsamda birçok işletme makine parkuru ve müşteri portföyü ile birlikte işletmelerini devretmek için firma evliliklerinin yapıldığı bu dönemde bu fırsatı kaçırmamamız gerekliliği bir gerçektir. Menemen’imizin artık bir seramik ve çömlek üretim üssü olabilmesi için tüm yerel ve ulusal aktörleri göreve çağırıyoruz.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak

Bor madeninden kurşun geçirmez zırh

Bor madeni, enerji, sağlık, gıda, otomotiv ve kozmetik sektörlerinden sonra savunma sanayinde de kullanılacak.

Bor madenini nanoteknolojiyle işleyerek çeşitli sektörlerde kullanan FHM Nanoteknoloji Akademisi Genel Müdürü Mehmet Can Arvas, Türkiye’nin bor madeni rezervlerinin büyük bir çoğunluğuna sahip olduğunu söyledi.

Nano kompozit ve yerli kaynakları kullanarak bor madeninden son olarak alüminyum zırh elde ettilerini belirten Arvas, ürünün çelikten 3 kat daha hafif olduğunu vurguladı.

Arvas, alüminyum zırhın, savunma sanayisine yönelik çelik yelekler, zırhlı personel taşıyıcılar, para nakil araçları, çelik miğferler, karakol gibi yüksek korumalı binalar ve otomobillerin dış kısımlarında kullanılabileceğini bildirdi.

-Ülkeye büyük katma değer sağlayacak

Bor madeninin, savunma sanayisinde de kullanılmasının ülkeye büyük katma değer sağlayacağını ifade eden Arvas, aynı zamanda uluslararası platformlarda Türk teknolojisine olan güvenin de tescilleneceğini anlattı.

Arvas, bor madenini 5 ila 50 nanometre arasında üretilmesinin devrim sayılacak bir çalışma olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:

“Nano bor malzemeler, doğal ve katkısız özellikleri nedeniyle çok farklı sektörde kullanılır. Alüminyum zırh, dünya çapında bir yeniliktir, çelik konstrüksiyonun yerine geçebilir. Çelik yeleklerde kullanıldığında, yakın mesafalerde (5-10 metre) kurşun, alüminyum zırhı delip, karşı tarafa geçemiyor. Zırhlı otomobillerde kullanıldığında da hafifliği nedeniyle daha az yakıt tüketiyor, lastik aşınmasını azaltıyor, aracın hız ve performansını artırıyor. Karakol ve dış bina korumaları konusunda ise yüksek güvenlik imkanı sunuyor.”

-Yurt dışından 100 milyon dolarlık talep

Nanoteknolojiyle elde edilen borlu alüminyum kompozit zırhın, hafifliği, çelikten ucuz olması, rahat işlenmesi gibi avantajlarının bulunduğuna işaret eden Arvas, yurt dışından yaklaşık 100 milyon dolarlık sipariş aldıklarını bildirdi.

Arvas, talepleri karşılamak amacıyla bazı yerli gruplarla yatırım işbirliği için görüşmelerin sürdüğünü anlattı.

-Türk iş adamlarına sitem

Türk işadamlarını yeterli ve doğru Ar-Ge yatırımı yapmadıkları konusunda eleştiren Arvas, “Gelişmiş ülkeler, inovasyon ve Ar-Ge çalışmalarına büyük kaynak ayırıyor. Türkiye’de ise işadamları devletten destek almadan hiçbir üretime sıcak bakmıyor. Sadece yabancı ülkelerden alınan distribütörlüklerle çalışmalarını sürdürüyorlar. Distribütörlükler alınarak değil, verilerek kalkınma sağlanır” değerlendirmesine bulundu.

 

 

 

 

 

 

Kaynak

YENİLİK (İNOVASYON) DEDİKLERİ..

 

Yenilik (İNOVASYON, İNNOVATİON) kavramının ekonomi açısından anlamı özetle, “bilginin ticarileştirilmesi” dir.Bilimsel bilgi ve bulguların ortaya çıkarılması ve farklı alanlara uygulanması, çoğu kez birbiri yerine kullanılan buluş ve yenilik kavramlarını çağrıştırmaktadır. Buluş, genellikle bir araştırma etkinliği, yeni bir fikir veya bilginin ortaya koyulması; yenilik ise, herhangi bir yeni bilginin kullanıma elverişli olan mal veya hizmete dönüştürülmesidir.

 

Günümüzde ekonomik anlamda, ülkeler arasında rekabeti besleyen faktörlerin başında yenilik kavramı gelmektedir.Yenilik, üretimi sadece laboratuarlarda yürütülen araştırma –geliştirme (A-G) çabalarının sonucu olarak ortaya çıkarılan ve teknik yönü ağır basan bir çalışma değildir.Yenilik, sistematik çalışmalar sonunda bir değişim, gelişim ve üstünlük yaratma fırsatı olarak algılanmaktadır. Yenilik, pür yeni bir bilgi olmadığı gibi, uygulama, sunuş, düzenleme açısından ekonomi, fen, mühendislik, sanat, tıp, sosyal bilimler ve yönetim  gibi birçok alanda sözkonusu olabilir.

 

Teknolojik yenilik (innovation) ise, sadece ürün, üretim yöntemi, ürünün kullanımında birtakım yenilikler ve iyileştirmeler yapmakla sınırlı olmayıp, yönetim, bilgi, organizasyon, finans gibi konulardaki yeni gelişmeleri de içerir; iktisat, işletme ve diğer sosyal bilimlerin sanayiye ve firmalara uygulanmasıyla da yakından ilgilidir .Teknolojik yenilik yapma süreci, bir dizi bilimsel, teknolojik, mali ve ticari etkinliği içerir. Bilindiği gibi, teknolojik yenilikler daha çok yeni ürün ve hizmet şeklinde somut bir görünüm kazanmaktadır.

 

Yeni ürün kavramı, bilindiği gibi firma ya da pazar için ürünün yeni olmasını veya pazarın yeniliğini ifade etmektedir. Üründe yenilik, ürünün özünde, işlev ya da hizmetlerinde olacağı gibi, fiyat dışı pazarlama uygulamalarında  yeğlenen ve ürünün kendisinden  çok dış görünüşünde kapsadığı yenilikler/değişiklikler  yönünde de olabilir.(Tatlıdil-Oktav, 95)

Yeni ürünün ticarileştirilmesi, pazarlama etkinliklerinin başlatılması demektir.

Yeniliğin pazarlanması ise, rekabetçi üstünlük sağlamada ve yeni pazarlar oluşturmada büyük önem taşımaktadır. Çünkü, serbest piyasa ekonomisi içinde ekonomik gelişme ve kalkınma ancak uluslararası pazarlarda satılabilir nitelikte mal ve hizmet üretmekle olasıdır. Bilim ve teknolojide yetkinleşmek, yalnızca ‘bilim ve teknolojiyi üretmede’ yetkinleşmek anlamına gelmemekte, aynı zamanda bilimsel ve teknolojik araştırmalar sonucu ortaya konan bulguların, süratle, ekonomik ve toplumsal faydaya yani pazarlanabilir yeni ürün/ sistem/ üretim yöntemleri/hizmetlere dönüştürebilmesini de ifade etmektedir.

 

Ürün yeniliği tüketici ve üretici görüşü açısından değerlendirildiğinde tüketici görüş açısından ürün yeniliği, kendisine önemli yarar sağladığı düşünülen yeni bir üründür. Üretici görüş açısından yenilik ise, aynı veya ilgili endüstrilerdeki işletmelerden birisince önemli bir yeni teknolojinin ilk veya erken kullanımıdır.Tablo.1.’de tüketici ve üretici görüş açısından ürün yenilik matrisine göre dört grup yenilik söz konusudur.(Tokol, http://iktisat.uludag.edu.tr/dergi/1/tokol/tuncer.html)

 

 

Sürekli Yapılan Ürün Yenilikleri, Bu tür yenlikler yeni teknolojiden az yararlanan, kullanıcılara da sınırlı yeni yararlar sağlayan yeniliklerdir. Çoğu yenilik bu gruba girer. Tüketici davranışlarında değişim gerektirmeyen geleneksel ürün yenilikleridir.

Teknik Yenilikler,Ürün teknolojisi açısından endüstri için ilk olan yeniliklerdir. Bu tür yeniliklerin tüketicilere yeni yararlar sağladığına inanılmaz. Tüketicilerin kullanım alışkanlığında küçük değişiklikleri gerektirir

Uygulama Yeniliği, Bu yeniliklerin çok azı teknolojik başarı gerektirir. Uygulamaya yönelik olup tüketicinin kullanım alışkanlığında değişim gerektirmez. Bir ürünün bir pazar bölümünden diğerine transferidir. Transfer edilen ürün bu yeni pazar bölümü için önemli yararları temsil eder.

Radikal Yenilik, bu yenilikler tüm dünya için çok yeni olan ürünleri temsil eder. Bilgisayar kullanımı günümüzün radikal yeniliğidir. Bu yenilikler sürekli olmayan yeniliklerdir. Önemli ölçüde yeni tüketim yapıları yaratırlar ve tüketicinin kullanım alışkanlığında değişiklikleri gerektirirler.

‘‘Ürün yeniliklerinin çoğu birinci gruba girer. Bir çok yeni ürün taklittir. İşletmelerin çoğu küçük değişiklikler üzerinde durur. Önemli değişikliklere ise az yer verirler. Mosfield’ın yaptığı çalışmalara göre, yenilik maliyetlerinin ortalama % 65’ i taklit maliyetlerini, yenilik yapma zamanının % 70’i de ortalama taklit zamanını göstermektedir. Teknik yenilikler ise Pazar payı ve satışlarda küçük artışlar sağlayabilir. Ancak yüksek geliştirme maliyeti vardır. Bu nedenle de yatırım karlılığı düşüktür.Uygulama yeniliklerinde de ar – ge riski düşüktür. Bu yenilikler pazarlama uzmanlığını temel alırlar’’. (Gobeli, Brown, 1985:28’den aktaran,Tokol, http://iktisat.uludag.edu.tr/dergi/1/tokol/tuncer.html

Yenilik üretimini  ulusal  çerçevede düşünerek ulaşılacak Ulusal Yenilik (İninnovation_worldovasyon) Sistemi  kavramı, bilim ve teknoloji üretmeye yönelik kurumsal mekanizmaların ötesinde, bilimsel ve teknolojik bulguları ekonomik ve toplumsal faydaya dönüştürebilmenin kurumsal mekanizmalarını da içerir . Ulusal yenilik sistemi genel olarak, ürün ya da üretim yöntemlerine ilişkin yeni teknolojileri edinebilme; özümseyerek kullanabilme; bu teknolojilerin ekonominin bütün etkinlik alanlarına yayılmasını sağlayabilme; ürün geliştirme, yeni ürün/yöntem/ yöntemi üreten makine sistemleri  tasarımlayabilme; tasarım ve üretim süreçlerini besleyen teknolojik araştırma-geliştirme faaliyetini sürdürebilme; araştırma, geliştirme, tasarım, üretim (imalat), pazarlama süreçlerinin ilişkilerini geliştirebilme yeteneklerine sahip ulusal kuruluşların oluşturduğu bir sistemi ve aralarındaki ilişkileri ifade eder. Sistemin içinde yenilik yapabilme yeteneğine sahip firmalar ve bu firmalara mühendislik, danışmanlık, tasarım ve kontrollük hizmetleri veren kuruluşlar; ortak araştırma merkez ve konsorsiyumları; temel araştırmalar yapan üniversiteler ve kamu araştırma kurumlarının yanısıra standartlarla ve kalite denetimiyle ilgili kurumlar; ulusal metroloji sistemi; ulusal ‘notifikasyon’, ‘akreditasyon’ ve ‘sertifikasyon’ sistemi; üniversite ve kamu araştırma kurumlarının araştırma potansiyeli ile sanayi kuruluşlarının ileri teknolojiler temelindeki yaratıcı girişimciliğini buluşturan teknoparklar, teknokentler; teknoloji ataşelikleri; teknoloji danışmanları ve merkezleri; patent ofisleri yer alır.(http://www.tubitak.gov.tr)

Yeniliklerin pazarlanması, işletmelerin kendi koşullarında yenilik üretimi ve pazara sunulması ile olacağı gibi,  organize bir model içinde daha verimli ve ekonomik koşullarda gerçekleştirilebilir. Kısaca “ yenilikçi firmalar” olarak da  adlandırılabilen, yenilik üretme misyonlu  işletmelerin değişik açılardan desteklendiği ve organize edildiği teknoparklar, ulusal yenilik üretimi sistemi içinde kurumsal, yenilik pazarlamasında işlevsel bir misyon üstlenmektedir.

Dünyanın En Zengin Nar Genetiği Mersin’de

Üretilen nar çeşitleri için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Alata Bahçe Kültürleri Araştırma İstasyonu’nda meyve suyu sanayine yönelik Ar-Ge çalışması yapılıyor.

Alata Bahçe Kültürleri Araştırma İstasyonu Müdürü Davut Keleş, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’nün özel sektör ile yapılan projelere öncelik tanıdığını, bu çerçevede Targıd Tarım ve Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş ile ortak çalışma yürüttüklerini söyledi. Keleş, meyve suyu sanayisine yönelik nar çeşitlerinin belirlenmesine yönelik yaptıkları bu proje kapsamında istasyonda 360 farklı nar çeşidinden 296’sının üzerinde araştırma yaptıklarını ve 12 çeşidin tescillendiğini söyledi.

DÜNYANIN EN ZENGİN NAR GENETİĞİ

Islah ve Genetik Bölümü Nar Islahı Sorumlusu Ziraat Yüksek Mühendisi Nesrin Karataş ise Türkiye’de en çok kullanılan nar çeşidinin Hicaz ve Silifke aşısı olduğunu söyledi. Karataş, çalışma hakkında şu bilgileri verdi:

“Araştırma kurumumuz, dünyada en zengin nar genetiğini bünyesinde bulunduran kurumlardan biridir. Meyve suyu sanayisine yönelik çeşit karakterizasyonu projesi kapsamında 296 çeşit içerisinden 12 adedi tescillendi. Bu çeşitlerin içerisinden meyve suyu sanayisi kriterlerine yönelik çeşitlerin karakterizasyonu yapılacak. Çalışma sonunda elde edilecek sonuçlar doğrultusunda meyve suyu sanayisinde kullanılacak çeşitlerimiz belirlenecek. Belirlenecek olan çeşidimizin ıslah çalışması yapılarak, üretimine başlanacak.”

 

 

 

 

 

kaynak

‘MADE IN USA’ geri dönüyor

Gelişmekte olan ülkelerin gelişmesi ve dünyada petrol fiyatlarının yükselmesiyle, 1980’lerden beri Amerika’yı terk eden üreticiler, ülkeye geri dönüyor.

Amerikan ekonomisi krizle boğuşmaya devam ediyor. Temmuz ayında istihdam artışında görülen yavaşlama birkaç aydır devam eden olumlu gelişmeleri gölgede bıraktı. Ancak Amerikan ekonomisinde geri planda önemli bir başka gelişme yaşanıyor: Amerikan üretimi geri dönüyor. Geçen üç yıl içinde Amerika, üstelik de krizin ortasında üretim istihdamını tüm gelişmiş ülkelerden daha fazla artırmayı başardı. Bu sürede ülkede 500 bin üretim istihdamı yaratıldı. On yıllardır ilk kez fabrikaların sayısında artış görüldü. Amerikalı işçiler, ülkenin üretimdeki kaçınılmaz düşüşünü tersine çevirerek, tüm dünyanın kullanmak isteyeceği mallar üretmeye başladı.

AMERİKA’YA DÖNÜŞ

Yalnızca bu yıl içinde, Çin’de devasa üretim alanlarına sahip olmasıyla tanınan Apple, MAC bilgisayarlarından birinin üretimini Amerika’ya taşıdı. Airbus ise JetBlue’nun yeni jetlerini Alabama’da üretmeye karar verdi. Geçmişte 70 bin işi yurt dışına kaçıran Kuzey Carolina’nın mobilya endüstrisinde de bir hareketlenme var. Ashley Furniture buraya 80 milyon dolarlık yatırım yapıyor. Uzmanlara göre tüm bunlar tesadüf değil; küresel ekonomi yeniden şekilleniyor. Kaya gazı ve petrolü sayesinde Amerikan fabrikaları ucuz enerjiye ulaşırken, Amerika dışındaki üreticiler küresel petrol fiyatlarındaki yükselişle mücadele etmek durumunda. Bu da Çin’de işgücünden yapılan tasarrufun, nakliye sırasında eriyip gitmesi anlamına geliyor. Üstelik Çin ve Hindistan gibi ucuz işgücünün bulunduğu ekonomiler de zamanla gelişip tüketim ekonomisine dönüşürken, işçi ücretleri hızla artıyor. ABD’de ise sendikalar her geçen yıl işverenlere ödünler veriyor.

FABRİKALAR DEĞİŞTİ

Ancak bugün Amerikan fabrikaları her işçinin bir vida sıktığı gürültülü yerler değil. Teknoloji, yapılan işleri de, işçilerin profillerini de değiştirdi. Yeni üretimhanelerde işçilerden en az iki yıllık teknik okul derecesi bekleniyor. Bazı uzmanlar, çok geçmeden fabrikaların işçilerinden dört yıllık üniversite bitirmelerini isteyeceklerini söylüyor. Bu durumun politikacılar kadar eğitimciler tarafından da doğru anlaşılması, Amerikan üretiminin geleceği bakımından önem taşıyor. Aslında üretim, ekonomi için göründüğünden çok daha önemli. Üretim işleri toplam istihdamın yüzde 9’unu yaratsa da, üretim, özel sektörün Ar-Ge yatırımlarının yüzde 67’sini, verimlilik artışının yüzde 30’unu temsil ediyor. Her 1 dolarlık üretim faaliyeti, ekonomiye 1,48 dolar olarak geri dönüyor.

3D BASKI DEVRİMİ

ABD’de yeni bir teknolojinin, ülkedeki üretimin tüm çehresini değiştirebileceği yorumları yapılıyor. 3 boyutlu baskı, bu teknik genellikle amatörler için plastik gereçler yaratmak için kullanılacakmış gibi görünse de, ExOne Corp gibi firmalarda işin ölçeği değişiyor. ExOne’ın çalışanları 400 bin dolara satılacak 3-D baskı makineleri üretmek için çalışıyor. Bu makineler çok ince bir tabaka paslanmaz çelik ya da porselen tozu ile sıvı bağlayıcıyı bir araya getirerek yedek parçalar üretiyor. Teknoloji, geleneksel yöntemlerle üretimi çok pahalıya çıkabilecek tasarımları bile ucuza mal edebiliyor. Üretimdeki artışın arkasında uygulanan politikalar da var. Virginia’daki gelişmiş Üretim Merkezi, şirketlerin araştırmaları ileri teknoloji ürünlerine dönüştürmelerine yardımcı oluyor. Kuzey Carolina’da bölge kolejleri Siemens gibi şirketlerle ortaklığa gidiyor. Obama, bu tür girişimlerin ülke çapında yaygınlaşması için çağrı yapıyor; üretimde vergi indirimleri, işçilerin eğitimine destek ve Ar-Ge için önerilerde bulunuyor. Örneğin, federal destek gören araştırma merkezleri kuruluyor. Almanya’nın Çin gibi ülkeler karşısında rekabet gücünü ve işçi ücretlerini korumasını sağlayan Fraunhofer Enstitülerini örnek alan ve 3D baskının gelişimi için çalışan Ohio’daki “National Additive Manufacturing Innovation Institute”, 30 milyon dolar federal destekle üreticileri, üniversiteleri ve teknokratları bir araya getiriyor.

AMERİKALILAR DA REKABETÇİ

3D Baskı gibi yeni teknolojilerin yanı sıra, ABD’de üretimin geleceği başka nedenlerle de umut doğuruyor. Amerikalı işçiler sanıldığından daha rekabetçi. Çünkü Çin ve Hindistan gibi ülkelerle ABD arasındaki işçi maliyeti uçurumu, kaçınılmaz olarak kapanmaya başladı. Gelişmekte olan ülkeler zenginleştikçe işçi ücretleri artıyor. Çin, işçi ücretlerini yılda yüzde 13 artırıyor. Avrupa ülkelerinde ise üretim giderleri zaten ABD’den yüzde 15-20 daha pahalı. Rolls-Royce ve Volkswagen gibi şirketlerin Amerika’da genişlemesinin nedeni de bu. Amerikalı işçiler hala Çinli işçilerden 7 kat daha pahalı, ama şirketler artık hesabı yalnızca saatlik işçi ücreti üzerinden yapmıyor. İşgücünün esnekliği ve verimi, fabrikaların müşteriye yakınlığı, devletin sübvansiyonları da önem taşıyor. Tüm bunlara dünyada yükselen petrol fiyatları da eklendiğinde, Amerika’da üretmek için önemli argümanlar ortaya çıkıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak:http://ekonomi.milliyet.com.tr/-made-in-usa-geri-donuyor/ekonomi/detay/1756356/default.htm?utm_source=f5haber&utm_medium=f5haber&utm_campaign=milliyet

 

Yerli otomobilde ilk aşama tamamlandı

Yerli otoda ‘babayiğit’ elektrikliden çıkıyor. TÜBİTAK tarafından açılan çağrının ilk aşamasının tamamlandı.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, elektrikliaraç teknolojilerinin yerli olarak geliştirilmesi ve bu bileşenlerin kullanılarak yerli elektrikli araç üretilmesi amacıyla TÜBİTAK tarafından açılan çağrının ilk aşamasının tamamlandığını bildirdi.

TÜBİTAK’ın yüzde 100 Ar-Ge desteği vereceği yerli elektrikliotomobile ilişkin, Kamu Kurumları Araştırma ve Geliştirme Projelerini Destekleme Programı (1007 Programı) kapsamında çıkılan “Elektrikli Araç Teknolojilerinin Geliştirilmesi” başlıklı çağrıya 20 konsorsiyumun başvuruda bulunduğunu belirten Ergün, başvuruları değerlendiren TÜBİTAK’ın, 10 konsorsiyumun projesini elediğini söyledi.

Bakan Ergün, 10 projenin ikinci aşamaya geçmeye hak kazandığını belirterek, başvurular arasında otomobil, otobüs ve hafif ticari araç projeleri bulunduğunu kaydetti.

Desteklenecek projelerin en fazla 4 yıl içinde tamamlanacağını ve bu süre sonunda prototip araçların hazır hale getirileceğini kaydeden Ergün, daha sonra üretici kuruluşlar tarafından seri üretime geçileceğini söyledi..

Bakan Ergün, üretilecek araçların kritik ve yeni teknolojilere sahip, dünya ile rekabet edebilecek fiyat ve kaliteye sahip olacaklarını kaydederek, “Bakanlığımız, üretilecek araç segmentine bağlı olarak 5 yıl boyunca toplam 200 araç alımı yapacak ve yerli elektrikli araçların kamu alımlarında da yer alması için teşvik çalışmaları etkinleştirilecek” şeklinde konuştu.

 

 

 

 

 

 

Kaynak:http://www.internethaber.com/yerli-otomobilde-ilk-asama-tamamlandi-565180h.htm?interstitial=true

SİNBO’YA DÜNYA KALİTE ÖDÜLÜ

Ev ürünleri sektörünün önde gelen aktörlerinden Sinbo, 2013 World Qualıty Avard’a (Dünya Kalite Ödülü) layık görüldü.

Şirket, dünya ilkelerine uyumlu Warehouse Management System’den yararlanıyor.
World Quality Summit tarafından tertip edilen 2013 Dünya Kalite Zirvesi, New York Barclay’de 16-20 Mayıs tarihlerinde yapıldı. New York Belediye Başkanı Michael Rubens Bloomberg’in de yer aldığı zirvede Ar-Ge’nin önemi masaya yatırıldı. Siyasileri ekonomi aktörleri ile buluşturan zirvede ortaklık imkânlarına değinildi, sempozyumlarla alanında deneyimli isimlerin görüşleri alındı.
Zirve kapsamında Sinbo, Dünya Kalite Ödülü’nü aldı. Şirketin Ar-Ge biriminin ISO 17025 Laboratuvar Yeterlilik Standardı’na göre Türk Standartları Enstitüsü (TSE) Laboratuar Belgesi ve TÜRKAK Akreditasyon Belgesi bulunuyor. Sinbo, dünya ilkelerine ve kurallarına uygun Warehouse Management System’i kullanıyor.

Muratbey’e “İnovasyon Ödülü”

Kent ve Yaşam Ödülleri sahiplerini buldu. Muratbey Peynirleri, gerek kullandığı gelişmiş teknoloji gerekse Ar-Ge’ye verdiği önem ve bu bakış açısıyla sektöre yön vermesi nedeniyle “İnovasyon Ödülü”ne layık görüldü

Bu yıl 9’uncusu gerçekleştirilen Kent ve Yaşam Ödülleri’nde “İnovasyon Ödülü” Muratbey’e verildi. Muratbey Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Erol, ödül alan tek gıda firması olduklarını söyledi. Sektörlerinde birçok yeniliğin öncüsü konumunda olduklarını dile getiren Necmi Erol, kaynak kullanımından atıkların işlenmesine kadar her adımda doğaya saygılı bir üretim modeli ile sektöre örnek teşkil etmeye devam edeceklerini de sözlerine ekledi.

Kent ve Yaşam Ödülleri, Radyo 24’de yayınlanan, Gazeteci Celal Toprak ve Yayıncı Mehmet Gözcü’nün birlikte düzenledikleri daha yaşanabilir kentler ve mutlu insanlar için doğru iş yapanların ödüllendirilmesi anlayışı ile yola çıktı. Kazanan firmalar, 60 kişilik akademisyen, iş adamı, sivil toplum örgütü önderlerinden oluşan jüri ve dinleyici oyları sonucunda belirleniyor.

9’uncu Kent ve Yaşam Ödül Kategorileri ve Sahipleri:
• Başarılı Belediye Başkanı Ödülü (Antalya Büyükşehir Belediyesi)
• Başarılı Sivil Toplum Örgütü Ödülü Erzincan Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı (ERSİAD) Erzincan Kültür ve Eğitim Vakfı (EKEV)
• Kenti Dönüştürme Ödülü (Sampaş AŞ)
• Başarı İşadamı Ödülü (Mutlusan Elektrik AŞ)
• Sosyal Sorumluluk Ödülü (PepsiCo Türkiye)
• Kente Katkı Ödülü (Renault Mais)
• Teknoloji Ödülü (CebitDeutscheMesse)
• Eğitime Katkı Ödülü (Sabancı Üniversitesi)
• Kampanya Ödülü (Şahin Melek Et ve Et Mamülleri Gıda AŞ)
• Kent Projesi Ödülü (Fatih Belediyesi)
• Kültür sanat Ödülü Tiyatro ve Sinema sanatçısı Kerem Alışık
• Çevre Ödülü (Mis GroupSirketler Topluluğu)
• Medya Ödülü (Artı1 TV) Babıali Dergisi
• Tüketici Ödülü (A101 Yeni Mağazacılık AŞ)
• Gençlik Ödülü (Emre Eczacıbaşı)
• İnovasyon Ödülü (Muratbey Peynirleri)
• Sağlık Ödülü (Türkiye Moda ve Hazır Giyim Federasyonu)
• Jüri Özel Ödülü (Taksim Gezi Parkı Platformu)

Kaynak : http://www.perakende.org/gida/muratbeye-inovasyon-odulu-1342792677h.html