Veri Madenciliği ve Bilimsel Araştırma Süreci

Bugün sıklıkla duymaya başladığımız veri madenciliği ifadesi, genel itibariyle veri setlerinden anlamlı ve kullanışlı bilgiler elde etme süreci olarak tanımlanabilir. Bilgi teknolojileri ile küçülen dünyada, organizasyonlar veya bireyler için veri toplamak, yavaş yavaş önemli bir problem olmaktan çıkmakta ve esas problem toplanan verilerin depolanması ve analiz edilmesine evrilmektedir. Her bir alışveriş, attığımız her bir elektronik posta, hatta bastığımız her bir klavye tuşu ile büyük veri setlerinin oluşumuna bir katkı da biz sağlamaktayız. İşte oluşan bu veri yığınlarının analizi veri madenciliği araç ve teknikleri ile mümkün olmaktadır. Veri madenciliği araçlarının ve tekniklerinin yetenekleri; öngörüleme, sınıflama, tahmin etme, tanımlama, kümeleme ve veriler arası örüntüler yakalama olarak kabaca sıralanabilir. Bu yeteneklerin bazıları mevcut durumu ortaya koyan “Ne?” sorusuna cevap ararken, bazıları ise geleceğe yönelik açıklamalarda bulunmak için “Ne olacak” sorusuna yanıt aramaktadır. “Büyük veri” ve “veri madenciliği” kavramlarının tanımlamalarını ve bu kavramların günümüzde geldiği nokta ve içerdikleri anlamları bir başka yazıya bırakıp bu yazıda veri madenciliğinin bilimsel araştırma sürecine etkisi üzerinde durmak istiyorum.

Bir bilimsel araştırma süreci döngüsü, araştırmacının bir sorun hissetmesi ile başlayan ve sorununa bir çözüm getirmesi (veya getirememesi) ile biten döngüsel bir süreçtir. Bu süreç dahilinde araştırmacı kabaca; sorununu bir bilimsel araştırma problemi haline dönüştürür, araştırma hipotezleri kurar, veriler toplar, hipotezlerini sınamak için analizler yapar.

Veri madenciliği tekniklerini temel istatistiksel tekniklerden ayıran özeliklerden birisi de veri madenciliğinin veri kümeleri içerisinde bulunan gizli bilgileri ortaya çıkarmaya yönelik olmasıdır. Geleneksel istatistiksel metotlarla veri kümelerinden beklenmeyen bilgi çıkarımı mümkündür ancak veri madenciliği direk olarak veri kümesi içerisinde gizli ilişki, örüntü, birliktelikleri ortaya çıkarmaya yöneliktir. Bu haliyle bir veri madencisinin, bilimsel araştırma süreci klasik bir biçimde -bir sorun hissetmesi ile- başlamayabilir.  Onun için sorunun kendi zaten yığın halinde ortada duran büyük veri kümeleridir. Araştırma başında kurulacak hipotezlerde bazen anlamını yitirebilir (Tabi çok genel hipotez cümlelerinden bahsetmiyorum). Zira veri kümesi içinde gizli bilgileri ortaya çıkarmaya yönelik bir araştırmada bulunan sonuçlar daha önce hissedilmemiş ve dolayısıyla araştırma problemine dönüştürülememiş ve hipotez cümleleri oluşturulamamış bilgilerdir.

Sonuç olarak; veri madenciliği enstrümanlarının klasik araştırma süreci ezberini bozduğunu söylemek çok da yanlış olmaz.

NOT: Yazının başında kullanılan resim;  www.brainlesstales.com sitesinden alınmıştır. Orjinal resim için tıklayınız

Samsung’un tablet pazarındaki payı büyüyor

ABD’de yapılan bir araştırma gösteriyor ki, Apple her ne kadar bölgedeki tablet pazarında lider olsa da Samsung’un payı da gün geçtikçe artıyor.

Son yıllarda gösterdiği yükselişle bilgisayarları geride bırakmayı başaran tabletler, bugünlerde birçok farklı marka tarafından üretiliyor olsa da teknoloji devleri Apple ve Samsung tablet pazarını büyük ölçüde elinde tutuyor. Ancak özellikle Kuzey Amerika’da Apple, rakiplerine fark atarak tablet pazarını ele geçirmiş durumdaydı. Samsung bu güne kadar tablet pazarında Apple’ın gerisinde kalmış olsa da, gün geçtikçe bölgedeki varlığını arttırıyor.

Araştırma şirketi Chitika tarafından ABD’deki kullanıcılara yönelik olarak yapılan araştırma gösteriyor ki, Güney Koreli teknoloji devi Samsung bölgedeki pazar payını hızla arttırıyor. Firma 2014 yılı ikinci çeyreği itibariyle bölgedeki tablet satışlarının yüzde 8.3′ünü elde ederken, iPad’in bölgedeki kullanımı ise yüzde 77.2′ye geriledi. Yüzde 77.2′lik pazar payı Apple’ın açık ara önde olduğunu gösterse de, firmanın geçtiğimiz yıl ikinci çeyrekte yüzde 81.3′lük payı bulunduğu dikkate alındığında tablet pazarından pay kabettiği görülüyor.

 

 

 

 

 

kaynak

Operatörler mobil pazarlamada ortaklık yaptı

Avea, Turkcell ve Vodafone kurdukları şirket ile mobil pazarlamada altyapılarını birleştirecekler.

İSTANBUL – Vodafone Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Öğüt, geçtiğimiz haftalarda İngiltere’de üç operatörün mobil pazarlamada ortak bir şirket kurarak, tek bir şirket üzerinden altyapılarını birleştirme kararı aldıklarını belirterek “Biz de inceliyoruz” dedi.

Mobil Pazarlama Birliğinin (MMA) Türkiye ayağının düzenlediği, “MMA İstanbul Mobil Pazarlama Sohbetleri 2011” toplantısında Avea, Turkcell ve Vodafone operatörlerinin genel müdür yardımcıları “Mobil Pazarlama Çağında Mobil Operatör Vizyonu” panelinde biraraya geldi.

Panelde konuşan Gökhan Öğüt, mobil pazarlamanın bu kadar önem kazandığı dönemde, bir pazarlama yöneticisinin bu imkanı kullanmaması için bir neden görmediğini söyledi.

Mobil pazarlamanın daha da büyüyebilmesi için operatörler tarafından çok güzel girişimler olduğuna işaret eden Öğüt, “Geçtiğimiz haftalarda İngiltere’de bir girişim açıklandı. Üç operatör ortak bir şirket kurarak mobil pazarlamada, mobil ticarette ve özellikle mobil finans alanlarında tek bir şirket üzerinden altyapılarını birleştirme kararı aldılar. Bu, hem medya temsilcilerine hem de reklam verenlere tek bir noktadan, tek bir arayüzden bütün mobil kullanıcılara ulaşabilmek için gerekli planlamayı tek bir noktadan yapabilme şansı veriyor. Biz de inceliyoruz” diye konuştu.

Avea yatırım yapıyor

Avea Genel Müdür Yardımcısı Hakan Kaplan da mobil pazarlama mecrasını kullanan markaların daha çok finans sektöründe olduğunu belirtti.

Mobil pazarlamanın büyümesi için Avea olarak yeni bir altyapı yatırımı yaptıklarını ifade eden Kaplan, “Milyon dolarlık girişim. Bu iş için özel bir direktörlük kurduk. Avea adına bu alanda çok büyük potansiyel görüyoruz ve yatırım yapıyoruz” diye konuştu.

Turkcell’in hedefi 150 milyon dolar

Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Cenk Bayraktar ise yapılan bir araştırmaya göre cep telefonunun, günün yüzde 91’inde insanların 1 metre yakınında olduğunu ve bu cep telefonu ekranının gittikçe akıllandığını, Türkiye’de satılan telefonların yüzde 26’sının artık akıllı cihazlar haline geldiğini kaydetti.

Bayraktar, “2010’u sektör olarak sadece mobil pazarlamada 110 milyon dolar gibi kapattık, bu yılı da 150 milyon dolar gibi rakamla kapamayı öngörüyoruz” dedi.

İzinli veri tabanında 12 milyon kişiyi geçtiklerine de dikkati çeken Bayraktar, bu rakamın önümüzdeki günlerde büyüyeceğini düşündüklerini söyledi.

 

 

 

 

 

kaynak

2.8 milyar euroluk köpük

Son 10 yılda 11 kez vergi artışına gidilen bira, her yıl devletin kasasına 2 milyar euro gelir, ekonomide de 874 milyon euroluk katma değer yarattı. Bira ve Malt Üreticileri Derneği adına Ernst Young Türkiye tarafından hazırlanan ‘Bira Sektörünün Türkiye Ekonomisine Katkısı’ konulu araştırmaya göre, devletin biranın üretim ve satışından elde ettiği gelir 2009’da 1 milyar 267 milyon euro iken, 2012’de bu rakam 2 milyar 63 milyon euroya çıktı. Bir başka deyişle 2009-2012 yılları arasında yüzde 62’lik artış yaşandı.

Aynı dönemde bira satışıyla yaratılan ekonomik katma değerdeki büyüme yüzde 14’le sınırlı kaldı. 2009’da 763 milyon euroluk büyüklük, 2012’de 874 milyon euroya çıktı. Araştırmaya göre, bira üretimi 2012’de yüzde 7.1 artarak 11 milyon hektolitreye yükseldi. İç tüketim de yüzde 8.4 büyüyerek 9.9 milyon hektolitreye çıktı. Ancak tüketim Avrupa ortalamasının gerisinde kaldı. 2012’de Türkiye’de kişi başı yıllık bira tüketimi 13.2 litre olarak gerçekleşti. AB’de bu oran 72.2 litre seviyesinde. Raporun bir diğer dikkat çekici noktası, biranın Türkiye’deki ÖTV oranları nedeniyle AB ortalamasının çok üzerinde vergilendirilmesi. Türkiye, Finlandiya’nın ardından Avrupa’nın en yüksek ikinci ÖTV vergisini uygulayan ülkesi unvanını aldı.

Son 10 yıllık dönemde 11 defa artırılan biranın ÖTV’si, kişi başı GSMH tutarı benzer seviyelerde olan ülkelerin ortalamasından 7 kat ve Avrupa’dan 3 kat daha yüksek hale geldi.

Huawei, Türkiye’de geliştirip dünyaya satıyor

Dünyanın en büyük ve Ar-Ge’ye en çok yatırım yapan şirketlerinden biri olan Çinli Huawei, İstanbul’daki Ar-Ge merkezinde geliştirdiği ürünleri dünyaya satıyor.


Türkiye’de 11 yıldan uzun süredir var olan Huawei, dün gerçekleştirdiği basın toplantısıyla İstanbul Ümraniye’de bulunan Ar-Ge merkezinde geliştirdiği ürünlerden birkaçını tanıttı.

Orta Asya ve Kafkasya’nın da bölge merkezinde olması nedeniyle 11 ülkeyi Türkiye’den yöneten Huawei, 2009 yılında İstanbul Ümraniye’de kurduğu Ar-Ge merkezine bugüne dek 60 milyon doların üzerinde yatırım yaptı. Huawei Türkiye Ar-Ge merkezi, Huawei’nin Çin dışındaki en büyük 3’üncü Ar-Ge merkezi olma özelliğine sahip. Uluslararası alanda Hindistan ve ABD’den sonra 3’üncü büyük Ar-Ge merkezi olarak çalışıyor.

Huawei, Türkiye’de özellikle yazılım alanındaki araştırma geliştirme faaliyetlerine önem veriyor. Türkiye’de 350’si Ar-Ge odaklı olmak üzere toplam 850 çalışanı bulunuyor.

Huawei Türkiye Ar-Ge merkezi bugüne kadar son derece çarpıcı başarılara imza atmış durumda.

Huawei, Türkiye’de veya Türkiye’nin katkılarıyla birçok proje geliştiriyor. Huawei Türkiye Ar-Ge merkezi 30 ülke ile ortak projeler yürütüyor. Sadece 2012 yılında, Huawei Türkiye’den gerçekleştirilen yazılım hacmi 17 milyon doların üzerinde.

Bu projeler arasında özellikle Türkçe Sanal Asistan ve Social TV projeleri öne çıkanlar arasında.

Dijital Uçurum, İnovasyon ve Ar-Ge
“Sürekli inovasyonu” bir iş modeli ve sürdürülebilirliğin ön şartı olarak gören Huawei’nin dünya genelinde 16 Ar-Ge Merkezi ve müşterilerle birlikte kurduğu 28 Ortak İnovasyon Merkezi mevcut. Bu merkezler önde gelen uluslararası araştırma enstitüleriyle ve üniversitelerle sürekli iletişim halinde.

Geçtiğimiz 10 yıl içinde global olarak Huawei, Ar-Ge’ye 19 milyar dolar kaynak ayırdı. Sadece 2012’de Ar-Ge için ayrılan rakam 4,8 milyar dolar.

Huawei, Türkiye’nin 2023 hedeflerine bilgi teknolojileriyle ulaşacağını öngörüyor ve bu konudaki tüm adımları destekliyor. Bu nedenle Türkiye’de kamuya ve devlete sunduğu yüksek teknoloji ürünleriyle destek olmak ve bölgesindeki dijital uçurumun kapanmasına katkıda bulunmak istiyor.

Huawei’nin Ekonomiye Katkısı
Huawei, Türkiye pazarını canlı ve fırsatlara açık olarak yorumluyor. Türkiye’deki birçok farklı tüketici kesiminin farklı ihtiyaçları olduğunun farkında ve bu ihtiyaçlara cevap vermek istiyor.

Huawei, bugüne kadar Türkiye’deki 60 iş ortağı üzerinden 100 milyon doların üzerinde satın alma gerçekleştirdi ve son dönemde 23 yeni şirketle 2 yıllık iş ortaklığı anlaşması yaptı. Böylece istihdam ve Ar-Ge ürünü ihracatının yanı sıra Türkiye’deki yerel şirketleri de önemli ölçüde destek sağlamış oldu. Huawei, iş ortakları aracılığıyla oluşturduğu ekosistemde 4000 kişiye dokunuyor.

Ayrıca Huawei, iş ortaklarının iş yaptığı diğer bölgelerde de tanınmasına destek oluyor ve Türkiye’de gelişimine destek olduğu insan kaynağının diğer bölgelere de açılması için fırsat yaratıyor.

TÜRKİYE’DE GELİŞTİRİLEN PROJELER

Akıllı Arama / Sanal Bilge 
Özellikle kurumlar, sahip oldukları bilginin farklı noktalarda birbiriyle bağlantısını kurmada sorun yaşıyorlar. Şirket harici erişilen bilgiyi kendileri için işe yarar hale dönüştürecek yatay çözümlerin yanı sıra, kendi sahip oldukları bilginin farklı bağlantılarını keşfetmelerine yardımcı olacak dikey çözümlere ihtiyaç duyuyorlar. Sahip oldukları veri yığını içinde sadece arama yapmak değil, sordukları sorulara cevap bulmak, sonuçları daha anlamlı ve işe yarar halde görüntülemek istiyorlar.

Geleneksel olarak kullandığımız arama altyapıları, çoğu kurumun iç ihtiyacı olan sorgu yerine sorulara cevap verecek dikey çözümleri sağlamakta yetersiz kalıyor.

Huawei, bu ihtiyacı karşılamaya yönelik ‘Anlamsal Bilgi Tabanı Oluşturma Platformu’ adlı bir proje geliştirdi. Anlamsal Bilgi Tabanı Oluşturma Platformu, Web 1.0 olarak tanımlanan statik sayfalar, Web 2.0 olarak tanımlanan değişken içeriğe sahip yapılar ve Web 3.0 olarak tanımlanan semantik (anlamsal) web üzerindeki tüm içeriği çapraz biçimde sorgulayabiliyor, aralarındaki ilişkiyi ortaya koyabiliyor.

Projenin tabanını ‘Akıllı Arama’ adı verilen teknoloji oluşturuyor. Bu, öncelikli olarak Huawei’nin sunduğu ürün ve hizmetlerde kullanılmak üzere Türkiye’deki Ar-Ge merkezinin katkılarıyla geliştirilen bir proje. Bununla birlikte Huawei, proje olgunlaştıkça bunu kurumların kendi iç aramalarını destekleyen ticari bir ürün olarak konumlandırmayı da planlıyor. Bu gerçekleştiğinde sistemi tamamen dışarıya bağımsız, kuruma ve kullanıcıya özgü bir arama motoru olarak konumlandırmak mümkün olacak.

Sanal Bilge
Veriyi farklı şekillerde sorgulayabilme yeteneği birçok yaratıcı olasılığı beraberinde getiriyor. Bunlardan son dönemde en çok ön plana çıkan da bilgisayarlarla ve mobil cihazlarla konuşarak iletişim kurmak.

Huawei, sahip olduğu teknolojik altyapıyla zengin Ar-Ge kaynaklarını bir araya getirerek bu işi nasıl daha iyi yapabileceğine odaklandı. Çünkü cihazlar arasında hızla yaygınlaşan bu yaklaşımın pratik uygulamasında, Türkçe’nin daha fazla ilgiyi hak ettiğine inanıyordu.

Huawei, bunun için İTÜ ile işbirliğine giderek ‘Sanal Bilge’ adını verdiği Türkçe anlayan sistemi kurguladı. Sanal Bilge, tıpkı günlük hayatta olduğu gibi cihazlarınızla konuşarak kurduğunuz iletişimin arkasındaki beklentiyi anlayacak ve buna göre tepki verecek şekilde kurgulandı.

Halihazırda Türkçe olarak yönlendirilen birçok soru ve sorguya cevap verebilen sistem geliştikçe becerileri daha da artacak.

Social TV
Huawei’nin bilgi teknolojileri ve telekomünikasyon altyapı çözümleri şemsiyesi altında çok geniş bir faaliyet alanı bulunuyor. Örneğin Huawei 10 yıldan uzun süredir IPTV alanında faaliyet gösteren bir şirket. Asya’dan Latin Amerika’ya kadar dünyanın dört bir yanında büyük referanslara ve 50’den fazla ticari uygulamaya sahip. Operatörler üzerinden gerçekleştirilen IPTV odaklı video streaming kapasitesinde dünya lideri olarak dikkat çekiyor.

Dünya genelindeki sosyal medya ilgisinin artmasıyla birlikte, 2010 yılında Huawei’deki 4 Ar-Ge çalışanı bir araya gelerek Social TV adlı platformun tasarımını üstlendi. Daha sonra Çin’deki Ar-Ge ekibinin projeye dahil olmasıyla Türkiye’den 50 kişilik bir ekip Social TV’nin olgunlaşması için çalıştı ve proje 2011 yılında ürüne dönüştü.

Huawei’nin sunduğu IPTV platformunu daha çekici hale getirmek için kurgulanan Social TV, IPTV platformuna Facebook veya Twitter gibi sosyal ağların eklenmesinin de ötesine geçen, kendi sosyal platformunu barındıran bir çözüm. Bu platformla örneğin en çok seyredilen, hakkında konuşulan içeriği anonim olarak görüntüleyebiliyorsunuz.

Sesli asistanın Social TV ile entegrasyonu sayesinde, sistemin yönetimini sesli komutlarla gerçekleştirmek mümkün. Hatta izlemek istediğiniz içeriği televizyona söyleyerek içeriğin otomatik olarak karşınıza gelmesini bile sağlayabiliyorsunuz.

Ürünün operatör tarafında da sunduğu önemli avantajlar var. Örneğin tek bir platform üzerinden birkaç tıklamayla sunmak istediğiniz içeriği eski telefonlara, akıllı telefonlara, web TV’ye, akıllı TV’lere veya IPTV kutularına yönlendirebiliyorsunuz. Dilediğiniz paketi dilediğiniz cihazlarda aktif hale getirebiliyorsunuz. Bu operatörlerin işini kolaylaştırırken, ticari esneklik de sağlıyor.

Kullanım Ücretlendirme & İş Ortakları Gelir Paylaşım Sistemi
Cep telefonlarıyla konuşmak, mesajlaşmak ve internette gezmek kullanıcılar açısından son derece olağan şeyler. Oysa ay sonunda faturanın hesaplanması veya ön ödemeli sistemlerde anında gerçekleştirilen ücretlendirme süreci, arka planda çok büyük bir operasyon gerektiriyor. Konuştuğunuzda geçerli ses, mesaj ve veri tarifeleriniz nedir? Herhangi bir kampanyaya üye misiniz? Konuştuğunuz saatler indirim uygulanan aralıkta mı? Veri kullanımında belli bir kademeyi geçtiniz mi? Dahil olduğunuz kampanya, tarifenizde yer alan bir diğer indirimle çakışıyor mu? Konuşmanızı şirketiniz mi yoksa siz mi karşılayacaksınız?

Huawei, bu alanda iki ayrı çözüm üzerinde çalışıyor. Bunlardan biri Convergent Billing System (CBS) adı verilen kullanım faturalandırma sistemi. Diğeriyse operatörlerin iş ortaklarıyla ve birlikte çalıştıkları diğer kurumlarla gelir paylaşımını düzenleyen Partnership Management System (PMS). Huawei Ar-Ge departmanında 80’i CBS, 40’ı PMS odaklı yaklaşık 120 kişilik bir ekip bu projelerle ilgileniyor.

Huawei Türkiye, CBS konusunda Çin’de üretilen çözümün farklı pazarların ve operatörlerin ihtiyaçlarına göre uyarlanmasını üstleniyor. CBS, ücret hesaplanmasından ve üretilmesinden ödemenin takibine, kısacası faturanın kesildiği andan ödemenin yapıldığı ana kadar kadar tüm süreçleri kontrol altına alıyor. Sistem ayrıca kullanıcı bazında anlık kullanımı görüntüleyebiliyor.

Türkiye’de özelleştirilen çözümler Namibya’daki Namibia Telecom ve Kamerun’daki Camtel operatörlerinde kullanılıyor. Huawei, böylece Türkiye kaynaklı ihracata katkıda bulunuyor.
PMS çözümü de yine operatörlerin ihtiyaçlarına uygun olarak geliştiriliyor. Huawei Türkiye Ar-Ge merkezinde geliştirilen PMS çözümü Avea’nın ihtiyaçlarına özgü olarak tasarlandı ve yapımı 2 yıl sürdü.

Bununla birlikte proje sırasında edinilen deneyim, farklı pazarlara açılmaya yardımcı oluyor. Örneğin Huawei Türkiye benzer çözümü Azerbaycan’da Bakcell isimli operatöre de sunuyor.

Dijital Birey ve Yeni Nesil Akıllı Ağ
Huawei içinde bireylere dönük dijital hayatı zenginleştirmek amacıyla çalışmalar yürüten ‘Digital Individual’ adlı bir takım mevcut. Yaklaşık 60 kişilik bu takımın bünyesinde RBT (Ring Back Tone – Geri Çaldırma Tonu) ve NGIN (Next Generation Intelligent Network – Yeni Nesil Akıllı Ağ) adlı ürünler geliştiriliyor.

RBT çözümleri abonelerine arandıkları zaman arayanlara sıkıcı bip sesinden farklı olarak seçtikleri müzik, doğal ses, konuşma gibi içerikleri dinletme fırsatı tanıyan bir sistem. Huawei RBT çözümü dünyanın en yaygın kullanılan RBT çözümü olarak dikkat çekiyor.

RBT servislerinin kullanımı bunlarla da sınırlı değil. Huawei RBT sistemini kullanan ya da kullanmayı isteyen mobil operatörler, kullanıcı deneyimini zenginleştirmek adına pek çok yeni özelliğe ihtiyaç duyuyor. Huawei Türkiye Ar-Ge Merkezi, Türkiye, Avrupa ve BDT bölgesindeki operatörlerin uygulamaya koymak istediği bu yeni özelliklerin tasarlanması ve geliştirilmesinden sorumlu.

Huawei NGIN ise çeşitli ağ teknolojileri ile çalışabilen ve operatörlerin kullanıcılarına kısa zamanda ve düşük maliyetle katma değerli servisler sunabilmesini sağlayan bir yeni nesil akıllı ağ çözümüne karşılık geliyor. Huawei, NGIN alanında daha çok Avrupa’daki operatörlerle çalışıyor.

Huawei Türkiye Ar-Ge merkezinin katkılarıyla gerçekleştirilen NGIN servisi, 2013 yılı içinde Ingiltere’deki Telefonica operatörü tarafından kullanıcılarına sunuldu ve kısa zamanda 250 binden fazla aboneye ulaştı.

Sistemin temel olarak yaptığı iş dünyanın neresinde olursanız olun, hangi cihazı kullanırsanız kullanın GSM ya da WiFi üzerinden tek numarayla iletişiminizi sürekli kılmak. Üstelik bunu bulunduğunuz yerden bağımsız olarak, yerel tarifeniz üzerinden gerçekleştiriyor.

 

 

 

 

 

 

kaynak

YouTube’un reklam geliri 5.6 milyar dolar

YouTube’un 2013 yılında reklamlardan elde ettiği gelirin 5.6 milyar doları aşması bekleniyor.

Google’ın, YouTube reklam gelirlerinden ne kadar para kazandığı tam olarak hesaplanamıyor. Çünkü Google dönemlik kazanç rakamlarını resmi olarak açıklamıyor. Ancak yakın zamanda konuyla ilgili düzenlenen bir araştırma, Google’ın YouTube reklamlarından ne kadar kazandığını hesaplamyı amaçlıyor.

Reklamlar, kullanıcılar, veriler ve benzer faktörlerin değerlendirildiği araştırmaya göre YouTube’un, 2013 yılında reklamlardan yaklaşık olarak 5.6 milyar dolar kazanç elde edeceği tahmin ediliyor. Ayrıca araştırma gösteriyor ki YouTube’un reklam gelirleri son birkaç yılda ciddi ölçüde artış göstermiş.

 

 

 

 

 

 

kaynak

Türkiye’de tüketici güven endeksi 80,7′ye geriledi

Tüketicilerin ne izlediklerini ve ne satın aldıklarını takip etmek üzere küresel bir bilgi ve içgörü sağlayıcısı olan Nielsen‘ın küresel tüketici güveni bulgularına göre, Türkiye tüketici güveni 2013′ün ikinci çeyreğinde, 2013′ün ilk çeyreğine kıyasla düşüş göstererek 80,7 seviyesinde kaldı.

2005 yılında başlatılan ‘Nielsen Global Tüketici Güveni ve Harcama Niyeti Araştırması’, 58 ülkede 29 binin üzerinde internet kullanan katılımcının tüketici güvenini, başlıca kaygılarını ve harcama niyetlerini takip ediyor. 100′lük referans çizgisinin üstündeki ve altındaki tüketici güven seviyeleri, iyimserlik ve kötümserlik derecelerini gösteriyor. Araştırmanın 13-31 Mayıs 2013 tarihleri arasında yürütülen son ayağında tüketici güveni, Nielsen tarafından ölçümlenen küresel pazarların %45′inde artış göstermiş. Nielsen bu artışın bir önceki çeyrekte ülkelerin %60′ında gözlemlendiğine dikkat çekiyor.

nielsen-tuketici-guven-endeksi-turkiye-2013-1

 

Araştırma, küresel anlamda bakıldığında artış yaşanırken, Türkiye tüketici güven endeksinin Q1 2013′e kıyasla düşüş sergilediğini gösteriyor. Cinsiyetler arası farka bakıldığında, erkeklerin kadınlara kıyasla göreceli olarak daha yüksek oranda güven sergiledikleri dikkat çekiyor. Tüketici güven endeksini oluşturan üç faktör olan ‘iş imkânları’, ‘bireyin finansal koşulları’ ve de ‘satın alma’ incelendiğinde bu üç faktörde de düşüş gözlenmekle birlikte; ‘iş imkânlarında’ 1, ‘bireyin finansal koşullarında’ 5 ve ‘satın almada’ 3 puanlık bir düşüş görülüyor. Nielsen kadınlarda özellikle ‘iş imkânları’ ve ‘bireyin finansal koşulları’ konusunda önümüzdeki 12 ayın daha kötü olacağına dair inancın fazla olduğunu söylüyor.

Türk tüketiciler harcamalarını kısmaya devam ettiler

Araştırma geçen seneye oranla Türk katılımcıların %67′sinin ev giderlerinde tasarruf etmek amacıyla harcama alışkanlıklarını değiştirdiğini gösteriyor.

Katılımcıların yaklaşık %55′i ev dışı harcamalarını kestiklerini, %54′ü yeni giysilere daha az para harcadıklarını, %53′ü daha uygun fiyatlı market markalarını seçtiklerini ve yarısı ise gaz ve elektrik tasarrufuna gittiklerini belirtiyorlar.

Atılan diğer önemli adımlar arasında; %41 telefon harcamalarında kesintiye gitme, %38 ev içindeki eşyaların değişiminin ertelenmesi, %37′si ise dışarıda yemek ve tatil harcamalarında kısma yer alıyor.

Katılımcıların %29′u ekonomik koşullarda iyileşme olsa bile, gaz ve elektrik tasarrufuna devam edeceklerini, %22′si ev dışı harcamalarında, %19′u ise telefon ve dışarıda yemek harcamalarında kesintiye devam edeceklerini belirtiyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak:http://www.mediacatonline.com/turkiyede-tuketici-guven-endeksi-807ye-geriledi/

 

Petrol Ürünlerine Alternatif

Ülkemizde bir ilke imza atılarak organik atıklardan yanmaz, yalıtımı güçlü ve su geçirmez malzeme üretildi.

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Orman Fakültesi’nde görevli araştırma ekibi önemli bir başarıya imza attı. Üniversite bünyesinde organik atık olan odun talaşı, buğday sapı, mısır sapı gibi ormansal atıkların suyu çıkartılarak ve bor maddesi kullanarak yeni bir ürün üretildi. Yanmaz, yalıtımı güçlü ve su geçilmez olan maddenin, yaklaşık 50 yıl ömür biçilen petrol ürünlerine alternatif olması bekleniyor.

Bina yalıtımı için uygun olduğu düşünülen organik ürünün yanma özelliği bulunmuyor. Yurt dışındaki benzerlerine göre yüzde 30-35 daha az maliyetli olan ürün, yalıtım ve ambalaj malzemesi olarak kullanılabilecek.

Günümüzde üretilen yalıtım malzemelerinin hammaddesi petrolden oluşuyor.Yanıcı olduğu için birçok konuda risk taşıyan söz konusu yalıtım malzemeleri doğaya da ciddi oranda zarar veriyor. Ülkemizde üretimi yapılan yeni malzemede ozon tabakasına zarar veren katkı maddeleri kullanılmıyor. Üründe organik atıklar kullanıldığı için doğaya zarar verilmiyor.

Üretilen madde üzerindeki araştırmalar sürüyor. Araştırma tamamlandıktan sonra madde, girişimcilerin talebi doğrultusunda arz edilecek.

Buna benzer bir ürünü dünya üzerinde 15 yıl önce sadece Japonlar üretebilmiş ve Amerika başta olmak üzere birçok ülkeye bu ürünü ihraç etmişti.

Kaynak:http://www.buyuyenturkiye.com/haber/odun-suyundan-gelen-mucize/

uretilen-madde-712x320