AB’den Türkiye’ye dev kaynak

AB_tr_en_colorTürkiye, AB’den “katılım öncesi” yardımlar almaya devam ediyor.

Türkiye ile Avrupa Komisyonu arasında katılım öncesi yardımın ikinci dönemine yönelik imzalanan çerçeve anlaşma kapsamında Türkiye’ye 2014-2020 döneminde 4,5 Milyar avro kaynak sağlanacak.

Avrupa Birliği (AB) Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Türkiye ile AB arasında tesis edilen mali işbirliği kapsamında Türkiye’nin faydalandığı Katılım Öncesi Yardım Aracı’nın (IPA) 2014-2020 yıllarından oluşan ikinci döneminde Türkiye’ye sağlanacak 4,5 milyar avroluk hibenin kullanımına ilişkin anlaşma imzalandı.

Açıklamada, IPA 2 çerçevesinde AB’nin Türkiye’ye yapacağı mali yardımın uygulanmasına ilişkin anlaşmayı, AB Bakanlığı Müsteşarı ve Ulusal IPA Koordinatörü Büyükelçi Rauf Engin Soysal’ın imzaladığı bildirildi.

Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle, 2007 yılından bu yana IPA çerçevesinde Türkiye’nin faydalandığı yardımların kullanımına 2014
-2020 döneminde de devam edilecek.

Türkiye’ye tahsis edilen 4,5 milyar avro kaynak, Avrupa Birliği’ne katılım sürecinde çevre, rekabetçilik ve yenilikçilik, ulaştırma, istihdam, sosyal politika ve insan kaynaklarının geliştirilmesi, enerji, içişleri, yargı ve temel haklar, sivil toplum ile tarım ve kırsal kalkınma alanlarında yer alan program ve projelerin finansmanında kullanılacak.

Kaynak

Microsoft, Nokia’yı satın alıyor

Microsoft mobil telefon bölümünü satın almak üzere Nokia ile ileri seviye görüşmelere başladı.
WSJ’nin haberine göre hızlı ilerleyen mobil cihaz piyasasında geride kalan Microsoft ve Nokia,arayı kapatmaya çalışıyor.

Nokia’dan bir sözcü, “Microsoft ile kökleri derine dayanan bir ortaklığımız var. Düzenli olarak görüşme olağan dışı değil” dedi.

Finlandiyalı şirketin ABD’deki borsa değeri 14 milyar doların üzerinde. Nokia ise geçen yıl 30.2 milyar Avro’luk gelirinin yarısını mobil telefon bölümünden kazandı.

Kaynak:http://www.borsagundem.com/haber/Microsoft-Nokia-yi-satin-aliyor/151624/

 

IMF, Türkiye ekonomisinin 2013 yılında ‘ivme kazanacağını’ tahmin ediyor

Türkiye ekonomisi, 2012’deki ihracat artışına rağmen yavaş bir büyüme seyri izledi.

IMF; dış talep, sermaye akışı ve avro bölgesindeki ılımlı iyileşmenin getireceği canlanma sayesinde Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 3,4, 2014’te ise yüzde 3,7 büyüyeceğini tahmin ediyor.

IMF’nin Nisan ayına ait Dünya Ekonomik Görünüm Raporu bu yöndeyken, Türkiye ekonomisinin 2012 yılı büyüme hızı, avro bölgesindeki kriz ve kredi artışını dizginlemeye yönelik kısıtlayıcı iç politikalar sebebiyle yüzde 2,2’ye düşerek, hükümetin ilk önce yüzde 4, 2012’nin ortalarına doğru yapılan revizyon sonucu ise yüzde 3 olarak belirlediği hedefin altında kalmıştı.

Türkiye ekonomisi, 2011 yılında tüketici kredilerindeki artışa ve ihracata bağlı olarak yüzde 8,8 gibi dikkat çekici bir büyüme rakamına ulaşarak en hızlı büyüyen ekonomiler arasında yer aldı.

SES Türkiye‘nin sorularını yanıtlayan ülkenin önde gelen sanayi şehirlerinden Denizli’nin Sanayi Odası Başkanı Müjdat Keçeci, “2012 büyümesi bizi hayal kırıklığına uğrattı. Türkiye yüzde 5’lerde büyüme potansiyeline sahip bir ülke. Nüfus oldukça genç ve dinamik,” dedi.

Hükümet, GSYİH büyümesinin düşük olmasının, avro bölgesi ve diğer gelişmiş ekonomilerdeki durgunluğa kıyasla “sağlıklı” olduğunu öne sürse de, Merkez Bankası politikalarını eleştiren isimlerden Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, ekonominin 2012 yılı performansını acı bir fren olarak nitelendirdi.

Çağlayan, verilerin duyurulmasının ardından yaptığı yazılı açıklamada, “Gönül isterdi ki, iç talep de büyümeye az da olsa katkı verseydi, 800 milyar doların üzerine çıkabilseydik… Onları da 2013 ve sonrasında yapacağız inşallah,” ifadelerini kullandı.

Daha önce ülke ekonomisinin lokomotifi olan güçlü iç talep, 2012’de yıllık bazda yüzde 0,7 daralırken, bu yavaşlama, maksatlı politikaların neticesi olarak gerçekleşti. 2012 yılı boyunca Merkez Bankası ve ekonominin yöneticileri, 2011’deki kredi artışı nedeniyle cari açıkta büyüme riski olduğunu vurguladı.

Tüketici kredilerindeki artış, 2011 yılında ihracat artışına ve buna bağlı olarak da endişe verici boyuttaki dış ticaret açığının büyümesine, cari açığın da yüzde 10’un üzerine çıkmasına yol açtı. Merkez Bankası’nın tepkisi ise, kredi artışına kısıtlama getirerek, 2011 yılında yüzde 35’e tırmanan yıllık artış hızını yüzde 15 ile sınırlamak şeklinde oldu. Netice itibarı ile 2012 yılı cari açık/GSYİH oranı yüzde 6,5’a indi.

IMF’nin tahmini, cari açığın 2013 yılında yüzde 6,8’e, 2014’te ise yüzde 7,3’e çıkacağı yönünde.

Olumlu taraftan bakılırsa, ihracat, iç talepteki gerilemenin yarattığı boşluğun doldurulmasında önemli rol oynadı. Geçtiğimiz yıl ithalat sabit kalırken, Avrupa dışı ülkelerdeki yeni pazarlar sayesinde yüzde 17,2’lik bir ihracat artışı kaydedildi. İhracatın GSYİH büyüme hızına net katkısı 3,4 puan olarak gerçekleşti.

İhracatçılar bu durumdan memnun.

İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı İsmail Gülle, SES Türkiye‘ye verdiği demeçte, “Merkeze ihracatın konduğu bir büyüme modeli oldukça doğru. Türkiye’nin ihracatı 2008 krizinden bu yana artarak devam ediyor,” şeklinde konuştu.

Bununla birlikte, avro bölgesi ekonomisindeki ciddi gerilemeler göz önüne alındığında, kimi uzmanlar, ihracatın pozitif katkısını sürdürülebilir görmüyor.

Garanti Yatırım ekonomistlerinden Gizem Öztok Altınsaç, bu yıl dış ticaretin net katkısının negatife döneceği inancında.

SES Türkiye‘ye konuşan Altınsaç, “Dış talebin ise son çeyrekte katkısı 2,9 puan. Bu katkı, içinde bulunduğumuz çeyrekte de pozitif olacaktır. Yılın geri kalanında ise dış talepten az da olsa negatif katkı hesaplıyoruz,” dedi.

http://turkey.setimes.com/tr/sections/economy