Veri Madenciliği ve Bilimsel Araştırma Süreci

Bugün sıklıkla duymaya başladığımız veri madenciliği ifadesi, genel itibariyle veri setlerinden anlamlı ve kullanışlı bilgiler elde etme süreci olarak tanımlanabilir. Bilgi teknolojileri ile küçülen dünyada, organizasyonlar veya bireyler için veri toplamak, yavaş yavaş önemli bir problem olmaktan çıkmakta ve esas problem toplanan verilerin depolanması ve analiz edilmesine evrilmektedir. Her bir alışveriş, attığımız her bir elektronik posta, hatta bastığımız her bir klavye tuşu ile büyük veri setlerinin oluşumuna bir katkı da biz sağlamaktayız. İşte oluşan bu veri yığınlarının analizi veri madenciliği araç ve teknikleri ile mümkün olmaktadır. Veri madenciliği araçlarının ve tekniklerinin yetenekleri; öngörüleme, sınıflama, tahmin etme, tanımlama, kümeleme ve veriler arası örüntüler yakalama olarak kabaca sıralanabilir. Bu yeteneklerin bazıları mevcut durumu ortaya koyan “Ne?” sorusuna cevap ararken, bazıları ise geleceğe yönelik açıklamalarda bulunmak için “Ne olacak” sorusuna yanıt aramaktadır. “Büyük veri” ve “veri madenciliği” kavramlarının tanımlamalarını ve bu kavramların günümüzde geldiği nokta ve içerdikleri anlamları bir başka yazıya bırakıp bu yazıda veri madenciliğinin bilimsel araştırma sürecine etkisi üzerinde durmak istiyorum.

Bir bilimsel araştırma süreci döngüsü, araştırmacının bir sorun hissetmesi ile başlayan ve sorununa bir çözüm getirmesi (veya getirememesi) ile biten döngüsel bir süreçtir. Bu süreç dahilinde araştırmacı kabaca; sorununu bir bilimsel araştırma problemi haline dönüştürür, araştırma hipotezleri kurar, veriler toplar, hipotezlerini sınamak için analizler yapar.

Veri madenciliği tekniklerini temel istatistiksel tekniklerden ayıran özeliklerden birisi de veri madenciliğinin veri kümeleri içerisinde bulunan gizli bilgileri ortaya çıkarmaya yönelik olmasıdır. Geleneksel istatistiksel metotlarla veri kümelerinden beklenmeyen bilgi çıkarımı mümkündür ancak veri madenciliği direk olarak veri kümesi içerisinde gizli ilişki, örüntü, birliktelikleri ortaya çıkarmaya yöneliktir. Bu haliyle bir veri madencisinin, bilimsel araştırma süreci klasik bir biçimde -bir sorun hissetmesi ile- başlamayabilir.  Onun için sorunun kendi zaten yığın halinde ortada duran büyük veri kümeleridir. Araştırma başında kurulacak hipotezlerde bazen anlamını yitirebilir (Tabi çok genel hipotez cümlelerinden bahsetmiyorum). Zira veri kümesi içinde gizli bilgileri ortaya çıkarmaya yönelik bir araştırmada bulunan sonuçlar daha önce hissedilmemiş ve dolayısıyla araştırma problemine dönüştürülememiş ve hipotez cümleleri oluşturulamamış bilgilerdir.

Sonuç olarak; veri madenciliği enstrümanlarının klasik araştırma süreci ezberini bozduğunu söylemek çok da yanlış olmaz.

NOT: Yazının başında kullanılan resim;  www.brainlesstales.com sitesinden alınmıştır. Orjinal resim için tıklayınız

Dijital reklamın önde gelen ülkeleri

IAB Avrupa’nın yıllık AdEx Benchmark Araştırması (Avrupa dijital reklam yatırımlarının durumunu ifade eden araştırma) IAB Avrupa’nın Barcelona’da düzenlediği Interact 2013 Konferansı’nda açıklandı.

AdEx Benchmark Araştırması’na göre dijital reklam; 2012 yılında %11.5 büyümeyle, tüm reklam sektörü içinde en iyi performansı gösteren mecra oldu. Avrupa’da devam eden makro ekonomik değişkenliğe rağmen, dijital reklamcılıkta çeşitlilik; bu yükselişe büyük katkı sağladı.

IAB Avrupa CEO’su Kimon Zorbas, yörüngenin olumlu olduğunu belirterek “2011’deki %15.3’lük ve 2012’de devam eden %11.5’lik büyüme ile sektörümüz Avrupa’daki genel gidişatın tersine bir özellik gösteriyor. Display reklamcılık; online display’in markalama mecrası olarak tanınırlık kazanması ve “big data” ekonomisinde patlamayla canlanmaya devam etti. “Big data”, online mecra aracılığıyla iletilen verimli metriklere dayanıyor.” diye ifade etti.

Medya kullanma modellerini takip eden, etkili dijital reklam harcamaları, bütün bu büyümenin temelini oluşturdu. 2012 yılında % 50.6 büyümeyle yaklaşık 661.9 milyon €’ya ulaşan online video reklamcılığına artan talepler, reklamverenler için önemli bir cazibe yarattı. Böylece Avrupa’da online video %12.9’a sıçrayarak, ilk defa çift basamaklı pazar payı elde etti.

Mobil reklamcılık da % 78.3’lük artışla toplamda 392 milyon € değere ulaşarak büyümesine devam etti. Bu rakamla mobil reklamcılık Avrupa’daki bütün online display yatırımlarının %5’ini oluşturuyor. IAB Avrupa AdEx Benchmark çalışması, dijital reklam pazarını 3 üst-seviye segmente ayırıyor: Display, Classified and Directories (ilan sayfaları reklam yatırımları) ve Paid for Search (ücretli sıralama yatırımları). Mobil cihaz kullanımları ve değişen tüketim alışkanlıkları, bu dijital reklam formatlarındaki büyümenin temelini oluşturuyor.

2012 yılında, Display Reklam pazarı, % 9.1 artışla 7.8 milyar €’ya ulaşarak benzer nitelikte bir büyüme yaşamıştı. Büyümedeki en büyük etken mobil ve online video olmuştu. Daha güvenilir hedef kitle metrikleri, daha iyi kampanya ölçümlemeleri, endüstri tarafından online reklam mecrasının satın alımının otomasyonu ve basitleştirmesi; pazarlamacıların dijitale olan güvenlerini arttırdı.

İlan sayfaları reklam yatırımları 2012 yılı market değeri 4.5 milyar €’ya ve bu artışta ilan sayfalarının basılı mecradan dijitale kaymasının büyük etkisi oldu. Sektörün giderek devam eden sağlamlaşması, ilan sayfaları sitelerinin değerini arttırarak bu mecraları reklamverenler için daha ilgi çekici hale getirdi. İskandinav ülkelerindeki İlan Sayfaları Reklam Yatırımlarının mevcut durumu Avrupa pazarının canlanmasında önemli rol oynadı. Bahsi geçen bölgedeki göze çarpan artış Danimarka’da % 20 , İsveç’te % 23.9 olarak görüldü.

Ücretli Sıralama Reklam Yatırımları, % 15.5 büyümeyle ve 11.9 milyar € pazar değerine ulaşarak benzeri bir artış yaşadı. Bu noktada Rusya’nın % 44.9 oranında büyümesi etkileyici bir faktör oldu. Bununla birlikte Avrupa’daki Almanya ve İngiltere gibi bazı büyük ve gelişmiş “Arama Pazarları”nın büyümeye devam etmesi “Arama Reklamları”nın artışına önemli katkıda bulundu. Küçük ölçekli reklamverenlerin reklam yatırımlarının artması ve akıllı telefon ve tabletlerin mobil arama özellikleri de bu ivmeye etki eden önemli destekçilerden oldu.

IHS Electronics and Media Reklam Araştırma Direktörü ve araştırmanın yazarı Daniel Knapp: “Avrupa’daki makro ekonomik durum 2012 yılında medya sektörü için zorlu bir yolu işaret ederken, dijital reklamcılık daha iyi bir harita çiziyor. Çalışmamız gösteriyor ki büyümeyi sağlayan sadece düşük temelden gelişen pazarlar değil. İskandinavya ve İngiltere gibi dijital ekonomileri gelişmiş ülkelerin çift haneli büyümeleri şunu gösteriyor ki; teknolojiye olan yatırımlar, geliştirilmiş ölçüm ve stratejiler, kazanç sağlamak için gittikçe artan mobil tüketimi, sürdürülebilir dijital reklamcılığı mümkün kılmaktadır.”

Bu yıl Rusya 5. sıradan 4.sıraya yükselerek İtalya’yla yer değiştirirken Top 10 listesi aynı kaldı. En büyük Pazar payı artışı % 34’le Rusya’ya ait olurken, Rusya’yı % 30.4 ile Türkiye takip etti.

Top 10 Sıralaması

1. İngiltere –6.6 milyar €
2. Almanya – 4.6 milyar €
3. Fransa – 2.8 milyar €
4. Rusya – 1.5 milyar €
5. İtalya – 1.4 milyar €
6. Hollanda – 1.2 milyar €
7. İspanya – 0.9 milyar €
8. İsveç – 0.8 milyar €
9. Norveç –0.6 milyar €
10. Danimarka – 0.6 milyar €

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak : http://www.ekofinans.com/dijital-reklamin-onde-gelen-ulkeleri-h26874.html