Çin: İmalat sektöründe büyüme sürüyor

Çin imalat sektöründeki ekonomik büyüme Temmuz ayında son iki yılın en yüksek rakamına ulaştı.

İstatistik bürosunun verilerine göre Haziran ayında yüzde 51 olan Satın Alma Yöneticisi Endeksi (PMI), Temmuz ayında yüzde 51,7’ye yükseldi. PMI, sanayi üretiminin durumunu gösteren en önemli ölçüm olarak kabul ediliyor. Bu endeksin 50’nin üzerinde olması büyüme anlamına geliyor. İstatistik bürosu verileri elde ederken genellikle büyük ölçekli fabrikaların üretim faaliyetlerini dikkate alıyor.

HSBC’nin geçen ay yaptığı PMI araştırması ise yüzde 52’lik bir büyümenin gerçekleştiğini gösterdi. Bu rakam Çin için son bir buçuk yılda en yüksek büyüme oranı demek. HSBC araştırmasını ülkedeki küçük ölçekli fabrikaların üretim faaliyetlerini inceleyerek ele alıyor.

Büyümeye devam mı?

İstatistik bürosu tarafından yayımlan PMI endeksi bir dizi olumlu verinin son halkasını oluşturuyor. Çin, bir yıl önceki Nisan-Haziran çeyreğine kıyasla ekonomide yüzde 7,5’lik bir büyüme yaşandığını belirtmişti. Bu bir önceki üç aylık çeyreğe kıyasla ise yüzde 7,4 büyümeye denk geliyor. Diğer veriler de son haftalarda üretim faaliyetlerinde, sabit varlık yatırımlarında ve perakende satışlarda sıçrama yaşandığını gösteriyor. Bu umut verici rakamlar Çin yönetiminin ekonomik büyümeyi güçlendirmek için attığı bir dizi adımı izliyor. Söz konusu adımlar küçük şirketler için vergi indirimi ve ülke genelinde demir yolu yapımına hız verilmesini içeriyor. Ayrıca Merkez Bankası tarım ve küçük ölçekli işletmelere kredi veren bankalara verdiği para miktarını artırdı. Bunu bir anlamda, bankaların munzam karşılık oranlarını düşürerek yaptı. Merkez Bankası, bankaları cesaretlendirici adımlar atarak ihratcatçılara teşvik verilmesini sağlayacaklarını da belirtti.

KAYNAK

ABD’de genişleyen ticaret açığı büyüme endişelerini artırıyor

ABD’de ihracat oranı Şubat ayında düşüş göstererek ilk çeyrekte ekonomiyi sınırlayan faktörler arasına bir yenisini ekledi.

ABD Ticaret Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada ihracatın yüzde 1.1 düştüğü ve 190.43 milyar dolara gerilediği belirtilirken, ithalat yüzde 0.4 arttı ve 232.73 milyar dolar oldu. Bunun sonucu olarak ülkenin ticaret açığı yüzde 7.7 artarak 42.3 milyar dolara yükseldi ve ekonomistlerin 38.6 milyar dolar olan tahminlerinin üzerine çıktı. Bu rakam Eylül ayından bu yana en geniş ticaret açığı olarak kayda geçti.

Şubat ayının düşüşünden önce Ocak ayında ihracat oranı yüzde 0.6 yükselmişti. Bu durum okyanus ötesi ekonomilerde geçtiğimiz yıl satışların artmasını ve dolayısıyla ihracatın artmasını sağlayan yükselişin kalıcı olmadığını ortaya çıkarıyor. Çin’de büyüme yavaşlarken, Avrupa kırılgan kalmaya devam ediyor ve ABD ihracatını da yavaşlatıyor.

Açıklanan bu raporun ardından zorlu kış şartlarından dolayı zaten düşük tutulan birinci çeyrek büyüme tahminlerinde aşağı yönlü revizeler yapılmasına neden oldu.

Macroeconomic Advisors büyüme tahminlerini birinci çeyrek için yüzde 1.4’ten yüzde 0.9’a düşürdü. Morgan Stanley MS -1.87% ise yüzde 1.5’ten yüzde 1.2’ye indirdi.Royal Bank of Scotland RBS.LN +0.44% ekonomistleri ise tahminlerini yüzde 1.2’den yüzde 0.6’ya indirdiler.

RBS ekonomisti Michelle Girard, “Milli gelir açısından baktığımızda birinci çeyrek için oldukça yumuşak rakamlar bekliyoruz” derken, olası bir negatif büyüme rakamını ihtimal dışı bırakmadı.

ABD ekonomisi yıllık bazda 4. çeyrekte yüzde 2.6 büyümüştü. Ekonomistler havanın da düzelmesiyle beraber ekonomik büyümenin 2. çeyrekte toparlanacağını tahmin ediyor.

Şubat ayının zayıf ithalat büyüme verileri ayrıca ABD’lilerin hala çok fazla harcama yapmadıklarına dair yeni bir kanıt olarak kayda geçti. Verilerin enflasyona uyarlanmasının ardından yerel talep daha da az görünüyor. Yakıt ve diğer ürünler üzerindeki etkiler çıkarıldığında ithalatın çok az düştüğü görülüyor.

Rapor ayrıca bazı parlak noktaları da öne çıkardı. Artan otomobil ve tüketici ürünleri ithalatı firmaların önümüzdeki günlerde tüketici talebinde bir artış beklentisi içerisine girdiğini gösteriyor.

Kaynak

Türkiye, 2013 Yılında Yüzde 4 Büyüdü

Türkiye ekonomisinin 2013 yılında yüzde 4.0 büyüdüğü açıklandı.

 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Türkiye‘nin 2013’te yüzde 4 büyüdüğünü açıkladı. 2013’ün son çeyreğinde büyüme yüzde 4,4 oldu. Beklenti yüzde 4  seviyesinde olması yönündeydi.

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sabit fiyatlarla GSYH bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,5 arttı.

TAKVİM ETKİSİNDEN ARINDIRILMIŞ RAKAMLAR

Takvim etkisinden arındırılmış sabit fiyatlarla GSYH 2013 yılı dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 4,7’lik artış gösterirken, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH değeri bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,5 arttı.

İmalat sanayi, 2013 yılında bir önceki yıla göre sabit fiyatlarla yüzde3,8’lik artışla 29,446 milyar lira, cari fiyatlarla yüzde 8,9’luk artışla 239,115 milyar lira oldu.

KİŞİ BAŞINA DÜŞEN MİLLİ GELİR 10 BİN DOLARI GEÇTİ 

Kişi başına düşen milli gelir 2013 yılında 10 bin 782 dolar oldu. 2012 yılında 10 bin 459 dolar seviyesindeydi.

TÜKETİM ARTTI 

Sabit fiyatlarla hanehalklarının nihai tüketim harcamaları 2013 yılında yüzde 4,6 artarken devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 5,9 arttı. Hanehalklarının nihai tüketim harcamaları 2013 yılında sabit fiyatlarla yüzde 4,6’lık artışla 82 milyar lirayı aştı, cari fiyatlarla yüzde 11,3’lük artışla 1, 2 trilyon liraya yaklaştı.

Devletin nihai tüketim harcamaları 2013 yılında sabit fiyatlarla yüzde 5,9’luk artışla 13,33 milyar lira, cari fiyatlarla yüzde 12’lik artışla 235,5 milyar lira oldu.

BEKLENTİYE PARALEL

Ekonomistler 2013 son çeyrek ve 2013 için yüzde 4 büyüme bekliyordu. 2014 büyüme tahminleri ise yüzde 2,4 seviyesindeydi

Kaynak

2.8 milyar euroluk köpük

Son 10 yılda 11 kez vergi artışına gidilen bira, her yıl devletin kasasına 2 milyar euro gelir, ekonomide de 874 milyon euroluk katma değer yarattı. Bira ve Malt Üreticileri Derneği adına Ernst Young Türkiye tarafından hazırlanan ‘Bira Sektörünün Türkiye Ekonomisine Katkısı’ konulu araştırmaya göre, devletin biranın üretim ve satışından elde ettiği gelir 2009’da 1 milyar 267 milyon euro iken, 2012’de bu rakam 2 milyar 63 milyon euroya çıktı. Bir başka deyişle 2009-2012 yılları arasında yüzde 62’lik artış yaşandı.

Aynı dönemde bira satışıyla yaratılan ekonomik katma değerdeki büyüme yüzde 14’le sınırlı kaldı. 2009’da 763 milyon euroluk büyüklük, 2012’de 874 milyon euroya çıktı. Araştırmaya göre, bira üretimi 2012’de yüzde 7.1 artarak 11 milyon hektolitreye yükseldi. İç tüketim de yüzde 8.4 büyüyerek 9.9 milyon hektolitreye çıktı. Ancak tüketim Avrupa ortalamasının gerisinde kaldı. 2012’de Türkiye’de kişi başı yıllık bira tüketimi 13.2 litre olarak gerçekleşti. AB’de bu oran 72.2 litre seviyesinde. Raporun bir diğer dikkat çekici noktası, biranın Türkiye’deki ÖTV oranları nedeniyle AB ortalamasının çok üzerinde vergilendirilmesi. Türkiye, Finlandiya’nın ardından Avrupa’nın en yüksek ikinci ÖTV vergisini uygulayan ülkesi unvanını aldı.

Son 10 yıllık dönemde 11 defa artırılan biranın ÖTV’si, kişi başı GSMH tutarı benzer seviyelerde olan ülkelerin ortalamasından 7 kat ve Avrupa’dan 3 kat daha yüksek hale geldi.

Halkın ekonomiye olan güveni hızla azalıyor

Mayıs 2013’ten Şubat 2014’e Tüketici Güven Endeksi yüzde 42 geriledi. Güvensizlik, özellikle 17 Aralık operasyonunun yaşandığı aydan sonra derinleşti. TÜİK Tüketici Güven Endeksi de hızla aşağı seyrediyor.
1214161820

Tüketicinin geleceğe ilişkin beklentilerini belirlemeye, güvenini, tüketme eğilimlerini ölçmeye yarayan beklenti anketleri, sokaktaki insanın içine kapanmaya başladığını, tüketmemeye ve temkinli davranmaya, bunu özellikle de TL’nin değer kaybının başladığı Mayıs 2013’ten itibaren yapmaya başladığını ortaya koyuyor. Mayıs 2013’te ABD-Fed’in para politikasını sıkılaştırma kararının yerel paralarda, dolayısıyla TL’de yol açtığı değer kaybı, tüketicinin geleceğe ilişkin güven duygusunu da olumsuz etkiledi. Güven bunalımının özellikle 17 Aralık yolsuzluk operasyonları sonrası derinleştiği anlaşılıyor.

17 ARALIK CNBC-e ekonomi kanalının her ay açıkladığı beklenti anketlerinin şubat ayına ilişkin olanı için ön bulgular açıklandı. Buna göre, şubat ayı tüketici güven ön endeksi ocak ayına göre yüzde 13 azaldı ve Kasım 2008’den bu yana en düşük değere düştü. Tüketim eğilimlerini öngörmeye yarayan endeks ise Şubat’ta üçte bir oranında, yani yüzde 33 geriledi. Tüketicinin kişisel finans durum beklentisindeki kötüleşmenin artmasıyla Tüketici Beklenti Endeksi de şubatta Ocak ayına göre yüzde 5,5 geriledi. Tüketicinin Mayıs 2013’te başlayan güven azalması, Fed kararlarının uygulanmasının ertelenmesi ve TL’nin değer kaybının durması ile ekim-kasım aylarında yeniden düzelmekle beraber, 17 Aralık operasyonları ile hızla artmış görünüyor. Mayıs 2013’ten Şubat 2014’e Tüketici Güven endeksi yüzde 42 azalmış görünürken bunun dörtte üçünün Aralık sonrası olması dikkat çekiyor. 18 Şubat tarihli Vatan’daki köşesinde Prof.Dr.Asaf Savaş Akat, endeksleri şöyle yorumladı; “CNBC-e tüketim endeksleri şubat sonuçları yayınlandı. İki aydır hepsinde sert düşüş var. Hatta biri küresel kriz döneminin bile altına indi. Kötü haberdir. Ekonominin ilk çeyrekte daralma ihtimali güçleniyor.”

TÜİK-OCAK 2014 Öte yandan, Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliği ile yürütülen Tüketici Eğilim Anketi sonuçlarından hesaplanan Tüketici Güven Endeksi ise 2014 Ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 3,5 oranında düşüş göstermişti. Aralık ayında 75 olan endeks Ocak ayında 72,4 değerine düşmüştü. TÜİK anketine göre hanelerin gelecek 12 aylık döneme ilişkin maddi durum beklentisi endeksi ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 1,2 oranında azaldı. Bu azalış, gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durumunun daha iyi olacağını bekleyenlerin oranının azalmasından kaynaklandı. TÜİK’in şubat bulguları, bu ay sonunda yayımlanacak.

Kaynak

Ekonominin genç lokomotiflerine ödül

Türkiye’nin parlak gençlerini keşfetmek ve girişimciliği teşvik etmek amacıyla Genç MÜSİAD tarafından ilki organize edilen Türkiye Genç Ekonomi Başarı Ödülleri (TÜRGEB) sahiplerini buldu. Yılın Genç Girişimcisi: Semih Çalışkan olurken, Yılın Genç Profesyonel Girişimcisi ise Halil Aydoğan seçildi. Genç MÜSİAD Özel Ödülü’ne ise Zeliha Kurt ve Reyhan Bayramoğlu layık görüldü.

Kaynak

Manisa’da çamaşır makinesi üretecek

İtalyan Indesit Company Türkiye ’deki 20. yılında ikinci fabrika yatırımını gerçekleştirdi. Yatırım maliyeti toplam 35 milyon euro olan ve yılda 1 milyon 400 bin adet çamaşır makinesi üretim kapasitesi olacak fabrika 750 kişiye istihdam sağlayacak. Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde 32 bin metrekare alana kurulan ve Indesit’in 1994’te üretime geçen soğutucu fabrikasına komşu inşa edilen fabrika 1 Ekim 2014’te üretime geçecek ve yıllık üretiminin yüzde 75’i Türkiye dışına ihraç edilecek. Fabrikanın Manisa’da düzenlenen açılış töreninde konuşan Indesit Company Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Marco Milani, son fabrika ile birlikte 20 yılda Türkiye’deki toplam yatırımlarının 150 milyon euroya ulaştığını açıkladı. Indesit Company’nin İtalya, Portekiz, Rusya, İngiltere ve Ukrayna’da üretim ve satış rakamları ile liderliği kovaladığını anlatan Milani, Türkiye’deki yatırım süreçleri ile ilgili şu yorumu yaptı: “Türkiye, bir çok global marka için olduğu gibi bizim için de önemli bir başarı hikayesinin adresi oldu. Türkiye’deki yatırımlarımız nedeniyle başarılı ve kararlı ekonomi politikalarının olumlu sonuçlarından yararlanıyoruz. Türkiye, stratejik konumu, istikrarlı ekonomisi, genç nüfusu ve dinamik iş gücü gibi avantajlarının yanı sıra son dönem imza attığı ekonomik başarılarla da Indesit Company için faaliyet gösterdiği coğrafyada en önemli ülkelerden biri haline geldi. Türkiye’deki pazar payımız yüzde 9’a ulaştı. 320 satış noktamız var ve istihdamımız bin kişiye ulaştı.”

Yüzde 80’i ihracata
3 milyonluk üretim ile bin 750 kişilik istihdam hedeflediklerini anlatan Milani, “Türkiye’de inanılmaz başarılar yakaladık ve Türkiye Indesit için öncelikli bir konumda. Önümüzdeki 10 yıl içinde yatırımların devam edeceğini söyledi. Milani, beklentileri ile ilgili ise şöyle konuştu: “Bizim Türkiye’de yaptığımız yatırımlar Türkiye ile ilgili değil. Bunun yüzde 80’i ihraç edilecek. Hiçbir şekilde büyümede bir değişiklik beklemiyoruz ne Türkiye ne de Avrupa için küçülme söz konusu değil. Avrupa’nın kötü yılları krizli yılları geçti.”

Kaynak

Avrupa’ya yerli ‘oksijen’

Vodafone Türkiye çatısı altında Ar-Ge faaliyetlerini sürdüren ‘Oksijen’, Silikon Vadisi’ndeki Kuluçka Merkezi ’ndeki Vodafone xone ile geliştirdiği servisleri ihraç ediyor. Barselona’da düzenlenen Mobil Dünya Kongresi’nde Vodafone Türkiye’nin paylaştığı bilgilere göre Oksijen’in geliştirdiği mobil servislerden ‘MyXone’ İspanya’da, ‘DriveXone’ ve ‘FindXone’ İtalya’da ‘Mobil Araç Seçme Servisi’ (MAS) ise İngiltere’de kullanılmaya başlandı. Şirketin geliştirdiği ‘MyXone’ sanal kişisel asistan olarak kullanıcıların ilgi alanlarına yönelik içerik sağlıyor.

Kaynak

G-20’de enflasyon gerilemeye devam ediyor

Bazı büyük gelişen ekonomilerde enflasyon oranlarının gerilemesi nedeniyle dünyanın en büyük ekonomilerinde tüketici fiyatları Ocak ayında da ikinci ay arka arkaya olmak üzere geriledi.

Enflasyonun düşük olması, söz konusu gelişmiş ülkelerdeki merkez bankası yetkililerini endişelendirecek. Euro Bölgesi’nde de yıllık enflasyon yüzde 0,8 ile AMB’nin yüzde 2,0 olan hedefinin oldukça altında.

AMB Yönetim Konseyi Perşembe günü yapılacak toplantıda büyümeyi desteklemek için daha fazla canlandırma tedbiri alınması için baskı ile karşılaşacak.

OECD, Aralık ayında yüzde 1,6 olan 34 üyeli grupta yıllık enflasyonun yüzde 1,7’ye yükseldiğini, G20 ülkelerinde ise yüzde 2,9’dan yüzde 2,6’ya gerilediğini açıkladı.

Küresel fiyat artışlarındaki zayıflık; Hindistan, Endonezya, Rusya ve Brezilya’da yıllık enflasyon oranının düşmesinin bir sonucu. Enflasyon Çin’de istikrarını korurken Güney Afrika’da ise yükseldi.

Enflasyon düşük olduğunda şirketler, hane halkı ve hatta hükümetler bile borç yüklerini azaltmakta zorlanıyor ki bu da Euro Bölgesi’nin yüksek miktarda borca sahip ülkeleri için büyük bir sorun demek. Ayrıca kar marjlarının düştüğünü gören şirketlerin yatırım ve işe alım yapma konularındaki isteği de azalabilir.

Fiyatların düşmeye başlamasının bir etkisi de tüketicilerin fiyatların daha da gerileyeceği beklentilerine girmeleri ki bu da ekonomik aktiviteyi zayıflatarak deflasyonist baskıları artırabilir. Japonya’nın uzun süren deflasyon döngüsünden kurtulmakta ne kadar zorlandığını bilen diğer ülkelerdeki merkez bankaları benzer bir sorun yaşamaktan kaçınmaya çalışıyor.

Eurostat tarafından açıklanan diğer veriler de fiyatlardaki düşüşün 2009’un sonundan bu yana kaydedilen en hızlı seviyeye tırmandığını gösterdi. IMF Başkanı Christine Lagarde’ın İspanya’da yaptığı konuşmada AMB’nin daha fazla genişleme yanlısı politikalar benimsemesi gerektiğine yönelik uyarıları da merkez bankasının üzerindeki baskıları artıracaktır.

PNC Bank uluslararası piyasalardan sorumlu üst düzey ekonomisti Bill Adams konu hakkında, “Euro Bölgesi’ndeki enflasyon baskıları yavaş bir şekilde zayıflıyor ancak henüz AMB’yi faiz indirimine gitmeye itecek kadar değil,” diye konuştu.

Euro Bölgesi, Avrupa’nın düşük enflasyon problemi ile yüz yüze olan tek bölümü değil. İsveç’te fiyatlar Ocak ayında yüzde 0,2 geriledi. Çek Cumhuriyeti’nde yüzde 0,2 iken Polonya’da da yalnızca yüzde 0,6.

Kaynak

Cari açık bütün beklentileri aştı, 65 milyar dolara ulaştı

Cari açık, geçtiğimiz yılın aralık ayında beklentilerin üzerinde gerçekleşerek 8.32 milyar dolar oldu ve böylelikle Mart 2011’den bu yana en yüksek seviye görüldü. 2013’ün tamamındaki cari açık ise 65 milyar dolar…

Dış ticaret açığında yıl boyunca devam eden artış ve Aralık’ta hizmetler ve gelir kalemindeki zayıflığın etkisiyle cari açık geçen yılın son ayında beklentilerin üzerinde 8.32 milyar dolar olurken, 2013’ün tamamında ise 65 milyar dolar ile OVP hedeflerinin üzerinde gerçekleşti.

Cari açığın Aralık ayında 7.6 milyar dolar olması bekleniyordu. Merkez Bankası, 2013 yılı için dış ticaret açığının 14.5 milyar dolar artarak 79.8 milyar dolara ve gelir dengesi açığının 2.3 milyar dolar artarak 9.45 milyar dolarına yükselmesinin, cari işlemler açığının bir önceki yıla göre artmasında etkili olduğunu açıkladı.

Hükümetin 2013 yılı Ekim ayında açıkladığı Orta Vadeli Program’a (OVP) göre cari açığın 2013’te GSYH’nin yüzde 7.1’ine denk gelen 58.8 milyar dolar olması öngörülüyordu.

Bankacılar, cari açığın GSYH’ye oranının geçen yılı yüzde 8’in hafif altında tamamlamış olabileceğini belirttiler.

Cari açığın Aralık ayında beklentilerin üzerinde gelmesinde, gelir dengesinin yedi ayın en yüksek açığını vermesinin etkili olduğu belirten Odeabank yayınladığı notta, “Aralık ayı verisi ile birlikte önceki aylara ilişkin cari açıkta toplamda 0.7 milyar dolar artıcı yönde revizyon yapıldı. 11.8 milyar dolarlık rekor net altın ithalatı dışlandığında ise, cari açık yüzde 1.8 düşerek 53.2 milyar dolara gerilerken, ekonomi de yüzde 4 civarında büyümeyi başardı” dedi.

“Önümüzdeki dönemde altın ithalatı ve petrol fiyatlarının seyri dış ticaret açığında riskleri canlı tutsa da, para politikasındaki son sıkılaştırma ve makroihtiyati tedbirlerin etkisi ile aşağı yönlü riskler arttı. Altın ithalatının yavaşlayacağı varsayımı altında, 2014 yılı için cari açık tahminimiz 49.5 milyar dolar (GSYH’nin yüzde 6’sı) iken, süregelen belirsizlikler nedeniyle risklerin aşağı yönlü olduğunu düşünüyoruz. Bu çerçevede Aralık ayındaki cari açık yakın geleceğin en yüksek aylık açığı olacağını düşünüyoruz.”

Dış ticaret açığı 2013 yılını 16 milyar doların üzerindeki altın ithalatının etkisiyle 2012 yılına göre yüzde 18.7 artışla, OVP hedefinin de hafif üzerinde, 99.78 milyar dolar ile tamamlamıştı. Ekonomistler, Aralık ayında ithalatta yaşanan sert artışta, gerek kurdaki artış gerek bazı sektörlerde yeni yıl ile birlikte taksitlere getirilecek sınırların da etkisiyle talebin erkene çekilmesinin etkili olduğunu belirtmişlerdi. Cari açık 2012 yılının Aralık ayında 4.86 milyar dolar, yılın tamamında ise 48.5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmişti.

Merkez Bankası verilerine göre 2013 yılı cari işlemler açığı, bir önceki yıla göre 16.5 milyar dolar arttı. Parasal olmayan altın hariç cari işlemler açığı ise 983 milyon dolar azalarak 53.2 milyar dolara geriledi.

Bu verilere göre 2013’ün tamamında yurtdışı yerleşiklerin yurt içinde yaptıkları net yatırımlar, Aralık ayındaki 1.93 milyar dolar net girişe rağmen, bir önceki yıla göre 538 milyon dolar azalarak 12.69 milyar dolara geriledi.

Dolar/TL cari açık verisi ardından ilk tepki olarak 2.1950’den 2.1990’a kadar yükseldikten sonra saat 10.49’da 2.1968 seviyesinden işlem görüyordu.

Kaynak