AB’den Türkiye’ye dev kaynak

AB_tr_en_colorTürkiye, AB’den “katılım öncesi” yardımlar almaya devam ediyor.

Türkiye ile Avrupa Komisyonu arasında katılım öncesi yardımın ikinci dönemine yönelik imzalanan çerçeve anlaşma kapsamında Türkiye’ye 2014-2020 döneminde 4,5 Milyar avro kaynak sağlanacak.

Avrupa Birliği (AB) Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Türkiye ile AB arasında tesis edilen mali işbirliği kapsamında Türkiye’nin faydalandığı Katılım Öncesi Yardım Aracı’nın (IPA) 2014-2020 yıllarından oluşan ikinci döneminde Türkiye’ye sağlanacak 4,5 milyar avroluk hibenin kullanımına ilişkin anlaşma imzalandı.

Açıklamada, IPA 2 çerçevesinde AB’nin Türkiye’ye yapacağı mali yardımın uygulanmasına ilişkin anlaşmayı, AB Bakanlığı Müsteşarı ve Ulusal IPA Koordinatörü Büyükelçi Rauf Engin Soysal’ın imzaladığı bildirildi.

Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle, 2007 yılından bu yana IPA çerçevesinde Türkiye’nin faydalandığı yardımların kullanımına 2014
-2020 döneminde de devam edilecek.

Türkiye’ye tahsis edilen 4,5 milyar avro kaynak, Avrupa Birliği’ne katılım sürecinde çevre, rekabetçilik ve yenilikçilik, ulaştırma, istihdam, sosyal politika ve insan kaynaklarının geliştirilmesi, enerji, içişleri, yargı ve temel haklar, sivil toplum ile tarım ve kırsal kalkınma alanlarında yer alan program ve projelerin finansmanında kullanılacak.

Kaynak

AB’nin Enerjisi Türklerden Sorulacak

Rusya’nın inşa etmeyi planladığı Güney Akım projesi tehlikeye girdi. Avrupa Birliği’nin artık tek umudu TANAP’ın ev sahibi Türkiye.
Rusya ve Ukrayna arasındaki gerginlik sürerken, Avrupa Birliği (Ab) üyesi ülkelerin neredeyse tamamı doğalgaz ve petrol ihtiyacının yüzde 100’ünüRusya’dan karşılıyor. Rusya’nın vanaları kapatması demek bu ülkelerdeki ekonomik aktiviteyi durduracağı gibi insani olarak da bu ülkelere büyük zarar verecek.İşte bu yüzden Ab dikkatli adımlar atmak zorunda.

AVRUPA’DA İŞLER DEĞİŞTİ

Ab’nin, enerji güvenliği kapsamında uygulamaya almaya hazırlandığı projelerden biri de Güney Akım’dı. Karadeniz’in altından geçerekUkrayna’yı by-pass edecek boru hattı için gerekli onayı alan Ruslar inşaata önümüzdeki ay başlamayı planlıyordu. Fakat Avrupa’da işler değişti…

AVRUPA’NIN TEK UMUDU TANAP OLACAK

Son olarak Avrupa’da siyasi gelişmelerin boru hattı görüşmelerini olumsuz etkilediği belirtiliyor. Avrupa Komisyonu’nun Enerjiden Sorumlu Üyesi Günther Oettinger, “Gazprom’a ayrıcalık tanımak önceliklerim arasında değil” ifadesini kullandı. Rusya ve Ukrayra arasındaki gerginliğin Avrupa’ya yansımaması için geliştirilen bu projenin tehlikeye girmesiyle birlikteAvrupa’nın tek umudu TANAP olacak.

TÜRKİYE ENERJİDE BÖLGENİN KALBİ OLACAK

Projenin neredeyse tamamı Türk topraklarından geçeceği için Türkiyeenerjide bölgenin kalbi olacak. Hem boru hattından kendisi için gerekli gazı alacak hem de transit ücretle kasasını dolduracak.

Rusya ve Ukrayna arasındaki gerginlik sürerken, Avrupa Birliği (Ab) üyesi ülkelerin neredeyse tamamı doğalgaz ve petrol ihtiyacının yüzde 100’ünüRusya‘dan karşılıyor. Rusya‘nın vanaları kapatması demek bu ülkelerdeki ekonomik aktiviteyi durduracağı gibi insani olarak da bu ülkelere büyük zarar verecek.İşte bu yüzden Ab dikkatli adımlar atmak zorunda.

AVRUPA’DA İŞLER DEĞİŞTİ

Ab‘nin, enerji güvenliği kapsamında uygulamaya almaya hazırlandığı projelerden biri de Güney Akım’dı. Karadeniz‘in altından geçerekUkrayna‘yı by-pass edecek boru hattı için gerekli onayı alan Ruslar inşaata önümüzdeki ay başlamayı planlıyordu. Fakat Avrupa‘da işler değişti…

AVRUPA’NIN TEK UMUDU TANAP OLACAK

Son olarak Avrupa‘da siyasi gelişmelerin boru hattı görüşmelerini olumsuz etkilediği belirtiliyor. Avrupa Komisyonu’nun Enerjiden Sorumlu Üyesi Günther Oettinger, “Gazprom’a ayrıcalık tanımak önceliklerim arasında değil” ifadesini kullandı. Rusya ve Ukrayra arasındaki gerginliğin Avrupa‘ya yansımaması için geliştirilen bu projenin tehlikeye girmesiyle birlikteAvrupa‘nın tek umudu TANAP olacak.

TÜRKİYE ENERJİDE BÖLGENİN KALBİ OLACAK

Projenin neredeyse tamamı Türk topraklarından geçeceği için Türkiyeenerjide bölgenin kalbi olacak. Hem boru hattından kendisi için gerekli gazı alacak hem de transit ücretle kasasını dolduracak.

İLK GAZ 2018’DE AKACAK

TANAP, 2018 yılından itibaren başlangıçta yıllık 16 milyar metreküp gaz taşımaya başlayacak. Türkiye hattan 6 milyar metreküplük doğalgazı aldıktan sonra kalan 10 milyar metreküp Avrupa’ya iletilecek. Hattın ikinci etabı tamamlandığında 31 milyar metreküplük yıllık kapasiteye ulaşması bekleniyor Türkiye bölümünün yaklaşık 1,830 km olması beklenen TANAP boru hattı 20 ilden geçecek.

KUZEY Irak’TAN DA MÜJDE YAKIN

TANAP, Türkiye için tarihi bir proje. Fakat Türkiye’nin enerji alanındaki önemini ortaya koyan diğer bir gelişme de Kuzey Irak’ta yaşanıyor. KuzeyIrak petrolünün Ceyhan üzerinden dünyaya açılması konusunda artık Erbil ve Bağdat arasındaki görüşmelerde sona gelindi.

Kaynak

 

Borsa’nın yeni KALBİ

Borsa İstanbul’un yapımı devam eden yeni veri merkezi için İbrahim Turhan, “Akıllı bina ile en üst düzey teknolojiyi birleştirdik. Burası Borsa İstanbul’un yanı sıraçevre borsaların da veri merkezi olarak kullanılabilecek” dedi

Geçen yıl başlattığı Türkiye ’deki tüm borsaları bünyesinde toplama operasyonunu tamamladıktan sonra bölgesel bir güç olma hedefiyle dünyanın en büyük borsa kuruluşlarından Nasdaq’la ortaklık yapan Borsa İstanbul (BİST), bir yandan yeni uluslararası işbirlikleri için görüşmelerini yürütürken, bir yandan da teknolojik altyapısını son hızla güçlendiriyor. Nasdaq’la olan ortaklık kapsamında dünyanın en hızlı işlem platformunu da yakında sistemine entegre edecek olan BİST’in, İstinye’deki merkezi binasında yapımı süren yeni veri merkezi, hem çevre borsalara hizmet verebilecek kapasitede hem de, zaman zaman yaşanan teknik arızaları minimuma indirecek şekilde tasarlandı. Bu yılın ilk işlem gününde yaşanan küçük bir arızanın ardından, 9 Ocak’ta yaşanan son teknik arızada seansa 3.5 saate yakın bir süre ara verilmesi, borsanın teknik altyapısının yetersizliğinden, sistemi iyi bilen teknik personelin emekli edilmesine kadar pek çok iddianın dillendirilmesine neden oldu. Oysa aynı günlerde Borsa İstanbul’un İstinye’deki merkezinde, söz konusu arızaların giderilmesi çabalarının yanında, tüm bu arızaları minimuma indirecek yeni ‘Veri Merkezi’nin de hummalı çalışmaları sürüyordu.
Haziran 2014’te devrede
‘Borsanın yeni kalbi’ olarak nitelenen yeni teknoloji üssü Haziran 2014’te devreye almayı hedefliyor. En ileri düzeyde inşaat teknikleriyle yapılan yeni veri merkezi binası mevcut borsa binasının hemen yanı başında. Merkezi binaya yer altından bağlanan Veri Merkezi, toplamda 500 metrekare alan üzerine kuruluyor. 6 ay gibi rekor bir sürede inşa edilen veri merkezinin bu hafta fonksiyonel testlerinin de tamamlanması planlanıyor.
Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü İbrahim Turhan “Bu veri merkezinde akıllı bina ile en ileri bilişim teknolojisini bir araya getirdik” diyerek kapasitesinin BİST’in yanı sıra yakın çevredeki borsalara da hizmet vermeye yeterli olduğunu, hatta Türkiye’deki bazı büyük bankaların verilerinin de burada saklanabileceğini söyledi. Yeni veri merkezinin devreye girmesiyle birlikte teknik arıza yaşanması ihtimali tam olarak ortadan kalkmayacak ancak yüzde 99.99 arızaların önüne geçilecek.
Bilim kurgu filmi gibi
Turhan, mevcut kullanılan sistemin 1993’te kurulduğunu güncellemelerle bugünlere gelindiğini söyledi. İki merkez arasındaki teknolojik fark hemen göze çarpıyor. Yeni merkez adeta bir bilim-kurgu filminin setini andırırken, mevcut merkez bir bankanın ya da büyük bir şirketin bilgi-işlem merkezi gibi. Bu duyguyu yaratan en büyük faktör ise, borsalar açısından en önemli veri olan işlem emirlerinin saklandığı ‘kabinetler’. Yeni merkezde toplam 170 kabinet var ve bunlara fiziksel olarak ulaşmak mümkün değil. Hepsi farklı dijital anahtarlarla açılan ayrı ayrı dolapların içinde. Mevcut sistemde ise toplamda 40 kabinet var. Yani yeni merkez açıldığında kapasite en az 4 kat artacak. Bu da işlem hızının da aynı oranda artması anlamına geliyor.
Merkezin özellikleri
Tam zamanlı devrede olan free-cooling sistemi Türkiye’de ilk defa kuruldu. Böylece; dış havadan yararlanarak sistemlere giden suyun ön soğutma veya tam soğutmasının yapılması sağlandı.
Tüm fonksiyonlarıyla (soğutma, ısıtma, enerji izleme, aydınlatma, güvenlik (kartlı geçiş, kameralar, saldırı tespit sistemi), sıvı tespit sistemi, yangın algılama, DCIM) entegre ve tek noktadan en kapsamlı çalışan yönetim sistemi.
60 dakika yangına dayanıklı cam duvar sistemi bu ebatta ilk defa bir veri merkezinde uygulandı.
Mevcut bir bina içerisinde yapılan veri merkezinde 11 adet kolonda deprem güçlendirme yapıldı.
Şu anda endüstri standartı olan en yüksek hızlarda (40G on-board, 100G ready) veri iletişimine uygun altyapı.

Yangın ve depreme en üst düzey koruma

Dışarıdan sıradan bir deponun girişini andıran veri merkezinin içine girer girmez ilk dikkatinizi çeken, büyük bir oda dolusu devasa boyutlardaki yangın tüpleri. Veri merkezi yangın ve depreme karşı son derece ileri bir teknikle korunmuş. İçeride toplam 1500 sensor yangın veya farklı bir tehlikeyi algılamaya odaklanmış durumda. Binanın ısıtma ve soğutma sistemi ve kabloların dolaşımı mevcut yapılardan farklı olarak tasarlanmış. Bu tarz önemli veri merkezlerinde olduğu gibi, kablo trafiği için tavana ayrı bir sistem yapılırken, havalandırması için de mevcut havanın temizlenip yeniden içire verilmesi yerine dışarıdaki havanın kullanılmasını sağlayan bir sistem kurulmuş.
140 kişilik teknik ekip

Borsa İstanbul bünyesinde hali hazırda 140 kişinin bilgi işlem servisinde görev aldığını kaydeden İbrahim Turhan, “Bunların 80’i yazılımcı. Bilgi-İşlemdeki arkadaşlarımızın arasında 20 yılı aşkın bir süredir bu görevde olan ve şu anda yöneticilik yapan arkadaşlarımız var. Merkez Bankası’nın bilgi-işlemi sayıca bizden büyük. Onlarda 240 kişi var ve 150 kişisi yazılımcı. Daha önce Borsamızın bilgi-işleminde 60 kişi görevliydi ve bunların 15’i yazılımcıydı” diye konuştu.
Fonksiyonel testler bu hafta bitecek
Haziran-Temmuz gibi devreye almayı planladıkları yeni veri merkezinin fonksiyonel testlerinin bir aksilik olmazsa bu hafta tamamlanacağını kaydeden Turhan, “Ardından Veri Merkezi kullanıma hazır olacak. Öncelikle network ekipmanları konulup konfigüre edilecek. Tahminen tahminen 2 ay sürer. Ardından sunucu sistemlerimiz taşınacak, o da tahminen 2 ayda biter. Haziran- temmuz gibi taşınmayı hedefliyoruz” dedi.

Kaynak

Alstom, enerjisini Türkiye’ye verecek

Türkiye’deki birçok altyapı projesinde imzası bulunan Fransız sanayi devi Alstom, enerjideki portföyüne bir yenisini daha ekledi. Şirket, Delta Yatırım Holding’in iştiraki Deltom’a ortak oluyor

Türkiye’ nin 2023 yılı planlarında enerjideki kurulu gücünü şu andaki 61 bin megawatt (MW) seviyesinden 100 bin MW’a ulaştırma hedefi, yabancı şirketlerin de ilgisini çekiyor. Özellikle Fransız şirketleri, nükleerden rüzgâra, hidroelektrikten güneşe kadar birçok alanda rekabete sahne olan enerji sektöründe ağırlığını artırıyor. 

DELTOM’A ORTAK OLUYOR 

Dünya genelinde yaptığı altyapı yatırımlarıyla dikkat çeken Fransa’nın en büyük sanayi şirketlerinden Alstom, enerjisini Türkiye’ye verecek. Son olarak Marmaray projesinde de imzası bulunan şirket, İstanbul merkezli Deltom için masaya oturdu. Fransız dev, Delta Yatırım Holding’in şirketi Deltom Jeotermal Analiz Enerji Üretim’in yüzde 30’unu satın alıyor. Fransız şirketi satın alma işlemini ise iştirakleri Alstom Power ve Alstom Renewable Holding aracılığıyla gerçekleştirecek. 

ENERJİNİN YÜZDE 50’SİNDE VAR 
1928’de kurulan Alstom, Türkiye’de birçok enerji projesine imza attı. İlk kez 1950’de Türkiye pazarına giren şirketin, özellikle demiryolu altyapısı ve enerji alanlarında yatırımları bulunuyor. Fransız şirketi, Türkiye’nin kurulu elektrik üretim kapasitesinin yüzde 50’sini karşılayan projelerde hem aktif olarak yer alıyor hem de tedarik sağlıyor. Alstom’un Türkiye portföyünde, bin 185 MW’lık Hamitabat doğalgaz çevrim santralının yanı sıra Keban, Karakaya, Atatürk barajları da yer alıyor.

YILLIK CİROSU 21 MİLYAR EURO
Dünya genelinde 93 bin kişiye istihdam sağlayan Alstom’un Türkiye’de beş satış ofisi, bin 200 çalışanı var. Şirketin Gebze’deki 54 bin metrekarelik güç transformatörü tesisinde üretimi sürüyor. Küresel cirosu 21 milyar euroya ulaşan Alstom’un hisseleri Londra, New York ve Paris borsalarında işlem görüyor.

Kaynak

Bor madeninden kurşun geçirmez zırh

Bor madeni, enerji, sağlık, gıda, otomotiv ve kozmetik sektörlerinden sonra savunma sanayinde de kullanılacak.

Bor madenini nanoteknolojiyle işleyerek çeşitli sektörlerde kullanan FHM Nanoteknoloji Akademisi Genel Müdürü Mehmet Can Arvas, Türkiye’nin bor madeni rezervlerinin büyük bir çoğunluğuna sahip olduğunu söyledi.

Nano kompozit ve yerli kaynakları kullanarak bor madeninden son olarak alüminyum zırh elde ettilerini belirten Arvas, ürünün çelikten 3 kat daha hafif olduğunu vurguladı.

Arvas, alüminyum zırhın, savunma sanayisine yönelik çelik yelekler, zırhlı personel taşıyıcılar, para nakil araçları, çelik miğferler, karakol gibi yüksek korumalı binalar ve otomobillerin dış kısımlarında kullanılabileceğini bildirdi.

-Ülkeye büyük katma değer sağlayacak

Bor madeninin, savunma sanayisinde de kullanılmasının ülkeye büyük katma değer sağlayacağını ifade eden Arvas, aynı zamanda uluslararası platformlarda Türk teknolojisine olan güvenin de tescilleneceğini anlattı.

Arvas, bor madenini 5 ila 50 nanometre arasında üretilmesinin devrim sayılacak bir çalışma olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:

“Nano bor malzemeler, doğal ve katkısız özellikleri nedeniyle çok farklı sektörde kullanılır. Alüminyum zırh, dünya çapında bir yeniliktir, çelik konstrüksiyonun yerine geçebilir. Çelik yeleklerde kullanıldığında, yakın mesafalerde (5-10 metre) kurşun, alüminyum zırhı delip, karşı tarafa geçemiyor. Zırhlı otomobillerde kullanıldığında da hafifliği nedeniyle daha az yakıt tüketiyor, lastik aşınmasını azaltıyor, aracın hız ve performansını artırıyor. Karakol ve dış bina korumaları konusunda ise yüksek güvenlik imkanı sunuyor.”

-Yurt dışından 100 milyon dolarlık talep

Nanoteknolojiyle elde edilen borlu alüminyum kompozit zırhın, hafifliği, çelikten ucuz olması, rahat işlenmesi gibi avantajlarının bulunduğuna işaret eden Arvas, yurt dışından yaklaşık 100 milyon dolarlık sipariş aldıklarını bildirdi.

Arvas, talepleri karşılamak amacıyla bazı yerli gruplarla yatırım işbirliği için görüşmelerin sürdüğünü anlattı.

-Türk iş adamlarına sitem

Türk işadamlarını yeterli ve doğru Ar-Ge yatırımı yapmadıkları konusunda eleştiren Arvas, “Gelişmiş ülkeler, inovasyon ve Ar-Ge çalışmalarına büyük kaynak ayırıyor. Türkiye’de ise işadamları devletten destek almadan hiçbir üretime sıcak bakmıyor. Sadece yabancı ülkelerden alınan distribütörlüklerle çalışmalarını sürdürüyorlar. Distribütörlükler alınarak değil, verilerek kalkınma sağlanır” değerlendirmesine bulundu.

 

 

 

 

 

 

Kaynak

Kandil Barajı elektrik üretimine başlıyor

Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinden doğan, 509 kilometrelik yolculuğunun ardından Akdeniz’e dökülen Ceyhan Nehri üzerinde 4 enerji üretim tesisi bulunuyor. 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı İzin Heyeti Başkanı Kemal Alakuş, Kandil Barajı’ndaki incelemelerinde yaptığı bilgilendirmede, tesis için son testleri yaptıklarını söyledi.

EnerjiSA’nın yaptığı hidroelektrik santralinin son kabulünü yapmak üzere heyet olarak tesise geldiklerini belirten Alakuş, şunları kaydetti:

“Tesis son aşamaya gelmiş durumda. Bir haftadır inceleme yapıyoruz. Tesis için gerekli son testlerimizi yaptık. Diğer ilgili kurumdan arkadaşlarda burada. Bununla beraber testleri yaptıktan sonra tesisimizi işletmeye açacağız.”

Ceyhan’ın “bereketli” bir nehir olduğunu dile getiren Alakuş, Çukurova’yı besleyen ve bölgeye de hizmet verdiğini belirtti.

Bu bereketin mühendislik bilgileri ile enerjiye dönüştüğü noktada olduklarını aktaran Alakuş, “Tesisimizin son kontrollerini yaptıktan sonra ülkemize, memleketimize kazandırmış olacağız. Türkiye’de özel sektör eliyle enerji yatırımları çok ciddi bir ivme kazandı. EnerjiSA yetkilileri bu projeyi çok kısa sürede tamamlamayı başardılar” ifadelerini kullandı.

EnerjiSA Proje Müdürü Erdem Çörekçioğlu da Kandil Barajı’nda yılda 539 milyon KW/h enerji üretimi yapılacağını bildirdi.

Projede sona geldiklerini kaydeden Çörekçioğlu, şunları söyledi:

“Kandil Barajı, Ceyhan Nehri zerindeki dördüncü projemiz. İlk üç projemiz üretime başladı. Kandil Barajı da kısa süre içerisinde üretime başlayacak. Bu bölgenin su depolamadaki en büyük projelerinden bir tanesidir. EnerjiSA’nın toplam da 2015 yılına kadar 5 bin megavat kurulu güç hedefi var. O hedefe ulaşmada burası önemli bir kilometre taşı olacaktır” dedi.

Barajda en pik dönemde ortalama bin 500 işçinin çalıştığını aktaran Çörekçioğlu, sosyal sorumluluk projelerine de önem verdiklerini belirterek, “Burada yöre halkından yüzde 40 oranında faydalandık. O anlamda da önemli bir katkısı olduğunu düşünüyoruz. Bölgede 46 kilometre yol yaptık. Türkiye’de özel sektör tarafından yapılan ilk yeniden yerleşim bölgesini yaptık. Bu anlamda hem sosyal açıdan, hem de ülke ekonomisine katkı açısından önemli bir projeyi gerçekleştirip bitirdiğimizi düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

Çörekçioğlu, Kandil Barajı tamamlandığında yıllık 539 milyon KW/h elektrik enerjisi üreteceğini sözlerine ekledi.

Bu arada, bir hafta önce başlayan test ve kontrol denemelerine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, DSİ, TEİAŞ, MTA, EÜAŞ, TEDAŞ ve EnerjiSA yetkilileri katıldı.

 

 

 

 

 

 

Kaynak

Fransa’dan Türk şirketlere davet

 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, konuk bakan Arnaud Montebourg ile Ankara Palas’ta bir araya geldi. 

Yıldız, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, önemli bir toplantı gerçekleştirdiklerini söyledi. Konuk bakanla enerji sektörü ile alakalı konuları değerlendirdiklerini anlatan Yıldız, Fransa’nın Sinop’a yapılacak nükleer güç santralinde Japonya ile birlikte çalışacağını anımsattı.

Bakan Montebourg’un tabiriyle nükleer enerji alanındaki “Fransa’nın milli takımı” ile Türkiye’ye geldiğini dile getiren Yıldız, kendisiyle son derece verimli ve siyasi yüklerden arındırılmış enerji sektörüyle alakalı görüşmeleri yaptıklarını, bundan sonra da böyle devam edeceklerine inandığını belirtti.

Görüşmede nükleer enerjinin yanında yenilenebilir enerji kaynakları ve alternatif enerji kaynaklarının da gündeme geldiğini ifade eden Yıldız, şöyle konuştu:

“Fransa’nın yaklaşık 60 nükleer reaktörle, Türkiye’nin kurulu gücü kadar nükleer kurulu gücü vardır. O açıdan bu kültürün eğitim seviyeleriyle beraber know-how hizmetleri ve sanayinin yerleşmesiyle de alakalı bütün konuları enine boyuna aldık ve diğer yatırımlarda da gerek kömür gerek su gerekse rüzgar güneş gibi enerji kaynaklarında da işbirliklerimizin daha da artacağını birkez daha vurguladık.”

“Enerji alanında yapışık şekilde hareket etmeliyiz” 

Fransa Sanayi ve Kalkınma Bakanı Arnaud Montebourg da görüşmelerde işbirliği alanlarını gözden geçirdiklerini söyledi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile “sıcak bir görüşme yaptıklarını” dile getiren Montebourg, iki ülke ilişkilerinde yepyeni bir sayfa açma, bunun da ötesinde uzun süreli bu sayfayı doldurmak iradesini ortaya koyduklarını ifade etti.

Montebourg, enerjinin Türkiye’de ciddi anlamda gelişen bir sektör olduğuna dikkati çekerek, “Enerji alanında bizim birbirine yapışık bir şekilde hareket etmemiz çok doğal, sıkı fıkı bir işbirliği içerisinde olacağız” dedi.

Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Montebourg, Fransız şirketlerinin Türkiye’de son derece yoğun ve köklü yatırımları bulunduğunu söyledi. Fransız şirketlerinin savunma, otomotiv ve enerji gibi alanlarda Türkiye’de faaliyet gösterdiğine işaret eden Montebourg, “Fransa olarak bu şirketlerin Türkiye’deki yatırım projelerine olan adaylıklarını daha da yoğunlaştırma kararı aldık. Türkiye’deki projelere olan adaylıklarını artırmak istiyoruz” ifadesini kullandı.

“Türk şirketlerini teşvik etmek istiyoruz” 

Montebourg, öncelikli hedeflerinin karşılıklı yatırımları artırmak olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Türk şirketlerini Fransa’ya yatırım yapmaya teşvik etmek istiyoruz. Türk hükümetini de bu yönde çaba sarf etmeye teşvik etmek istiyoruz. Birçok sektörde Türk şirketlerini Fransa da memnuniyetle ağırlamaya hazırız. Çünkü her iki ulusumuz da ciddi sanayi derinliği olan uluslardır, rekabet edebilirlik gücü yüksek uluslardır.

Gerek üretim gerek refahı artırmada ortak strateji geliştirebileceğimize inanıyoruz. Hem ortaklık yapabiliriz hem de başka kıtalarda da diğer ülkelere yönelik ortak hareket edebiliriz. Birçok şeyi Türkiye ile yapabileceğimiz kanaatindeyiz.”

Kaynak

 

 

 

Enerjide “yerli” dönemi başlıyor

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Ergün, rüzgar ve güneş enerjisinde 5 yılda yerli teknolojiye geçileceğini söyledi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulunun (BTYK) 26. Toplantısı’nda alınan kararları açıkladı.

Toplantıda öncelikli olarak enerji alanını ele aldıklarını belirten Ergün, 2023 yılında elektrik üretimi içerisinde yenilenebilir enerji payının en az yüzde 30 olmasını hedeflediklerini ifade etti.

Bakan Ergün, yerli teknolojilerin geliştirilmesi konusunda alınan kararların ise rüzgar ve güneş enerjileriyle ilgili olduğunu bildirdi.

Milli Rüzgar Enerjisi Santrali Teknolojilerinin Geliştirilmesi Projesi (MİLRES) ile önce 500 kw’lık, daha sonra 2,5 megawattlık milli santraller kurulacağını belirten Ergün, şöyle devam etti:

“2023’e kadar rüzgar enerjisi alanında Türkiye’deki yatırım potansiyelinin 26 milyar dolar olmasını öngörüyoruz. MİLGES yani Güneş Enerjisi Teknolojilerinin Geliştirilmesi Projesi ile son yıllarda öne çıkan güneş enerjisi teknolojileri alanında da milli teknolojilerimizi geliştirmeyi hedefliyoruz. MİLGES kapsamında, Şanlıurfa-Ceylanpınar’da tarıma elverişli olmayan arazi üzerinde yaklaşık 10 MW gücünde bir santral kurulacak. Bu alanda da 2023 yılına kadar 5 milyar dolarlık yatırım öngörülüyor.

Bu konuda özellikle şu hususu vurgulamak istiyorum: Önümüzdeki 5 yıl içinde termik santralde, hidroelektrik, rüzgar ve güneşte yüzde 80 oranında yerli teknolojiye ulaşmayı hedefliyoruz. Böylece Türkiye’nin 2023’e kadar enerjiye yapacağı yaklaşık 130 milyar dolarlık yatırımın, yüzde 80’i yerli teknolojiler kullanılarak yapılabilecektir.”

 

 

 

 

Kaynak: http://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/192168–enerjide-quot-yerli-quot-donemi-basliyor

Sütaş’tan Bingöl’e 30 milyon euro’luk yatırım

 

Sütaş, Bingöl’e başlangıç bedeli 30 milyon euro olan yatırım yapma kararı aldı. Bin kişiye iş imkanı sağlayacak yatırım, bölgede sevinçle karşılandı

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı ve Sütaş Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, geçtiğimiz günlerde Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ile birlikte Bingöl’de yatırım yapılacak olan bölgede incelemelerde bulundu. Yılmaz, bölgede hakim olan barış süreciyle birlikte yatırım kararı aldıklarını söyledi.

Muharrem Yılmaz, “Burada süt fabrikası, yem fabrikası, damızlık çiftlikleri, geri dönüşüm tesisleri, enerji tesisleri hepsi bir arada olacak ve bölgedeki bitkisel üretime de çok önemli bir model oluşturacak” dedi. Bingöl’ün 6’ncı teşvik bölgesinde bulunduğuna işaret eden Yılmaz, bu şehre yatırım yapmak için 1 milyar liranın üzerinde yatırım için teşvik belgesi alanlar olduğunu, Sütaş’ın ilk adımı atmasıyla diğer girişimcilerin de yatırım için cesaretleneceğini ifade etti.

Bingöl Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Erkan Çalbay, Sütaş’ın yapacağı yatırımla Bingöl’deki işsizliği büyük oranda bitireceğini kaydetti. Çalbay, “Sütaş yetkilileri başlangıç için bin kişiye istihdam sağlanacağını söyledi. Ancak ben bunu 50 bin olarak değerlendiriyorum” şeklinde konuştu.

Bingöl Genç İşadamları Derneği Başkanı Medeni Arifoğlu da, coğrafyanın yatırım için bakir olduğunu kaydetti. Arifoğlu, “Bütün köyler neredeyse hayvancılığı bıraktı. Ovalar bomboş, insanlar tekrar hayvancılığa yönelir” diye konuştu.

Bingöl Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Doğan Koç ise kararın şehirde büyük bir sevinçle karşılandığını söyledi. İlde halkın yüzde 40’ının geçimini tarım ve hayvancılıkla sağladığına işaret eden Koç, “Son yıllarda hayvancılık bitme noktasına gelmişti. Bu yatırımla hayvancılığın tekrar canlanacağını düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

 

 

 

 

 

 

Kaynak:http://www.perakende.org/gida/sutastan-bingole-30-milyon-euroluk-yatirim-1342792702h.html

 

“En Başarılı Şişeleyici Şirket Ödülü” Coca-Cola İçecek’in Oldu

Coca-Cola Avrasya ve Afrika Grubu tarafından bu sene dördüncüsü verilen sürdürülebilirlik ödülleri sahiplerini buldu. 90 ülkedeki 270 fabrikanın arasından uluslararası jürinin yaptığı değerlendirme sonucunda Coca-Cola İçecek, en büyük ödül olan “En Başarılı Şişeleyici Şirket” ödülünü kazandı. Fabrikalar bazındaki yarışmada ise Coca-Cola İçecek bünyesindeki İzmir fabrikası “En başarılı çevre yönetimi”, Ankara Fabrikası ise “En başarılı kalite yönetimi” ödüllerini de aldı. Ödül töreninde konuşan Coca-Cola Avrasya ve Afrika Grup Başkanı Nathan Kalumbu, Coca-Cola Sistemi’nin yerel ölçekteki liderlerinin, standartların ve beklentilerin ötesine geçtiğini belirterek, faaliyetlerinde sürekli iyileştirme yaparak sürdürülebilirliğe liderlik etmelerini istediğini dile getirdi.

Kalumbu, büyük ödülü alan Coca-Cola İçecek’i tüketicilere verdikleri sözü tutma konusunda gösterdikleri olağanüstü çaba ve başarı için tebrik etti ve ‘Şişeleyici ortaklarımızın hedeflerimize gösterdikleri bağlılıkla, bölgedeki sürdürülebilirlik hedeflerimizi her geçen gün daha da ileriye taşıyoruz” dedi. Ödüllerin verildiği dört yıl boyunca, Coca-Cola Sistemi’nin Avrasya ve Afrika’daki su kullanım oranı yüzde 19 azalırken, enerji kullanım oranında yüzde 15 düşüş sağlandı.