Toyota’da satışlar tavan yaptı

Şirket, temmuzda 5 bin 289 araçla en yüksek aylık satış adedine ulaştı.

Toyota, temmuz ayında ulaştığı 5 bin 289 adetle bugüne kadar Türkiye’de gerçekleştirdiği en yüksek aylık satış adedine ulaştığı bildirildi.

Toyota’dan yapılan açıklamada, Toyota’nın, geniş ürün yelpazesi, üstün teknolojisi, dayanıklılığı, güvenliği ve yüksek ikinci el değeri gibi, özellikleriyle dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de en çok tercih edilen marka olduğu belirtildi.

Toyota’nın, temmuz ayında ulaştığı 5 bin 289 adetle bugüne kadar Türkiye’de gerçekleştirdiği en yüksek aylık satış adedine ulaştığı dile getirilen açıklamada, Toyota Finans Sistemi’nin devreye girdiği ilk ay itibariyle rekor satış getirdiği kaydedildi.

Konuya ilişkin bir değerlendirmede bulunan Toyota Pazarlama ve Satış A.Ş. Üst Yöneticisi (CEO) Ali Haydar Bozkurt, şunları ifade etti:

“2014 yılı için hedeflediğimiz 50 bin satış adedine ulaşmak için yoğun bir tempo ile çalışıyoruz. Daha önce de olduğu gibi müşteri odaklı hizmet anlayışımızı sürdürecek ve daha da geliştireceğiz. Hedefimiz Toyota’yı Türkiye’nin en sevilen markası yapmak. Hem satış hem de satış sonrası hizmetlerinde memnuniyet çıtasını sürekli yükseltiyoruz. Toyota, tüketiciler gözünde yüksek marka değerine sahip.

Biz buna ek olarak, markamızı daha çekici kılan artı bir değer daha yarattık ve herkesi Toyota sahibi yapmak amacıyla Temmuz başında Toyota Finans Sistemini hayata geçirdik. Çalışmalarımız meyvesini vermeye başladı. Toyota’nın Türkiye’deki en yüksek aylık satış adedini 5 bin 289 adetle Temmuz 2010’da kırarak tarihi bir rekora imza attık. Müşterilerimizin markamıza yönelik takdirlerinin katlanarak artacağına inanıyorum. Öncelikli hedefimiz bu başarıyı bundan sonraki aylarda da sürdürmek.”

 

 

 

 

kaynak

Operatörler mobil pazarlamada ortaklık yaptı

Avea, Turkcell ve Vodafone kurdukları şirket ile mobil pazarlamada altyapılarını birleştirecekler.

İSTANBUL – Vodafone Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Öğüt, geçtiğimiz haftalarda İngiltere’de üç operatörün mobil pazarlamada ortak bir şirket kurarak, tek bir şirket üzerinden altyapılarını birleştirme kararı aldıklarını belirterek “Biz de inceliyoruz” dedi.

Mobil Pazarlama Birliğinin (MMA) Türkiye ayağının düzenlediği, “MMA İstanbul Mobil Pazarlama Sohbetleri 2011” toplantısında Avea, Turkcell ve Vodafone operatörlerinin genel müdür yardımcıları “Mobil Pazarlama Çağında Mobil Operatör Vizyonu” panelinde biraraya geldi.

Panelde konuşan Gökhan Öğüt, mobil pazarlamanın bu kadar önem kazandığı dönemde, bir pazarlama yöneticisinin bu imkanı kullanmaması için bir neden görmediğini söyledi.

Mobil pazarlamanın daha da büyüyebilmesi için operatörler tarafından çok güzel girişimler olduğuna işaret eden Öğüt, “Geçtiğimiz haftalarda İngiltere’de bir girişim açıklandı. Üç operatör ortak bir şirket kurarak mobil pazarlamada, mobil ticarette ve özellikle mobil finans alanlarında tek bir şirket üzerinden altyapılarını birleştirme kararı aldılar. Bu, hem medya temsilcilerine hem de reklam verenlere tek bir noktadan, tek bir arayüzden bütün mobil kullanıcılara ulaşabilmek için gerekli planlamayı tek bir noktadan yapabilme şansı veriyor. Biz de inceliyoruz” diye konuştu.

Avea yatırım yapıyor

Avea Genel Müdür Yardımcısı Hakan Kaplan da mobil pazarlama mecrasını kullanan markaların daha çok finans sektöründe olduğunu belirtti.

Mobil pazarlamanın büyümesi için Avea olarak yeni bir altyapı yatırımı yaptıklarını ifade eden Kaplan, “Milyon dolarlık girişim. Bu iş için özel bir direktörlük kurduk. Avea adına bu alanda çok büyük potansiyel görüyoruz ve yatırım yapıyoruz” diye konuştu.

Turkcell’in hedefi 150 milyon dolar

Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Cenk Bayraktar ise yapılan bir araştırmaya göre cep telefonunun, günün yüzde 91’inde insanların 1 metre yakınında olduğunu ve bu cep telefonu ekranının gittikçe akıllandığını, Türkiye’de satılan telefonların yüzde 26’sının artık akıllı cihazlar haline geldiğini kaydetti.

Bayraktar, “2010’u sektör olarak sadece mobil pazarlamada 110 milyon dolar gibi kapattık, bu yılı da 150 milyon dolar gibi rakamla kapamayı öngörüyoruz” dedi.

İzinli veri tabanında 12 milyon kişiyi geçtiklerine de dikkati çeken Bayraktar, bu rakamın önümüzdeki günlerde büyüyeceğini düşündüklerini söyledi.

 

 

 

 

 

kaynak

Piyasalardaki en büyük risk

Yatırımcılar küresel finansal piyasalarında en büyük riskin gelişen ülkeler olduğunu düşünüyor.

ABD’li banka Bank of America’nın yaptığı bir anket, Şubat’ta yatırımcıların piyasalardaki en büyük risk olarak gelişen piyasaları gördüğüne işaret etti.

Bankanın yaptığı ankete göre Şubat’ta yatırımcıların küresel borsalarda gelinen seviyeleri şişik bulmasıyla nakit pozisyonu yüzde 4,8 arttı ve Temmuz 2012’den bu yana en yüksek meblağa ulaştı.

Ankette Çin ekonomisine dair kaygı duyanların oranı Ocak’taki yüzde 28 seviyesinden yüzde 40’a çıktı.

Kaynak

AVM PAZARI YENİ BİR KRİZE YOL AÇAR MI?

 

2015 yılında ükemizin 60 ilinde AVM açılmış olacağı tahmin ediliyor.

Bir dönem-90’lar- ”kaseti olmayana kız verilmez” esprisi yapılırdı. Müzik sektörü endüstriye dayalı hale gelmeye başladığında, yazılımlar yardımıyla ses kaydı ve müzik üretimi kolaylaşmıştı.Müzik kasedi üretimi kolaylaştığından aaaa diyebilen herkese album yapılabiliyordu.Kısa sürede piyasada “uydu sesler” çoğaldı ve bu espri doğdu.

Şimdi benzer bir durum AVM ler için geçerli. Her ilde AVM açılması adeta bir moda ve yarış. AVM si olmayan şehre kız vermeyecekler neredeyse.

Bugün toplamda 350’ye ulaşan AVM lerin 110 kadarı İstanbul’da.Oysa daha 2005 yılında toplam sayı İstanbul’dakiler kadardı. 2010 yılında AVM sayısı 260’ı buldu. Ankaradakilerin sayısı 40’a,İzmirdekilerin 20’ye yaklaşmakta.

Okul ve hastane inşaat hızıyla karşılaştırıldığında daha kompleks olmasına karşın AVM’lerin neredeyse ışık hızıyla bitirildiği gözlenmekte. AVM’ler İthal markaların Türkiye pazarına girişleri ve perakendecilerin nakit akışı sağlamaları bakımından hayli hareketli bir ortam.

Önceleri tüketiciler tarafından meraktan gezilen AVM ler giderek aynı yerleşim planları, aynı markalar, aynı mağaza tasarımları bakımından ilginç olma özelliğini kaybediyor.Çok büyük bir yatırım değilse, tematik farklılıklar içermiyorsa bir AVM’ni diğerinden ayırdedici özellik bulmak zorlaşıyor. Üstelik yanyana konumlanan bir çoğu, AVM Caddesi veya AVM-İSTAN yakıştırmasıyla  rekabeti de zorlaştırmakta.

AMPD Perakende Endeksi Nisan 2012 verilerine gore, 2012 yılının ilk dört ayında metrekare artışının 2011 yılındaki oranlara göre daha yüksek seviyelerde seyrettiği görülmekte, gıdada metrekare artışının mağaza sayısı artışından geride seyretmesi küçük metrekareli mağaza formatlarının yükselişe geçtiğine işaret etmektedir. Gıdanın tersine, hazırgiyim perakendesinin de mağaza ölçülerini büyütme eğilimine girdiği görülmektedir.

Bugün her AVM içinde kendi markasını ve mağazasını görmek isteyen, bunu bir prestij algısıyla yöneten yatırımcıların, bu çarkın geriye dönmeyeceğini hesaplamamış olmaları mümkün değil diye düşünmek istiyor insan.  Türkiey pazarında kısa sure kalıp çekilen uluslararası birkaç markanın vizyonu ise tartışma konusu. Pazara giriş stratejisinde mi hata aramalı, yoksa erken koku almalarını takdir mi etmeli?

Hızlı büyümenin hazımsızlık yaratma olasılığı malum. Özkaynakları ile büyümeyen yatırımcılar için  yakın gelecekte durgunluk göstermesi mümkün olan perakende piyasaları daha büyük risk demek. Banka kredileriyle büyüyen markalar ise yeni bir krizin erken sinyallerini vermiyordur dileriz. Malum, hazımsızlık varsa bu gaz bir yerden çıkacaktır. Umarız büyük bir gaz değildir.

Finansın Tarihi -4-

altinyorum3[1]kurdular. İlk yıllarda geleceğe yönelik sözleşmeler işlem görürken tarafların yükümlülüklerini yerine getirmemeleri sonucu, sözleşmelerin standart hale getirilmesi ve borsanın garantör olması kararlaştırıldı. Borsa, bu garantiyi alıcı karsısında satıcı, satıcı karşısında alıcı konumuna geçerek ve işlem yapan taraflardan bir teminat alarak vermeye başladı [i].

Vadeli işlem sözleşmeleri bazı ülkelerde yasaklanmıştır. Örneğin, Almanya’da çıkarılan bir yasa ile tahıl üzerine düzenlenen bütün vadeli sözleşmeler, 1896 ile 1900 yılları arasında yasaklanmıştır. Aynı şekilde ABD’de de vadeli işlemlere karşı çıkılmıştır. Illinois Meclisi 1867’de çıkardığı bir yasa ile vadeli işlemleri kumar olarak nitelemiş ve vadeli işlemlere taraf olanları 1000 $ para ve bir yıllık hapis cezası ile cezalandırma kararı almıştır[ii].

Avrupa ile Uzakdoğu arasındaki ticaretin gelişmesi ve Amerika kıtasındaki değerli madenlerin çıkarılmasıyla Avrupa’ya değerli maden akışı yaşandı ve böylece uluslararası bankacılık gelişmeye başladı. Fransa ile İspanya arasındaki savaşları finanse eden Fugger ailesi; Sanayi Devrimi sırasında büyük ve riskli girişimleri finanse eden Rothschild, Baring ve Morgan gibi tüccar bankerler bunlara örnek olarak gösterilebilir. Bu tüccar bankerler altın standardının egemen olduğu yıllarda (1875-1914) büyük bir finansal ve siyasi güç elde ettiler ve dünyanın dört bir yanındaki demiryolları ve su kanallarını finanse ettiler, Avrupa’daki hükümetlere borç vererek siyasi güç kazandılar [iii].

Bir ülkenin para birimini belirli bir altın ağırlığıyla belirlediği ve ülkede kullanılan bi­rimle altının resmi değer üstünden değiştirilebildiği ve altının ulusal veya uluslararası değerinin bu de­ğişimi etkilemediği para sistemi olarak bilinen altın standardına 1870 yılında geçilmiştir ve 1914 yılına kadar altın standardı uygulanmıştır.

 

[1] Chicago şehrinde bulunan ve günde 20 milyar dolarlık ticaretin olduğu dünyanın en büyük emtia borsası.


[i] http://www.vob.org.tr 10.12.2007. VOB türev araçlar lisanslama rehberi.

[ii] Richard J. Teweles, Charles V. Harlow and Herbert L. Stone, The CommodityFutures,McGraw-Hillİnc., New York, 1977, Third Edition, s:11

[iii] Allen,age. s. 13.

[iv] Allen age.s.26.

[v] http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=20356

[vi] Sungur Savran, Kod Adı Küreselleşme 21. Yüzyılda Emperyalizm, İstanbul: Yordam Kitap, 2008, s.61.

[vii] mimoza.marmara.edu.tr/~burakarzova/giris-hafta1.doc

[viii] http://www.ekodialog.com/Konular/bretten-woods-sistemi.html ; (Akdiş,2000,s.14)

 

Finansal Kriz Nedenleri ve Sonuçları

Screen shot 2013-05-15 at 22.13.48

Kriz, finansal  kriz ya da ekonomik kriz, gündemimizden eksik olmayan her birimizin farklı görüşler beyan ettiği, bazen teğet geçen bazen delip geçen arkasından

işsizlik, depresyon, yoksulluk gibi ekonomik sonuçlarından çok toplumsal sonuçlarını tartıştığımız olgu.  Kelime anlamı olarak , herhangi bir mal, hizmet, faktör veya döviz piyasasında fiyat ve miktarlarda kabul edilebilir bir değişme sınırının dışında gerçekleşen dalgalanmalar biçiminde tanımlanmaktadır.Araştırmalar dünya da her 19 ayda bir kriz yaşandığını göstermektedir.Kriz, bir ekonominin temel dengelerinde ortaya çıkan sürdürülemez yapılanmanın “onarımı” için kendiliğinden oluşan dalgalanmadır.   Finansal krizler, öncesiyle ve sonrasıyla, işletmeler ve genel ekonomi üzerinde birçok kalıcı etki bırakabilen olgulardır.

 

Kriz dönemleri işletmeler açısından risklerin, tehditlerin ve belirsizliklerin fazlalaştığı ve rutin çalışmaların devam ettirilemediği ve acil cevap verme zorunluluğunun söz konusu olduğu dönemlerdir. İşletmeler, kriz dönemlerinde var olan sorunların yanında kriz döneminde oluşan sorunlara çabuk karar vermek zorunluluğu ile karşı karşıyadırlar.

 

Finansal kriz kavramı ise finans kesiminin alt sektörlerinde para, bankacılık ve dış borç ile ilgili olarak ortaya çıkan ani ve büyük ölçekli sorunları nitelendirmek için kullanılmaktadır. Finansal krizler, bankaların ve diğer finansal kurumların ödeme zorluğu içine düşmesi, menkul kıymet borsalarında yaşanan büyük ölçekli çöküntüler ve ekonomik faaliyetlerdeki belirsizliğin artması şeklinde ortaya çıkmakta, üretimi, istihdamı ve ulusal paranın değerini olumsuz yönde etkilemektedir. Kindleberger, finansal krizlerin ortaya çıkışını, 17. yüzyıl ve hatta daha öncesine kadar götürür. Finansal krizler konusu, günümüzün cari küresel ortamında, gelişen ekonomiler için çok önemli bir meseledir. Finansal krizler, finansal piyasaların etkin bir şekilde işlev görememesi ile oluşur. Bu da ekonomik faaliyet hacminde şiddetli daralmalara yol açar. Genel kabul gören yaklaşıma göre özellikle yükselen piyasalarda yaygın olarak görülen finansal krizler ana hatlarıyla para krizi, bankacılık krizi, borç krizi ve sistemik finansal krizler olmak üzere dört grupta toplanabilmektedir. Bu krizler genellikle birbirini takip ettikleri için bunlar arasında çok kesin çizgilerle ayırım yapılamamaktadır.

 

Finansal kriz sürecinde ulusal refah düşer, işsizlik artar. Ani ortaya çıkışlarına karşın krizlerin etkileri uzunca r süre devam edebilir. Finansal krizler domino etkisiyle bütün ülkeleri etkilemektedir. Ancak finansal krizlerin etkisi gelişmekte olan ülkelerde daha ağır olmaktadır. Finansal kriz süreci aşağıdaki gibi tanımlanmaktadır:

  • Savaş gibi reel olaylardan veya parasal olaylardan kaynaklanan ekonomik koşullardaki değişmelerle uyumlaşan yaygın beklenti değişmeleri,

 

  •  İş dünyasında yaygın kötü firma yönetimi, sürdürülemez bir borç yapısı, sisteme özgü likidite sıkışıklığı gibi faktörlerden dolayı bazı finansal kurumların borçlarını ödeyememe endişesi,
  • Likit olmayan finansal ve reel varlıklardan paraya kaçış girişimleri,
  • Karar birimlerinin, zorunlu varlık satışının bir sonucu olarak, bazı finansal kurumların portföy değerlerinin azalması, diğer kurumların ve bankaların borç ödeyememe endişesi,
  • Borç ödeyememe tehlikesi sonucunda, bankalara yönelik hücumların ve bunun sonucunda yaygın mevduatı nakde dönüştürme girişimleri ile genel banka paniklerinin ortaya çıkması,
  • Banka panikleri ile mevduat/ para arzı ve mevduat /rezerv oranlarının ve sonucunda da para arzının azalması,
  • Para arzının azalması ve paranın dolaşım hızının düşmesi ile birlikte reel ekonomik faaliyet hacminin daralması ve fiyatlar genel düzeyinin düşmesi,
  •  Firma karlarının ve net servetlerinin azalması,,
  • Varlık fiyatlarının ve fiyatlar genel düzeyinin düşmesi sonucunda, ekonominin Fisherci borç bunalımı sürecine girmesi, (banka fonları ile borç finansmanına gidilmesi mevduat para arzının ve fiyatlar genel düzeyini arttırması anlamına gelmektedir.)

 

Screen shot 2013-05-15 at 22.13.59Şüphesiz bütün finansal krizler ekonomik daralmaya neden olmakta ve küçülen ekonomi ve azalan talep bütün işletmeleri etkilemektedir. İşletmeler finansal kriz süreçlerinde temel finansal sorunlarını daha ağır yaşamakta ve finansal kaynak bulamamaktadırlar. İşsizliğin artması, ekonomide negatif büyüme, yatırımların azalması, kapasite kullanım oranlarının düşmesi, kredilerin geri ödenememesi, protesto edilen çek ve senet sayılarındaki artış ve  kapanan işletme sayılarındaki artış finansal krizlerin ortak sonuçlarıdır. Katma değere önemli katkı sağlayan işletmelerin yabancı kaynaklarının en önemli kısmını banka kredileri oluşturmaktadır. Kriz ortamında oluşan belirsizlik ve istikrarsızlık bankacılık sektörünü dolaylı olarak da işletmeleri etkilemektedir. Finansal krizler yüksek faiz, ağır  teminat koşulları, kredi miktarlarında yetersizlik gibi sorunları da beraberinde getirmekte zaten kredi temininde güçlük çeken işletmeler kriz dönemlerinde iflasın eşiğine gelebilmektedir.

 

Kaynaklar:

Güloğlu ve Altınoğlu, Bülent, Ender,  Finansal Serbestleşme Politikaları ve Finansal Krizler : Latin Amerika, Meksika, Asya ve Türkiye Krizleri. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi. Sayı 27. Ekim.2002.

Dinçer, Ömer, Stratejik Yönetim ve İşletme Politikası, 2. Baskı., İstanbul: Timas Yayınları.1992.

Karluk, Rıdvan, Güneydoğu Asya ve Rusya Krizi Karşısında Türkiye. O. Oğuz’a Armağan. Marmara Üniversitesi Yayını. İstanbul. 1999.

Kernisky, Debra A.,Proactive Crisis Management and Ethical Discourse: Dow Chemical Issues Management Bulletins 1979-1990. Journal os Business Ethics, 16-8,s.843-853.1997.

Keown-Mcmullan’dan aktaran Güven, Murat; Mısırlı Kamuran,Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerde Kriz Yönetimi: Çaycuma Örneği.ZKÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 1.Sayı.1.s.3.2005.

Çarıkçı, İlker, İsmet.Titiz ve Hüsrev Eroğlu, “Küçük ve Orta Ölçekli Üretim İşletmelerinde Kriz Dönemine Özgü Finansman Sorunları ve Alternatif Pazarlama Stratejileri – Göller Bölgesi İsletmeleri Üzerine Bir Araştırma”, Süleyman Demirel Üniversitesi İ.İ.B .F Dergisi, 7-1, s. 229-239,2002.

Bastı, Eyüp, Kriz Teorileri Çerçevesinde 2001 Türkiye Finansal Krizi, SPK Yayınları Yayın No:191/ 2006, s.7.2006.

BordoM.D. 17.4.2008), Growing up to Financial Stability, Economics, Editor: Ronald MacDonald, Vol 2, 2008-12, April 17, 2008. http://www.economics- ejournal.org/ economics/ journalarticles/ 2008-12/version_1/?searchterm=None.

Delice, Güven, Finansal Krizler: Teorik ve Tarihsel Bir Perspektif,. Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Sayı: 20, Ocak- Haziran 2003. 58-64.2003

Parasız, İlker . Kriz Ekonomisi. Ezgi Kitabevi Yayınları. Bursa,1995.

Çeviş İsmail, Para Krizine Amprik Bir Yaklaşım, SPK Yayınları, Yayın No:187/ 2005, s.8.2005.

 

 

Kredi kartı kullanımında artış

Bu yılın ocak-mart döneminde kredi kartlarının işlem tutarı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 21 artarak, 96 milyar 914 milyon lira oldu.

Türkiye’de yılın ilk çeyreğinde kredi kartlarıyla yapılan ödemelerde, günde 1 milyar lira alışveriş yapılırken,kredi kartı işlem tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 21 artarak, 96 milyar 914 milyon lira oldu.

Bankalararası Kart Merkezi’nin (BKM) verilerinden derlenen bilgiye göre, bu yılın ocak-mart dönemindekikredi kartı sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,4 artarak, 55 milyon 744 bin 399’a yükseldi.

Bu dönemde kredi kartlarıyla yapılan işlem adedi, geçen yılın ilk çeyreğine göre yüzde 8,4’lük artışla 649 milyon 739 bin 609’a çıktı.

Bu yılın ilk üç ayında, kredi kartlarının işlem tutarı da 2012’nin ocak-mart dönemine göre yüzde 21 artarak, 96 milyon 914 bin lira olarak gerçekleşti, kart başına işlem tutarı ise bin 754 lira oldu.

Banka kartları sayısı da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 artarak, 93 milyon 787 bin 942’ye yükselirken, işlem tutarı 82 milyar 754 milyon lira olarak gerçekleşti.

http://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/170405–kredi-karti-kullaniminda-artis