İhracat mı İhracat Pazarlaması mı?

İhracat mı İhracat Pazarlaması mı?

Türk işletmelerinin dünya pazarlarında faaliyette bulunmaya başlamaları yakın bir geçmişe dayanmaktadır. Globalleşme iç pazarda sıkışıp kalan firmalarmızın dışa açılmalarında önemli bir itici güç olmuştur. Süreçte yakın pazarları hedefleyerek öncelikle Avrupa pazarına yönelen firmalar son yıllarda ortaya çıkan ekonomik krizle birlikte yeni pazarlara yönelmektedirler. Ancak mevcut ürün kompoziszyonu ve stratejiler ile belirlenen hedeflere ulaşmak zor görünmektedir. Zira Avrupa ve A.B.D ekonomilerindeki krizler nedeniyle Afrika, Ortadoğu ve Orta Asya Cumhuriyetleri pazarlarına yönelen firmalarımız bu pazarlarda ciddi rakiplerle mücadele etmek zorunda kalacaklardır.

Türk ekonomisinin büyümesine ciddi destek sağlayan ihracatın artarak devam etmesi ve belirlenen iddialı hedeflere ulaşabilmesi için yapısal önlemlerin alınması zorunludur. Cari açığın önemli kaynaklarından birisi olan yatırım ve ara malı ithalatının ikamesi olabilecek yerli ürünlerin üretilmesi, yüksek enerji maliyetlerinin yol açtığı maliyet artışlarına çözüm bulunması gibi önlemler öncelikli olarak alınmalıdr. Bu önlemler kısa ve orta vadede hızlıca sonuç verebilir. Ancak ihracat artışını sürdürülebilir hale getirmek için yapısal önlemlerle birlikte yürütülmesi gereken bir başka çalışma da “pazarlama kültürü”nün oluşturulmasıdır. Bunun için de bütün firmalarımızın pazarlamayı yeniden keşfetmeleri gerekmektedir. Bu kapsamda dikkate alınması gereken temel unsurlar şu şekilde sıralanabilir;

Ihracat ile ihracat Pazarlaması farklı kavramlardır; Firmaların en çok düştükleri yanlış iharcat ile ihracat pazarlamasını karıştırmaktır. İhracat basit bir süreçtir. Dünya ticaret hacmine bakldığında her ülkenin birbiriyle alışveriş yaptığı görülür. Kısa bir çalışmayla elinzdeki ürünlere hemen bir pazar bulmanız mümkündür. Ancak o pazarlarda kalıcı olmak, sürekli siparişler olmak, o pazardan pay almak, sattığınız ürünlerin parasını zamanında tahsil etmek için ve para kazanmak için pazarlamaya ihtiyaç vardır. Ayrıca zamanla o pazarda karşınıza çıkabilecek rakiplerle baş edebilmek için de pazarlamayı bilmek ve bütün pazarlama yönetimi süreçlerini başarıyla yönetmek gerekir. Bunun için ilk adım pazarlama araştırmasıdır. Kulaktan dolma bilgilere dayanarak, basit bir internet araştırmasıyla yola çıkmak istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Iyi bir pazarlama araştırması sadece ürünleriniz için uygun pazarların hangisi olacağını söylemez. Ek olarak o pazarlara hangi yöntemlerle girmeniz, ürünlerinizde, fiyatlarınızda, pazarlama iletişimi çalışmalarında ve dağıtım uygulamalarında ne gibi düzenlemelere gitmeniz gerektiğini de söyler.

Ölçek ekonomisi her zaman üstünlük sağlamaz; Dış pazarlara açılmada en büyük engellerden birisi fiyat rekabetidir. Gidilen pazarlarda hem yerel hem de küresel rakiplerle mücadele etme gerekecektir. Bilinen en kolay rekabet aracı da fiyattır. Fiyatların aşağı çekilmesiyle rakiplere üstünlük sağlanabilir. Ancak fiyatların aşağı çekilmesi kolay bir yöntem olsa da akılcı değildir. İhracat pazarlaması maliyetli bir süreçtir. Başka bir pazarda faaliyette bulunmanın güçlüklerine ayrıca pazarlama araştırması, pazarlama iletişimi, depolama, stoklama ve lojistik maliyetleri eklenince rekabet avantajı yakalamak giderek zorlaşmaktadır. Bu noktada ölçek ekonomisi devreye girer. Aynı üründen ne kadar çok üretirseniz birim başı sabit maliyetleriniz düşeceğinden fiyatları aşağı çekmeniz kolaylaşır. Ancak çok fazla üretim üretim maliyetlerini aşağı çekse de çok fazla satmak için bu kez operasyonel maliyetlerin artışı söz konusu olacaktır. Ayrıca satıştan kaynaklanabilecek riskleri de unutmamak gerekir. Bu nedenle ölçek ekonomisi aramak yerine katma değeri daha yüksek ürünler üretmeye yönelmek daha doğru bir yöntem olacaktır.

 

Teklifinizin içeriğini zenginleştirin; Çok sayıda firmanın rekabet ettiği pazarlarda sunulan ürünlerin somut bölümleri birbirine çok fazla benzemektedir. Benzemeyenler de kısa zamanda taklit edildiğinden ürünler üzerinden rekabet etmek giderek zorlaşmaktadır. Bu nedenle özellikle ihracat pazarlarında farklılık yaratabilmek için ürünün soyut taraflarını da gözden geçirmek gerekir. Daha geniş bir çerçevede pazara sunduğunuz ürün değil teklif olarak ele alınmalıdır. Sizin teklifinizin içeriği ne kadar zengin ve tüketicinin beklentilerine ne ölçüde cevap verebiliyorsa o kadar rekabetsel üstünlüğe sahip olursunuz. Başka bir ifadeyle ürününüzü üretir ve satarken hemen her aşamada ona bir katma değer eklemenin yolunu bulmak gerekir. O nedenle kullandığınız hammaddeden, imalat süreçlerine, ambalajdan, etiketlere, depolama koşulllarından, satış sonrası hizmetlere dek her bir süreci ayrı ayrı değerlendirip ürünü zenginleştirmek gerekir. Ürün ne kadar zengin olursa talep o denli yüksek ve sürekli olacaktır.

Pazarları bölme, hedefleme ve konumlandırma; Başlangıçta bütün ihracatçılar herkesin gittiği, moda olan ve devlet büyüklerinin siyasi ilişkilerine dayalı olarak işaret ettikleri pazarlara yönelirler. Ancak o pazarların ürünlerimiz için doğru bir pazar olup olmadığı deneme yanılma yöntemiyle belirlenecek bir çalışma değildir. Bunun yerine sunduğunuz ürün veya hizmetler hangi pazarın ihtiyaçlarına cevap veriyorsa ve o pazarlar da bizim için uygun pazarlarsa orada yer almak gerekir. Bunun için de başlangıçta bir bölme çalışması yapmak gerekir. Bütün pazar içinden bizim servis verebileceğimiz ve kârlı olan pazarlara gitmek uzun vadede karşılaşabilecek sorunların da öüne geçecektir. Seçilen pazarlarda hedefleme yaparak var olan kaynakları en etkili bir şekilde kullanmak ikinci aşamadır. Hedefleme firmaların sahip oldukları finansal kaynakları, yönetim yetenekleri ve pazarlama becerilerini doğru kullanmalarına yardımcı olur. Son aşamada seçlien pazarda konumlanmak gerekir. Konumlanma hedef pazardaki tüketicinin beyninde yer kapmak ve yerleşmek demektir. Kurumsal ya da bireysel müşterilerin daha sonraki satın almalarda da hatırlayabilmeleri için onlara yardımcı olacak ipuçları vermelisiniz. Ürünün fiyatından bağımsız, kalitesi, dayanıklılığı, garantisi, satış sonrası hizmetleri, ambalajı, etiketi, tasarımı, rengi. Kokusu, dokusu ve benzeri bir çok özelliği işaretleri yaratılabilir. Pazarları bu bakış açısıyla incelemek her şirket için yeni fırsatları oluşmasını sağlar. Girilmez denilen pazarlara girilir, satılmaz denilen ürünler bu yolla kolaylıkla satılabilir. Son zamanlarda az da olsa Çin pazarına ürün satmaya çalışan Türk firmalarının varlığı bu düşünceyi destekler. Çin pazarının da ihtiyaç duyduğu ancak Çin’de üretilmeyen ürünleri o pazara götüren şirketlerin başarı şansı yüksektir. Bunu sağlamak için pazarlama araştırmasından başlayan bir sürecin izlenmesi gerekir. Pahalı bir süreç olduğu söylense bile günümüzde özellikle kalitatif pazarlama araştırma yöntemleri daha kısa sürede ve daha düşük maliyetlere pazar bilgisi sağlamanıza yardımcı olabilir. İyi pazarlama yöneticilerinin gözlemleri bile bazen işe yarayabilir. Bu noktada pazarları sürekli izlemek ve toplanan bilgilerle yeni pazarlama tekliflerini oluşturmak gerekir

 

Mutlaka bir markanız olmalı; Günümüz firmalarının önünde iki temel seçenek vardır. Ya kendi markalarını yaratıp pazarda var olmayı deneyecekler ya da güçlü markaların imalathanesi gibi çalışacaklar. Pazarlarda var olan markalara baktığımızda ne gibi avantajlara sahip olduklarını kolaylıkla görebiliriz. Iyi bir marka için her pazarda çok büyük fırsatlar vardır. Mevcut markaya yeni ürünler ekleyebilirler, yeni ürün hatları oluşturabilirler ya da yeni pazarlara kolaylıkla gidebilirler. İkinci grup firmalar ise güçlü markların düşük fiyatlı tedarikçisi olduklarından imalathane görevini yüklenirler. Günün birinde farklı bir firma daha düşük maliyetle üretmeyi başararısa müşterilerini kolaylıka kaybederler. Ülkemizde tekstil sektöründe çok sayıda firma bu süreçten geçerek pazardan çekilmek zorunda kaldı. Marka yaratma yoluna başvuran az sayıda firma ise pazarda varlığını sürdürmeyi başardı. Marka yaratmak avantajlı olsa da marka yaratmak öyle kolay bir iş değildir. Devlet tarafından verilen onca teşviğe ragmen uzun yıllardan beri dünya pazarlarını tutmayı başaran markalar yaratmak konusunda çok fazla mesafe kat edilmiş değildir. Marka yaratma sadece seçilen bir marka isminin iletişimin yapmaktan ibaret görüldüğünden çoğu firma bu konularda biraz para harcayarak marka yaratabileceklerini düşünmektedrir. Oysa marka firmanın bütün süreçleriyle ilgili bir kavramdır. Basit bir isim olmaktan çok içinde firmanın adı, misyonu, vizyonu, temsil ettiği değerler, müşterisiyle iletişimi, müşterisine vaad ettikleri ve müşterisine yaşattığı deneyimlerin toplamıdır. Güçlü markaların müşterilerine yaşattıkları deneyimler hep olumlu hikayelerden oluşur. Ihracatçı ile ihracat pazarlamacısı arasındaki en belirgin fark da marka konusunda ortaya çıkmaktadır. Ülkemizden ihracat yapan firmaların sayısı ellibini aşmış durumdadır. Elli binden fazla ihracatçı yurt dışı pazarlarda ürünlerine müşteri bulabilirken bunların arasında markasını pazarlayanların sayısı çok azdır. Özellikle tüketici pazarlarında başka bir ifadeyle markaların gerçek savaş alanında yer alan Türk markasının sayısı iki elin parmaklarını geçmez.

56256

Çin Malı Oyuncaklara Standart Geliyor

Çin’de yürürlüğe girecek uygulamayla zehirli plastikleştirici maddelere sınırlamalar getirilecek.

Çin kalite kontrol otoritesi, ülkede üretilen oyuncaklara yeni standartlar geleceğini bildirdi. China Daily gazetesinin haberine göre, oyuncakların üretiminde zehirli plastikleştirici maddelerle ilgili sıkı düzenlemeler getirilecek. Oyuncakların, ses ve yanıcı maddelerinde sınırlamalar yapılacak.

Oyuncakların daha kaliteli ve zararsız olması konusunda yapılacak bir dizi standart, 2015 Haziran’a kadar uygulamaya konulacak.

YENİ ÜRETİM HATTI KURULMASI GEREKEBİLİR

Çin‘in iç pazarındaki oyuncaklarda zehirli plastikleştirici maddelerde bir üst sınırın olmaması yerli tüketicilerde endişeye sebep olurken, üreticilerin uygulamayla yeni hammadde ve üretim hattı kurması gerekebileceği belirtiliyor.

İHRACAT KOLAYLAŞACAK

Yetkililer, oyuncak üretiminin ülkede belirli bir standarda erişmesinin ardından üreticilerin gelişmekte olan ülkelere ihracatının da kolaylaşacağını ifade ediyor.

Ab ve ABD pazarına hali hazırda ihracat yapan oyuncak üreticilerinin bu uygulamadan yerel standartları karşıladığı için çok fazla etkilenmeyeceği kaydediliyor.

Çin‘deki oyuncak sektörü, 2013 verilerine göre, 24,7 milyar dolarlık üretim ve ihracatla dünyadaki oyuncakların yüzde 70’ini karşılıyor.

Kaynak

Denizli’den İspanya’ya 50 bin ceviz fidanı

Denizli’de fidan üreticisi Kamil Okyaz, bir ihracatçı müşterisi için kurduğu ceviz bahçesinin İspanyollarca beğenilmesi üzerine, İspanya’ya ceviz fidanı ihraç etmeye başladı. Okyaz, Avrupa’da en çok fidan üreten ve ihraç eden İspanya’ya gelecek yıl 50 bin fidan gönderecek.

Kamil Okyaz,yaptığı açıklamada, 1985’ten beri fidan, 1990’lı yıllardan itibaren sertifikalı meyve fidanı ürettiklerini, 2000’li yılların başında yıllık 30-35 bin olan kapasitelerini genişletip ürün çeşitliliğini artırarak 500 bine çıkardıklarını, üretimlerinin yarısının ceviz fidanından oluştuğunu belirtti.

Son bir iki yıl içinde hem işletmeleri hem de ülke adına yapmaya çalıştıkları şeylerin getirisini görmeye başladıklarını ifade eden Okyaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Özellikle Denizli’de mermer ve tekstilin yanında ihracatta başka ürünler de gidiyor, bunun içinde fidan niye yer almasın diye araştırma yaparken, müşterimizin biri Manisa’ya yatırım yapmıştı. O aynı zamanda bir tekstilciydi. İspanya’ya tekstil ihracatı yapan müşterimizin bahçesine giren İspanyol misafiri, bahçeyi çok beğenip bu fidanları nereden aldığını sormuş, o da bizi tavsiye ediyor. Kalktılar geldiler İspanya’dan, bizi ziyaret ettiler, anaçlığımızı gördüler, çalışma düzenimizi, işletmemizi, işçi sağlığına kadar 2 yıl boyunca incelediler. Ondan sonra dediler ki ‘Bu fidanları bize satar mısınız?’ Hay hay biz niye satmayalım, ülke kazancı, döviz girdisi bakımından sevindirici bir şey derken böyle bir başlangıç yaptık. Bu yıl İspanya’ya 13 bin 500 fidan gönderdik.”

İspanya’ya meyve fidanı göndermenin bir ayrıcalık olduğunu vurgulayan Okyaz, “Birincisi, Avrupa Birliğine canlı materyal satmak çok zor. İkincisi, Avrupa’da en çok fidan ihraç eden, üreten ülke İspanya. Bir Almanya veya herhangi bir Avrupa ülkesine göndersek bu kadar anlamlı olmayacak. Mesela iki üç yıldır Ukrayna’ya gönderiyoruz, Ukrayna dışarıdan sürekli fidan alıyor, kuralları çok zor değil, biraz daha esnek davranıyor. Bu yıl Gürcistan’a tekrar göndereceği, o da 4. yılı. Gürcistan’da da kıstaslar çok katı değil. Ama İspanya’ya fidan satmak, fidancılar adına gerçekten bir ayrıcalıktı, kriterleri çok ağırdı. Fidanlar laboratuvarda canlı ortamda kaldı, gözlemlendi, herhangi bir bakteri ve hastalığa karşı analizlerden geçti. Ondan sonra fidanları gönderdik” diye konuştu.

Yıkanıp ilaçlandıktan sonra streç filmle sarılıp paketlenen ceviz fidanlarının İspanya’ya 5 günde vardığını kaydeden Okyaz, fidanlar gittikten sonra akıbetini takip ettiklerini dile getirdi.

Okyaz, “Bizden alan kişi bir kısmını kendisi dikti, bir kısmını sattı. Müşterilerinin çok beğendiğini, her şeyin dört dörtlük olduğunu, giderken nakliyenin, ambalajının tam istedikleri vasıfta olduğunu belirttiler, dediler ki ‘Seneye 50 bin fidan daha istiyoruz.’ İnşallah bu olayı giderek büyüteceğiz, hedefimiz üretimimizin 3-4 yıl içinde üretimimizin yarısını ihraç etmek. Az da olsa ülkemize döviz girdisi sağlıyoruz” diye konuştu.

Üretimde kaliteyi yıllardır yaptıkları çalışmalarla yakaladıklarını ifade eden Okyaz, İspanya’nın yanı sıra Ukrayna, Gürcistan ve Lübnan’a da ceviz fidanı ihraç ettiklerini sözlerine ekledi.

“Sektör desteklerle gelişti”

Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Sezgin Kutlu da Denizli’den ilk defa AB ülkelerinden İspanya’ya meyve fidanı ihracatının yapıldığını belirterek, şunları kaydetti:

“Son yıllarda bakanlığımız meyvecilik sektörüne büyük destekler vermekte. Bu sektör geliştikçe de bunun bir yan sektörü olan fidancılık da buna paralel olarak gelişti. İlimizde de 13 fidan üretimi yapan firma var. Yıllık 2,5 milyonun üzerinde sertifikalı fidan üretiliyor. Bunlardan birisi de ilk defa AB ülkelerine ihracata başladı. İlk partide 13 bin 500 ceviz fidanı İspanya’ya gönderildi. Önümüzdeki dönem Lübnan, Ukrayna ve Gürcistan’a da ihracat gerçekleştirilecek. Hedefimiz, 2015 yılında bu rakamları önce 100 bin, daha sonra 200 binlere çıkarmak.”

Cumhuriyetin 100. yılında Denizli’nin ihracat hedefinin 1 milyar lira olduğunu dile getiren Kutlu, “2013 yılında bu rakam 400 milyon lira olarak gerçekleşti. Tarımsal alandaki gelişmeler, son yıllarda tarımı gözde sektör haline getirdi. Bununla ilgili ilimizde de 376 bin hektar alanda yoğun bir tarım yapılıyor. İspanya gibi tarımsal anlamda AB’nin lokomotifi olan bir ülkeye böyle bir ihracatın gerçekleşmesi, daha da anlamlı. Çünkü oraya canlı bir materyal olan fidanı, hastalıktan ari, güvenilir olduğu için ithal ediyorlar. Biz de sertifikalı meyve fidanı ihracı ile gurur duyuyoruz” dedi.
kaynak

Yatırım için Türkiye

ULUSLARARASI piyasalarda, kötümser yaklaşımları nedeniyle ‘Doktor Kıyamet’ olarak bilinen ünlü yatırım uzmanı Marc Faber, şu andaki koşulların 2007’den daha kötü olduğu öngörüsünde bulunarak, “Önümüzdeki 10 yılda herşey felaket olacak. Yatırımcıların asıl sorması gereken soru nasıl para kazanırız değil, nasıl para kaybetmeyiz olmalı” dedi.

Faber, “Böyle bir ortamda birisi kafama silah dayayıp, ‘Yatırım için ABD mi, Türkiye mi’ diye sorsa, cevabım Türkiye” diye konuştu. Faber, Çin’in ABD ekonomisinden daha önemli olduğuna dikkat çekti. Çin’in dünyadaki metallerin yarısını tek başına tükettiğini kaydeden Faber, şöyle devam etti: “Bundan sonra dünya daha fazla Çin merkezli olacak. Gelecekte Türkiye gibi ülkelerden Çin’e daha fazla yönelim olacak. Türkiye ihracatta ağırlıklı olarak Avrupa’ya odaklanmış durumda. Ama ABD ve Avrupa daha fazla büyümeyecek. Bunu göz ardı etmeyin. Bunları Çin’i sevdiğim için söylemiyorum. Gerçek bu. Siz ekonomistleri dinlemeyin, biz milli gelirlere göre değil, kendi değerlerimize göre yatırım yaparız.”

Kaynak

Hazır Giyim İhracatı İki Ayda 3 Milyar Doları Aştı

Türkiye’nin yılın ilk iki ayındaki hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı, 3 milyar doların üzerine çıktı.

 

İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri (İTKİB) verilerinden derlenen bilgiye göre, geçen yılın ocak-şubat döneminde 2 milyar 782 milyon 124 bin dolar olan sektör ihracatı, bu yılın aynı döneminde yüzde 10,7 artarak 3 milyar 78 milyon 694 bin dolara ulaştı.

Bu dönemde, 178 ülkeye dış satım gerçekleştiren hazır giyim ve konfeksiyon sektörü, yılın ilk iki ayında Türkiye genel ihracatının yüzde 12,5’ini, sanayi ihracatının ise yüzde 15,7’sini oluşturdu.

EN ÇOK ÖRME GİYİM İHRACATI YAPILDI

Sektörün 3 temel ürün grubundaki ihracat rakamlarına bakıldığında, en fazla ihracat 1 milyar 608 milyon dolarla örme giyim eşyaları ve aksesuarlarında gerçekleştirilirken, dokuma giyim eşyaları ve aksesuarlarında 1 milyar 52 milyon dolar, diğer hazır eşyalar ve ev tekstilinde ise 390 milyon dolarlık dış satım yapıldı.

İHRACATIN DÖRTTE ÜÇÜ Ab ÜLKELERİNE

İhracatın yüzde 76’sı Ab’ye Türkiye’nin söz konusu dönemdeki hazır giyim ve konfeksiyon ihracatının yüzde 76,6’sı Avrupa Birliği (Ab) üyesi 27 ülkeye gerçekleştirildi.

Almanya, İngiltere ve İspanya, yılın ilk iki ayında Türkiye’nin en fazla hazır giyim ve konfeksiyon ürünü sattığı ülkeler oldu. Ocak-şubat döneminde sektör ihracatında ilk sırada yer alan Almanya’ya 694,1 milyon dolarlık dış satım yapıldı.

Bu ülkeyi 347,3 milyon dolarla İngiltere, 240 milyon dolarla İspanya, 216,2 milyon dolarla Fransa, 188,1 milyon dolarla Hollanda takip etti. İstanbul, 2 milyar 239 milyon dolarla sektörün ocak-şubat dönemindeki ihracatının yüzde 72’sini gerçekleştirdi.

Kaynak

Hafif Ticari Araçlara Yeni Teşvik Müjdesi

Hafif ticari araç pazarındaki düşüşü göz önüne alan Bakanlık, teşvik için çalışma yapıyor.

 

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, hafif ticari araç pazarındaki düşüşü göz önüne aldıklarını açıkladı.

Otomotiv Sanayii Derneği’nin (OSD) 40’ıncı Olağan Genel Kurul Toplantısı’ dün yapıldı.

Burada bir konuşma yapan Işık, geçen yıl satılan 660 bin otomobilin yüzde 79’unun ithal olduğunu, yerli üretim ağırlıklı hafif ticari araç pazarının ise küçüldüğünü hatırlattı. Cari açığa odaklandıklarını söyleyen Işık, “Hafif ticari araç segmenti için çalışmalarımız var. Üretimi artıracak, otomotivcileri sevindirecek bu çalışmamızı yakında açıklayacağız” dedi.

DESTEKLER SÜRMELİ

Bursa’da kuracakları otomotiv test pistinin 3 milyon metrekarelik bir alanda yer alacağını hatırlatan Işık, bunun 1 milyon metrekarelik bölümünün özel mülkiyet olduğunu, burası için yakın zamanda acele kamulaştırma kararının çıkacağını kaydetti. Işık, Bursa’daki üreticilerin Gemlik Limanı’na daha rahat ulaşabilmesi için demiryolu yapımına bu yıl başlayacaklarını da sözlerine ekledi. OSD Başkanı Kudret Önen ise bu yıl iç pazardaki açığı ihracatla kapatacaklarını söyledi. Bu yıl 1,1-1,2 milyon adetlik üretime ulaşılacağını ifade eden Önen, yeni projelerin büyük kısmının Ar-Ge destekleri sayesinde geldiğini, bu desteklere devam edilmesi gerektiğini kaydetti.

İHRACAT 23 MİLYAR DOLARI BULABİLİR

Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Başkanı Orhan Sabuncu, geçen yılı 21,3 milyar dolarlık ihracatla kapattıklarını, 8 yıldır Türkiyeihracatında ilk sırada yer aldıklarını söyledi. Bunun devam edeceğini vurgulayan Sabuncu, “İlk iki ayda 3.4 milyar dolarlık ihracata ulaştık. Martın 20 günlük bölümünde de artış görülüyor. Bu yıl 21,5 milyar dolar hedefimiz var ama bu hızla gidersek yılı 22 23 milyar dolarla kapatabiliriz” dedi.

Kaynak

Hazır Giyim İhracatı İki Ayda 3 Milyar Doları Aştı

Türkiye’nin yılın ilk iki ayındaki hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı, 3 milyar doların üzerine çıktı.

İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri (İTKİB) verilerinden derlenen bilgiye göre, geçen yılın ocak-şubat döneminde 2 milyar 782 milyon 124 bin dolar olan sektör ihracatı, bu yılın aynı döneminde yüzde 10,7 artarak 3 milyar 78 milyon 694 bin dolara ulaştı.

Bu dönemde, 178 ülkeye dış satım gerçekleştiren hazır giyim ve konfeksiyon sektörü, yılın ilk iki ayında Türkiye genel ihracatının yüzde 12,5’ini, sanayi ihracatının ise yüzde 15,7’sini oluşturdu.

EN ÇOK ÖRME GİYİM İHRACATI YAPILDI

Sektörün 3 temel ürün grubundaki ihracat rakamlarına bakıldığında, en fazla ihracat 1 milyar 608 milyon dolarla örme giyim eşyaları ve aksesuarlarında gerçekleştirilirken, dokuma giyim eşyaları ve aksesuarlarında 1 milyar 52 milyon dolar, diğer hazır eşyalar ve ev tekstilinde ise 390 milyon dolarlık dış satım yapıldı.

İHRACATIN DÖRTTE ÜÇÜ AB ÜLKELERİNE

İhracatın yüzde 76’sı AB’ye Türkiye’nin söz konusu dönemdeki hazır giyim ve konfeksiyon ihracatının yüzde 76,6’sı Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülkeye gerçekleştirildi.

Almanya, İngiltere ve İspanya, yılın ilk iki ayında Türkiye’nin en fazla hazır giyim ve konfeksiyon ürünü sattığı ülkeler oldu. Ocak-şubat döneminde sektör ihracatında ilk sırada yer alan Almanya’ya 694,1 milyon dolarlık dış satım yapıldı.

Bu ülkeyi 347,3 milyon dolarla İngiltere, 240 milyon dolarla İspanya, 216,2 milyon dolarla Fransa, 188,1 milyon dolarla Hollanda takip etti. İstanbul, 2 milyar 239 milyon dolarla sektörün ocak-şubat dönemindeki ihracatının yüzde 72’sini gerçekleştirdi.

Kaynak

Otomotiv ihracatı, yüzde 7 geriledi

Türkiye’nin ocak-şubattaki otomotiv ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7 geriledi.

 Otomotiv Sanayii Derneğinin (OSD) verilerinden derlenen bilgiye göre, Türkiye’de üretim yapan 14 firma, yılın ilk iki ayında 122 bin 907 araç ihraç etti, geçen yılın aynı döneminde ise dış satım 132 bin 606 olarak gerçekleşti.

Buna göre, otomotiv ihracatında geçen yıla göre yüzde 7’lik düşüş oldu.

Türkiye’de en fazla ihracat yapan firma ise Oyak Renault oldu. Oyak Renault, ocak-şubat döneminde 37 bin 431 otomobil ihraç etti.

Kaynak

‘Gürcistan fındık ihracatından pay çaldı’

Avrupalı ülkelerin İtalya ve Gürcistan’ın fındığını tercih etmeye başlaması, Türkiye’nin fındık ihracatını büyük oranda düşürdü.

ORDU – Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KFMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Dursun Oğuz Gürsoy, bu sezon geçen sezonun aynı dönemine göre daha az fındık ihracatı yaptıklarını belirterek, “İtalya ve Gürcistan Türkiye’nin ihracat pazarından epey pay çaldı” dedi.

Gürsoy, gazetecilere yaptığı açıklamada, rekoltesi ve kalitesi Türkiye’den daha iyi olan Gürcistan ve İtalya fındığının daha ucuz fiyattan satılmasıyla Türkiye’nin ihracatında düşüş yaşandığına işaret etti.

Özellikle bu sezon Avrupalı ülkelerin İtalya ve Gürcistan’da üretilen fındığı tercih etmeye başlamasıyla 5,5 ay içinde 36 bin ton daha az fındık ihracatı gerçekleştirdiklerini vurgulayan Gürsoy, Türkiye’nin rakipleriyle mücadele edebilmesi için fındık kalitesini iyileştirmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin fındık ihracat pazarının yüzde 74’ünün Avrupa pazarı olduğunu belirten Gürsoy, şöyle devam etti:

“Avrupa pazarında 2008-2009 yıllarında kriz vardı. Artık buradaki kriz de yavaş yavaş atlatılıyor. İnşallah bu Türkiye ihracatına olumlu yansıyacaktır. Bu sene özellikle çok özel bir sezon. Bu sezon rakibimiz olan hem İtalya hem de Gürcistan’ın fındık üretimi ve kalitesi son derece iyiydi. Dolayısıyla bu ülkeler Türkiye’nin fındık pazarından epey pay çaldılar. Yaklaşık 5,5 ay içerisinde 36 bin ton daha az iç fındık ihraç edildi. Bu da 75 bin ton kabuklu fındığa tekabül eder. Geçen seneye göre bu sezon 5,5 ay içerisinde daha az ihracat yapıldı. Tahminlerimize göre bizim pazarımızdan 25 bin tonunu Gürcistan, geri kalanını ise İtalya aldı”

“Fındık kalitemizin iyileştirilmesi gerekiyor” 

Türkiye’de üreticilerin fındık bahçelerine daha iyi bakım yapması gerektiğine de işaret eden Gürsoy, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Rakiplerimizin stok ve kalite durumları Türkiye’yi oldukça yakından ilgilendiriyor. Biz de fındık az ya da çok olması fındık ihracatını etkilemiyor. Rakiplerimizi de takip etmemiz lazım. Bu nedenle ülke olarak fındığımızın kalitesine daha dikkat etmemiz gerekiyor. Biz üreticiler olarak bu zamana kadar hep fiyat konusunda odaklanmışız. Millet olarak aslında maliyet konusuna odaklanmamız lazım. Dolayısıyla birim alandan daha fazla verim almalıyız. Biz dönüm başı 60 ile 80 kilo arasında ortalama ürün alırken rakiplerimiz 200 ile 250 kilogram arasında ürün alıyor. Ülke olarak verimimizi yükseltmemiz lazım. Bunun için de yaşlı bahçelerimizi gençleştirmemiz gerekiyor. Gübre ve ilaç kullanımını bilinçli yapmamız son derece önemli. İyi tarım uygulamalarının da gereğini yapmamız lazım. Sulamalarımızı daha dikkatli yapmalıyız. Eğer bunları yaparsak kaptırdığımız pazarı geri alabiliriz”

 

Çelik sektörü en çok inşaat demiri ihraç etti

Çelik mamulleri ihracatı 2014’ün ilk iki ayında miktar bazında 3,07 milyon tona, değerde ise 2,3 milyar dolara ulaştı. Sektörün şubat ayı ihracatında başı inşaat demiri çekti

Çelik İhracatçıları Birliği verilerine göre, çelik mamulleri ihracatı yılın ilk iki ayında miktar bazında 3,07 milyon tona, değerde ise 2,3 milyar dolara ulaştı. Şubat ayının dikkat çeken ürünü, ulaştığı ihracat rakamı ile inşaat demiri oldu. İnşaat demiri ihracatı bir önceki yılın ilk iki aylık dönemine oranla miktarda yüzde 10.2, değerde ise yüzde 8.3 oranında arttı. Miktar olarak yüzde 371 oranındaki en çok ihracat artışı ise Fas’a gerçekleşti.

Gçen yıla göre yüzde 2.7 azalış görüldü

Çelik İhracatçıları Birliği tarafından açıklanan 2014 yılı ilk iki ay verilerine göre; Türkiye’nin çelik ihracatı değer bazında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2.7 azalış ile 2,3 milyar dolar, miktar bazında ise yüzde 4 düşüş ile 3,07 milyon ton olarak gerçekleşti. Çelik sektörünün direkt ihracatına diğer birliklerin faaliyet alanına giren demir çelik ürünleri de eklendiğinde Türkiye’nin toplam çelik ihracatı; miktar bazında 3,2 milyon ton; değer bazında ise 2,6 milyar dolara ulaştı.

En fazla ihracat Irak’a yapıldı

Çelik sektörünün 2014 yılının ilk iki ayında en çok ihracat yaptığı üç ülke ise sırasıyla Irak, ABD ve Fas oldu. Ayrıca Fas yüzde 371 oranında miktar artışı ile dikkat çekti. Bu dönemde yüzde 10,2 oranında artışla 1 milyon 370 bin tona ulaşan inşaat demiri ihracatı ürün grubunda ilk sırayı alırken; bu ürünü 305 bin tonla profil, 303 bin tonla boru ve 248 bin tonla yassı sıcak izledi.

“Düşüşlere neden olan sorunları ortadan kaldırmak için çalışıyoruz”

Çelik İhracatçıları Birliği verilerine göre; 2014 yılı Şubat ayı ihracatı, geçen yılın aynı ayı ile kıyaslandığında, miktarda yüzde 0,9 düşüş ile 1,6 milyon ton, değerde yüzde 2,2 azalış ile 1,1 milyar dolar olarak gerçekleşti. Çelik İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Namık Ekinci yılın ilk iki ayında miktarda ve değerde düşüşler yaşadıklarını vurgulayarak, “Bu düşüşlere neden olan sorunları ortadan kaldırmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Geçtiğimiz ay Amerika Birleşik Devletleri Ticaret Bakanlığı’nın yürüttüğü ‘Demir ve Alaşımsız Çelikten Filmaşin ve Çubuklar’ ithalatı telafi edici vergi soruşturmasında ön karar devlet desteği almadığımız yönünde alındı. Muhtemel risklere karşı önlem oluşturulmuş durumdadır” diye konuştu.

Kaynak