Herkesin İnovasyon Tanımı Farklı

imagesSon yılların en talihsiz kavramlarından birisi de “inovasyon”. Körlerin fil tanımlamasına benzer bir şekilde herkes tuttuğu yerinden tarif ediyor. İnovasyon ülkemizde genel olarak herhangi bir sektörde buluş, icat, yeni bir ürün, yeni bir proses olarak görülüyor. Üniversiteler teknoparkları ardı arkasına açıyor. Devlet çeşitli kurumları aracılığıyla teşvikleri yağdırıyor. araştırma kurumları herhangi bir konuda ortaya çıkabilecek yeni projeleri dört gözle bekliyor. Fakat gelin görün ki yeri yerinden oynatacak, dengeleri değiştirecek, ülkeye döviz yağdıracak inovasyon projeleri bir türlü ortaya çıkmıyor.

 

Diğer taraftan son yıllarda dünyada yaşanan yeni iş bölümüne göre yenilik, inovasyon, icat, buluş gibi yüksek katma değerli işler gelişmiş batı ülkelerine kaldı. Üretim, lojistik, depolama emek yoğun işler de Çin, Hindistan doğudaki ülkelerin işi oldu. İnovasyon ve üretim aslında birbirini dengeleyen kavramlar. Yüksek yaratıcılık ve yenilikçilik kapasitesi ile güçlü üretim kapasitesi dünyada kurulan yeni düzenin iki önemli ayağı. Birinde değilse diğerinde mutlaka söz sahibi olmalı bir ülke. Ancak her iki alanın da olmazsa olmazları var; inovasyon kültürü ve geleneği veya sağlam bir sanayi üretimi altyapısı.

 

Türkiye bir yandan “sanayisizleşme” nedeniyle var olan üretim gücünü de kaybetmek tehlikesi ile karşı karşıya. Uzun vadeli stratejik planlara dayanan bir sanayileşme yol haritasına sahip olmadığı ya da olamadığından “orta gelir tuzağı”na saplanıp kalmış durumda. Kişi başına milli gelir seviyesini onbin dolarlardan yirmi bin dolar seviyelerine çıkaracak sıçramayı bir türlü yapamıyor.

İşte tam bu noktada hiç olmazsa inovasyon kavramının tanımını doğru yaparak kıt kaynaklarını doğru bir şekilde kullanmayı başarsa sanayi üretimindeki eksiklerini kapatarak öndeki ülkelere yaklaşma konusunda bir şans yakalayabilir.

İnovasyonu nasıl tanımlanmalı sorusunun cevabı ise; hayatı kolaylaştıran, basitleştiren, verimliliği, üretkenliği, etkinliği, ekonomikliği geliştiren, yüksek maliyetli, uzun süreçleri sadeleştiren her türlü yeni yol ve yöntem inovasyon olarak tanımlanırsa kavram daha geniş bir tabana oturur ve daha yararlı sonuçlar yaratabilir. Bu tanımın içine üretimden, satışa, lojistikten pazarlamaya, müşteri memnuniyetinden, satış sonrası süreçlere kadar her türlü işletme faaliyeti dahil edilebilir. Bu yolla sadece yüksek teknolojili ürünler üreterek inovasyon yapılabileceğine dair dar ve sınırlı yaklaşımın yarattığı sorunlar da ortadan kalkar.

 

Üniversitesi mali ve idari anlamda özerk olmayan, orta öğretim sistemi her yıl yeni baştan düzenlenen, yüksek teknolojiye dayalı üretimleri inovasyon olarak bellediği için sadece bu konuda teşvik dağıtan, üniversitesi ile sanayisi arasında güçlü bağlar kuramayan bir ortamdan “hadi bakalım yenilik yaratın” beklentisinde olmanın yarattığı sonuçlar ortada. Bu yaklaşımla ne kadar beklerseniz bekleyin ülkeyi önde gelen ülkeler seviyesine çıkaracak bir sıçrama görmezsiniz. Ne yazık ki uzun sure orta gelir tuzağından kurtulamayan ülkeleri bekleyen daha büyük tehlike de “yoksulluk tuzağıdır”

Altuntaş: İnovasyon Girişimciliğin Sigortasıdır

Türkiye Melek Yatırımcılar Derneği Başkanı Baybars Altuntaş, girişimcinin yükselen başarı haritasını “Girişkenlik, inovasyon, girişimcilik, pazarlama-satış, markalaşma, kurumsallaşma, franchising (sözleşmeye dayalı, direkt bütünleşmiş pazarlama sistemi), liderlik ve melek yatırımcılık” başlıkları ile özetledi

Türkiye Melek Yatırımcılar Derneği Başkanı Baybars Altuntaş, girişimcinin yükselen başarı haritasını “Girişkenlik, inovasyon, girişimcilik, pazarlama-satış, markalaşma, kurumsallaşma, franchising (sözleşmeye dayalı, direkt bütünleşmiş pazarlama sistemi), liderlik ve melek yatırımcılık” başlıkları ile özetledi. 

Anadolu Girişimci İşadamları Derneği (AGİD), Çukurova Bilişim Teknolojileri Eğitim ve Araştırma Derneği (ÇUBİTED)’nin ortaklaşa Shereton Otel’de gerçekleştiği ‘Adana Melek Yatırımcılar ve Girişimcilik Zirvesi’ne konuşmacı olarak katılan Baybars Altuntaş, Türkiye’de girişkenlik ve girişimcilik kavramlarının birbirine karıştığını söyledi. Her aklına iş fikri gelenin bir şekilde kendisini girişimci kabul ettiğini belirten Altuntaş, “Dünyanın içinde bulunduğu bu ekonomik krizde artık bir şeyi iki, üç, beş kez düşünmeden karar aşamasına geçmemiz biraz zor oluyor. Bu işin de sırı da inovasyondan (yeni veya önemli ölçüde değiştirilmiş ürün ya da hizmet) geçiyor.” dedi. 

‘TÜKETİCİ ‘BU NEYMİŞ’ DEDİĞİ AN SAHAYA ÇIKMA VAKTİ GELMİŞTİR’

Girişimcilikte inovasyonun önemini pet su şişesini eline alarak örnekleyen Altuntaş, yenilik yapmayı, ürüne yeni bir şey katmayı bu adımın sigortası olarak değerlendirdi. Altuntaş, söyle devam etti: “Neticede ben bu suyun köşede satıldığını görüyorum. Biliyorum ki arkadaş bu suyu çok iyi satıyor. Bende diğer köşeye bir su marketi açayım su satayım, dersin. Sonra dayanıyorum reklama. Bir bakıyorum ki arkadaşımın su satışları artıyor. Verdiğim reklamlarla arkadaş satışı yapıyor ben yapamıyorum. Bu nasıl oluyor diye düşünüyorum. Köşedeki arkadaş yıllarca bu işi yapıp, tüketicinin aklında bir marka değeri oluşturmuş. Arkadaşın 2 liraya sattığı suyu bende 2 liraya sattığımda insanların içinden su içmek geçer; ama riske girmek istemez. Tüketici akılıdır, yıllardır kullandığı suyu tercih eder. Ben reklamlarımla kürek çekerim, arkadaş yer. Çünkü benim ürünümde bir yenilik yok. Ben sadece arkadaşın yaptığı işi almış kopyalamışım. Halbuki, ‘benim suyumu içerseniz güzel rüya görürsünüz, başınızın ağrısı geçer, daha akıllı olacaksınız, gözünüz akmayacak’ gibi bir yenilik katabilseydim, tüketicimiz yeni markalara prim verir. Yani ‘şu suyu bir deneyeyim’ diyebilir. Tüketici ‘bu neymiş’ dediği andan itibaren benim sahaya çıkma vaktim gelmiş demektir. Eğer bu yeniliği katamazsam o verdiğim reklamlarla ben köşedeki dükkanın ekmeğine yağ sürerim, iş yaptığımı sanırım; ama işi başkası yapar. Bu yüzden yenilik yapmak, ürüne yeni bir şey katmak farklı bir hizmet ortaya koymak; girişimciliğin sigortasıdır.”

AKILLI GİRİŞİMCİ RİSK ALMAZ

Akılı girişimcinin risk almadığını, çünkü onun inovasyon yaptığını ifade eden Baybars Altuntaş, yenilik dolayısı ile bu kişilerin risk almadığını savundu. Tüketicinin mutlaka yeni şeyleri bir kez denemek istediğine işaret eden Altuntaş, girişimcinin pazarlama ve satış aşamasını ‘ölüm vadisi’ olarak değerlendirdi. İşin başında girişimcinin eşi, dostu, banka gibi yerlerden finansman bulabileceğini dile getiren Altuntaş, ”Fakat pazarlama ve satış aşamasında çok kolaylıkta finansman bulma ihtimalin yoktur. Çünkü iş bir noktaya gelene kadar ben herkese hayallerimi bir şekilde pazarladım. Yapacaklarıma herkes inandı. Bize borç verip yürümemizi sağladılar. Artık bu kişi ve kurumlara gitme ihtimalim yok. Alacakları tek bir cevap var: Bilançonu görelim. İşin başında bilanço yokken insanları ikna etmek kolaydı. Pazarlama ve satış aşamasında ‘ne kadar sattığını bir görelim ki’ paraya verebilelim, sorusuyla karşılaşırsınız. O yüzden pazarlama satış aşaması ölüm vadisi, diyoruz. Bu vadiden geçerken ‘müşteri ve melek yatırımcı’ gibi iki arkadaş var. Ürünü satabilirsem, ölüm vadisini geçerim. Melek yatırımcı bana inanırsa işin nasıl büyüyeceğini bilirim. Pazarlama satış aşamasında geçemesek köşeyi tersine dönmüş olursunuz. Girişimcinin efendisi tüketicidir.” diye konuştu. 

TÜRKİYE’DE İŞLER MEZARA KADARDIR

Türkiye’de bir işadamının genellikle mezara kadar aynı işi yapmasını eleştiren Altuntaş, OECD’in bir raporuna göre girişimci yeni bir işe girdiğinde ortalama 7 yıl sonra o uğraşla ilgili motivasyonunu kaybettiğini belirtti. Bu sürede kişinin her şeyi keşfettiğini ve artık renk körlüğünün başladığını kaydeden Altuntaş, “Girişimcinin bulunmaz hint kumaşı olmasının sebebi, hiç kimsenin göremediğini gören, kimsenin koklayamadığını koklayan, kimsenin alamadığı riskleri alabilendir. Bu özellikler herkeste olmaz. 7 yıl sonra motivasyonumuzu kaybetsek de o işe devam ediyoruz. Çünkü bu olumsuzluğun farkında olmuyoruz. Biz buna ömür boyu devam eden işler süreci diyoruz. Ülkemizdeki süreç budur; özetle mezara kadar. Yurt dışında işler böyle gitmiyor. Yurtdışında satılabilecekse, halka açılabilecekse o işe yatırım yapılır. Yoksa aile işletmesi olarak kalıyor.” şeklinde konuştu. 

TÜRKİYE MELEK YATIRIMIN EN HIZLI GELİŞTİĞİ ÜLKE 

Amerika’da 270 bin melek yatırımcının geçen yıl 20 milyar dolar yatırım yaptığını açıklayan Baybars Altuntaş, Avrupa’da 75 bin girişimcinin 2013’te 5.1 milyar Euro melek yatırım gerçekleştiğini vurguladı. Türkiye’de melek yatırımcılığın çok hızlı geliştiğini hatırlatan Altuntaş, Avrupa’de Melek Yatırımcılık Kanunu olan ikinci ülke özelliğini taşıdığını bildirdi. Altuntaş, şunları söyledi: “Çok sonraları oyuna girdik. Ama önemli aşama kaydettik. Dünyada yüzde 75’lik en yüksek vergi teşviki Türkiye’de. Bunu da iyi değerlendirmek lazım. Bu sistemin başarıya ulaşması için devletin şunu görmesi gerekir: Biz bu vergi iadelerini yaptık, buna karşılık biz bu kadar istihdam yaptık, denilmeli. Bu teşvik işin ‘gel gel’ kısmıdır.”

AGİD Başkanı Seyfettin Alpat ise düzenledikleri “Ufku zorlayanlar” programlarıyla bugüne kadar 25 seçkin işadamının tecrübelerini paylaştıklarını aktardı. Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, oda başkanları ile çok sayıda işadamının katıldığı organizasyona sponsor olan firmalara plaket verildi.

Kaynak

Yaratıcı Fikrin İnovasyona Dönüşmesi

Her yaratıcı fikir inovasyona dönüşür mü? cevap tabi ki HAYIR!

Yaratıcı fikrin inovasyona dönüşebilmesi için o fikrin kullanılabilir olması gereklidir.. Kullanıcıların o fikri satın almaya değer bulması ve bedelini ödemeye hazır olmasının yanı sıra o fikrin ulaşılabilir bir noktada olması da önemlidir.. Nivea’nın yeni ürünü bu anlamda bir başarı örneği olarak gösterilebilir..

nivea_logo_detailCilt ve vücut bakımında global bir marka olan Nivea, sektörüne kurulduğu yıl olan 1882’den beri birçok yenilik getirmiş ve kurumsal sosyal sorumluluk projeleri ile adını duyurmuştur.. Son ürünü ile Nivea şimdiden sosyal paylaşım sitelerinde özellikle anneler tarafından konuşuluyor.. Teknolojiden yararlanarak anneler için kurtarıcı basit bir çözüm sunan Nivea yaz tatillerinin daha keyifli geçmesini sağlayacak gibi görünüyor..

Nivea’nın dergilerde yayınlanan ilanlarında yer alan bilekliği sayfadan çıkartarak çocuğunuzun koluna takıyorsunuz.. Aynı zamanda akıllı telefonunuza indireceğiniz uygulama ile bilekliği telefonunuza tanımlıyorsunuz.. Sistemin işleyişi basit! Bileklik içindeki çip sayesinde çocuğunuzun sizden ne kadar uzaklaştığını ekranınızda görebiliyorsunuz.. Sistem size çocukla aranızdaki mesafeyi gösteriyor.. Ayrıca çocuğunuz tanımlayacağınız mesafenin dışına çıkarsa telefonunuz sizi uyarıyor.. Akla hemen bir soru geliyor! Dergi sayfasından çıkartacağım bu bileklik suya dayanıklı mı? Haklısınız.. Bilekliğin neme dayanıklı olduğu ve bir defadan fazla kullanılabileceği de belirtilmiş..

ben-©-EDE küçük çocuğu olan anneler artık plajlarda daha rahat güneşlenebilecekler..

İyi tatiller..

Huawei, Türkiye’de geliştirip dünyaya satıyor

Dünyanın en büyük ve Ar-Ge’ye en çok yatırım yapan şirketlerinden biri olan Çinli Huawei, İstanbul’daki Ar-Ge merkezinde geliştirdiği ürünleri dünyaya satıyor.


Türkiye’de 11 yıldan uzun süredir var olan Huawei, dün gerçekleştirdiği basın toplantısıyla İstanbul Ümraniye’de bulunan Ar-Ge merkezinde geliştirdiği ürünlerden birkaçını tanıttı.

Orta Asya ve Kafkasya’nın da bölge merkezinde olması nedeniyle 11 ülkeyi Türkiye’den yöneten Huawei, 2009 yılında İstanbul Ümraniye’de kurduğu Ar-Ge merkezine bugüne dek 60 milyon doların üzerinde yatırım yaptı. Huawei Türkiye Ar-Ge merkezi, Huawei’nin Çin dışındaki en büyük 3’üncü Ar-Ge merkezi olma özelliğine sahip. Uluslararası alanda Hindistan ve ABD’den sonra 3’üncü büyük Ar-Ge merkezi olarak çalışıyor.

Huawei, Türkiye’de özellikle yazılım alanındaki araştırma geliştirme faaliyetlerine önem veriyor. Türkiye’de 350’si Ar-Ge odaklı olmak üzere toplam 850 çalışanı bulunuyor.

Huawei Türkiye Ar-Ge merkezi bugüne kadar son derece çarpıcı başarılara imza atmış durumda.

Huawei, Türkiye’de veya Türkiye’nin katkılarıyla birçok proje geliştiriyor. Huawei Türkiye Ar-Ge merkezi 30 ülke ile ortak projeler yürütüyor. Sadece 2012 yılında, Huawei Türkiye’den gerçekleştirilen yazılım hacmi 17 milyon doların üzerinde.

Bu projeler arasında özellikle Türkçe Sanal Asistan ve Social TV projeleri öne çıkanlar arasında.

Dijital Uçurum, İnovasyon ve Ar-Ge
“Sürekli inovasyonu” bir iş modeli ve sürdürülebilirliğin ön şartı olarak gören Huawei’nin dünya genelinde 16 Ar-Ge Merkezi ve müşterilerle birlikte kurduğu 28 Ortak İnovasyon Merkezi mevcut. Bu merkezler önde gelen uluslararası araştırma enstitüleriyle ve üniversitelerle sürekli iletişim halinde.

Geçtiğimiz 10 yıl içinde global olarak Huawei, Ar-Ge’ye 19 milyar dolar kaynak ayırdı. Sadece 2012’de Ar-Ge için ayrılan rakam 4,8 milyar dolar.

Huawei, Türkiye’nin 2023 hedeflerine bilgi teknolojileriyle ulaşacağını öngörüyor ve bu konudaki tüm adımları destekliyor. Bu nedenle Türkiye’de kamuya ve devlete sunduğu yüksek teknoloji ürünleriyle destek olmak ve bölgesindeki dijital uçurumun kapanmasına katkıda bulunmak istiyor.

Huawei’nin Ekonomiye Katkısı
Huawei, Türkiye pazarını canlı ve fırsatlara açık olarak yorumluyor. Türkiye’deki birçok farklı tüketici kesiminin farklı ihtiyaçları olduğunun farkında ve bu ihtiyaçlara cevap vermek istiyor.

Huawei, bugüne kadar Türkiye’deki 60 iş ortağı üzerinden 100 milyon doların üzerinde satın alma gerçekleştirdi ve son dönemde 23 yeni şirketle 2 yıllık iş ortaklığı anlaşması yaptı. Böylece istihdam ve Ar-Ge ürünü ihracatının yanı sıra Türkiye’deki yerel şirketleri de önemli ölçüde destek sağlamış oldu. Huawei, iş ortakları aracılığıyla oluşturduğu ekosistemde 4000 kişiye dokunuyor.

Ayrıca Huawei, iş ortaklarının iş yaptığı diğer bölgelerde de tanınmasına destek oluyor ve Türkiye’de gelişimine destek olduğu insan kaynağının diğer bölgelere de açılması için fırsat yaratıyor.

TÜRKİYE’DE GELİŞTİRİLEN PROJELER

Akıllı Arama / Sanal Bilge 
Özellikle kurumlar, sahip oldukları bilginin farklı noktalarda birbiriyle bağlantısını kurmada sorun yaşıyorlar. Şirket harici erişilen bilgiyi kendileri için işe yarar hale dönüştürecek yatay çözümlerin yanı sıra, kendi sahip oldukları bilginin farklı bağlantılarını keşfetmelerine yardımcı olacak dikey çözümlere ihtiyaç duyuyorlar. Sahip oldukları veri yığını içinde sadece arama yapmak değil, sordukları sorulara cevap bulmak, sonuçları daha anlamlı ve işe yarar halde görüntülemek istiyorlar.

Geleneksel olarak kullandığımız arama altyapıları, çoğu kurumun iç ihtiyacı olan sorgu yerine sorulara cevap verecek dikey çözümleri sağlamakta yetersiz kalıyor.

Huawei, bu ihtiyacı karşılamaya yönelik ‘Anlamsal Bilgi Tabanı Oluşturma Platformu’ adlı bir proje geliştirdi. Anlamsal Bilgi Tabanı Oluşturma Platformu, Web 1.0 olarak tanımlanan statik sayfalar, Web 2.0 olarak tanımlanan değişken içeriğe sahip yapılar ve Web 3.0 olarak tanımlanan semantik (anlamsal) web üzerindeki tüm içeriği çapraz biçimde sorgulayabiliyor, aralarındaki ilişkiyi ortaya koyabiliyor.

Projenin tabanını ‘Akıllı Arama’ adı verilen teknoloji oluşturuyor. Bu, öncelikli olarak Huawei’nin sunduğu ürün ve hizmetlerde kullanılmak üzere Türkiye’deki Ar-Ge merkezinin katkılarıyla geliştirilen bir proje. Bununla birlikte Huawei, proje olgunlaştıkça bunu kurumların kendi iç aramalarını destekleyen ticari bir ürün olarak konumlandırmayı da planlıyor. Bu gerçekleştiğinde sistemi tamamen dışarıya bağımsız, kuruma ve kullanıcıya özgü bir arama motoru olarak konumlandırmak mümkün olacak.

Sanal Bilge
Veriyi farklı şekillerde sorgulayabilme yeteneği birçok yaratıcı olasılığı beraberinde getiriyor. Bunlardan son dönemde en çok ön plana çıkan da bilgisayarlarla ve mobil cihazlarla konuşarak iletişim kurmak.

Huawei, sahip olduğu teknolojik altyapıyla zengin Ar-Ge kaynaklarını bir araya getirerek bu işi nasıl daha iyi yapabileceğine odaklandı. Çünkü cihazlar arasında hızla yaygınlaşan bu yaklaşımın pratik uygulamasında, Türkçe’nin daha fazla ilgiyi hak ettiğine inanıyordu.

Huawei, bunun için İTÜ ile işbirliğine giderek ‘Sanal Bilge’ adını verdiği Türkçe anlayan sistemi kurguladı. Sanal Bilge, tıpkı günlük hayatta olduğu gibi cihazlarınızla konuşarak kurduğunuz iletişimin arkasındaki beklentiyi anlayacak ve buna göre tepki verecek şekilde kurgulandı.

Halihazırda Türkçe olarak yönlendirilen birçok soru ve sorguya cevap verebilen sistem geliştikçe becerileri daha da artacak.

Social TV
Huawei’nin bilgi teknolojileri ve telekomünikasyon altyapı çözümleri şemsiyesi altında çok geniş bir faaliyet alanı bulunuyor. Örneğin Huawei 10 yıldan uzun süredir IPTV alanında faaliyet gösteren bir şirket. Asya’dan Latin Amerika’ya kadar dünyanın dört bir yanında büyük referanslara ve 50’den fazla ticari uygulamaya sahip. Operatörler üzerinden gerçekleştirilen IPTV odaklı video streaming kapasitesinde dünya lideri olarak dikkat çekiyor.

Dünya genelindeki sosyal medya ilgisinin artmasıyla birlikte, 2010 yılında Huawei’deki 4 Ar-Ge çalışanı bir araya gelerek Social TV adlı platformun tasarımını üstlendi. Daha sonra Çin’deki Ar-Ge ekibinin projeye dahil olmasıyla Türkiye’den 50 kişilik bir ekip Social TV’nin olgunlaşması için çalıştı ve proje 2011 yılında ürüne dönüştü.

Huawei’nin sunduğu IPTV platformunu daha çekici hale getirmek için kurgulanan Social TV, IPTV platformuna Facebook veya Twitter gibi sosyal ağların eklenmesinin de ötesine geçen, kendi sosyal platformunu barındıran bir çözüm. Bu platformla örneğin en çok seyredilen, hakkında konuşulan içeriği anonim olarak görüntüleyebiliyorsunuz.

Sesli asistanın Social TV ile entegrasyonu sayesinde, sistemin yönetimini sesli komutlarla gerçekleştirmek mümkün. Hatta izlemek istediğiniz içeriği televizyona söyleyerek içeriğin otomatik olarak karşınıza gelmesini bile sağlayabiliyorsunuz.

Ürünün operatör tarafında da sunduğu önemli avantajlar var. Örneğin tek bir platform üzerinden birkaç tıklamayla sunmak istediğiniz içeriği eski telefonlara, akıllı telefonlara, web TV’ye, akıllı TV’lere veya IPTV kutularına yönlendirebiliyorsunuz. Dilediğiniz paketi dilediğiniz cihazlarda aktif hale getirebiliyorsunuz. Bu operatörlerin işini kolaylaştırırken, ticari esneklik de sağlıyor.

Kullanım Ücretlendirme & İş Ortakları Gelir Paylaşım Sistemi
Cep telefonlarıyla konuşmak, mesajlaşmak ve internette gezmek kullanıcılar açısından son derece olağan şeyler. Oysa ay sonunda faturanın hesaplanması veya ön ödemeli sistemlerde anında gerçekleştirilen ücretlendirme süreci, arka planda çok büyük bir operasyon gerektiriyor. Konuştuğunuzda geçerli ses, mesaj ve veri tarifeleriniz nedir? Herhangi bir kampanyaya üye misiniz? Konuştuğunuz saatler indirim uygulanan aralıkta mı? Veri kullanımında belli bir kademeyi geçtiniz mi? Dahil olduğunuz kampanya, tarifenizde yer alan bir diğer indirimle çakışıyor mu? Konuşmanızı şirketiniz mi yoksa siz mi karşılayacaksınız?

Huawei, bu alanda iki ayrı çözüm üzerinde çalışıyor. Bunlardan biri Convergent Billing System (CBS) adı verilen kullanım faturalandırma sistemi. Diğeriyse operatörlerin iş ortaklarıyla ve birlikte çalıştıkları diğer kurumlarla gelir paylaşımını düzenleyen Partnership Management System (PMS). Huawei Ar-Ge departmanında 80’i CBS, 40’ı PMS odaklı yaklaşık 120 kişilik bir ekip bu projelerle ilgileniyor.

Huawei Türkiye, CBS konusunda Çin’de üretilen çözümün farklı pazarların ve operatörlerin ihtiyaçlarına göre uyarlanmasını üstleniyor. CBS, ücret hesaplanmasından ve üretilmesinden ödemenin takibine, kısacası faturanın kesildiği andan ödemenin yapıldığı ana kadar kadar tüm süreçleri kontrol altına alıyor. Sistem ayrıca kullanıcı bazında anlık kullanımı görüntüleyebiliyor.

Türkiye’de özelleştirilen çözümler Namibya’daki Namibia Telecom ve Kamerun’daki Camtel operatörlerinde kullanılıyor. Huawei, böylece Türkiye kaynaklı ihracata katkıda bulunuyor.
PMS çözümü de yine operatörlerin ihtiyaçlarına uygun olarak geliştiriliyor. Huawei Türkiye Ar-Ge merkezinde geliştirilen PMS çözümü Avea’nın ihtiyaçlarına özgü olarak tasarlandı ve yapımı 2 yıl sürdü.

Bununla birlikte proje sırasında edinilen deneyim, farklı pazarlara açılmaya yardımcı oluyor. Örneğin Huawei Türkiye benzer çözümü Azerbaycan’da Bakcell isimli operatöre de sunuyor.

Dijital Birey ve Yeni Nesil Akıllı Ağ
Huawei içinde bireylere dönük dijital hayatı zenginleştirmek amacıyla çalışmalar yürüten ‘Digital Individual’ adlı bir takım mevcut. Yaklaşık 60 kişilik bu takımın bünyesinde RBT (Ring Back Tone – Geri Çaldırma Tonu) ve NGIN (Next Generation Intelligent Network – Yeni Nesil Akıllı Ağ) adlı ürünler geliştiriliyor.

RBT çözümleri abonelerine arandıkları zaman arayanlara sıkıcı bip sesinden farklı olarak seçtikleri müzik, doğal ses, konuşma gibi içerikleri dinletme fırsatı tanıyan bir sistem. Huawei RBT çözümü dünyanın en yaygın kullanılan RBT çözümü olarak dikkat çekiyor.

RBT servislerinin kullanımı bunlarla da sınırlı değil. Huawei RBT sistemini kullanan ya da kullanmayı isteyen mobil operatörler, kullanıcı deneyimini zenginleştirmek adına pek çok yeni özelliğe ihtiyaç duyuyor. Huawei Türkiye Ar-Ge Merkezi, Türkiye, Avrupa ve BDT bölgesindeki operatörlerin uygulamaya koymak istediği bu yeni özelliklerin tasarlanması ve geliştirilmesinden sorumlu.

Huawei NGIN ise çeşitli ağ teknolojileri ile çalışabilen ve operatörlerin kullanıcılarına kısa zamanda ve düşük maliyetle katma değerli servisler sunabilmesini sağlayan bir yeni nesil akıllı ağ çözümüne karşılık geliyor. Huawei, NGIN alanında daha çok Avrupa’daki operatörlerle çalışıyor.

Huawei Türkiye Ar-Ge merkezinin katkılarıyla gerçekleştirilen NGIN servisi, 2013 yılı içinde Ingiltere’deki Telefonica operatörü tarafından kullanıcılarına sunuldu ve kısa zamanda 250 binden fazla aboneye ulaştı.

Sistemin temel olarak yaptığı iş dünyanın neresinde olursanız olun, hangi cihazı kullanırsanız kullanın GSM ya da WiFi üzerinden tek numarayla iletişiminizi sürekli kılmak. Üstelik bunu bulunduğunuz yerden bağımsız olarak, yerel tarifeniz üzerinden gerçekleştiriyor.

 

 

 

 

 

 

kaynak

GE Türkiye İnovasyon Yarışması

GE-Logo

Global ölçekte faaliyet gösteren General Electric (GE), sağlık hizmetleri, enerji üretimi, havacılık ve ulaşım alanlarında çözümler yaratacak teknolojiler sunmaktadır. GE, sağlık ve enerji alanında inovatif fikirleri olan gençleri yarışmasına katılmak üzere davet ediyor. 

 Son başvuru tarihi: 27 Aralık 2013

Detaylı bilgi ve başvuru için: http://www.geinnovationchallenge.com/

Ben-©-EDE inovatif fikirler için en doğru adres gençler…

Henkel İnovasyon Yarışması

Dünya’da devam eden inovasyon ve sürdürülebilirlik çalışmaları hızla devam ederken global çapta faliyet gösteren işletmeler bu anlamda yeni kaynak arayışı içine giriyorlar. Bunların en son örneği de merkezi Düsseldorf’ta bulunan ünlü Alman şirketi Henkel. Henkel global ölçekte yaklaşık 47 bin çalışanı ile çamaşır ve ev bakımı, güzellik ve yapıştırıcı teknolojileri olmak üzere üç temel iş alanında faaliyet gösteren uluslararası ölçekte faaliyet gösteren en büyük Alman şirketlerinden biridir.

Henkel Innovation Challenge’da amaç yenilikçi ve sürdürülebilir bir ürün ya da teknoloji fikirleri yaratmak. Tüm Dünya’dan öğrencilerin katılabileceği bu yarışmada yenilikçi fikirler Henkel yöneticilerinin mentorluğunda yarışacak.

Yarışma detayları ve katılım: www.henkelchallenge.com Standardlogo_Henkel_1to2.jpg

Ben-©-EDE geleceğimiz inovasyon ve sürdürülebilirlik çalışmalarında…

 

YENİLİK (İNOVASYON) DEDİKLERİ..

 

Yenilik (İNOVASYON, İNNOVATİON) kavramının ekonomi açısından anlamı özetle, “bilginin ticarileştirilmesi” dir.Bilimsel bilgi ve bulguların ortaya çıkarılması ve farklı alanlara uygulanması, çoğu kez birbiri yerine kullanılan buluş ve yenilik kavramlarını çağrıştırmaktadır. Buluş, genellikle bir araştırma etkinliği, yeni bir fikir veya bilginin ortaya koyulması; yenilik ise, herhangi bir yeni bilginin kullanıma elverişli olan mal veya hizmete dönüştürülmesidir.

 

Günümüzde ekonomik anlamda, ülkeler arasında rekabeti besleyen faktörlerin başında yenilik kavramı gelmektedir.Yenilik, üretimi sadece laboratuarlarda yürütülen araştırma –geliştirme (A-G) çabalarının sonucu olarak ortaya çıkarılan ve teknik yönü ağır basan bir çalışma değildir.Yenilik, sistematik çalışmalar sonunda bir değişim, gelişim ve üstünlük yaratma fırsatı olarak algılanmaktadır. Yenilik, pür yeni bir bilgi olmadığı gibi, uygulama, sunuş, düzenleme açısından ekonomi, fen, mühendislik, sanat, tıp, sosyal bilimler ve yönetim  gibi birçok alanda sözkonusu olabilir.

 

Teknolojik yenilik (innovation) ise, sadece ürün, üretim yöntemi, ürünün kullanımında birtakım yenilikler ve iyileştirmeler yapmakla sınırlı olmayıp, yönetim, bilgi, organizasyon, finans gibi konulardaki yeni gelişmeleri de içerir; iktisat, işletme ve diğer sosyal bilimlerin sanayiye ve firmalara uygulanmasıyla da yakından ilgilidir .Teknolojik yenilik yapma süreci, bir dizi bilimsel, teknolojik, mali ve ticari etkinliği içerir. Bilindiği gibi, teknolojik yenilikler daha çok yeni ürün ve hizmet şeklinde somut bir görünüm kazanmaktadır.

 

Yeni ürün kavramı, bilindiği gibi firma ya da pazar için ürünün yeni olmasını veya pazarın yeniliğini ifade etmektedir. Üründe yenilik, ürünün özünde, işlev ya da hizmetlerinde olacağı gibi, fiyat dışı pazarlama uygulamalarında  yeğlenen ve ürünün kendisinden  çok dış görünüşünde kapsadığı yenilikler/değişiklikler  yönünde de olabilir.(Tatlıdil-Oktav, 95)

Yeni ürünün ticarileştirilmesi, pazarlama etkinliklerinin başlatılması demektir.

Yeniliğin pazarlanması ise, rekabetçi üstünlük sağlamada ve yeni pazarlar oluşturmada büyük önem taşımaktadır. Çünkü, serbest piyasa ekonomisi içinde ekonomik gelişme ve kalkınma ancak uluslararası pazarlarda satılabilir nitelikte mal ve hizmet üretmekle olasıdır. Bilim ve teknolojide yetkinleşmek, yalnızca ‘bilim ve teknolojiyi üretmede’ yetkinleşmek anlamına gelmemekte, aynı zamanda bilimsel ve teknolojik araştırmalar sonucu ortaya konan bulguların, süratle, ekonomik ve toplumsal faydaya yani pazarlanabilir yeni ürün/ sistem/ üretim yöntemleri/hizmetlere dönüştürebilmesini de ifade etmektedir.

 

Ürün yeniliği tüketici ve üretici görüşü açısından değerlendirildiğinde tüketici görüş açısından ürün yeniliği, kendisine önemli yarar sağladığı düşünülen yeni bir üründür. Üretici görüş açısından yenilik ise, aynı veya ilgili endüstrilerdeki işletmelerden birisince önemli bir yeni teknolojinin ilk veya erken kullanımıdır.Tablo.1.’de tüketici ve üretici görüş açısından ürün yenilik matrisine göre dört grup yenilik söz konusudur.(Tokol, http://iktisat.uludag.edu.tr/dergi/1/tokol/tuncer.html)

 

 

Sürekli Yapılan Ürün Yenilikleri, Bu tür yenlikler yeni teknolojiden az yararlanan, kullanıcılara da sınırlı yeni yararlar sağlayan yeniliklerdir. Çoğu yenilik bu gruba girer. Tüketici davranışlarında değişim gerektirmeyen geleneksel ürün yenilikleridir.

Teknik Yenilikler,Ürün teknolojisi açısından endüstri için ilk olan yeniliklerdir. Bu tür yeniliklerin tüketicilere yeni yararlar sağladığına inanılmaz. Tüketicilerin kullanım alışkanlığında küçük değişiklikleri gerektirir

Uygulama Yeniliği, Bu yeniliklerin çok azı teknolojik başarı gerektirir. Uygulamaya yönelik olup tüketicinin kullanım alışkanlığında değişim gerektirmez. Bir ürünün bir pazar bölümünden diğerine transferidir. Transfer edilen ürün bu yeni pazar bölümü için önemli yararları temsil eder.

Radikal Yenilik, bu yenilikler tüm dünya için çok yeni olan ürünleri temsil eder. Bilgisayar kullanımı günümüzün radikal yeniliğidir. Bu yenilikler sürekli olmayan yeniliklerdir. Önemli ölçüde yeni tüketim yapıları yaratırlar ve tüketicinin kullanım alışkanlığında değişiklikleri gerektirirler.

‘‘Ürün yeniliklerinin çoğu birinci gruba girer. Bir çok yeni ürün taklittir. İşletmelerin çoğu küçük değişiklikler üzerinde durur. Önemli değişikliklere ise az yer verirler. Mosfield’ın yaptığı çalışmalara göre, yenilik maliyetlerinin ortalama % 65’ i taklit maliyetlerini, yenilik yapma zamanının % 70’i de ortalama taklit zamanını göstermektedir. Teknik yenilikler ise Pazar payı ve satışlarda küçük artışlar sağlayabilir. Ancak yüksek geliştirme maliyeti vardır. Bu nedenle de yatırım karlılığı düşüktür.Uygulama yeniliklerinde de ar – ge riski düşüktür. Bu yenilikler pazarlama uzmanlığını temel alırlar’’. (Gobeli, Brown, 1985:28’den aktaran,Tokol, http://iktisat.uludag.edu.tr/dergi/1/tokol/tuncer.html

Yenilik üretimini  ulusal  çerçevede düşünerek ulaşılacak Ulusal Yenilik (İninnovation_worldovasyon) Sistemi  kavramı, bilim ve teknoloji üretmeye yönelik kurumsal mekanizmaların ötesinde, bilimsel ve teknolojik bulguları ekonomik ve toplumsal faydaya dönüştürebilmenin kurumsal mekanizmalarını da içerir . Ulusal yenilik sistemi genel olarak, ürün ya da üretim yöntemlerine ilişkin yeni teknolojileri edinebilme; özümseyerek kullanabilme; bu teknolojilerin ekonominin bütün etkinlik alanlarına yayılmasını sağlayabilme; ürün geliştirme, yeni ürün/yöntem/ yöntemi üreten makine sistemleri  tasarımlayabilme; tasarım ve üretim süreçlerini besleyen teknolojik araştırma-geliştirme faaliyetini sürdürebilme; araştırma, geliştirme, tasarım, üretim (imalat), pazarlama süreçlerinin ilişkilerini geliştirebilme yeteneklerine sahip ulusal kuruluşların oluşturduğu bir sistemi ve aralarındaki ilişkileri ifade eder. Sistemin içinde yenilik yapabilme yeteneğine sahip firmalar ve bu firmalara mühendislik, danışmanlık, tasarım ve kontrollük hizmetleri veren kuruluşlar; ortak araştırma merkez ve konsorsiyumları; temel araştırmalar yapan üniversiteler ve kamu araştırma kurumlarının yanısıra standartlarla ve kalite denetimiyle ilgili kurumlar; ulusal metroloji sistemi; ulusal ‘notifikasyon’, ‘akreditasyon’ ve ‘sertifikasyon’ sistemi; üniversite ve kamu araştırma kurumlarının araştırma potansiyeli ile sanayi kuruluşlarının ileri teknolojiler temelindeki yaratıcı girişimciliğini buluşturan teknoparklar, teknokentler; teknoloji ataşelikleri; teknoloji danışmanları ve merkezleri; patent ofisleri yer alır.(http://www.tubitak.gov.tr)

Yeniliklerin pazarlanması, işletmelerin kendi koşullarında yenilik üretimi ve pazara sunulması ile olacağı gibi,  organize bir model içinde daha verimli ve ekonomik koşullarda gerçekleştirilebilir. Kısaca “ yenilikçi firmalar” olarak da  adlandırılabilen, yenilik üretme misyonlu  işletmelerin değişik açılardan desteklendiği ve organize edildiği teknoparklar, ulusal yenilik üretimi sistemi içinde kurumsal, yenilik pazarlamasında işlevsel bir misyon üstlenmektedir.

Garanti Bankası Çağrı Merkezi’ne iki ödül birden!

Çağrı Merkezi, dünyanın önde gelen çağrı merkezi sektörü birliği Contact Center World tarafından 2013 En İyi Performans Sıralaması Ödülleri’nde (Top Ranking Performers Awards) iki ayrı ödülün sahibi oldu. Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’nın önde gelen şirketleri arasından yapılan değerlendirme sonucunda “En İyi Teknoloji İnovasyonu – İçsel Çözüm” kategorisinde altın madalya kazanan Garanti Bankası Çağrı Merkezi, “En İyi Satış Kampanyası” kategorisinde ise bronz madalya ile ödüllendirildi. Bankacılık ve sigortacılık başta olmak üzere çeşitli sektörlerden profesyonellerin objektif görüşlerine dayanılarak yapılan değerlendirmenin ödül töreni Viyana’da gerçekleştirildi. Garanti Bankası Çağrı Merkezi, “En İyi Teknoloji İnovasyonu – İçsel Çözüm” kategorisinde kazandığı altın madalya ile Türkiye’yi, Kasım ayında Las Vegas’ta gerçekleştirilecek ve tüm bölgelerden ödül sahibi kuruluşların yarışacağı Contact Center World 2013 Global Awards’da temsil etme ayrıcalığına sahip oldu.

 

 

 

 

 

 

Kaynak : http://www.marketingturkiye.com.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=12337:garanti-bankas-car-merkezine-iki-oeduel-birden&catid=65:guencel-haberler&Itemid=160

Cardtek Group’a “Ruban d’Honneur” ödülü

Cardtek Group 2012/13 Avrupa İş Ödülleri Türkiye Ulusal Şampiyonu olarak katıldığı uluslararası elemelerde “İnovasyon” kategorisinde Ruban d’Honneur’e layık görülerek önemli bir başarıyı daha Türkiye’ye kazandırdı. The European Business Awards (Avrupa İş Ödülleri) 2012/13 ödül programında ülke elemelerinde bir çok rakibini geride bırakarak İnovasyon kategorisinde Türkiye Ulusal Şampiyonu olan Cardtek Group, yarışmanın uluslararası finalinde Ruban d’Honneur’e layık görüldü. 2007 yılından bu yana düzenlenen organizasyona bu yıl 10 kategori için 15 bin firmayla temasa geçildi, ön elemeyi ise 29 ülkeden bin şirket geçti. Avrupa’dan çok sayıda iş adamı, politikacı ve medya mensubunun da katıldığı ödül töreni 6 Haziran 2013 Perşembe akşamı ilk kez Türkiye’de gerçekleştirildi.
Bağımsız ödül programı Avrupa İş Ödülleri’nde firmalar; yenilikçilik, iş mükemmeliyeti sağlamak ve sürdürülebilir başarı kriterleri göz önünde bulundurularak değerlendiriliyorlar. Avrupa İş Ödülleri en iyi uygulama örneklerini teşvik etmek, yarattığı yeniliklerle öne çıkan şirketlerin tanıtımını ve gelişimini desteklemek amacıyla düzenleniyor.

İnovasyon dalında ülkemizin bayrağını dalgalandırdık

Cardtek Group CEO’su Ayşe Nil Sarıgöllü, şirketin Avrupa İş Ödülleri’nde Ruban d’Honneur olmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Sarıgöllü konuyla ilgili olarak şunları belirtti: “Şirketimiz 386 firmanın ikinci elemeye katıldığı finalde ülke birincisi olarak Avrupa genelindeki birçok rakibini geride bıraktı ve Türkiye Ulusal Şampiyonu oldu. Kurulduğu günden itibaren vizyonuna ve misyonuna paralel olarak sektöründe mükemmelliği ve yenilikleri hedefleyen Cardtek Group ürettiği yenilikçi yazılımlarla 12. yılında bir kez daha başarısını tescil ettirdi. Grubumuz 2007-2012 yılları arasında yüzde 755 büyüme kaydetti ve dünyada bir çok ilk projeyi gerçekleştirerek sayısız ödüle layık görüldü. İnovasyona verdiği değerle sürdürülebilirliği hedefleyen Cardtek Group’un bu özellikleri, başarıyı da beraberinde getiriyor. İnovasyon dalında ülkemizin bayrağını dalgalandırdık. Bundan sonra da başarılarımızla adımızdan söz ettirmeye devam edeceğiz.”

 

 

 

 

 

 

Kaynak : http://www.marketingturkiye.com.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=10900:cardtek-groupa-ruban-dhonneur-oeduelue-&catid=65:guencel-haberler&Itemid=160

GittiGidiyor’un Sponsorluğunda Bilişim Teknolojilerinde Hukuk Tartışıldı

Hakan Kayaman: “E-Ticaretin gelişmesi için modern ve sabit bir yasal ortam gerekli”

 

Dünyanın en büyük elektronik ticaret şirketi eBay’in Türkiye iştiraki GittiGidiyor.com’un sponsorları arasında olduğu ‘Bilişim Teknolojileri, Hukuk ve İnovasyon: Son Gelişmeler, Zorluklar ve Öğrenilen Dersler’ (ICT, Law, and Innovation: Recent Developments, Challenges, and Lessons Learned) adlı konferans, Hilton Convention Center’da gerçekleşirildi.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Bilişim ve Teknoloji Hukuku Enstitüsü ile Harvard Law School Berkman Center for Internet and Society ve İnternet Geliştirme Kurulu işbirliği çerçevesinde düzenlenen konferansın açılışında konuşma yapan GittiGidiyor.com Satış Pazarlama Direktörü Hakan Kayaman, GittiGidiyor eBay satın alma süreci, Sıfır Risk Sistemi, e-ticaret sektöründe karşılaşılan zorluklar ve çözüm önerileri gibi konulara değindi. Kayaman, e-Ticaret ve mobil ticaretin gelişmesi için yapılması gereken düzenlemeler hakkında da açıklamalarda bulundu.

Türkiye’nin en işlek alışveriş merkezi Gittigidiyor.com’un sponsorları arasında olduğu Harward Üniversitesi ve Bilgi Üniversitesi’nin işbirliğiyle düzenlenen ‘Bilişim Teknolojileri, Hukuk ve İnovasyon: Son Gelişmeler, Zorluklar ve Öğrenilen Dersler’ adlı konferans İstanbul’da gerçekleştirildi. Konferansın açılışında GittiGidiyor.com’u temsilen açılış konuşması yapan Satış Pazarlama Direktörü Hakan Kayaman, e-ticaret sektöründe yabancı yatırımcı, e-Ticaret Kanunu ve sektördeki son trendlerle ilgili gelişmeleri katılımcılarla paylaştı.

Konuşmasında Türkiye‘nin, Avrupa‘daki 6. Büyük internet popülâsyonuna sahip ülke olduğunun altını çizen Kayaman, “İnovasyonun ve teknolojinin yönlendirdiği ticaret, hızlı bir şekilde evrim geçiriyor ve çevrimiçi ile çevrimdışı arasındaki ayırt edici çizgiler yok oluyor. e-Ticaret ve mobil ticaretin gelişmesi için ve eBay gibi yabancı öncü şirketlerin Türkiye gibi yeni pazarlara yatırım yapma konusunda kendilerini özgüvenli hissetmeleri için, modern ve sabit bir yasal ortam gereklidir” dedi.

İnternet ve özellikle bilişim hukukunun; inovasyon ve girişimcilik, bilgi ekonomisi, internet yönetişimi, siber güvenlik, online business, iş dünyası dostu iyi düzenleme ve politika geliştirme stratejilerinin ve iyi uygulama örneklerinin akademisyenler, sektörün öncü şirketlerileri tarafından ele alındığı konferans, Türkiye‘nin ve dünyanın gündeminde olan soru ve sorunlara 360 derecelik bir bakış açısı ile yaklaşmayı hedeflemektedir.

 

 

 

 

 

 

Kaynak:http://www.haberler.com/gittigidiyor-un-sponsorlugunda-bilisim-4677989-haberi/