İZMİR’İN YEREL SEÇİMLERDEN SONRA MARKALAŞMA ŞANSI

Bir kentin markalaşması birkaç logo ve sembol binayla olmayacak kadar derin konudur. Bu güne kadar hep gündeme gelen, EXPO seferberliği ile zirve yapan, ancak sonra unutulan bu konu korkarım bu yerel seçimlerden sonra da rafta duracak, ihtiyaç olduğunda indirilip tekrar üst raflara konacak bir dosya. Ülkenin “normal dışı gündem”i o kadar büyük ve sürükleyici ki, İzmir’in markalaşması gibi”normal” bir konu dış kapının mandalı durumunda. İzmir’de yaşayanların ruh halini yaşayanlar bilir. İzmirli Ege’nin Akdeniz’in, mavi sularının ruhunu taşır. Özgür, hareketli,dalgalıdır her daim. Sıkıntılı işleri, fazla disiplini sevmez. Yaşamın tadını çıkarmaya zaman ayırmak için gece gündüz çalışmayı aklına bile getirmez. Yani, İzmirlinin “marka olma” derdi yok gibidir. Sorarasanız “daha iyi marka bulamazsın abicim” cevabını alırsınız. Saat Kulesi vardır, yıllardır mirası yenen Fuarı vardır, Karşıyakası, çipurası, rokası vardır. Bunlar yetmez mi marka olmaya? Marka olmak için yaşayanların orayı sevmesi değil, hiç fikri olmayanların bile oraya gitmek için ilgi ve merakla beslenmesi gerekir. İçimizden biri New York’u, Venedik’i, Tokyo’yu merak edip görmek istediği şehirler arasında sayıyorsa, bu durum orada yaşayanların kentlerini sevip yüceltmeleriyle ilgili değildir. Singapur, Venedik ve Tokyo kentlerini merak edilir, görmek istenir hale getirmek için yıllarca planlı, sistemli ve kararlı çalışmalar yapmış olmalılar. İzmir, marka kentler projeleri sayılırken, devlet bütçesinden paylar ayrılırken nerede yer almaktadır? Sahip olduğu eşsizizmir-alsancak-kusadasi-efes-sirince-meryemana-tire-birgi-turu-buyuk-resim-ves6923488 tarihi ve kültürel özellikleri ve şehrini çok seven insanı dışında İzmir’i geliştirecek kaç projesi vardır? Kenti yıllardır ataletle yönetem yerel yöneticiler kenti beton yığını olmaktan bile kurtaramamışlarken, bir kez daha seçim zaferi kazanmış olmanın sorumluluğunu hangi yeni projelerle destekleyecekler merakı içindeyiz. Çünkü marka olma derdi olmayan İzmir’linin oy vererek sorumlu kıldığı yerel yöneticiler, bu sorumluluğu İzmir’liyi ortak ederek gerçekleştirmek durumundadır. Sayın yöneticilerin, İzmir’le hiç bir tarihi ve tematik bağlantısı olmayan ve dünyanın en büyük heykeli olma iddiası bulunan Nasreddin Hoca heykelinin İzmir’e bir markalaşma katkısı olacağını düşünüyorlarsa yerel yöneticilerin yeni projelerini merak etmek keyifli bir uğraş haline gelecek.

70 ülkede İzmir’i tanıtacaklar

Merkezi İzmir’de bulunan Türkiye Fahri Konsoloslar Birliği ile Yaşar Üniversitesi işbirliği ile 70 ülkede İzmir’i tanıtacak.

İZMİR – EXPO’’dan ders çıkaran İzmir’deki fahri konsoloslar İzmir’in dünyanın 70 ülkesinde lobisini yapmak için Yaşar Üniversitesi’nin öncülüğünde bir araya geldi. Şimdi sırada İzmir’in tanıtımını yapmak için strateji oluşturulması var. Bu konuda Yaşar Üniversitesi fahri konsoloslara bilimsel destek de sağlayacak.

Merkezi İzmir’de bulunan Türkiye Fahri Konsoloslar Birliği ile Yaşar Üniversitesi işbirliği yaptı, hedef 70 ülkede İzmir’i tanıtmak; bu tanıtım atağında üniversitede okuyan yabancı öğrenciler de gönüllü olacak.

Yaşar Üniversitesi ve 70 farklı ülkeyi temsil eden Türkiye Fahri Konsoloslar Birliği Selçuk Yaşar Kampüsü’nde düzenlenen “Farklı Kültürler Günü”nde bir araya gelerek İzmir’in uluslararası tanıtımına katkı sağlamak için beyin fırtınası yaptı. Yaşar Üniversitesi’nde öğrenim gören yabancı öğrenciler, uluslararası ilişkiler uzmanları, akademisyenler ve fahri konsoloslar İzmir’in yurtdışında tanıtımında yeni bir atağa kalkılması için kolları sıvadı.

“İzmir için çalışıyoruz”

Türkiye Fahri Konsoloslar Birliği Genel Sekreteri Selçuk Borovalı , EXPO kaybedilse de İzmir’in tanıtımı için çalışmaya devam ettiklerini belirterek, Yaşar Üniversitesi’nde gerçekleştirilen etkinliğin EXPO macerasının ardından kentin uluslararası tanıtımı için atılmış önemli ilk adımlardan biri olduğunu vurguladı.

İzmir’de eğitim gören uluslararası öğrenciler için rehber kitapçık hazırladıklarını söyleyen Borovalı, “Bu tanıtım atağı sürecinde İzmir’deki 9 üniversitenin kültürel rolü, kentin turistik bölgeleri, uluslararası ulaşım olanakları, liman ve serbest bölgedeki ticari ilişkiler, ticari fuarlar büyük önem taşımaktadır” dedi. Borovalı, şöyle konuştu:

“1998 yılında kurulan birlik şu anda İzmir’de 70’ten fazla ülkeyi temsil ediyor. Türkiye’nin dört bir yanından üyelerimiz var. Biz mümkün olduğu kadar tüm Türkiye’yi temsil edecek şekilde çalışıyoruz. İzmir’e de çok fazla katkı sağladığımızı düşünüyorum. Çünkü fahri konsolos sayısı olarak İstanbul’dan sonra Türkiye’deki en fazla fahri konsolosa sahip iliz. EXPO adaylığında fahri konsoloslar olarak destek olmaya başladık. Ciddi bütçeler harcandı ama kaybetsek de şunu da unutmamak lazım. İzmir’in adı bu organizasyonla tüm dünyada duyuldu”

Kaynak

Türkiye dünya devine 125.5 milyon lira vergi cezası kesti

Türkiye’nin önde gelen market zincirlerinden Tesco Kipa’ya ağır bir vergi cezasının kesildiği açıklandı. Şirketten Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan açıklamada toplam 125.5 milyon liralık vergi cezası kesildiği bildirildi.

Radikal.com.tr – Konu ile ilgili yapılan KAP açıklamasında söz konusu cezanın İzmir Çakabey Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından kesildiği kaydedilerek şu bilgilere yer verildi:

“Yukarıda belirtilen Ocak-Aralık/2009 ila Ocak-Aralık/2012 arasındaki dönemleri kapsayan Vergi/ Ceza İhbarnameleri ile Şirketimize tebliğ edilen, gecikme faizi hariç, sorumlu sıfatıyla katma değer vergisi toplamı 50.204.700 TL ve vergi ziyaı cezası toplamı 75.307.050 TL’dir.

Yukarıda belirtilen Vergi İnceleme Raporlarında eleştiri konusu yapılan Şirketimiz uygulamalarının, yasal düzenlemelere uygun olduğu düşünülmekte olup yukarıda detayları verilen Vergi İnceleme Raporlarında yer alan eleştirilere ve düzenlenmiş vergi/ceza ihbarnamelerine karşı uzlaşma da dahil olmak üzere her türlü yasal hakkımız kullanılacaktır.”

Tesco Kipa’nın, Ege ve Akdeniz Bölgesi’nde yoğunlaşan 24 ilde toplam 189 mağazası bulunuyor. Tesco bünyesine geçen Kipa’nın temeli ise 1992’de İzmir’de atılmıştı. İngiliz perakende devi Tesco, Türkiye pazarına Kipa’ya satın alarak girmişti.

Kaynak

Asma köprü arsa piyasasını hareketlendirdi

İstanbul’dan İzmir’e ulaşımı 4 saate indirecek olan Gebze-Bursa-İzmir Otoyolu Projesi, satılık arsa ilanlarını artırdı.

İSTANBUL – Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en maliyetli projelerinden olan Gebze-Bursa- İzmir otoyolu projesi inşaatı tüm hızıyla sürüyor.
Gebze-Orhangazi-Bursa ve Kemalpaşa-İzmir kesimlerinin yüzde 30’luk kısmı bitti. 2015 yılı sonu itibariyle İzmit Körfez geçişi asma köprüsü, Gebze-Gemlik kesimi ve Kemalpaşa-İzmir kesimindeki çalışmaların tamamlanması hedefleniyor.
EN YÜKSEK ARTIŞ YALOVA VE KOCAELİ’NDEGebze-Bursa-İzmir Otoyolu Projesi’nin temeli 2010 sonunda atılmıştı. İnşaat ilerledikçe proje kapsamına giren illerde emlak sektörü hareketlenmeye başladı. Hurriyetemlak.com’dan alınan verilere göre; İzmir, Bursa, Balıkesir, Yalova ve Kocaeli’nde satılık arsa ilanlarında artış var. Son bir yıllık ilan sayısı artışına bakıldığında; Yalova ve Kocaeli ilk sırada. Her iki ilde de satılık arsa ilanlarının sayısı bir yılda 2,3 kat artış göstermiş durumda. İzmir’de satılık arsa ilanları 1,3 kat, Bursa’da 2 kat artış gösterirken, Balıkesir’deki artış 1,2 kat olarak belirlendi.
ARSA FİYATLARI YÜZDE 35 ARTTIHurriyetemlak.com Emlak Endeksi’ne göre; Bursa’da satılık arsa fiyatları son 1 yılda yüzde 35 arttı ve metrekaresi 26 liraya ulaştı. Satılık konutların metrekare ortalaması ise yüzde 4 artışla 1.144 lira oldu. Kiralık konutlarda ise son 1 yılda artış yüzde 4 ve ortalama fiyat 6 lira. Amortisman süresinin 17 yıl olduğu ilde fiyatı artan ilçeler arasında son 1 aya bakıldığında Mudanya ilk sırada. İlçede konut fiyatları yüzde 3,3 artış göstererek 1.033 lira oldu. İkinci sırada yüzde 2,4 artışla Nilüfer, üçüncü sıradaysa yüzde 1,2 artışla Osmangazi geliyor. Amortimsan süresinde de Osmangazi 16 yıl ile ilk sırada göze çarparken, Nilüfer’de bu süre 19 yıl olarak belirlendi.
İZMİR’DE SON DURUMHurriyetemlak.com Emlak Endeksi’ne göre; İstanbul’dan ulaşımın 4 saate düşeceği İzmir’de konut fiyatları son 1 yılda yüzde 12 arttı ve ortalama metrekare fiyatı 1.630 liraya ulaştı. Kiralık konutların metrekare ortalaması ise yüzde 10 arttı ve 8 lira oldu. İlde amortisman süresi 18 yıl olarak belirlendi. İzmir’de fiyatların son 1 ayda en çok arttığı ilçe Çeşme. İlçede satılık konutların metrekare ortalaması 3.611 lira oldu. Balçova ve Urla’da ise fiyatlar son 1 ayda yüzde 3,9 yükseldi. İzmir’de satılık arsa fiyatları ise son 1 yılda yüzde 19 artarak metrekaresi 49 liraya ulaştı.

Kaynak

Menemen Çömlekleri Amerika ve Almanya Yolcusu

400 bin ürün çeşidi ve 2 bin 200 mağazası ile Amerika’nın en büyük yapı market zinciri olan Home Depot ve Almanya’da bin 350 mağazası bulunan TEDi, Menemen Çömlekçiler Derneği ile temasa geçerek, mağazalarında Menemen çömleğini satmak istediklerini belirtti.


Home Depot ve Tedi firmalarından gelen talep üzerine görüşmelerin sürdüğünü bildiren Menemen Çömlekçiler Derneği Başkanı Ertan Saruhan, talebin karşılanması için şu anki altyapının ve kapasitenin yetersiz olduğunu belirtti. Gelen talebin karşılanabildiği takdirde Menemen’de büyük bir istihdam ve döviz girdisi sağlanabileceğini belirten Ertan Saruhan, Çömlekçilik Sanayi Bölgesi ve buna bağlı alt birimler olan Kil Maden Ocağı, Çömlekçilik Eğitim Merkezi, NC Makine üretim tesisleri, AR-GE ve İnovasyon birimleri, LNG pişirme fırınları, Tekonopark, tasarım merkezleri gibi departmanlarının kurulduğu takdirde gelen ihracat taleplerini karşılayabileceğini ve bu birimlerin oluşturulmasının acil bir ihtiyaç olduğunu ifade etti.

“MENEMEN, SERAMİK VE ÇÖMLEK ÜSSÜ OLMALI”

Saruhan sözlerini şöyle sürdürdü: “Zaman kaybedilmeden sektörün organizasyon ile yeniden yapılanabilmesi için kısa vadede öncelikle yerel yönetimdeki tüm aktörlerin konuyu ele alması, orta ve uzun vadede ise üniversiteler başta olmak üzere, Ekonomi ve Kalkınma Bakanlığı ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın destek vermesi gerekiyor. 2009 yılında yaşanan global ekonomik kriz nedeniyle Avrupa’daki birçok işletme, üretim maliyetlerindeki ve özellikle işçilik maliyetlerindeki yükseklik nedeniyle üretimlerini dış ülkelere kaydırmaya başladı. Bu kapsamda birçok işletme makine parkuru ve müşteri portföyü ile birlikte işletmelerini devretmek için firma evliliklerinin yapıldığı bu dönemde bu fırsatı kaçırmamamız gerekliliği bir gerçektir. Menemen’imizin artık bir seramik ve çömlek üretim üssü olabilmesi için tüm yerel ve ulusal aktörleri göreve çağırıyoruz.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak

İZMİR, EXPO ve “SAĞLIK OLSUN”

1

27 Kasım’da hem İzmir’de hem de Türkiye’de nefesler tutuldu.Expo adaylığımız için tek yürek olunup şanslar dilendi.

Türkiye’nin Olimpiyatlar ve Expo için aday olma gücü ve iddiasını kendisinde görerek bu tür adaylıklara soyunması kuşkusuz bir özgüven göstergesi. Geçmiş yıllarda bu tür adaylıklara kalkışmak aklımızdan bile geçmezdi. İşin doğrusu korkardık da. Aday olabilme cesareti için tebrik edelim kendimizi.

Dünyanın en büyük tanıtım organizasyonlarından biri olarak kabul edilen EXPO,ülkelerin kendilerini ve kültürlerini anlatabildikleri uzun süreli bir sergi türü olarak 19. Yüzyıldan bu yana yapılagelen bir organizasyon. Spor dalları için olimpiyatlar ne ise, kültürel sunumlar, yenilikçi fikirler ve bir nevi uygarlık yarışı için de EXPO fuarları aynı anlama geliyor.

Sergileme,sergi, fuar  anlamına gelen “exposition” kelimesi, kırpılıp EXPO olarak anılırken; kapsamına bilim, teknoloji, gelecek biçimleme, vizyon, gibi kavramları alarak genişlemiş ve klasik olarak ürün ve markaların sergilendiği fuar kavramını geride bırakmıştır.

Ükelerin gövde gösterisi yaptığı bu organizasyonlar, ilk kez, 1851 yılında Sanayi Devrimine paralel olarak İngiltere’de düzenlenmiştir.

EXPO’lar, Olimpiyatlara gore alan ve süre bakımından daha kapsamlı olarak, en az 1500 dönüm arazi ve 6 ay süre gerektirdiğinden ,kurulduğu kente ve ülkeye büyük prestij, ekonomik yarar ve sosyal ve kültürel bir alışveriş  bağlamında katkı sağlamakla kalmayıp kentsel değişim, şehirleşme ve mimari açısından da önemli projeler kazandırmaktadır. Bu mimari düzenleme kentlere kalıcı yararlar da sağlamakta, kentin dokusu ve merkezi değişmektedir. Örneğin, Paris’te Eyfel Kulesi, Brüksel’de Atomium, Londra’da Kristal Palas Expo düzenlenmesi nedeniyle yapılmış tekil yapılardır.

EXPO’lar, 1928 yılından bu yana , “Bureau International des Expositions-Uluslararası Sergiler Bürosu  (BIE)” uluslararası kuruluş tarafından organize edilmekte. Beş yılda bir düzenlenen ve günümüze dek 55 kez kapılarını dünyaya açan Expo’ların, 56. ve 57.si için aday olan şehirler arasına adını yazdıran İzmir ve  dolayısıyla Türkiye de tarihteki yerini aldı.

Ancak maalesef, nefeslerin tutulduğu o gün coşkulu bir sevinç çığlığı atılamadı. Çünkü, Uluslararası Sergiler Bürosu (BIE) Genel Kurulu’nda yapılan oylamada BIE üyesi 167 ülke delegesinin katıldığı Paris’teki OECD binasındaki toplantıda yapılan oylamada Birleşik Arap Emirlikleri’nden Dubai 77, Rusya’dan Ekaterinburg 39, Türkiye’den İzmir 33, Brezilya’dan Sao Paulo 13 oy aldı.

Oysa İzmir adaylığı için “bu kez”, deneyimden söz edilerek, her olayda olduğu gibi “Türk gibi” başlamıştık. Heyecanla, iddiayla, yüksek motivasyonla. İzmir için  iyi niyetlerle, çok sayıda çalışma, ekip, proje,iletişim ve tanıtım etkinliği planlandı.Bu çalışmalar içim 70 trilyon TL ‘lik bütçer harcandı.

Neden başarısız olundu sorusunun ardından söylenecek çok şey olabilir. Zaten başlangıçta  da neden başarılı olabiliriz için çok sayıda neden sayabiliyorduk.

Bu nedenler arasında, hem İzmir’e özgü, hem ülkesel gündem ve sorunlar, Expo üzerinden siyaset yapılması, İzmir Valisi ve Belediye Başkanı’nın yeterince etkin olmasına engel olan şartlar (ilk akla gelenler arasında, İzmir Valisinin başka bir kente tayini, Belediye başkanının Başvuru mektubunu götürme arefesinde emniyet güçlerince belediyeye baskın yapılması; Paris sunumu öncesi aynı olayın tekrarlanması nedeniyle  Belediye Başkanının konuşma yapamadan İzmir’e dönmesi) ve kentte dev bayraklar dışında EXPO adına halka yansımış bir etkinliğin, sahiplenme ve bilincin yaşanmadığı algısı var.

2008 yılında 2015 Expo’suna aday olurken lanse edilen “Daha İyi Bir Dünya İçin Yeni Yollar ve Herkes İçin Sağlık “ ya da kısaca “herkes için sağlık” teması 2020 için de tekrarlandı. Ancak, Expo oylamasından 2 gün önce İzmir’de yaşanan sel baskını ile sayısız insanın maddi ve sağlık sorunu yaşadığı, salgın hastalık gündeminin oluştuğu  bir kentte, halkın kulaklarında  “herkes için sağlık” sloganı çınlamış olmalı.

Bir futbol maçı süresinde sele teslim olan bir kente Expo yerine kanalizasyon sistemi,ulaşım sistemi, kurtarma ve sağlık yatırımları yapılsa, yani keşke Expo bütçesiyle kente kalıcı projeler kazandırılsa, Expo olmadan da   “Daha İyi Bir İZMİR İçin Yeni Yollar ve İZMİRLİ İçin Sağlık “ diyebilsek, demek geliyor içimizden.

Şu anda dışımızdan söyleyebildiğimiz ise sadece, “sağlık olsun “.

 

İzmir EXPO 2020’ye 60 ülkeden tam destek

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, İzmir’in EXPO 2020 adaylığı için 60 ülkenin destek beyanının bulunduğunu bildirdi.

 

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, EXPO 2020 için 4 şehrin yarıştığını, İzmir’in ipi göğüsleyen şehir olmasının millet olarak beklendiğini bildirdi.

Yıldırım, Bakanlıkta düzenlediği basın toplantısında, İzmir’in EXPO 2020 adaylığına ilişkin değerlendirilmelerde bulundu. İzmir’in EXPO 2020’ye adaylık için oylamanın Çarşamba günü yapılacağını, Rusya’dan Yekaterinburg, Birleşik Arap Emirlikleri’den Dubai, Brezilya’dan Sao Paulo ve Türkiye’den İzmir’in bu yarışta birlikte olacaklarını söyledi.

EXPO’nun 5 yılda bir yapılan dünya sergisi olduğunu bildiren Yıldırım, “6 ay sürer. 2015’te İzmir-Milano yarıştı ve Milano çok az bir farkla kazandı. İzmir’in bu sefer daha çok rakibi var. 5 şehir başladı, sonunda bir tanesi çekildi. Şimdi 4 şehir yarışıyor, İzmir’in ipi göğüsleyen şehir olmasını millet olarak bekliyoruz” diye konuştu.

EXPO’nun tarihinin 1,5 asırdan daha fazla olduğunu, 1851’de başladığını anlatan Yıldırım, Türkiye’nin eski zamanlardan beri sürecin içinde yer aldığını ve aktif katılım sağladığını kaydetti.

EXPO’nun en önemli faydalarından birinin gittiği ülkelerdeki ekonomiyi, sanayiyi geliştirmesi, yapıldığı şehirdeki alt yapının gelişmesini sağlaması olduğunu dile getiren Yıldırım,  “2020 EXPO sadece ülkemize 6 ay boyunca 30 milyonu bulan ziyaretçi getirmeyecek, aynı zamanda EXPO için hazırlanan özel bir alanda İzmir’de çok ciddi alt yapı yatırımları gerçekleşecek. EXPO, İzmir’in marka şehir olması için tetikleyici güç haline gelecek. EXPO’yu İzmir kazanırsa 2014 yılından itibaren 6 yıl boyunca birçok proje hayata geçecek” dedi.

“İki yıl önce 35 İzmir 35 Proje yatırımını başlattık”

İzmir’de EXPO süreci başlamadan iki yıl önce “35 İzmir 35 Proje” yatırımını başlattıklarını bildiren Yıldırım, söz konusu projelerin 17’sinin devam ettiğini söyledi. Yıldırım, İzmir’in ve İzmirlilerin ihtiyacı olan ve İzmirlileri geleceğe hazırlayan bu projelerin, EXPO organizasyonuna katkı sağlayacağını kaydetti.

EXPO için ilk girişimin 2011 yılı mayıs ayı sonunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Uluslararası Sergiler Bürosu’na (BIE) gönderdiği mektupla başladığını anımsatan Yıldırım, söz konusu mektupta 2020 EXPO’ya İzmir’in aday gösterileceği beyanının bulunduğunu, 14 Haziran 2011 itibariyle de adaylığın delegelere duyurulduğunu anlattı.

EXPO için yapılan düzenlemeler hakkında bilgi veren Yıldırım, yasal düzenleme yapıldığını, Bakanlar Kurulu kararıyla da EXPO yönlendirme kurulu ve diğer organların teşkilinin sağlandığını, onların çalışma usul ve esaslarının belirlendiğini dile getirdi.

EXPO 2020 temasının “Daha İyi Bir Dünya İçin Yeni Yollar, Herkes İçin Sağlık” olduğunu bildiren Yıldırım, EXPO’nun logosu için ise insanı merkez alan güneşi, enerjiyi, sevinç ve mutluluğu anlatan amblem seçildiğini söyledi.

Amblemin sağlığın, mutluluğun, güneşin İzmir’den tüm dünyaya yayıldığını anlatmaya çalıştığını ifade eden Yıldırım, dünyada gelişen sağlık trendleri ve Türkiye’nin son 11 yılda yaşadığı sağlıktaki dönüşüm ve gelişmeyi dikkate alarak, 11 yılda yollardaki özellikle bölünmüş yollardaki Türkiye’nin başarısını dikkate alan bir temanın belirlendiğini, amblemde de bu temanın ifade edilmeye çalışıldığını belirtti.

EXPO 2020 İzmir adaylığı için önemli bir diğer amacın ise küresel olarak sağlığa erişim, ilaca erişimde ülkeler arasındaki dengesizliğe dikkati çekmek, bu anlamda küresel dayanışma ve işbirliğini geliştirmek olduğuna işaret eden Yıldırım, şöyle konuştu:

“Birçok ülke hala temel sağlık hizmetlerini almaktan yoksun. Bırakın geri kalmış ülkeler Amerika’da bile bugün sağlık sistemi Türkiye’nin çok gerisinde. 50 milyon civarında insan sağlık hizmetlerine erişemiyor. Parası yoksa sağlık hizmetleri alamıyor. O yüzden Amerika’da sağlıkta dönüşüm çalışmaları Obama yönetimi tarafından ısrarla yapılmaya çalışılıyor. Amaç, Türkiye son 11 yılda ortaya koyduğu başarılı sağlık dönüşüm stratejisini ihtiyacı olan ülkelere anlatmak ve onlara teknik ve eğitim desteği vermek. Sosyal sorumluluk anlamında da herkes için sağlık fonu oluşturduk, şu anda 6,5 milyon dolar bütçesi var. Bu 78 farklı ülkede küçük ama anlamlı sosyal sorumluluk içeren sağlık projelerine harcanacak fondur. Ayrıca EXPO 2020 yürütme komitesi, ileriki yıllar için EXPO kazanıldığında, EXPO düzenlenene kadar 155 milyon avroluk bütçe hazırlamayı hedefliyor. Bu bütçenin hedefi, yardıma ihtiyaç duyan ülkelere katılım sağlamak ve bu şekilde sağlık sistemimizi, sağlığa erişimi ihtiyacı olan ülkelere sosyal sorumluluk projesi olarak götürmek.”

“Üyelerin yüzde 97’si ziyaret edildi”

BIE’nin üyesi olan 167 ükenin yüzde 97’sinin bakan, bakanlık temsilcileri, EXPO görevlilileri, büyükelçilik ve iş dünyasından temsilciler seviyesinde oluşturulan heyetlerle ziyaret edildiğini belirten Yıldırım, söz konusu ülkelerin yüzde 3’ünün ise yarışılacak ülkeler olması ve destek alınamayacak ülkeler olması nedeniyle ziyaret edilmediğini kaydetti.

Ziyaretlerde EXPO 2020 İzmir sunumlarının kapsamlı olarak yapıldığına dikkati çeken Yıldırım, İzmir’in EXPO konusunda neden daha avantajlı ve yetkin olduğunun üyelere ve delegelere aktarılmaya çalışıldığını anlattı.

“60’ın üzerinde ülkenin destek beyanı mevcut”

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Erdoğan, Bakanlar Kurulu üyeleri, yurt dışı misyonlarının EXPO konusunda aktif faaliyet gösterdiğini ifade eden Yıldırım, “Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın veya bizlerin yaptığı ziyaretlerin ana gündem maddelerinden biri EXPO 2020 İzmir olmuştur ve bu konuda destek talebi her seferinde ifade edilmiştir. Bu çalışmaların neticesinde 60’ın üzerinde ülkenin destek beyanı mevcuttur. Ancak bizim hedefimiz 60 ülkeyle sınırlı değil, olabildiğince daha çok üyenin desteğini alarak ipi İzmir’in göğüslemesini sağlamaktır” diye konuştu.

İlk oylamada salt çoğunluğu elde eden şehrin kazandığını belirten Yıldırım, ilk oylamada şehirlerin salt çoğunluğu alamaması halinde ise eleme usulüne geçileceğini bildirdi.

Yıldırım,  EXPO için çok fazla para harcayan ülkelerin bulunduğunu ancak önemli olanın söz konusu yerinEXPO ruhuna uygunluğu olduğunu, bu bakımdan İzmir’in adaylar içinde mukayeseli üstünlüğe sahip bulunduğunu söyledi.

İzmir’in tarihi birikiminin ve doğal güzelliklerinin çok fazla olduğunu, iklim avantajının bulunduğunu, ulaşım imkanlarının diğerlerinden avantajlı olduğunu dile getiren Yıldırım, İzmir’den 3 saat uçuşla 50’inin üzerinde ülkeye varılabileceğini kaydetti.

“İzmir en avantajlı aday”

Oylama öncesi bugün son kez tanıtım toplantısı düzenleyeceklerini, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in konuşma yapacağı bu etkinliğe bütün delege ülke temsilcilerini davet edeceklerini bildiren Yıldırım,  27 Kasımda oylamanın hemen öncesinde de kendisinin ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun sunum yapacağını söyledi. 

Vatandaşların İzmir’in yanında olduğunu bildiklerini dile getiren Yıldırım, “Öyle inanıyorum ki dünyanın ihtiyaç duyduğu ‘Herkes için sağlık ve daha iyi bir dünya için yeni yollar’ teması mesajı İzmir’den tüm dünyaya yayılmış olacaktır. EXPO İzmir, sadece Türkiye’nin değil, Balkanlar, Orta Doğu, Kafkaslar ve Akdeniz’in ortak kazanımı, ortak organizasyonu olacak. EXPO 2020 ile İzmir, ilklerin şehri, bir dünya markası olarak ortaya çıkacaktır. Sadece İzmir kazanmayacak, aynı zamanda kazanan Türkiye olacaktır” ifadelerini kullandı.

İzmir’in güçlü bir aday olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Eğer her şey yerli yerinde akılla mantıkla tarafsız şekilde, rasyonel şekilde değerlendirilir yapılırsa, son yıllarda olduğu gibi bir takım başka faktörler işin içine girmeden tamamlanırsa, biz öyle inanıyoruz ki İzmir, burada ipi göğüsleyen en avantajlı adaydır” diye konuştu.

“Başka yollara tevessül etmemiz düşünülemez”

Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Bakan Yıldırım, EXPO kapsamında 155 milyon avroluk bütçenin, küresel sosyal sorumluluk alanında bir fon oluşturularak sağlıkla ilgili projeleri dünyanın çeşitli ülkelerine götürmek ve Türkiye’nin tecrübelerini onlarla paylaşmak için kullanılacağını söyledi.

Hükümetin “35 İzmir, 35 Proje” çalışmasının 30 milyar dolarlık bütçesi bulunduğuna dikkati çeken Yıldırım, bunun EXPO için yapılmadığını, İzmir’in ihtiyacı olduğu için yapıldığını vurguladı.

EXPO’nun İzmir’de gerçekleştirilmesi halinde 6 ay boyunca 180’e yakın ülkeden 30-40 milyon insanın bu şehri ziyaret etmesinin beklendiğini bildiren Yıldırım, bunun şehre tanıtım katkısı ve ekonomiye olan çarpan etkisinin çok önemli olduğuna işaret etti. Bakan Yıldırım, “dünya sergisi” olarak tanımlanan EXPO’nun olimpiyatlar gibi 15-20 günde sona ermediğine dikkat çekerek, bu etkinlikle kültürlerin kaynaşacağını söyledi.

Bir basın mensubunun “EXPO yarışında, oylamasında ortaya çıkabilecek başka faktörler neler?” sorusu üzerine Yıldırım, şöyle konuştu:

“Ümit ederim ki girmez. Kast ettiğim faktörler çok belli. Bu bir adil yarış olmalı. İnsanların, delegelerin hiçbir etki altında kalmadan iradelerini sandığa yansıtması lazım. Kast ettiğim budur. Çünkü gerek olimpiyatlarda gerek önceki EXPO tecrübemizde bunun aksine bazı gelişmeler yaşandığını gördük. Seçimin adil olması lazım. Delegelerin hür iradeleriyle karar verişine imkan verilmesi lazım. Böyle olması tabiatıyla beklenir. Ama her ihtimale karşı böyle farklı şeylerin olabileceğini de geçmiş tecrübelerde gördük.”

Bakan Yıldırım, “Bunun gibi etkileri önlemek için neler yapılacak” şeklindeki soruya da “Son dakikaya kadar ülkemizi anlatmak, İzmir’i anlatmak. Neden İzmir’in bu konuda en avantajlı il olduğunu, aday olduğunu herkese anlatmak. Bizim bunun dışında başka yollara tevessül etmemiz düşünülemez. Bu, Türkiye’ye ve bizlere yakışmaz” dedi.

“Kahve falı baktırmadım”

“Oylamada çekişme olur mu” sorusunu yanıtlayan Yıldırım, esprili şekilde “Kahve falı baktırmadım” dedi. Kimsenin kaybetmek için yarışa başlamayacağının altını çizen Yıldırım, İzmir’in coğrafyasından medeniyetler beşiği olmasına kadar bir çok avantaja sahip bulunduğuna işaret etti. Yıldırım, “Eğer dünyanın en fazla ihtiyacı olan şey küresel barışsa, kardeşlikse bu mesajın en iyi verileceği şehir İzmir’dir. Onun için de İzmir, EXPO 2020’de ipi göğüslemelidir” diye konuştu.

EXPO 2020 seçimleri öncesi tanıtım bütçesinin çok düşük rakamlardan oluştuğunu anlatan Yıldırım, seçilmesi halinde bu bütçenin yükseleceğini söyledi.

Geçmiş dönemlerde yerel yönetimlerin hızlı hareket edemediğini, bazı hizmetleri İzmir’e götüremediğini vurgulayan Yıldırım, kendisi döneminde önemli projeleri başlattıklarını dile getirdi.

Başka bir basın mensubunun “Olimpiyatları alamamış olmamız EXPO için avantaj olabilir mi” sorusuna,  şu yanıtı verdi:

“Ben ikisi arasında bir bağlantı kurmuyorum. Her yarışın kendi içerisinde dinamikleri vardır. Olimpiyatlar geride kaldı. Delegelere, ülkelere şöyle bir yükümlülük yükleyemeyiz. (Olimpiyatlarda filanca ülkeyi tercih ettiniz, burada da bizi tercih edin) Böyle bir beklentimiz yok. Buna da güvenerek bir yere varamayız. Yapmamız gereken ülkemizi, İzmir’i en iyi şekilde tanıtmak. Neden İzmir EXPO için en uygun, isabetli şehirdir. Bunu insanların, karar vericilerin zihnine yerleştirmek. 2 yıldır da bu çalışma yapılıyor. Epey bir mesafe kaydedildi. Bu tip konularda geçmiş tecrübelerde farklı faktörlerin işin içine girdiğini biliyoruz. Öyle bir süreç yaşanmaması için de gayret gösteriyoruz.”

 

 

 

 

 

Kaynak

AVM PAZARI YENİ BİR KRİZE YOL AÇAR MI?

 

2015 yılında ükemizin 60 ilinde AVM açılmış olacağı tahmin ediliyor.

Bir dönem-90’lar- ”kaseti olmayana kız verilmez” esprisi yapılırdı. Müzik sektörü endüstriye dayalı hale gelmeye başladığında, yazılımlar yardımıyla ses kaydı ve müzik üretimi kolaylaşmıştı.Müzik kasedi üretimi kolaylaştığından aaaa diyebilen herkese album yapılabiliyordu.Kısa sürede piyasada “uydu sesler” çoğaldı ve bu espri doğdu.

Şimdi benzer bir durum AVM ler için geçerli. Her ilde AVM açılması adeta bir moda ve yarış. AVM si olmayan şehre kız vermeyecekler neredeyse.

Bugün toplamda 350’ye ulaşan AVM lerin 110 kadarı İstanbul’da.Oysa daha 2005 yılında toplam sayı İstanbul’dakiler kadardı. 2010 yılında AVM sayısı 260’ı buldu. Ankaradakilerin sayısı 40’a,İzmirdekilerin 20’ye yaklaşmakta.

Okul ve hastane inşaat hızıyla karşılaştırıldığında daha kompleks olmasına karşın AVM’lerin neredeyse ışık hızıyla bitirildiği gözlenmekte. AVM’ler İthal markaların Türkiye pazarına girişleri ve perakendecilerin nakit akışı sağlamaları bakımından hayli hareketli bir ortam.

Önceleri tüketiciler tarafından meraktan gezilen AVM ler giderek aynı yerleşim planları, aynı markalar, aynı mağaza tasarımları bakımından ilginç olma özelliğini kaybediyor.Çok büyük bir yatırım değilse, tematik farklılıklar içermiyorsa bir AVM’ni diğerinden ayırdedici özellik bulmak zorlaşıyor. Üstelik yanyana konumlanan bir çoğu, AVM Caddesi veya AVM-İSTAN yakıştırmasıyla  rekabeti de zorlaştırmakta.

AMPD Perakende Endeksi Nisan 2012 verilerine gore, 2012 yılının ilk dört ayında metrekare artışının 2011 yılındaki oranlara göre daha yüksek seviyelerde seyrettiği görülmekte, gıdada metrekare artışının mağaza sayısı artışından geride seyretmesi küçük metrekareli mağaza formatlarının yükselişe geçtiğine işaret etmektedir. Gıdanın tersine, hazırgiyim perakendesinin de mağaza ölçülerini büyütme eğilimine girdiği görülmektedir.

Bugün her AVM içinde kendi markasını ve mağazasını görmek isteyen, bunu bir prestij algısıyla yöneten yatırımcıların, bu çarkın geriye dönmeyeceğini hesaplamamış olmaları mümkün değil diye düşünmek istiyor insan.  Türkiey pazarında kısa sure kalıp çekilen uluslararası birkaç markanın vizyonu ise tartışma konusu. Pazara giriş stratejisinde mi hata aramalı, yoksa erken koku almalarını takdir mi etmeli?

Hızlı büyümenin hazımsızlık yaratma olasılığı malum. Özkaynakları ile büyümeyen yatırımcılar için  yakın gelecekte durgunluk göstermesi mümkün olan perakende piyasaları daha büyük risk demek. Banka kredileriyle büyüyen markalar ise yeni bir krizin erken sinyallerini vermiyordur dileriz. Malum, hazımsızlık varsa bu gaz bir yerden çıkacaktır. Umarız büyük bir gaz değildir.

Dakikada 9 ev satıldı

Son yıllardaki en düşük konut kredisi faizleri dolayısıyla bugüne kadarki en hareketli günlerini yaşayan konut piyasasında satışlar rekor üstüne rekor kırıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, bu yılın ilk çeyreğinde konut satışlarında yeni bir rekora imza atıldı.

En çok konut satışının gerçekleştiği 2013’ün ilk çeyreğinde  iş günü ve mesai saatleri dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre, günde 4 bin 346, saatte 543 konut el değiştirdi. Söz konusu dönemde 1 dakikada 9 konut satıldı.

İstanbul, 58 bin 682 konut satışıyla başı çekerken, kentte günde 931, saate 116 konut satıldı. Yaklaşık 2 dakikada bir konutun satıldığı İstanbul, bu alanda ulaşılması güç bir satış hacmini yakaladı.

İkinci sıradaki Ankara’da 63 iş gününde 34 bin 786  konut satışı olurken, başkentte günde 552, saatte 69  konut el değiştirdi. Ankara’da yaklaşık olarak her dakikada 1konut satış rakamına ulaşıldı.

İzmir, 17 bin 602 konut satışıyla üçüncü sırada yer aldı. Kentte günde 279, saatte 35 konut satıldı.

 

 

 

 

 

 

Kaynak: http://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/187542–dakikada-9-ev-satildi

IFC`den İzmir`in Altyapısına Destek

IFC’nin İzmir’e sağladığı ve koordine ettiği kredinin toplamı 183 milyon Euro’ya ulaştı.

Dünya Bankası Grubu kuruluşu IFC, İzmir’de büyük bir deniz ulaşım projesinin finansmanı için Fransız Kalkınma Ajansı (AFD), Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ve Hollandalı ING Grubu arasında 111 milyon Euro tutarında kredi paketinin koordinasyonunu sağladı. Böylece IFC’nin İzmir’e sağladığı ve koordine ettiği kredinin toplamı 183 milyon Euro’ya ulaştı. Planlanan kredi anlaşması söz konusu üç finansal kalkınma kurumunun Türkiye’de ilk defa ortaklaşa sunduğu en büyük finansman paketi olma özelliğini taşıyor.

IFC`nin koordinasyonunda bugün imzalanan 111 milyon Euro`luk deniz ulaşımı projesi kredi anlaşması, toplam 156 milyon Euro`luk paketin ikinci aşamasını oluşturuyor. IFC aynı paket dahilinde Aralık ayında İzmir Büyükşehir Belediyesi`ne trafik yönetim sistemi ve itfaiye acil müdahale araçlarının satın alımı projesi için 45 milyon Euro tutarında kredi sağlamıştı. Ayrıca IFC, Nisan ayında İzmir’in altyapı gelişimini desteklemek amacıyla, şehir nüfusunun yaklaşık %80’ine su sağlayan Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi`nde yapılacak olan kapasite artırma çalışmaları için İZSU ile 28 milyon Euro’luk kredi anlaşması imzalamıştı.

IFC Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika Başkan Yardımcısı Dimitris Tsitsiragos, bu projelerin İzmir`in altyapısını destekleyerek, ekonomik büyümeye destek olacağını söyledi. Tsitsiragos: “Bu ve benzer yatırımlar IFC’nin Türkiye’de yerel yönetimlere uzun vadeli finansman sağlayarak ve yaşam kalitesini artırıcı altyapı projelerinin yapımına yardımcı olarak destek olma stratejisinin önemli bir adımını teşkil ediyor” dedi.

Yaklaşık 4 milyon nüfusu ile Ege Denizi kıyısındaki en büyük liman şehri olan İzmir Türkiye`nin ekonomik açıdan en canlı şehirlerinden birisidir. İzmir`deki altyapı hizmetleri ülkenin en büyük üçüncü büyükşehir belediyesi olan İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından sağlanmaktadır. IFC, Türkiye`de 45 yılı aşkın bir süredir özel sektörün kalkınmasına destek olmaktadır.

 

 

 

 

Kaynak : http://www.haberortak.com/Haber/Ekonomi/16052013/IFCden-Izmirin-Altyapisina-Destek.php