Dev banka stres testini geçemedi

ABD Merkez Bankası (Fed), geçtiğimiz hafta açıkladığı ve 30 bankaya uyguladığı stres testine ek olarak yaptığı testte Citigroup ve 4 bankanın daha sermaye planlarını reddetti

ABD’nin önde gelen bankalarından CitigroupFed’in yeni reformlar çerçevesinde sermaye yeterlilik oranlarını mercek aldığı testte sınıfta kaldı. Fed yaptığı açıklamada, Citigroup’un risk yönetimi ve kontrolü uygulamalarında yeterli ilerleme göstermediğinin tespit edildiğini bildirdi.

 

Fed’in kapsamlı sermaye analizi ve değerlendirmesi programı çerçevesinde son 4 yıldır bankaların sermaye planlama süreçlerini ve sermaye yeterliliğini hem nitelik hem de nicelik açısından analiz ettiği belirtildi.

Açıklamada, bankaların yürüttüğü temettü dağıtma, yeni hisse çıkarma veya hisselerini geri satın alma gibi işlemlerinin de değerlendirme kapsamında olduğu kaydedildi.

Fed, Citigroup’un sermaye planının 2013 yılında da reddetmiş ve bu olay CEO Vikram Pandit’in görevden alınmasına öncülük etmişti.

Citigroup CEO’su Michael Corbat yaptığı açıklamada, Fed’in kararından duydukları hayalkırıklığını saklamayacağını belirtti. Citigroup, 1,2 milyar dolar tutarındaki hises geri alım programının ve hisse başına 0,01 dolar temettü ödeme planını devam ettirecek. Fed, Citigroup’un yanı sıra HSB Holding PLC, Royal Bank of Scotland ve Santander’in ABD’deki birimllerinin sermaye planlarına onay vermedi. Bankaların sermaye yeterlilik rasyolarının düzenlemek için 90 günlük zamanı var.Haber sonrasındna Citi hisseleri yüzde 5 düşüş kaydetti. 

kaynak

Bir otomobil devi daha Türkiye’den çekiliyor

2011’de Japon markası Daihatsu, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Avrupa bölgesine uygun araç geliştiremedikleri için kâr edemeyişlerini gerekçe göstererek 2013’ten itibaren pazardan çıkacağını açıklamıştı. Geçen yılın aralık başında ise dünyanın en büyük 4. üreticisi Amerikalı Chevrolet de Batı ve Doğu Avrupa pazarlarından çıkma kararı aldı. Dolayısıyla üretici, Türkiye’den de ayrılıyor. Türkiye henüz Chevrolet’nin çekilme kararını konuşurken, İtalyan Fiat, bünyesindeki markalardan Lancia’nın Türkiye’den çekileceğini açıkladı.

Gelişmekte olan ülkeler için 2013 zor bir yıl oldu. Tahvil alımını kademeli olarak azaltacağını açıklayan Amerikan Merkez Bankası FED’in bu kararı piyasalarda ‘Amerikan ekonomisi toparlanıyor’ olarak algılandı.

Böylece başka ülkelerde yatırım imkânı arayan sermaye, tekrar Amerika’ya yönelince yerel para birimleri dolar karşısında değer kaybetti. Buna ilaveten Türkiye özelinde cari açığı düşürmek adına alınan kredi sınırlaması ve ÖTV zammı ile Türkiye oto pazarının 2014’te yüzde 30 daralması bekleniyor. Hem oto markalarının bölgesel beklentilerini karşılayamamaları hem de Türkiye’deki iç pazarın bir türlü 1 milyonun üzerine taşınamaması bazı oto markalarının Türkiye’den çıkmasına sebep oldu. 2011’de Japon markası Daihatsu, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Avrupa bölgesine uygun araç geliştiremedikleri için kâr edemeyişlerini gerekçe göstererek 2013’ten itibaren pazardan çıkacağını açıklamıştı. Hisselerinin yüzde 51,3’ü Japon otomotiv devi Toyota’ya ait olan şirket, istediği satışlara ulaşamadıklarını ve Japon Yeni’nin Euro karşısında değer kaybetmesinin ayrılma kararına ittiğini belirtmişti. Daihatsu’nun 2010’daki toplam Avrupa bölgesi satışları 19 bin 300 civarındaydı.

Geçen yılın aralık başında ise dünyanın en büyük 4. üreticisi Amerikalı Chevrolet de Batı ve Doğu Avrupa pazarlarından çıkma kararı aldı. Dolayısıyla üretici, Türkiye’den de ayrılıyor. Bu kararın şirkete maliyeti yaklaşık olarak 1 milyar dolar olacak. Marka, 2015 sonunda bölgeden tamamen ayrılmış olacak. Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu’ndaki yatırımlarına ağırlık vermeyi planlayan Chevrolet, Türkiye’de ise 10 yıl boyunca Opel bayileri vasıtasıyla yedek parça sağlamaya devam edecek. Şirket bundan sonra bu bölgelerde Opel ve Vauxhall markalarına ağırlık verecek. Türkiye henüz Chevrolet’nin çekilme kararını konuşurken, İtalyan Fiat, bünyesindeki markalardan Lancia’nın Türkiye’den çekileceğini açıkladı. Avrupa ve Türkiye satışlarından memnun olmayan Fiat, bundan böyle Lancia’yı sadece İtalya’da satacağını duyurdu. Lancia markası ile 2013’te 782 adet araç satılmıştı.

Türkiye, 2023 üretim hedefinden uzaklaştı

 Türkiye, otomotiv sektörü stratejik belgesinde yer alan hedeflerden uzaklaşıyor. İhracatın lokomotif sektörününbugün 21,5 milyar dolar ihracat rakamının 2023’te 75 milyar dolar olması hedefleniyordu. 2014 sonunda 1,9 milyon adet olarak hesaplanan üretimin de 4 milyon adede çıkması planlanıyordu. Ancak 2013’te 1,2 milyon civarı olan üretimin bu yıl 1 milyonun altına inmesi bekleniyor. Çünkü geçen yıl 853 bin adet seviyesinde gerçekleşen iç pazar, kur artışı, kredi sınırlaması ve ÖTV artışları sebebiyle 650 bin civarına düşecek.

 

Borsa’nın yeni KALBİ

Borsa İstanbul’un yapımı devam eden yeni veri merkezi için İbrahim Turhan, “Akıllı bina ile en üst düzey teknolojiyi birleştirdik. Burası Borsa İstanbul’un yanı sıraçevre borsaların da veri merkezi olarak kullanılabilecek” dedi

Geçen yıl başlattığı Türkiye ’deki tüm borsaları bünyesinde toplama operasyonunu tamamladıktan sonra bölgesel bir güç olma hedefiyle dünyanın en büyük borsa kuruluşlarından Nasdaq’la ortaklık yapan Borsa İstanbul (BİST), bir yandan yeni uluslararası işbirlikleri için görüşmelerini yürütürken, bir yandan da teknolojik altyapısını son hızla güçlendiriyor. Nasdaq’la olan ortaklık kapsamında dünyanın en hızlı işlem platformunu da yakında sistemine entegre edecek olan BİST’in, İstinye’deki merkezi binasında yapımı süren yeni veri merkezi, hem çevre borsalara hizmet verebilecek kapasitede hem de, zaman zaman yaşanan teknik arızaları minimuma indirecek şekilde tasarlandı. Bu yılın ilk işlem gününde yaşanan küçük bir arızanın ardından, 9 Ocak’ta yaşanan son teknik arızada seansa 3.5 saate yakın bir süre ara verilmesi, borsanın teknik altyapısının yetersizliğinden, sistemi iyi bilen teknik personelin emekli edilmesine kadar pek çok iddianın dillendirilmesine neden oldu. Oysa aynı günlerde Borsa İstanbul’un İstinye’deki merkezinde, söz konusu arızaların giderilmesi çabalarının yanında, tüm bu arızaları minimuma indirecek yeni ‘Veri Merkezi’nin de hummalı çalışmaları sürüyordu.
Haziran 2014’te devrede
‘Borsanın yeni kalbi’ olarak nitelenen yeni teknoloji üssü Haziran 2014’te devreye almayı hedefliyor. En ileri düzeyde inşaat teknikleriyle yapılan yeni veri merkezi binası mevcut borsa binasının hemen yanı başında. Merkezi binaya yer altından bağlanan Veri Merkezi, toplamda 500 metrekare alan üzerine kuruluyor. 6 ay gibi rekor bir sürede inşa edilen veri merkezinin bu hafta fonksiyonel testlerinin de tamamlanması planlanıyor.
Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü İbrahim Turhan “Bu veri merkezinde akıllı bina ile en ileri bilişim teknolojisini bir araya getirdik” diyerek kapasitesinin BİST’in yanı sıra yakın çevredeki borsalara da hizmet vermeye yeterli olduğunu, hatta Türkiye’deki bazı büyük bankaların verilerinin de burada saklanabileceğini söyledi. Yeni veri merkezinin devreye girmesiyle birlikte teknik arıza yaşanması ihtimali tam olarak ortadan kalkmayacak ancak yüzde 99.99 arızaların önüne geçilecek.
Bilim kurgu filmi gibi
Turhan, mevcut kullanılan sistemin 1993’te kurulduğunu güncellemelerle bugünlere gelindiğini söyledi. İki merkez arasındaki teknolojik fark hemen göze çarpıyor. Yeni merkez adeta bir bilim-kurgu filminin setini andırırken, mevcut merkez bir bankanın ya da büyük bir şirketin bilgi-işlem merkezi gibi. Bu duyguyu yaratan en büyük faktör ise, borsalar açısından en önemli veri olan işlem emirlerinin saklandığı ‘kabinetler’. Yeni merkezde toplam 170 kabinet var ve bunlara fiziksel olarak ulaşmak mümkün değil. Hepsi farklı dijital anahtarlarla açılan ayrı ayrı dolapların içinde. Mevcut sistemde ise toplamda 40 kabinet var. Yani yeni merkez açıldığında kapasite en az 4 kat artacak. Bu da işlem hızının da aynı oranda artması anlamına geliyor.
Merkezin özellikleri
Tam zamanlı devrede olan free-cooling sistemi Türkiye’de ilk defa kuruldu. Böylece; dış havadan yararlanarak sistemlere giden suyun ön soğutma veya tam soğutmasının yapılması sağlandı.
Tüm fonksiyonlarıyla (soğutma, ısıtma, enerji izleme, aydınlatma, güvenlik (kartlı geçiş, kameralar, saldırı tespit sistemi), sıvı tespit sistemi, yangın algılama, DCIM) entegre ve tek noktadan en kapsamlı çalışan yönetim sistemi.
60 dakika yangına dayanıklı cam duvar sistemi bu ebatta ilk defa bir veri merkezinde uygulandı.
Mevcut bir bina içerisinde yapılan veri merkezinde 11 adet kolonda deprem güçlendirme yapıldı.
Şu anda endüstri standartı olan en yüksek hızlarda (40G on-board, 100G ready) veri iletişimine uygun altyapı.

Yangın ve depreme en üst düzey koruma

Dışarıdan sıradan bir deponun girişini andıran veri merkezinin içine girer girmez ilk dikkatinizi çeken, büyük bir oda dolusu devasa boyutlardaki yangın tüpleri. Veri merkezi yangın ve depreme karşı son derece ileri bir teknikle korunmuş. İçeride toplam 1500 sensor yangın veya farklı bir tehlikeyi algılamaya odaklanmış durumda. Binanın ısıtma ve soğutma sistemi ve kabloların dolaşımı mevcut yapılardan farklı olarak tasarlanmış. Bu tarz önemli veri merkezlerinde olduğu gibi, kablo trafiği için tavana ayrı bir sistem yapılırken, havalandırması için de mevcut havanın temizlenip yeniden içire verilmesi yerine dışarıdaki havanın kullanılmasını sağlayan bir sistem kurulmuş.
140 kişilik teknik ekip

Borsa İstanbul bünyesinde hali hazırda 140 kişinin bilgi işlem servisinde görev aldığını kaydeden İbrahim Turhan, “Bunların 80’i yazılımcı. Bilgi-İşlemdeki arkadaşlarımızın arasında 20 yılı aşkın bir süredir bu görevde olan ve şu anda yöneticilik yapan arkadaşlarımız var. Merkez Bankası’nın bilgi-işlemi sayıca bizden büyük. Onlarda 240 kişi var ve 150 kişisi yazılımcı. Daha önce Borsamızın bilgi-işleminde 60 kişi görevliydi ve bunların 15’i yazılımcıydı” diye konuştu.
Fonksiyonel testler bu hafta bitecek
Haziran-Temmuz gibi devreye almayı planladıkları yeni veri merkezinin fonksiyonel testlerinin bir aksilik olmazsa bu hafta tamamlanacağını kaydeden Turhan, “Ardından Veri Merkezi kullanıma hazır olacak. Öncelikle network ekipmanları konulup konfigüre edilecek. Tahminen tahminen 2 ay sürer. Ardından sunucu sistemlerimiz taşınacak, o da tahminen 2 ayda biter. Haziran- temmuz gibi taşınmayı hedefliyoruz” dedi.

Kaynak

Cari açık bütün beklentileri aştı, 65 milyar dolara ulaştı

Cari açık, geçtiğimiz yılın aralık ayında beklentilerin üzerinde gerçekleşerek 8.32 milyar dolar oldu ve böylelikle Mart 2011’den bu yana en yüksek seviye görüldü. 2013’ün tamamındaki cari açık ise 65 milyar dolar…

Dış ticaret açığında yıl boyunca devam eden artış ve Aralık’ta hizmetler ve gelir kalemindeki zayıflığın etkisiyle cari açık geçen yılın son ayında beklentilerin üzerinde 8.32 milyar dolar olurken, 2013’ün tamamında ise 65 milyar dolar ile OVP hedeflerinin üzerinde gerçekleşti.

Cari açığın Aralık ayında 7.6 milyar dolar olması bekleniyordu. Merkez Bankası, 2013 yılı için dış ticaret açığının 14.5 milyar dolar artarak 79.8 milyar dolara ve gelir dengesi açığının 2.3 milyar dolar artarak 9.45 milyar dolarına yükselmesinin, cari işlemler açığının bir önceki yıla göre artmasında etkili olduğunu açıkladı.

Hükümetin 2013 yılı Ekim ayında açıkladığı Orta Vadeli Program’a (OVP) göre cari açığın 2013’te GSYH’nin yüzde 7.1’ine denk gelen 58.8 milyar dolar olması öngörülüyordu.

Bankacılar, cari açığın GSYH’ye oranının geçen yılı yüzde 8’in hafif altında tamamlamış olabileceğini belirttiler.

Cari açığın Aralık ayında beklentilerin üzerinde gelmesinde, gelir dengesinin yedi ayın en yüksek açığını vermesinin etkili olduğu belirten Odeabank yayınladığı notta, “Aralık ayı verisi ile birlikte önceki aylara ilişkin cari açıkta toplamda 0.7 milyar dolar artıcı yönde revizyon yapıldı. 11.8 milyar dolarlık rekor net altın ithalatı dışlandığında ise, cari açık yüzde 1.8 düşerek 53.2 milyar dolara gerilerken, ekonomi de yüzde 4 civarında büyümeyi başardı” dedi.

“Önümüzdeki dönemde altın ithalatı ve petrol fiyatlarının seyri dış ticaret açığında riskleri canlı tutsa da, para politikasındaki son sıkılaştırma ve makroihtiyati tedbirlerin etkisi ile aşağı yönlü riskler arttı. Altın ithalatının yavaşlayacağı varsayımı altında, 2014 yılı için cari açık tahminimiz 49.5 milyar dolar (GSYH’nin yüzde 6’sı) iken, süregelen belirsizlikler nedeniyle risklerin aşağı yönlü olduğunu düşünüyoruz. Bu çerçevede Aralık ayındaki cari açık yakın geleceğin en yüksek aylık açığı olacağını düşünüyoruz.”

Dış ticaret açığı 2013 yılını 16 milyar doların üzerindeki altın ithalatının etkisiyle 2012 yılına göre yüzde 18.7 artışla, OVP hedefinin de hafif üzerinde, 99.78 milyar dolar ile tamamlamıştı. Ekonomistler, Aralık ayında ithalatta yaşanan sert artışta, gerek kurdaki artış gerek bazı sektörlerde yeni yıl ile birlikte taksitlere getirilecek sınırların da etkisiyle talebin erkene çekilmesinin etkili olduğunu belirtmişlerdi. Cari açık 2012 yılının Aralık ayında 4.86 milyar dolar, yılın tamamında ise 48.5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmişti.

Merkez Bankası verilerine göre 2013 yılı cari işlemler açığı, bir önceki yıla göre 16.5 milyar dolar arttı. Parasal olmayan altın hariç cari işlemler açığı ise 983 milyon dolar azalarak 53.2 milyar dolara geriledi.

Bu verilere göre 2013’ün tamamında yurtdışı yerleşiklerin yurt içinde yaptıkları net yatırımlar, Aralık ayındaki 1.93 milyar dolar net girişe rağmen, bir önceki yıla göre 538 milyon dolar azalarak 12.69 milyar dolara geriledi.

Dolar/TL cari açık verisi ardından ilk tepki olarak 2.1950’den 2.1990’a kadar yükseldikten sonra saat 10.49’da 2.1968 seviyesinden işlem görüyordu.

Kaynak

Merkez Bankalarının bilançolarındaki genişleme sürecek

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Merkez Bankaları’nın bilançolarında genişlemenin devam ettiğini belirterek, öngörülebilen gelecekte de bu genişlemenin süreceğini bildirdi.

 

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’in resmi internet sitesinde yapılan açıklamada, ABD Merkez Bankası (Fed), Avrupa Merkez Bankası (ECB), Japonya Merkez Bankası (BoJ) ve İngiltere Merkez Bankası’nın halen ekonomilere para pompalamaya devam ettiği belirtilerek, “Merkez Bankaları’nın bilançolarında genişleme devam ediyor ve öngörülebilen gelecekte de genişleme sürecek” denildi.

ECB ve BoJ’un kısa vade daha az genişlemeci bir politika göstergesi sergilemediğini kaydedilen açıklamada, “Japonya’da politika önceliği deflasyondan çıkışın sağlanması. Bu Avro Bölgesi’nin de bundan kaçınması açısından artan bir öneme sahip olabilir. Gelişmekte olan piyasalarda 2013 yılından itibaren Ben Barnanke’nin tahvil alımının azaltılabileceğini açıklaması sonrasındaki risk hafifledi” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada gelişmekte olan ekonomilere ilişkin olarak ise şunlar aktarıldı:

“Gelişmekte olan ekonomilerin kur oranı, örneğin, ABD doları karşısında, genel olarak 2013’ün önceki dönemlerine kıyasla daha zayıf. Gelişmekte olan piyasalar hacimli sermaye akışlarına ihtiyaç duyuyor. Ayrıca, gelişmekten olan piyasalar daha yüksek mali ve dış dengesizlikler nedeniyle rahatsızlık verici vakalarla, varlık piyasasında artışlarla, tahvil ve para birimi oynaklıkları ile karşılaşabilir.”

 

 

 

 

 

 

Kaynak

Tüketici güven endeksi arttı


 işbirliğiyle yürütülen anket sonuçlarından hesaplanantüketici güven endeksi, ekimde 75,5 değerinde iken, kasımda yüzde 2,6 artarak 77,5 değerine ulaştı.

Ekimde 101,6 olan genel ekonomik durum beklentisi endeksi yüzde 5,6 artarak, kasım ayında 107,3 değerine yükseldi. Bu artış, gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durumun daha iyi olacağı yönünde beklentisi olan tüketicilerin sayısının bir önceki aya göre arttığını gösteriyor.

İşsiz sayısı beklentisi yüzde 2,2 arttı

Ekimde 84 olan gelecek 12 aylık dönemde işsiz sayısı beklentisi endeksi yüzde 2,2 oranında artarak, kasım ayında 85,9 değerine yükseldi. Bu artış, işsiz sayısında artış bekleyenlerin oranındaki düşüşten kaynaklandı.

Hanenin maddi durum beklentisi arttı

Hanenin gelecek 12 aylık döneme ilişkin maddi durum beklentisi endeksi, geçen aya göre yüzde 0,7 oranında arttı. Ekim ayında 92,2 olan endeks değeri, kasımda 92,9 oldu. Bu artış, gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durumunun daha iyi olacağını bekleyenlerin oranının artmasından kaynaklandı.

Tasarruf etme ihtimali azaldı

Gelecek 12 aylık dönemde tasarruf etme ihtimali endeksi geçen aya göre yüzde 1,8 oranında azaldı. Ekimde 24,3 olan endeks, kasım ayında 23,9 değerine düştü. Bu düşüş, tüketicilerin gelecek 12 aylık dönemde tasarruf etme ihtimallerinin bir önceki aya göre azaldığını gösteriyor.

 

 

 

 

 

 

Kaynak

Banka kredisi alırken dikkat!

Kredi faizlerini doğrudan yükselterek tepki çekmek istemeyen bankalar dosya, ipotek ve ekspertiz ücretlerini yükseltti.

Böylece 120 ay vadede 100 bin liralık kredinin maliyeti 7 bin 200 lira arttı.

Bankalar Merkez Bankası’nın faizleri yukarıya çekmesiyle birlikte harekete geçti. Özellikle bireysel kredilerde pazarı daraltmak istemeyen bankaların yöntemi ise görünmeyen ama yıllık maliyete etki eden masraf kalemlerini artırmak oldu. Bu yılın nisan ayında yüzde 10,99 olan yıllık maliyet oranı ortalama yüzde 11,95’e çıktı. Yıllık maliyetlerin artmasına karşın aylık faizlerin birçok bankada yüzde 0,70 ile yüzde 0,93 seviyelerinde olduğu gözleniyor.

Cepten çıkan para arttı

Yıllık maliyet oranlarının yükselmesi kredi kullanan kişilerin cebinden çıkacak para miktarını da artırıyor. Yıllık maliyet oranı ortalama yüzde 10.99 olan ve aylık faiz oranı piyasa ortalamasında bulunan bir bankadan 120 ay vadede 100 bin lira kredi kullanan bir kişi, vade sonunda 162 bin 677 lira ödeme gerçekleştiriyor. Yıllık maliyet oranlarının ortalama yüzde 11,95’e çıkması durumunda ise cepten çıkan para 7 bin 200 lira artarak 169 bin 936 liraya yükseliyor.

6 bin 500 lira dosya masrafı

Yıllık maliyet oranını artıran kalemler arasında ipotek, dosya masrafı, ekspertiz ve sigorta gibi kalemler yer alıyor. Bu kalemler bankadan bankaya değişkenlik gösteriyor. Dosya masrafları 2 bin liradan başlıyor ve 6 bin 800 liraya kadar çıkıyor. Ekspertiz ücretleri ise 200 lira ile 700 lira arasında bulunuyor. İpotek bedeli de önemli bir masraf kalemi olarak karşımıza çıkıyor.

Burada da en düşük masraf 200 lira olarak karşımıza çıkıyor. Ancak uzmanlar aylık faiz oranları ile yıllık maliyet oranlarının birbirinden çok da ayrı tutulmaması gerektiğini söylüyor. Aylık faiz oranlarının piyasanın çok altında olduğu bir bankada yıllık maliyet oranlarının yüksek olmasına karşın toplam ödemenin düşük kalabileceğine işaret ediliyor.

9 banka kredi faizini artırdı

Merkez Bankası’nın faizleri artırması ve bundan sonraki dönemde gerekirse faiz artışına devam edebileceği sinyali vermesi bankaların kredi faizlerine de yansıdı. Temmuz ayında bazı bankalar faiz oranlarını yükseltti. Bankaların faiz oranlarındaki artış ile birlikte yüzde 0,65-80 seviyelerinde olan konut kredi faizleri 120 ay vadede yüzde 1’e dayandı. Akbank, Yapı Kredi, DDMortgage, Denizbank, Şekerbank, Türkiye Finans, Garanti Bankası, Kuveyttürk ve INGBank faiz artıran bankalar arasında yer aldı.

Kalem kalem artışı görmek zor

Tüketicilerin kredi karşılaştırması yaparken sadece faiz oranına odaklandığına dikkat çeken ekonomist Hikmet Baydar, “Kredi alınacak banka tercihinde, faiz oranlarının yanı sıra komisyon, istihbarat, dosya masrafı ekspertiz ücreti ve sigorta primleri gibi maliyetler göz önünde bulundurulmalı” bilgisini verdi.

1 haftada 1.1 milyarlık konut aldık

Aylık faizlerin ve yıllık maliyet oranlarının arttığı temmuz ayında kullandırılan konut kredisi tutarı 4 milyar 12 milyon liraya çıktı. Faizler daha da yükselmeden ev almak isteyen kişiler bankaların kapısını çaldı. Ay başında 99 milyar 33 milyon lira olan kredi hacmi 12 Temmuz 2013’te 101 milyar 752 bine, 19 Temmuz’da 102 milyar 170 milyon liraya, 26 Temmuz 2013’te 103 milyar 312 milyon liraya ulaştı. Böylece 1 hafta içinde bankalardan konut almak için çekilen rakam 1 milyar 142 milyon lira oldu.

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak:http://www.internethaber.com/banka-kredisi-alirken-dikkat-567547h.htm

 

OTOMOBİL FİYATLARINA ZAM GELİYOR

Ne zaman? Toyota Ceo’su Bozkurt açıkladı..

Merkez Bankası’nın aldığı faiz kararından etkilenen sektörlerden biri de otomotiv oldu.
CNBC-e’ye konuşan Toyota Türkiye CEO’su Ali Haydar Bozkurt, kurların bugünkü seviyesini koruması halinde emtia fiyatlarının kaçınılmaz olarak artacağını belirterek, pazar hızında bir yavaşlama olacağı öngörüsünde bulundu.
Bozkurt, “Bu kur pozisyonunun ne kadar süre devam edeceğine bağlı yani eğer şimdiki konumuyla bu yılı kapatırsak, özellikle bizde, otomotiv sektöründe yılın son çeyreğinde ciddi sıçramalar olur yani Aralık’da 90-100 bin adetlere ulaştığımız bir mevsimsellik yaşarız. Kur, bu pozisyonunu korursa fiyat artışları kaçınılmaz olacağından Aralık ayında yaşadığımız 90-100 binlik rakamların yüzde 10-15 daha altında bir kapanışla karşılaşmak mümkün” diye konuştu.
Bozkurt’a göre, bu konjonktürde yıl sonuna kadar Euro/TL 2,50, dolar/TL ise 1,90 seviyelerinin altına inmeyecek.
“MB FAİZ ADIMINDA ACELE ETTİ”
Bozkurt, Merkez Bankası’nın uzun yıllardır ekonominin seyrini doğru okuduğunu, doğru müdahalelerde bulunduğunu ancak, son dönemde yaşanan kur artışı nedeniyle faiz kararında acele edildiğini düşündüğünü kaydetti.
Bozkurt, “Son dönemki faiz ayarlaması biraz sanki hızlı yapıldı gibi hissediyorum. Onun da kurlarla ilgili tetikleyici rolü olduğunu hissediyorum. Onunla ilgili şimdi zaten tersine aksiyonlar alınıyor, faiz tekrar yukarıya geliyor. Ama bu hareketler dövizi tekrar eski konumuna getirir mi yakın tarihte böyle bir beklenti içinde değilim”dedi.
Bozkurt, otomotiv sektöründe üretimin geçtiğimiz yılla paralel olacağını söyledi.
2013’ün Toyota’nın tarihinde Türkiye’de en çok satış yapılacak rekor bir yıl olacağını belirten Bozkurt, “40 bin adedin üzerine çıkacağız ve bu önümüzdeki yıl bizi 50 binlik banda taşıyacak diye düşünüyoruz. Yani kendi içerisinde bir yüzde 25’lik büyüme daha bu yıldan gelecek yıla şu anda planlanıyor” diye devam etti.

Tüketici kredileri ve taksitli ticari krediler arttı

Mevduat bankalarının 7 Haziran tarihinde tüketici kredileri 208,8 milyar liraya ve taksitli ticari kredileri 99,6 milyar liraya yükseldi.Merkez Bankası Haftalık Para ve Banka istatistiklerine göre, 7 Haziran – 31 Mayıs döneminde mevduat bankalarının tüketici kredileri 1,3 milyar liralık artışla 208,8 milyar liraya ve taksitli ticari kredileri 1,1 milyar liralık artışla 99,6 milyar liraya ulaştı.

Aynı dönemde kredi kartı harcama tutarı 299 milyon liralık azalışla 82,8 milyar liraya oldu.

Mevduat bankalarındaki tüketici kredilerinin 90,1 milyarı konut, 7,6 milyarı taşıt kredisi ve 111,1 milyar lirası da diğer kredilerden oluştu.

Geçen yılın aynı dönemine kıyasla mevduat banklarındaki tüketici kredileri yüzde 22,1, taksitli ticari krediler yüzde 28,9 oranında arttı.

Bir haftalık dönemde mevduat banklarındaki tüketici kredileri yüzde 0,6, taksitli ticari krediler yüzde 1,15 oranında arttı.

Bireysel ve kurumsal kredi kartları ile yapılan harcamalar 2012 yılının aynı dönemine göre yüzde 29,6 oranında artış gösterdi. Kredi kartı harcama tutarının 46,3 milyarı taksitli ve 36,5 milyar lirası taksitsiz olarak gerçekleşti.

Finansman şirketlerinin aynı dönemde kullandırdıkları tüketici ve taksitli ticari kredi tutarı 11 milyar 907 milyon lira oldu. Bu tutar geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 29,4 artış kaydetti.

Bankacılık sektörünün toplam menkul değerleri (net) 7 Haziran – 31 Mayıs haftasında yüzde 0,56 azalarak 229,9 milyardan 228,5 milyar liraya geriledi.

 

 

 

 

 

Merkez Bankası’ndan ‘dolandırıcılık’ açıklaması

Merkez Bankası, dolandırıcılık teşebbüslerine ilişkin açıklama yaptı.

Açıklamada, ” Bankamızın işlemleri için belirli bir tutarın bir banka hesabına yatırılması veya kredi kartıyla ödeme yapılması gibi uygulamaları bulunmamaktadır. Söz konusu taleplerle karşılaşanların durumu savcılıklara ve emniyet birimlerine bildirmeleri, mağduriyetlerin ve bu tür dolandırıcılık teşebbüslerinin önlenmesi bakımından önem göstermektedir” denildi.

Merkez Bankası’ndan yapılan açıklama şöyle ; “Bankamıza ulaşan şikayetlerden, bazı vatandaşlarımızın telefonla aranarak kendilerinden Bankamızca yapılacağı vaadedilen işlemler için para talep edildiği anlaşılmaktadır. Bankamızın işlemleri için belirli bir tutarın bir banka hesabına yatırılması veya kredi kartıyla ödeme yapılması gibi uygulamaları bulunmamaktadır. Söz konusu taleplerle karşılaşanların durumu savcılıklara ve emniyet birimlerine bildirmeleri, mağduriyetlerin ve bu tür dolandırıcılık teşebbüslerinin önlenmesi bakımından önem göstermektedir.”

Kaynak : http://sozcu.com.tr/2013/ekonomi/merkez-bankasindan-dolandiricilik-aciklamasi.html