Microsoft okullar için tablet üretecek

Microsoft’un okullarda kullanılmak üzere tablet geliştirdiği ve tabletin 300 doların altında konumlandıracağı ortaya çıktı.

Okullar için tablet geliştirme fikri yeni bir gelişme değil. One Laptop Per Child, Aakash ve Fatih projesi gibi projelerle okullara ve öğrencilere tablet ve bilgisayar desteği sağlanmaya çalışıyor.Microsoft ise 300 doların altında fiyatlandıracağı tabletiyle eğitim kurumlarına girmeyi hedefliyor.

YouthSpark inisiyatifi adlı proje altında Microsoft ve birçok tablet üreticisi bir araya gelerek 300 dolar altında tablet üretimine destek veriyorlar. Araştırma ve değerlendirmelerin alınabilmesi için cihaz hafif olacak ve zengin medya, kod ve uygulama desteğini kaldırabilecek sağlam tasarımla gelecek. Fujitsu Stylistic Q704, ASUS Transformer Book T100, Lenovo ThinkPad 11e, Acer Travelmate TMB113-E, Dell Veniue 11 Pro ve tabi ki Apple iPad gibi modeller hem eğitim kurumları hem de öğrenciler tarafından tercih ediliyor. Microsoft’un yeni hamlesinin zaten mevcut rakipler göz önüne alındığında zorlu bir pazara adım attığını söyleyebiliriz. Microsoft’un bu hamlesinin pazara hareketlilik getireceğini savunanlar da bulunuyor.

 

 

 

 

kaynak

Nod Bluetooth yüzük ile hayat parmaklarınızın ucunda

Hayatı parmaklarınızın ucunda yaşamak istiyorsanız eğer Nod Bluetooth yüzükle bunu gerçekleştirebileceksiniz.

Nod Bluetooth yüzük Kaliforniyalı bir grup mühendis tarafından hayata geçirilmiş bir proje. Bluetooth bağlantısına sahip su geçirmeyen plastik yapısı bulunan bir yüzük düşünün. Bu yüzük ile akıllı telefonları,tabletleri ve akıllı televizyonları artık dokunmadan yönetebileceksiniz.

Kaliforniyalı bir grup mühendis tarafından hayata geçirilen Nod Bluetooth yüzüğün ön sipariş fiyatı 150$ .Hayatı parmaklarınızın ucuna almanızı sağlayacak bu cihazın Leap motion gibi tamamiyle vücuttan özgür ve bağımsız çalışan jest denetçileri mevcut.Tam donanımıyla karşımıza çıkan Nod Bluetooth yüzük iddialı geldi.

 

 

 

kaynak

Makarnada dev ortaklık

Türkiye gıda sektöründe yeni bir ortaklık doğuyor.

Rekabet Kurulu’nda yer alan duyuruya göre Nisshin Foods, Nuh’un Ankara Makarnası ve Marubeni Corporation arasında ortak girişim kurulması yönünde bir başvuru yapıldı.

EN BÜYÜK FABRİKAYI YAPACAKLAR

Edinilen bilgiye göre üç ortak Türkiye’nin en büyük makarna fabrikasını inşa edecek. Bu fabrikada klasik makarna yanında yurtdışına noddle ihracatı için erişte üretimine de ağırlık verilecek. Fabrkanın Ankara’da kurulması planlanıyor. Yeni kurulacak fabrikanın özellikle ihracata ağırlık vermesi hedefleniyor.

Nuh’un Ankara Makarnası’nın ortakları arasında TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da buluınuyor.

Nuh’un Ankara Makarnası, temelleri 1950 yılına kadar giden bir firma. Ulus Rüzgarlı sokakta 6 tonluk bir kapasite ile başlayan üretim gelinen noktada Sincan’daki dev fabrikada ayda 16 bin ton makarnalık irmik üretimi ve 15 bin 600 ton makarna üretimi ile devam ediyor. Türkiye’nin en büyük, dünyanın da üçüncü büyüğü olan bu fabrikadaki üretim 35 farklı ülkeye ihraç ediliyor.

BİR HAFTADA İKİNCİ YATIRIM

Japon sanayi devi Marubeni Corporation ise 156 yıllık bir firma. 100 milyar doları aşan cirosu ile dikkat çeken firmanın 4 bin çalışanı bulunuyor.

Marubeni, geçtiğimiz hafta Sabancı Holding’e ait Temsa İş Makinaları’na yaptığı ortaklık ile gündeme gelmişti. Konu ile ilgili olarak Rekabet Kurulu’nda yer alan duyuruya göre, Temsa Global’in kontrolü altında bulunan Temsa İş Makinaları’nın ortak kontrolünün Marubeni Corporation tarafından devralınmasına ilişkin bir başvuru yapıldı. Rekabet Kurulu’nun gerekli onayları vermesi halinde Temsa İş Makinaları’nda iki firma ortak olacak.

Türkiye’deki çalışmalarına 1965 yılında başlayan Marubeni, Marmaray projesi içerisinde de yer aldı. Komatsu inşaat makinelerini Temsa ile birlikte pazarlayan şirket, Erdemir, İşdemir, Karademir gibi demir-çelik fabrikalarıyla ortak projeler gerçekleştiriyor.

 

 

 

 

 

kaynak

Ferrari görünüşlü otel!

İtalyan süper spor otomobil üreticisi Ferrari, İspanya’da F1 aracına benzeyen otel ve eğlence parkı için düğmeye bastı

Daha önce Abu Dabi’de bir temalı park kuran Ferrari, bu kez İspanya’ya yöneldi. İkinci parkını Barselona’da hizmete sokmayı planlayan Ferrari, aynı zamanda bir de lüks otel açacak.
İtalyan süper spor otomobil üreticisi Ferrari, ilk kez 2010’da Abu Dabi’de açtığı temalı eğlence parkının başarısı üzerine, bu konsepti Avrupa’ya da taşımaya karar verdi. Firma, yılda yaklaşık 4 milyon turistin ziyaret ettiği İspanya’nın Barselona kentinin güneyinde bulunan PortAventura’da bir eğlence parkı inşa edecek. Bu parkta, Avrupa’nın en hızlı yatay ve dikey hız treni bulunacak.

Otelde ‘sanal’ sürüş

Ancak Ferrari, bununla da kalmayacak. Yine bir “ilk” olarak, lüks bir otel de açacak. Ancak otel, öyle sıradan bir bina olmayacak. 250 odası, farklı restoranları bulunacak otelin mimarisinde, Formula 1 araçlarından esinlenilen bir tasarım kullanılacak. Giriş kısmı F1 aracının burun kısmını, binanın kalanı yan hava girişlerini andırırken, yüzme havuzuna bağlanan su kaydırakları da F1 aracının egzost boruları şeklinde olacak. Yine otelin yüzme havuzuna bakan kısmındaki pencereler bire, binanın tepesindeki seyir terası veya restoran olarak kullanılacak bölüm ise F1 sürücülerinin baş kısmında yer alan ve kameranın da olduğu bölüme benzeyecek.
“Ferrari Land” olarak anılacağı belirtilen ve park ile birlikte 807 bin metrekarelik alanda kurulacak otel, 5 yıldızlı olacak. Otelde, Ferrari araçlarının “sanal” ortamda kullanılabileceği simülatörlerin olacağı belirtiliyor. Projenin, toplamda 100 milyon euro’yu aşan bir yatırımla gerçekleştirileceği belirtiliyor. 2016 yılında hizmete açılacak otel ve parkın, Ferrari lisansıyla özel girişim sermayesi şirketlerinden Investindustrial ve KKR tarafından inşa edileceği kaydediliyor.

Yenileri de gelecek

Finans çevrelerinde “dünyanın en güçlü markası” olarak nitelenen ve geçen yıl 3.15 milyar dolar ciro yapan Ferrari’nin, Abu Dabi sonrası pek çok ülkeden teklif almış. Şirket yetkilileri, İspanya’daki parkın, Abu Dabi’dekinin üçte biri kadar olacağını, bununla birlikte farklı ülkelerde de projeler yapabileceklerini belirtiyor.

 

ferari-otel

 

 

kaynak

Asma köprü arsa piyasasını hareketlendirdi

İstanbul’dan İzmir’e ulaşımı 4 saate indirecek olan Gebze-Bursa-İzmir Otoyolu Projesi, satılık arsa ilanlarını artırdı.

İSTANBUL – Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en maliyetli projelerinden olan Gebze-Bursa- İzmir otoyolu projesi inşaatı tüm hızıyla sürüyor.
Gebze-Orhangazi-Bursa ve Kemalpaşa-İzmir kesimlerinin yüzde 30’luk kısmı bitti. 2015 yılı sonu itibariyle İzmit Körfez geçişi asma köprüsü, Gebze-Gemlik kesimi ve Kemalpaşa-İzmir kesimindeki çalışmaların tamamlanması hedefleniyor.
EN YÜKSEK ARTIŞ YALOVA VE KOCAELİ’NDEGebze-Bursa-İzmir Otoyolu Projesi’nin temeli 2010 sonunda atılmıştı. İnşaat ilerledikçe proje kapsamına giren illerde emlak sektörü hareketlenmeye başladı. Hurriyetemlak.com’dan alınan verilere göre; İzmir, Bursa, Balıkesir, Yalova ve Kocaeli’nde satılık arsa ilanlarında artış var. Son bir yıllık ilan sayısı artışına bakıldığında; Yalova ve Kocaeli ilk sırada. Her iki ilde de satılık arsa ilanlarının sayısı bir yılda 2,3 kat artış göstermiş durumda. İzmir’de satılık arsa ilanları 1,3 kat, Bursa’da 2 kat artış gösterirken, Balıkesir’deki artış 1,2 kat olarak belirlendi.
ARSA FİYATLARI YÜZDE 35 ARTTIHurriyetemlak.com Emlak Endeksi’ne göre; Bursa’da satılık arsa fiyatları son 1 yılda yüzde 35 arttı ve metrekaresi 26 liraya ulaştı. Satılık konutların metrekare ortalaması ise yüzde 4 artışla 1.144 lira oldu. Kiralık konutlarda ise son 1 yılda artış yüzde 4 ve ortalama fiyat 6 lira. Amortisman süresinin 17 yıl olduğu ilde fiyatı artan ilçeler arasında son 1 aya bakıldığında Mudanya ilk sırada. İlçede konut fiyatları yüzde 3,3 artış göstererek 1.033 lira oldu. İkinci sırada yüzde 2,4 artışla Nilüfer, üçüncü sıradaysa yüzde 1,2 artışla Osmangazi geliyor. Amortimsan süresinde de Osmangazi 16 yıl ile ilk sırada göze çarparken, Nilüfer’de bu süre 19 yıl olarak belirlendi.
İZMİR’DE SON DURUMHurriyetemlak.com Emlak Endeksi’ne göre; İstanbul’dan ulaşımın 4 saate düşeceği İzmir’de konut fiyatları son 1 yılda yüzde 12 arttı ve ortalama metrekare fiyatı 1.630 liraya ulaştı. Kiralık konutların metrekare ortalaması ise yüzde 10 arttı ve 8 lira oldu. İlde amortisman süresi 18 yıl olarak belirlendi. İzmir’de fiyatların son 1 ayda en çok arttığı ilçe Çeşme. İlçede satılık konutların metrekare ortalaması 3.611 lira oldu. Balçova ve Urla’da ise fiyatlar son 1 ayda yüzde 3,9 yükseldi. İzmir’de satılık arsa fiyatları ise son 1 yılda yüzde 19 artarak metrekaresi 49 liraya ulaştı.

Kaynak

Razer’dan lego gibi bilgisayar

Razer iki yıldır üzerinde çalıştığı kullanıcı dostu, sessiz ve kolayca modifiye edilebilir projeleri hakkında eteğindeki taşları CES’te döktü!

Project Christine adını verdikleri proje ile ciddi oyunculardan tutun da büyükannenize kadar herkesin sistem özelliklerini değiştirebileceği bir bilgisayar yaratmak isteyen Razer yenilikçi tutumuyla yüzümüzü güldürdü.

Dışarıdan bakınca çok katlı bir ranzayı andıran Christine’in katlarına istediğiniz modülü yatırmakta tamamen serbest olacaksınız! Dahili sıvı soğutma ve gürültü engelleme teknolojisiyle gelen İşlemci, Grafik İşlemci, Harddisk ve diğer modüllerin rahatça değiştirilebilir olması hem kendi ihtiyacınıza göre bilgisayarınızı modifiye etmenizi sağlarken hem de teknolojik çöpü de bir nebze azaltacak gibi duruyor.

Ürünün çıkış tarihiyle ilgili kesin bir tarih söylemeyen firma yetkilileri, bütün sürecin Christine hakkında alınacak tepkilere göre ilerleyeceğini ekledi. 2012 yılında da öncelikle basına “Project Fiona” adıyla sundukları oyun tabletleri nam-ı diğer Razer Edge‘de de benzer bir yol izleyen San Dieogolu şirket bakalım bu sene de Hardcore Oyuncuların yüzünü güldürecek mi?

razer-christine-bg-02-verge-super-wide-640x360

kaynak

Akkuyu NGS’nin 38 yıllık yer lisansı güncellendi

Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin 1976 yılına ait yer lisansı, santralin kurulacağı bölgede yapılan son etüt çalışmalarıyla güncellenerek onaylandı.

 

Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) 1976 yılına ait yer lisansı, santralin kurulacağı bölgede yapılan son etüt çalışmalarıyla 38 yıl sonra güncellenerek onaylandı.

Mersin Akkuyu’ya yapılması planlanan Türkiye’nin ilk nükleer güç santrali için gerekli olan lisans çalışmaları sürüyor.

Bu kapsamda, Nükleer Santral Projesi’nin Nisan 1976’da Türkiye Elektrik Kurumu’nun başvurusu üzerine 30 Haziran 1976’da onaylanan yer raporu ve bu doğrultuda verilen yer lisansı, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun (TAEK) talebi doğrultusunda yeniden ele alındı.

TAEK, yer lisansının güncellenmesi için 1976 tarihli yer lisansına temel teşkil eden yer raporunun 1983 tarihli tüzük hükümleri, Akkuyu’ya kurulacak santralin özellikleri ve yeni veriler kullanılarak yeniden değerlendirilmesini talep etmişti.

Bunun üzerine Akkuyu sahasında yapılan son etüt çalışmaları ışığında tüm verilerin güncellenmesiyle hazırlanan rapor TAEK’e sunuldu.

TAEK Nükleer Güvenlik Dairesi tarafından hazırlanan yer değerlendirme raporu da Atom Enerjisi Komisyonu tarafından uygun bulundu. İlgili daireden uzmanlar da bu süreç içinde Akkuyusahasında incelemeler yaptı.

Yer lisanasına ilişkin veriler, önümüzdeki günlerde Akkuyu NGS AŞ tarafından internet üzerinden kamuoyunun bilgisine açılacak.

Raporda, nüfus değişim öngörüleri, endüstriyel gelişme öngörüleri, rüzgar, su, dış kaynaklı olayların olasılık hesapları, deniz yollarındaki petrol tanker taşımacılığı, atmosferik dağılım modeli gibi konularda bilgiler yer alıyor.

Ayrıca sahaya yönelik faaliyetler, kalite yönetim programı çerçevesinde sürdürülmesi için TAEK tarafından denetleniyor.

Yer lisansının güncellenmesiyle, santral alanının düzenlenmesi, yol, su, elektrik gibi altyapı çalışmaları, liman ve reaktör dışındaki konut ağırlıklı yaşam alanlarının yapımı için gerekli şartlardan biri tamamlanmış oldu.

 

 

 

 

Kaynak

Android işletim sistemi arabalara taşınıyor

Google, Android işletim sistemini arabaralara taşımak için Audi ile birlikte çalışıyor.

Wall Street Journal tarafından yayınlanan haber gösteriyor ki internet devi Google ve otomobil devi Audi bir araya geliyor. Bu iki devi bir araya getiren ise Google’ın Android işletim sistemiyle çalışacak araba içi eğlence ve bilgi sistemleri geliştirme planları.

Bu iki teknoloji devi arasındaki anlaşmanın önümüzüdeki ay Las Vegas’ta düzenlenecek olan Consumer Electronics Show (CES) 2014′te açıklanması bekleniyor. Bu yeni proje sayesinde şu anda akıllı telefonlarda yer alan müzik ve navigasyon uygulamaları araba içine taşınacak. Daha önce benzer bir projeye imza atan Apple’ın araçlara yönelik projesinde iOS işletim sistemiyle çalışan bir cihaza ihtiyaç duyulurken, Google’ın projesi ise aracın kendi donanımı üzerinden çalışacak.

android-araba-640x360

 

kaynak

Huawei, Türkiye’de geliştirip dünyaya satıyor

Dünyanın en büyük ve Ar-Ge’ye en çok yatırım yapan şirketlerinden biri olan Çinli Huawei, İstanbul’daki Ar-Ge merkezinde geliştirdiği ürünleri dünyaya satıyor.


Türkiye’de 11 yıldan uzun süredir var olan Huawei, dün gerçekleştirdiği basın toplantısıyla İstanbul Ümraniye’de bulunan Ar-Ge merkezinde geliştirdiği ürünlerden birkaçını tanıttı.

Orta Asya ve Kafkasya’nın da bölge merkezinde olması nedeniyle 11 ülkeyi Türkiye’den yöneten Huawei, 2009 yılında İstanbul Ümraniye’de kurduğu Ar-Ge merkezine bugüne dek 60 milyon doların üzerinde yatırım yaptı. Huawei Türkiye Ar-Ge merkezi, Huawei’nin Çin dışındaki en büyük 3’üncü Ar-Ge merkezi olma özelliğine sahip. Uluslararası alanda Hindistan ve ABD’den sonra 3’üncü büyük Ar-Ge merkezi olarak çalışıyor.

Huawei, Türkiye’de özellikle yazılım alanındaki araştırma geliştirme faaliyetlerine önem veriyor. Türkiye’de 350’si Ar-Ge odaklı olmak üzere toplam 850 çalışanı bulunuyor.

Huawei Türkiye Ar-Ge merkezi bugüne kadar son derece çarpıcı başarılara imza atmış durumda.

Huawei, Türkiye’de veya Türkiye’nin katkılarıyla birçok proje geliştiriyor. Huawei Türkiye Ar-Ge merkezi 30 ülke ile ortak projeler yürütüyor. Sadece 2012 yılında, Huawei Türkiye’den gerçekleştirilen yazılım hacmi 17 milyon doların üzerinde.

Bu projeler arasında özellikle Türkçe Sanal Asistan ve Social TV projeleri öne çıkanlar arasında.

Dijital Uçurum, İnovasyon ve Ar-Ge
“Sürekli inovasyonu” bir iş modeli ve sürdürülebilirliğin ön şartı olarak gören Huawei’nin dünya genelinde 16 Ar-Ge Merkezi ve müşterilerle birlikte kurduğu 28 Ortak İnovasyon Merkezi mevcut. Bu merkezler önde gelen uluslararası araştırma enstitüleriyle ve üniversitelerle sürekli iletişim halinde.

Geçtiğimiz 10 yıl içinde global olarak Huawei, Ar-Ge’ye 19 milyar dolar kaynak ayırdı. Sadece 2012’de Ar-Ge için ayrılan rakam 4,8 milyar dolar.

Huawei, Türkiye’nin 2023 hedeflerine bilgi teknolojileriyle ulaşacağını öngörüyor ve bu konudaki tüm adımları destekliyor. Bu nedenle Türkiye’de kamuya ve devlete sunduğu yüksek teknoloji ürünleriyle destek olmak ve bölgesindeki dijital uçurumun kapanmasına katkıda bulunmak istiyor.

Huawei’nin Ekonomiye Katkısı
Huawei, Türkiye pazarını canlı ve fırsatlara açık olarak yorumluyor. Türkiye’deki birçok farklı tüketici kesiminin farklı ihtiyaçları olduğunun farkında ve bu ihtiyaçlara cevap vermek istiyor.

Huawei, bugüne kadar Türkiye’deki 60 iş ortağı üzerinden 100 milyon doların üzerinde satın alma gerçekleştirdi ve son dönemde 23 yeni şirketle 2 yıllık iş ortaklığı anlaşması yaptı. Böylece istihdam ve Ar-Ge ürünü ihracatının yanı sıra Türkiye’deki yerel şirketleri de önemli ölçüde destek sağlamış oldu. Huawei, iş ortakları aracılığıyla oluşturduğu ekosistemde 4000 kişiye dokunuyor.

Ayrıca Huawei, iş ortaklarının iş yaptığı diğer bölgelerde de tanınmasına destek oluyor ve Türkiye’de gelişimine destek olduğu insan kaynağının diğer bölgelere de açılması için fırsat yaratıyor.

TÜRKİYE’DE GELİŞTİRİLEN PROJELER

Akıllı Arama / Sanal Bilge 
Özellikle kurumlar, sahip oldukları bilginin farklı noktalarda birbiriyle bağlantısını kurmada sorun yaşıyorlar. Şirket harici erişilen bilgiyi kendileri için işe yarar hale dönüştürecek yatay çözümlerin yanı sıra, kendi sahip oldukları bilginin farklı bağlantılarını keşfetmelerine yardımcı olacak dikey çözümlere ihtiyaç duyuyorlar. Sahip oldukları veri yığını içinde sadece arama yapmak değil, sordukları sorulara cevap bulmak, sonuçları daha anlamlı ve işe yarar halde görüntülemek istiyorlar.

Geleneksel olarak kullandığımız arama altyapıları, çoğu kurumun iç ihtiyacı olan sorgu yerine sorulara cevap verecek dikey çözümleri sağlamakta yetersiz kalıyor.

Huawei, bu ihtiyacı karşılamaya yönelik ‘Anlamsal Bilgi Tabanı Oluşturma Platformu’ adlı bir proje geliştirdi. Anlamsal Bilgi Tabanı Oluşturma Platformu, Web 1.0 olarak tanımlanan statik sayfalar, Web 2.0 olarak tanımlanan değişken içeriğe sahip yapılar ve Web 3.0 olarak tanımlanan semantik (anlamsal) web üzerindeki tüm içeriği çapraz biçimde sorgulayabiliyor, aralarındaki ilişkiyi ortaya koyabiliyor.

Projenin tabanını ‘Akıllı Arama’ adı verilen teknoloji oluşturuyor. Bu, öncelikli olarak Huawei’nin sunduğu ürün ve hizmetlerde kullanılmak üzere Türkiye’deki Ar-Ge merkezinin katkılarıyla geliştirilen bir proje. Bununla birlikte Huawei, proje olgunlaştıkça bunu kurumların kendi iç aramalarını destekleyen ticari bir ürün olarak konumlandırmayı da planlıyor. Bu gerçekleştiğinde sistemi tamamen dışarıya bağımsız, kuruma ve kullanıcıya özgü bir arama motoru olarak konumlandırmak mümkün olacak.

Sanal Bilge
Veriyi farklı şekillerde sorgulayabilme yeteneği birçok yaratıcı olasılığı beraberinde getiriyor. Bunlardan son dönemde en çok ön plana çıkan da bilgisayarlarla ve mobil cihazlarla konuşarak iletişim kurmak.

Huawei, sahip olduğu teknolojik altyapıyla zengin Ar-Ge kaynaklarını bir araya getirerek bu işi nasıl daha iyi yapabileceğine odaklandı. Çünkü cihazlar arasında hızla yaygınlaşan bu yaklaşımın pratik uygulamasında, Türkçe’nin daha fazla ilgiyi hak ettiğine inanıyordu.

Huawei, bunun için İTÜ ile işbirliğine giderek ‘Sanal Bilge’ adını verdiği Türkçe anlayan sistemi kurguladı. Sanal Bilge, tıpkı günlük hayatta olduğu gibi cihazlarınızla konuşarak kurduğunuz iletişimin arkasındaki beklentiyi anlayacak ve buna göre tepki verecek şekilde kurgulandı.

Halihazırda Türkçe olarak yönlendirilen birçok soru ve sorguya cevap verebilen sistem geliştikçe becerileri daha da artacak.

Social TV
Huawei’nin bilgi teknolojileri ve telekomünikasyon altyapı çözümleri şemsiyesi altında çok geniş bir faaliyet alanı bulunuyor. Örneğin Huawei 10 yıldan uzun süredir IPTV alanında faaliyet gösteren bir şirket. Asya’dan Latin Amerika’ya kadar dünyanın dört bir yanında büyük referanslara ve 50’den fazla ticari uygulamaya sahip. Operatörler üzerinden gerçekleştirilen IPTV odaklı video streaming kapasitesinde dünya lideri olarak dikkat çekiyor.

Dünya genelindeki sosyal medya ilgisinin artmasıyla birlikte, 2010 yılında Huawei’deki 4 Ar-Ge çalışanı bir araya gelerek Social TV adlı platformun tasarımını üstlendi. Daha sonra Çin’deki Ar-Ge ekibinin projeye dahil olmasıyla Türkiye’den 50 kişilik bir ekip Social TV’nin olgunlaşması için çalıştı ve proje 2011 yılında ürüne dönüştü.

Huawei’nin sunduğu IPTV platformunu daha çekici hale getirmek için kurgulanan Social TV, IPTV platformuna Facebook veya Twitter gibi sosyal ağların eklenmesinin de ötesine geçen, kendi sosyal platformunu barındıran bir çözüm. Bu platformla örneğin en çok seyredilen, hakkında konuşulan içeriği anonim olarak görüntüleyebiliyorsunuz.

Sesli asistanın Social TV ile entegrasyonu sayesinde, sistemin yönetimini sesli komutlarla gerçekleştirmek mümkün. Hatta izlemek istediğiniz içeriği televizyona söyleyerek içeriğin otomatik olarak karşınıza gelmesini bile sağlayabiliyorsunuz.

Ürünün operatör tarafında da sunduğu önemli avantajlar var. Örneğin tek bir platform üzerinden birkaç tıklamayla sunmak istediğiniz içeriği eski telefonlara, akıllı telefonlara, web TV’ye, akıllı TV’lere veya IPTV kutularına yönlendirebiliyorsunuz. Dilediğiniz paketi dilediğiniz cihazlarda aktif hale getirebiliyorsunuz. Bu operatörlerin işini kolaylaştırırken, ticari esneklik de sağlıyor.

Kullanım Ücretlendirme & İş Ortakları Gelir Paylaşım Sistemi
Cep telefonlarıyla konuşmak, mesajlaşmak ve internette gezmek kullanıcılar açısından son derece olağan şeyler. Oysa ay sonunda faturanın hesaplanması veya ön ödemeli sistemlerde anında gerçekleştirilen ücretlendirme süreci, arka planda çok büyük bir operasyon gerektiriyor. Konuştuğunuzda geçerli ses, mesaj ve veri tarifeleriniz nedir? Herhangi bir kampanyaya üye misiniz? Konuştuğunuz saatler indirim uygulanan aralıkta mı? Veri kullanımında belli bir kademeyi geçtiniz mi? Dahil olduğunuz kampanya, tarifenizde yer alan bir diğer indirimle çakışıyor mu? Konuşmanızı şirketiniz mi yoksa siz mi karşılayacaksınız?

Huawei, bu alanda iki ayrı çözüm üzerinde çalışıyor. Bunlardan biri Convergent Billing System (CBS) adı verilen kullanım faturalandırma sistemi. Diğeriyse operatörlerin iş ortaklarıyla ve birlikte çalıştıkları diğer kurumlarla gelir paylaşımını düzenleyen Partnership Management System (PMS). Huawei Ar-Ge departmanında 80’i CBS, 40’ı PMS odaklı yaklaşık 120 kişilik bir ekip bu projelerle ilgileniyor.

Huawei Türkiye, CBS konusunda Çin’de üretilen çözümün farklı pazarların ve operatörlerin ihtiyaçlarına göre uyarlanmasını üstleniyor. CBS, ücret hesaplanmasından ve üretilmesinden ödemenin takibine, kısacası faturanın kesildiği andan ödemenin yapıldığı ana kadar kadar tüm süreçleri kontrol altına alıyor. Sistem ayrıca kullanıcı bazında anlık kullanımı görüntüleyebiliyor.

Türkiye’de özelleştirilen çözümler Namibya’daki Namibia Telecom ve Kamerun’daki Camtel operatörlerinde kullanılıyor. Huawei, böylece Türkiye kaynaklı ihracata katkıda bulunuyor.
PMS çözümü de yine operatörlerin ihtiyaçlarına uygun olarak geliştiriliyor. Huawei Türkiye Ar-Ge merkezinde geliştirilen PMS çözümü Avea’nın ihtiyaçlarına özgü olarak tasarlandı ve yapımı 2 yıl sürdü.

Bununla birlikte proje sırasında edinilen deneyim, farklı pazarlara açılmaya yardımcı oluyor. Örneğin Huawei Türkiye benzer çözümü Azerbaycan’da Bakcell isimli operatöre de sunuyor.

Dijital Birey ve Yeni Nesil Akıllı Ağ
Huawei içinde bireylere dönük dijital hayatı zenginleştirmek amacıyla çalışmalar yürüten ‘Digital Individual’ adlı bir takım mevcut. Yaklaşık 60 kişilik bu takımın bünyesinde RBT (Ring Back Tone – Geri Çaldırma Tonu) ve NGIN (Next Generation Intelligent Network – Yeni Nesil Akıllı Ağ) adlı ürünler geliştiriliyor.

RBT çözümleri abonelerine arandıkları zaman arayanlara sıkıcı bip sesinden farklı olarak seçtikleri müzik, doğal ses, konuşma gibi içerikleri dinletme fırsatı tanıyan bir sistem. Huawei RBT çözümü dünyanın en yaygın kullanılan RBT çözümü olarak dikkat çekiyor.

RBT servislerinin kullanımı bunlarla da sınırlı değil. Huawei RBT sistemini kullanan ya da kullanmayı isteyen mobil operatörler, kullanıcı deneyimini zenginleştirmek adına pek çok yeni özelliğe ihtiyaç duyuyor. Huawei Türkiye Ar-Ge Merkezi, Türkiye, Avrupa ve BDT bölgesindeki operatörlerin uygulamaya koymak istediği bu yeni özelliklerin tasarlanması ve geliştirilmesinden sorumlu.

Huawei NGIN ise çeşitli ağ teknolojileri ile çalışabilen ve operatörlerin kullanıcılarına kısa zamanda ve düşük maliyetle katma değerli servisler sunabilmesini sağlayan bir yeni nesil akıllı ağ çözümüne karşılık geliyor. Huawei, NGIN alanında daha çok Avrupa’daki operatörlerle çalışıyor.

Huawei Türkiye Ar-Ge merkezinin katkılarıyla gerçekleştirilen NGIN servisi, 2013 yılı içinde Ingiltere’deki Telefonica operatörü tarafından kullanıcılarına sunuldu ve kısa zamanda 250 binden fazla aboneye ulaştı.

Sistemin temel olarak yaptığı iş dünyanın neresinde olursanız olun, hangi cihazı kullanırsanız kullanın GSM ya da WiFi üzerinden tek numarayla iletişiminizi sürekli kılmak. Üstelik bunu bulunduğunuz yerden bağımsız olarak, yerel tarifeniz üzerinden gerçekleştiriyor.

 

 

 

 

 

 

kaynak

Cubli yer çekimine meydan okuyor

Yeni geliştirilen Cubli adlı küp, eşsiz tasarımıyla yer çekimine meydan okuyor.

Zürih’te bulunan Dinamik Sistemler ve’nde çalışan araştırmacılar, kendi köşesi üzerinde durma ve oldukça yüksek açı aralıkları arasında hızla yer değiştirme gibi oldukça etkileyici hareketler yapan eşsiz bir küp geliştirdiler.

Araştırmacılar tarafından Cubli adı verilen bu küp, 15 × 15 × 15 cm ölçülerinde ve üç yüzünde uzaymekiklerinde yer alanlara benzer reaksiyon çarkları yer alıyor. Yüksek performanslı bu reaksiyon çarkları sayesinde Cubli, oldukça hızlı bir şekilde dönerken adeta bir anda durabiliyor. Projenin başında yer alan Gajamohan Mohanarajah ve Raffaello D’Andrea, Cubli’nin zıplama, dengeleme ve kontrollü düşme olmak üzere üç farklı şekilde hareket edebildiğini belirtiyor.

 

 

 

 

 

 

kaynak