Mobilya ve İlaç Verimlilik Şampiyonu

Verimlilik 17 sektörde artarken 7 sektörde azalıyor. Bilgisayar ve tekstildeki düşüş dikkat çekiyor

 

Cumhuriyet’in kuruluşunun 91’inci yıldönümü kutlanırken, Türkiye 2023 hedeflerini tartışıyor. Her sektörde ne kadar yol alınması gerektiği, ihracatın, üretimin ne kadar artması, ne kadar yatırım gerektiği konuşuluyor. İşin bir başka tarafı da verimlilik… Bu konuda da önemli yollar katedildi, verimlilik arttı. Ancak daha yapılacak çok şey olduğu da görülüyor. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlı Verimlilik Genel Müdürlüğü’nün son 10 yılı kapsayan verileri, aynı zamanda ‘verimli’ üretim yapan bir Cumhuriyet için özellikle bazı sektörlerde verimlilik konusunun özel ilgi istediğini gösteriyor. Verimlilik Genel Müdürlüğü’nün ölçümleri, ilaç sanayiinde, mobilyada, mobilya hariç ağaç ürünlerinde, elektrik, gaz ve iklimlendirmede yüzde 50’nin üzerinde verimlilik artışı olduğunu ortaya koyuyor. 7 sektörde kayıp var. Bilgisayar ve tekstilin olumsuz hali dikkat çekici.

Teknoloji yoğun sektörlerden “bilgisayar, elektronik ve optik ürünleri imalatı” ile “kok kömürü, rafine edilmiş petrol ürünleri” sektöründeki verimlilik kaybı yüzde 30’un üzerinde. Tekstil, deri ile diğer ulaşım araçları üretiminde de 10 yıl aralığa rağmen 2005’e kıyasla sırasıyla yüzde 8.1’le yüzde 14 oranında düşüş dikkat çekiyor.

2010 yılını 100 kabul eden ve 2005 yılına kadar geriye giden verimlilik rakamlarının 2014/2. çeyrek sonuçları sektörlerde son 10 yılda verimlilikte neler olduğunu ortaya koyuyor. Toplam sanayide 2005 – 2014/2. çeyrek arasında yüzde 18.4 verimlilik artışı olmuş. 2005 – 2014 döneminde, “çalışan kişi başına üretimi” baz alan rakamlara göre imalat sanayiinin 24 kolundan 17’sinde artış, 7’sinde düşüş var.

Genel müdürlüğün sonuçlarla ilgili değerlendirmesine göre, 2005 – 2014/2. çeyrek arasını kapsayan dönemde imalat sanayiini oluşturan 24 bölümden ‘kok kömürü ve rafine edilmiş petrol ürünleri imalatı’, ‘bilgisayarların, elektronik ve optik ürünlerin imalatı’, ve ‘tekstil ürünlerinin imalatı’ sektörlerinde verimlilik düşme eğiliminde. En yüksek verimlilik artış eğilimi yıllık ortalama yüzde 10.1 ile ağaç, ağaç ürünleri ve mantar ürünleri imalatı (mobilya hariç); saz, saman ve benzeri malzemelerden örülerek yapılan eşyaların imalatında.

Trend değişimleri de incelendi 

“Sanayi kısımları” içinde ‘elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı’ yüzde 5.96 ile en yüksek yıllık ortalama verimlilik büyümesine sahip. En düşük yıllık ortalama verimlilik büyümesi ise yüzde 1.81’le madencilikte. “Ana Sanayi Grupları” içinde ise en yüksek verimlilik artışı yıllık ortalama yüzde 4.28’le ‘dayanıklı tüketim mallarında. Dayanıklı tüketim mallarına ilişkin 2010 =100 temel yıllı çalışan kişi başına üretim endeksi 105.01 değerine ulaşmış durumda.
Çalışan kişi başına üretim endeksinde, orijinal seriden mevsimsel ve diğer etkilerin çıkarılmasıyla elde edilen trend değişimlerine göre ara malı ve sermaye malı üretiminde iş gücü verimliği, küresel krizden oldukça etkilendi. Dayanıklı tüketim malı üretimi ile dayanıksız tüketim malı üretiminde trend eğilimleri, küresel kriz dönemi de dahil, istikrarlı şekilde artıyor. Kömür ve linyit çıkartılması, ham petrol ve doğalgaz çıkarımı, kok kömürü ve rafine edilmiş petrol ürünleri imalatı, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme sistemi üretim ve dağıtımı, suyun toplanması, arıtılması ve dağıtılması faaliyetlerinden oluşan enerji ana sanayi grubunda belirgin ve istikrarlı bir biçimde artan verimlilik trendi 2012 yılından itibaren azalma eğilimine girdi.

2005 – 2014/2. çeyrek arasında; dayanıklı ve dayanıksız tüketim malı üretimine ait iş gücü verimliliği yıllık ortalama trend büyümeleri sırasıyla yüzde 3.21 ve yüzde 2.41 olarak gerçekleşti. Enerji ana sanayi grubunda ise iş gücü verimliliği trendinin yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 4.48 olarak gerçekleşti. Küresel kriz döneminden etkilenen ara malı üretimi ile sermaye malı üretimi sanayi gruplarının verimlilik trendleri ise dalgalı seyrediyor.

Bir önceki döneme göre düşüş var 

2010=100 endeksli olarak hesaplanan çalışan kişi başına üretim endeksi, 2014 yılı II. döneminde, 2013 yılı II. dönemine göre yüzde 1.28 azalarak 102.82 değerine geriledi. Çalışan kişi başına üretim endeksi, bir önceki döneme göre ise (2014 yılı I. dönemine göre) yüzde 5.42 arttı. Çalışılan saat başına üretim endeksi 2014 yılı II. döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0.49 artarak 106.26 değerini alırken, bir önceki döneme göre yüzde 5.41 artış yaşandı.

İmalat sanayiinde çalışan kişi başına üretim endeksi bir önceki döneme göre yüzde 5.42 artarken, mevsimsel etkilerden arındırılmış çalışan kişi başına üretim endeksi bir önceki döneme göre yüzde 2.09 azaldı. Bu rakamlar mevsimsel etkilerden arındırılmamış verimlilik endeksinin bir önceki döneme göre değişiminin pozitif yönde olduğunu, mevsimsel etkiler giderildiğinde ise çalışan kişi başına üretim endeksindeki değişimin negatif yönde olduğunu gösteriyor.

kaynak:http://www.dunya.com/mobilya-ve-ilac-verimlilik-sampiyonu-243024h.htm

verimlilik

Operatörler mobil pazarlamada ortaklık yaptı

Avea, Turkcell ve Vodafone kurdukları şirket ile mobil pazarlamada altyapılarını birleştirecekler.

İSTANBUL – Vodafone Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Öğüt, geçtiğimiz haftalarda İngiltere’de üç operatörün mobil pazarlamada ortak bir şirket kurarak, tek bir şirket üzerinden altyapılarını birleştirme kararı aldıklarını belirterek “Biz de inceliyoruz” dedi.

Mobil Pazarlama Birliğinin (MMA) Türkiye ayağının düzenlediği, “MMA İstanbul Mobil Pazarlama Sohbetleri 2011” toplantısında Avea, Turkcell ve Vodafone operatörlerinin genel müdür yardımcıları “Mobil Pazarlama Çağında Mobil Operatör Vizyonu” panelinde biraraya geldi.

Panelde konuşan Gökhan Öğüt, mobil pazarlamanın bu kadar önem kazandığı dönemde, bir pazarlama yöneticisinin bu imkanı kullanmaması için bir neden görmediğini söyledi.

Mobil pazarlamanın daha da büyüyebilmesi için operatörler tarafından çok güzel girişimler olduğuna işaret eden Öğüt, “Geçtiğimiz haftalarda İngiltere’de bir girişim açıklandı. Üç operatör ortak bir şirket kurarak mobil pazarlamada, mobil ticarette ve özellikle mobil finans alanlarında tek bir şirket üzerinden altyapılarını birleştirme kararı aldılar. Bu, hem medya temsilcilerine hem de reklam verenlere tek bir noktadan, tek bir arayüzden bütün mobil kullanıcılara ulaşabilmek için gerekli planlamayı tek bir noktadan yapabilme şansı veriyor. Biz de inceliyoruz” diye konuştu.

Avea yatırım yapıyor

Avea Genel Müdür Yardımcısı Hakan Kaplan da mobil pazarlama mecrasını kullanan markaların daha çok finans sektöründe olduğunu belirtti.

Mobil pazarlamanın büyümesi için Avea olarak yeni bir altyapı yatırımı yaptıklarını ifade eden Kaplan, “Milyon dolarlık girişim. Bu iş için özel bir direktörlük kurduk. Avea adına bu alanda çok büyük potansiyel görüyoruz ve yatırım yapıyoruz” diye konuştu.

Turkcell’in hedefi 150 milyon dolar

Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Cenk Bayraktar ise yapılan bir araştırmaya göre cep telefonunun, günün yüzde 91’inde insanların 1 metre yakınında olduğunu ve bu cep telefonu ekranının gittikçe akıllandığını, Türkiye’de satılan telefonların yüzde 26’sının artık akıllı cihazlar haline geldiğini kaydetti.

Bayraktar, “2010’u sektör olarak sadece mobil pazarlamada 110 milyon dolar gibi kapattık, bu yılı da 150 milyon dolar gibi rakamla kapamayı öngörüyoruz” dedi.

İzinli veri tabanında 12 milyon kişiyi geçtiklerine de dikkati çeken Bayraktar, bu rakamın önümüzdeki günlerde büyüyeceğini düşündüklerini söyledi.

 

 

 

 

 

kaynak

En köklü AVM 150 milyon dolara satılık

Türkiye’nin en köklü alışveriş merkezlerinden biri olan Profilo Alışveriş Merkezi 150 milyon dolara müşteri arıyor.

1998 yılında açılan ve duayen sanayici Jak Kamhi’nin şirketi Profilo Sanayi tarafından işletilen Profilo Alışveriş Merkezi, son yıllarda bölgede açılan yeni alışveriş merkezleriyle rekabette zorlanmaya başlamıştı.

Vatan’dan Necla Dalan’ın haberine göre, özellikle son birkaç yılda ziyaretçi trafiğinin azaldığı merkezde perakende mağazalarının sayısı azalmış, hatta bazı katlar ofise dönüştürülmüştü. Alışveriş merkezinin satışında Kamhi Ailesi’nin borçlarının etkili olduğu iddia ediliyor.

İnşaatçılar ilgileniyor

Ciroları düştüğü için birçok kiracının kira ödemediği hatta icraya verildiği de iddialar arasında… Sektör kulislerinde konuşulanlara göre Profilo’nun bu fiyata alıcı bulması biraz zor… Mecidiyeköy gibi merkezi bir noktada olması cazip gibi görünse de ciddi yatırım gerektirdiği belirtilen Profilo ile inşaat şirketlerinin ilgilendiği belirtiliyor. Yine iddialara göre inşaatçılar fiyatta ciddi oranlarda indirim talep ediyor, Profilo kanadı ise bu konuda taviz vermeyi düşünmüyor.

‘Bu fiyata biraz zor’


Sektörün önde gelen isimleri, satış operasyonuyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: “Profilo Kamhiler’in borcu yüzünden satışa çıkıyor. Ayrıca AVM’ye trafik azaldı, perakendeciler ciroları düştüğü için buradan ayrılıyor. Birkaç yıldır tabir yerindeyse zorla yaşatılıyor. 150 milyon dolar fiyat biçildi ancak bu rakama satmaları zor görünüyor. Zira bir AVM’nin fiyatı belirlenirken 12-14 yıllık net kira getirisi hesaplanır. Yıllık 10 milyon dolar kira getirisi olan bir AVM’nin fiyatı da 120-140 milyon dolar civarında olur. Profilo’da böyle bir kira getirisi yok, dolayısıyla 150 milyon dolara satılması mümkün görünmüyor.”

Beyaz Cadde ve ofis yetmedi


PROFİLO AVM’de verimliliği artırmak için 2 yıl önce Beyaz Cadde adı aldında gelinlik mağazalarından oluşan özel bölüm oluşturuldu. Daha sonra arka kısımda kalan 8 bin metrekarelik alan ofise dönüştürüldü. 2012’de 7.5 milyon kişinin ziyaret ettiği, 200 milyon dolar cironun yapıldığı Profilo’da Beyaz Cadde kısa süre sonra kapandı. Ofisler ise devam ediyor.

Ortağına kızıp hisselerini sattı

Kamhi Ailesi, 2003 yılında da büyük bir satış yapmıştı. Alman ortak BSH ile yollarını ayıran Kamhiler; BSH Profilo’daki hisselerini ortağı yerine Deutsche Bank’a sattı. Kamhi’nin şirketteki yaklaşık yüzde 25’lik hissesini 159.2 milyon dolara satışıyla 8 yıllık ortaklık sona erdi. Kısa bir süre önce oğlu Hayati Kamhi’nin intiharı ile sarsılar duayen sanayici Jak Kamhi, geçen yıl verdiği bir röportajda “Kuruluşlarımızın en önemli yöneticisi olan oğlum Hayati’nin hayatına son vermesinde BSH’nin Profilo Grubu’na ve tüm hissedarlarımıza verdiği zarardan duyduğu üzüntünün önemli bir payı olduğunu düşünüyorum” şeklinde ilginç bir değerlendirme yapmıştı.

 

 

 

 

kaynak

D-B Türkiye: Türkiye’nin Kredi Riski Kırmızı Alarm Veriyor

D-B Türkiye Kredi Risk Endeksi’ne göre, beklenmedik sertlikte bir risk artışı ortaya çıktı ve riskler kırmızı alarm seviyesine yükseldi.

 

Dun- Bradstreet (D-B) Türkiye, 12 bölgede 81 ilde 80 binden fazla şirketin kredi riskini değerlendirdiği “D-B Türkiye Kredi Risk Endeksi”nin 2013 yılı son çeyrek verilerini açıkladı. Bölge, il ve sektör bazında yapılan araştırmaya göre Türkiye‘de faaliyet gösteren şirketlerin riskinde beklenmeyen sertlikte bir artış ortaya çıktı.

Toplam altı ana sektör altında toplanan şirketlerin değerlendirildiği araştırmada kredi riski en düşük iller KaramanBoluEdirneKırşehirYozgatve Kastamonu oldu. AdıyamanBurdurBatmanÇanakkaleDüzce,Erzincan ve Van ise riski en yüksek iller olarak belirlendi. Ticari bilgi konusunda 170 yılı aşan deneyimiyle tüm dünyada 230 milyondan fazla firma hakkında en büyük veri tabanına sahip D-B tarafından hazırlananTürkiye Kredi Risk Haritası’nın 2013 yılı dördüncü çeyrek verileri açıklandı.

RİSKLER KIRMIZI ALARM SEVİYESİNDE

Türkiye‘nin 12 ayrı ekonomik bölgesinde faaliyet gösteren 80 bin 904 şirketin ratingleri değerlendirilerek oluşturulan Türkiye‘nin Kredi Risk Haritası’na göre şirketlerin riski yüzde 1.8’lik artışla kırmızı alarm seviyesine ulaştı. Risk endeksi son 11 çeyreğin en düşük seviyesine inerken, beklenmedik sertlikte bir risk artışı ortaya çıktı.

EN RİSKLİ İLLER

2013’ün son çeyreğinde en düşük riskli iller KaramanKastamonu ve Edirneiken, en yüksek risk ErzincanVan ve Adıyaman‘da ortaya çıktı. Son dört çeyreğin tamamında kredi riski en yüksek iller arasında Adıyaman hep en riskli üç il arasında yerini korudu. Son dört çeyrekte en riskli iller arasındaBurdur iki kez, BatmanÇanakkaleDüzceBilecikErzincan ve Van birer kez yer aldı. En düşük riskli iller arasında Karaman ve Bolu üçer kez, Edirne veEskişehir ikişer kez, Yozgat ve Kastamonu ise birer kez görüldü.

2013 dördüncü çeyrek verileri Kuzeydoğu Anadolu’yu en riskli bölge olarak gösterdi. Son üç çeyrekte en riskli bölgeler olarak, Orta Doğu Anadolu ilk çeyrekte, Batı Marmara ise son iki çeyrekte risk gösteriyordu. Türkiye‘nin en risksiz bölgesi, tüm çeyreklerde olduğu gibi yine Orta Anadolu oldu.

“BEKLENMEYEN SERTLİKTE BİR RİSK ORTAYA ÇIKTI”

D-B Türkiye Risk Haritası’nın dördüncü çeyrek verilerini değerlendiren D-BTürkiye Danışma Kurulu Başkanı Dr. Selim SevalTürkiye geneline bakıldığında, 2013’ün son çeyreğinde kredi riskinin büyük oranda arttığını ve beklenmeyen sertlikte bir riskin ortaya çıktığını belirtti. 2013’ün üçüncü çeyreğinde kredi riskinin artacağı beklenirken, bu beklentinin gerçekleşmediğini, aksine kredi riskinde az da olsa bir iyileşme görüldüğünü söyleyen Seval, “Yılın son çeyreğinde bu sefer beklenen gerçekleşti ama beklenmeyen sertlikte bir risk artışı ile karşılaştık. Bunun nedeni yaklaşan yerel seçimlerle birlikte gerilen politik ortamın yanı sıra, FED’in gelişmekte olan ülkelere kaynak girişini azaltacağı beklentisinin gerçekleşmesi olmuştur” dedi.

GEZİ YANSIMALARI SINIRLI KALDI

“Bu çalışmamız Türk ekonomisinin kalp atışlarını yansıtıyor. Bu çalışma sayesinde Türkiye global arenada da kendini ifade edebiliyor” diyen Seval, şu bilgileri verdi:

“Haziran başında gelişen Gezi protestolarının yankılarının ve hemen ardından gelen FED açıklamasının bu pembe tabloyu bozma ihtimaline dikkat çekmemize rağmen beklenen olmadı. FED tavrını biraz yumuşattı; Gezi protestolarının ekonomik yansımaları da sınırlı kaldı. Dolayısıyla Türk şirketlerinin riskinde artış olmadı, risk azalışı sürdü. Fakat son çeyrek verileri oldukça keskin değişimler gösterdi. Türkiye Kredi Risk Endeksi 2013’ün üçüncü çeyreğinde bin 72 değerinden dördüncü çeyrekte bin 35 değerine geriledi, yüzde 1.8’lik bu risk artışı ile Endeks, son 11 çeyreğin en düşük seviyesine indi.”

EN RİSKLİ SEKTÖR PERAKENDE TİCARET

Türkiye Kredi Risk Endeksi çalışmasının başladığı 2011 yılından bu yana en az riskli sektör üretim olmaya devam etti. Tablo, 2013’ün son çeyreğinde de değişmedi. Son çeyrekte Perakende Ticaret tekrar en yüksek riskli sektör oldu.

Dr. Selim Seval, perakende ticaret ve üretim sektörlerinin çok geniş faaliyet yelpazelerini içerdiğinin altını çizerek, “Her perakende ticaret riskli, her üretim konusu da risksiz demenin doğru bir yaklaşım olmayacağına da dikkat çekmek isterim. Bu iki sektörün alt açılımlarına bakılması gerekir” dedi.

TEK SEVİNDİRİCİ HABER: EKONOMİK FAALİYET ARTIRIYOR

Son çeyreğin en sevindirici haberi, ekonomik faaliyeti hesaplanamayan il sayısının 16’ya düşmesi oldu. Yeterli ekonomik etkinlik olmadığı için kredi risk endeksi hesaplanamayan il sayısı üçüncü çeyrekte 19’du. 2011’de Endeks hesaplanmaya başladığında 20’den fazla il çalışmaya dahil edilemiyordu.

“SEKTÖREL GÜVEN ENDEKSLERİ DE SONUCU TEYİT EDİYOR”

Kredi Risk Endeksi sonuçları, bu çeyrekte TÜİK tarafından hazırlanan Sektörel Güven Endeksleri ile karşılaştırıldı. Türkiye Kredi Risk Endeksi sonuçlarının Sektörel Güven Endeksi (SGE) ile tam bir uyum gösterdiğini anlatan Seval, “Bir önceki çeyrekte araştırma verilerimizi sorunsuz ve sorunlu banka kredileri ile karşılaştırmıştık. Son çeyrek verilerimizin sağlamasını bu kez SGE ile yaptık. SGE, işyeri yöneticilerine yöneltilen sorulara alınan yanıtlarla hazırlanıyor. Kredi Risk Endeksi ise bağımsız uzmanlar tarafından tek tek şirketlerin ölçülebilen finansal ve finansal olmayan verileri ile hesaplanıyor. Güven Endeksinde verilen işyeri yöneticilerinin gözlemleri, son çeyrekteki risk verileri ile paralellik göstermektedir” dedi.

Kaynak

Makarnada dev ortaklık

Türkiye gıda sektöründe yeni bir ortaklık doğuyor.

Rekabet Kurulu’nda yer alan duyuruya göre Nisshin Foods, Nuh’un Ankara Makarnası ve Marubeni Corporation arasında ortak girişim kurulması yönünde bir başvuru yapıldı.

EN BÜYÜK FABRİKAYI YAPACAKLAR

Edinilen bilgiye göre üç ortak Türkiye’nin en büyük makarna fabrikasını inşa edecek. Bu fabrikada klasik makarna yanında yurtdışına noddle ihracatı için erişte üretimine de ağırlık verilecek. Fabrkanın Ankara’da kurulması planlanıyor. Yeni kurulacak fabrikanın özellikle ihracata ağırlık vermesi hedefleniyor.

Nuh’un Ankara Makarnası’nın ortakları arasında TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da buluınuyor.

Nuh’un Ankara Makarnası, temelleri 1950 yılına kadar giden bir firma. Ulus Rüzgarlı sokakta 6 tonluk bir kapasite ile başlayan üretim gelinen noktada Sincan’daki dev fabrikada ayda 16 bin ton makarnalık irmik üretimi ve 15 bin 600 ton makarna üretimi ile devam ediyor. Türkiye’nin en büyük, dünyanın da üçüncü büyüğü olan bu fabrikadaki üretim 35 farklı ülkeye ihraç ediliyor.

BİR HAFTADA İKİNCİ YATIRIM

Japon sanayi devi Marubeni Corporation ise 156 yıllık bir firma. 100 milyar doları aşan cirosu ile dikkat çeken firmanın 4 bin çalışanı bulunuyor.

Marubeni, geçtiğimiz hafta Sabancı Holding’e ait Temsa İş Makinaları’na yaptığı ortaklık ile gündeme gelmişti. Konu ile ilgili olarak Rekabet Kurulu’nda yer alan duyuruya göre, Temsa Global’in kontrolü altında bulunan Temsa İş Makinaları’nın ortak kontrolünün Marubeni Corporation tarafından devralınmasına ilişkin bir başvuru yapıldı. Rekabet Kurulu’nun gerekli onayları vermesi halinde Temsa İş Makinaları’nda iki firma ortak olacak.

Türkiye’deki çalışmalarına 1965 yılında başlayan Marubeni, Marmaray projesi içerisinde de yer aldı. Komatsu inşaat makinelerini Temsa ile birlikte pazarlayan şirket, Erdemir, İşdemir, Karademir gibi demir-çelik fabrikalarıyla ortak projeler gerçekleştiriyor.

 

 

 

 

 

kaynak

Migros’a flaş Türk ortak iddiası

Anadolu Grubu şirketlerinden Anadolu Endüstri AŞ’nin Migros ve Tesco Kipa birleşmesi sonrası yeni oluşuma ortak olmayı düşündüğü iddia edildi.

 Anadolu Grubu ortaklarından Yazıcılar Holding ise yeni iş fırsatlarını değerlendirdiklerini, ancak henüz kamuya açıklanması gereken bir oluşum bulunmadığını açıkladı.Anadolu Grubu iştiraklerinden Anadolu Endüstri AŞ’nin Tesco Plc’nin Türkiye’deki operasyonu Kipa ve Migros’un birleşmesi halinde ortaya çıkacak şirketten hisse almayı düşündüğü iddia edildi.

Bloomberg News’in haberine göre 2008 yılında 3.3 milyar dolara Migros’u satın alan BC Partners’ın bir süredir Migros’tan çıkma seçeneklerini değerlendirdiği, seçeneklerden birinin de Migros-Tesco Kipa birleşmesinin ardından Anadolu Endüstri AŞ’ye hisse satışı olduğu da belirtildi.

Ancak Bloomberg konuya yakın kaynakların, devam eden görüşmelerden bir sonuç alınacağı garantisi olmadığını söylediğini belirtti.YAZICILAR HOLDİNG’TEN AÇIKLAMA
Öte yandan Anadolu Grubu ortaklarından Yazıcılar Holding konuyla ilgili bir açıklama yaptı. Açıklamada yeni iş alanlarında iş fırsatların değerlendirildiği belirtirken henüz kamuya açıklanması gereken bir oluşum bulunmadığı belirtildi.

Kamuoyunu Aydınlatma Platformu’na yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:

“Ortağı konumunda bulunduğumuz Anadolu Grubu operasyonlarının istikrarlı büyüme trendini destekleyecek şekilde yeni iş alanlarında çeşitli iş fırsatlarının değerlendirilmesi, Anadolu Grubu iş stratejisinin önemli bir parçasıdır. Bu çerçevede bağlı ortaklığımız Anadolu Endüstri Holding, iş geliştirme faaliyetleri kapsamında perakende sektöründe de çeşitli iş imkanlarını değerlendirmekte olup, şirketimiz açısından henüz kamuya açıklanması gereken bir oluşum bulunmamaktadır. Konu ile ilgili olarak gelişmeler olduğu takdirde kamuoyu usulüne uygun olarak bilgilendirilecektir.”

MİGROS-TESCO KİPA BİRLEŞMESİ ŞUBATTA GÜNDEME GELMİŞTİ

Financial Times gazetesi şubat ayında İngiliz perakende devi Tesco’nun Türkiye’deki varlıklarını Migros ile birleştirmek için BC Partners ile görüşmeler yaptığını, Tesco’nun bu yolla Türkiye’deki varlıklarını azaltabileceğini yazmıştı. Tesco Kipa’dan yapılan açıklamada şirketin farklı seçenekleri değerlendirdiği, görüşmelerin ilk evrelerinde olduğu belirtilmişti.

Yerli cep ayda 150 bin satıyor

Telpa Başkanı Sebahattin Yaman, General Mobile’ın Discovery serisi ürünlerde ayda 150 bin adet satış yaptığını açıkladı

Telpa şirketler grubu bünyesinde bulunan yerli cep telefonu markası General Mobile, cep satışında aylık 200 bin sınırını zorluyor. Discovery serisiyle büyük talep gören marka, yeni modeli Elite’i de ‘selfie dostu’ cep telefonu olarak piyasaya sundu.
Telpa Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Yaman, 22 yıldır sektörde faaliyet gösterdiklerini belirterek, “General Mobile markasını 2013’te bünyemize kattık. Cep telefonundaki akıllı dönüşüme tanıklık ediyoruz. Artık satışların yüzde 85’i akıllı cep segmentinde gerçekleşiyor” dedi.
Yeni cep telefonu modellerinde Discovery serisiyle önemli bir ivme yakaladıklarını da dile getiren Yaman, “Discovery geçen yıla damgasını vurdu. En çok satan akıllı telefon unvanını bu yıla da taşıdı. İlk modelde üretim talebin arkasında kaldı. Haziran ayından beri ayda 150-200 bin adetlik satış yaptık. Yeni piyasaya sunduğumuz Discovery Elite’le de ayda 50 bin adetlik satış rakamını yakalamayı hedefliyoruz” diye konuştu. Yaman, Türkiye’deki cep telefonu sektörünü de şöyle değerlendirdi:

‘Selfie dostu’ yeni model

“Takside getirilen sınırlama sektörü yüzde 15-20 arasında küçültecek. Ayda 1 milyon, yıl sonunda ise 10-11 milyon adet satış olacağı tahmin ediliyor. Artık talebin yüzde 85’i akıllı ceplere kaydı.”

General Mobile Genel Müdürü Muzaffer Gölcü ise, Discovery ürün serisini Elite’le taçlandırdıklarını belirterek, 16 megapiksel arka, otofokuslu 8 megapiksellik ön kamerasıyla ‘selfie dostu’ olarak 25 Mart’ta satışa çıkaracaklarını aktardı.
Cep telefonu kameralarındaki gelişimden bahseden Gölcü, “Cepler artık fotoğraf makinesi telefon karışımı hale geldi. Ama ilk başlarda cep telefonlarının ana kameraları hep büyüdü. Ama ön kameraları hep ihmal edildi. Oysa insanlar ön kameranın da kalitesini artmasını istiyor. Elite’le kullanıcılara bu şansı veriyoruz. Selfie çekimine çok uygun bir model” şeklinde konuştu.
Gölcü, cep telefonun özellikleri hakkında da şu bilgileri verdi: “2 GB’lik modelinin fiyatı 999 TL, 16 GB’lik modelinin fiyatı ise 1299 TL olacak. 5.5 inç’lik ekranı var. Selfie dostu menüleri, özel selfie albümü ve otofokuslu ön kamerası bulunuyor. Flaşlı ve geniş açılı arka kamerasıyla 7 saniyede 40 kare çekilebiliyor. Dokun-odakla, görüntü sabitleme, yüz ve gülücük yakalama özellikleri de var.”

152 gram ağırlığında

– 5.5 inç’lik Full HD ve Gorilla Glass 3 ekran
– 16 MP arka, 8 MP ön otofokuslu kamera
– Android 4.2 işletim sistemi
– 3 GB hafıza, 32 depolama alanı
– 2.2 Gigahertz Qualcomm işlemci
– NFC desteği ve Wi-Fi özelliği
– 152 gram ağırlığında
– Siyah, beyaz renk seçeneği

 

 

 

 

kaynak

Bankacılık Sektörü Kârı Yüzde 44 Geriledi

Bankacılık sektörünün net kârı Ocakta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 44 azalarak 1 milyar 415 milyon liraya düştü.

Bankacılık sektörünün aktif büyüklüğü bu yılın ocak ayı itibarıyla geçen 2013 yılı sonuna göre yüzde 3,6 artarak 1 trilyon 794 milyon 377 bin liraya ulaştı.

Ancak sektörün dönem net kârı ocakta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 44 azalarak 1 milyar 415 milyon liraya düştü.

Bankacılık sektörünün aktif büyüklüğü, bu yılın ocak ayı itibarıyla geçen 2013 yılı sonuna göre yüzde 3,6 artarak 1 trilyon 794 milyon 377 bin liraya ulaştı.

Bankacılık Düzenleme Ve Denetleme Kurumu (BDDK), ocak ayına ilişkin “Türk Bankacılık Sektörünün Konsolide Olmayan Ana Göstergeleri”ni açıkladı.

Kesinleşmemiş geçici verilere göre, sektörün aktif büyüklüğü bu yılın ocak ayı itibarıyla 2013 yılı sonuna oranla yüzde 3,6 artarak 1 trilyon 794 milyar 377 milyon liraya ulaştı.

NET KÂR YÜZDE 44 GERİLEDİ

Söz konusu ayda en büyük plasman kalemlerinden olan krediler 1 trilyon 77 milyar 190 milyon lira, menkul değerler 291 milyar 990 milyon lira bakiye arz ederken, brüt takipteki alacaklar 30 milyar 300 milyon lira oldu. 2013 yıl sonuna göre krediler yüzde 2,8, menkul değerler yüzde 1,8, brüt takipteki alacaklar da yüzde 2,3 artış gösterdi.

Ocak 2014 itibarıyla sektörün dönem net karı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 44 azalarak 2 milyar 524 milyon liradan, 1 milyar 415 milyon liraya düştü. Sermaye yeterliliği standart oranı ise, yüzde 15,1 olarak hesaplandı.

Kaynak

Madencilikteki ruhsat krizi çözüldü

Madencilik sektöründeki ruhsat krizi çözüldü. Madencilik yatırımları için gerekli izinlerin ve maden ruhsatlarının ve izinlerinin alınmasını Başbakanlık onayına tabi tutan 16 Haziran 2012 tarih ve 2012/15 sayılı Başbakanlık Genelgesi sonrasında darboğaza giren Madencilik Sektörü, Başbakanlığın 51 bin dosyayı ilgili bakanlıklara göndermesiyle rahat bir nefes aldı. Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Arslan Erdinç, “Yaptığımız çalışmalar sonucunda sektörün beklediği gelişme bugün yaşandı. Sektörün taleplerine kulak veren Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a çok teşekkür ediyoruz” dedi. Maden ve mermer ocaklarının orman izinlerinin alınamaması nedeniyle madencilik sektörünün büyük bir sıkıntıyla karşı karşıya kaldığını anlatan Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Arslan Erdinç, sektörün istihdam, üretim ve ihracat rakamlarının gerileme trendine girdiğini kaydetti. Mermerde çeşitlilik ve farklı renkler arayan müşterilerin taleplerine ruhsat krizi nedeniyle cevap veremez hale geldiklerini ifade eden Erdinç, “İhracat artışının önü tıkanmıştı, ruhsat izinlerinin verilmesi acilen gerekiyordu. Mermer ve madenleri işleyen fabrikalar hammadde temin edemez ve çalışamaz noktaya gelmişti. Bu hafta itibariyle 51 bin dosya Başbakanlık tarafından gerekli bakanlıklara gönderildi, ruhsat krizi aşıldı. Bu gelişmeden dolayı Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a Madencilik sektörü adına teşekkürlerimizi sunuyoruz” dedi.

İSTİHDAM VE İHRACAT ARTACAK
Türkiye’nin maden ürünleri ihracatından 2013 yılında 5 milyar 57 milyon dolar döviz girdisi sağladığına dikkati çeken Erdinç şöyle devam etti: “Madencilik sektörünün ihracata dolaylı katkısı ise 15 milyar dolar seviyesinde. Ekonomiye ise 35 milyar dolar katkımız var. Diğer sektörlerle mukayese edildiğinde birim yatırım maliyetine oranla, hem de kırsal kesimde 10 kat istihdam sağlıyoruz. İhracatımızdaki katma değer oranı çok yüksek. Ruhsat sorununun çözümü sayesinde ihracat ve istihdamda büyük artış olacak. Madencilik sektörü olarak 2023 yılı ihracat hedeflerine 2017 yılında ulaşmayı hedefliyoruz.”

İŞÇİ KRİZİNE ÇÖZÜM İSTİYORUZ
Türk madencilik sektörünün ruhsat krizinin aşılmasıyla sektörde yeni yatırımların gündeme geleceğini bunun da istihdamı beraberinde getireceğini vurgulayan Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı Erdinç, sektörün en önemli sorunlarından bir diğerinin ise istihdam edecek işçi bulamamak olduğunu hatırlattı. Türkiye’de herkesin masabaşı işlerde çalışmak istediğini savunan Erdinç, “Bu sorunun çözümü için yurtdışından misafir işçi getirilmesini talep ediyoruz. Bu talebimize olumlu cevap verildiği takdirde madencilik sektörü, üretim, istihdam ve ihracatta büyük bir sıçrama sağlar” şeklinde konuştu.

Kaynak

Teknoloji bağımlılığımız artıyor

Türkiye Bilişim Derneği Başkanı Menteş, Türkiye’de son 3 ayda 56 teknoloji etkinliği yapıldığını, bunlardan çoğunun ürün pazarlamaya dönük olduğunu belirterek Türkiye’nin teknoloji bağımlılığını arttığını bildirdi.

 

Türkiye Bilişim Derneği Başkanı Turhan Menteş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bilişim sektörünün pazar hacminin büyüdüğünü ancak işlem hacminin büyümesinin sektörün büyümesi anlamına gelmediğine işaret etti. “Yap-sat bile olmadan al-sat” ile Türkiye’nin dünya ile rekabet edemeyeceğini vurgulayan Menteş, şunları söyledi:

“Bilişim sektörünün üretici bir yapıda olması lazım. Katma değer üretmesi lazım. Bu sadece ticarette sağlanmaz. Başka faktörlerin devreye girmesi ile sağlanır. Neyle sağlanır; belirli konularda üretim yaparak, ara katman yaratarak, innovatif yaklaşarak, yeni ürün çıkararak. Servis grubunu, bu serviste verilen hizmetleri artırarak, yazılımın payını artırarak sektörü büyütebilirsin ancak. Bunun en güzel örneği iletişim sektörüdür. Bu sektör neredeyse katma değeri sıfır olan, yurt dışından gelen cihazları Türkiye’de pazarlayan ve sadece operatör işlemi yapan, operasyonun alt yapısını da aslında uluslararası donanımlarla gerçekleştiren bir yapılanma var. Bu yapılanma doğru bir yapılanma değil, çünkü sürdürülebilir değil.”

TBD Başkanı Menteş, Türkiye’nin bilişim alanında başarılı olabilmesi için acil olarak Teknoloji Politikaları Merkezi kurması gerektiğini söyledi.

Turhan Menteş, “Son 3 ayda Türkiye’de 56 etkinlik yapıldı. 5’i hariç hepsi ürün, teknoloji pazarlama etkinliğiydi” dedi.

Teknoloji bağımlılığımız artıyor” diyen Menteş, “Türkiye’den yazılım geliştirmesi ve sadece 26 milyon kişinin bu işle uğraştığı Hindistan ile rekabet etmesi bekleniyor. Benim kızdığım nokta bu; biz neden kendimizi kısıtlıyoruz? 26 milyon ucuz iş gücüyle mi rekabet edeceğiz, marka yaratacağız?” diye sordu.

 

 

 

 

 

 

kaynak