Markette ‘yakın takip’ dönemi!

İşte cebinize gelecek yeni mesajlar

Apple’ın geçen yaz tanıttığı iBeacon sistemi, başta perakende olmak üzere şirketlere müşteri avlama konusunda yepyeni fırsatlar sunuyor. Taze simitten PC’lere kadar ürünler, “Gel beni al” diye mesaj atacak.

Apple’ın geliştirdiği ve küresel standart haline getirmek için hazırlandığı yeni iBeacon teknolojisi, kısa mesafeli haberleşme teknolojisini yeni bir boyuta taşımak üzere. Mağazalara yerleştirilen iBeacon sensörleri ve akıllı telefonlara yüklenen küçük bir uygulama ile kullanıma hazır halâ gelen sistem, başta perakende olmak üzere doğrudan müşteriye satış anlamında şirketlere yepyeni fırsatlar sunuyor. ABD’de Apple’ın yanı sıra Macy’s’in kullandığı sistem, Avrupa’da İngiltere’de test edilmeye başlandı.

YAKIN TAKİP BAŞLIYOR

iBeacon sistemi kullanıcıların alışveriş alışkanlıklarını bölgesel harita bilgileriyle kaydediyor. Böylece tüketici ilgi alanına uygun bir mağazanın yanından geçerken, mağazadan kullanıcının cep telefonuna ürün teklifleri geliyor. Kullanıcı mağazaya girdiğinde ise ürünler hangi rafta olduklarını cep telefonuna bildiriyor. Bluetooth’un yeni düşük enerji standardına (BLE) uygun olarak çalışan sistem, sadece Apple’ın iOS 7’si ile değil Android’in 4.3 versiyonundan yüksek işletim sistemi kullanan cihazlarla da anlaşabiliyor. Mevcut teknolojiyle 10 metre mesafeye kadar bağlantı sağlanabiliyor. Bağlantı düşük enerjili BLE sistemi üzerinden olduğu için mobil cihazların akülerine daha az iş düşecek. Pek çok şirket NFC adı verilen kısa mesafeli iletişim teknolojisini kullanıyor. Bu teknolojide mobil cihaz üreticilerinin öne çıkardığı özellik ise mobil ödeme kolaylığı sağlamak. Apple ise iBeacon ile kısa mesafeden ödemenin yanı sıra müşteriye yönelik doğrudan pazarlamayı da ön plana çıkarıyor.

10 METREYE KADAR İZLİYOR

NASIL ÇALIŞIYOR?

-Kullanıcı cep telefonuna iBeacon uygulamasını yüklüyor.
-Mağazalar mekânlarına sistemi destekleyen sensörler yerleştiriyor.
-Eğer tüketicinin tercihleri hakkında bilgi varsa müşteri mağazaya yaklaştığında doğrudan öneriler geliyor.

AVANTAJLARI NEDİR?
-Mobil cihazlara 10 metreye kadar ulaşım imkânı var.
-Mekân içerisinde kılavuzluk, mekân dışında bölgesel pazarlama ve mobil ödeme fırsatları geliyor.
-iOS7 ve Android’in 4.3 üzeri işletim sistemleriyle uyumlu.

NE SAĞLIYOR?

-Müşteri isterse alışveriş süresince tüm indirim ve fırsatlar konusunda bilgi alabiliyor.
-Ödeme için kasaya yaklaşıldığında PayPal gibi mobil ödeme teklifi geliyor.
-Bu aşamada doğrudan sanal kartı üzerinden ödeme de yapılabiliyor.

 

market

 

 

kaynak

 

 

 

 

En az 70 bin şirket sermaye artıracak

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, sermayesi 50 bin liranın altında olan anonim şirketler ile sermayesi 10 bin liranın altında olan limited şirketlerin en geç 14 Şubat 2014 tarihine kadar sermayelerini bu tutarlara yükseltmeleri gerektiğini belirterek, aksi takdirde mevzuat gereği bu şirketlerin münfesih duruma düşeceğini bildirdi. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı henüz bu durumdan kaç şirketin etkileneceği konusundaki çalışmaların tamamlanmadığını ifade ederken, 20 Ocak itibariyle bundan etkilenen şirket sayısı 70 bin olarak açıklanmıştı. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yetkilileri WSJ Türkiye’ye son rakamların belirlenmesi konusunda çalışmaların sürdüğünü, o tarihten beri bazı şirketlerin sermayelerini artırdığını ifade etti.

Yazıcı, yazılı açıklamasında, Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun şirketlerin kurumsallaşması, rekabet gücünün artırılması, kamu güveninin oluşturulması, şeffaflık ve sürdürülebilirlik açısından çok önemli hükümler içerdiğini ifade etti. Kanunun ana hedefinin güçlü işletmeler, güçlü şirketler ve güçlü Türkiye olduğunu belirten Yazıcı, şirketlerin daha güçlü bir ekonomik yapıya kavuşmaları amacıyla asgari sermaye tutarlarına ilişkin yeni Türk Ticaret Kanununda düzenlemeler yapıldığını anımsattı.

Limited şirketlerin sahip olmaları gereken asgari sermaye tutarının 5 bin liradan 10 bin liraya yükseltildiğini, anonim şirketler için ise eski Ticaret Kanunu’nda olduğu gibi 50 bin lira olarak belirlendiğini ifade eden Bakan Yazıcı, şunları kaydetti: “Söz konusu sermaye tutarını sağlamayan şirketlerin toplam sayısı bazı basın kuruluşları tarafından ifade edildiği gibi ‘yüz binlerce’ değildir. Bakanlığımızca konuyla ilgili olarak detaylı bilgilendirme ve uyarıların yapıldığı, 20 Ocak 2014 tarihinde bu kapsamda 60 bini limited şirket ve 10 bini de anonim şirket olmak üzere yaklaşık toplam 70 bin şirket bulunmaktaydı. 20 Ocak 2014 tarihinden bugüne kadar yapılan yoğun sermaye artırımı işlemleri ile birlikte bu sayının daha da aşağılara düştüğü değerlendirilmektedir.

Rakamlarla şirketler

İstanbul Ticaret Odası Türkiye’de faal durumda olan şirketlere yönelik bir çalışma yayınladı. Buna göre Türkiye’de şirketlerle ilgili rakamlar şöyle:

* 2013’te Türkiye’de faal durumdaki şirket sayısı bir önceki yıla göre yüzde 3.46 arttı. Şu anda faal olan ticaret şirketi sayısı 972 bin 491. Bunların yüzde 81.5’i limited şirket, yüzde 11’i ise anonim şirket türünde.
* Şahıs işletmeleri de dahil edildiğinde faal durumdaki ticari şirket ve işletme sayısı 1 milyon 543 bine ulaştı. Bu şirketlerin yüzde 36.98’i şahıs işletmesi, yüzde 51.39’u limited şirket, yüzde 6.97’si ise anonim şirket statüsünde.
* 2013’te kurulan şirket sayısı 2012’ye göre yüzde 25.6 arttı. 2012’de 39 bin 764 şirket kurulmuşken, 2013’te bu sayı 49 bin 943’e yükseldi. Yeni açılan şirket sayısındaki bu artışın en önemli nedeni kurulan anonim şirket sayısındaki artış oldu. Anonim şirket sayısı bu dönemde yüzde 114.4 arttı. Limited şirket kuruluşlarındaki artış yüzde 15.89.
* 2013’te kurulan şirketlerin yüzde 27.36’sına karşılık gelen 13 bin 668’i toptan ve perakende ticaret sektöründe kuruldu. İkinci sırada 8 bin 197 şirket ile inşaat sektörü, üçüncü sırada ise 7 bin 208 şirket ile imalat sektörü yer aldı.
* Geçen yıl kurulan yabancı sermayeli şirketlerde de anonim şirketlere doğru bir yönelim oldu. 2013’te toplam 3 bin 875 yabancı sermayeli anonim ve limited şirket kuruldu. Kurulan yabancı sermayeli anonim şirket sayısı 2012’de 496 iken, 2013’te 801’e yükseldi. Yabancı sermaye ile kurulan limited şirket sayısı, 2012’de 3 bin 207 ve 2013’te 3 bin 74. Yeni kurulan yabancı sermayeli limited şirketlerde yabancı sermaye oranı yüzde 87.19, anonim şirketlerde ise yüzde 70.
* Yeni TTK ile ilk kez, tek kişilik anonim ve limited şirket kurma imkanı getirildi. Eskiden şirket ile ilgisi olmayan kişiler kanunda yazan zorunlu sayının tamamlanması için şirket ortağı yapılıyordu. Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren bugüne kadar, 5 kişi ile kurulan anonim şirket sayısı 616’ya geriledi. Yani, anonim şirketlerin yalnızca yüzde 5.46’sı, 5 ortakla kuruldu. Kanunun yürürlüğe girmesinden bugüne kadar, 2 kişiyle kurulan limited şirket sayısı da 18 bin 768’e düştü. Yani, bu dönemde kurulan limited şirketlerin yalnızca yüzde 34.31’i, 2 ortakla kuruldu. Artık limited şirketlerin yarısı da tek ortakla kurulabiliyor.

Kaynak

Pardon “Değerli Müşterim” mi Dediler?

Pardon “Değerli Müşterim” mi Dediler?

Paramı emanet ettiğim bankamı sevmiyorum. GSM operatörümden haz ettiğim, doğalgaz tedarikçimden elektrik, TV yayın platformumdan keyif aldığım da söylenemez.  Zira, müşteri olarak değer gördüğüme inanmıyorum.  Oysa hayatımızdaki markalar bulduğu her fırsatta “değerlisin” diyor.  Misal internette binlerce markaya ait değerli müşterimiz sayfası var.  Elimi uzatsam telefonuma, ulaşırım markama.  Ama…

İşte sevgi de nefret de bu ama’da saklı.  Elimi uzattığım telefonda; on beş dakika telesekreterin istediği tuşlara bastıktan sonra uzunca süre hatta bekliyorum.  Zira markam başka bir değerli müşterisi ile konuşuyor.  Çok da zevkim olmayan bir müzikle başbaşayım.  Markamın vakti benimkinden değerli.  Unutmadan söyleyeyim.  Bir ara tuşlamada geç kalıp hattan düşüyorum. Yeni baştan başlıyorum. “Ya bu sürece annem-babam girmek zorunda kalsaydı?  Tuşlamaya yetişemezlerdi” düşüncesi geçiyor zihnimden ışık hızıyla. Sonra aklıma geliyor, değerli babam, markanın ayağına gidiyor böylesi hallerde.

Zaman en değerli şey denir ya, o değerli şeyden hatırı sayılır bir harcama yaptıktan sonra, bana değerli olduğumu hissettirmesini beklediğim çalışan ile konuşmaya başlıyorum. Güler yüzlü personelin gülüşünü telefonun öbür ucunda hissediyorum.  Şahane!  Güler yüzlü personel, “Haklısınız! Evet! Sizi anlıyorum” diyor sürekli, ama ilgili kimse o değilmiş, yetkisi yokmuş, sistemde kayıt bulamıyormuş, başka bir numarayı aramam gerekirmiş…  Haklıyım, güler yüzlü personel beni anlıyor! Harika.  Ama sorunum çözülmüyor.  Öfkem daha da artıyor.  Tüm bu lafları bir başka güler yüzlü personele tekrarlayasım yok.

Sorunum ne mi? Adres değişikliği yaptım ve bunu bildirdiğim günlerde benimle ilgilenen bir başka güler yüzlü ancak işitme kaybı olması hayli muhtemel kardeşim adresimi yanlış almış.  Ondan sonraki tanışım güleryüzlü kardeş nedenini hiç anlayamadığım bir şekilde düzeltmeyi yapmamış.  Tek istediğim hatanın düzeltilmesi.

Bozulan sinirlerimi, kaybettiğim yarım günümü, ekstrelerim elime geçmediği için yüklendiğim faizlerimi alıp gidesim geliyor bir başka markaya, da öfkeliyim. Bilgisayarımın bile soğumaya ihtiyacı oluyor zaman zaman.  Benim neden olmasın?

Değerliyim,  ama  “Değerli müşterimiz, değerini abartma” diyor ya güler yüzlü eleman,  şiddetli bir haksızlık duygusundaydım.  İnternetten arayıp tarayıp, genel müdür yardımcısının faks bağlantısını buluyorum.  Beyefendinin kankisi olmadığım için e-mail yazacak değildim.  Bir mektup yazıp, genel müdür yardımcısına faks olarak gönderiyorum.  Yanıt gelmiyor haliyle.  Koskoca markanın genel müdür yardımcısı her öfkelenen haklı müşterisine yanıt mı verecek? Değerli müşteri! Haddini bil!

Değerli olduğumu söyleyen bir başka kurumun hizmetini de her gün kullanıyorum.  Öyle değerliyim ki bir dolu seçenek sunuyorlar bana.  Ama itiraf ediyorum kafam karışıyor, hangisi benim için en akıllıca seçenek? Bilmiyorum.  Misal, telefonumla hem gece hem gündüz konuşurum, şehir içi-dışı, ülkelerarası, hafta sonu-hafta başı, kademe kademe uzaklıkta ülkelerarası konuşurum.  İnternete girerim, mesaj atarım, fotoğraf gönderirim.  Telefonum olmadan asla! Ama öyle ince hesaplamalar yapmışlar ki dakikası dakikasına, mesajı mesajına, gb’si gb’sine.   Lakin hala net değilim hesaplı tarifem konusunda. Net olan kimseyle de karşılaşmadım.   Birileri böylesi karmaşık tarifeler yaratan, ödeme seçenekleri sunan markalara “ortalama müşteri” kavramını anlatmalı.  Belki onlar da bize seçeneklerle kafası karışmış müşterilerin bıraktığı muhteşem kar oranını açıklarlar.

Öyle özel durumlar vardır ki değerli olduğumuzu gerçekten hissetmemiz şarttır.  Sağlığımız söz konusu olduğunda ötesi yok zaten.  Hastanın ultrason çekilebilmesi için su içmesini sağlamak yerine 450 liralık serum bağlamak, ambulans hizmet bedeli olarak 1400 lira talep etmek, buna hazırlıklı olmayan ailenin elinden altınların almak herkesin başına gelebilecek şeyler değil elbette.  Ama yaşanmış örnekler. Hepimizin yaşadığı daha yaygın, basit tirikler de yok değil.  Belirli bir laboratuvardan tahlil yaptırmaya yönlendirildiğimiz deneyimler yaşamış, yönlendirilen kurum dışında yapılan tahlilleri dikkate almayan hekimlere siz de rastlamışızdır… İnanması zor, ama, değerli müşterileriz…

İşte bu yüzdendir ki her kim bana “değerli müşterim” dese az biraz irkilirim ben.  Pazarlama alanında çalışan bir bilimci olarak irkilirim üstelik.  Lakin bildiğim tek şey var, samimi olmayan bireyler, şirketler, işletmeler, kurumlar kaybetmeye mahkumdur.  Hangi “değerli müşteri” kaybettiği bir oyunu ikinci kez oynar ki?  Eskiden, rekabetin böylesine güçlü olmadığı günlerdeymiş “yenilen pehlivanın güreşe doymazlığı”.

İşletmeleri ne işgörenleri, ne tedarikçileri ne de borç kaynakları, önce memnun edemedikleri müşterileri terk eder…

 

Gülfidan Barış

gbaris@anadolu.edu.tr

86 saniyede 100 bin satan telefon

Çin’in en hızlı büyüyen cep telefonu firmalarından biri olan Xiaomi, 86 saniye gibi kısa bir sürede 100 bin adet Mi3 model telefon satmayı başardı.
86 saniyede 100 binlik satış rakamına ulaşan şirket 10 dakika içindeyse toplamda 150 bin sattı. WeChat isimli mesajlaşma platformuyla birlikte gelen ve bu nedenle kullanıcılardan bu denli ilgi gören Mi3’ün ortalama fiyatı ise 330 dolar.

Nvidia Tegra 4 ekran yongasından ve 800 MHz hızında Qualcomm Snapdragon işlemciden güç alan telefonda 13 megapiksel çift LED flaşlı kamera bulunuyor. 2 GB dahili hafızayla gelen cihazın gri, siyah, pembe, mavi renk seçeneklerine sahip.

 

 

 

 

 

 

kaynak

Fransa’dan Türk şirketlere davet

 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, konuk bakan Arnaud Montebourg ile Ankara Palas’ta bir araya geldi. 

Yıldız, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, önemli bir toplantı gerçekleştirdiklerini söyledi. Konuk bakanla enerji sektörü ile alakalı konuları değerlendirdiklerini anlatan Yıldız, Fransa’nın Sinop’a yapılacak nükleer güç santralinde Japonya ile birlikte çalışacağını anımsattı.

Bakan Montebourg’un tabiriyle nükleer enerji alanındaki “Fransa’nın milli takımı” ile Türkiye’ye geldiğini dile getiren Yıldız, kendisiyle son derece verimli ve siyasi yüklerden arındırılmış enerji sektörüyle alakalı görüşmeleri yaptıklarını, bundan sonra da böyle devam edeceklerine inandığını belirtti.

Görüşmede nükleer enerjinin yanında yenilenebilir enerji kaynakları ve alternatif enerji kaynaklarının da gündeme geldiğini ifade eden Yıldız, şöyle konuştu:

“Fransa’nın yaklaşık 60 nükleer reaktörle, Türkiye’nin kurulu gücü kadar nükleer kurulu gücü vardır. O açıdan bu kültürün eğitim seviyeleriyle beraber know-how hizmetleri ve sanayinin yerleşmesiyle de alakalı bütün konuları enine boyuna aldık ve diğer yatırımlarda da gerek kömür gerek su gerekse rüzgar güneş gibi enerji kaynaklarında da işbirliklerimizin daha da artacağını birkez daha vurguladık.”

“Enerji alanında yapışık şekilde hareket etmeliyiz” 

Fransa Sanayi ve Kalkınma Bakanı Arnaud Montebourg da görüşmelerde işbirliği alanlarını gözden geçirdiklerini söyledi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile “sıcak bir görüşme yaptıklarını” dile getiren Montebourg, iki ülke ilişkilerinde yepyeni bir sayfa açma, bunun da ötesinde uzun süreli bu sayfayı doldurmak iradesini ortaya koyduklarını ifade etti.

Montebourg, enerjinin Türkiye’de ciddi anlamda gelişen bir sektör olduğuna dikkati çekerek, “Enerji alanında bizim birbirine yapışık bir şekilde hareket etmemiz çok doğal, sıkı fıkı bir işbirliği içerisinde olacağız” dedi.

Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Montebourg, Fransız şirketlerinin Türkiye’de son derece yoğun ve köklü yatırımları bulunduğunu söyledi. Fransız şirketlerinin savunma, otomotiv ve enerji gibi alanlarda Türkiye’de faaliyet gösterdiğine işaret eden Montebourg, “Fransa olarak bu şirketlerin Türkiye’deki yatırım projelerine olan adaylıklarını daha da yoğunlaştırma kararı aldık. Türkiye’deki projelere olan adaylıklarını artırmak istiyoruz” ifadesini kullandı.

“Türk şirketlerini teşvik etmek istiyoruz” 

Montebourg, öncelikli hedeflerinin karşılıklı yatırımları artırmak olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Türk şirketlerini Fransa’ya yatırım yapmaya teşvik etmek istiyoruz. Türk hükümetini de bu yönde çaba sarf etmeye teşvik etmek istiyoruz. Birçok sektörde Türk şirketlerini Fransa da memnuniyetle ağırlamaya hazırız. Çünkü her iki ulusumuz da ciddi sanayi derinliği olan uluslardır, rekabet edebilirlik gücü yüksek uluslardır.

Gerek üretim gerek refahı artırmada ortak strateji geliştirebileceğimize inanıyoruz. Hem ortaklık yapabiliriz hem de başka kıtalarda da diğer ülkelere yönelik ortak hareket edebiliriz. Birçok şeyi Türkiye ile yapabileceğimiz kanaatindeyiz.”

Kaynak

 

 

 

Mutlu Akü satılıyor

Güney Afrika merkezli Metair Investments Mutlu Akü‘nün ana hissedarı konumundaki Mutlu Holding’in yüzde 100’ünü, Mutlu Plastik’in ise yüzde 45’ini satın almayı planlıyor.

Metair Investments yaptığı açıklamada, söz konusu satın alma ile şirketin Avrupa’daki varlığını artırmayı planladığını belirtti. Açıklamada, Mutlu Plastik’teki hisse alımıyla birlikte azınlık hissedarlarına da çağrıda bulunulacağı ifade edildi. Mutlu Holding’in yüzde 74.79 payla ana hissedar olduğu Mutlu Akü hisseleri saat 1010’da yüzde 10.77 primle tavan fiyat olan 6.58 liradan işlem görüyor.

REUTERS

Borsa Şirketlerinin Piyasa Değeri


Borsa İstanbul‘da bugün sonu itibariyle şirketlerin toplam piyasa değeri yaklaşık 547 milyar lira olarak hesaplandı.Önceki gün sonu itibarıyla Borsa İstanbul‘da işlem gören şirketlerin piyasa değeri yaklaşık 551 milyar lira seviyesinde gerçekleşmişti.

Borsanın en değerli şirketi 32 milyar 4 milyon lira ile Garanti Bankası olurken, bu şirketi 29 milyar 760 milyon lira ile Akbank, 26 milyar 950 milyon lira ile Turkcelltakip etti.

Borsa İstanbul‘un piyasa değeri açısından ilk 20 şirketi şöyle sıralandı:

GARANTI BANKASI 32.004.000.000,00

Akbank 29.760.000.000,00

Turkcell26.950.000.000,00

KOC HOLDING 24.344.620.800,00

TURK Telekom24.150.000.000,00

IS BANKASI (C) 23.309.844.600,00

SABANCI HOLDING 19.914.343.040,00

YAPI VE KREDI BANK. 19.648.675.040,00

T. Halk Bankası19.125.000.000,00

Enka INSAAT 18.816.000.000,00

Anadolu Efes14.151.315.785,00

Coca Cola ICECEK 13.545.244.141,00

BIM MAGAZALAR 12.538.680.000,00

VAKIFLAR BANKASI 11.924.999.999,00

TUPRAS 10.542.648.320,00

TURK HAVA YOLLARI 10.322.400.000,00

Ford Otosan9.720.207.000,00

EREGLI DEMIR CELIK 8.225.000.000,00

ARCELIK 8.108.738.460,00

FINANSBANK 8.019.000.000,00 

Kaynak

 

 

 

 

 

 

 

Türk Telekom Digitürk için teklif verdi

Türk Telekom, Çukurova Holding ile Providence Equity Partners’ın ortak olduğu dijital yayın platformu Digiturk’ün yüzde 53 hissesini satın almak için bağlayıcı olmayan teklif verdiğini açıkladı. Şirket açıklamayı KAP’a yaparken, açıklamanın ardından Türk Telekom hisseleri yüzde 2.71 primle 6.82 liraya kadar yükseldi. Hisseler saat 1435’te yüzde 2.11 artışla 6.78 liradan işlem görüyordu. Futbolda Süper Lig yayın haklarını da elinde bulunduran Digiturk’te Çukurova Holding’in yüzde 53, Providence Equity Partners fonunun ise yüzde 47 hissesi bulunuyor.

 

 

 

 

 

Kaynak : http://www.marketingturkiye.com.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=12393:tuerk-telekom-digituerk-icin-teklif-verdi&catid=65:guencel-haberler&Itemid=160

Intel’in kazançları sert düştü

Teknoloji devlerinden Intel’in satış tahminleri, kişisel bilgisayar pazarındaki düşüşün etkisiyle beklentiyi tutturamadı

Dünyanın en büyük yarı iletken üreticisi Intel Corp., kişisel bilgisayar pazarındaki düşüşün, en büyük işini olumsuz etkilemesiyle 3 çeyrekte bazı beklentilerin altında 3. çeyrek satış tahmininde bulundu.

Şirket, mevcut dönemde gelirin 500 milyon dolarlık hata payıyla 13.5 milyar dolar olacağını öngördü. Analistler, satışların 13.7 milyar dolar olmasını bekliyordu.

Tüketicilerin, şirketin satışlarının en büyük kısmını kapsayan kişisel bilgisayarlardan, akıllı telefon ve tabletlere yönelmesiyle Intel‘in geliri 2. çeyrekte de düşerek, kazançların azaldığı 4. çeyreğine işaret etti. Wasatch Advisors Inc.’in fon yöneticilerinden Michael Shinnick, düşüşü durdurmak ve büyümeyi canlandırmak için Intel‘in daha fazla telefon ve tablet üreticisini kendi işlemcilerini kullanmaya ikna etmesinin gerektiğini belirtti.

Geleneksel PC’lerin düşüşte olduğunu tartışmasız bir durum olduğuna dikkat çeken Shinnick, “Mobil araçlardan pay alabilirler mi?” sorusunu yöneltti.

Intel’in bilançosunu açıklaması sonrasından hisseleri seans sonrası işlemlerde yüzde 4.3 değer kaybederek hisse başına 23.10 dolara geriledi. Intel hisseleri bu yıl yüzde 17 artış kaydederek, yüzde 28 yukarıda seyreden Philadelphia Yarı iletken endeksinin gerisinde kaldı.

 

 

 

 

Kaynak: http://www.bloomberght.com/haberler/haber/1394887-intelin-kazanclari-sert-dustu

Türkiye’nin en değerli markaları açıklandı

Brand Finance’in yaptığı marka araştırması sonucuna göre Türkiye’nin en değerli markası 2 milyar 380 milyon dolarla Türk Telekom oldu. Uluslararası marka değerlendirme şirketi Brand Finance 7. kez “Türkiye’nin En Değerli Markalar” listesini yayımladı.

2012 verileri ile hazırlanan listeye göre 100 markanın toplamı 31 milyar 240 milyon dolar değerinde oldu. Araştırma sonuçlarına göre Türkiye’nin en değerli markası 2 milyar 380 milyon dolar ile Türk Telekom oldu.

Türk Telekom’u 2 milyar 121 milyon dolar ile Akbank, 2 milyar 61 milyon dolar ile Türkiye İş Bankası, 1 milyar 800 milyon dolar ile Türk Hava Yolları (THY) ve 1 milyar 579 milyon dolar ile Garanti Bankası izledi.

Araştırma sonuçları uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları paralelinde, ülke riskinin bir önceki yıla göre daha düşük hesaplanmasının, marka değeri üzerinde negatif etkisi olan iskonto oranını Türk markaları lehine etkilediğini ortaya koyuyor.

Son 7 yıl içerisinde ilk yüz markanın toplam değeri 25-35 milyar dolar bandı içerisinde seyrediyor. Bu yıl listeye 11 yeni marka dahil olurken, Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor da listeye dahil olan yeni markalar arasında yer aldı.

2013 yılında geçen yıla göre marka değerini en çok artıran şirket, 539 milyon dolarla Akbank olurken, Akbank’ı 492 milyon dolarla İş Bankası, 426 milyon dolarla BİM ve 361 milyon dolarla Türk Telekom izledi.

Geçen yıl yer alan 89 markanın 71’i değer kazanırken, 18 marka ise değer kaybına uğradı.

Listede ilk 5’te yer alan markaların tamamı geçen yıla göre değerlerini artırdı.

Konuyla ilgili görüşlerini yer verilen Brand Finance Üst Yöneticisi (CEO) David Haigh, Türkiye’nin son yıllarda önemli ekonomik gelişmeler kaydettiğini ifade etti. Haigh, “Türkiye’nin ekonomik gelişimi uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları tarafından da tescil ediliyor. Doğal olarak, bu gelişmelerin marka değerlerine aynı oranda yansıması bekleniyor. Bu yıl Brand Finance tarafından yayınlanan ‘Dünyanın En Değerli 500 Markası’ araştırmasında Türk markaları yer alamadı. Marka ve marka değeri konusunda çalışmaların önem kazanması ile birlikte Türk markalarının da değerleri ile küresel sıralamalarda yer alacağını umut ediyoruz. ‘Türkiye’nin En Değerli Markaları’ çalışmasının bu gelişmeye katkıda bulunacak olması bizleri sevindirecektir” değerlendirmesinde bulundu.

Brand Finance Türkiye Direktörü Muhterem İlgüner ise “Türkiye’nin En Değerli Markaları” araştırmasının bu yıl yedinci yılını geride bıraktığını anımsattı. İlgüner, “Listeye dahil olmak için başvuran marka sayısında kaydedilen artış bu konuda ilginin her geçen gün arttığını gösteriyor. Ticari verilerin gittikçe erişilebilir olması araştırmaya dahil marka sayısının artmasına yardımcı olacaktır. Daha fazla şirketin sermaye piyasasına dahil olması ve/veya ticari veri yayınlarının artması ile bu gelişmenin de sağlanacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak:http://www.marketingturkiye.com.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=11465:tuerkiyenin-en-deerli-markalar-ackland&catid=65:guencel-haberler&Itemid=160