AB’den Türkiye’ye dev kaynak

AB_tr_en_colorTürkiye, AB’den “katılım öncesi” yardımlar almaya devam ediyor.

Türkiye ile Avrupa Komisyonu arasında katılım öncesi yardımın ikinci dönemine yönelik imzalanan çerçeve anlaşma kapsamında Türkiye’ye 2014-2020 döneminde 4,5 Milyar avro kaynak sağlanacak.

Avrupa Birliği (AB) Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Türkiye ile AB arasında tesis edilen mali işbirliği kapsamında Türkiye’nin faydalandığı Katılım Öncesi Yardım Aracı’nın (IPA) 2014-2020 yıllarından oluşan ikinci döneminde Türkiye’ye sağlanacak 4,5 milyar avroluk hibenin kullanımına ilişkin anlaşma imzalandı.

Açıklamada, IPA 2 çerçevesinde AB’nin Türkiye’ye yapacağı mali yardımın uygulanmasına ilişkin anlaşmayı, AB Bakanlığı Müsteşarı ve Ulusal IPA Koordinatörü Büyükelçi Rauf Engin Soysal’ın imzaladığı bildirildi.

Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle, 2007 yılından bu yana IPA çerçevesinde Türkiye’nin faydalandığı yardımların kullanımına 2014
-2020 döneminde de devam edilecek.

Türkiye’ye tahsis edilen 4,5 milyar avro kaynak, Avrupa Birliği’ne katılım sürecinde çevre, rekabetçilik ve yenilikçilik, ulaştırma, istihdam, sosyal politika ve insan kaynaklarının geliştirilmesi, enerji, içişleri, yargı ve temel haklar, sivil toplum ile tarım ve kırsal kalkınma alanlarında yer alan program ve projelerin finansmanında kullanılacak.

Kaynak

Küresel israfın faturası 750 milyar dolar!

Küresel ekonomi yaşanan israflar yüzünden her yıl 750 milyar dolarlık bir fatura ile karşı karşıya. Gıda üretiminden tüketimine kadarki süreçte yaşanan israf, ekonomilerin sırtında kambur olmaya devam ediyor

Dünyada her geçen gün nüfus artıyor, ekilebilir tarım arazileri hızla azalıyor ve insanoğlu doğal kaynaklarını yarını düşünmeden tüketiyor.

Tasarrufun önemi ve gerekliliğinin her gün arttığı bir ortamda insanoğlu maalesef israfa dur diyemiyor.

Bunda olumsuz tüketim alışkanlıklarının etkisi de hakim, bilinçsiz üretim ve pazarlama süreci de.

31 Ekim Dünya Tasarruf Günü.

Biz de tasarrufun önemine dikkat çekilen bu tarih yaklaşırken tarımsal açıdan insanoğlununisraf boyutuna yeniden dikkat çekmenin faydalı olduğunu düşünüyoruz.

Aslında paylaşacağımız veriler herkesin bildiği rakamlar ancak farkındalık yaratmak adına bu tablo üzerinde tekrar tekrar düşünmekte yarar var.

– Üretilen her 3 gıdadan birisi çöpe gidiyor –

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ile Birleşmiş Milletler Gıda ve TarımÖrgütü’nün (FAO) ‘2014 Tarım Görünüm Raporu’nda küresel israf ekonomisine yönelik çarpıcı rakamlar ve tespitler var.

OECD ve FAO’nun derlediği verilere göre dünyada tüketim için üretilen her 3 gıdadan biri yenmeden çöpe gidiyor.

Her yıl 1.3 milyar ton gıda israf ediliyor. Bunun yarısı bile 900 bin aç insanı doyurmaya yetiyor.

Kuraklığı, su kıtlığı gibi riskleri konuştuğumuz böyle bir dönemde dünyada kullanılan suyun dörtte biri hiç tüketilmeyen bu gıdaların üretiminde kullanılıyor.

Bu israfın toplam yıllık maliyeti ise yaklaşık 750 milyar Dolar’ı buluyor. Yani her yıl neredeyse, 800 milyar Dolar civarındaki Türkiye’nin gayri safi milli hasılası kadar bir rakam çöpe gidiyor.

Adil gıda paylaşımının olmadığı dünyada rakamlar dehşet verici.

İşte size birkaç örnek:

ABD’de üretilen gıdaların yüzde 40’ı hiç yenmiyor.  Avrupa’da her yıl 100 milyon ton yemek çöpe atılıyor.

En çok israf edilen gıdalar ise Asya’da tahıl, Latin Amerika’nın zengin bölgelerinde ise et olarak öne çıkıyor.

– Dünyada 842 milyon insan yetersiz besleniyor –

Ve tüm bu israfa karşın dünyada yaklaşık 842 milyon insan kronik olarak yetersiz besleniyor. Her gün 5 yaşın altındaki 20 bin çocuk açlık ya da yetersiz beslenme sonucu hayatını kaybediyor. Oysa verilere göre, tüm insanlığa yetecek kadar gıda kaynağına sahibiz.

Öte yandan dünyada yaklaşık 1,4 milyar insan aşırı kilo problemiyle karşı karşıya. Rapora göre, bu insanların üçte biri obez, koroner kalp rahatsızlığı ve şeker hastalığı riski taşıyor.

Aslında mevcut sorun, üretimden ziyade tüketim alışkanlıklarımızı sorgulamamız gerektiğine işaret ediyor.

Sürdürülebilir kalkınma, yoksulluğun azaltılması, gıda güvencesinin sağlanması için doğal kaynakları akıllı biçimde kullanmak ve israf bir kenara, tasarruf etmek zorundayız.

Aslında bu bir bilinç meselesi. Sorun sadece gıda kaynaklı tüketim alışkanlıkları da değil. İnsanoğlunun yaşam tarzını ve alışkanlıklarını sorgulaması gerekiyor. Daha fazla üretim mi yoksa bilinçli tüketim mi? Beslenme alışkanlıklarının değiştiği bir dünyada aslında tüketimihtiyaçtan çok israfla artıyor.

– Sebze ve meyve ürünlerinde israf oranı %44 –

Gelin resmi rakamlara göz atmaya devam edelim…

FAO’nun rakamlarına göre her yıl ekilen tahıl ürünlerinin yüzde 72’si tüketilirken  yüzde 28’siisraf ediliyor.

İsraf edilen söz konusu gıdalar arasında yüzde 44 ile meyve ve sebzeler önemli bir paya sahip.

Balık ürünlerinde israf oranı yüzde 35 seviyelerinde iken ette bu oran yüzde 21 civarında. Süt ve süt ürünlerinde ise israf oranı yüzde 16 olarak dikkat çekiyor.

indir

 

Peki bu israf nasıl oluşuyor?

Hangi aşamalarda insanoğlu israf ediyor?

Son tüketici tarafındaki israf ve kayıp kadar, tarım sektöründe hasat öncesi, hasat sırası ve hasat sonrasında yaşanan ürün kayıpları da dikkat çekici boyutta.

FAO’dan yapılan açıklamaya göre, gelişmekte olan ülkelerde israfa çoğunlukla kötü hasat yöntemleri sebep oluyor. Burada tarımsal üretimdeki arz-talep dengesizliği de önemli bir etken. Plansız ve talebin çok üzerinde gerçekleştirilen üretim de ürünlerin para etmemesi sonucu elde kalarak israfa neden oluyor.

Gıdaların sağlıklı koşul ve ortamda saklanamaması ve tarladan sofraya kadarki süreçte nakliye tarafında yaşanan olumsuz koşullar da gıdaların bozulması ve israfında etkili.

Gelişmiş ülkelerde ise son tüketiciler gıdaya gereken değeri vermemesi sebebiyle israf yaşanıyor.

Gıda israfı, gereksiz karbon gazı salınımına yol açarken, fazla su tüketilmesi ve biyolojik çeşitliliğin azalmasına da sebep oluyor.

– Harcanan fazla su 9 milyon insanın günlük su ihtiyacına denk –

Çevresel etkiler israf edilen gıdalar üzerinde çok önemli bir etkiye sahip. Bitkileri sularken, harcanan fazla su 9 milyon insanın günlük su ihtiyacını karşılayabilecek seviyede.

İsraftan kaynaklanan kaybın tam anlamıyla önüne geçmek mümkün olmasa da, sebeplerine göre önlemler alınarak azaltılması mümkün.

FAO tarafından yapılan araştırmalar, 2050’de 9 milyar olması beklenen dünya nüfusunun beslenebilmesi için bugün üretilen gıda miktarının yüzde 60 artırılması gerekeceğini öngörüyor. Dünya nüfusundaki hızlı artış, gıda güvenliği, su ve diğer doğal kaynakların sürdürülebilirliği açısından büyük tehdit oluştururken üretim ve tüketim tarafında israfın rolü ve etkisi daha ön plana çıkıyor.

Özetin özeti, israf, küresel gıda güvenliğini tehdit eden bir risk olarak karşımızda duruyor. Bu yüzden israfın nedeni ve sonuçları kadar çözüm yollarını konuşmanın zamanı geldi de geçiyor bile.

Tasarruf etmenin ilk adımı israfı önlemekten geçiyor.

Kaynak

Türkiye biyogaz ile tanıştı

Azalan enerji kaynakları, yenilenebilir enerjinin önemini her geçen gün artırıyor. Onlardan biri de biyogaz. Hayvansal, evsel atıklar ya da süt peynir gibi gıda atıkları elektriğe dönüşüyor. Bu dönüşüm biyogaz tesislerinde sağlanıyor. Atıklardan sadece elektrik değil, ısı ve organik gübre de elde ediliyor.

Yenilenebilir enerji kaynaklarından biri, biyogaz. Biyogaz; hayvansal, bitkisel ve evsel atıklardan enerji üretilmesi anlamına geliyor. Bu enerji hem elektrik, hem de ısınma için kullanılıyor.

Dünyada en fazla biyogaz tesisi Çin’de bulunuyor. Avrupa’da ise Almanya’da. Türkiye’de ise biyogaz üretimi gelişim sürecinde.

Türkiye’nin biyogaz alanındaki ilk tesislerinden birine sahip olan Kırşehir’de, hayvansal atıklar biyogaza dönüşüyor.

HAYVANSAL ATIKLAR ENERJİYE DÖNÜŞÜYOR
İlci Tarım  Yönetim Kurulu Başkanı Nedim İlci,  biyogaz çalışmaları hakkında, “6 binin üzerinde süt koyunculuğumuz buluyor. 4.200 civarında da damızlık ve büyükbaş hayvanımız var. Bütün hayvan atıklarımızı da yine 2008 yılında TÜBİTAK’ın desteğiyle gerçekleştirdiğimiz biyogaz tesisinde 250 kilowatt enerji üretmimiz var. Aşağı yukarı 290 kilowatt civarında ısı enerjisi üretiyoruz. Şu anda  biyogazdan elde ettiğimiz enerjinin yüzde 80’ini enerjimizde tüketimde kullanıyoruz” ifadesini kullandı.

ENERJİ ELEKTRİK VE ISINMA İÇİN KULLANILIYOR
Elektrik mühendisi Uğur Uysal, biyogaz ile elde enerjiye değinerek, “Tesisimizde elektriksel faydasının dışında da biyogazdan yararlanıyoruz. Bu kojeneratör sisteminin avantajlarından bir diğeri  de jeneratörü soğuturken oluşan sıcak su olması.  Bu ısının bir kısmının reaktörü ısıtılmasında kullanılması gerekiyor. Geriye 190 kilowatt enerji açığa çıkıyor. Bununla 40-50 hanelik bir köyü ısıtabilirsiniz. Yakınlarda bir işletme varsa, orayı da ısıtabilirsiniz. Ya da enerjiyi seracılıkta kullanabilirsiniz” dedi.

Biyogaz üretiminden sonra geriye kalan hayvansal atıklar da, organik gübre olarak değerlendiriliyor.

Uysal, “Biyogazla birlikte hayvan gübresindeki asitler, toprağı yakan asitle gaza karışmış oluyor. Ayrıca, zararlı ot tohumları da gaza karışıyor. Çıkan gübre tamamen organik gübre oluyor. Haliyle hayvanlarımıza verdiğimiz yemlerde organik gübrelerle işlenmiş olarak geri dönüşüm sağlamış oluyoruz” ifadesini kullandı.

DOĞADAKİ SERA ETKİSİNİ AZALTIYOR
Topkapı Endüstri Genel Müdürü Sedat Akar, biyogazın küresel ısınmayı önleyici etkisine değindi. Akar, “Metan gazının sera etkisi karbondioksite göre 21 kat daha fazla. Yani sırf o gazı yakmış olmanız bile çevredeki emisyon miktarını 21 kat azaltmış oluyorsunz. Böylece, sera etkisinin önüne geçmiş oluyorsunuz” dedi.

Türkiye’de en yaygın biyogaz tesisleri, çöp depolama sahalarında kurulan elektrik santralleri olarak beliriyor. Biyogaz tesisi kapasitesine göre 2 ile 5 sene arasında yatırımı amorti ediyor. Devlet, biyogazdan elde edilen elektriği belli bir süre alma garantisi veriyor.

Akar, “Yenilenebilir enerji kanununa göre ürettğiinz biygogazı devletimiz 10 sene boyunca alma garantisi veriyor. TL olarak yaklaşık 27 kuruş civarı bir maliyete geliyor. Halbuki sanayici elektriği 16-17- 18 den alıyor.Dolayısıyla yatırımların yapılması açısından biyogazın cazip olduğunu düşünüyorum” yorumunu yaptı.

Kaynak

 

Organik tarımsal üretim alanı 103 kat arttı

Türkiye, organik tarımsal üretim alanından aldığı yüzde 1.2’lik payla dünyada 12. sırada bulunuyor ve organik pazardan 300-350 milyon dolar pay alıyor

 Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, organik tarımın son yıllarda çok hızlı bir şekilde geliştiğini bildirerek, “Dünyada, 1999-2011 yılları arasında organik pazar büyüklüğü dolar cinsinden yıllık ortalama yüzde 12,58 büyüdü. Dünyada, 1999 yılında 15,2 milyar dolar olan organik pazar büyüklüğü, 2011 yılına kadar 4 katından fazla artarak 62,9 milyar dolara çıktı” dedi.

Organik Tarım Araştırma Enstitüsü ile Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu (IFOAM) verilerine göre, 162 ülkede Türkiye’nin yarısı kadar bir alanda 1,8 milyon üretici organik tarım yapıyor. Türkiye’de 1996 yılında 6 bin 790 hektar olan organik tarımsal üretim alanlarının, 2012’de 103,5 kat artışla 702 bin 909 hektara ulaştığını belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi: “Türkiye’de organik tarım alanlarının toplam işlenen tarım alanı ve uzun ömürlü bitkiler alanı içindeki payı, 2012 yılında yüzde 2,95 oldu. Başlangıçta 8 ürün çeşidi üretilirken, bugün bu rakam 200’ü aştı.

2004 yılında 10 olan organik hayvancılık yapan çiftçi sayısı, 2012 yılında 1587’ye çıktı. Organik arıcılıkta ise 2005 yılında 370 olan üretici sayısı 2012 yılında 750’ye ulaştı. Organik pazarda ülkemizin yaklaşık 300-350 milyon dolar pay aldığı tahmin ediliyor ki bu rakam Türkiye’nin potansiyeli dikkate alındığında daha da artırılabilir.

Ülkemiz, Doğu Anadolu Bölgemiz başta olmak üzere, organik tarımdan çok büyük kazanç elde edebilir.” Bayraktar’ın verdiği bilgilerden yola çıkarak, dünya genelinde organik tarıma yönelik rakamlar şöyle:

• 1999 yılında 15,2 milyar dolar olan küresel organik pazar büyüklüğü, 2011 yılında 62,9 milyar dolara ulaştı. Bu pazarın 29 milyar doları ABD, 9,2 milyar doları Almanya, 5,2 milyar doları Fransa’ya ait.

• Toplam 37,2 milyon hektar organik tarımsal üretim alanlarının yüzde 32,2’si Avustralya’da; yüzde 10,2’si Arjantin’de, yüzde 5,2’si ABD’de bulunuyor.

• Türkiye, organik tarımsal üretim alanından aldığı yüzde 1,2’lik payla bu ülkelerin arkasında dünyada 12. sırada yer alıyor.

• Kişi başı organik gıda tüketiminde İsviçre 250 dolarla birinci sırayı alırken bu ülkeyi 226 dolarla Danimarka, 187 dolarla Lüksemburg takip ediyor. Dünya ortalaması ise kişi başına 9 dolar.

• Organik tarım üretiminde çalışan 1,8 milyon insanın 574 bin 591’i Hindistan’da, 188 bin 625’i Uganda’da, 169 bin 570’i Meksika’da, 145 bin 430’u Tanzanya’da, 122 bin 359’u Etiyopya’da bulunuyor. Türkiye’de organik tarım üretiminde çalışan sayısı 43 bin 716 kişiye ulaşıyor.

Kaynak

Tarımsal kredilerin geri dönüş oranı yüzde 98

2013 sonu itibariyle tarımsal kredilerin geri dönüş oranı Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinde yüzde 98’e ulaştı

 Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, sıfır faiz ve düşük faizli kredi uygulaması ile birlikte tarımsal kredilerin geri dönüşünde sevindiren rakamlar ortaya çıktığını bildirdi. Bakanlık, 2002 yılında geri dönüş oranı Ziraat Bankası’nda yüzde 38, Tarım Kredi Kooperatiflerinde ise yüzde 71 seviyelerinde iken 2013 yılı sonu itibariyle bu rakamın Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinde yüzde 98’e çıktığını vurguladı.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre kredilerin geri dönüş oranının yüzde 98’lerde seyri hem üreticinin hem de tarımsal kredi veren Ziraat Bankası ile Tarım Kredi Kooperatiflerinin yüzünü güldürdü. Tarımsal maliyetlerin azaltılarak, üreticinin gelir seviyesini yükseltilmesini hedefleyen düşük faizli kredi uygulaması kredi kullanımında da büyük artış sağladı.

“Tarımsal kredi bakiyesi 24 milyar TL

Tarımın finansmanında önemli rol üstlenen tarımsal kredilerde uygun koşullar ve düşük faiz uygulamasının yanında sürdürülebilir bir politika benimsenerek; üreticilerin uygun koşullarda finansman ihtiyacı karşılandı ve üretimde sürdürülebilirlik sağlandı.

11 yıl önce tarımsal yatırım ve işletme kredilerinde faiz oranları Ziraat Bankasında yüzde 59, Tarım Kredi Kooperatiflerinde yüzde 69 iken, bugün üreticilere verilen kredilerin faiz oranı sıfır ile yüzde 8.25 aralığında uygulanıyor.

2004 yılında başlatılan sübvansiyonlu yani faiz indirimli tarımsal kredi uygulamasının kapsamı her yıl genişletildi, birçok tarımsal konu sıfır faizli kredi kapsamına alındı. Bugün üreticiler; sulama, hayvancılık, su ürünleri, kanatlı sektörü, tohumculuk, yem bitkileri üretimi gibi konularda faizsiz kredi kullanma imkanına sahip. Bu cazip uygulamalar tarıma yatırım yapmak isteyen girişimcileri harekete geçirdi. Tarım ve hayvancılık faaliyetlerinde kullanmak üzere 2013 yılı içinde Ziraat Bankasından 314 bin üretici 11.8 milyar TL, Tarım Kredi Kooperatifleri’nden de 409 bin üretici 5.2 milyar TL olmak üzere toplam 729 bin üretici 17 milyar TL tarımsal kredi kullandı. Tarımsal kredi bakiyesi ise 2013 yılı sonu itibariyle toplamda 24 milyar TL oldu.

Hayvancılığa sağlanan sıfır faizli kredi devam ediyor

Hayvancılığa sağlanan sıfır faizli kredi devam ediyor. 2010 yılında başlayan hayvancılığa faizsiz kredi uygulaması kapsamında hayvancılık için dört yıl içinde toplam 7.5 milyar TL faizsiz kredi kullandırıldı.

Kaynak

Dünyanın En Zengin Nar Genetiği Mersin’de

Üretilen nar çeşitleri için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Alata Bahçe Kültürleri Araştırma İstasyonu’nda meyve suyu sanayine yönelik Ar-Ge çalışması yapılıyor.

Alata Bahçe Kültürleri Araştırma İstasyonu Müdürü Davut Keleş, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’nün özel sektör ile yapılan projelere öncelik tanıdığını, bu çerçevede Targıd Tarım ve Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş ile ortak çalışma yürüttüklerini söyledi. Keleş, meyve suyu sanayisine yönelik nar çeşitlerinin belirlenmesine yönelik yaptıkları bu proje kapsamında istasyonda 360 farklı nar çeşidinden 296’sının üzerinde araştırma yaptıklarını ve 12 çeşidin tescillendiğini söyledi.

DÜNYANIN EN ZENGİN NAR GENETİĞİ

Islah ve Genetik Bölümü Nar Islahı Sorumlusu Ziraat Yüksek Mühendisi Nesrin Karataş ise Türkiye’de en çok kullanılan nar çeşidinin Hicaz ve Silifke aşısı olduğunu söyledi. Karataş, çalışma hakkında şu bilgileri verdi:

“Araştırma kurumumuz, dünyada en zengin nar genetiğini bünyesinde bulunduran kurumlardan biridir. Meyve suyu sanayisine yönelik çeşit karakterizasyonu projesi kapsamında 296 çeşit içerisinden 12 adedi tescillendi. Bu çeşitlerin içerisinden meyve suyu sanayisi kriterlerine yönelik çeşitlerin karakterizasyonu yapılacak. Çalışma sonunda elde edilecek sonuçlar doğrultusunda meyve suyu sanayisinde kullanılacak çeşitlerimiz belirlenecek. Belirlenecek olan çeşidimizin ıslah çalışması yapılarak, üretimine başlanacak.”

 

 

 

 

 

kaynak

BNP’nin tercihi yerel para cinsi tahviller

Uluslararası haber internet sitesi Bloomberg’in aktardığı dün tarihli bilgiye göre, BNP Paribas Investment Partners, FED’in aylık tahvil alımlarında azaltma ihtimaline karşı gelişen piyasaların yerel para cinsi tahvillerini tercih ediyor.

648 milyar dolar civarında kaynağı yöneten kuruluşun Londra’da görev yapan uzmanı Michael Victoros, “Bu yıl gelişen ülkelerin yerel para cinsi tahvilleri ile gelişen ülke rezerv para birimi cinsi şirket tahvillerini destekliyoruz” yorumu yaptı.

Gelişen ülke dolar cinsi tahvillerinin Amerikan Hazine tahvillerine oranla sağladıkları prim önceki gün itibarıyla tamamlanan 12 aylık dönemde 105 baz puan azalarak 306 baz puana indi. Victoros, spread’in yerel para cinsi gelişen piyasa tahvilleri için 445 baz puan olduğunu kaydetti.

Uzman öte yandan gelişen piyasaların dolar cinsi şirket tahvillerinin de bu ülkelerdeki gelişme ile birlikte artacağını belirtti. Kuruluşun, Türkiye finans kuruluşları, Brezilya tarım üreticileri ve Rusya petrol firmalarının tahvillerini tercih ettiğini vurguladı.

 

 

 

 

 

Kaynak : http://finans.milliyet.com.tr/getDetailsStory.html?storyId=230060&goToHomePageParam=true&siteLanguage=en