Microsoft’tan hareket sensörlü klavye

Microsoft Research tarafından geliştirilen hareket sensörlü klavye, Windows kullanıcılarının bazı uygulamaları el hareketleriyle kontrol etmesini sağlıyor.

Teknoloji devi Microsoft tarafından 1991 yılında kurulan ve bünyesinde kendi alanlarında önde gelen bilimadamlarını, mühendisleri, fizikçileri ve matematikçileri barındıran Microsoft Research departmanı, bilgisayar kullanımını önemli ölçüde değiştirebilecek yeni bir donanım geliştirdi. Bahsettiğimiz bu yeni donanım, geçtiğimiz günlerde Microsoft tarafından tanıtılan yeni hareket sensörlü klavye.

İlk bakışta standard bir klavye gibi görünen bu hareket sensörlü klavye, yüzeyinin altında barındırdığı sensörler sayesinde kullanıcıların el hareketlerini algılayabilir. Bu sayede Windows 8 kullanıcılarının uygulamalar arasında daha hızlı geçiş yapmasını sağlayabilen cihaz, Modern UI kullanıcı arayüzü içerisinde yer alan özelliklerden de faydalanabiliyor. Şimdilik Bing Maps ve Microsoft Office gibi uygulamalarla uyumlu olan cihaz, bu uygulamaların kullanımını çok daha kolay ve hızlı bir hale getirebiliyor. Microsoft Research tarafından geliştirilen bu yeni klavyenin, bilgisayarda oyun oynama deneyimini de önemli ölçüde geliştirebileceği söyleniyor.

 

 

 

kaynak

Dizüstünde kişisel klavye

Lenovo, dünyanın en hafif 14 inç ultrabook’u Yeni ThinkPad X1 Carbon’u Nisan ayında Türkiye’de pazara sunuyor.

Kişiselleştirilebilir klavyesi, karbon fiber kaplaması, ses ve el hareketlerini algılama teknolojisiyle ThinkPad X1 Carbon, kurumsal hayatın yeni efsanesi olacak.

 

Lenovo, dünyanın en hafif 14 inç kurumsal ultrabook’u olarak adlandırılan Yeni ThinkPad X1 Carbon’u Nisan ayında pazara sunuyor.

Farklı kullanım modlarında kişiselleştirilebilir klavyeyi, hızlı şarj teknolojisi, darbelere dayanıklılık, sesli kontrol ve hareket algılama özelliğiyle buluşturan cihaz, Lenovo’nun liderliğindeki inovasyon gücünün kanıtı…

Bu klavye çok kişisel…

Cihazdaki en büyük yenilik ise kişiselleştirilebilir klavye. Tasarımda fark yaratan X1 Carbon’un yeni kişiselleştirilebilir klavyesinde, kullandığınız aplikasyona göre fonksiyon tuşları değişiyor. Altı satırlı sıvıya dayanıklı klavyede tuşlar, yazma doğruluğunu ve konforunu artırırken, alttan aydınlatmalı klavye ise karanlık ortamlarda kolayca yazı yazabilmenizi sağlıyor.

Eller yukarı

Yeni ultrabook ayrıca, ses ve hareket kontrolünü aynı anda sağlayarak, kullanıcıların PC’leri ile alıştıkları şekilde bağlantı kurmalarına imkan sağlıyor. Sesli kontrol ve 10 farklı hareket algılama özelliği ile cihazda ekrana dokunmadan sunum hazırlamanın keyfini çıkarmanız mümkün!

Karbon sayesinde ince, hafif ve dayanıklı

Yeni X1 Carbon’u bu kadar farklı kılan özelliklerinin başında malzemesi var. Dış yüzeyi, alüminyum ve magnezyum alaşımının yerine uçak ve yarış arabaların yapımında kullanılan karbon fiberden üretilen cihaz, her türlü darbeye karşı ultra dayanıklı… En zorlu koşullardaki 8 askeri testten geçmiş olması da bunu kanıtlıyor.

Ayrıca bu malzeme onun, sadece 1,27 kg ağırlığıyla ve 17.72 mm inceliğiyle dünyanın en hafif 14 inç ultrabook’u olarak şimdiden PC tarihindeki yerini almasını sağladı bile…

Renkler hiç bu kadar net olmamıştı!

Yüksek ekran kalitesi ve üstün dokunmatik deneyim de Yeni X1 Carbon ile tüketicilere sunuluyor. Yeni WQHD’lik ColorBurst ekran teknolojisi sayesinde yüksek çözünürlüklü resim ve görüntüler çok daha net… İster film izlerken ister sunum hazırlarken elde edilecek görüş açısı ve çözünürlük kullanıcılara muazzam bir görsel deneyim yaşatıyor.

Bir saat içinde %80 şarj

Yerinde durmayı sevmeyen beyaz yakalılara da Lenovo’nun güzel haberi var. Yeni X1 Carbon, sahip olduğu “hızlı şarj” teknolojisiyle cihaz, sadece 35 dakikada %80 şarj olarak, ofis esaretine son veriyor. Dokuz saate ulaşan pil ömrü ve opsiyonel 4G özelliğiyle X1 Carbon, kullanıcıların artık benimsediği mobil çalışma tarzına uygunluk gösteriyor.

Tek kablo ile hepsine bağlanın

İnce ve hafif bir cihaz üzerinden ileri bir bağlantı deneyimi yaşamak isteyenler için yeni X1 Carbon “OneLink” konektörünü kullanıyor. Böylece kullanıcılar için kablo yığınları da mazi oluyor. ThinkPad OneLink sayesinde güç kaynağına, Gigabit Ethernet’e ve çift ekran desteğine tek bir kablodan ulaşılabiliyor.

 

 

 

 

kaynak

 

Acer G7 sıfır çerçeve monitörler

Acer, yeni G7 Profesyonel Serisini piyasaya sundu.

Acer, yeni G7 Profesyonel Serisini piyasaya sundu. ZeroFrame (2.2 mm) ince tasarımıyla Acer G7serisinin 178° görüntüleme açısı kullanıcılara benzersiz bir görsel deneyim yaşatırken, Acer eColor yönetimi jilet keskinliğinde bir görüntüleme deneyimi sunuyor.

HDMI, DVI ve VGA dahil olmak üzere çeşitli bağlantı noktalarıyla, birçok cihazı da kolayca bağlayabileceğniz ve çift hoparlör seçeneği bulunan yeni Acer G7 serisi evdeki veya işyerinizdeki multimedya ihtiyaçlarınıza pratik bir çözüm sağlayacak.

Şık ve ince tasarım

Acer G7 Profesyonel Serisi monitörler iş ve yaşam alanlarına tasarım ve değer katmak için tasarlandı. Geniş ekran görseller yansıtmanın yanı sıra, çevre bilinçli özellikleri bu cihazları multimedya kullanımı için mükemmel kılıyor. Acer G7 Serisi monitörler alan tasarrufu sağlar ve süper incelikteki profillerinden mavi ışıklı butonlarına, yuvarlak şekilden ‘X’ şekline ve ahşap dokulu detaylarından parlak siyah çerçevelerine kadar farklı seçenekleriyle iş ve yaşam alanlarına tasarım katar. İnce profili evde ve okul sıralarında yerden kazanılmasını sağlarken, siyah veya beyaz renk seçenekleri ile G7 Serisi her ortama uygundur.

Yüksek Parlaklık –Canlı Görseller
Acer G7 Serisi monitörler Acer eColor yönetimi ve full HD 1920×1080 çözünürlükleriyle görsel deneyimi zenginleştirir. Acer eColor Yönetimi tek tip parlaklık, ince kontrast, YUV renk alan dönüştürme, ultra-renk doygunluğu, renk izleme teknolojisi ve optimize edici keskinlik üzerinde kontrol sağlar. Ek olarak, IPS teknolojisi sayesinde Acer G7 monitörler 178°’lik geniş görüntüleme açısından tutarlı ve yüksek kaliteli renk çoğaltımı sunar.

Kolay Bağlanabilme
HDMI, DVI ve VGA dahil olmak üzere çeşitli bağlantı noktalarıyla, Acer G7 Serisi perspektifinizi daha büyük bir ekrana genişletebilmeniz amacıyla dizüstü bilgisayarınız veya HD TV’niz gibi diğer cihazlarla kolayca bağlantı kurabilmenizi sağlar. Dahili hoparlörler her an canlı ve yüksek kaliteli sesleri garanti eder.

Çevre Dostu
Acer G7 serisi monitörler RoHS uyumlu cıvasız beyaz LED arkadan aydınlatma kullanır ve ENERGY STAR 6.0 gerekliliklerine uygundur. Acer EcoDisplay teknolojileri %68′e kadar güç tasarrufu sunarak enerji ve maliyet tasarrufu sağlar.
Son yıllarda önemli bir sağlık sorunu haline gelmekte olan göz yorgunluğunu azaltmak için, Acer iki özel teknoloji geliştirmiştir: Titremesiz teknoloji ekran titremelerini ortadan kaldırırken konforlu bir görüntüleme deneyimi sağlarken, Mavi ışık filtresi teknolojisi mavi ışık etkilenme oranını azaltmak için renk nüansınıve parlaklığı ayarlar.

Acer G7 Serisi Mart 2014′ten itibaren Avrupa’da 139€ ile 249€ arasında değişen fiyatlarla temin edilebilecektir.

 

 

 

 

 

kaynak

Boğazın ‘Elma’sı

Dünya teknoloji devi Apple, Türkiye’de çok uzun zamandan beri beklenen mağazasının 5 Nisan’da açılacağını müjdeledi. Apple İstanbul Boğazı tasarımlı ilanıyla dünyaya duyurdu.

Teknoloji devi Apple’ın uzun zamandan beri Türkiye ’de açılması beklenen mağazası için geri sayım başladı.  İstanbul Zorlu Center’da yer alacak Apple mağazası, 5 Nisan’da saat 10’da kapıları açacak. Böylece Apple’ın eylül ayında tanıtılması beklenen yeni akıllı telefon modeli olan iPhone 6, Türkiye’ye yeni mağazadan girmiş olacak. Açılış tarihi için özel tasarımlı bir barikat üzerinde çalışan Apple, mağazanın ilanı içinse İstanbul Boğaziçi Köprüsü’nden esinlendi. İlanda Boğaziçi Köprüsü’nün renkli ve ışıklı görünümü kullanan şirket, “İstanbul’a doğru yola çıktık. Apple Store, Zorlu Center. 5 Nisan’da oradayız” ifadelerini kullandı.  Mağaza eşsiz olacak Zorlu Center’da açılacak mağaza, dünyanın en fazla dikkat çeken Apple mağazaları arasında yer alacak. Dünyada sadece birkaç tane bulunan kubik cam tavan tasarımlı olacak olan Apple mağazası, teknoloji devi için önemli bir noktada yer alıyor. Özellikle geçen ay Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü ziyarete gelen Apple CEO’su Tim Cook, Türkiye mağazasının dünyada eşsiz olacağını iddia etmişti. Teknoloji devinin İstanbul mağazasında, diğer tüm Apple mağazalarında olan servis ve hizmetler yer alacak. Ücretsiz ‘Genuis bar’, Apple çalışanlarıyla birebir iletişim imkanı, kişisel kurulum ve Mac hakkında kısa dersler gibi eğitim imkanları Apple’ın Türkiye mağazasında bulunacak.

Kaynak

Teknoloji harcamasında komşudan geriyiz

GfK’nın 2013 verilerine göre, Türkiye’nin teknoloji pazarı büyüklüğü 30 milyar TL. Türkiye bu büyüklükle 19 Avrupa ülkesi arasında beşinci sırada ve ekonomik sorunlarla boğuşan Yunanistan’ın bile gerisinde kalıyor

GfK’nın 2013 yılı verilerine göre, Türkiye’nin teknoloji pazarı büyüklüğü 30 milyar TL’ye ulaşıyor. Türkiye teknoloji pazar büyüklüğü açısından 19 Avrupa ülkesi arasında beşinci sırada bulunuyor. Ancak kişi başı teknoloji harcamasında 392 TL ile 15’inci sırada bulunan Türkiye, ekonomik sorunlarla boğuşan Yunanistan’ın bile gerisinde kalıyor.

Teknoloji pazarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gold Teknoloji Marketleri Pazarlama Müdürü Kılınç Orhan Erdemir, Avrupa’daki en yüksek teknoloji tüketimini yapan Almanya’da pazarın 136 milyar TL’yi aştığını kaydediyor.

İkinci sıradaki Fransa’da 75, üçüncü sıradaki İngiltere’de 67 milyar TL’den büyük bir pazar olduğunu görüyoruz. Türkiye’nin bir basamak üstünde yer alan İtalya’da bu rakam 41 milyar TL’yi aşıyor. Altıncı sıradaki İspanya’da ise pazar 30 milyar TL’ye yaklaşıyor.

Erdemir’in değerlendirmeleri şöyle: “Bu verilere baktığımızda beyaz eşyadan bilgisayara, cep telefonundan televizyona, tabletten fotoğraf makinesine kadar on binlerce ürünü içinde barındıran teknoloji pazarının 2013 yılında 30 milyar TL’ye ulaşması, Türkiye’de teknoloji tüketiminin geliştiğini ve Avrupa’da beşinci pazar büyüklüğüne sahip olduğumuzu gösteriyor.

Kişi başı harcamada gerideyiz 

Ancak esas gösterge bu pazar paylarını ülkelerin nüfusuna oranladığımızda çıkıyor. Türkiye’deki pazar hacminin Avrupa ülkeleri içinde üst sıralarda bulunması teknoloji harcamasında da yukarılarda yer aldığımız anlamına gelmiyor. Kişi başı teknoloji harcamasında, 392 TL ile 19 ülke içinde ancak 15’inci sırada yer alıyoruz. Almanya, satış hacminde olduğu gibi, kişi başı harcamada da 1.672 TL ile ilk sırada bulunuyor. Almanya’nın ardından sıralanan İsveç, Danimarka, İsviçre, Fransa, Hollanda, Avusturya, Belçika ve İngiltere’de de kişi başı harcama bin TL’nin üzerine çıkıyor. Komşumuz Yunanistan’da pazar büyüklüğü yaklaşık 4 milyar 300 milyon TL seviyesinde bulunuyor ancak kişi başı harcama bazında 396 TL ile Türkiye’nin bir basamak üstünde yer alıyor.

Bu veriler şunu gösteriyor: Teknoloji kullanımında hala gidecek çok yolumuz var ve gelişmiş ülkelerinin çok gerisindeyiz. Türkiye gibi hedefl erini gerçekleştirmek için genç insan kaynağına ve yüksek potansiyele sahip bir ülkede, pazarın uzun vadede en az 60 milyar TL olması gerekiyor.

Kaynak

Türkiye’nin en pahalı otomobili yola çıkıyor

Türkiye’nin en pahalı otomobili yola çıkıyor Sınırlı sayıda üretilen en hızlı ve en pahalı Ferrari, Türk sahiplerine kavuşuyor.

2.7 milyon euroluk LaFerrari, yılın ilk yarısında teslim edilecek.

Ferrari’nin sadece 499 adet üreteceği en pahalı modeli LaFerrari, Türkiye yollarına çıkmaya hazırlanıyor. Ferrari ve Maserati’nin Türkiye distribütörü FerMas’ın Direktörü Ferhat Albayrak, Super Limited Edition otomobil için Türkiye’ye 2 araçlık kotanın verildiğini hatırlatarak, “LaFerrari’de üretim sınırlı sayıda olduğu için teslimatlar yavaş ilerliyor. Otomobilin ilki ilk yarıda, ikincisi ikinci yarıda teslim edilecek” dedi.

Vatan Gazetesi’nden Mete Tansu’nun haberine göre 2.7 milyon euroluk (8.3 milyon lira) fiyata sahip LaFerrari’nin ilk sahibi Türkiye’nin en büyük filo kiralama şirketi Intercity’nin Yönetim Kurulu Başkanı Vural Ak. Motorsporları tutkusuyla tanınan ve garajında 26 milyon dolar değerinde 50’den fazla araca sahip olan Ak, dünyada sınırlı sayıda üretilen LaFerrari’ye ilk binen kişilerden biri olacak.

LaFerrari’yi alan ikinci kişinin ismi sır gibi saklanırken, kulislerde işadamları Mehmet Habbab ile Cengiz Artam’ın adı geçiyor. Ferhat Albayrak, bu özel Ferrari’ye sahip olmak için paranın yeterli olmadığını belirterek, “LaFerrari’ye sahip olmak için gerçek Ferrari tutkunu olmanız gerekiyor. Ferrari tarafından markanın sadık müşterisi ve değeri ticarete dönüştürmeyecek kişiler seçiliyor. Sınırlı sayıda üretilen süper otomobiller koleksiyonerler için çok önemlidir” açıklamasını yapt

3 saniyede 100 km/s hızı görüyor

İtalyan üreticinin efsane modeli Enzo’nun yerini alan LeFerrari, Ferrari’nin ürettiği ilk hibrid otomobil. Araçta yer alan 6.3 litrelik V12 benzinli motor 800 beygir, ‘HY-KERS’ adlı sistem sayesinde elektrikli motor 163 beygir güç üretiyor. 963 beygir gücündeki LaFerrari, 0’dan 100 km’ye 3 saniyenin altında ulaşıyor. Aracın maksimum sürati 350 km/s. Formula 1 teknolojisinin kullandığı otomobil en pahalı ve en hızlı Ferrari unvanına sahip.

 

 

 

 

kaynak

Pebble 2013′te 400.000 Saat Satmayı Başardı

Pebble‘ın 2013 yılında 400.000 akıllı saat satmayı başardığı ve 2014′te bu rakamı ikiye katlamayı amaçladığı belirtiliyor.

Pebble firmasının CEO’su olan Eric Migicovsky, Fortune dergisine verdiği röportajda akıllı saat pazarının geleceğine dair görüşlerini paylaştı ve firmasının geçtiğimiz yılki satış rakamlarını teknoloji dünyasıyla paylaştı. Giyilebilir teknolojilerin hızla yükseldiği bu günlerde, akıllı saatler özellikle ön plana çıkıyor vePebble bugüne kadar bu alanda iz bırakmayı başaran firmaların başında geliyor.

Sony ve Samsung gibi teknoloji devi firmalar da son dönemde akıllı saat pazarına yöneldi ve kendi ürünleri olan Sony Smartwatch 2 ve Samsung Galaxy Gear gibi cihazları piyasa sürdü. Ancak teknoloji dünyasının en tepesinden gelen bu rakiplere karşı durmayı başaran Pebble, belki de bugüne kadar akıllı saat pazarında kayda değer bir iz bırakmayı başaran tek firma. Tabii Google’ın geçtiğimiz günlerde Android Wear işletim sistemini duyurması ve özellikle akıllı saatlere yönelik olarak hazırlanan bu işletim sisteminin teknoloji devlerine sunduğu imkanlar Pebble için bu durumun değişmesine sebep olabilir.

Google’ın yeni işletim sisteminin gerçekten de akıllı saat pazarında önemli bir etki yaratacağını Eric Migicovsky de kabul ediyor ama buna karşılık vermek için ellerinden geleni yapacaklarını belirtmekten de kaçınmıyor. Oldukça başarılı bir yıl geçirdiklerini belirten Migicovsky, 2013 yılında 400.000′den fazla akıllı saat sattıklarını belirtiyor ve son dönemde yaşanan gelişmelere rağmen önümüzdeki yıl bu rakamı iki katına çıkarmayı amaçladıklarını söylüyor.

 

 

 

 

 

kaynak

Çin uzaya kargo gemisi gönderecek

Çin, 2016’da uzayda Tiengong-2 modülüne destek sağlama amacıyla kargo gemisi göndermeyi planlıyor.

 

Şinhua ajansının haberine göre, Çin’in insanlı uzay programı başmühendisi Cou Cienping, “Tiencou (Göksel gemi)” adlı kargo gemisinin uzaya gönderilerek “Tiengong-2″ ile otomatik olarak kenetleneceğini söyledi.

Cou, Çin’in kendi uzay istasyonunu inşasında kargo ulaştırma sisteminin önemli bir teknoloji olduğunun altını çizerek, Tiencou’nun yeni geliştirilen ”Uzun Yürüyüş-7” roketleriyle fırlatılacağını ifade etti.

İnsanlı bir uzay aracının sınırlı taşıma kapasitesi olduğunu belirten Cou, bu tür araçlarla kargo göndermenin maliyetinin de yüksek olduğunu vurguladı.

Cou, kargo gemilerinin dünyaya geri dönmesine gerek olmadığını, fırlatma ve kenetlenme sırasında insana ihtiyaç duyulmadığını dile getirerek, bu yolun eşyaların taşınmasında daha ekonomik ve verimli olduğunu dile getirdi.

Ülkenin göndermeyi planladığı kargo gemisinin uzay istasyonu için malzemelerin yanı sıra astronotların ihtiyaçları ve donanımınlarının da taşınması hedefleniyor. Ayrıca kargo gemisinin bazı çöplerin de imhasında kullanılacağı kaydediliyor.

Çin’in ilk uzay laboratuvarı Tiengong-1, 29 Eylül 2011’de yörüngeye gönderilmişti. Ülke, uzay laboratuvarı Tiengong-2’yi 2015’te uzaya göndermeyi hedefliyor.

 

uzay_gemisi-jpg20140302090238

 

 

kaynak

Akıllı bileklik dönemi

Son dönemlerin en popüler ürünlerinden olan giyilebilir teknolojilerdeki rekabet akıllı bilekliklere taşınıyor. Kullanıcıların attıkları adımları sayan cihazlar özellikle günlük aktivitelerini takip ediyor.

Hayatımıza son dönemlerde giren yeniliklerin arasında giyilebilir teknoloji ürünleri bulunuyor. Akıllı gözlüğü, akıllı saati ve akıllı bilekliği derken birçok yeni ürün konsepti kullanıcılara sunuluyor. Her ne kadar giyilebilir teknoloji ürünleri ilgi çekici olsa da hayatımızdaki yerini ne olacağı henüz tam olarak bilinemiyor. Ancak akıllı bileklikler, son dönemlerde akıllı saatlerin popüler olmasına karşın hem üreticiler hem de kullanıcılar açısından oldukça dikkat çekiyor. Geçen hafta düzenlenen Mobil Dünya Kongresi’nde Sony, Samsung ve Huawei gibi teknoloji devlerinin akıllı bileklik modellerini tanıtması, bu ürünlerin 2014 yılına damga vuracağını bir kez daha kanıtladı.

Modeller artıyorAkıllı bileklikler, akıllı telefonlarla kullanılabilecek cihazlar. Bilekliklerde bulunan ‘bluetooth’ bağlantısı bu cihazların akıllı telefonlara bağlanabilemesini sağlıyor. Akılllı bilekliklerin özellikleri başında akıllı telefonlara gelen bildirimleri bileklikten görebilmek bulunuyor. E-posta, kısa mesaj, sosyal ağlar gibi bildirimler kullanıcılara akıllı bileklikler üzerinden ulaştırılabiliyor. Ancak akıllı bilekliklerin en dikkat çeken özellikleri başında sağlık uygulamaları bulunuyor. Kullancıların günlük aktivitelerini ölçebilen akıllı bileklikler, atılan adım sayısı, yürüme mesafesi ve hatta kalp atışı gibi birçok farklı ölçümün yapılabilmesini sağlıyor. Akıllı bileklik, akşama kadar tüm ölçümleri gerçekleştiriyor. Kullanıcılar akşam yatmadan önce tüm aktivitelerini akıllı telefonlar üzerinden görebiliyor. Bu yüzden akıllı bilekliklerin kullanıcıların hayatına daha yakın durduğu ifade edilebilir.

 Kaynak

Borsa’nın yeni KALBİ

Borsa İstanbul’un yapımı devam eden yeni veri merkezi için İbrahim Turhan, “Akıllı bina ile en üst düzey teknolojiyi birleştirdik. Burası Borsa İstanbul’un yanı sıraçevre borsaların da veri merkezi olarak kullanılabilecek” dedi

Geçen yıl başlattığı Türkiye ’deki tüm borsaları bünyesinde toplama operasyonunu tamamladıktan sonra bölgesel bir güç olma hedefiyle dünyanın en büyük borsa kuruluşlarından Nasdaq’la ortaklık yapan Borsa İstanbul (BİST), bir yandan yeni uluslararası işbirlikleri için görüşmelerini yürütürken, bir yandan da teknolojik altyapısını son hızla güçlendiriyor. Nasdaq’la olan ortaklık kapsamında dünyanın en hızlı işlem platformunu da yakında sistemine entegre edecek olan BİST’in, İstinye’deki merkezi binasında yapımı süren yeni veri merkezi, hem çevre borsalara hizmet verebilecek kapasitede hem de, zaman zaman yaşanan teknik arızaları minimuma indirecek şekilde tasarlandı. Bu yılın ilk işlem gününde yaşanan küçük bir arızanın ardından, 9 Ocak’ta yaşanan son teknik arızada seansa 3.5 saate yakın bir süre ara verilmesi, borsanın teknik altyapısının yetersizliğinden, sistemi iyi bilen teknik personelin emekli edilmesine kadar pek çok iddianın dillendirilmesine neden oldu. Oysa aynı günlerde Borsa İstanbul’un İstinye’deki merkezinde, söz konusu arızaların giderilmesi çabalarının yanında, tüm bu arızaları minimuma indirecek yeni ‘Veri Merkezi’nin de hummalı çalışmaları sürüyordu.
Haziran 2014’te devrede
‘Borsanın yeni kalbi’ olarak nitelenen yeni teknoloji üssü Haziran 2014’te devreye almayı hedefliyor. En ileri düzeyde inşaat teknikleriyle yapılan yeni veri merkezi binası mevcut borsa binasının hemen yanı başında. Merkezi binaya yer altından bağlanan Veri Merkezi, toplamda 500 metrekare alan üzerine kuruluyor. 6 ay gibi rekor bir sürede inşa edilen veri merkezinin bu hafta fonksiyonel testlerinin de tamamlanması planlanıyor.
Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü İbrahim Turhan “Bu veri merkezinde akıllı bina ile en ileri bilişim teknolojisini bir araya getirdik” diyerek kapasitesinin BİST’in yanı sıra yakın çevredeki borsalara da hizmet vermeye yeterli olduğunu, hatta Türkiye’deki bazı büyük bankaların verilerinin de burada saklanabileceğini söyledi. Yeni veri merkezinin devreye girmesiyle birlikte teknik arıza yaşanması ihtimali tam olarak ortadan kalkmayacak ancak yüzde 99.99 arızaların önüne geçilecek.
Bilim kurgu filmi gibi
Turhan, mevcut kullanılan sistemin 1993’te kurulduğunu güncellemelerle bugünlere gelindiğini söyledi. İki merkez arasındaki teknolojik fark hemen göze çarpıyor. Yeni merkez adeta bir bilim-kurgu filminin setini andırırken, mevcut merkez bir bankanın ya da büyük bir şirketin bilgi-işlem merkezi gibi. Bu duyguyu yaratan en büyük faktör ise, borsalar açısından en önemli veri olan işlem emirlerinin saklandığı ‘kabinetler’. Yeni merkezde toplam 170 kabinet var ve bunlara fiziksel olarak ulaşmak mümkün değil. Hepsi farklı dijital anahtarlarla açılan ayrı ayrı dolapların içinde. Mevcut sistemde ise toplamda 40 kabinet var. Yani yeni merkez açıldığında kapasite en az 4 kat artacak. Bu da işlem hızının da aynı oranda artması anlamına geliyor.
Merkezin özellikleri
Tam zamanlı devrede olan free-cooling sistemi Türkiye’de ilk defa kuruldu. Böylece; dış havadan yararlanarak sistemlere giden suyun ön soğutma veya tam soğutmasının yapılması sağlandı.
Tüm fonksiyonlarıyla (soğutma, ısıtma, enerji izleme, aydınlatma, güvenlik (kartlı geçiş, kameralar, saldırı tespit sistemi), sıvı tespit sistemi, yangın algılama, DCIM) entegre ve tek noktadan en kapsamlı çalışan yönetim sistemi.
60 dakika yangına dayanıklı cam duvar sistemi bu ebatta ilk defa bir veri merkezinde uygulandı.
Mevcut bir bina içerisinde yapılan veri merkezinde 11 adet kolonda deprem güçlendirme yapıldı.
Şu anda endüstri standartı olan en yüksek hızlarda (40G on-board, 100G ready) veri iletişimine uygun altyapı.

Yangın ve depreme en üst düzey koruma

Dışarıdan sıradan bir deponun girişini andıran veri merkezinin içine girer girmez ilk dikkatinizi çeken, büyük bir oda dolusu devasa boyutlardaki yangın tüpleri. Veri merkezi yangın ve depreme karşı son derece ileri bir teknikle korunmuş. İçeride toplam 1500 sensor yangın veya farklı bir tehlikeyi algılamaya odaklanmış durumda. Binanın ısıtma ve soğutma sistemi ve kabloların dolaşımı mevcut yapılardan farklı olarak tasarlanmış. Bu tarz önemli veri merkezlerinde olduğu gibi, kablo trafiği için tavana ayrı bir sistem yapılırken, havalandırması için de mevcut havanın temizlenip yeniden içire verilmesi yerine dışarıdaki havanın kullanılmasını sağlayan bir sistem kurulmuş.
140 kişilik teknik ekip

Borsa İstanbul bünyesinde hali hazırda 140 kişinin bilgi işlem servisinde görev aldığını kaydeden İbrahim Turhan, “Bunların 80’i yazılımcı. Bilgi-İşlemdeki arkadaşlarımızın arasında 20 yılı aşkın bir süredir bu görevde olan ve şu anda yöneticilik yapan arkadaşlarımız var. Merkez Bankası’nın bilgi-işlemi sayıca bizden büyük. Onlarda 240 kişi var ve 150 kişisi yazılımcı. Daha önce Borsamızın bilgi-işleminde 60 kişi görevliydi ve bunların 15’i yazılımcıydı” diye konuştu.
Fonksiyonel testler bu hafta bitecek
Haziran-Temmuz gibi devreye almayı planladıkları yeni veri merkezinin fonksiyonel testlerinin bir aksilik olmazsa bu hafta tamamlanacağını kaydeden Turhan, “Ardından Veri Merkezi kullanıma hazır olacak. Öncelikle network ekipmanları konulup konfigüre edilecek. Tahminen tahminen 2 ay sürer. Ardından sunucu sistemlerimiz taşınacak, o da tahminen 2 ayda biter. Haziran- temmuz gibi taşınmayı hedefliyoruz” dedi.

Kaynak