Elektronik kitapta % 537 artış

TÜRKİYE’de geçen yıl 42 bin 655 kitap yayımlandı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2013 yılına ilişkin Uluslararası Standart Kitap Numarası (ISBN) İstatistiklerini açıkladı. Buna göre, 2013 yılında yayımlanan materyallerin sayısı 2012 yılına göre yüzde 11,1 arttı. En yüksek artış, yüzde 537 ile elektronik kitaplarda gerçekleşti.
Söz konusu dönemde yayıncılar tarafından 42 bin 655 kitap, 1.981 elektronik kitap (DVD, VCD, CD), 2 bin 299 web tabanlı elektronik kitap, 13 kitap kaseti, 21 harita ve 383 diğer materyaller olmak üzere toplam 47 bin 352 materyal için ISBN alındı. Geçen yıl materyallerin yüzde 89,6’sı özel sektör, yüzde 7,6’sı kamu ve eğitim kurumları, yüzde 2,8’i ise sivil toplum kuruluşları tarafından yayımlandı. Özel sektör tarafından yayımlanan materyaller 2012 yılına göre yüzde 13,1 arttı.
kaynak

Vatandaşın tüketim harcamaları arttı

Türkiye’de ikamet edenlerin yurt içi ve dışındaki tüketim harcamaları, geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 11,3 oranında artarak 1,1 trilyon lira oldu.

TÜİK verilerinden derlenen bilgiye göre, 2012’de 994 milyar 395 milyon lira olan yerleşik hane halklarının tüketimi, 2013’te yüzde 11,3 oranında artarak 1 trilyon 107 milyar 99 milyon liraya ulaştı. Yerleşik hane halklarının yurt içi tüketimi 1 trilyon 97 milyar 908 milyon lira, yurt dışı tüketimi de 9 milyar 190 milyon lira olarak hesaplandı.

Yabancıların Türkiye’deki tüketimi ise 68 milyar 76 milyon lira oldu. Buna göre, söz konusu dönemde yerli ve yabancıların yurt içindeki toplam tüketimi yüzde 11,6 oranında artarak 1 trilyon 165 milyar 985 milyon liraya yükseldi. – En fazla yeme içmeye harcandı Yurtiçi tüketimin dağılımına bakıldığında ilk sırayı 2012’ye göre yüzde 3,9 artarak 289 milyar 665 milyon liraya ulaşan gıda, içki ve tütün harcamaları aldı.

Bu dönemdeki ulaştırma ve haberleşme harcamaları yüzde 15,9 oranında artarak 235 milyar 619 milyon liraya ulaştı. Yurt içi tüketim harcamalarının en büyük üçüncü kalemini konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar oluşturdu.

Bu harcamalar yüzde 7,4 artarak 212 milyar 82 milyon lira olarak gerçekleşti. Tüketiciler, bu dönemde çeşitli mal ve hizmetlere 114 milyar 842 milyon lira, mobilya, ev aletleri ve bakım hizmetlerine 86 milyar 255 milyon lira, lokanta ve otellere 77 milyar 855 milyon lira, giyim ve ayakkabıya 57 milyar 315 milyon lira, eğlence ve kültüre 43 milyar 271 milyon lira, sağlığa 34 milyar 396 milyon lira, eğitime ise 14 milyar 681 milyon lira harcadı.

GSYH’nin yaklaşık yüzde 75’i yerleşiklerin tüketiminden kaynaklı

Geçen yıl ulaşılan cari fiyatlarla 1 trilyon 561 milyar 510 milyon liralık harcamalar yöntemiyle Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYH) yüzde 70,8’i yerleşik hane halklarının tüketiminden kaynaklandı. Bunun dışında, devletin cari fiyatlarla geçen yılki nihai tüketim harcamaları ise yüzde 12 oranında artarak 235 milyar 574 milyon liraya ulaştı.

Bu harcamaların 129 milyar 24 milyon lirasını maaş ve ücretler, 106 milyar 550 milyon lirasını mal ve hizmet alımları oluşturdu. Geçen yıl devletin maaş ve ücret harcamalarında bir önceki yıla göre yüzde 9,6, mal ve hizmet alımı harcamalarında ise yüzde 15 artış yaşandı.

Kaynak

D-B Türkiye: Türkiye’nin Kredi Riski Kırmızı Alarm Veriyor

D-B Türkiye Kredi Risk Endeksi’ne göre, beklenmedik sertlikte bir risk artışı ortaya çıktı ve riskler kırmızı alarm seviyesine yükseldi.

 

Dun- Bradstreet (D-B) Türkiye, 12 bölgede 81 ilde 80 binden fazla şirketin kredi riskini değerlendirdiği “D-B Türkiye Kredi Risk Endeksi”nin 2013 yılı son çeyrek verilerini açıkladı. Bölge, il ve sektör bazında yapılan araştırmaya göre Türkiye‘de faaliyet gösteren şirketlerin riskinde beklenmeyen sertlikte bir artış ortaya çıktı.

Toplam altı ana sektör altında toplanan şirketlerin değerlendirildiği araştırmada kredi riski en düşük iller KaramanBoluEdirneKırşehirYozgatve Kastamonu oldu. AdıyamanBurdurBatmanÇanakkaleDüzce,Erzincan ve Van ise riski en yüksek iller olarak belirlendi. Ticari bilgi konusunda 170 yılı aşan deneyimiyle tüm dünyada 230 milyondan fazla firma hakkında en büyük veri tabanına sahip D-B tarafından hazırlananTürkiye Kredi Risk Haritası’nın 2013 yılı dördüncü çeyrek verileri açıklandı.

RİSKLER KIRMIZI ALARM SEVİYESİNDE

Türkiye‘nin 12 ayrı ekonomik bölgesinde faaliyet gösteren 80 bin 904 şirketin ratingleri değerlendirilerek oluşturulan Türkiye‘nin Kredi Risk Haritası’na göre şirketlerin riski yüzde 1.8’lik artışla kırmızı alarm seviyesine ulaştı. Risk endeksi son 11 çeyreğin en düşük seviyesine inerken, beklenmedik sertlikte bir risk artışı ortaya çıktı.

EN RİSKLİ İLLER

2013’ün son çeyreğinde en düşük riskli iller KaramanKastamonu ve Edirneiken, en yüksek risk ErzincanVan ve Adıyaman‘da ortaya çıktı. Son dört çeyreğin tamamında kredi riski en yüksek iller arasında Adıyaman hep en riskli üç il arasında yerini korudu. Son dört çeyrekte en riskli iller arasındaBurdur iki kez, BatmanÇanakkaleDüzceBilecikErzincan ve Van birer kez yer aldı. En düşük riskli iller arasında Karaman ve Bolu üçer kez, Edirne veEskişehir ikişer kez, Yozgat ve Kastamonu ise birer kez görüldü.

2013 dördüncü çeyrek verileri Kuzeydoğu Anadolu’yu en riskli bölge olarak gösterdi. Son üç çeyrekte en riskli bölgeler olarak, Orta Doğu Anadolu ilk çeyrekte, Batı Marmara ise son iki çeyrekte risk gösteriyordu. Türkiye‘nin en risksiz bölgesi, tüm çeyreklerde olduğu gibi yine Orta Anadolu oldu.

“BEKLENMEYEN SERTLİKTE BİR RİSK ORTAYA ÇIKTI”

D-B Türkiye Risk Haritası’nın dördüncü çeyrek verilerini değerlendiren D-BTürkiye Danışma Kurulu Başkanı Dr. Selim SevalTürkiye geneline bakıldığında, 2013’ün son çeyreğinde kredi riskinin büyük oranda arttığını ve beklenmeyen sertlikte bir riskin ortaya çıktığını belirtti. 2013’ün üçüncü çeyreğinde kredi riskinin artacağı beklenirken, bu beklentinin gerçekleşmediğini, aksine kredi riskinde az da olsa bir iyileşme görüldüğünü söyleyen Seval, “Yılın son çeyreğinde bu sefer beklenen gerçekleşti ama beklenmeyen sertlikte bir risk artışı ile karşılaştık. Bunun nedeni yaklaşan yerel seçimlerle birlikte gerilen politik ortamın yanı sıra, FED’in gelişmekte olan ülkelere kaynak girişini azaltacağı beklentisinin gerçekleşmesi olmuştur” dedi.

GEZİ YANSIMALARI SINIRLI KALDI

“Bu çalışmamız Türk ekonomisinin kalp atışlarını yansıtıyor. Bu çalışma sayesinde Türkiye global arenada da kendini ifade edebiliyor” diyen Seval, şu bilgileri verdi:

“Haziran başında gelişen Gezi protestolarının yankılarının ve hemen ardından gelen FED açıklamasının bu pembe tabloyu bozma ihtimaline dikkat çekmemize rağmen beklenen olmadı. FED tavrını biraz yumuşattı; Gezi protestolarının ekonomik yansımaları da sınırlı kaldı. Dolayısıyla Türk şirketlerinin riskinde artış olmadı, risk azalışı sürdü. Fakat son çeyrek verileri oldukça keskin değişimler gösterdi. Türkiye Kredi Risk Endeksi 2013’ün üçüncü çeyreğinde bin 72 değerinden dördüncü çeyrekte bin 35 değerine geriledi, yüzde 1.8’lik bu risk artışı ile Endeks, son 11 çeyreğin en düşük seviyesine indi.”

EN RİSKLİ SEKTÖR PERAKENDE TİCARET

Türkiye Kredi Risk Endeksi çalışmasının başladığı 2011 yılından bu yana en az riskli sektör üretim olmaya devam etti. Tablo, 2013’ün son çeyreğinde de değişmedi. Son çeyrekte Perakende Ticaret tekrar en yüksek riskli sektör oldu.

Dr. Selim Seval, perakende ticaret ve üretim sektörlerinin çok geniş faaliyet yelpazelerini içerdiğinin altını çizerek, “Her perakende ticaret riskli, her üretim konusu da risksiz demenin doğru bir yaklaşım olmayacağına da dikkat çekmek isterim. Bu iki sektörün alt açılımlarına bakılması gerekir” dedi.

TEK SEVİNDİRİCİ HABER: EKONOMİK FAALİYET ARTIRIYOR

Son çeyreğin en sevindirici haberi, ekonomik faaliyeti hesaplanamayan il sayısının 16’ya düşmesi oldu. Yeterli ekonomik etkinlik olmadığı için kredi risk endeksi hesaplanamayan il sayısı üçüncü çeyrekte 19’du. 2011’de Endeks hesaplanmaya başladığında 20’den fazla il çalışmaya dahil edilemiyordu.

“SEKTÖREL GÜVEN ENDEKSLERİ DE SONUCU TEYİT EDİYOR”

Kredi Risk Endeksi sonuçları, bu çeyrekte TÜİK tarafından hazırlanan Sektörel Güven Endeksleri ile karşılaştırıldı. Türkiye Kredi Risk Endeksi sonuçlarının Sektörel Güven Endeksi (SGE) ile tam bir uyum gösterdiğini anlatan Seval, “Bir önceki çeyrekte araştırma verilerimizi sorunsuz ve sorunlu banka kredileri ile karşılaştırmıştık. Son çeyrek verilerimizin sağlamasını bu kez SGE ile yaptık. SGE, işyeri yöneticilerine yöneltilen sorulara alınan yanıtlarla hazırlanıyor. Kredi Risk Endeksi ise bağımsız uzmanlar tarafından tek tek şirketlerin ölçülebilen finansal ve finansal olmayan verileri ile hesaplanıyor. Güven Endeksinde verilen işyeri yöneticilerinin gözlemleri, son çeyrekteki risk verileri ile paralellik göstermektedir” dedi.

Kaynak

İşsizlik oranları açıklandı


Türkiye İstatistik Kurumu’un (TÜİK) açıkladığı 2013 Aralık ayı ‘Hanehalkı İşgücü İstatistikleri’ne göre Aralık ayında işsizlik oranı yüzde 10 seviyesinde gerçekleşti.

İşsizlik oranı \%10 seviyesinde gerçekleşti

Türkiye genelinde işsiz sayısı 2013 yılı Aralık döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 19 bin kişi artarak 2 milyon 809 bin kişiye yükseldi. İşsizlik oranı ise 0,1 puanlık azalış ile \%10 seviyesinde gerçekleşti. Tarım dışı işsizlik oranı 0,3 puanlık azalış ile \%12,1, 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı ise 1,1 puanlık azalış ile \%18,7 oldu.

İstihdam edilenler 496 bin kişi arttı

İstihdam edilenlerin sayısı 2013 yılı Aralık döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre 496 bin kişi artarak 25 milyon 262 bin kişiye yükseldi. Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 179 bin kişi azalırken, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 675 bin kişi arttı.

İstihdam edilenlerin \%21,8’i tarım, \%19,6’sı sanayi, \%6,9’u inşaat, \%51,6’sı ise hizmetler sektöründe yer aldı. Önceki yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında hizmet sektörünün istihdam edilenler içindeki payı 0,8 puan, inşaat sektörünün payı 0,2 puan artarken, tarım sektörünün payı 1,2 puan azaldı. Sanayi sektörünün payı ise değişim göstermedi.

İstihdam oranı \%45,1 olarak gerçekleşti

İstihdam edilenlerin oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,2 puanlık artış göstererek \%44,9’dan \%45,1’e yükseldi.

İşgücüne katılma oranı \%50,1 olarak gerçekleşti

Türkiye genelinde işgücüne katılma oranı, 2013 yılı Aralık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,1 puan artarak \%50,1 oldu. Aynı dönemler için yapılan kıyaslamalara göre; erkeklerde işgücüne katılma oranı değişim göstermeyerek \%70,9, kadınlarda ise 0,3 puanlık artışla \%29,9 olarak gerçekleşti.
kaynak

Türkiye’deki taşıt sayısı açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre nüfusa oranla illerin motorlu kara taşıtı sayılarına göre yapılan sıralamada ilk sırada Muğla, son sırada Hakkari yer alıyor.

Türkiye’de motorlu kara taşıtı sayısı son 12 yılda 8 milyon 521 bin 956’dan yüzde 111 artarak 17 milyon 939 bin 447’ye ulaştı.

Motorlu kara taşıtlarında otomobil sayısı 2013 sonu itibariyle 9 milyon 283 bin 923’e ulaşırken trafiğe kayıtlı motorlu kara taşıtlarının yüzde 51’ini otomobil, yüzde 16,3’ünü kamyonet, yüzde 15,2’sini motosiklet, yüzde 8,7’sini traktör, yüzde 4,2’sini kamyon, yüzde 2,4’ünü minibüs, yüzde 1,2’sini otobüs, yüzde 0,2’sini ise özel amaçlı taşıtlar oluşturuyor.

İLK SIRADA MUĞLA

Türkiye’de her bin kişiye 237 motorlu kara taşıtı düşerken, nüfusa göre illerin motorlu kara taşıtı sayılarına göre yapılan sıralamada Muğla ilk sırada, Hakkari ise son sırada yer alıyor.

Muğla’da her bin kişiye 451 motorlu kara taşıtı düşerken, bu rakam ikinci sıradaki Burdur’da 437, üçüncü sıradaki Antalya’da 398, dördüncü sıradaki Manisa’da ise 357.

HAKKARİ SON SIRADA

Her bin kişiye düşen motorlu kara taşıtı sayısı sıralamasında 34 ile Hakkari son sırada, 51 motorlu kara taşıtıyla Bingöl 80, 55 motorlu kara taşıtı ile Siirt 79. sırada yer alıyor. 233 motorlu kara taşıtı ile İstanbul 40, 275 motorlu kara taşıtı ile İzmir 24, 304 motorlu kara taşıtıyla Ankara 16. sırada bulunuyor.

yılı sonu itibariyle trafiğe kayıtlı motorlu kara taşıtlarının ortalama yaşı 12,3, traktörlerin 22,7, özel amaçlı taşıtların 14,2, kamyonların 14,2, minibüslerin 11,9, otomobillerin 11,8, motosikletlerin 11,5, otobüslerin 10,9 ve kamyonetlerin ise 8,8.

Trafiğe kayıtlı otomobillerin yüzde 33,4’ü 0-5 yaş, yüzde 18,3’ü 6-10 yaş, yüzde 15,2’si 11-15 yaş, yüzde15,5’i 16-20 yaş ve yüzde 17,6’sı ise 21 yaş ve üzeri.

Kaynak300553

Turizmin ‘parlayan yıldızı’ sağlık!

Türkiye’de 2013 yılında turizm gelirleri arasında en yüksek artış oranı sağlıkta görüldü. 2012 yılında 627 milyon 862 bin dolar olan sağlık harcama tutarı, yüzde 18,8 artışla geçen yıl 772 milyon 901 bin dolara ulaştı.

TÜİK verilerine göre, geçen yıl turistler en çok yeme-içmeye para harcadı. 2012 yılında 6 milyar 138 milyon 781 dolar olan yeme-içme harcaması, 2013 yılında yüzde 6,75 artışla 6 milyar 583 milyon 641 bin dolara yükseldi. Bunu izleyen konaklamaya 2012 yılında 3 milyar 53 milyon 647 bin dolar ödenirken, bu tutar yüzde 13,8 artışla geçen yıl itibarıyla 3 milyar 544 milyon 120 bin dolar oldu.

Türkiye’nin 2013 yılı turizm gelirinde harcama türleri arasında en büyük artış yüzde 18,8 ile sağlıkta görüldü. Turistlerin sağlık harcamaları, 2012 yılında 627 milyon 862 bin dolarken, bu tutar geçen yıl itibarıyla yüzde 18,8 artışla 772 milyon 901 bin dolara yükseldi. Türk vatandaşlarının yurt dışındaki sağlık harcaması tutarı ise 2012 yılında 21 milyon 399 bin dolarken, geçen yıl 15 milyon 305 bin dolara düştü.

Öte yandan Türkiye’yi ziyaret eden turistler geçen yıl spor, eğitim ve kültüre daha az harcadı. 2012 yılında 188 milyon 648 bin dolar olan spor, eğitim ve kültüre yönelik harcama tutarı, yüzde 6,8 azalışla geçen yıl 176 milyon 695 bin dolara düştü. Turistlerin tur hizmetlerine yönelik harcaması, 2012 yılında 289 milyon 712 bin dolarken, 2013 yılında bu rakam yüzde 10,9 artışla 325 milyon 296 bin dolara ulaştı.

 

 

 

 

kaynak

Üretim çarkları hızlandı

Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi, 2013 Kasım ayında, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,7 arttı.

 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2013 yılı Kasım ayı sanayi üretim endeksi sonuçlarını açıkladı.

Buna göre, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış hesaplamada, kasım ayında, bir önceki aya göre madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi yüzde 1,7 ve imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 3,6 artarken, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 1,4 azaldı.

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi bir önceki aya göre 2,9, takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,7 arttı.

Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde kasım ayında geçen yılın aynı ayına göre madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi yüzde 8,9 azalırken, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 5,6 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi ise yüzde 4,8 arttı.

Ara malı imalatında artış

Ana sanayi gruplarına bakıldığında, kasım ayında geçen yılın aynı ayına göre takvim etkisinden arındırılmış ara malı imalatı yüzde 5,3, sermaye malı imalatı yüzde 8,9, dayanıklı tüketim malı imalatı yüzde 1,7 ve dayanıksız tüketim malı imalatı yüzde 3,2 arttı.

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış imalat sanayinde en yüksek artış yüzde 18,9 ile temel eczacılık ürünlerinin ve eczacılığa ilişkin malzemelerin imalatında gerçekleşti. Bu artışı yüzde 15,2 ile makine ve ekipmanların kurulumu ve onarımı, yüzde 10,2 ile de başka yerde sınıflandırılmamış makine ve ekipman imalatı takip etti.

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış imalat sanayinde en yüksek düşüş ise yüzde 2,3 ile diğer ulaşım araçlarının imalatında gerçekleşti. Bu azalışı, yüzde 0,8 ile deri ve ilgili ürünlerin imalatı, yüzde 0,2 ile ana metal sanayi izledi.

Işık: “2013 yılını yüzde 4 civarında bir büyümeyle kapatacağımızı öngörüyoruz”

NTV ve CNBC-e ortak yayınına katılan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri  Işık, kasımda yıllık bazda yüzde 4,7 artan sanayi üretim endeksi verisini olumlu bulduğunu, Türkiye’de sanayinin son dönemdeki tartışmalardan etkilenmeden üretmeye devam ettiğini söyledi.

Geçen yılın son çeyreğinde Orta Vadeli Program (OVP) ile uyumlu bir büyüme olacağını tahmin ettiklerini kaydeden Işık, “Yani yüzde 4 civarında yine son çeyrek büyümesi olur diye bekliyoruz. Yılın sonunda da OVP’deki yüzde 3,6’lık büyümeyi aşıp 4 civarında bir büyümeyle 2013 yılını kapatacağımızı öngörüyoruz. Bu, Türkiye açısından dünyanın bu kadar ciddi durağanlık yaşadığı bir dönemde önemli bir rakam” diye konuştu.

Kredi kartına taksit ve tüketici kredilerine ilişkin düzenlemelerin etkisi hakkında da görüşlerini paylaşan Işık, tüketim eğer öngörülebilir sınırlar içerisinde olmazsa ileri de daha yıkıcı sonuçlar doğurabileceğine işaret etti.

Düzenlemelerin ithalata dayalı ürünlerin kullanımını düşürmeyi ve cari açığı biraz daha kontrol altına almayı amaçladığını anlatan Işık, “Yani bazı endişeler olabilir ama ben o endişelere çok katılmıyorum. Bizim ekonomideki büyümemiz mutlaka kontrollü olmalı. Bir anda aşırı büyüyüp, daha sonra aşırı küçülmeye gidecek o volatiliteyi oluşturan mekanizmalardan mümkün olduğu kadar kaçmamız gerekiyor. Yani ‘bırakalım ne olursa olsun’ mantığıyla ekonomi de çok hareket edemeyiz” diye konuştu.

ABD’de ekonomisine ilişkin göstergelerin, toparlanmanın biraz daha hızlanabileceğini gösterdiğine dikkati çeken Işık, “Bu, dünya ekonomisinin de biraz daha toparlanma eğilimini ortaya koyar. Dolayısıyla ben çok böyle büyük oynaklıkların olacağı bir yıl olarak görmüyorum” değerlendirmesinde bulundu.

 

 

 

Kaynak

Türkiye büyümede Avrupa’nın zirvesinde

Yılın 3. çeyreğinde yüzde 4,4 büyüyen Türkiye, Avrupa Birliğine üye 28 ülkenin büyüme oranından daha iyi performans ortaya koydu.

 

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı rakamlara göre Türkiye yüzde 4,4’lük büyüme oranıyla Avrupa Birliği (AB) üyesi 28 ülkenin tamamından daha iyi performans ortaya koydu.

AA muhabirinin TÜİK ve Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerinden derlediği bilgilere göre 2013 yılı üçüncü çeyrek büyüme rakamları itibarıyla, yıllık bazda Avro Bölgesi ekonomisi yüzde 0,4 küçülürken, AB ekonomisi ise yüzde 0,1 oranında büyüme gösterdi.

Bir önceki çeyreğe göre de Avro Bölgesi’nde Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) yüzde 0,1, AB’de yüzde 0,2 oranında büyüdü. Verilere göre Türkiye yüzde 4,4’lük oranla Avro Bölgesi ve AB üyesi bütün ülkelerden daha yüksek bir büyümeyi yakaladı.

Söz konusu dönemde yıllık bazda Avro Bölgesi’nin en büyük ekonomileri Almanya yüzde 0,6, İngiltere yüzde 1,5, Fransa yüzde 0,2 büyürken, İspanya yüzde 1,1, İtalya ise yüzde 1,9 oranında daraldı.

Romanya büyüdü, Kıbrıs küçüldü

AB üyesi ülkelerde 2013 yılı üçüncü çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre en çok büyüyen ekonomiler yüzde 4,1 ile Romanya, yüzde 3,9 ile Letonya, olurken, diğer hiçbir AB üyesi Türkiye’den daha yüksek bir büyümeyi yakalayamadı.

AB’nin bu yılın üçüncü çeyreğinde yıllık bazda en fazla daralan ekonomisi ise yüzde 5,7 ile Kıbrıs Rum kesimi oldu. Bu ülkeyi yüzde 3 oranında küçülmeyle Yunanistan takip etti.

Türkiye dünya devlerine fark attı 

Türkiye ekonomisi yılın üçüncü çeyreğindeki yüzde 4,4’lük büyümesiyle dünyanın önde gelen ekonomilerini de kıskandırdı. Söz konusu dönemde dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD yüzde 1,6 büyürken, Japonya ekonomisindeki büyüme oranı ise yüzde 2,6 oldu.

Eurostat ve TÜİK verilerine göre, bu yılın üçüncü çeyrek GSYH büyüme rakamları:

Türkiye 4,4
Romanya 4,1
Letonya 3,9
Malta* 3,3
Japonya 2,6
Lüksemburg* 2,4
Litvanya 2,3
Norveç 1,9
İsviçre 1,9
İzlanda* 1,9
Polonya 1,7
Macaristan 1,6
ABD 1,6
İngiltere 1,5
Bulgaristan 0,7
Slovakya 0,7
Almanya 0,6
Estonya 0,6
Danimarka 0,5
Belçika 0,4
İsveç 0,3
Fransa 0,2
Avusturya 0,2
AB (28) 0,1
Finlandiya -0,2
Avro Bölgesi -0,4
Hırvatistan -0,6
Hollanda -0,8
Portekiz -1
İspanya -1,1
İrlanda* -1,1
Slovenya -1,3
Çek Cumhuriyeti -1,6
İtalya -1,9
Yunanistan -3
Kıbrıs Rum kesimi -5,7

 

(*) : Yılın ikinci çeyrek verisi

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak

Ar Ge’de En Fazla Kadın İstihdamı Üniversitelerde

Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) araştırmasına göre, özel sektör, kamu ve yükseköğretim kurumlarının Ar-Ge birimlerinde istihdam edilen kadın sayısı, toplam Ar-Ge istihdamının yüzde 30’unu oluşturuyor.


AA muhabirinin, TÜİK’in “2012 Yılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetleri Araştırması” başlıklı çalışmasından derlediği bilgilere göre, geçen yıl Ar-Ge birimlerinde 105 bin 122 kişi tam zamanlı istihdam edildi. Söz konusu birimlerde çalışanların 73 bin 495’ini (yüzde 69,91) erkekler, 31 bin 626’sını (yüzde 30,08) kadınlar oluşturdu.

Ar-Ge birimlerinde çalışan kadınların, 16 bin 893’ü yükseköğretim kurumlarında görev alırken, özel sektörde 11 bin 670, kamuda ise 3 bin 64 kadın istihdam edildi. Böylece Ar-Ge faaliyetlerinde kadınlara en fazla istihdam imkanı tanıyan kesim, yükseköğretim kurumları oldu.

En fazla harcamayı özel sektör yaptı

Geçen yıl yaklaşık 13,1 milyar lira Ar-Ge harcaması yapılırken, bunun 6 milyar liralık kısmı özel sektör, 5,7 milyar liralık kısmını yükseköğretim kurumları, 1,4 liralık kısmını da kamu kurumlarınca gerçekleştirdi. Özel sektörün yürüttüğü Ar-Ge faaliyetlerinde en fazla harcama, 3,1 milyar lirayla imalat sanayisine yönelik yapıldı.

Kamu kesimi Ar-Ge harcamalarında aslan payını 392,2 milyon lirayla yeryüzünün keşfi ve kullanımı alırken, yükseköğretim kurumlarının en fazla harcama yaptığı alan ise 1,9 milyar lirayla sağlık bilimleri oldu.

 

 

 

 

 

Kaynak

En fazla işsiz “Mardin, Batman, Şırnak, Siirt”te


Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) “Hanehalkı İşgücü Araştırması Bölgesel Sonuçlar 2012” raporunu yayımladı.

Buna göre, Türkiye’de İBBS 26 Düzey 2 bölgesinde, bölgeler arası gelişmişlik farklarının olması ve her bölgenin kendine özgü iç dinamikler barındırması, işgücü göstergelerinde dalgalanmalara sebep oldu.

Türkiye genelinde işgücüne katılma oranı yüzde 50 iken, işgücüne katılma oranının en yüksek olduğu bölgeler, yüzde 58,1 ile “TR81 (Zonguldak, Karabük, Bartın)”, yüzde 56,9 ile “TR61 (Antalya, Isparta, Burdur)” ve yüzde 56,5 ile “TR32 (Aydın, Denizli, Muğla)”, işgücüne katılma oranı en düşük bölgeler ise yüzde 28,8 ile “TRC2 (Şanlıurfa, Diyarbakır)” ve yüzde 35 ile “TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt)” olarak gerçekleşti.

Rapora göre, Türkiye genelinde 2012 yılı işsizlik oranı yüzde 9,2 iken, en yüksek işsizlik oranına sahip bölge, Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde.

Söz konusu oranın en yüksek olduğu bölge yüzde 21,3 ile “TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt)” iken, İBBS Düzey 2 bölgeleri arasında işsizlik oranının en düşük olduğu bölgeler ise yüzde 4,4 ile “TR33 (Manisa, Afyonkarahisar, Kütahya, Uşak)”, yüzde 5,4 ile “TR22 (Balıkesir, Çanakkale)”, yüzde 5,6 ile “TR82 (Kastamonu, Çankırı, Sinop)” ve yüzde 5,7 ile “TR83 (Samsun, Tokat, Çorum, Amasya)” olarak sıralandı.

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak