Operatörler mobil pazarlamada ortaklık yaptı

Avea, Turkcell ve Vodafone kurdukları şirket ile mobil pazarlamada altyapılarını birleştirecekler.

İSTANBUL – Vodafone Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Öğüt, geçtiğimiz haftalarda İngiltere’de üç operatörün mobil pazarlamada ortak bir şirket kurarak, tek bir şirket üzerinden altyapılarını birleştirme kararı aldıklarını belirterek “Biz de inceliyoruz” dedi.

Mobil Pazarlama Birliğinin (MMA) Türkiye ayağının düzenlediği, “MMA İstanbul Mobil Pazarlama Sohbetleri 2011” toplantısında Avea, Turkcell ve Vodafone operatörlerinin genel müdür yardımcıları “Mobil Pazarlama Çağında Mobil Operatör Vizyonu” panelinde biraraya geldi.

Panelde konuşan Gökhan Öğüt, mobil pazarlamanın bu kadar önem kazandığı dönemde, bir pazarlama yöneticisinin bu imkanı kullanmaması için bir neden görmediğini söyledi.

Mobil pazarlamanın daha da büyüyebilmesi için operatörler tarafından çok güzel girişimler olduğuna işaret eden Öğüt, “Geçtiğimiz haftalarda İngiltere’de bir girişim açıklandı. Üç operatör ortak bir şirket kurarak mobil pazarlamada, mobil ticarette ve özellikle mobil finans alanlarında tek bir şirket üzerinden altyapılarını birleştirme kararı aldılar. Bu, hem medya temsilcilerine hem de reklam verenlere tek bir noktadan, tek bir arayüzden bütün mobil kullanıcılara ulaşabilmek için gerekli planlamayı tek bir noktadan yapabilme şansı veriyor. Biz de inceliyoruz” diye konuştu.

Avea yatırım yapıyor

Avea Genel Müdür Yardımcısı Hakan Kaplan da mobil pazarlama mecrasını kullanan markaların daha çok finans sektöründe olduğunu belirtti.

Mobil pazarlamanın büyümesi için Avea olarak yeni bir altyapı yatırımı yaptıklarını ifade eden Kaplan, “Milyon dolarlık girişim. Bu iş için özel bir direktörlük kurduk. Avea adına bu alanda çok büyük potansiyel görüyoruz ve yatırım yapıyoruz” diye konuştu.

Turkcell’in hedefi 150 milyon dolar

Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Cenk Bayraktar ise yapılan bir araştırmaya göre cep telefonunun, günün yüzde 91’inde insanların 1 metre yakınında olduğunu ve bu cep telefonu ekranının gittikçe akıllandığını, Türkiye’de satılan telefonların yüzde 26’sının artık akıllı cihazlar haline geldiğini kaydetti.

Bayraktar, “2010’u sektör olarak sadece mobil pazarlamada 110 milyon dolar gibi kapattık, bu yılı da 150 milyon dolar gibi rakamla kapamayı öngörüyoruz” dedi.

İzinli veri tabanında 12 milyon kişiyi geçtiklerine de dikkati çeken Bayraktar, bu rakamın önümüzdeki günlerde büyüyeceğini düşündüklerini söyledi.

 

 

 

 

 

kaynak

Makarnada dev ortaklık

Türkiye gıda sektöründe yeni bir ortaklık doğuyor.

Rekabet Kurulu’nda yer alan duyuruya göre Nisshin Foods, Nuh’un Ankara Makarnası ve Marubeni Corporation arasında ortak girişim kurulması yönünde bir başvuru yapıldı.

EN BÜYÜK FABRİKAYI YAPACAKLAR

Edinilen bilgiye göre üç ortak Türkiye’nin en büyük makarna fabrikasını inşa edecek. Bu fabrikada klasik makarna yanında yurtdışına noddle ihracatı için erişte üretimine de ağırlık verilecek. Fabrkanın Ankara’da kurulması planlanıyor. Yeni kurulacak fabrikanın özellikle ihracata ağırlık vermesi hedefleniyor.

Nuh’un Ankara Makarnası’nın ortakları arasında TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da buluınuyor.

Nuh’un Ankara Makarnası, temelleri 1950 yılına kadar giden bir firma. Ulus Rüzgarlı sokakta 6 tonluk bir kapasite ile başlayan üretim gelinen noktada Sincan’daki dev fabrikada ayda 16 bin ton makarnalık irmik üretimi ve 15 bin 600 ton makarna üretimi ile devam ediyor. Türkiye’nin en büyük, dünyanın da üçüncü büyüğü olan bu fabrikadaki üretim 35 farklı ülkeye ihraç ediliyor.

BİR HAFTADA İKİNCİ YATIRIM

Japon sanayi devi Marubeni Corporation ise 156 yıllık bir firma. 100 milyar doları aşan cirosu ile dikkat çeken firmanın 4 bin çalışanı bulunuyor.

Marubeni, geçtiğimiz hafta Sabancı Holding’e ait Temsa İş Makinaları’na yaptığı ortaklık ile gündeme gelmişti. Konu ile ilgili olarak Rekabet Kurulu’nda yer alan duyuruya göre, Temsa Global’in kontrolü altında bulunan Temsa İş Makinaları’nın ortak kontrolünün Marubeni Corporation tarafından devralınmasına ilişkin bir başvuru yapıldı. Rekabet Kurulu’nun gerekli onayları vermesi halinde Temsa İş Makinaları’nda iki firma ortak olacak.

Türkiye’deki çalışmalarına 1965 yılında başlayan Marubeni, Marmaray projesi içerisinde de yer aldı. Komatsu inşaat makinelerini Temsa ile birlikte pazarlayan şirket, Erdemir, İşdemir, Karademir gibi demir-çelik fabrikalarıyla ortak projeler gerçekleştiriyor.

 

 

 

 

 

kaynak

Yatırım için Türkiye

ULUSLARARASI piyasalarda, kötümser yaklaşımları nedeniyle ‘Doktor Kıyamet’ olarak bilinen ünlü yatırım uzmanı Marc Faber, şu andaki koşulların 2007’den daha kötü olduğu öngörüsünde bulunarak, “Önümüzdeki 10 yılda herşey felaket olacak. Yatırımcıların asıl sorması gereken soru nasıl para kazanırız değil, nasıl para kaybetmeyiz olmalı” dedi.

Faber, “Böyle bir ortamda birisi kafama silah dayayıp, ‘Yatırım için ABD mi, Türkiye mi’ diye sorsa, cevabım Türkiye” diye konuştu. Faber, Çin’in ABD ekonomisinden daha önemli olduğuna dikkat çekti. Çin’in dünyadaki metallerin yarısını tek başına tükettiğini kaydeden Faber, şöyle devam etti: “Bundan sonra dünya daha fazla Çin merkezli olacak. Gelecekte Türkiye gibi ülkelerden Çin’e daha fazla yönelim olacak. Türkiye ihracatta ağırlıklı olarak Avrupa’ya odaklanmış durumda. Ama ABD ve Avrupa daha fazla büyümeyecek. Bunu göz ardı etmeyin. Bunları Çin’i sevdiğim için söylemiyorum. Gerçek bu. Siz ekonomistleri dinlemeyin, biz milli gelirlere göre değil, kendi değerlerimize göre yatırım yaparız.”

Kaynak

Sabancı, çimentoda ‘yatırıma devam’ dedi

 

Sabancı Holding, çimento işleri için 1 milyar lirayı aşkın yatırım bütçesi olduğunu açıkladı. Çimento Grubu Başkanı Mehmet Göçmen, geçen yıl ciroda yüzde 15 büyüdüklerini, bu yıl da yüzde 15 büyüme hedeflediklerini söyledi. Göçmen, önümüzdeki 3-5 yılda 12 milyon ton olan kapasitelerini 25 milyon tona çıkarmayı ve ilk 10 şirket arasına girmeyi hedeflediklerini söyledi. Grup bünyesinde, holdingin Alman Heidelberg Cement ile ortak şirketi Akçansa  AK ve holdingin bağlı ortaklığı Çimsa yer alıyor. Dünyada satın alma gücüne sahip 3-5 gruptan biri olduklarını belirten Göçmen, “Bölgesel güçlerden bir tanesi olmak istiyoruz. İspanya , İtalya , Kuzey Afrika dahil Akdeniz ’de, Ortadoğu ve Karadeniz etrafına bakıyoruz” diye konuştu.

İlk hedef kârlılık
Kârlı sürdürebilir bir büyüme hedeflediklerini ve çok ciddi bir bilanço yönettiklerini belirten Göçmen, şöyle devam etti: “Mali tablolarımıza bakıldığında 1-1.5 milyar lira aralığında ilave sermaye gerekmeden yatırım yapma kapasitemiz var. Önemli bir finansal gücümüz var büyümek için. Grup bünyesinde bulunan Akçansa ve Çimsa’nın kendi bilanço gücüdür bu. Şu anda şirketlerimizin 500 milyon lira EBITDA’sı var. Bu EBİTDA’nın yarısı kadar borç oranlarımız var. Yönetilebilen şirketlerde bu dört katına kadar çıkabilir. Yani borçlanma kapasitesi dediğimizde bu rakam 2 milyar liraya kadar çıkabiliyor.”
Göçmen, bugüne kadar bazı yerlerde siyasi, bazı yerlerde finansal istikrarsızlık gibi nedenlerden dolayı Mısır , Suriye , Balkanlar gibi coğrafyalarda satın alma gerçekleştiremediklerini belirterek, “Bugüne kadar istediğimiz satın almaları yapamadık. Örneğin, Suriye ve Mısır’a baktık, sonra geri çekildik. Mısır, Tunus ve Libya ’daki durum yatırım için elverişli değildi. Balkanlarda da bir sürü aday firma ile görüştük. Ancak ortamla finansal gücümüzü buluşturamadık” dedi. Çimento sektörünün ortalama özkaynak kârlılığının yüzde 9 seviyesinde olduğunu belirten Mehmet Göçmen, kendilerinde ise bu rakamın yüzde 15-20 aralığında olduğunu söyledi. Göçmen ayrıca, grup olarak verimlilik odaklı olarak 250 milyon doların üzerinde yatırım yaptıklarını ve atıkların bertaraf edildiği fabrikalar oluşturduklarını ifade ederek, atık ısı tesisleri ile de enerjide yılda 40 milyon lira tasarruf sağladıklarını ifade etti.

kaynak

Rüzgar, Türk bankaları için tersten esiyor

Uzun zamandır hızlı ekonomik büyümenin motoru olarak görülen Türk bankaları hem yurtiçinde hem de yurtdışında yaşanan siyasi gerginlikler, ekonominin zayıflaması ve sıkı para politikasından kaynaklanan baskı ile karşı karşıya.

Türk bankacılık hisseleri endeksi Aralık ayından bu yana değerinin beşte birini kaybetti. Ülkenin en büyük bankalarından bazıları dördüncü çeyrek kazançlarında çift haneli düşüş açıkladı. Kredi derecelendirme şirketleri, sert ekonomik inişe atıfta bulunarak Türk bankalarının görünümünü düşürdü.

Standard & Poor’s Çarşamba günü yayınladığı bir raporda, “Türkiye’nin kötüleşen siyasi ve ekonomik ortamı bankalar için sektör risklerini artırıyor,” ifadelerine yer verdi.

Joh. Berenberg, Gossler & Co. KG. analistlerine göre Türkiye Yapı ve Kredi Bankası’nın yüzde 41’ine sahip olan İtalyan UniCredit UCG.MI -1.26% ve Türkiye Garanti Bankası GARAN.IS -1.59% ‘nın yüzde 25’ine sahip olan İspanyol BBVA BBVA.MC -2.05% gibi bazı yabancı bankalar da dalgalanmalarla karşı karşıya olan sektör oyuncuları arasında.

Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen telefon ile yapılan röportajda Türkiye ekonomisinin halen güçlü olması nedeniyle kısa vadeli kırılganlıkların yabancı ortakları endişelendirmediğini söyledi. UniCredit’e yorum için ulaşılamazken Yapı Kredi herhangi bir yorumda bulunmadı.

Kötüye giden algı, dramatik bir dönüşü temsil ediyor. 2001’de yaşanan yerel finans krizinin ardından finansal hizmet regülasyonları iyileştirilmişti. BDDK verilerinden yapılan hesaplamalara gore 2004’te yaklaşık yüzde 30 olan Türkiye bankacılık sektöründeki Tier 1 sermaye yeterlilik rasyosu 2013 sonunda yüzde 12,98’e geriledi. Ancak yine de Avrupa Bankacılık Otoritesi verilerine göre yüzde 11,4 olan Avrupa ortalamasının oldukça üstünde.

Sektör son yıllarda özellikle de ekonomiye pompalanan devasa miktardaki yeni sermaye ile hızla büyüdü. BDDK verilerine göre toplam krediler 2007’den bu yana yılda ortalama yüzde 25-ekonomik büyümenin ortalama hızının yaklaşık beş katı- arttı.

Ancak şimdi bankaların kendilerini ekonominin zayıflamasına ve sıkı fonlama koşullarına ayarlamaları nedeniyle banka kazançlarının yavaşlamaya devam etme riski artıyor.

Türkiye özellikle de son dönemde gelişmekte olan piyasalarda yaşanan satıştan çok büyük darbe aldı. Liranın Ocak ayında yüzde 13 değer kaybetmesi, merkez bankasını gösterge faizi yüzde 10’a yükseltmek zorunda bırakmıştı. Faiz artışı lirayı destekledi ancak ekonomiyi yavaşlatması bekleniyor. Bazı ekonomistler geçtiğimiz yılın sonunda yüzde 4 beklenen büyümenin yüzde 2 civarına gerilemesini bekliyor ki bu oran iki yıldır görülen en zayıf oran.

Faiz oranlarındaki artış bankalar tarafından da sert şekilde hissedilecek. Türkiye’de banka fonlamalarının yaklaşık üçte ikisinin mevduatlardan gelmesi faizlerdeki her artışın karlılığı ciddi şekilde etkileyeceği anlamına geliyor. Barclays BARC.LN -1.95% ‘e göre mevduat maliyetlerindeki her bir puanlık artış ülkenin en büyük beş bankasının kazancında yüzde 13 ila 23 arasında düşüşe neden olabilir.

Ekonominin yavaşlaması takipteki kredilerin de ciddi şekilde artmasına neden oldu. Takipteki krediler 2013’te yüzde 26’lık artışla 29.6 milyar liraya yükseldi. BDDK verilerine göre takipteki kredilerin toplam nakit kredilere oranı geçtiğimiz yıl yüzde 2,74 idi.

2009’dan bu yana yaklaşık iki katına çıkarak 116.6 milyar dolara yükselen tüketici kredilerinin endişelendirdiği BDDK Şubat ayında kredi kartı borçlanmasına ve harcama limitlerine yeni sınırlamalar getirirken aylık ödeme barajını da yükseltti. Ancak bazı uzmanlara göre bu tedbirler batık kredilerdeki sert yükselişi durdurmak için yeterli olmayabilir.

Deniz Yatırım’dan bankacılık analisti Sadrettin Bağcı konu hakkında, “Fonlama maliyeti artıyor. Tüketicilerin kredi talebi ise zayıflıyor. Gelirlerde ciddi bir baskı görüyoruz. Bankalarda varlık kalite problemleri var. 2014 olumlu bir yıl olmayacak,” diye konuştu.

Kaynak

Manisa’da çamaşır makinesi üretecek

İtalyan Indesit Company Türkiye ’deki 20. yılında ikinci fabrika yatırımını gerçekleştirdi. Yatırım maliyeti toplam 35 milyon euro olan ve yılda 1 milyon 400 bin adet çamaşır makinesi üretim kapasitesi olacak fabrika 750 kişiye istihdam sağlayacak. Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde 32 bin metrekare alana kurulan ve Indesit’in 1994’te üretime geçen soğutucu fabrikasına komşu inşa edilen fabrika 1 Ekim 2014’te üretime geçecek ve yıllık üretiminin yüzde 75’i Türkiye dışına ihraç edilecek. Fabrikanın Manisa’da düzenlenen açılış töreninde konuşan Indesit Company Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Marco Milani, son fabrika ile birlikte 20 yılda Türkiye’deki toplam yatırımlarının 150 milyon euroya ulaştığını açıkladı. Indesit Company’nin İtalya, Portekiz, Rusya, İngiltere ve Ukrayna’da üretim ve satış rakamları ile liderliği kovaladığını anlatan Milani, Türkiye’deki yatırım süreçleri ile ilgili şu yorumu yaptı: “Türkiye, bir çok global marka için olduğu gibi bizim için de önemli bir başarı hikayesinin adresi oldu. Türkiye’deki yatırımlarımız nedeniyle başarılı ve kararlı ekonomi politikalarının olumlu sonuçlarından yararlanıyoruz. Türkiye, stratejik konumu, istikrarlı ekonomisi, genç nüfusu ve dinamik iş gücü gibi avantajlarının yanı sıra son dönem imza attığı ekonomik başarılarla da Indesit Company için faaliyet gösterdiği coğrafyada en önemli ülkelerden biri haline geldi. Türkiye’deki pazar payımız yüzde 9’a ulaştı. 320 satış noktamız var ve istihdamımız bin kişiye ulaştı.”

Yüzde 80’i ihracata
3 milyonluk üretim ile bin 750 kişilik istihdam hedeflediklerini anlatan Milani, “Türkiye’de inanılmaz başarılar yakaladık ve Türkiye Indesit için öncelikli bir konumda. Önümüzdeki 10 yıl içinde yatırımların devam edeceğini söyledi. Milani, beklentileri ile ilgili ise şöyle konuştu: “Bizim Türkiye’de yaptığımız yatırımlar Türkiye ile ilgili değil. Bunun yüzde 80’i ihraç edilecek. Hiçbir şekilde büyümede bir değişiklik beklemiyoruz ne Türkiye ne de Avrupa için küçülme söz konusu değil. Avrupa’nın kötü yılları krizli yılları geçti.”

Kaynak

Piyasalardaki en büyük risk

Yatırımcılar küresel finansal piyasalarında en büyük riskin gelişen ülkeler olduğunu düşünüyor.

ABD’li banka Bank of America’nın yaptığı bir anket, Şubat’ta yatırımcıların piyasalardaki en büyük risk olarak gelişen piyasaları gördüğüne işaret etti.

Bankanın yaptığı ankete göre Şubat’ta yatırımcıların küresel borsalarda gelinen seviyeleri şişik bulmasıyla nakit pozisyonu yüzde 4,8 arttı ve Temmuz 2012’den bu yana en yüksek meblağa ulaştı.

Ankette Çin ekonomisine dair kaygı duyanların oranı Ocak’taki yüzde 28 seviyesinden yüzde 40’a çıktı.

Kaynak

Huawei, Türkiye’de geliştirip dünyaya satıyor

Dünyanın en büyük ve Ar-Ge’ye en çok yatırım yapan şirketlerinden biri olan Çinli Huawei, İstanbul’daki Ar-Ge merkezinde geliştirdiği ürünleri dünyaya satıyor.


Türkiye’de 11 yıldan uzun süredir var olan Huawei, dün gerçekleştirdiği basın toplantısıyla İstanbul Ümraniye’de bulunan Ar-Ge merkezinde geliştirdiği ürünlerden birkaçını tanıttı.

Orta Asya ve Kafkasya’nın da bölge merkezinde olması nedeniyle 11 ülkeyi Türkiye’den yöneten Huawei, 2009 yılında İstanbul Ümraniye’de kurduğu Ar-Ge merkezine bugüne dek 60 milyon doların üzerinde yatırım yaptı. Huawei Türkiye Ar-Ge merkezi, Huawei’nin Çin dışındaki en büyük 3’üncü Ar-Ge merkezi olma özelliğine sahip. Uluslararası alanda Hindistan ve ABD’den sonra 3’üncü büyük Ar-Ge merkezi olarak çalışıyor.

Huawei, Türkiye’de özellikle yazılım alanındaki araştırma geliştirme faaliyetlerine önem veriyor. Türkiye’de 350’si Ar-Ge odaklı olmak üzere toplam 850 çalışanı bulunuyor.

Huawei Türkiye Ar-Ge merkezi bugüne kadar son derece çarpıcı başarılara imza atmış durumda.

Huawei, Türkiye’de veya Türkiye’nin katkılarıyla birçok proje geliştiriyor. Huawei Türkiye Ar-Ge merkezi 30 ülke ile ortak projeler yürütüyor. Sadece 2012 yılında, Huawei Türkiye’den gerçekleştirilen yazılım hacmi 17 milyon doların üzerinde.

Bu projeler arasında özellikle Türkçe Sanal Asistan ve Social TV projeleri öne çıkanlar arasında.

Dijital Uçurum, İnovasyon ve Ar-Ge
“Sürekli inovasyonu” bir iş modeli ve sürdürülebilirliğin ön şartı olarak gören Huawei’nin dünya genelinde 16 Ar-Ge Merkezi ve müşterilerle birlikte kurduğu 28 Ortak İnovasyon Merkezi mevcut. Bu merkezler önde gelen uluslararası araştırma enstitüleriyle ve üniversitelerle sürekli iletişim halinde.

Geçtiğimiz 10 yıl içinde global olarak Huawei, Ar-Ge’ye 19 milyar dolar kaynak ayırdı. Sadece 2012’de Ar-Ge için ayrılan rakam 4,8 milyar dolar.

Huawei, Türkiye’nin 2023 hedeflerine bilgi teknolojileriyle ulaşacağını öngörüyor ve bu konudaki tüm adımları destekliyor. Bu nedenle Türkiye’de kamuya ve devlete sunduğu yüksek teknoloji ürünleriyle destek olmak ve bölgesindeki dijital uçurumun kapanmasına katkıda bulunmak istiyor.

Huawei’nin Ekonomiye Katkısı
Huawei, Türkiye pazarını canlı ve fırsatlara açık olarak yorumluyor. Türkiye’deki birçok farklı tüketici kesiminin farklı ihtiyaçları olduğunun farkında ve bu ihtiyaçlara cevap vermek istiyor.

Huawei, bugüne kadar Türkiye’deki 60 iş ortağı üzerinden 100 milyon doların üzerinde satın alma gerçekleştirdi ve son dönemde 23 yeni şirketle 2 yıllık iş ortaklığı anlaşması yaptı. Böylece istihdam ve Ar-Ge ürünü ihracatının yanı sıra Türkiye’deki yerel şirketleri de önemli ölçüde destek sağlamış oldu. Huawei, iş ortakları aracılığıyla oluşturduğu ekosistemde 4000 kişiye dokunuyor.

Ayrıca Huawei, iş ortaklarının iş yaptığı diğer bölgelerde de tanınmasına destek oluyor ve Türkiye’de gelişimine destek olduğu insan kaynağının diğer bölgelere de açılması için fırsat yaratıyor.

TÜRKİYE’DE GELİŞTİRİLEN PROJELER

Akıllı Arama / Sanal Bilge 
Özellikle kurumlar, sahip oldukları bilginin farklı noktalarda birbiriyle bağlantısını kurmada sorun yaşıyorlar. Şirket harici erişilen bilgiyi kendileri için işe yarar hale dönüştürecek yatay çözümlerin yanı sıra, kendi sahip oldukları bilginin farklı bağlantılarını keşfetmelerine yardımcı olacak dikey çözümlere ihtiyaç duyuyorlar. Sahip oldukları veri yığını içinde sadece arama yapmak değil, sordukları sorulara cevap bulmak, sonuçları daha anlamlı ve işe yarar halde görüntülemek istiyorlar.

Geleneksel olarak kullandığımız arama altyapıları, çoğu kurumun iç ihtiyacı olan sorgu yerine sorulara cevap verecek dikey çözümleri sağlamakta yetersiz kalıyor.

Huawei, bu ihtiyacı karşılamaya yönelik ‘Anlamsal Bilgi Tabanı Oluşturma Platformu’ adlı bir proje geliştirdi. Anlamsal Bilgi Tabanı Oluşturma Platformu, Web 1.0 olarak tanımlanan statik sayfalar, Web 2.0 olarak tanımlanan değişken içeriğe sahip yapılar ve Web 3.0 olarak tanımlanan semantik (anlamsal) web üzerindeki tüm içeriği çapraz biçimde sorgulayabiliyor, aralarındaki ilişkiyi ortaya koyabiliyor.

Projenin tabanını ‘Akıllı Arama’ adı verilen teknoloji oluşturuyor. Bu, öncelikli olarak Huawei’nin sunduğu ürün ve hizmetlerde kullanılmak üzere Türkiye’deki Ar-Ge merkezinin katkılarıyla geliştirilen bir proje. Bununla birlikte Huawei, proje olgunlaştıkça bunu kurumların kendi iç aramalarını destekleyen ticari bir ürün olarak konumlandırmayı da planlıyor. Bu gerçekleştiğinde sistemi tamamen dışarıya bağımsız, kuruma ve kullanıcıya özgü bir arama motoru olarak konumlandırmak mümkün olacak.

Sanal Bilge
Veriyi farklı şekillerde sorgulayabilme yeteneği birçok yaratıcı olasılığı beraberinde getiriyor. Bunlardan son dönemde en çok ön plana çıkan da bilgisayarlarla ve mobil cihazlarla konuşarak iletişim kurmak.

Huawei, sahip olduğu teknolojik altyapıyla zengin Ar-Ge kaynaklarını bir araya getirerek bu işi nasıl daha iyi yapabileceğine odaklandı. Çünkü cihazlar arasında hızla yaygınlaşan bu yaklaşımın pratik uygulamasında, Türkçe’nin daha fazla ilgiyi hak ettiğine inanıyordu.

Huawei, bunun için İTÜ ile işbirliğine giderek ‘Sanal Bilge’ adını verdiği Türkçe anlayan sistemi kurguladı. Sanal Bilge, tıpkı günlük hayatta olduğu gibi cihazlarınızla konuşarak kurduğunuz iletişimin arkasındaki beklentiyi anlayacak ve buna göre tepki verecek şekilde kurgulandı.

Halihazırda Türkçe olarak yönlendirilen birçok soru ve sorguya cevap verebilen sistem geliştikçe becerileri daha da artacak.

Social TV
Huawei’nin bilgi teknolojileri ve telekomünikasyon altyapı çözümleri şemsiyesi altında çok geniş bir faaliyet alanı bulunuyor. Örneğin Huawei 10 yıldan uzun süredir IPTV alanında faaliyet gösteren bir şirket. Asya’dan Latin Amerika’ya kadar dünyanın dört bir yanında büyük referanslara ve 50’den fazla ticari uygulamaya sahip. Operatörler üzerinden gerçekleştirilen IPTV odaklı video streaming kapasitesinde dünya lideri olarak dikkat çekiyor.

Dünya genelindeki sosyal medya ilgisinin artmasıyla birlikte, 2010 yılında Huawei’deki 4 Ar-Ge çalışanı bir araya gelerek Social TV adlı platformun tasarımını üstlendi. Daha sonra Çin’deki Ar-Ge ekibinin projeye dahil olmasıyla Türkiye’den 50 kişilik bir ekip Social TV’nin olgunlaşması için çalıştı ve proje 2011 yılında ürüne dönüştü.

Huawei’nin sunduğu IPTV platformunu daha çekici hale getirmek için kurgulanan Social TV, IPTV platformuna Facebook veya Twitter gibi sosyal ağların eklenmesinin de ötesine geçen, kendi sosyal platformunu barındıran bir çözüm. Bu platformla örneğin en çok seyredilen, hakkında konuşulan içeriği anonim olarak görüntüleyebiliyorsunuz.

Sesli asistanın Social TV ile entegrasyonu sayesinde, sistemin yönetimini sesli komutlarla gerçekleştirmek mümkün. Hatta izlemek istediğiniz içeriği televizyona söyleyerek içeriğin otomatik olarak karşınıza gelmesini bile sağlayabiliyorsunuz.

Ürünün operatör tarafında da sunduğu önemli avantajlar var. Örneğin tek bir platform üzerinden birkaç tıklamayla sunmak istediğiniz içeriği eski telefonlara, akıllı telefonlara, web TV’ye, akıllı TV’lere veya IPTV kutularına yönlendirebiliyorsunuz. Dilediğiniz paketi dilediğiniz cihazlarda aktif hale getirebiliyorsunuz. Bu operatörlerin işini kolaylaştırırken, ticari esneklik de sağlıyor.

Kullanım Ücretlendirme & İş Ortakları Gelir Paylaşım Sistemi
Cep telefonlarıyla konuşmak, mesajlaşmak ve internette gezmek kullanıcılar açısından son derece olağan şeyler. Oysa ay sonunda faturanın hesaplanması veya ön ödemeli sistemlerde anında gerçekleştirilen ücretlendirme süreci, arka planda çok büyük bir operasyon gerektiriyor. Konuştuğunuzda geçerli ses, mesaj ve veri tarifeleriniz nedir? Herhangi bir kampanyaya üye misiniz? Konuştuğunuz saatler indirim uygulanan aralıkta mı? Veri kullanımında belli bir kademeyi geçtiniz mi? Dahil olduğunuz kampanya, tarifenizde yer alan bir diğer indirimle çakışıyor mu? Konuşmanızı şirketiniz mi yoksa siz mi karşılayacaksınız?

Huawei, bu alanda iki ayrı çözüm üzerinde çalışıyor. Bunlardan biri Convergent Billing System (CBS) adı verilen kullanım faturalandırma sistemi. Diğeriyse operatörlerin iş ortaklarıyla ve birlikte çalıştıkları diğer kurumlarla gelir paylaşımını düzenleyen Partnership Management System (PMS). Huawei Ar-Ge departmanında 80’i CBS, 40’ı PMS odaklı yaklaşık 120 kişilik bir ekip bu projelerle ilgileniyor.

Huawei Türkiye, CBS konusunda Çin’de üretilen çözümün farklı pazarların ve operatörlerin ihtiyaçlarına göre uyarlanmasını üstleniyor. CBS, ücret hesaplanmasından ve üretilmesinden ödemenin takibine, kısacası faturanın kesildiği andan ödemenin yapıldığı ana kadar kadar tüm süreçleri kontrol altına alıyor. Sistem ayrıca kullanıcı bazında anlık kullanımı görüntüleyebiliyor.

Türkiye’de özelleştirilen çözümler Namibya’daki Namibia Telecom ve Kamerun’daki Camtel operatörlerinde kullanılıyor. Huawei, böylece Türkiye kaynaklı ihracata katkıda bulunuyor.
PMS çözümü de yine operatörlerin ihtiyaçlarına uygun olarak geliştiriliyor. Huawei Türkiye Ar-Ge merkezinde geliştirilen PMS çözümü Avea’nın ihtiyaçlarına özgü olarak tasarlandı ve yapımı 2 yıl sürdü.

Bununla birlikte proje sırasında edinilen deneyim, farklı pazarlara açılmaya yardımcı oluyor. Örneğin Huawei Türkiye benzer çözümü Azerbaycan’da Bakcell isimli operatöre de sunuyor.

Dijital Birey ve Yeni Nesil Akıllı Ağ
Huawei içinde bireylere dönük dijital hayatı zenginleştirmek amacıyla çalışmalar yürüten ‘Digital Individual’ adlı bir takım mevcut. Yaklaşık 60 kişilik bu takımın bünyesinde RBT (Ring Back Tone – Geri Çaldırma Tonu) ve NGIN (Next Generation Intelligent Network – Yeni Nesil Akıllı Ağ) adlı ürünler geliştiriliyor.

RBT çözümleri abonelerine arandıkları zaman arayanlara sıkıcı bip sesinden farklı olarak seçtikleri müzik, doğal ses, konuşma gibi içerikleri dinletme fırsatı tanıyan bir sistem. Huawei RBT çözümü dünyanın en yaygın kullanılan RBT çözümü olarak dikkat çekiyor.

RBT servislerinin kullanımı bunlarla da sınırlı değil. Huawei RBT sistemini kullanan ya da kullanmayı isteyen mobil operatörler, kullanıcı deneyimini zenginleştirmek adına pek çok yeni özelliğe ihtiyaç duyuyor. Huawei Türkiye Ar-Ge Merkezi, Türkiye, Avrupa ve BDT bölgesindeki operatörlerin uygulamaya koymak istediği bu yeni özelliklerin tasarlanması ve geliştirilmesinden sorumlu.

Huawei NGIN ise çeşitli ağ teknolojileri ile çalışabilen ve operatörlerin kullanıcılarına kısa zamanda ve düşük maliyetle katma değerli servisler sunabilmesini sağlayan bir yeni nesil akıllı ağ çözümüne karşılık geliyor. Huawei, NGIN alanında daha çok Avrupa’daki operatörlerle çalışıyor.

Huawei Türkiye Ar-Ge merkezinin katkılarıyla gerçekleştirilen NGIN servisi, 2013 yılı içinde Ingiltere’deki Telefonica operatörü tarafından kullanıcılarına sunuldu ve kısa zamanda 250 binden fazla aboneye ulaştı.

Sistemin temel olarak yaptığı iş dünyanın neresinde olursanız olun, hangi cihazı kullanırsanız kullanın GSM ya da WiFi üzerinden tek numarayla iletişiminizi sürekli kılmak. Üstelik bunu bulunduğunuz yerden bağımsız olarak, yerel tarifeniz üzerinden gerçekleştiriyor.

 

 

 

 

 

 

kaynak

100 milyon dolarlık termal yatırım

Kütahya- Tavşanlı Yolu üzerindeki Yoncalı Turizm Bölgesi’nde bulunan 6 bin dönümlük alan üzerine, fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi, devremülk ve butik otel inşa edilecek. Tesislerin 2015 yılında faaliyete geçmesi planlanıyor.

Bursalı sanayiciler; Mete Tetik, Fuat Bursalı, İsmail Yavaş ve Cevdet Yüce, Kütahya’nın Yoncalı Termal Bölgesi’ne yatırım yapıyor. Yatırım ile ilgili bilgi veren işadamı Fuat Bursalı, yaklaşık 6 bin dönüm üzerine fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi, devremülk ve butik otel inşa edileceğini açıkladı. Yatırımın yaklaşık 100 milyon dolara mal olacağını söyleyen Bursalı, inşaatı 2015 yılında tamamlanmayı planladıklarını kaydetti.

Yoncalı Bölgesi’nin Başbakan tarafından özel turizm bölgesi ilan edildiğini de dile getiren Bursalı, şöyle dedi:

“Yatırım yapmak bize mantıklı geldi. valilik ve belediyede destek verdi. Orada bir turizm bölgesi oluşturuldu. İnşaatımız devam ediyor ve 2015 yılının 6’ncı ayında inşaatı bitirmeyi planlıyoruz. Bölgede spa, hamam, sosyal tesislerin yanı sıra devremülk ve 32 odalı butik otelimiz de olacak.”

İnsanların hafta sonları farklı bölgelere gidip stres atmayı istediklerini dile getiren Bursalı, ulaşımın da rahatlıkla sağlandığı Kütahya’yı tercih ettiklerini söyledi. Yoncalı hakkında bilgi de veren Bursalı, şöyle konuştu:

“Yoncalı, klimatik özelliği olan güzel ve geniş bir plato. Suyu çok önemli. Türkiye’de çok nadir bulunan 42 derecelik sıcağa sahip. İçinde cilt hastalıklarına karşı yüksek minarel bulunuyor. Bununla ilgili bir de hikaye bulunuyor. 1200’lü yıllarda Alaeddin Keykubat’ın kızı Gülümser Hatun cilt hastalıklarından insan yüzüne çıkamıyormuş. Yoncalı’ya gelmiş. Küçük yıkanma yerlerinde tedavi olmuş. Cilt hastalığından kurtulmuş. Daha sonra Keykubat, bir emir ile hamam ve cami yaptırmış. Şu anda hala hamam ve cami var. Özellikle deri hastalıklarına güzel suyu olduğu için faydası var.”

Yoncalı’ya karayolu ile ulaşımın yanı sıra havaalanına da yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta bulunduğunu ifade eden Bursalı, termal suyun sedef hastalığı, kireçlenme, iltihabi romatizmalar, yumuşak doku romatizmaları, bel ve boyun problemleri, ortopedik problemler, kas hastalıkları, nürolojik hasarlara bağlı problemler, bağırsak ve böbrek yolu hastalıklarına iyi geldiğini ekledi.

Kaynak201020131056034191683_2

Mevduatı ‘hali vakti yerinde olanlar’ büyütecek

Türkiye ’de mevduat havuzu yıldan yıla büyürken özel bankacılık ve kitle bankacılığı arasında yeni segmentte büyüme potansiyeli göze çarpıyor. Akbank’ın varlıkları 50 bin lira ile 1 milyon lira arasında bulunan ve “hali vakti yerinde olanlar” diye tanımladığı üst gelir bankacılığı müşterileri bankanın önümüzdeki yıllarda odak noktası olacak. Özellikle bu müşterilerin mevduat büyümesindeki payı büyük olacak. 50 bin TL ve üzerindeki mevduat hacmi 2011 yılında 271 milyar TL iken Akbank bu rakamın bu sene 340 milyar TL’yi aşacağını, 2015 yılında ise 450 milyar TL’ye yaklaşacağını tahmin ediyor.
Büyüme hızı %15 olacak
Akbank Bireysel Bankacılık’tan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Galip Tözge bu segmentin Türkiye büyüme performansını aşacağını söyledi. Tözge “Ülkemizde 2014 ve 2015 yıllarında yüzde 4,1 ve yüzde 5,4 büyüme beklerken, bu segment müşterilerindeki mevduat büyümesinin yıllık yüzde 15’ler seviyesinde olmasını bekliyoruz. Bu da segmentin büyüme hızını bizlere gösteriyor” dedi. Galip Tözge 100 bin TL’nin üzerinde olan kişi sayısının bu sene sonunda ilk kez 1 milyon kişiyi aşacağını, 2016’da ise bu rakamın 1,5 milyona yaklaşmasını tahmin ettiklerini belirtti. Akbank’ın bu alanda 100 bin müşterisiyle yüzde 10 pazar payı bulunuyor.
2004’ten beri Birebir Bankacılık hizmetiyle bu segmentteki müşterilerine hizmetlerini çeşitlendirdiklerini anlatan Tözge bu segmentte mevduatın yanı sıra yatırım fonları, mortgage ve Bireysel Emeklilik ürünlerinin ön plana çıktığını söyledi. Bu segmentteki müşterilerin farklı piyasalara yatırım yaptıklarını belirten Tözge 2009’da çıkan BRIC fonlarının da bu segment tarafından ilgiyle karşılandığını vurguladı. Tözge BES penetrasyonunda da bu segmentte sektör ortalamasının iki katına çıkıldığını söyledi.

Yerli müzik dinleyip tatili Güney’de yapıyorlar

“Hali vakti yerinde” müşterilerinin demografisi hakkında da bilgi veren Galip Tözge müşterilerinin yüzde 69’unun erkek olduğunu, yaş ortalamasının ise yaklaşık 55 olduğunu belirtti. Müşterilerinin büyük çoğunluğunun ev ve araba sahibi olduğunu söyleyen Tözge yüzde 34’ünün profesyonel, yüzde 28’inin serbest meslek sahibi, yüzde 27’sinin emekli, yüzde 11’inin ev hanımı olduğunu belirtirken “Müşterilerimizin çoğunluğu yılda en az 1 kez yurtdışına seyahat ediyor, tatile çıkıyor ve uçak yolculuğu yapıyor. Tatil tercihlerini yüzde 58 oranıyla Güney illerinde deniz-güneş tatili olarak geçirmeyi tercih ediyorlar. Ağırlıklı olarak yerli pop müzik dinliyorlar” dedi.

 

 

Kaynak