AB’den Türkiye’ye dev kaynak

AB_tr_en_colorTürkiye, AB’den “katılım öncesi” yardımlar almaya devam ediyor.

Türkiye ile Avrupa Komisyonu arasında katılım öncesi yardımın ikinci dönemine yönelik imzalanan çerçeve anlaşma kapsamında Türkiye’ye 2014-2020 döneminde 4,5 Milyar avro kaynak sağlanacak.

Avrupa Birliği (AB) Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Türkiye ile AB arasında tesis edilen mali işbirliği kapsamında Türkiye’nin faydalandığı Katılım Öncesi Yardım Aracı’nın (IPA) 2014-2020 yıllarından oluşan ikinci döneminde Türkiye’ye sağlanacak 4,5 milyar avroluk hibenin kullanımına ilişkin anlaşma imzalandı.

Açıklamada, IPA 2 çerçevesinde AB’nin Türkiye’ye yapacağı mali yardımın uygulanmasına ilişkin anlaşmayı, AB Bakanlığı Müsteşarı ve Ulusal IPA Koordinatörü Büyükelçi Rauf Engin Soysal’ın imzaladığı bildirildi.

Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle, 2007 yılından bu yana IPA çerçevesinde Türkiye’nin faydalandığı yardımların kullanımına 2014
-2020 döneminde de devam edilecek.

Türkiye’ye tahsis edilen 4,5 milyar avro kaynak, Avrupa Birliği’ne katılım sürecinde çevre, rekabetçilik ve yenilikçilik, ulaştırma, istihdam, sosyal politika ve insan kaynaklarının geliştirilmesi, enerji, içişleri, yargı ve temel haklar, sivil toplum ile tarım ve kırsal kalkınma alanlarında yer alan program ve projelerin finansmanında kullanılacak.

Kaynak

Bank Asya 80 şubesini kapadı

Bank Asya finansal büyüklüklerinde meydana gelen değişim doğrultusunda 80 şubesini diğer şubelerle birleştirerek kapattığını duyurdu.

 

Bank Asya’dan Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan açıklamada, personel sayısının da 2013 sonuna göre 1,708 kişi azaldığı belirtilerek; söz konusu değişimin bankanın faaliyet giderlerini azaltarak 2015 kârlılığına katkı sağlayacağı ifade edildi.

Bank Asya’dan KAP’a yapılan açıklama şöyle:

“Bankamız finansal büyüklerinde meydana gelen değişim doğrultusunda, Bankamızın 80 adet şubesi diğer şubelerimiz ile birleştirilerek kapatılırken, personel sayımız 2013 yılı sonuna göre 1.708 kişi azalmıştır. Bankamız ölçeğinde meydana gelen söz konusu değişim faaliyet giderlerimizi azaltarak 2015 yılı kârlılığımıza katkı sağlayacaktır.”

BANKA 2014’TE ZARAR YAZDI
 Geçen yıl üçüncü çeyrekte 60.6 milyon net kâr elde eden Bank Asya, bu yıl üçüncü çeyrekte, krediler ve mevduattaki düşüş ile gelirlerdeki azalmanın etkisiyle 301 milyon lira zarar açıklarken; bu yılın ilk dokuz ayında da 249.6 milyon lira zarar yazmıştı.

 

 

kaynak

Güney Kore-Yeni Zelanda işbirliği! Serbest Ticaret Anlaşması imzalandı!

Güney Kore’nin Yeni Zelanda ile Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzaladığı bildirildi.

G20 Zirvesi için Avustralya’ya giden Güney Kore Devlet Başkanı Park Geun-hye, Yeni Zelanda Başbakanı John Key ile ortak basın toplantısı düzenledi. Yapılan basın toplantısında ana gündem maddesi STA oldu. Yapılan açıklamada iki ülkenin STA imzaladığı duyruldu. Güney Kore, ilk 2009 yılında Yeni Zelanda ile başladığı STA görüşmeleri 65 ay sonra meyvesini verdi.

GÜNEY KORE’NİN EKONOMİK ALANI GENİŞLİYOR

Söz konusu STA ile Yeni Zelanda 14. serbest ticaret anlaşmasını imzalarken, Güney Kore serbest ticaret anlaşması yaptığı ülke sayısını 52’ye yükseltmiş oldu. Böylelikle Güney Kore dünyanın yüzde 73i45’lik alanıyla serbest ticaret hakkı elde etmiş oldu.

 

 

 

kaynak

Moody’s’ten büyüme açıklaması!

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, 2015 yılında küresel büyümede kayda değer bir gelişme beklemediğini belirtti.

Moody’s’in resmi sitesinde yapılan açıklamada, küresel büyümede bundan sonraki 2 yıl içerisinde kayda değer bir gelişme olmayacağı ifade edildi.

Çin’deki yavaşlama ve Avro Bölgesi, Brezilya ve Güney Afrika’daki yapısal engellerin ekonomik aktiviteyi olumsuz etkilediği bildirilen açıklamada, G-20 ülkelerinin 2015 ve 2016 yılında yüzde 3 civarında büyümekaydetmesinin beklendiği aktarıldı.

Açıklamada, 2014 yılında büyümeyi olumsuz etkileyen faktörlerin bundan sonra 2 yıl daha devam edeceği öngörüsünde bulunuldu.

Avro Bölgesi, Japonya ve Brezilya’da iç faktörlerin ekonomik aktiviteyi büyük ölçüde etkileyeceğine işaret edilen açıklamada, ABD, İngiltere ve Hindistan’da sürdürülebilir, güçlü bir büyüme beklendiği bildirildi.

Açıklamada, Avrupa’da ekonomik büyümenin önemli bir gelişme göstermeyeceği vurgulanırken, Avrupa’nın 2015’te yüzde 1, 2016’da ise yüzde 1,3’ten daha az büyüyeceği tahmin edildi.

Rusya’nın büyümesinde 2015 yılında herhangi bir sıçrama olmayacağı belirtilen açıklamada, İngiltere’nin ise 2015 ve 2016 yılında yüzde 2,5 civarında büyüme kaydetmesinin beklendiği aktarıldı.

 

kaynak

Ulusoy Elektrik 13.40-16.00 TL fiyat aralığından halka açılıyor

Elektrik enerjisinin iletimi ve dağıtımında kullanılan ekipmanları üretmek amacıyla kurulan ve şu an 4 ortaklı bir aile şirketi olarak varlığını sürdüren Ulusoy Elektrik İmalat Taahhüt ve Ticaret A.Ş. halka açılıyor. 40.000.000 TL sermayesi bulunan Şirket’in ortaklarından Sait Ulusoy, Kubilay Hakkı Ulusoy ve Enis Ulusoy’a ait toplam 12.000.000 TL nominal değerli paylar 13,40 TL – 16,00 TL fiyat aralığından satışa sunulacak. Fazla talep gelmesi durumunda ise aynı ortaklara ait toplam 1.800.000 TL nominal değerli paylar da satışa sunulabilecek.

Payların halka arzına ilişkin izahnamenin 5 Kasım’da Sermaye Piyasası Kurulu tarafından onaylandığı halka arzda talep toplama tarihleri 13-14 Kasım olarak belirlendi. İş Yatırım Menkul Değerler A.Ş.’nin Global Koordinatör ve Tek Talep Toplayıcı olarak aracılık ettiği bu arzda 18 aracı kurumdan oluşan bir yurtiçi konsorsiyum da kuruldu. Halka arzda payların yüzde 10’u yurtiçi bireysel yatırımcılara, yüzde 20’si yurtiçi kurumsal yatırımcılara, yüzde 70’i ise yurtdışı kurumsal yatırımcılara ayrıldı.

İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından 2009 yılından bu yana her yıl yayınlanan “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” araştırması sonuçlarına göre 2013 yılında ilk 500 içerisinde 393. sırada yer alan Ulusoy Elektrik Türkiye elektromekanik sektöründe %37’lik pazar payına sahipken TİM‘in hazırladığı 2013 “Türkiye’nin En Büyük İlk 1000 İhracatçı Firması” verilerine göre genel sıralamada 205. sırada yerini aldı.

Şirket Cezayir’de yeni bir hücre montaj tesisi kurmayı planlıyor. Rusya ve Endonezya’da devlet kurumlarına satış  yapılabilmesini ya da devlet kurumlarının açacağı mal alım ihalelerine katılabilmeyi sağlayacak olan ve halihazırda sonuna yaklaşılan onay süreçlerinin 2015 yılı içerisinde tamamlanması bekleniyor. Ulusoy Elektrik’in hedef pazarları içerisinde Fas, Tunus gibi Kuzey Afrika ülkeleri, Ortadoğu, körfez ülkeleri, Türki Cumhuriyetler, Avrupa ve Güney Amerika pazarları bulunuyor.

 

 

 

kaynak

Zam yağmuru

TÜRKİYE İstatistik Kurumu’nun ekim ayı Yurtiçi Üretici Fiyat Endeksi’ni açıklamasıyla vergi, harç ve cezaların 2015’te ne kadar zamlanacağı belli oldu. Yüzde 10.11 çıkan 12 aylık Yİ-ÜFE’ye göre en düşük otomobil vergisi 591 liraya, sigara içme cezası 100.2 liraya yükselecek

2015 yılından itibaren vergi, cezalar, harçlar yüzde 10.11 ile çift haneli zamlanacak. Geçen yıl yüzde 3.93 olan “yeniden değerleme” oranının, ekim ayı enflasyonunun açıklanması ile yüzde 10.11 olacağı netleşti. Buna göre 1-3 yaş grubunda 1300 silindir hacmindeki otomobiller için ödenecek motorlu taşıt vergisi 537 liradan 591 liraya çıkacak. Kırmızı ışıkta geçenlerin ödeyeceği ceza 189 lira, hız sınırını yüzde 30’a kadar aşanlar 189 lira, yüzde 30’dan fazla aşanlar 392 lira ceza ödeyecekler. Pasaport harcı ise 96.10 liradan 105.82 liraya çıkacak. Kapalı alanda sigara içmenin cezası da 91 liradan 100.2 liraya yükselecek.

EN DÜŞÜK OTOMOBİL VERGİSİ

Her yıl vergi, ceza ve harçların bir sonraki yıl ne kadar zamlanacağı kasım ayında belli oluyor. Kasım ayında ekim ayı itibariyle 12 aylık Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) artışı belirleniyor. Dün de Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) rakamları ile artış oranı belli oldu. 1 Ocak 2015 tarihinden itibaren vergi ve cezalar çift haneli zamlanacak. 2015 yılında en düşük motorlu taşıtlar vergisi 591 lira olacak. Yine 1-3 yaş grubunda motor silindir hacmi 1301-1600 cm3 arasındaki otomobillerin vergisi de 860 liradan 946 liraya çıkacak.
Silindir hacmi 1300 cm3’ün altında olup 4-6 yıl yaş aralığındaki otomobillerin vergisi 375 liradan 412 liraya, 7-11 yaş arasındakilerin 210 liradan 231 liraya, 12-15 yaşındakilerin 159 liradan 175 liraya çıkacak. 1301-1600 cm3 arasında olup 4-6 yaş arasında olanların vergisi 644 liradan 709 liraya, 7-11 yaş arasındaki otomobillerin vergisi 375 liradan 412 liraya, 12-15 yaşındaki otomobillerin vergisi de 265 liradan 291 liraya çıkacak.

İÇKİ CEZASI 33.5 BİN LİRA

Yeniden değerleme oranı ile cezalar da artacak. Kapalı mekanda sigara içmenin cezası 91 lira. Yüzde 10.11 artışla birlikte kapalı mekanda sigara içenler 100.2 lira ceza ile karşı karşıya kalacaklar. Yine içki cezaları yeniden değerleme oranında artacak. Gece 22’den sabah 6’ya kadar olan saatlerde içki satanlara verilecek en düşük ceza 30 bin 454 liradan 33 bin 529 liraya çıkacak. Harçlardaki artışla birlikte bir yıllık pasaport harcı 140.50 liradan 154.70 liraya çıkacak. B sınıfı sürücü belgesi harcı da 381.75 lira olacak.

Emlak vergisi ne olacak?

YENİDEN değerleme oranı ile 2015 yılından itibaren uygulanacak emlak vergisi de artacak. Bakanlar Kurulu’nun emlak vergisini yüzde 50 indirimli uygulama yetkisi olduğu gibi arttırarak uygulama yetkisi de bulunuyor.

 

26591876

 

kaynak

Mobilya ve İlaç Verimlilik Şampiyonu

Verimlilik 17 sektörde artarken 7 sektörde azalıyor. Bilgisayar ve tekstildeki düşüş dikkat çekiyor

 

Cumhuriyet’in kuruluşunun 91’inci yıldönümü kutlanırken, Türkiye 2023 hedeflerini tartışıyor. Her sektörde ne kadar yol alınması gerektiği, ihracatın, üretimin ne kadar artması, ne kadar yatırım gerektiği konuşuluyor. İşin bir başka tarafı da verimlilik… Bu konuda da önemli yollar katedildi, verimlilik arttı. Ancak daha yapılacak çok şey olduğu da görülüyor. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlı Verimlilik Genel Müdürlüğü’nün son 10 yılı kapsayan verileri, aynı zamanda ‘verimli’ üretim yapan bir Cumhuriyet için özellikle bazı sektörlerde verimlilik konusunun özel ilgi istediğini gösteriyor. Verimlilik Genel Müdürlüğü’nün ölçümleri, ilaç sanayiinde, mobilyada, mobilya hariç ağaç ürünlerinde, elektrik, gaz ve iklimlendirmede yüzde 50’nin üzerinde verimlilik artışı olduğunu ortaya koyuyor. 7 sektörde kayıp var. Bilgisayar ve tekstilin olumsuz hali dikkat çekici.

Teknoloji yoğun sektörlerden “bilgisayar, elektronik ve optik ürünleri imalatı” ile “kok kömürü, rafine edilmiş petrol ürünleri” sektöründeki verimlilik kaybı yüzde 30’un üzerinde. Tekstil, deri ile diğer ulaşım araçları üretiminde de 10 yıl aralığa rağmen 2005’e kıyasla sırasıyla yüzde 8.1’le yüzde 14 oranında düşüş dikkat çekiyor.

2010 yılını 100 kabul eden ve 2005 yılına kadar geriye giden verimlilik rakamlarının 2014/2. çeyrek sonuçları sektörlerde son 10 yılda verimlilikte neler olduğunu ortaya koyuyor. Toplam sanayide 2005 – 2014/2. çeyrek arasında yüzde 18.4 verimlilik artışı olmuş. 2005 – 2014 döneminde, “çalışan kişi başına üretimi” baz alan rakamlara göre imalat sanayiinin 24 kolundan 17’sinde artış, 7’sinde düşüş var.

Genel müdürlüğün sonuçlarla ilgili değerlendirmesine göre, 2005 – 2014/2. çeyrek arasını kapsayan dönemde imalat sanayiini oluşturan 24 bölümden ‘kok kömürü ve rafine edilmiş petrol ürünleri imalatı’, ‘bilgisayarların, elektronik ve optik ürünlerin imalatı’, ve ‘tekstil ürünlerinin imalatı’ sektörlerinde verimlilik düşme eğiliminde. En yüksek verimlilik artış eğilimi yıllık ortalama yüzde 10.1 ile ağaç, ağaç ürünleri ve mantar ürünleri imalatı (mobilya hariç); saz, saman ve benzeri malzemelerden örülerek yapılan eşyaların imalatında.

Trend değişimleri de incelendi 

“Sanayi kısımları” içinde ‘elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı’ yüzde 5.96 ile en yüksek yıllık ortalama verimlilik büyümesine sahip. En düşük yıllık ortalama verimlilik büyümesi ise yüzde 1.81’le madencilikte. “Ana Sanayi Grupları” içinde ise en yüksek verimlilik artışı yıllık ortalama yüzde 4.28’le ‘dayanıklı tüketim mallarında. Dayanıklı tüketim mallarına ilişkin 2010 =100 temel yıllı çalışan kişi başına üretim endeksi 105.01 değerine ulaşmış durumda.
Çalışan kişi başına üretim endeksinde, orijinal seriden mevsimsel ve diğer etkilerin çıkarılmasıyla elde edilen trend değişimlerine göre ara malı ve sermaye malı üretiminde iş gücü verimliği, küresel krizden oldukça etkilendi. Dayanıklı tüketim malı üretimi ile dayanıksız tüketim malı üretiminde trend eğilimleri, küresel kriz dönemi de dahil, istikrarlı şekilde artıyor. Kömür ve linyit çıkartılması, ham petrol ve doğalgaz çıkarımı, kok kömürü ve rafine edilmiş petrol ürünleri imalatı, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme sistemi üretim ve dağıtımı, suyun toplanması, arıtılması ve dağıtılması faaliyetlerinden oluşan enerji ana sanayi grubunda belirgin ve istikrarlı bir biçimde artan verimlilik trendi 2012 yılından itibaren azalma eğilimine girdi.

2005 – 2014/2. çeyrek arasında; dayanıklı ve dayanıksız tüketim malı üretimine ait iş gücü verimliliği yıllık ortalama trend büyümeleri sırasıyla yüzde 3.21 ve yüzde 2.41 olarak gerçekleşti. Enerji ana sanayi grubunda ise iş gücü verimliliği trendinin yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 4.48 olarak gerçekleşti. Küresel kriz döneminden etkilenen ara malı üretimi ile sermaye malı üretimi sanayi gruplarının verimlilik trendleri ise dalgalı seyrediyor.

Bir önceki döneme göre düşüş var 

2010=100 endeksli olarak hesaplanan çalışan kişi başına üretim endeksi, 2014 yılı II. döneminde, 2013 yılı II. dönemine göre yüzde 1.28 azalarak 102.82 değerine geriledi. Çalışan kişi başına üretim endeksi, bir önceki döneme göre ise (2014 yılı I. dönemine göre) yüzde 5.42 arttı. Çalışılan saat başına üretim endeksi 2014 yılı II. döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0.49 artarak 106.26 değerini alırken, bir önceki döneme göre yüzde 5.41 artış yaşandı.

İmalat sanayiinde çalışan kişi başına üretim endeksi bir önceki döneme göre yüzde 5.42 artarken, mevsimsel etkilerden arındırılmış çalışan kişi başına üretim endeksi bir önceki döneme göre yüzde 2.09 azaldı. Bu rakamlar mevsimsel etkilerden arındırılmamış verimlilik endeksinin bir önceki döneme göre değişiminin pozitif yönde olduğunu, mevsimsel etkiler giderildiğinde ise çalışan kişi başına üretim endeksindeki değişimin negatif yönde olduğunu gösteriyor.

kaynak:http://www.dunya.com/mobilya-ve-ilac-verimlilik-sampiyonu-243024h.htm

verimlilik

İhracat mı İhracat Pazarlaması mı?

İhracat mı İhracat Pazarlaması mı?

Türk işletmelerinin dünya pazarlarında faaliyette bulunmaya başlamaları yakın bir geçmişe dayanmaktadır. Globalleşme iç pazarda sıkışıp kalan firmalarmızın dışa açılmalarında önemli bir itici güç olmuştur. Süreçte yakın pazarları hedefleyerek öncelikle Avrupa pazarına yönelen firmalar son yıllarda ortaya çıkan ekonomik krizle birlikte yeni pazarlara yönelmektedirler. Ancak mevcut ürün kompoziszyonu ve stratejiler ile belirlenen hedeflere ulaşmak zor görünmektedir. Zira Avrupa ve A.B.D ekonomilerindeki krizler nedeniyle Afrika, Ortadoğu ve Orta Asya Cumhuriyetleri pazarlarına yönelen firmalarımız bu pazarlarda ciddi rakiplerle mücadele etmek zorunda kalacaklardır.

Türk ekonomisinin büyümesine ciddi destek sağlayan ihracatın artarak devam etmesi ve belirlenen iddialı hedeflere ulaşabilmesi için yapısal önlemlerin alınması zorunludur. Cari açığın önemli kaynaklarından birisi olan yatırım ve ara malı ithalatının ikamesi olabilecek yerli ürünlerin üretilmesi, yüksek enerji maliyetlerinin yol açtığı maliyet artışlarına çözüm bulunması gibi önlemler öncelikli olarak alınmalıdr. Bu önlemler kısa ve orta vadede hızlıca sonuç verebilir. Ancak ihracat artışını sürdürülebilir hale getirmek için yapısal önlemlerle birlikte yürütülmesi gereken bir başka çalışma da “pazarlama kültürü”nün oluşturulmasıdır. Bunun için de bütün firmalarımızın pazarlamayı yeniden keşfetmeleri gerekmektedir. Bu kapsamda dikkate alınması gereken temel unsurlar şu şekilde sıralanabilir;

Ihracat ile ihracat Pazarlaması farklı kavramlardır; Firmaların en çok düştükleri yanlış iharcat ile ihracat pazarlamasını karıştırmaktır. İhracat basit bir süreçtir. Dünya ticaret hacmine bakldığında her ülkenin birbiriyle alışveriş yaptığı görülür. Kısa bir çalışmayla elinzdeki ürünlere hemen bir pazar bulmanız mümkündür. Ancak o pazarlarda kalıcı olmak, sürekli siparişler olmak, o pazardan pay almak, sattığınız ürünlerin parasını zamanında tahsil etmek için ve para kazanmak için pazarlamaya ihtiyaç vardır. Ayrıca zamanla o pazarda karşınıza çıkabilecek rakiplerle baş edebilmek için de pazarlamayı bilmek ve bütün pazarlama yönetimi süreçlerini başarıyla yönetmek gerekir. Bunun için ilk adım pazarlama araştırmasıdır. Kulaktan dolma bilgilere dayanarak, basit bir internet araştırmasıyla yola çıkmak istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Iyi bir pazarlama araştırması sadece ürünleriniz için uygun pazarların hangisi olacağını söylemez. Ek olarak o pazarlara hangi yöntemlerle girmeniz, ürünlerinizde, fiyatlarınızda, pazarlama iletişimi çalışmalarında ve dağıtım uygulamalarında ne gibi düzenlemelere gitmeniz gerektiğini de söyler.

Ölçek ekonomisi her zaman üstünlük sağlamaz; Dış pazarlara açılmada en büyük engellerden birisi fiyat rekabetidir. Gidilen pazarlarda hem yerel hem de küresel rakiplerle mücadele etme gerekecektir. Bilinen en kolay rekabet aracı da fiyattır. Fiyatların aşağı çekilmesiyle rakiplere üstünlük sağlanabilir. Ancak fiyatların aşağı çekilmesi kolay bir yöntem olsa da akılcı değildir. İhracat pazarlaması maliyetli bir süreçtir. Başka bir pazarda faaliyette bulunmanın güçlüklerine ayrıca pazarlama araştırması, pazarlama iletişimi, depolama, stoklama ve lojistik maliyetleri eklenince rekabet avantajı yakalamak giderek zorlaşmaktadır. Bu noktada ölçek ekonomisi devreye girer. Aynı üründen ne kadar çok üretirseniz birim başı sabit maliyetleriniz düşeceğinden fiyatları aşağı çekmeniz kolaylaşır. Ancak çok fazla üretim üretim maliyetlerini aşağı çekse de çok fazla satmak için bu kez operasyonel maliyetlerin artışı söz konusu olacaktır. Ayrıca satıştan kaynaklanabilecek riskleri de unutmamak gerekir. Bu nedenle ölçek ekonomisi aramak yerine katma değeri daha yüksek ürünler üretmeye yönelmek daha doğru bir yöntem olacaktır.

 

Teklifinizin içeriğini zenginleştirin; Çok sayıda firmanın rekabet ettiği pazarlarda sunulan ürünlerin somut bölümleri birbirine çok fazla benzemektedir. Benzemeyenler de kısa zamanda taklit edildiğinden ürünler üzerinden rekabet etmek giderek zorlaşmaktadır. Bu nedenle özellikle ihracat pazarlarında farklılık yaratabilmek için ürünün soyut taraflarını da gözden geçirmek gerekir. Daha geniş bir çerçevede pazara sunduğunuz ürün değil teklif olarak ele alınmalıdır. Sizin teklifinizin içeriği ne kadar zengin ve tüketicinin beklentilerine ne ölçüde cevap verebiliyorsa o kadar rekabetsel üstünlüğe sahip olursunuz. Başka bir ifadeyle ürününüzü üretir ve satarken hemen her aşamada ona bir katma değer eklemenin yolunu bulmak gerekir. O nedenle kullandığınız hammaddeden, imalat süreçlerine, ambalajdan, etiketlere, depolama koşulllarından, satış sonrası hizmetlere dek her bir süreci ayrı ayrı değerlendirip ürünü zenginleştirmek gerekir. Ürün ne kadar zengin olursa talep o denli yüksek ve sürekli olacaktır.

Pazarları bölme, hedefleme ve konumlandırma; Başlangıçta bütün ihracatçılar herkesin gittiği, moda olan ve devlet büyüklerinin siyasi ilişkilerine dayalı olarak işaret ettikleri pazarlara yönelirler. Ancak o pazarların ürünlerimiz için doğru bir pazar olup olmadığı deneme yanılma yöntemiyle belirlenecek bir çalışma değildir. Bunun yerine sunduğunuz ürün veya hizmetler hangi pazarın ihtiyaçlarına cevap veriyorsa ve o pazarlar da bizim için uygun pazarlarsa orada yer almak gerekir. Bunun için de başlangıçta bir bölme çalışması yapmak gerekir. Bütün pazar içinden bizim servis verebileceğimiz ve kârlı olan pazarlara gitmek uzun vadede karşılaşabilecek sorunların da öüne geçecektir. Seçilen pazarlarda hedefleme yaparak var olan kaynakları en etkili bir şekilde kullanmak ikinci aşamadır. Hedefleme firmaların sahip oldukları finansal kaynakları, yönetim yetenekleri ve pazarlama becerilerini doğru kullanmalarına yardımcı olur. Son aşamada seçlien pazarda konumlanmak gerekir. Konumlanma hedef pazardaki tüketicinin beyninde yer kapmak ve yerleşmek demektir. Kurumsal ya da bireysel müşterilerin daha sonraki satın almalarda da hatırlayabilmeleri için onlara yardımcı olacak ipuçları vermelisiniz. Ürünün fiyatından bağımsız, kalitesi, dayanıklılığı, garantisi, satış sonrası hizmetleri, ambalajı, etiketi, tasarımı, rengi. Kokusu, dokusu ve benzeri bir çok özelliği işaretleri yaratılabilir. Pazarları bu bakış açısıyla incelemek her şirket için yeni fırsatları oluşmasını sağlar. Girilmez denilen pazarlara girilir, satılmaz denilen ürünler bu yolla kolaylıkla satılabilir. Son zamanlarda az da olsa Çin pazarına ürün satmaya çalışan Türk firmalarının varlığı bu düşünceyi destekler. Çin pazarının da ihtiyaç duyduğu ancak Çin’de üretilmeyen ürünleri o pazara götüren şirketlerin başarı şansı yüksektir. Bunu sağlamak için pazarlama araştırmasından başlayan bir sürecin izlenmesi gerekir. Pahalı bir süreç olduğu söylense bile günümüzde özellikle kalitatif pazarlama araştırma yöntemleri daha kısa sürede ve daha düşük maliyetlere pazar bilgisi sağlamanıza yardımcı olabilir. İyi pazarlama yöneticilerinin gözlemleri bile bazen işe yarayabilir. Bu noktada pazarları sürekli izlemek ve toplanan bilgilerle yeni pazarlama tekliflerini oluşturmak gerekir

 

Mutlaka bir markanız olmalı; Günümüz firmalarının önünde iki temel seçenek vardır. Ya kendi markalarını yaratıp pazarda var olmayı deneyecekler ya da güçlü markaların imalathanesi gibi çalışacaklar. Pazarlarda var olan markalara baktığımızda ne gibi avantajlara sahip olduklarını kolaylıkla görebiliriz. Iyi bir marka için her pazarda çok büyük fırsatlar vardır. Mevcut markaya yeni ürünler ekleyebilirler, yeni ürün hatları oluşturabilirler ya da yeni pazarlara kolaylıkla gidebilirler. İkinci grup firmalar ise güçlü markların düşük fiyatlı tedarikçisi olduklarından imalathane görevini yüklenirler. Günün birinde farklı bir firma daha düşük maliyetle üretmeyi başararısa müşterilerini kolaylıka kaybederler. Ülkemizde tekstil sektöründe çok sayıda firma bu süreçten geçerek pazardan çekilmek zorunda kaldı. Marka yaratma yoluna başvuran az sayıda firma ise pazarda varlığını sürdürmeyi başardı. Marka yaratmak avantajlı olsa da marka yaratmak öyle kolay bir iş değildir. Devlet tarafından verilen onca teşviğe ragmen uzun yıllardan beri dünya pazarlarını tutmayı başaran markalar yaratmak konusunda çok fazla mesafe kat edilmiş değildir. Marka yaratma sadece seçilen bir marka isminin iletişimin yapmaktan ibaret görüldüğünden çoğu firma bu konularda biraz para harcayarak marka yaratabileceklerini düşünmektedrir. Oysa marka firmanın bütün süreçleriyle ilgili bir kavramdır. Basit bir isim olmaktan çok içinde firmanın adı, misyonu, vizyonu, temsil ettiği değerler, müşterisiyle iletişimi, müşterisine vaad ettikleri ve müşterisine yaşattığı deneyimlerin toplamıdır. Güçlü markaların müşterilerine yaşattıkları deneyimler hep olumlu hikayelerden oluşur. Ihracatçı ile ihracat pazarlamacısı arasındaki en belirgin fark da marka konusunda ortaya çıkmaktadır. Ülkemizden ihracat yapan firmaların sayısı ellibini aşmış durumdadır. Elli binden fazla ihracatçı yurt dışı pazarlarda ürünlerine müşteri bulabilirken bunların arasında markasını pazarlayanların sayısı çok azdır. Özellikle tüketici pazarlarında başka bir ifadeyle markaların gerçek savaş alanında yer alan Türk markasının sayısı iki elin parmaklarını geçmez.

56256

Nakit Avans Mı, Banka Kredisi Mi?

Nakit avans çekmek, bazı durumlarda ihtiyaç kredisi kullanmaktan daha avantajlı olabiliyor.

İhtiyacınız olan nakit parayı bankadan temin etmek istediğinizde karşınıza iki seçenek çıkıyor. Bunlardan biri kredi kartınızdan çekeceğiniz nakit avansken diğer ihtiyaç kredisi. Peki nakit ihtiyacınızı karşılamak için kredi çekmek mi mantıklı, yoksa nakit avans mı?

Hesapkurdu analistlerinden Ekin Özçelik sizin bu iki seçeneğin arasındaki farkları şu şekilde anlattı:

NAKİT AVANSLA İLGİLİ ÖNYARGI VAR

Yüksek faiz oranlarından dolayı nakit avans çekmek ile ilgili herkesin bir ön yargısı bulunuyor. Bu ön yargının yıkılması için çalışmalarda bulunan bankalar da taksitli nakit avans seçeneğini geliştirdi. Ancak bu yeni ürün acaba tüketicinin işine ne kadar yarıyor?

İhtiyaç kredisi ve nakit avansı karşılaştırırken belli başlıkları ele almak gerekir. Bunlar verilen faiz oranı, geri ödeme planı, sunulan vade uzunluğu ve tabi ki ihtiyaç nedeni.

FAİZ ORANI AÇISINDA

Nakit avansın faiz oranları ihtiyaç kredisi faiz oranlarından oldukça yüksektir. Verilen faiz oranı, avans geri ödemesinin yapılmadığı her gün işler ve ödeyeceğiniz tutar katlanır. Üstelik bu faize ek olarak kullanılan rakama göre belli bir oranda kullandırım ücreti de eklenmektedir. Unutmayın bu kullandırım ücreti her şart altında tüketiciden alınmaktadır.

ÖDEME PLANI VE VADE AÇISINDAN

İhtiyaç kredisi yeni yönetmeliklerle birlikte sadece 36 ay vade uzunluğunda kullanılabilinen bir kredi türü olsa da nakit avans ile karşılaştırıldığında daha avantajlıdır. Çünkü nakit avans çekerken maksimum 9 taksit yapılabilmektedir. Taksitli nakit avans denen bu sistem, bankanın kullanıcısını kaçırmamak istemesindendir.

KULLANIM MİKTARI AÇISINDAN

İhtiyaç kredisinde dilediğiniz miktarda kredi çekebilecekken nakit avans kullanımında sadece kredi kartı limitinizin esnekliği sizi kurtarabilir. Kredi kartındaki limit aynı zamanda sizin kullanacağınız nakit avansın miktarını da belirlemektedir. O yüzden bu açıdan bakıldığında da ihtiyaç kredisi çekmek daha mantıklı gözüküyor.

Ancak nakit avans sisteminin hiç mi kolaylık sağladığı, avantajlı olduğu zamanlar yok diye soracak olursanız şöyle cevaplayabiliriz:

-Kısa vadeli veya düşük tutarlı nakit ihtiyaçlarınız için rahatlıkla kullanabilirsiniz.

-Nakit avans çekmek için bankayla görüşmenize gerek yok. Bir ATM’den işlemini hemen gerçekleştirebilirsiniz.

-Banka ile birebir bir işlem yapmadığınızdan KKB kontrolü, kredibilite gibi kavramlarla zaman kaybetmezsiniz.

kaynak

Akaryakıtta tavan fiyat sinyali

EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, akaryakıt dağıtım şirketlerinin kar marjı için önceden belirlenen tavan fiyata uymaması halinde müdahale edileceğini belirtti.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, akaryakıt dağıtım şirketlerinin kar marjı için daha önce belirlenen tavan fiyata uymaması halinde müdahale edileceğinin sinyalini verdi.

Akaryakıtta tavan fiyat uygulamalarına ilişkin açıklamalarda bulunan EPDK Başkanı Yılmaz, “Şu anda elimizdeki rakamlara göre akaryakıt kâr marjları 43-46 kuruş arasında değişiyor. Bunun sağlıklı bir kâr marjı olduğunu düşünmüyoruz” dedi.

‘DAĞITIM ŞİRKETLERİNE MÜDAHALE EDEBİLİRİZ’
Daha önce kurul toplantılarında akaryakıtta dağıtım şirketleri için kâr marjını 37 kuruş olarak tespit ettiklerini belirten Yılmaz, “Dağıtım şirketlerinin bu fiyatları bir sinyal olarak alması gerekiyor. Bu dikkate alınmazsa bu hususta çalışma başlatmak durumda kalırız. Elbette taban fiyatı sinyalini vermek durumundayız” ifadesini kullandı.

Ucuz akaryakıt tüketimi konusunda tüketicilere uyarılarda bulunan Yılmaz, “Lisanlı akaryakıt bayilerinden hangisi ucuz ise oradan akaryakıt almalılar. Çünkü 1 kuruş ucuz akaryakıtın maliyeti 250 milyon TL civarında. Tüketicilerin 1-2 kuruş diyerek bu meblağları küçümsememesi lazım” diye konuştu.

Yılmaz, Türkiye’de 2005 yılından itibaren serbest piyasa uygulamasının söz konusu olduğunu hatırlatarak, şöyle devam etti:

“5011 sayılı kanunun 10. maddesindeki fiyat oluşumuna ilişkin EPDK, tavan ve taban fiyat uygulaması yetkisine sahip. Piyasada ‘EPDK sadece tavan fiyat uyguluyor’ diye yanlış bir algı var. EPDK’nın taban fiyat uygulama yetkisi de bulunuyor. Yani rekabeti engelleyici bir durum oluşursa fiyatlarda bizim buna müdahale yetkimiz var. Biz de 2005’den bu yana iki kez bu yetkiyi kullandık.”

‘PETROL FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞ TÜRKİYE’Yİ ETKİLEMEZ’
Son dönemde düşüş gösteren brent petrol fiyatlarına da değinen Yılmaz, “Türkiye’deki akaryakıt fiyatlarının oluşumuyla brent petrol fiyatı arasında doğrudan kısa süreli bir ilişki kurmak çok doğru değil” değerlendirmesinde bulundu.

Dünya petrol fiyatlarındaki düşüşün, Türkiye’yedeki akaryakıt fiyatlarına kısa sürede etki etmeyeceğini dile getiren Yılmaz şunları kaydetti:

“Bir hafta on gün gibi kısa bir sürede brent petroldeki düşüşün akaryakıt fiyatlarına doğrudan hemen yansımasını beklemek çok doğru değil. Akaryakıt fiyatlarını oluşmunda başka enstrümanlar da devreye girer. Bunların da dikkate alınması lazım. Akaryakıt fiyatının oluşumunda döviz fiyatlarının etkisi çok önemli. Uluslarası akaryakıt fiyatlarının oluşumunda en önemli etkenlerden biri arz talep dengesi. Brent petroldeki kısa süreli iniş çıkışların fiyatları doğrudan etkilemediğini görüyoruz. Fiyatı arz ve talep dengesi oluşturuyor. Maalesef piyasada, tüketicide yanlış bir algılama söz konusu. Kısa sürede böyle bir yansıma söz konusu değil. Çünkü akaryakıt fiyatının oluşumunda döviz fiyatlarının etkisi çok önemli.”

kaynak