Mutlaka Birine Denk Geldiğiniz ya da Geleceğiniz 13 Patron Tipi

İş hayatında çok farklı insanlarla çalışma fırsatı buluyoruz, bunların başında da patronlar geliyor. Kimisi babacan, arkadaş canlısı, sevimli olurken kimisi de çalışma hayatımızı zindana çevirebiliyor. İşte genel olarak karşılaştığımız 13 patron tipi.

1. İşkolik: Çalışıyoruz değil mi arkadaşlar?

Tek odak noktası çalışanlarının çalışıyor olmasıdır. Bunu da öğrenmek için değil sözüm ona çalışanlarını motive etmek için sürekli hatırlatır. Hayatındaki tek varlığı işiymiş gibi davranır, ailesi, arkadaşları, boş zamanlarında yaptığı uğraşlar olmadığını düşündürür. Her koşulda sizin sadece iş yapmanızı tercih eder. Sizi sürekli çalışmaya teşvik eden bir patrona sahip olmak iyi gibi görünse de ara sıra onun insani yönlerini de görmek hoş olabilir.  İyi geçinmek istiyorsanız izin istemeyin, sürekli çalışın, tüm sorularınız iş ile ilgili olsun ve özelinizi açmayın, onun özeline de hiç bulaşmayın.

2. Babacan: Olur olur halledersin…

Çalışanlarına babacan bir tavırla yaklaşmanın onların hayatlarını kolaylaştıracağını, iş yükünü biraz olsun omuzlarından alacağını düşünürler. Tatlı dilli, isteklerinizi kabul eden, hoşgörülü bir yapıları vardır. Ancak zaman içerisinde bu tavır sizi iş yapmamaya sevk eder, nasıl olsa patron kızmıyor, ses çıkarmıyor değil mi? Duygusal, yalana karşı aşırı hassas tipte patronlardır. Siz nasıl ki ona çok güveniyorsanız onun da size güvenmeye ihtiyacı vardır. İyi niyetini sömürmeyin, suistimal etmeyin ve tembelliğe alışmayın gerisi hallolur.

3. Sorunlu: Bir işi de becerin!

İş yerine geliş amacı çatacak birilerini bulmak olan patrondur. Bir insanın sürekli bu kadar negatif olmasına siz de şaşıracaksınız ama bu arkadaş böyledir. Sizi sürekli aşağılar, özel hayatınıza müdahale eder, yeri gelir sevgilinizle ilgili rahatsız edici sorular bile sorabilir. Kadın olsun erkek olsun böyle patrondan bir an önce uzaklaşmakta fayda var. Uzaklaşamıyorsanız iş dışında hiçbir şeyinizi paylaşmayın.

4. Kanka: boşver işi gel biraz hava alalım

İşe jean-gömlek ile gelecek kadar rahat, masanıza gelip sizinle kahve içecek, hal hatır soracak, hafta sonu halı saha maçına gelip gelemeyeceğinizi öğrenmek isteyecektir. Eğer gerçekten kafa dengi biriyse sizin işlerinizi kolaylaştıracaktır bu patron ama patronu ile arkadaş olmak istemeyen, onunla takılmaktan rahatsız olan biriyseniz işiniz zor çünkü peşinizi bırakmayacaktır. Çalışanları ile gönül ilişkisine girmeye meyilli patronlardır. Adımlarınızı dikkatli atmanızı, o ne kadar rahat olursa olsun sizin dizginleri bırakmamanızı öneririz. Esprilerine gülmeyi ihmal etmeyin ama.

5. Zalım: O kadarını ben de biliyorum Nazlı hanım!

Çocuğu olsanız bu kadar rahat azarlayamaz. Çalışanların, müşterilerin önünde sizi küçük düşürmekten, azarlamaktan çekinmez. Yaptığınız hiçbir işi beğenmez, sizi neden kovmadığına anlam veremezsiniz çünkü sizden zerre memnun değildir. Maaşınızı verirken bile “hak etmiyorsun ya al bakalım” demekten çekinmez. Sorsanız bunları sizin yetişmeniz için yapıyordur ama değil kötü birisi o. Derhal kaçın!

6. Kayıp: Bugün ofis dışındayım bir şey olursa ararsınız

Kendisi olmadan da işlerin yürüdüğünü görmek istercesine bir tavır içindedir. Ofise boş zamanlarında uğrar, işlerini telefonla halletmeye çalışır, sürekli toplantılara, iş gezilerine gider. Ofiste olduğu zamanlarda da arayanlara ofis dışında dedirtir, size inisiyatif tanımadığı gibi bütün işleri de sizin halletmenizi bekler. Ofiste bulunmaması işlerden haberdar olmayacağı anlamına gelmez, her şeyi bilmek, onaylamak ister. İşler kötü giderse tek sorumlusu siz olursunuz zira o hep işiyle ilgilidir, takiptedir. İstediklerini tam olarak yapmanız önemli, her adımdan haberdar edin ki benim bundan neden haberim yok diyemesin?

7. Biçilmiş kaftan: Ben bir iş yeri açsam orası burası olurdu

Kendiniz bir patron tipi oluştursanız bu kadar iyisini yapamazdınız. İstediğiniz bir ofis, verilen sözlerin tutulması, sürpriz primler, teşvik edici e-postalar, vb. daha ne isteyebilirsiniz ki? Happy hour partiler, birlikte gidilen ofis yemekleri, piknikler, kendinizi iyi hissetmeniz için ihtiyaçlarınızın anında karşılanması. Kısacası her çalışanın hayali bir patron. Fazla anlatıp da nazar değdirmeyin.

8. Hallederiz: Tamam o kolay sen elindekini bitir önce

Siz yeter ki çalışın, elinizdeki işleri bitirin de izin, zam, vb. işler kolay, hemen halleder. Ama halletmez. Sizi çalıştırmak, işe motive etmek için her vaatte bulunabilir. Onun için yapılmayacak şey yoktur. 15 gün izin, %45 zam, ikramiye, prim her şey mümkün kafanıza takmayın işinizi yapın. Size ucuna havuç takılı sopa tutmaktan başka bir şey yapmazlar. Ne oldu son işinizden hak ettiğiniz fazla mesai bile aylardır yok değil mi? Size önerimiz vaatlerine kanmayı artık bırakın, belki bu sefer olur diye diye sırtınıza iyice bindirdiniz zaten.

9. Buranın patronu benim: Yalnız onu öyle yapmıyoruz!

Kendisi her şeyi bilir, sizin de bilmeniz için her gün size aklınıza hayalinize gelmeyecek şeyler öğretmeye kalkar. Bilgisayarı nasıl açıp kapatacağınızı, yazıcıya nasıl kağıt yerleştireceğinizi, çayın nasıl demlenmesi gerektiğini hep o öğretecektir size, çünkü patronunuzdur ve sizin bunu bilmenizi sağlamalıdır. Her fırsatta size müdahale eder, belinizin ağrımaması için nasıl oturmanız gerektiğini dahi size anlatacaktır. Ona size bir şeyler öğretmesi için fırsatlar sunun, kendinizi de aptal gibi göstermemeye dikkat edin. Zira aptalları hiç sevmezler.

10. Titiz: Fontu değiştirelim, biraz daha büyük punto kullanalım

Her şeyi şirket yararına kontrol eder. Maddi konulardan, ruh halinize, yazdığınız yazıdan yaptığınız sunuma kadar her şey onun kontrolünde olmalıdır. Bir patron nasıl olur da bunca işi arasında sizin yazdığınız dilekçenin imlasını kontrol ediyor şaşırırsınız. Şaşırmayın, boş zaman yaratma üstadı ile karşı karşıyasınız. Bu patron yaratıcılığı öldürür, kişinin performansını iş için değil de yaptığı işlerde hata olmaması için kendisini tekrar tekrar kontrol etmek için kullanmasına sebep olur. Hatasız ama verimsiz biri olur çıkarsınız.

11. Burada ne işim var: Hadi hadi hadi

Bulunduğu yeri içine sindiremeyen, daha yüksek mevkilerde olması gerektiğine inanan, bu amaç uğruna sizin de adanmışlıkla çalışmanızı bekleyen yükselme arzusuyla dolu patron tipidir. Sizinle birlikte çalışıyor mu yoksa kendisi için sizi mi çalıştırıyor vakti gelmeden anlayamazsınız. Büyük ihtimalle zirvede tek kişilik yer var diye düşünüyordur. Ofis içinde olan biteni dedikodu olarak değil de patronun bilmesi gerekli minvalinde anlatırsanız çok hoşuna gidecektir.

12. Brain storming: Arkadaşlar bunu konuşalım

Fikirleri kafasından taşan, her gün yeni bir öneri, yeni bir bakış açısı ile gelen, her yeniliği, işiyle ilgili her yayını, siteyi takip eden patron tipidir. Sürekli olarak işi nasıl daha ileri taşıyabiliriz diye planlar yapar ve sizi de bu sürece dahil eder. Beyin fırtınası yapmak için doğmuştur. Sizin 24 saat çalışmanızı bekler, fazla mesai diye bir şey yoktur çünkü gün 24 saattir ve hepsi mesaidir. Hayallerini gerçekleştirmek için çalışmayacaksınız da ne yapacaksınız? Eğer işinizi onun kadar sevmiyorsanız işiniz zor. bir iyi özelliği var ki çalışanına, fikirlerine değer verir.

13. Hesap makinesi: Arkadaşlar bir kahve içmek 15 dakika sürmez ki?

Hayatı istatistik olmuş patron tipi.  İşe geliş saatinizden, çıkış saatinize, kaç defa sigara, kahve molası verdiğinize, günde kaç kere tuvalete gittiğinize, her süreye dikkat eder. Bir iş verirken “bu işi en fazla 1 saat sürer” diyerek size işin ne kadar sürede biteceğini söyler. Eğer o sürede bitirmediyseniz sebeplerini sorar, bir daha olmaması için gereken şeylerin bir listesini ister, inceler ve gereken önlemleri alır. Siz onun için rakamlar, sayılar bütünüsünüz, yaptığınız her şey hesaplanabilir ve istatistiğe dökülebilir. Yaptığınız şeyleri ona matematik olarak anlatın çok daha iyi anlayacaktır.

kaynak

İşte Dünyanın En Zenginleri

Forbes Dergisi, 2014 dünyanın en zenginleri listesini açıkladı. Forbes ekibinin küresel çapta belirlediği bin 645 milyoner, geçtiğimiz yıl 5.4 trilyon dolar olan servetini 2014’te toplamda 6.4 trilyon dolara çıkardı. Bu yıl 42’si kadın olmak üzere 268 yeni zengin listeye girdi.

Bill Gates dört yıl aradan sonra telekomünikasyon devi Meksikalı Carlos Slim’i ikinci sıraya iterek zirveye oturdu. Üçüncü sırayı Zara markasıyla bilinen İspanyol perakende zinciri sahibi Amancio Ortega aldı. Son 20 yılın 15’inde en zenginler listesinde yerini alan, bu yıl toplam net geliri 76 milyar dolar olan Gates’in geçen seneki mal varlığı 67 milyar dolar kaydedilmişti.

En zengin ilk 20 kişi arasına, bu yıl en az 32 milyar dolar gelir elde edenler girerken, geçen yıl bu rakam 23 milyar dolardı.

Listeye ağırlıklı olarak teknoloji şirketleri girdi. Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg listede, net kârı en çok artan kişi. Zuckerberg, sosyal paylaşım sitelerine ait hisselerinin değer kazanmasıyla, gelirini ikiye katlayıp 28.5 milyar dolara çıkardı. Facebook’un operasyonlarından sorumlu müdürü Sheryl Sandberg de bu yıl ilk defa Forbes’un ‘en zenginler listesi’ ne girdi. WhatsApp mesajlaşma uygulamasının kurucuları Jan Koum ve Brian Acton da, Facebook’un firmayı 19 milyar dolara satın almasıyla, Forbes’un listesine 200 ve 551’inci sıradan girdi.

Forbes’un en zengin kişiler listesine, dünyanın en büyük ekonomisi ABD’den 492 kişi girdi.

ABD’nin ardından listede en çok 468 kişiyle Avrupalı milyarderler yer aldı. Avrupa’yı da 444 milyarder ile Asya takip etti.

Forbes’un listesi zenginlerin sayısının giderek arttığını gösterirken listeye bu yıl ilk defa Cezayir, Litvanya, Tanzanya ve Uganda da girdi. Afrika’nın en zengini diye bilinen Nijeryalı Aliko Dangote, 25 milyar dolarlık geliriyle listenin ilk 25 sırasında yer alan ilk Afrikalı oldu. Listeye İngiltere’nin en zengin işadamı, emlak kralı Gerald Grosvenor ve ailesi de 13 milyar doları bulduğu tahmin edilen servetiyle girdi.

Türkiye
Forbes’un listesinde Türkiye’den de isimler yer aldı. Listeye Türkiye’den giren zenginlerin isimleri ve listedeki sıraları şöyle: Murat Ülker (408), Şarık Tara (483), Hüsnü Özyeğin (551), Erman Ilıcak (609), Semahat Sevim Arsel (796), Mustafa Rahmi Koç (828), Ferit Faik Şahenk (828), Suna Kıraç (973), Filiz Şahenk (988), Mehmet Sinan Tara (1092), Ali İbrahim Ağaoğlu (1143), Ahsen Özokur (1143), Bülent Eczacıbaşı (1154), Faruk Eczacıbaşı (1154), Mehmet Nazif Günal (1154), Mehmet Emin Karamehmet (1154), Hamdi Ulukaya (1210), Mubariz Gurbanoğlu (1284), Mustafa Latif Topbaş (1284), Ahmet Nazif Zorlu (1372), Ahmet Çalık (1465), Aydın Doğan (1465), Deniz Şahenk (1540), Murat Vargı (1565).

5d0300e9cb0896f426ca3f3d78df8668_1299740154

MEGA SİS Mİ, PEGA”SİS” Mİ?

5 Ocak 2014 günü, Pegasus havayolları tarihine PEGASİS olarak kaydedilmeli. Çünkü sıradan bir doğa olayı, koskoca bir havayolu firmasının  halkla ilişkiler ve kriz yönetimi tarihine sisli bir sayfa olarak iz bıraktı.

Elbette yağmur,fırtına, sis gibi hava olayları, sel ve deprem gibi felaketler havayolları firmalarını zor durumda bırakabilir, çoğu kez bu büyük nedenlere (force majeur) boyun eğmekten başka yapacak birşey kalmaz. Yolcular bu durumu olgunlukla karşılar ve kendi yolculuk planlarını revize ederler.

Yakın tarihte de bu tür doğa olayları nedeniyle günlerce hava alanlarında mahsur kalan yolcuların sıkıntıları hafızalarda çok taze. Yoğun kar yağışı, buzlanma, yanardağ patlamaları ve hatta  grevler nedeniyle binlerce yolcunun sıkıntısı günlerce haber bültenlerinde ilk sırada yer aldı.

Bu doğal durumların bırakın sıkça yaşanma olasılığını, bir defa yaşanması için bile olsa havayolları firmalarının kriz yönetimi konusunda strateji geliştirmeleri gereği ise gün gibi açık. Pegasus’un Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Ali SDSCN0183abancı da bir ropörtajında bu konuya değinmiş:

“Hayatta ummadığın anda neler olabileceğini gördüğün için önlemini farklı alıyorsun. Bir Ürdün seyahatinde büyükelçimiz bana zırhlı araç göndermiş. Şoföre “Hayırdır bir sorun mu var” dedim. O da “Yok Ali Bey ama sıkıntının bir defa olması yeterli” dedi. Anladın mı adamın verdiği dersi?”, diyerek[1].

Havayolları firmaları yolcularına güvenli bir uçuş kadar kriz drumlarında azami konforu sağlama sorumluluğnu üstlenmek durumunda. Bu konuda yolcuyla imzalanan sözleşmeler kadar, uluslararası havacılık kuralları ve oluşan gelenekler de geçerli.

Kurumsallaşmış ve sektördeki rekabet koşullarını sadece karlılık düzleminde değil, müşteri sadakati ile de sağlamayı başarmış olan firmalar.Pegasus havayolları ise sadece düşük maliyetli ve çıplak bilet satan bir firma olarak konumlandırma yapmak istiyorsa diyecek sözümüz yok. Uzun ömürler dileriz!

5 Ocak’ta yaşananlar sisli bir sayfa oluşturmakla kalmayacak türden. Neler olmuş yakından bakalım:

  • Saat 19′ da sis nedeniyle THY, Sun Express, Onur Air tarafından iptal edilen İstanbul -İzmir seferleri Pegasus tarafından iptal edilmiyor; yolcuların ısrarlı soruları seferin yapılacağı şeklinde cevaplanıyor. (Sefer iptal etmeme inadı nedir, nedeni anlaşılamamıştır)
  • Saat 21’e yaklaşırken gecikme anonsu yapılıyor. Sonra aynı anonsa daha ileri bir saat için tazeleniyor. Sonra kapı değiştiriliyor. Saat 22.30 da yolcular uçağa alınıyor. THY’nin iptal ettiği seferin nasıl yapılacağı yolcuları tedirgin ediyor.
  • Yolcular kemerleri bağlı olarak 50 dakika uçakta oturuyor. Hiçbir bilgi verilmezken yolcular huzursuz olup soru sormaya başlıyor. Pegasus Hava Yolları Genel Müdür Yardımcısı da olduğu öğrenilen Kaptan Pilot, önce hava raporu beklediklerini; ardından  görüş alanının azaldığını uçusun yapılamayacağını bildirip yolcuların körükten geri giderek tekrar salona alınacağını bildiriyor.
  • Uçağa alınırken “hoşgeldiniz” bile denmeyen ve asık  suratla karşılanan yolcular inerken de muhatap alınmıyor.(daha sonra anlaşılıyor ki bu uçuş ekibi iptal edilen başka bir seferin dinlenmeden İzmir seferine yönlendirilen yorgun ekibi)
  • Bekleme salonundaki eski yerlerine dönen yolcular gerginlik yaşıyor, sorularla muhatap arıyor. “Diğer havayollarının gördüğü sisi Pegasus kaptanı 6 saat sonra mı görmüş ?, uçuş iptal edilecek mi?, neden yetkili bulamıyoruz?” Genç Pegasus personeli birbiriyle tutarlı olamayan cevaplar veriyor.
  • Personelin müşteri hizmetleri telefonuna yönlendirdiği yolcular, başvurmak için 800’lü numarayı soruyor. Personel cevap veriyor:“bilmiyorum”
  • Bu arada anonslardan Trabzon, Antakya, Mardin gibi diğer seferlerin de gecikme anonsları yapılıyor ve yolcular gergin.Her kapı önünde bie  iki Pegasus görevlisi var. Hepsi genç ve yaptıkları açıklamalar ikna edici değil. Yolcular gruplar halinde görevlilerle tartışma yaşıyor.
  • Hava açılınca mutlaka seferin yapılacağı söylenerek yolcuların beklemesi isteniyor. Tepkiler artınca hava raporu beklendiği bildiriliyor. Yarım saat daha kazanılıyor. Nihayet uçusun iptal edildiği ilan ediliyor.
  • Bu arada dış hat bağlantılı uçuş yapan yolculara konaklama olanağı sağlanacağı, bu hakkın iç hat yolcular için geçerli olmadığı, isteyen yolcuların biletlerini iade edebileceği, isteyenlerin sabah uçuşlarıyla bilet değişikliği yapabileceği, sabah uçuşlarında çok sayıda yer bulunduğu söyleniyor.
  • İstanbulda oturan bazı yolcular biletlerinden vaz geçip evlerine dönüyor.
  • Özellikle yurtdışı bağlantılı olan yolcular uzun süredir yorgun olduklarından konaklama için sabırsızlanıyor.
  • Konaklama için belli bir otelle anlaşmaları bulunmadığını, mail yoluyla otellerde boş yer aranacağını , bu nedenle beklemek gerektiğini bildiriyor yetkililer.
  • Yolcular aşağı salona alınarak kapıya yakın bir yerde bekletilirken Miracle Residence’a ait bir otobüs konaklama için yolcuları almaya geliyor. Kimlerin gideceğine dair havayollarına ait bir liste bulunmadığından yolcular kendi aralarında bir kağıda isim yazıp yetkililere veriyor.
  • Bu listeler görevliler tarafından tek tek ve tekrar tekrar isim sorularak salonda ve otobüsün içinde temize çekiliyor. Bir okul gezisinde sınıf temsilcisinin kontrolüne benziyor bu amatör çalışma. Salonda, kapıda ve otobüsün içinde, “siz nerden geldiniz, nereye gideceksiniz” soruları tekrarlanıyor.
  • Konaklama için özel eşyalarına ihtiyaç duyan yolcular bavullarına ulaşmak istiyor. Az önce uçmayı bekledikleri uçaktan boşaltıldığını öğrendikleri bagajlarını bulmak için ters trafikle salonlar arasında koşuşturarak bagajlarını bulmaya çalışıyorlar.
  • Bu arada otele ait otobüs hareket ediyor.Yolcular bagajlarını bulduklarında otobüsün gitmiş olduğunu fark ediyor.
  • Görevlilere ulaşmak, bilgi almak, ilgi görmek gerçek bir iletişim becerisini gerektiriyor.
  • En sık duyulan vaad “otelinize gidin, biz size SMS ile ek sefer bilgisi yollayacagız, siz gelip uçacaksınız”.
  • Otele vasıl olabilenler şanslı yolculardan daha şanslı olanları konaklama olanağı buluyor. Çift olarak yolculuk yapanlar bu yolcular. Tek seyahat edenlere “uygunsuz bir teklif”te bulunuyor. Adını bile bilmediği başka bir yolcu ile geceyi geçirmesi gerektiği bildiriliyor. Pagasusun otel ile anlaşmasının bu şekilde olması nedeniyle yapılabilecek birşey olmadığını söyleyen resepsiyon görevlisine, bu durumda kalan dört yolcudan biri, tek kişilik oda farkı ödeme teklifi yaptığında “otelde boş yer kalmadığı” söyleniyor.
  • Otel lobisinde bekleyen yolculara bir çay bile ikram edilmiyor. Yolcular otel fiyatlarıyla lobideki bardan su, çay vs satın alarak sakinleşmeye çalışıyorlar.
  • Tekrar havaalanına gidecek olan bir minibüsle havaalanına dönmeyi tercih eden şanssız yolcular görüş mesafesini 20 metreye indiren yoğun sisin aslında kendileri kadar Pegasus için de geleceğe uzanan bir sis olduğunu düşünmeye başlıyorlar.
  • Buraya kadar okuyabildiyseniz sabrınız için tebrikler ve teşekkürler.Ancak olay yeni başlıyor.
  • Havalanına dönen yolcular Pegasus bilet gişesi önündeki mahşeri kalablık nedeniyle biletlerini başka bir uçuşla değiştiremiyorlar. İnternet üzerinden değişiklik yapılamıyor. Çünkü internet erişimi çöknüş durumda.Çağrı merkezi cevap vermiyor.Görevliler bunalmış durumda.
  • Bir yolcunun 13 yaşındaki oğlu kayıp. Devamlı anons yapılıyor. Baba perişan.
  • Gişeler önünde kavga çıkıyor, camlar kırılıyor, sağlık görevlileri müdahale ediyor.Nedeni biletlerini iade etmek isteyen çok sayıda insana rutin ekibiyle cevap vermeye çalışan ve talebi karşılamayan gişe görevlileri önünde oluşan uzun can sıkıcı kuyruklar.
  • Almanya uçuşları ve Diyarbakır, Antakya, Kayseri, Mardin gibi İstanbula uzak illerin yolcuları seferlerin de az sayıda olması nedeniyle daha çok mağduriyet yaşıyor.
  • Genç görevliler bunalmış yüz ifadeleriyle sadece yolcu isteklerini geçici bir süre için püskürtmeye çabalıyor. Yoğun bir informel iletişim var. Tüm yolcular birbirinden bilgi alıp hızla çevresine yayıyor.Bu arada taş zeminde sere serpe uyumaya çalışan yolcular perişan.
  • Pegasus görevlileri hala ek sefer yapılacagını söyeleyerek yolcuları oyalıyor. Bilet ofisinden informel bir bilgi alınıyor: Bir görevli diğerine seslenirken duyulan ses “ek sefer imkansız” diyor. Oysa yolculara hala hep beklemeleri söyleniyor, saat sabah 5 iken.Gün ağarırken  sisin kalktığını gören yolcular, uçuş anonslarını suyunca seviniyor. Ancak gişeler önündeki kalabalık devam ediyor.En can yakan kısmı da o söz verilen ek seferlerin konmaması, bu arada ek seferle hakkının saklı kalacağını zanneden yolcuların tarfeli seferlere yönlendirilmesi; tarifeli sabah seferleri dolduğu için yolcuların ortada kalması.Açıkça yetkililerin verdiği hiçbir sözün yerine gelmediğinin görüldüğü an bu an.
  • Bu arada 2 yıldır Pegasus hava Yollarında çakıştığını belirten ve saat 21’den beri çözüm için çabalayan A.Ç. isimli personelle yapılan görüşmede bir itiraf duyuluyor. “Biz böyle durumlar için eğitim almadık, ne yapacağımızı bilmiyoruz doğrusu”.
  • Ek sefer koymanın mümkün olmayacagı, tarifeli seferlerde yer bulunursa bilet değişimi yapabileceği bildirilen yolculardan, şu anda yer bulunamayacağı için  akşama kadar alanda beklemeleri isteniyor.
  • Yabancı yolculara yeterli açıklama yapılamadığı görülüyor. Yetersiz yabancı dil bilgisi nedeniyle personelin görevlerini diğer yolcular üstleniyor. Yabancı bir yolcu geldiğinde hızla alandan uzaklaşan görevlilerin hali gerçekten üzücü.
  • 24 saattir yolda olan bir yolcu daha fazla dayanamayıp bir taksiye atlıyor ve otobüsle İzmir’e dönmeye çalışıyor. Dilinde bir şarkı:”Elveda PegaSİS”

İşletmeciliğin rutinde kolay , krizde zor olduğunu bilen bu satırların yazarı yolcu, yol boyunca düşünüyor.

Tutarlı ve yetkili ağızdan yapılacak bir açıklama yapmak,

Yolcularına saygılı ve sahiplenici olmak,

“Sis bizim suçumuz değil” demeyi bilen ancak bu kargaşayı yönetemediğini kabul etmeyen göevlilere halkla ilişkiler kavramını öğretmek,

Kriz durumunda ne yapacağını bilmeyen ve bu konuda eğitim almadıklarını itiraf eden personeline eğitim vermek, bu kadar zor mu?

Suyu, sandviçi onbin metre yüksekte para bozarak satma becerisi kazandırılmış personel elbette krizde nasıl davranacağını da öğrenebilirdi.Hepsinin çaresizlik içinde koşuşturası ve kimseyi memnun edememeiş olması ayrıca üzücü.

Sadece “low cost” prensibi bir firmayı ne kadar ayakta tutar diye derin düşüncelere sevk ediyor insanı . Sayın Ali Sabancı’nın Ürdün büyükelçisinin proaktif yaklaşımından ders almamış olduğunu düşündürüyor bu durum.

25 milyon dolar baba parası batırdığını söyleyen Sayın Sabancı’nın Pegasus’u da batırmaması dileğinde bulunuyorum. Çünkü müşterisine değer ve önem vermeyen her firmanın para kazansa bile sevilmeyen bir marka olma riski  açıkça görünüyor.

“Sıkıntının bir defa olması” yeterli- miydi? Sanırım Pegasus için değil. Çünkü pek ders alınmış gibi görünmüyor. Değişik yollardan iletilen şikayet mesajlarına bir telefonla cevap verilip özür dilenmiş bile değil.

Tebrikler Pegasis.Harikasınız.



[1] http://ekonomi.haberturk.com/makro-ekonomi/haber/753329-25-milyon-dolar-baba-parasi-batirdim

GE Türkiye İnovasyon Yarışması

GE-Logo

Global ölçekte faaliyet gösteren General Electric (GE), sağlık hizmetleri, enerji üretimi, havacılık ve ulaşım alanlarında çözümler yaratacak teknolojiler sunmaktadır. GE, sağlık ve enerji alanında inovatif fikirleri olan gençleri yarışmasına katılmak üzere davet ediyor. 

 Son başvuru tarihi: 27 Aralık 2013

Detaylı bilgi ve başvuru için: http://www.geinnovationchallenge.com/

Ben-©-EDE inovatif fikirler için en doğru adres gençler…

Global Social Venture Competition

Dünyada yükselen trend artık sosyal girişimcilik. Bu anlamda sürdürülebilir uzun vadeli global bir iş planı oluşturma peşindeyseniz Global Social Venture Competition (GSVC) başvurmanız gereken bir referans noktası.

gsvc-logo-454

GSVC dünya genelinde sosyal girişimciler için danışmanlık ve tanıtım hizmeti sağlayan, belirli dönemlerde ödüller veren ve öğrenciler tarafından yönetilen bir iş planıdır.

Yarışmada amaç; salt yeni bir iş fikri ile girişimciliği desteklemek değil aynı zamanda sosyal etki de yaratacak yenilikçi uygulamaları hayata geçirebilmektir. 1999 yılında kurulan GSVC’nin Türkiye ve bölge partneri Koç Üniversitesi. Yarışmaya katılımda Koç Üniversitesi’nin mentorluk desteği de bulunmakta.

Yarışmada başarı elde etmiş başarılı girişim örnekleri arasında d.light, SANERGY, revolution FOODS, Husk Power Systems yer alıyor.  Türkiye’deki sosyal girişim örnekleri arasında ise çöp(m)adam, yeşilist, tarımsalpazarlamacom akla geliyor.

Eğer öğrenci iseniz takımınızı kurun ve yarışmaya katılın.

Özet iş planını göndermek için son başvuru tarihi 17 Ocak 2014.

Detaylı bilgi ve başvuru için: http://gsvc.ku.edu.tr/tr/home

Ben-©-EDE girişimci olmanın ötesinde sosyal girişimci olmak uzun vadeli başarı önem arz ediyor…

 

Girişim Kampüsü-II Yarışması

girişim-kampüsüliyakat logoLİYAKAT (Lider Yaratıcı Katılımcılar Derneği) bu yıl Girişim Kampüsü projesinin ikincisini hayata geçiriyor. 18-40 yaş arası katılımcılara açık olan ve yeni iş fikirlerini hayata geçirmeyi amaçlayan bu proje ile LİYAKAT, genç girişimcilere yeni bir seçenek sunuyor. Yarışmaya bir iş fikri ile başvuranlara öncelikle eğitimler verilecek ve seçilen 10 proje mentorlar eşliğinde iş fikirlerini geliştirecekler. Yarışma süresince adaylar melek yatırımcılar ile tanışma ve projelerini onlara sunma fırsatı bulabilecekler.

Projeye son başvuru tarihi 9 Aralık 2013.

Detaylı bilgi ve başvuru için: www.girsimkampusu.com

Ben-©-EDE siz bu yarışmaya katılın…

Henkel İnovasyon Yarışması

Dünya’da devam eden inovasyon ve sürdürülebilirlik çalışmaları hızla devam ederken global çapta faliyet gösteren işletmeler bu anlamda yeni kaynak arayışı içine giriyorlar. Bunların en son örneği de merkezi Düsseldorf’ta bulunan ünlü Alman şirketi Henkel. Henkel global ölçekte yaklaşık 47 bin çalışanı ile çamaşır ve ev bakımı, güzellik ve yapıştırıcı teknolojileri olmak üzere üç temel iş alanında faaliyet gösteren uluslararası ölçekte faaliyet gösteren en büyük Alman şirketlerinden biridir.

Henkel Innovation Challenge’da amaç yenilikçi ve sürdürülebilir bir ürün ya da teknoloji fikirleri yaratmak. Tüm Dünya’dan öğrencilerin katılabileceği bu yarışmada yenilikçi fikirler Henkel yöneticilerinin mentorluğunda yarışacak.

Yarışma detayları ve katılım: www.henkelchallenge.com Standardlogo_Henkel_1to2.jpg

Ben-©-EDE geleceğimiz inovasyon ve sürdürülebilirlik çalışmalarında…

 

Yeni Dünyanın İnsan Kaynağı İhtiyacı

 

Üniversitelerde bugün geçerli eğitim-öğretim şablonu yaklaşık otuz yıl önce oluşturuldu. Otuz yıl önce üstelik sadece yerel ihtiyaçlar dikkate alınarak oluşturulan sistemin ürettiği çıktılar bugünün dünyasını açıklamaktan uzak. Otuz yıl önceki Türkiye ve dünya bugünkünden çok farklıydı. Teknolojik araç gereçle olan ilişkilerimiz, uluslararası ilişkiler sistemi, uluslararası ticaret sistemi bugünle karşılaştırlamaycak kadar farklıydı. O gün oluşturulan şablona göre ülkenin ihtiyaç duyduğu alanlarda insan gücü yetiştirmek amaçlanıyordu. Bugün ise yetiştirilecek insanların dünya standartlarında olması gerekiyor. O gün sayılan mesleklerin çoğu bugün yok. Otuz yıl önce hayal bile edilemeyen meslek ve iş alanları var. Ancak bu alanlarda çalışacak insanları yetiştirecek bir şablon henüz yok. Örneğin bir e-ticaret, sosyal medya, nöro pazarlama, uygulama geliştirici, içerik yöneticisi gibi  günümüzün popüler alanlarına yönelik uzman yetiştiren programlar henüz ortada yok.

 

Teknolojinin yarattığı imkanlarla insan hayatı baştan aşağı değişmekte ihtiyaçlar farklaşmaktadır. Sağlık, beslenme, alışveriş, eğlence, spor, sosyal hayat gibi hayatın temel alanları yeniden tanımlanıyor ve bu alanlarda yeni meslekler ortaya çıkıyor.  Ticaretten, ulaşıma, lojistikten, eğitme her meslek alanının içeriği değişiyor. Daha önce hiç duymadığımız yeni iş alanları yaratılıyor.Buna paralel olarak geçmişte var olan  bir çok iş alanı  ve meslek de tarihe karışıyor. Bir çok işi makineler, yazılımlar ya da bunların bileşimleri  yapıyor.

 

Bu denli hızlı değişimin ihtiyaç duyduğu insan gücünü yetiştirmek kolay değil. Üniversitelerin de bu gelişmeye uyum sağlaması için zaman gerek. Temel bilim alanları içinde meydana gelen bu değişimlerin ortaya çıkardığı ara insan ihtiyacının yetiştirilmesi için farklı disiplinlerin kesişim kümesini bulmak gerekiyor.  Örneğin temel tıp alanlarından birisi olan nöroloji ile sosyal bilimlerin önemli konularından birisi olan pazarlamanın yolu kesişerek nöropazarlama diye bir alan ortaya çıkıyor.  Bu alanda çalışacak insan gücünün hem tıp hem de pazarlama bilgisi olması gerekiyor. Böyle farklı disiplinlerin kesiştiği çok sayıda alan var. Bu alanlara insan yetiştirmek için eğitim-öğretim şablonunun  günümüz ihtiyaçlarına uyarlanması gerekiyor. Otuz yıl önceki meslek kodları bugün var olmaya devam etse bile içerikleri çok farklı. Farklı disiplinlerin yarattığı bilgi birikimini kullanmak gerek. Örneğin  istatistik kapsamına veri madenciliği de eklendi. Ekonomi teorisinin üzerine gelişmiş ekonometrik modelleri inşa etmek adeta bir zorunluluk.

 

Herşey bu denli hızla gelişirken otuz yıl öncesinin şablonları üzerinden dünyayı algılamak çok zor. Köklü reformlarla bu şablonları yeniden oluşturmak gerek. Üniversitelerin işlevlerini yeniden tanımlamak adeta bir zorunluluk. Beş yıl sonra var olacağı şüpheli bir iş alanı için işgücü yetiştirmek yerine sürekli değişen dünyayı kavrama ve uyum sağlama yeteneğine sahip insanlar yetiştirmek gerek.

 

 

 

TSE’den Avrupa’ya ihracat

Türk Standardları Enstitüsü (TSE) ilk kez Avrupa ülkelerine “Kalite Belgelendirme Modeli” ihraç etti

TSE’den yapılan yazılı açıklamada, Avrupa Kalite Teşkilatının (EOQ), Enstitü’nün, müşteri memnuniyeti ve müşteri algısını bütün boyutlarıyla ölçen yeni belgelendirme modelini uygulama kararı aldığı bildirildi. 

Müşteri dostu kuruluş (MDK) ve müşteri dostu marka (MDM) belgelendirmelerinin, 35 Avrupa ve Akdeniz ülkesinde, TSE koordinasyon ve yönetiminde yürütüleceği ifade edilen açıklamada, EOQ’nun İstanbul’da yapılan 121. Genel Kurulu’nda, TSE’nin geliştirdiği, müşteri memnuniyeti ile müşteri algısını önceden belirlenen kapsamlı kriterler doğrultusunda çeşitli boyutlarıyla değerlendirecek belgelendirme modelinin, EOQ projesi olarak kabul edildiği belirtildi.

Açıklamada, belgelendirme modeline ilişkin şu ifadelere yer verildi:

“MDK belgelendirmesinde, belge verilecek firmanın müşterilerine sunduğu hizmetlerin belirli bir müşteri memnuniyeti seviyesini sağlayıp sağlamadığı çeşitli kriterlere göre değerlendirilmektedir. MMD belgelendirmesinde ise birden fazla yetkili servisi olan üretici veya ithalatçı firmanın, tespit edilecek asgari sayıdaki yetkili servisleri, MDK belgelendirmesi sürecinden geçmekte ve sürecin başarılı olması durumunda o üretici veya ithalatçı firma MDK belgesi almaya hak kazanmaktadır.

TSE, bu belgelendirme modelini geliştiren kuruluş olarak, projeye katılmak isteyen EOQ üye ülkelerine eğitim, danışmanlık ve doküman desteği sağlayacak. Ayrıca bu ülkelerin yapacağı her belgelendirmeden TSE’nin belge başına ücret alması söz konusu olacak. Bu belgelendirme modelinin EOQ tarafından benimsenmesi ile ilk kez Türkiye’nin geliştirdiği bir kalite belgelendirme modeli Avrupa ülkelerinde uygulanmaya başlanmış olacak. Türkiye’de ayrıca TSE tarafından her yıl MDK ve MDM belgesi alan kuruluşlar arasında yapılacak tetkikler sonucunda elde edilecek puanlara göre sıralama yapılacak ve bu sıralamaya göre yılın en iyi kuruluşu ya da markası ödülü verilecek.”

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak

Vodafone Türkiye’nin yeni Ceo’su Gökhan Öğüt

or1Serpil Timuray, Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkanlığı’nı 1 Kasım 2013 tarihi itibariyle devredecek.
Vodafone Türkiye’de Ticari ve Operasyonel alanlardan sorumlu İcra Kurulu Başkan Vekili Gökhan Öğüt, Vodafone Türkiye’nin yeni İcra Kurulu Başkanı olarak atandı.

Bu görevi 1 Ocak 2009 tarihinden bu yana yürüten Serpil Timuray ise,Vodafone Grubu İcra Kurulu Üyesi ve Afrika, Orta Doğu ve Asya Pasifik (AMAP) Bölge Başkanlığı’na getirildi.

Vodafone Türkiye’de Ticari ve Operasyonel alanlardan sorumlu İcra Kurulu Başkan Vekili olarak görevine devam etmekte olan Gökhan Öğüt, Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkanlığı’nı 1 Kasım 2013 tarihi itibariyle Timuray’dan devralacak.

Vodafone Grubu CEO’su Vittorio Colao yaptığı açıklamada, yönetim yapısındaki değişikliği değerlendirerek: “Çok önemli bir pazarda güçlü ticari ve operasyonel deneyimleriyle Vodafone’nun en başarılı liderlerinden biri olan Timuray’ın devraldığı AMAP Bölge Başkanı ve Vodafone Grubu İcra Kurulu Üyesi olarak üstleneceği yeni görevinde başarılarının devamını diliyorum” dedi.

Yeni görevlendirmeyle ilgili konuşan Serpil Timuray, “Vodafone Türkiye’de son 4 yıldır birlikte çalıştığımız Gökhan Öğüt’ü Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan’ı olarak devraldığı yeni görevinden ötürü tebrik ederim. Vodafone Türkiye son 4 yılda, mobil telekomunikasyon sektörünün “en hızlı büyüyen operatörü” olarak toplam gelirlerini 2 misline, gelir pazar payını yüzde 18.6’dan yüzde 30’a çıkarmış, son mali yılında en yüksek kârlılığına ulaşmıştır. Bu başarılarda büyük payı olan Öğüt’ün şirketin yeni dönemine çok başarılı bir liderlik yapacağına inancım tamdır. Kendisine ve tüm Vodafone Türkiye ekibine başarılarının devamını diliyorum” dedi.

Timuray, 1 Ocak 2014 itibariyle Vodafone Grubu’nun 409 milyon abonesinin yüzde 65’inin bulunduğu, servis gelirlerinin yüzde 30’unu oluşturan ve Vodafone Grubu’nun dünya genelindeki iki yönetim bölgesinden biri olarak konumlanan AMAP Bölge Başkanlığı görevini Nick Read’den devralacak.

Timuray, AMAP Bölge Başkanı olarak atandığı yeni göreviyle Vodafone Grubu İcra Kurulu üyesi olarak, Vodafone Grubu CEO’su Vittorio Colao’ya doğrudan raporlayacak.

2008 yılından bu yana AMAP Bölge Başkanı olarak görev yapan Nick Read ise 1 Ocak 2014 itibariyle Vodafone Grubu Finanstan Sorumlu Üst Düzey Yöneticisi (CFO) olarak atandı.

 

 

 

 

 

 Kaynak